Sual: Peşin fiyatımız 100 liradır. 30 gün vadeliye %3 ekliyoruz veya kredi kartı ile ödemelerde banka komisyonunu tahsil ediyoruz demek uygun mudur?

Cevap: Akdin başında malın ne kadar fiyata satın alındığı belli olmalıdır. Mal satıldıktan sonra fiyat değişmez veya alıcının inisiyatifine bırakılmaz. Ucuz/peşin veya vadeli/pahalı iki alternatiften birini alıcı seçer, akit öylece yapılır.

 

Sual: Müşteri, tanesi 100 liradan 20 tane alsa; satıcı sonra 1 tane hediye gönderse caiz midir?

Cevap: Satıcı akidden sonra müşteriye hediye verebilir; hatta semeni indirebilir. Ama akid esnasında şart edemez.

 

Sual: Müşteriye 100 tane alırsan 1 tane de hediye demek caiz midir?

Cevap: Akid esnasında müşteriye bir menfaat şart edilirse fasid olur. Akidden evvel veya sonra söylerse caiz olur.

 

Sual: Bayi ile müşteri fiyat ve adedde anlaşsa, müşteri sonra 15 günde ödeme yapacağını söylese caiz midir?

Cevap: Bu peşin satış demektir. Rıza ile 15 güne kadar semeni ödeyebilir. Bayi, hilafına bir örf yoksa, daha evvel de isteyebilir. Şu tarihe kadar veresiye veya şu kadar taksitle denmişse, müşteri bu tarihte öder; bayi daha evvel isteyemez.

 

Sual: 100 tane mal satılsa, sotakta 5 tane eksik olup 95 tane gönderilse, müşteri de bunu kabul etse caiz midir?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Çok talep olan mamullerde müşteri stokta ne varsa gönderin dese, caiz midir?

Cevap: Stok bellidir; müşterinin bilmemesi zarar etmez.

 

Sual: Müşteri ile hesaba havale şartıyla 100 liraya satış akdi yapılsa, fatura kesilse, mamul yollansa, yolda kredi kartı ile ödeyeceğini söylese, o zaman bunun fiyatı 102 lira olur dese caiz midir?

Cevap: İptal edip 102 lira üzerinden yeniden akit yapılır.

 

Sual: Mobilya satışında sipariş esnasında kaparo veya ön ödeme alınsa, kalanı ise 2-4 hafta sonra mal tesliminde ödense, caiz midir?

Cevap: Bu peşin sipariş satışıdır. Caizdir.

 

Sual: Bir arsa satın almak istedim. Sahibi satmadı. Toplu Konut İdaresi’ndeki tanıdıklarım vâsıtasıyla istimlâk ettirip, bize konut yapmak üzere tahsis ettirmemiz câiz midir?

Cevap: Bir zâlim veya ehl-i örf (memurlar) vâsıtasıyla başkasından temin edilen mal gasp hükmündedir. (Tahtâvi ve İbn Âbidîn, Gasb bahsi.)

 

Sual: Bir Müslümanın kâfirlere domuz eti ve şarap satması caiz midir?

Cevap: Dârülislâmda müslümana ve kâfire domuz eti, leş, şarap satamaz. Çünkü Müslüman için bunlar mal değildir. Dârülharbde bunları kâfire satmak İmam Ebu Hanife’ye göre câiz ise de, iş haline getirmek müslümana yakışmaz.

 

Sual: Alışveriş yapmak için dükkâna gelen travesti tabir edilen kişileri dükkândan kovmak caiz mi?

Cevap: Asla uygun değildir. Travesti olmak en nihayet günahtır. Herkese güler yüz ve tatlı dil lâzımdır.

 

Sual: Esrar, afyon gibi uyuşturucular hakkında dinî hüküm nedir? Haramlık dereceleri içki gibi midir?

Cevap: İçkilerin bile haramlık derecesi aynı değildir. Az içmekle çok içmek de haramlık derecesi bakımından aynı değildir. Bunların ilaç, narkoz olarak kullanılması ve satılması caizdir.

 

Sual: İçki de satılan yerden alışveriş yapmanın hükmü nedir?

Cevap: İçki satmayan emsali varken yapmamak iyidir. Ancak kazancı helâl ve haram karışık olan ile akid yapmak sahihtir. Şu kadar ki, içki satışının semeni, para üstü olarak alınmaz. Ama kasaya koyup diğer paralarla karışırsa, almak câiz olur.

 

Sual: Veznedar, gün sonunda fazla çıkan paraları alabilir mi? Bunlarla diğer günlerdeki açıkları kapatabilir mi?

Cevap: Fazla çıkan paralar verenin rızasıyla verilmişse veznedarındır. Değilse lukatadır. Sahiplerine geri vermelidir. Sahibi çıkmazsa fakirse alabilir.

 

Sual: Çaycının, dem iyi çıksın diye, çaya karbonat atması caiz midir?

Cevap: Müşteriyi aldatmak haramdır.

 

Sual: İçkili otellerde kalmak ve yemek yemek caiz midir?

Cevap: Yapılan işin kendisi haram değildir. Malı haram ile karışık olan kişiyle muamele yapmak câizdir.

 

Sual: Nakit paraya sıkıştığımızda, kredi kartı ile altın alıp bunu hemen geri bozdurmak ve bu parayı kullanmak câiz midir?

Cevap: Altının, kâğıt para karşılığı taksitle veya kredi kartıyla alınması câizdir. Alınınca mülkü olur, dilediğini yapabilir.

 

Sual: Ülkemizin kalkınması için yerli mallarını mı tercih etmeliyiz? Bu durum yabancı ülkelerle dostluk bağlarımızı koparıp ırkçılık yapmamız manasına gelir mi?

Cevap: Yerli veya yabancı mal satın almanın dinen ve hukuken bir hükmü yoktur. Hangi ülkeden olursa olsun kaliteli malı tercih etmelidir. Yerli malını üretenlerin de ekseriya Türk-İslâm kültürüne bağlı kimseler olduğu söylenemez.

 

Sual: Tatlı, meyve, sebze gibi yiyecekleri tartarken, ambalajın, kutunun veya poşetin darasını almak gerekir mi? Darasını almadan yiyecekle beraber tartmanın bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Gerekir ise de, alınmayıp tarttıktan sonra “Borcum nedir?” diyerek götürü satış yapınca mahzur kalmaz.

 

Sual: Mal almak için birisine para verilse, o kişi de malı ucuza alsa, kalan parayı kendisi için alabilir mi?

Cevap: Vekil, müvekkil gibidir. Malı kaça almışsa, müvekkilinden o kadar alabilir. Müvekkili rıza gösterirse veya önceden ücretli vekâlet için anlaşılmışsa alabilir. Malı pahalıya almışsa, aradaki farkı da kendisi karşılar, müvekkilinden alamaz veya malı kendisi alır müvekkilinden aldığı parayı iade eder.

 

Sual: Kurayla ve taksitle otomobil veya ev satan organizasyonlara dâhil olmak câiz midir? Sistemden çıkınca verdiğimiz taksitler geri verilmekle beraber, organizasyon ücreti geri ödenmiyor. Kurada ilk/son çıkan kişi daireye farklı ücret ödüyor.

Cevap: Organizasyon ücreti muamele masrafı olarak görülebilir. Organizasyona girdikten sonra ortada olmayan ev veya arabayı satmak câiz değildir. Kurada ismi çıkınca, hazırdaki ev veya arabayı öncekilerden ve sonrakilerden farklı fiyat ve taksitlerde satın almak üzere akit yapılırsa câiz olur.

 

Sual: Arsası alınmış, projesi onaylanmış, ancak inşaatı henüz başlamayan bir yerden devre mülk veya daire satmak caiz midir?

Cevap: Mevcut olmayan malı satmak câiz değildir. Hanefî mezhebinde menfaat ve hak da satılamaz. Bunun için, arsayı müteahhide verip de, buna karşılık, buraya yapacağı apartmandan kat almak câiz olmaz. Bunun gibi bir müteahhidden, yapacağı bina, yapılmadan satın alınamaz. Bu bina ve apartman katı, yapılmadan önce, selem yolu ile de satın alınamaz. Çünki, malı vermek zamanı gelinceye kadar çarşıda bulunmayan şey ve misli bulunmayan şey selem yapılamaz. Parayı emânet veya borç verip, bina bitince bu para üzerinden satış yapılır. Binayı müteahhide istisnâ yolu ile yaptırmak câizdir. Binanın teslim zamanı belli olmasa veya bir aydan az olsa, sözbirliği ile câizdir. Bir aydan çok olursa, İmameyn’e göre, istisnâ yine sahih olur. Bu maddelere uyularak, arsanın belli bir kısmı, meselâ üçte ikisi, hisse-i şâyıa olarak müteahhide veresiye olarak satılır. Müteahhidden alacağı olan paranın karşılığı olarak, istenilen kat, müteahhide istisnâ yolu ile yaptırılır. Çünki, kendi arsasına, projesine göre, istisnâ yolu ile apartman yaptırılması câizdir. İstisnâ yolu ile yaptırılacak apartmanın veya katın proje ve planının ve kullanılacak her malzemenin cinsinin ve fabrikasının önceden söz kesilirken bilinmesi, kararlaştırılması lâzımdır. Mâlikî mezhebinde üst hakkı (apartmandaki daire hissesi) müstakilen satılabilir.

 

Sual: Ticarî taksi, dolmuş, otobüs gibi hatlar vatandaşın eline geçtikten sonra, astronomik fiyatlara satılıyor. Bu astronomik fiyatlara satılan hatlara ödenen para caiz midir?

Cevap: Hak, tek başına satılamaz. Ancak satılması örf olmuşsa satılabilir. Taksi, dolmuş, otobüs hattı gibi hakların satılması (hulüvv) hakkın ferağı olarak görülür. Bu da Mâlikî ve bazı Hanefî âlimlerine göre caizdir.

 

Sual: Emitasyon, sahtecilik, bir başka deyişle meşhur markaların ismiyle sahte elbise üretmek marka taklidi yapmak câiz midir?

Cevap: Burada sahtecilik yok, taklit vardır. Marka sahibi râzı değilse, câiz olmaz. Marka sahibi râzı ise, fark bâriz ve müşteri kandırılmıyorsa câizdir.

 

Sual: Kaçakçılık yapmak, kaçak mal alıp satmak caiz midir?

Cevap: Müslüman kanunlara uymalıdır. Ceza ve zarara uğramak câiz değildir.

 

Sual: Poşetle, kese kâğıdıyla da tartılan gıdalar oluyor. Bazıları, “Böyle alış-veriş fâsid olur, darasını ayrıca alması gerekir” diyor. Böyle bir şey var mı?

Cevap: Götürü alınca, yani “Borcum ne kadar?” deyip hepsinin parası sorulup ödenince câiz olur.

 

Sual: İnşaat şirketi olarak, plaj sitesi, içki fabrikası, turistik otel gibi yerler yapmak uygun mudur? Arsa karşılığında daire yaptırmak caiz midir?

Cevap: Câiz ise de tayyip (hoş) bir kazanç değildir. Arsa karşılığı daire, istisnâ akdinin şartlarına uygun olarak yapılırsa câizdir.

 

Sual: İngilizlerle ve Yahudilerle ticaret yapılması uygun değil diye duydum. Böyle bir şey var mıdır?

Cevap: Mürted dışında herkesle ticaret yapmak câizdir.

 

Sual: Mevcut olmayan malın satışı caiz olmadığına göre, henüz arsasından başka bir şeyi mevcut olmayan proje safhasındaki daire ve devre mülklerin satışı nasıl olur? Kat karşılığı daire alınabilir mi?

Cevap: Mevcut olmayan malı satmak câiz değildir. Arsayı müteahhide verip de, buna karşılık, buraya yapacağı apartmandan kat almak câiz olmaz. Bunun gibi, bir müteahhitten yapacağı bina yapılmadan satın alınamaz. Bu bina ve apartman katı, yapılmadan önce, selem yolu ile de satın alınamaz. Çünki bina mislî mal değildir. Fakat binayı müteahhide istisnâ yolu ile yaptırmak caizdir. Binanın teslim zamanı belli olmasa veya bir aydan az olsa, ittifakla caizdir. Bir aydan çok olursa, İmameyn’e göre caizdir. Arsanın belli bir kısmı, meselâ üçte ikisi, hisse-i şâyia olarak müteahhide veresiye olarak satılır. Müteahhitten alacağı olan paranın karşılığı olarak, istenilen kat, müteahhide istisnâ yolu ile yaptırılır. Çünki kendi arsasına, projesine göre, istisnâ yolu ile apartman yaptırılması caizdir. İstisnâ yolu ile yaptırılacak apartmanın veya katın proje ve plânının ve kullanılacak her malzemenin cinsinin ve fabrikasının önceden söz kesilirken bilinmesi, kararlaştırılması lâzımdır. Arsası olmayan kimsenin, bir apartman katını, inşa edilmeden önce, peşin semen ile satın alabilmesi için, ya istisnâ yapılır; yahud semeni müteahhide emânet olarak verir. İnşaat bitince satış sözleşmesi yapılır. Müteahhidin, apartmandaki ve arsadaki hisse-i şâyiasını birlikte olarak satması caizdir. Bu da mümkün olmazsa Mâlikî mezhebi taklid edilir. Bu mezhebde üst hakkının (arsaya bina yapma hakkının) müstakil olarak satışı caizdir.

 

Sual: Mushaf satmak caiz midir? Bir insan geçimini sağlamak için hat veya tezhible uğraşabilir mi? Dinî kitap satabilir mi? Caiz değil ise, kurbanlık satılması ya da imamlara maaş verilmesi de dinî ticarete âlet etmek değil midir?

Cevap: Satılan Kur’an-ı kerim değil, kâğıt ve mürekkep ile emek ve nafaka karşılığıdır. Piyasada hediyesi kelimesi kullanmak edebdendir. Osmanlılarda da mushaf yazan hattatlar yazdıkları kimseden para alırdı. Hattat, sadece Kur’an-ı kerim yazarak geçimini sağlamaz, başka şeyler de yazar. Ahmed bin Hanbel gibi bazı âlimler mushaf yazarak elde ettiği parayı helâl görerek, bununla hayır hasenat yapmayı tercih etmiştir. Muteber dinî kitap ticareti yaparak geçinmek câizdir. Ancak kâr haddini yüksek koymamak, nafaka kadar almak müstahsen görülmüştür.

 

Sual: Emlâk işiyle uğraşıyorum. Gelen müşterilerin bankadan mesken kredisi almasına yardımcı oluyorum. Banka da bana komisyon veriyor. Bu iş mahzurlu mudur?

Cevap: Evi olmayan kimsenin, faizsiz borç da bulamıyorsa, bankadan kredi çekmesi caizdir. Size gelen müşterilerin böyle olduğuna hüsnü zan ederek aracı olmak câizdir. Alınan para da helâldir. Yine de tayyip bir iş değildir.

 

Sual: Taksitli bir alışverişte, taksitlerden biri ödenmezse hepsi peşine dönüyorsa, tekrar takside dönmek için ne yapmalıdır?

Cevap: Yeni bir anlaşma lazımdır.

 

Sual: Kaldığı oteldeki buzdolabında bulunan sodanın para ile satıldığını bilmeyip içen, buna fâhiş para vermek yerine, bakkaldan aynısını alıp koysa caiz olur mu?

Cevap: İkram sandığı, satış akdi yapmadığı için, telef etmiş hükmündedir. Mislini yerine koymak, misli yoksa, piyasa kıymetini ödemekle mükelleftir. Ama bilerek içmişse, icap ve kabul bu semen ile tamamdır. Fiyatını ödemesi gerekir.

 

Sual: İrtifak hakları ne demektir?

Cevap: İrtifak hakkı, bir arazide başka bir arazinin lehine tanınan hak demektir. Mesela yanyana iki tarla olsa, birine ulaşmak için diğerinden geçiliyorsa, bu, irtifak hakkıdır. Bir tarlanın su kanalı, kanalizasyon borusu başka tarladan geçiyorsa, bu, irtifak hakkıdır. Bir apartmanda üst kata su boruları alt kattan geçiyor, kanalizasyon borularını alt kattan geçiyorsa, bu irtifak hakkıdır.

 

Sual: Riyâdü’n-Nâsıhîn’de “Satılan şeyin ayıbını ve satın alınan şeyin kıymetini gizlemek fâiz olur” diyor. Bir kimse sattığı malı kaça aldığını söylemek mecburiyetinde midir?

Cevap: Satış akdinde malın belli bir fiyatı olur (semen). Bu malın kaça mal olduğunu, kaç liraya alındığını söylemek lâzım değildir. Yukarıdaki ifadede kasdedilen, satın alınan malın kıymetini satıcının saflığından veya başka bir şeyden faydalanmak suretiyle gizleyerek, düşük fiyatla almaktır. Bir malın antika olduğunu bilmeden satan kimsenin malını ucuza almak böyledir.

 

Sual: Bir kasaba gidince, meselâ 1 kilo et ver diyoruz. Ama o bir kiloyu biraz aşkın et veriyor. Hiç konuşmadan parayı uzatsak, bâyi para üstünü verse, böyle alışveriş olur mu?

Cevap: Götürü satış olur. Sahihtir.

 

Sual: Alışveriş yaparken 1 kilo et ver yerine, şu kadar liralık et ver demek mi daha uygun olur?

Cevap: Hayır gerekmez. Borcum nedir veya buna ne vereceğim denince götürü satış olur. Bu akid muteberdir.

 

Sual: Pastaneden alışveriş yaparken 3 poğaça ve 3 simit istemiştim. Bana toplam şu kadar dedi. Parasını verdim. Eve geldiğimde 4 tane poğaça koymuş olduğunu anladım. Ama yemiş bulunduk. Sonra pastaneye gittim. Fazladan verdiği poğaçanın fiyatını ödedim. İlmihâle baktım: Toptan alınan şeyler, meselâ 100 koyun 100 lira şeklinde satın alınıp, sürü fazla ya da eksik çıksa, satış fâsid olur diyor. O zaman bu benim yaptığım satış fâsid mi oldu?

Cevap: Koyun mislî mal değildir. Poğaça ise mislî maldır. Yani ya iade edilip semen geri alınır; yahud kabul edilip eksik semen ödenir. Siz kabul etmişsiniz. Zaten yanlışlıkla koymuş, bu fesad değildir; hata sayılır.

 

Sual: Bir kimse, alışveriş yaparken kasada bir sürü şeyin fiyatını toptan ödese; hepsini götürü usulü satın alsa; eve gelip kontrol ederken fişte meselâ peynirin fiyatının yanlış yazıldığını, daha fazla para ödediğini fark etse ne yapar? Bu peynire ödediği fazla parayı geri alabilmek için ya bütün satışı bozacaktır. Çünki hepsini toptan almıştır. Aldığı bütün malları iade edecek ve parasını geri alacaktır. Ya da o haliyle kabul edecek; ama bu sefer de aldanmış olacaktır. Müslümanın aldanması da caiz değildir. Böyle bir halde markete gidip peynirin fiyatına fazla ödeme yaptığını söyleyip fişi ibraz etse, market de yanlışlıkla ödenen fazla parayı geri verse caiz olmaz mı?

Cevap: Götürü satışta malın ölçek kıymeti belli ise, yani ölçeği şu kadar olmak üzere bir yığın mal götürü satılırsa, böyle satış câizdir. Malum olan birim fiyatına göre mal eksik ise, alıcı muhayyerdir. İsterse akdi bozar, isterse malı kabul eder ve satış bedelindeki fazlalığı taleb eder. Nitekim götürü satışta malın birim fiyatı bilinirse, muhayyerlik hakkı doğar. (İbnü’l-Hümâm, Fethü’l-Kadîr)

 

Sual: Alışveriş yaparken “aldım, sattım” gibi geçmiş zaman söylenerek alışveriş yapılması lâzım geldiği, “evet” gibi âdet olan kelimeleri söyleyince şimdiki zaman mânâsını düşünmemiz gerektiği fıkıh kitaplarında yazıyor. Geçen gün bir mal aldım ve kasiyere fiyatını sordum. Şu kadar lira dedi ve alıyor musunuz diye sordu? Ben de evet manasında başımı salladım. Parasını ödedim ve çıktım. Sonra aklıma geldi ki içimden “şimdi alıyorum” gibi bir şey geçirmedim. Bu alışverişimiz sahih oldu mu?

Cevap: Malın fiyatı belli ise, bu parayı satıcıya verip, malı almakla akid sahih olarak kurulur. Buna bey’-i muâtât denir. Yukarıda söylenenler, böyle olmayan, icap ve kabulün sözlü beyan edildiği satışlardır. Akid sahihtir. Vesveseye gerek yoktur.

 

Sual: Alışveriş yaparken 1 kilo çikolata alınsa, ama içine bir kaç tane yanlışlıkla başka marka ve fiyatta çikolatadan karışmış olduğu görülse, ne yapmak gerekir? Bu farklı olan çikolataları geri mi vermeli? Yoksa yenebilir mi? Bu farklı çikolatalar geri verilirse, alınan eski kiloda eksilme çıkacağından satış bozulur mu?

Cevap: Hata muhayyerliği vardır. Alıcı ister kabul edip, yer; fiyatı fazla ise farkı öder; isterse malı geri götürür ve parasını geri alır. Yediği kadarı ücretten düşülür.

 

Sual: Bir yakınımız şöyle dedi: “Meselâ bir mağazadan bir mal alındı. Sonra herhangi bir sebepten ötürü geri iade edildi. Önce parayı geri almak gerekir. Ondan sonra isteniyorsa o mağazadan yeniden bir mal alınabilir”. Bazı mağazalar, bu malın yerine başka bir mal alabilirsiniz; paranızı geri veremeyiz diyor. Bu halde parayı geri kabz etmeden, bu para karşılığında yeni bir mal almak caiz olur mu?

Cevap: İkalede veya şart muhayyerliğinin kullanıldığı hallerde, akid bozulup mal iade edildiğinde, parayı geri almak şart değildir. Malı iade edince, bedeli olan para, mağaza sahibinin uhdesinde müşteriye ödenecek bir borç olarak kalır. Sonra yeni malı alınır. Bu paranın karşılığı olarak akid yapılır.

 

Sual: Her hafta kapımıza sütçü geliyor. Kilosu 2 liradır. Kapımıza 6 lira bırakıyoruz. Daha sonra apartmanın otomatına basıyoruz. Sütçü önce parayı alıyor; sonra sütümüzü getiriyor. Biz sütçüyü bu sayede hiç görmüyoruz. Böyle alışveriş caiz midir?

Cevap: Satıcıyı görmek lazım değildir. Telefonla bile satış yapılır. Satıcının, alıcının, semenin ve malın belli olması kâfidir. Bu şekilde alış-verişe bey’ül-muâtât denir. Hiç konuşmadan fiyatı belli olan mal alınıp, semen (para) verilir. Böyle alış-veriş caizdir.

 

Sual: Alışveriş yaparken satıcının malına dokunmak caiz midir?

Cevap: Kirletmemek, buruşturmamak, zarar vermemek şartıyla elle muayene câiz ve bazen lâzımdır. Ekmek gibi bir mal ise, dokunup almamak kul hakkı olur.

 

Sual: Vaktiyle bazı alışverişler yapmıştım. Sonradan bunların fâsid olduğunu öğrendim. Şimdi benim parama haram karışmış mıdır? Ne yapmalıyım?

Cevap: Fâsid muameleyi bozmak, yeniden sahih olarak kurmak gerekir. Bu mümkün değilse, fâsid muameleden elde edilen mal veya semen mülk olur. Tevbe etmek gerekir. Bir muamelenin şer’en mahzurlu olması, ondan kazanılan paranın da haram olduğu manasına gelmez. Yapılan muamele, kazanılan paraya tesir etmez. Ancak bu mal, gasb, zulüm, rüşvet, hırsızlık, fâiz, haraç ve hıyânet yollarından biri ile ve şarap satarak elde edilmiş olsaydı, malın tamamını habîs yapardı. Bu mal tazmin edilmedikçe, o mülk kullanılmaz.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında, “Ustanın, yaptığı şeyi belli zaman için garanti etmesi, sahih değildir. Bu zaman içinde bozulursa, tamir etmez” yazıyor. O halde garantili mamul alıp satmakta ve o mamul bozulursa ücretsiz tamir ettirmekte mahzur var mıdır?

Cevap: Hanefî mezhebinde taraflardan birine menfaat getirmeyen şart yapılmaz, akde de tesir etmez. Taraflardan birine fayda sağlıyorsa, akdi fâsid yapar. Bu bakımdan garanti şartıyla satışta, şart muteber değildir. Garanti etse bile, usulüne uygun yapmışsa, tamir etmesi gerekmez. Mal ayıplı çıkar ise, zaten alıcı muhayyerdir. Akid yapılırken, garanti şart edilmezse, önceden belli olsa bile, akid muteberdir. Bu zamanda bazı âletler için garanti örf hâlini almıştır. Bir hükmün delili örf ise, bu örfün değişmesiyle hükmün de değişmesi İmam Ebu Yusuf’a göre câizdir. Buna göre garanti şartı da câiz olur. Hanbelî mezhebinde her türlü şart muteberdir. Dârülharbde, İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre de garanti şartlı satış muteberdir.

 

Sual: Açık arttırma caiz midir?

Cevap: Câizdir. Satıcı icaba davete der, alıcılardan gelen her bir teklif icab, satıcının kabulü ise kabuldür.

 

Sual: İçki satılan büyük marketlerden tenzilatta olan mamulleri satın almakta mahzur var mıdır?

Cevap: İçki satılan dükkândan alışveriş yapmak câiz ise de tayyip değildir.

 

Sual: Alınan malların tek tek fiyatını değil de toplam fiyatı ödeyerek yapılan bey fâsid midir?

Cevap: Fiyatı bilmek lâzım değildir. Kasaya ödeme yaparken, “Borcum ne kadar?” diye sorulsa veya hiç sormadan kasiyer “Borcunuz şu kadar” deyince, akit sahih olarak kurulmuş olur. Buna götürü satış denir.

 

Sual: Alışverişi ezan vakti yapmak mı mekruh, yoksa ezanı duyduğunda mı?

Cevap: Cuma günü iç ezanla imam selâm verene kadar alışveriş mekruhtur. Bunun dışında, ezanı işiten her Müslümanın câmiye gitmesi sünnet-i müekkededir.

 

Sual: Sınırsız yiyecek şu kadar diye ilan eden bir lokantaya veya pizzacıya iki arkadaş gidip, bir kişilik sınırsız menü söyleyerek, ikisi beraber yiyebilir mi?

Cevap: Sınırsız yiyecek demek, yiyebildiğin kadar demektir. Bu yemeği ikinci biriyle paylaşmak câiz olmaz. Zaten lokantalar da buna izin vermemektedir. Hamama iki kişi gidip, bir kişi parası vererek, “Arkadaşım benim yıkanacağım suyun yarısı ile yıkanacak” demeye benzer.

 

Sual: Konut kredisi kullanmaya dair hükümleri biraz açıklar mısınız? Kredi sözleşmesi imzalanırken yapılabilecek birkaç değişiklikle muamelenin câiz kılınması mümkün müdür? Bazı bankaların katılım katkı payı adıyla aldığının hükmü nedir? Banka çalışanının krediyi vermede salahiyetli olup olmadığını bilmeden krediyi tahsil etmede alıcıya düşen bir araştırma mükellefiyeti var mıdır?

Cevap: Banka muamelelerini tek taraflı olarak değiştirmek kolay değildir. Kanun ve nizama bağlıdır. Resmî vesikalarla tanzim edilmesi gerekir. Banka çalışanı bankanın vekilidir. Ama o da kendi insiyatifi ile bu resmî hükümleri değiştiremez. Esas olan yazılan mukaveledir. Ancak evi banka satın alıp kâr koyarak size satabilir. Fâiz için de ucuz bir malı size veresiye satar. Buna muamele satışı denir. Ancak böyle câiz olabilir. Hiç evi olmayanın ve karz bulamayan kimsenin, nafakadan olduğundan dolayı, bir ev almak için, fâizle kredi almasına izin verilir. Bu zamanda kira öder gibi taksit ödendiğinden böyle almak elverişli olmaktadır.

 

Sual: Okuduğum ilmihalde şöyle yazıyor: “Kıymeti, bir felsden, yani o beldede câri altın paranın en ufak biriminden aşağı olan malın satışı câiz değildir. Bir dirhem gümüş, yüz felstir. Bir fels, bir santigramdır. Bir fels, piyasada tedâvül eden 7,2 gramlık ( Reşad, Hamid, Aziz, Cumhuriyet ) altınlarının en ucuzunun fiyatının kuruş cinsinden 15000’de biridir. Meselâ bunlardan en ucuzu 300 lira ise, bir fels 20 kuruştur.” Fels diye en düşük bakır ya da madeni paralara dendiğini biliyorum. Bu şekilde 1 fels=1 kuruş demek olmaz mı? Yani 1 kuruşun altında satış yapılır ise zaten paranın üstünü vermek mümkün olmayacaktır. Bundan dolayı fâize girmez mi? İzahınızı ve bu kaydın geçtiği kitabı merak etmekteyim.

Cevap: Bir felsten aşağı alışveriş yapılamayacağı İbni Abidin’in Reddü’l-Muhtar kitabında yazıyor. Fels altın ve gümüş dışındaki paradır. Ödemede problem meydana getireceği için alışverişte satılan malın piyasada tedâvül eden paranın en düşük birimine eşit, yani en az bir fels kıymetinde olması lâzımdır. Aksi takdirde karşı taraf bunun semenini nasıl ödeyecektir? Bahsettiğiniz kitabın müellifi, paranın altın ve gümüş olduğu ve felsin buna göre basıldığı devirler için asgari fels kıymetini tesbit etmiştir.

 

Sual: Haram mal satan (içki, domuz eti vs.) bir yerden helâl olan bir ihtiyaç malzemesini almanın hükmü nedir? Oradan alınan para üstü ile yapılan alış-veriş fâsid olur mu?

Cevap: Malı helâl ve haram ile karışık kimse ile muamele yapmak câizdir. Böyle bir kimseye mal satıp bedelini almak câiz olduğu gibi, bu kimseden mal alıp para verdikten sonra para üstü de alınabilir. Ancak böyle haram olan mal satmayan emsali varken buradan almamak iyi olur. Meselâ şarap satın alan birinin verdiği parayı bakkal kasaya koymadan size verirse, bu para üstünü almak uygun değildir. Çünki şarap Müslüman için mal değildir. Böyle bir satış câiz olmadığı için, o para da bakkalın malı olmaz. Size de veremez. Ancak parayı kasaya koyup diğer helâl parayla karıştırınca bu mahzur ortadan kalkar.

 

Sual: Kadının şâhidliği mevzuunda Kur’an-ı kerimde ticarî meselelerde bir erkek ile iki kadın şahid şartı vardır. Diğer geçtiği yerlerde (bildiğim kadarıyla) sadece şâhid ifadesi kullanılıyor. Fakat kitaplarda diğer muameleler için de bir erkek ile iki kadının şâhidliğinin gerektiği hususu yazıyor. Bunun dayanağı nedir ve neden Kur’an-ı kerimde sadece bu hususta söylenmiş de, diğer yerlerde söylenmemiştir?

Cevap: Burada zikr-i cüz, kasd-ı küll vardır. Buradaki hüküm diğerlerine kıyas edilmiştir. Hadlerde kadının şâhidliği hiç muteber değildir. Buna mukabil ebelikle alâkalı hallerde ve ibadetlerde tek kadının beyanı muteberdir.

 

Sual: Yurt dışındaki müşteriler Türkiye piyasasını ve nakliye firmalarını bizim kadar iyi bilemediği için bizden yardım istemektedir. Bu gibi hallerde nakliyecilerden onlara müşteri bulduğum için şahsıma makul bir komisyon talep etmemin bir mahzuru olur mu? Bu vaziyeti çalıştığım firmaya ve müşteriye söylememe gerek var mıdır?

Cevap: Dellâllık (aracılık, komisyonculuk) meşru bir iştir. İcare akdine girer. Bunun karşılığında ücret almak caizdir. Başkasına söylemeye ve izin almaya da lüzum yoktur.

 

Sual: Komşum bana bakkaldan bazı şeyler almam hususunda sipariş verdi. Ben de alıp götürdüm ve hediye ettim dedim. Kabul etmedi ve parasını vermekte ısrarcı oldu. Ben de parayı aldım. Başta hediye ettim dediğim için, bu siparişler ve para kimin malı sayılır?

Cevap: Sipariş vekâlet vermek demektir. Malları alınca, satın alanın değil, sipariş verenin mülkü olur. Malları teslim edip, hediye ettim deyince, parasını hediye ettim, yani ibrâ ettim demektir.

 

Sual: Bazı ilan sitelerinde online mağaza açma imkânı vardır. Yıllık belli bir ücret ödenir. Mağaza açınca, satmak istenen mamuller orada tanıtılır. İsteyen kredi kartıyla girip site üzerinden satın alabilir. Bu mağazalar kapıda ödeme yoluyla da yollayabilir. Site üzerinden kredi kartıyla alışveriş yapınca, o ilan sitesi %2 gibi bir komisyon kesiyor ve komisyonu kestikten sonra kalan meblağı satıcının hesabına yatırıyor. Bu komisyon kesip satış yaptırması sahih midir?

Cevap: Komisyon, vücuh (itibar) şirketindeki kâra veya icare akdindeki ücrete benzetilebilir. Her iki halde de sahihtir.

 

Sual: Bir gazeteci her ay gazete parası toplamak için geliyor. Bizde de ekseriya bozuk para olmuyor. Bütün para veriyoruz. Gazeteci bunu ileriki bakkaldan bozdurup getireyim diyor. Paramızı alıp gidiyor. Geldiği zaman verdiğimiz paradan kendisine gazete parasını daha önceden almış oluyor ve bize sadece para üstünü veriyor. Biz de kabul ediyoruz. Bu alışveriş sahih oluyor mu? Biz demeden kendiliğinden paramızdan gazete parasını almış ve paramızı hemen bozduramadığı için ileriki bakkala gidiyor. Yani bozdurma işlemi de peşin olmamış oluyor.

Cevap: Bu para bozdurmak değildir. Gazeteciye ücret ödemektir. İkisi farklı şeydir. Gazeteci sizin vekiliniz olarak paranızı bozduruyor. İçinden alacağını alıyor. Üzerini size getiriyor.

 

Sual: Pazar yerinde satıcının malının ambalajını izinsiz açıp bakmak câiz midir?

Cevap: Değildir.

 

Sual: Matbaası olan bir arkadaş, intenette beğendiğimiz herhangi bir veya resmi kopyalayıp tablo hâlinde basıyor. Bu kul hakkına girer mi?

Cevap: Sahibi razı değilse, bunu çoğaltıp satmak kul hakkına girer. Sadece kopyalamak câizdir.

 

Sual: Bir cevabınızda: Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik olunmadığı Almanya, Fransa gibi memleketlerde, gerek oradaki gayrımüslimlerle, gerekse birbirleriyle olan muamelattaki münasebetlerinde ahkâm-ı İslâmiye’ye uymamaları, fâsid akid yapmaları, karşı taraftan fâiz almaları câizdir. Merak ettiğim, bu cevaz, fâiz ve zarar dışında bütün hususlarda mıdır ve bâtıl satışlar dâhil midir?

Cevap: Fâiz ve fâsid satışlar böyledir. Bâtıl satışların da böyle olduğu Fethü’l-kadir’de yazılır.

 

Sual: İşveren işçiye taahhüd ettiklerini vermediği takdirde, işçi ondan habersiz o kadarını alabilir mi?

Cevap: Alacaklı, borçlusu borcunu ödemediği takdirde, borçlunun malından alacağı kadar alabilir.

 

Sual: Borcu olan kişi borç verebilir mi? Bir kısmı uzun vadeli olan birçok borcum varken, maaşımla bu borçların bir kısmını ödemek yerine, borç isteyen birine yardımcı olmam uygun olur mu?

Cevap: Borcu olan kişi eline para geçince hemen borcunu ödemelidir. Borç veremez, hediye veremez, lüks sarfiyat yapamaz. Alacaklı razı ise olur.

 

Sual: Maçlarda, konserlerde karaborsa bilet satmak caiz mi? Yani gişeden alıp bir miktar üzerine koyup satmak caiz mi?

Cevap: Kiralayan, kiraladığı malı bir başkasına kirâlayabilir. Aradaki farkı sadaka vermelidir (İbni Abidin).

 

Sual: Midye satmak caiz midir? Hanefi mezhebine göre midye yemek caiz değildir. Buna göre Hanefi mezhebinden birinin restoranında midye satması caiz midir?

Cevap: Midye ve benzeri deniz mahsulleri (balık dışındaki) yenilmez ve satılmaz. Satmakta bir ihtiyaç varsa (meselâ Çin’de veya Şâfiîlerin yaygın yaşadığı Malezya gibi yerlerde ise) Şâfiî mezhebini taklid ederek satabilir.

 

Sual: Dârulharbde gayrimüslimlere içki satmak câiz midir?

Cevap: Bazı âlimlere göre câizdir. Şarap dışındakileri satmak ittifakla câizdir (İbni Abidin).

 

Sual: Hristiyan ve Yahudilerin işaretlerini bazı eşyalar üzerine işleyip satmak caiz midir?

Cevap: Gayrımüslimlere dinlerinin alâmetlerini satmak câizdir (İbni Abidin).

 

Sual: Yılan derisi ticareti yapmak câiz midir?

Cevap: Müslüman olmayanlara satmak dârülharbde câizdir. Bazı âlimlere göre dârülislâmda da câizdir.

 

Sual: Korsan kitap basıp satmak yahut korsan kitap almak caiz midir? Eser sahibinin veya yayınevinin hakkına girilmiş olur mu? Kitabın roman vs olmasıyla, ilim (mesela hukuk) kitabı olması farkeder mi?

Cevap: Korsan kitap vs ticareti yapmak kul hakkıdır, caiz değildir. Hem de suçtur. Ancak bilgiyi elde etmek herkesin hakkı olduğundan, korsan kitap alan kimse, aldığı malın meşru mâliki olur. Bunu çoğaltıp satması, ticaretini yapması câiz değildir. Nitekim bir kimse satın aldığı kitabı bir başkasına ödünç verip okutabilir; fotokopisini çekip verebilir.

 

Sual: Elimizdeki peşin para yetmediği için, almak istediğimiz gayrımenkulü finans bankası bizim adımıza alıyor, tapusunu bizim üzerimize yapıyor ve belli bir kâr koyarak vadeli bir şekilde yine bize satıyor. Bunu yaparken tapuya ipotek koyuyor. Satın almaya mevzu olan menkul ya da gayrımenkulün ipotek edilmesinin câiz olmayacağını, akdi fâsid kılacağını delilini bildirmeden söylediler. Bu muamele câiz midir?

Cevap: Satın alırken, borç karşılığında bir malın rehnini şart koşmak caizdir. Mal, mülk olmadan rehnedilemez. Bu ev, mülk olduktan sonra ipotek edilebilir.

 

Sual: Marketten online olarak sipariş vermiştim. Benim istediğim mamulün üç farklı renkte kutusu vardı. Ama içindeki mamul aynıdır. Ben mavi renklisini seçmiştim; ama kırmızı renkli kutu yollanmış. Acaba bu alışveriş câiz oldu mu?

Cevap: Hata sebebiyle muhayyerlik hakkınız vardır. Yani malı iade edip, istediğinizi alma hakkınız vardır. Bu istediğiniz yoksa, akdi bozabilir veya bu mala razı olabilirsiniz.

 

Sual: Aşağıda kurguladığım foreks muamelesinin fıkıh kaidelerine aykırı noktalarını bildirmenizi rica ederim: x bankasındaki veya aracı kurumundaki döviz hesabımda 50.000 dolar ve 50.000 euro param vardır. Doların değer kazanacağını düşündüğümde, hesabımdaki euro’yu forex piyasaları tarafından belirlenen (eur-usd) parite değeri üzerinden dolara çeviriyorum. Euro’nun değer kazanacağını düşündüğümde ise dolar hesabımdaki paramı euro’ya çeviriyorum. Şayet doğru bir tercihte bulundu isem kâr ediyorum ya da tersi oluyor. Bu muameleler esnasında görüldüğü üzere alım-satım yapılan menkul kıymet “anında” ve tamamen peşin olarak malum hesabımdan tahsil ediliyor veya tasarrufum altına geçiyor. Teslim şartı sağlanıyor. Ayrıca vade yoktur. Sadece elimde olan bir kıymeti alıp satıyorum. Elinde olan şeyi alıp satma ile alâkalı kâide yerine gelmiş oluyor. Fâiz de bahis mevzuu değildir. Aracı kurum veya banka ise, verdiği hizmete karşılık tıpkı bir döviz bürosu gibi alım satım fiyatı arasındaki farkı kullanarak kar ediyor.

Cevap: Anlattığınız sistemde şer’î bir mahzur olmadığı anlaşılıyor. Yeni dövizin hesaba yatması teslimdir. Bu bakımdan sarf satışı sahih cereyan ediyor. Yeni satın alınan dövizi, bankanın hesaba yatırdığına hükmediliyor. Aracı müessesenin komisyon alması caizdir.

 

Sual: Bir Şâfi’î ilmihalinde alış-verişte icab ve kabul şarttır yazıyor. Acaba bu bir kavil midir? İcab ve kabul şart ise, fitne çıkma ihtimali olan yerlerde Şâfiîler Hanefî’yi taklid mi edecektir? Geçmişte yaptığı alış-verişlerin vaziyeti ne olur?

Cevap: Hanefî mezhebinde icab ve kabul lafızları söylenmeden götürü usulle alışveriş (bey bi’t-teâti) sahihtir. Şâfiî mezhebinde değildir. Hanefî taklit edilir. Geçmiştekiler için de böyle niyet edilir.

 

Sual: Cevhere’de fıtranın kâğıt para olarak verilebileceği yazılıymış. Bu kavle göre zekât da ihtiyaç hâlinde kâgıt para olarak verilebilir mi?

Cevap: Bu kolaylık küçük mikdarda olduğu ve bir günlük nafakayı temin maksadına matuf bulunduğu için fıtra hakkındadır. Altın ve gümüşün zekâtı, kendilerinden altın ve gümüş olarak verilmelidir. Bu zor ise, ödünç aldığı altın veya gümüş ile zekât verilip; sonra kâğıt para ile bu altın veya gümüş geri satın alınıp alacaklıya ödenir.

 

Sual: İcralı malları almak uygun mudur?

Cevap: Haksız yere haczedildiği bilinmiyorsa caiz ise de ağlayanın malı gülene hayretmez.

 

Sual: Mahalle bakkalından, bakkal sâhibi gelmeden, sabah erkenden gelen ekmekten alıp, parasını sonra bakkala ödesek olur mu?

Cevap: Rızaya ilim, rıza sayılır. Yani razı olduğunu bilmek yetişir. Bu, peşin alışveriş demektir. Parası sonra da ödenebilir.

 

Sual: Bir lokantaya, pastaneye giderek yiyip içiyoruz ve sonra da hesabı kasaya ödüyoruz. Fiyatları önceden sormadığımız için bu alış veriş uygun mudur?

Cevap: Fiyat baştan belli olduğu için akid sahihtir.

 

Sual: Fülûs aynı sayıda fülûs karşılığında satılınca, yani kâğıt para bozdurulursa, ikisinin de ayrılmadan önce kabz edilmeleri lâzım mıdır?

Cevap: Para bozdururken (bütün lira, küçük liralarla veya lira, mesela dolarla değiştirilirken) ikisinin peşin kabz edilmesi lâzım ve kâfidir. Çünki, burada fâizin iki şartından yalnız birisi bulunduğundan, yani aynı cinsten oldukları için veresiye satışı câiz olmaz. İkisinin de kabz olunması lâzımdır. Ancak ikisinin de aynı sayıda olması gerekmez. Meselâ yüz liralık kâğıt parayı, tutarı yüz liradan az olan ufak paralarla bozmak câizdir. (Bedâyi’)

 

Sual: Altın veya gümüşün kâğıt para ile satışının veresiye olması câiz midir?

Cevap: Altın, altın karşılığı; gümüş de, gümüş karşılığı satılırken, ikisinin de peşin olması ve ağırlıklarının aynı olması şarttır. Ancak altın veya gümüş kâğıt para ile veresiye veya taksitle satılması câizdir. Çünki fâzin şartlarından cins birliği yoktur. (Fetâvâ-i Hindiyye)

 

Sual: Bir fıkıh kitabında Hadîka’dan naklen diyor ki: “Zamanımızda helâl ve haramı gözetmek, hattâ Ebülleys-i Semerkandî’nin en kolay olan fetvâsına bile uymak çok güç oldu. Bu fetvâya göre, malının çoğunun halâl olduğu sanılan kimsenin verdiği hediyeyi almak, onunla alış veriş ve kirâlamak câiz olur. Malının çoğu helâl olduğu sanılmayan kimse ile bunlar câiz olmaz. Çünki, harâm olduğu bilinen mal elden ele geçince, haramlığı yok olmaz” diyor. Şu halde bugün bir insanın malının çoğunun helâl olduğu nasıl anlaşılacaktır?

Cevap: Herkesin elinde bulunan malı onun mülkü bilmelidir. Gasp, zulüm, şarap satışı, rüşvet, hırsızlık, fâiz, haraç ve hıyânet yollarından biri ile ele geçtiği açıkça bilinen bir mal, o kişinin mülkü olmaz. Bunu ondan almak, kullanmak, yemek helâl olmaz. Başka malları, mülkü kabul edilir. Onları verince almak haram olmaz. Haramdan topladığı malları, kendi helâl malı ile yahud birbirleri ile karıştırsa, mülk-i habîs denir. Bu habîs karışımdan verince, haram olduğunu tanımadığı malı, parayı almak câiz olur. Verilenin bizzat kendisinin harâm mal olduğu bilinirse, bunu ondan hiç bir suretle almak câiz olmaz. Bu ifadelerden anlaşıldığına göre: Habîs mülk, hediye, kirâ ve satış akdine mevzu olunabilir. Haram malın kendisini tanıyan için bu câiz değildir. Ama karşısındakinin malının habîs olduğunu bilen, ama haram malın kendisini tanımayan için câizdir. Çoğunun haramdan olduğu iyi biliniyorsa, bu karışık mal ile her çeşit muamele mekruh oluyor. Bu ise, en kolay olan Ebülleys fetvâsından bile hafiftir. O halde Ebülleys fetvâsındaki câiz olmaz kelimesini, mübah olmaz veya mekrûh olur diye anlamak gerekir.

 

Sual: Bir evde anne, erkek ve kız evlat yaşıyor. Erkek evlat çalışıyor, anne ve kızın da gelirleri var. Bunların müşterek bir bütçesi var, buradan hepsi ihtiyaçlarını alıyor. Erkek evlat, asabi mizaçlı biridir. Sinirlenince ve başka sebeplerle hep hakkını haram ediyor; sonra sinirleri yatışınca tövbe ettim, tüm hakkımı da helâl ettim diyor. Buna göre, hakkını haram edince, daha önceden kullanılmasına izin verdiği kendi eşyalarını ve eve herkesin yemesi için aldığı yiyecekleri, herkesin kullanması için aldığı eşyaları, kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Haram ettikten sonra eve aldığı şeyleri kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Daha sonra tövbe ettim ve tüm hakkımı helal ettim deyince, haram ettiği haklarını helal etmiş olur mu?

Cevap: Bir kimse birine bir şey satsa, kiralasa veya hediye etse, yedirse, helâl etmiş demektir. Sonradan haram ettim dese de kıymeti olmaz. İnsan ancak karşılıksız bir hakkını, mesela bir alacağını helâl veya haram edebilir

 

Sual: Memleketimizde nargile tütünü imal edip satmayı planlıyoruz. Ama bu kazanacağım paranın helal veya haram olması hususunda şüphelerim vardır.

Cevap: Tütün aslen mübahtır. Üretmek ve satmak caizdir. Tuz da helaldir; bazılarına ve çok yenirse herkese zarar verir. Ama hiçbir âlim tuz istihsaline ve satışına haram dememiştir.

 

Sual: Kasaba daha önce alınmış bir eti götürüp kıyma yaptırırken, kasap ilk önce eti tartıyor, sonra kıyma yapıp tekrar tartarak aynı miktarda kıyma veriyor ama daha önce makine kalan karışmış olabiliyor, bu câiz midir?

Cevap: Umumi belvadır. Caizdir.

 

Sual: Pazardan satın alınan bir kilo portakalın içinde iki tane çürük olduğu anlaşılıp tekrar satıcıya götürülse satıcı ise tartmadan iki tane yeni portakal verse faiz olur mu?

Cevap: Olmaz, ayıp muhayyerliği sebebiyle iade hakkı vardır.

 

Sual: İslâmiyyette depozito istemek câiz midir?

Cevap: Rehin sayılmak suretiyle dört mezhebde caizdir. Cezai şart olarak sadece Hanbelide caizdir.

 

Sual: Bir meyve bahçesi satıldığında, meyve ağaçlarındaki meyveler satışta bahis mevzu olmamış ise kime aittir? Bir hoca efendiye bu sual sorulduğunda, Behcetü’l-Fetâvâ’dan: “Bir bağın satışında (asma) üzerindeki üzüm(ün kime ait olacağı) anılmazsa, satışa dahil olur.” İbaresi delil alınarak, şöyle cevab vermiş: Bağ veya meyve bahçeleri, satışa çıkarıldığı zaman, hey’et-i mecmuası ile ortaya konur. Mal sahibi, üzerindeki meyvenin kendisine ait olduğunu şart koşarak satıştan istisna edebilir. Fakat bunu ifade etmeden satış yapılması halinde, asmaların üzerindeki üzüm veya ağacın üzerindeki meyve müşteriye ait olur.

Cevap: Akid yaparken açıkça söylenmedikçe meyveler satışa dâhil değildir. Ağaç bile satılsa, açıkça söylenmedikçe meyvesi satışa dâhil değildir. Nitekim mebînin (satılan şeyin) bitişik parçası veya müştemilâtı olmayan, örfen de mebîye dâhil sayılmayan şeyler akde girmez. Ev satıldığı zaman dolaplar, kanepeler, sandalyeler; bahçe satıldığı zaman limon ve çiçek saksıları, ağaç fideleri; ağaçlar satıldığı zaman meyvesi; tarla satıldığı zaman ekini, açıkça söylenmedikçe akde dâhil olmaz. Bâyi ekini, meyveyi, eşyâyı toplayıp tahliye etmeğe mecbur olur. Ancak birlikte satılması örf olan yerlerde, meselâ beygirin yuları, gemi, söylenmese de akde dâhil olur. Hadis-i şerifte “Meyva satıcısınındır. Meğerki satın alan onu şart koşmuş olsun” buyuruluyor. Meyve almak isteyen, bahçe veya ağacı değil, meyveyi satın alır. Hepsini istiyorsa, hepsini söyler. Bir adam tarlasına ekin ekmiştir veya bahçesi meyve vermiştir. Bunu satışa çıkardığı zaman, ekini ve meyveyi hasad ettikten sonra satmayı murad eder. (İbni Abidin, Alışveriş bahsi)

 

Sual: Bazı marketler, belli bir kıymette mal alan müşterilerine çekilişle hediye veriyor. Bu çekilişlere katılmakta mahzur var mıdır?

Cevap: Akid yapılırken, taraflardan birisine faydalı olan bir şart ileri sürmek fâsiddir. Akdi de fâsid yapar. Marketten alışveriş yapanlara ikramiye va’d etmek de böyledir. Ancak söz kesilirken, yani akid yapılırken, müşteriye satın aldığı maldan başka bir şey de vermek şart edilmezse, satıcı tarafından hediye olarak sonradan vermek ve bunun için müşteriler arasında kur’a çekmek câiz olur.

 

Sual: Peşin alırsanız 100, veresiye alırsanız 120 lira denilerek yapılan, bir başka deyişle vade farkı bulunan bir satış caiz midir?

Cevap: Câizdir. Her iki söz birer icabdır. Bunlardan biri kabul edilir ve böylece akid sahih olarak kurulmuş olur. Yani müşteri peşin aldım veya veresiye aldım der ve bu semenle akid yapılmış olur. Hazret-i Peygamber’in “Bir akidde iki akid olmaz” hadîs-i şerifi, müşterinin bu alternatifli teklife cevab vermeden malı kabul ettiği akidler içindir. Bu şekilde bir akid, müşterinin hangi şekilde, peşin mi, veresiye mi kabul ettiği belli olmadığı için câiz değildir.

 

Sual: Emlâk pazarlamacısıyım. Bir daire satışı üzerine müşteriyle uzun görüşmeler yaptım. Kendisini razı ettim. Tam mukavele yapacakken, bir başka arkadaş öne geçip işi bitirmiş. Bu satış câiz midir?

Cevap: Deylemî’de geçen bir hadîs-i şerîfte “Birinin fiyatı üzerine fiyat vermeyin. Kardeşinizin sözleşmesi üzerine sözleşme yapmayın” buyurulmaktadır. İkinci şahıs, fiyatı kırsın veya yükseltsin ya da aynı fiyatı versin fark etmez. Hanefî ve Şâfiîlere göre böyle bir satış günah olmakla beraber sahihtir, netice doğurur. Mâlikî ve Hanbelî mezhebine göre fâsiddir.

 

Sual: Çay ocaklarında marka ile çay alışverişi oluyor. Bu alışveriş sahih midir? Marka ile çaydan başka limonata, su da alınabilir mi?

Cevap: Marka maldır. Mal ile mal alınıp satılmış olur. Şu halde marka ile çaydan başka, limonata, su gibi şeyler de alınabilir. Veya marka hususî örf gereği semen olarak kabul edilebilir. Şu takdirde para gibi muamele görür.

 

Sual: Kredi kartı ile alışveriş ettiğimiz esnaf banka ile anlaşmalı olmadığı için taksit yapmıyor. “Biz tek çekim yapalım, siz bankayı arayıp bu alışverişinizi taksitlendirirsiniz” diyor. Bankayı arayıp alışverişi taksitlendirmek sahih midir? Banka meblağa fark koyarsa veya koymazsa vaziyet ne olur?

Cevap: Havale edilen mikdarı veya her çeşit borcu karşı tarafın rızası ile taksitlendirmek mümkündür. Bankanın bu meblağa fazlalık koyması câiz değildir. Fâizin bir çeşidi de peşin borcu tecil etmek veya taksitlendirmek için meblağı arttırmaktır.

 

Sual: Selem alışverişi ile elde olmayan malı satmanın bâtıl olması arasında ne fark vardır?

Cevap: Selem, bu hükmün hadis-i şerif ile getirilmiş bir istisnasıdır. Ama selemin de sahih olması için şartları vardır. Buğday gibi, fabrikanın üreteceği meselâ otomobil gibi ortada olmayan mislî mallar selem ile alınabilir.

 

Sual: Bankaların likit fon muamelesi caiz midir?

Cevap: Likit fon denilen sistemde bilindiği kadarıyla, banka mudinin parasıyla fon alır. Bu fonda, para, repo, altın, döviz ve hisse senedi gibi yatırımlara bağlanır. O fonun yükselişine göre az mikdarda da olsa muntazam ve garantili şekilde mudinin parasında artış olmaktadır. Bu fonda fâiz ve hisse senedi gibi şer’î hükümlere uygun olmayan hususlar bulunduğu için, bankaya para yatırıp B tipi (likit) fon veya A tipi fon muamelesine girmek, bankaya para yatırıp fâiz almak gibidir. Dârülharbde İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir.

 

Sual: Bakkaldan bir şey aldığımız zaman, hesaba yaz deyip, sonra ödemek câiz midir?

Cevap: Mal alırken veresiye demedikçe peşin alışveriş sayılır. Parası, bakkalın rızası ile sonra ödenebilir. Ama alırken veresiye denmişse, ödeme tarihi ve varsa taksit mikdarı beyan edilmelidir.

 

Sual: Bir şey satın aldığımızda, mal 10 lira ise, üzerimizde 9,5 lira varsa, 50 kuruşu sonra veririm desek, akid sahih olur mu?

Cevap: Akid sahihtir. Peşin alışverişte, satıcının rızası ile alıcı semeni dilediği zaman verebilir. Ödeme zamanı belli alışveriş, veresiye alışveriştir. Veresiye denmeden yapılan bütün alışverişler peşin sayılır.

 

Sual: Bir alışverişte bir miktarı peşin, bir miktarı da veresiye olabilir mi? Veresiye olan kısmının zamanı belli mi olmalıdır?

Cevap: Olabilir. Taksitlerin zamanı ve mikdarı belli olmalıdır.

 

Sual: Taksitli alışverişlerde taksitlerin müsavi olması şart mıdır? Mesela birisi 50 lira birisi 45 lira olursa sahih midir?

Cevap: Taksitle satışın sahîh olması için, taksit adedinin ve her taksitin ödeme tarihlerinin ve her taksitde ödenecek mikdarın belli olması lâzımdır. (Mecelle şerhi Dürer)

 

Sual: Malın kusurunu gizleyerek malı satmak fâiz olur buyuruluyor. Malın ufak tefek her kusurunu söylemek gerekir mi?

Cevap: Malın kusurunu, büyük olsun, küçük olsun, müşterinin muayenesiyle anlayamayacağı şekilde gizlemek câiz değildir. Ancak kusurunu söylemek lâzım değildir. Zaten satıştan sonra kusur anlaşılırsa, müşterinin geri verme hakkı vardır.

 

Sual: Tartı veya hacim ile ölçülmeyen malların aynı cinslerinin birbirine satışlarında ancak veresiyenin fâiz olacağını söyleyerek buna misal olarak bir yumurtanın iki yumurtaya peşin olarak satılmasında fâiz olmayacağını yazmışsınız. Bu yumurtalar nev’leri farklı yumurtalar için midir? Yani 3 tane bıldırcın yumurtasını 1 tane tavuk yumurtasına satmak fâiz olmaz demek midir?

Cevap: Yumurta misali tavuk yumurtası içindir. Mekîl ve mevzun olmayan (hacim veya tartı ile ölçülmeyen) malların peşin mübadelesinde müsavi (eşit) olmaları gerekmez, ribâel-fadl teşekkül etmez. Farklı hayvanların yumurtaları başka çeşit maldır. 3 bıldırcın yumurtası 2 tavuk yumurtasına peşin ve veresiye satılabilir.

 

Sual: Bir bilgisayar toplayıcısı, parçaların hususiyetlerine göre fiyat verip 3 gün sonra gel al dese, parayı da peşin alsa, elde olmayan malı satmış olmuyor mu?

Cevap: İstisnâ (sipariş) satışında, semenin tamamen veya kısmen peşin alması alıcının rızası ile câizdir. Alıcı râzı olmazsa, iş bitirilince verilir.

 

Sual: İkinci el bir araba, eskime, kilometre, boya gibi hususiyetler sebebiyle kıyemî mal mı sayılır?

Cevap: Bu arabanın misli piyasada bulunabiliyorsa mislî maldır. Birebir uysun uymasın, benzeri bulunabilir. Boyası, kilometresi fiyattan düşülebilecek şeylerdir. Ama çok eski model arabalar kıyemîdir.

 

Sual: Turistik bir mıntıkadaki hediyelik eşya mağazamıza bikiniyle gelen turistlere satış yapmamız câiz ve kazandığımız helâl olur mu

Cevap: Câiz ve helâldir. Satıcı veya müşterinin dinî, amelî ve ahlakî vaziyeti, akde ve kazanca doğrudan tesir etmez.

 

Sual: Alış verişte pazarlık yapmak şart mıdır? Şu fiyata verir misin dense, satıcı razı olmazsa ne lâzım gelir?

Cevap: Alışverişte pazarlık yapmak sünnettir. Terki mekruh değildir. Herkes malını dilediği fiyata satabilir, müşteri de alır veya almaz.

 

Sual: Vaktiyle içki içen bir kimsenin bakkala, lokantaya bira borcu olsa, içki mal olmadığı için bunlara ödemese, günah olur mu?

Cevap: Şarap Müslüman için mal değildir, ama diğer içkiler maldır. İçilmesi haram olsa bile, satışı kerahet ile câizdir. Üstelik şarab ve diğer alkollü içkiler Müslüman olmayanlar bakımından maldır. Şu halde ödemek gerekir. Ayrıca kanuna aykırı davranmak suçtur.

 

Sual: Sürpriz paket diyerek bazı satışlar yapılıyor. Satıcı firma, pakete bazı ürünler koyuyor, ama içinde neler olduğunu söylemiyor. Böyle bir paketi satın almak caiz olur mu?

Cevap: Mebinin belli olması lazımdır. Paketi açtıktan sonra kabul beyanında bulunulursa akid tamam olur. Bazı alışveriş merkezlerinde daha ziyade çocuklara hitab eden, belli bir demir para atılınca, karşılığında içinden herhangi bir oyuncağın düştüğü makineler vardır. Bu şekilde bir alışveriş fâsiddir.

 

Sual: Bir kimsenin, bir işi alabilmek için işverene bedava iş yapması caiz midir?

Cevap: Taraflardan birisine menfaat temin eden şart fâsiddir, akdi de ifsâd eder. Ama önceden numune olarak bir işi yapılmışsa, örfe göre câiz olur.

 

Sual: Kurbağa ve salyangoz yetiştirmek ve satmak câiz midir?

Cevap: Bunların yenmesi caiz değildir. Ama iktisadî kıymeti olan her hayvanı (domuz hariç) alıp satmak caizdir. Eti yenmeyen hayvanların satışının câiz olması, bundan istifade edilip edilemeyeceği ve istifadenin de şer’en câiz olup olmamasına bağlıdır. İstifade edilebilen ve bu istifadeye şer’en cevaz verilmiş ise câizdir; aksi halde câiz değildir. (İbni Abidin-Büy’ül-Fâsid bahsi)

 

Sual: Fıkıh kitaplarında buğday, hurma ve tuz daima mekildir, kilo ile tartılıp satılır buyuruluyor. Ama bugün bunları hacimle satan yok gibidir. Bu şekilde satın almak câiz olur mu?

Cevap: Bu kavil İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göredir. İmam Ebu Yusuf’a göre bunların satışında örfe bakılır. Fetvâ da böyledir.

 

Sual: Taksitleri belirlemeden, bir yılda ara sıra ödemek şartıyla mal satmak câiz midir?

Cevap: Eğer satış yapılırken taksitle olduğu söylenmemişse, peşin sayılır. Semeni satıcının rızasıyla dilediği zaman öder. Satıcı semeni dilediği zaman isteyebilir. Semen verilmeden malı teslim etmeyebilir. Böyle bir akidde alıcının elime para geçtikçe ödemek veya dilediğim zaman ödemek şartıyla demesi, akdi ifsad eder.  Eğer satış taksitle veya veresiye denilerek yapılmışsa, taksit ve vâdenin bilinmesi gerekmektedir. Nitekim “Semenin tecilinde ve taksitinde müddet malum ve muayyen olmak lâzımdır” (Mecelle madde: 246). Bunlar tayin edildikten sonra, satıcının rızasıyla önce veya sonra ödemesinde mahzur yoktur. Bir sene sonra şu tarihte ödemek şartıyla deyip de bu bir sene içinde muayyen aralıklarla eline para geçtikçe ödemesi akde zarar vermez.

 

Sual: Mobil cihazlar için program yazıyorum. Bu program, meşhur haber sitelerinin manşetlerindeki haberleri gösterecektir. Bunlardan bazısı dine, ahlâka aykırı olabilir. Böyle bir şey yapmam câiz midir?

Cevap: Her hazırlanan programın müsbet veya menfi işlerde kullanılması mümkündür. Bunu önceden bilmek ise imkânsızdır. Silâh imal etmek gibidir. Ama menfi işin bizzat kendisini yapan, bundan mesul olur. Silahla adamı vurmak veya kâtilin eline silah vermek gibi.

 

Sual: Kola alana, bardak yanında hediye diye yapılan satış câiz midir?

Cevap: Taraflardan birine faydalı olan şartı akid yapılırken ileri sürmek fâsiddir. Akdi de fâsid yapar. Akid yapılmadan ilan edilip, akid yapılırken söylenmezse helaldir. Bahsettiğiniz misalde, aslında kola ve bardak beraber satılmaktadır. Bu bakımdan câiz olmaktadır.

 

Sual: Kanuni Sultan Süleyman zamanında çıkarılmış bir kanunnâmede içki ithalatı tanzim ediliyor. İçki imali, satışı ve içilmesi dinen yasak olduğu halde, böyle bir şeye neden yer verilmiş olabilir?

Cevap: İslâm devletinde yaşayan gayrımüslimler içki imal edebilir, içebilir, satabilir. Devlet de bundan vergi alabilir.

 

Sual: Giyim işiyle iştigal eden birisi, tek fiyat söylerse, müşteri tenzilat yapmadığı için serzenişte bulunuyor. Tenzilat yaparsa, zarar ediyor. Bu kişi sattığı mallara pazarlık payı koyabilir mi?

Cevap: Satıcı malını dilediği fiyata satabilir. İstediği fiyatı söyleyebilir; sonra da istediği kadar tenzilat yapabilir.

 

Sual: Pastanede çalışan birinin, yılbaşında üzerinde Noel Baba, çam ağacı gibi oyuncakların olduğu pastaları taşıması caiz midir?

Cevap: Bir mahzuru yoktur. Bunlar küfr alâmeti değildir. Küfr alâmetlerini bile gayrımüslimlere satmak caizdir.

 

Sual: Bir alışveriş sırasındayken önce malı alıp, sonra ücretini mi ödemek gerekir?

Cevap: Sünnet olan budur. Satıcı parayı almadan, malı vermeyebilir. Ama razı ise mesele yoktur.

 

Sual: Kitapçıya telefon açıp, “Bana şu kitabı şu adrese gönder. Parasını hemen hesabına yatırıyorum” dense, kitapçının eline para hemen geçmediği için bu alışveriş sahih olur mu?

Cevap: Paranın verilmesi akdin şartı değildir. Telefon açmak icab, kitabın gönderilmesi kabuldür. Kitapçı, akdi yapmakla paraya hak kazanır. Para yatmadan dilerse malı göndermeyebilir.

 

Sual: Bir kimse arkadaşına başka bir ülkeden getirmek üzere bir sipariş verse, bu sipariş 10 lira olsa, emek karşılığı olarak 12 lira isteyebilir mi?

Cevap: Sipariş verilirse, vekâlet münasebeti vardır. Borç, malın fiyatı kadardır. Ama bir hizmeti geçtiği için fazla vermek caizdir. Bu meblağ alana helâldir. Ama başta ücret şart edilmemişse, vekil bu işi teberru olarak yapmış olur ve ücret isteyemez. Dolayısıyla 10 lira hakkıdır. 12 ister de 10 lira verirse yapacak bir şey yoktur. Ama 12 lira verirse almak caizdir. Malın fiyatı ne kadar diye sorulduğunda 10 lira yerine 12 lira demek câiz değildir. Yalan olur. Bu iş için masraf etmişse, bunu ekleyebilir. Eğer sipariş olmasaydı, vekil olmazdı. Kendi aldığı malı dilediği fiyata satabilirdi.

 

Sual: Senedli, taksitli bir alışverişte peşinat istemek caiz midir? Bunun bir nisbeti var mıdır?

Cevap: Peşinat varsa o alışveriş veresiye demektir. Veresiye alışverişte taksit mikdarları ve taksitlerin ödeme tarihleri belli olmak zorundadır. Eğer peşinat alınıyorsa, bu ilk taksit demektir.

 

Sual: Taksitli bir alışverişte, ele para geçse ve bu para taksitlerin sadece bir kısmını kapatabilecek bir miktar olsa, o parayla taksitlerin bir kısmı kapatılabilir mi?

Cevap: Taksitli alışverişte taksitler zamanı gelince ödenir. Bir veya daha fazlası veya tamamı bir defada da ödenebilir. Birkaç tanesinin peşin ödenmesi, hepsinin peşin ödenmesini gerektirmez. Ama bir taksit ödenmezse, hepsi peşine döner.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında araba kiralanmak istenirse önce kiralama parası verilmelidir, diyor. Bir yerde örf, ücretin müddet bittikten sonra ödenmesi şeklinde ise caiz midir?

Cevap: Ücret ve müddet belli ise, sonra da verilebilir. Müddet belli değil ise, fâsid icâre olur. İş bitince, o müddetin piyasa ücreti istenebilir.

 

Sual: Bir araba 24 saatliğine kiralansa; kiralayan kişi arabayı 30 saat sonra getirse ve arabayı kiralayan kişi de sesini çıkartmazsa, câiz olur mu? Arabayı kiralayan ek para isteyebilir mi?

Cevap: Araba kiralayan ses çıkartmazsa, razı olmuş demektir. Ancak araba sahibi dilerse ilâve ücret isteyebilir. Özürsüz geciktirmişse ve araba sahibi gecikmeye râzı gelmemişse, ayrıca tövbe ve helâlleşmek gerekir.

 

Sual: Bir malı satarken, eğer kişiler razıysa, aldım sattım demelerine gerek var mıdır?

Cevap: Malın fiyatı belli ise, para verilip mal alınarak götürü satış yapılabilir. Değilse, malın fiyatı sorulur. Sonra icab ve kabul yapılır. Yani bu malı bu fiyata aldım; karış taraf da sattım der. Müşteri konuşmadan parayı verir, satıcı da semen kadar alır ve malı teslim ederse de caiz olur.

 

Sual: Marketten aylık alışveriş yaparken, teker teker aldığımız mamullerin fiyatlarını bilmek gerekir mi?

Cevap: Kasadan geçerken toptan söylenen para verilir. Zira vasıf ve fiyatları farklı malları götürü olarak almak caizdir.

 

Sual: Kireç, kireç ile vâdeli satılırsa fâiz olur mu?

Cevap: Hanefî mezhebinde hacim veya tartı ile ölçüldüğü için fâiz olur. Ama Şâfiî mezhebinde yenecek şey olmadığı için fâiz cereyan etmez.

 

Sual: Evde yapılan böreği pişirmek için fırına götürsek, fırıncı bunu pişirip karşılığında para alsa, ortada mal olmadığı için câiz olur mu?

Cevap: Bu bir satış değil, icâre akdidir. Fırıncının aldığı hizmet bedelidir, câizdir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Doğru olarak da, müşterinin bildiği şeyi söylememelidir. Çünki, bu da fâidesiz söz olur. Kıyâmet günü her sözden sual olunacaktır” diyor. Müşteri bildiği halde bir mamulün hususiyetlerini kendilerine tekrar izah ediyoruz. Yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yanlış mı yapıyoruz?

Cevap: Bilmediği düşünülerek söylenir.

 

Sual: Bizim burada sütü için koyunları; meyvesi için ağaçları kiraya veriyorlar. Arazilerini, arsalarını, tarlalarını çiftçilere ve hayvan besiciliğine kiralıyorlar. Ancak fıkıh kitaplarında okuduğum kadarıyla bunun uygun olmadığını anladım. Nitekim “Kira müddeti içinde bozulup telef olan veya kullanırken helâk olan şeyleri kiraya vermek câiz değildir. Koyun otlatmak için tarlayı kirâya vermek câiz değildir, fâsiddir” diyor. Nasıl hareket etmek lâzımdır?

Cevap: Ağaç, koyun kiralanır veya meyve satılır. Para, buğday, süt ise ödünç alınır. Sadece koyun otlatmak için kiralamak caiz değildir. Bu, otu kiralamak olur. Tarlayı kirâlamak yeterlidir. Bir tepsi böreği kiralamak fâsiddir. Çünki bu kira akdine değil, ancak satış akdine mevzu olabilir.

 

Sual: Bir mamulü satarken, meselâ 2 senelik garanti vermek câiz midir?

Cevap: Hanbelî mezhebinde her halde câizdir. Hanefî mezhebinde ise dârülharbde câizdir.

 

Sual: Tayyare (uçak) biletlerinin 2-3 ay evvelden almak câiz midir?

Cevap: Evet. İcâre akdinde ücretin baştan verilmesi câizdir.

 

Sual: Şuf’a hakkını, yani bir gayrımenkul satıldığı zaman, komşu veya ortağın aynı bedelle onu satın alma hakkını bertaraf için bedel yüksek gösterilerek muvazaa yapılırsa, şufa kullanmak isteyen muvazaayı ispat edip gerçek bedel üzerinden şufayı sağlayabiliyor. Peki, bedel satım yapılırken vergiden vs kaçmak için düşük gösterilir ve bu sefer şufa kullanmak isteyen bu düşük bedel üzerinden akdi kurmak isterse, satım akdinin tarafları aralarındaki muvazaayı ileri sürüp şufa’nın yüksek ve gerçek bedelden yapılmasını isteyebilirler mi?

Cevap: Birincisinde garer vardır. İspat edip piyasa fiyatından alabilir. İkincisinde telcie (muvazaa) vardır. Hakikî fiyattan şuf’a cereyan eder.

 

Sual: Bir kişi koyun postu karşılığında yirmi kilo yağ veya buğday alırsa bu caiz olur mu?

Cevap: Evet. Mukayada (trampa) satışıdır. Malın, başka bir mal karşılığı satışı caizdir.

 

Sual: Kitap satışı yapıyorum. Müşteriye, bende olmayan bir kitap numunesi gösterdim. Hemen almak istedi. Fiyatını söyledim; o da bana ücretini verdi. Komşudan alıp kârımı koyarak kendisine sattım. Bu satış câiz midir?

Cevap: Vekâleten almış olursunuz. Kâr da vekâlet ücreti olur. Şartları varsa, mesela kitap mislî ise, yani baskısı piyasada bulunabilen bir kitapsa, selem satışı da olabilir.

 

Sual: Vekil, müvekkilinin adına bir akid yapınca, akdi yaptığı kişiye, vekil olduğunu ve müvekkilinin adını söylemek zorunda mıdır?

Cevap: Hibe, karz gibi bazı akidlerde evet. Satış gibi bazı akidlerde hayır. Bu tip akidlerde vekil olduğunu veya müvekkilinin adını söylerse, vekil olmaktan çıkar; resul (haberci) sayılır.

 

Sual: İki kişi, ayrı cinsten birer teneke buğdayı değişseler, bu tenekelerin hacmi farklı olduğundan, fâiz doğar mı? Tartmak gerekir mi?

Cevap: Faiz olmaz. Zira teneke aynı mikdarı ifade eder. Buğday, tartarak değil, hacim ile ölçülür, alınıp satılır. Bu birer teneke buğday, aynı cins ise, bu satış câiz olmaz. Zira bu değişmede bir fayda yoktur.

 

Sual: Ali’nin evi var, Zeyd’in yok, Osman’ın var. Ali kendine yeni bir ev almak istiyor. Bunun için kendi evini Zeyd’e veriyor ve yeni ev alana kadar bu evde oturmaya devam ediyor. Sonra kendisine yeni bir ev buluyor ve bunu almak için bankadan kredi almaya Zeyd ile beraber gidip, gelirlerini gösterip Ali için kredi çekiyorlar. Ali’nin maaşı yetmediği için kredi alamamaktadır. Alınan kredinin yüksek mikdarını Zeyd ödeyecektir. Geri kalanını Ali ve az bir mikdarını Osman ödeyecektir. Bu muamelenin mahzurlu tarafı var mıdır?

Cevap: Evi olmayan bir kimsenin, karz-ı hasen (faizsiz borç) bulamıyorsa, faizle kredi çekmesi nafaka olduğu için câiz görülmüştür. Ama evi olan faizli kredi alamaz. Krediyi Ali alabilir. Bunu geri ödemede Zeyd veya Osman yardım edebilir. Veya kredi borcunu kısmen ya da tamamen Zeyd ve Osman’a havale edebilir. Vekil asil gibidir. Asil için câiz olmayan bir şeyi yapmak, vekil için de câiz olmaz.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde, bir kilo kireç bir kilo kirece veresiye satılırsa veya bir kilo kireç iki kilo kirece peşin satılırsa fâiz olur mu?

Cevap: Hayır. Şâfiî mezhebinde fâiz olması için, mübadele edilen (satılan) malların altın ve gümüş ya da yiyecek maddesi olması lâzımdır. Kireçte bu tahakkuk etmez. Ama Hanefî mezhebinde her ikisi de fâiz olur. Zira bu mezhebde keylî veya veznî olarak satılan malların birbirlerine peşin satılması hâlinde birinin fazla olması, yahud aynı mikdarda oldukları halde veresiye olması hâlinde fâiz doğar.

 

Sual: Bir pazarlamacı, mal sahibinin peşin satılmasını istediği ve veresiye satışına izin vermediği bir malı, veresiye olarak satsa, ama satıcıya kendi cebinden peşin parayı ödese câiz olur mu?

Cevap: Vekil, veresiye sat denmiş de, peşin satmışsa, satıcının menfaatine olduğundan câizdir. Ama peşin sat denmiş de, veresiye satmışsa, câiz olmaz. Bunun yolu, bu malı kendisinin satıcıdan satın alıp, müşteriye veresiye satmasıdır. (İbni Abidin, Vekâlet bahsi)

 

Sual: Kuyumcuya gidip, mesela 10 gr. altın satıp, yerine yeni model 25 gr. altın almak câiz midir?

Cevap: Altının mübadelesinde biri fazla olursa ribâ (fâiz) olur. 10 gr, 25 gr karşılığı peşin veya veresiye satılamaz. Ama 10 gram altın satılıp, parası alınır. Sonra 25 gram altın satın alınır. Parası verilir. Ya da 25 gr yerine, 10 gram altın ile 15 gramın karşılığı kadar para beraberce verilirse, fâiz olmaz.

 

Sual: Bir kimse tek başına iken herkese hakkını helal etse, hatta verdiği borçlara da niyet ederek helâl etse, sonra günün birinde borçlulardan biri borcunu vermek istese, bu parayı alabilir mi?

Cevap: Karşı taraf helâl ettiğini biliyorsa, ya bu parayı hediye olarak veriyor veya bu ibrâyı kabul etmemiş demektir. Almak caiz olur. İbrânın muteber olması için, borçlu tarafından işitilip kabul edilmesi veya borçlu tarafından reddedilmeyip sükût ile karşılanması lâzımdır. Binaenaleyh ibrâ, borçlu tarafından kabul edilmeden evvel, ibrâ eden geri dönebilir. (İbni Abidin, Kefâlet bahsi) Bir de ibrânın sıhati için ibrâ edilen kimselerin muayyen ve malum olması lâzımdır. “Bütün borçlularımı ibra ettim”, “Hiç kimsede hakkım yoktur”, “Herkese hakkımı helâl ettim” gibi sözler kullanmışsa, ibrâ muteber olmaz.(Hindiyye)

 

Sual: Hadis-i şerifte, “İnsanlar su, hava ve ateşte ortaktır” buyuruluyor. Şu takdirde suyun parayla satılması câiz olur mu?

Cevap: Umumi nehirlerden (Fırat, Nil gibi) veya göllerden herkes su alabilir, hayvanına içirebilir, yanında götürebilir, tarlasını sulayabilir. Bir adamın tarlasındaki göze veya kuyudaki sudan herkes içebilir, hayvanına içirebilir; yanında götüremez, tarla sulayamaz. Birinin sarnıcındaki, havuzundaki, deposundaki sudan kimse içemez. Herkes kendi mülkü olan suyu dilediği fiyata satabilir. Umumi nehirden kırbasına, arabasına, deposuna, barajına doldurduğu su, onun mülkü olur, dilediğine dilediği fiyattan satar.

 

Sual: Açığa satış caiz midir?

Cevap: Satışın sahih olması için malın mevcut ve satanın mülkü olması lazımdır.

 

Sual: Vadeli (veresiye) bir borçta tenzilat (indirim) yapmak karşılığı hepsini ödemek câiz midir?

Cevap: Vadeli bir borcun, indirim yapılarak erken ödenmesi câizdir. Ancak başka bunun şart koşulmamış olması lâzımdır. Vadeli borçlunun, alacaklıya gelip, alacağından şu kadar indirirsen, hepsini öderim diye teklif etmesi ve alacaklının da kabul etmesi câizdir.

 

Sual: Bir kişi mesela arabasını satarken, alıcıya arabadaki en küçük bir çiziği dahi göstermek mecburiyetinde midir?

Cevap: Alıcı muayene ile görüyorsa göstermesi gerekmez. Alıcı görmemişse, sonradan görüp arabayı geri verebilir. Alıcının basit bir muayenesiyle görülemeyecek bir kusuru söylemek lâzımdır.

 

Sual: 6,5 yaşındaki kızıma alışveriş yapması uygun olmadığı için para vermiyoruz. Ancak arkadaşlarına özenmeye ve başkalarından para istemeye başladı. Ne yapmalıyız?

Cevap: Temyiz kuvvetine sahip olmayan çocuk, kendi parası ile alışveriş yapamaz. Vekil olabilir. Bu kuvvet, parayı tanımak, bir malı alınca mülkü olduğunu, satınca mülkünden çıktığını bilmek şeklinde izah edilir ve umumiyetle 7 yaşında kazanılır. Kızınız parayı tanıyorsa, kendisine makul mikdarda para verip, vekil edersiniz. O takdirde vekil sıfatıyla alışveriş yapması caiz olur. Vekil olarak aldıkları sizindir. Sizin malınızı yemiş veya kullanmış olur ki bu da câizdir.

 

Sual: Meyve üretip satan birisi, alıcıya teslim etmeden evvel meyvenin iyilerini selelerin üzerine koysa, içinde ezik veya ham bulunsa; câiz olur mu?

Cevap: Müşteriyi aldatmak haramdır. Müşteri kolayca muayene ile bu kusuru anlar da aldırmazsa mesele yoktur. Sonradan farkına varır ise, malı geri verebilir. Vermezse, mal haram olmaz ise de, yapılan iş (aldatarak satış) haramdır; kazanç da tayyib (temiz) değildir.

 

Sual:Kredi kartıyla tek çekim yaparak alışveriş yapılsa, sonrasında internet şubesi vasıtasıyla alışveriş tutarı %0 faiz ve sabit bir ücret karşılığı taksitlendirilse, caiz olur mu?

Cevap: Alışveriş bittikten sonra, borcun tecdidi (yenilenmesi) caizdir. Yani karşılıklı rıza ile ve faizsiz olarak taksitlendirilebilir.

 

Sual: Birden zuhur etmeyip de gide gide zuhur edegelen meyve, çiçek, yaprak ve sebzenin bir miktarı belirmiş olursa, bunlarla beraber henüz belirmemiş olanları da toptan satmak örf olduğundan İmam Muhammed’e göre sahihtir. Henüz başlanmamış veya bir kısmı başlamış binayı bu kavle kıyasen almak câiz olur mu?

Cevap: Bina insan eliyle yapılıyor. Öbürleri kendiliğinden yetişiyor. İkisi aynı şey değildir. Kıyasa mahal yoktur.

 

Sual: Ramazan ayında oruç tutmayanlara yiyecek satmanın hükmü nedir?

Cevap: Ramazan ayında lokantaların iftar ve sahurda açılması münasiptir. Zira haram işlenmesine bile bile vesile olmak tahrimen mekruhtur. Yiyecek paket yapıp verilebilir; ama masaya servis yapılmaz. Satmaya veya servis yapmaya bir şekilde mecbur ise, yiyenin seferî veya gayrı müslim yahud özürlü olduğuna hüsnü zan edilir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Bey ve şirâda kolaylık olmak için, İmam Kerhî’nin kavli ile fetvâ verilmiştir. Şöyle ki, bir satışta semen [para] gösterilmeden akid yapılıp da, semen olarak haram olduğu bilinen şey verilirse, bu şey karşılığı alınan mebî helâl ve tayyib olur. Fakat haram olduğu bilinen veya kendinde vedîa [emânet] bulunan şey, semen olarak gösterilerek söz kesilir ve bu semen verilirse, satın alınan mebî haram olur.” deniliyor. Haram para ile alınan mal nasıl helâl olur? Gösterip göstermemenin ne tesiri vardır?

Cevap: Akid yapılınca, mebî (satılan şey) satıcının mülkiyetinden çıkıp, müşterin mülkiyetine giriyor. Semen (satın alınan şeyin bedeli) de müşterinin zimmetine borç oluyor. Akid sahih oluyor. Akdin sıhhati için semenin ödenip ödenmemesinin tesiri yoktur. Bu borcu, haram paradan ödemek caiz oluyor. Ama bu haram parayı gösterirse, bu semen tayin edildiği için, akid bunun üzerinden yapılır ve mal da haram olur. Şunu da söylemelidir ki, bu akdin sahih olması, haram parayı sahibine tazmin etme borcunu veya bu malı edinme günahını ortadan kaldırmaz.

 

Sual: İade ettiğim mamule mukabil bana para yerine alış-veriş çeki verdiler. Ben de oradan yeni bir mal almak yerine, bu çeki paraya dönüştürmek istiyorum. Aynı paraya versem kimse almaz. Mesela 100 liralık çeki 80 liralık devretmek uygun mudur?

Cevap: Mesele çek ve senedin cirosuna benziyor. Her ne kadar para değil, mal karşılığı ise de, daha altına bozdurmak zarara sebebiyet vermektedir. Alacağın daha düşük bedelle satılması fâiz olur. Bu bakımdan 100 liralık çekin 80 liraya satılması câiz görülemez. Aynı bile olsa Hanefî mezhebinde alacak yalnızca borçluya satılabilir. Ancak İmam Züfer’e ve üç mezhebe göre daha düşük bedelle olmamak üzere başka birine de satılabilir. Mesele şöyle halledilebilir: Karşı taraf istediği 100 lira değerindeki mamulü 80 liraya alması için çekin sahibini vekil tayin eder. Vekil, elindeki çek ile malı alır. 80 lirayı vekâlet verenden alır. Vekil, şart edilen bedelin üzerinde mal almışsa, bu aradaki farkı üstlenir.

 

Sual: Marketler alış-veriş yapanlara, hediye çeki vermektedir. Bu çeki başkasına satmak caiz midir?

Cevap: Mağaza, hediye çeki vereceğini akid sırasında söylemişse, akdi ifsad eder. Zira taraflardan birine faydası olan şart, akdi ifsad eder (bozar). Akid sırasında söylenmemişse, önce veya sonra söylenmişse, akde zarar vermez; ancak şarta uymak da lâzım gelmez. Mağazaların verdiği hediye çeki, o mağazadan o mikdarda mal alma hakkıdır. Hakkın bedel karşılığında devrinde örf ve âdete bakılır; yani böyle bir örf varsa, bedel karşılığında devredilebilir. Ancak bu bedel, çekin kıymetinden az olmamalıdır. Buna doğrudan fâiz denemese bile, şüpheli şeylere girdiği açıktır. Bazı şirketler, çalıştırdığı elemanlara mesela belli bir mağazadan 100 liralık kıyafet çeki vermektedir. Bu da şirketin, o mağazadan alacağını gösteren seneddir. Bunu da değerinden aşağısına satmak câiz değildir. Mesela 100 liralık çeki, devretmek istediği kimseye verir. Bu kimse, vekil sıfatıyla 100 liralık mal alır. Çekin sahibi bu malları o kişiye 80 liraya satar.

 

Sual: Fındık memleketlerinde bir tatbikat vardır. Ekseri çiftçinin deposu olmadığı için fındığı elinde tutamaz. O an için paraya ihtiyacı olmasa da çürütmemek için tüccara götürür. Her ne kadar “emanete verme” denilse de, fındıklar karışmaktadır. Bundan sonra çiftçi, ister parça parça, ister tamamını istediği zamanda gelip o gün câri olan fiyattan bozdurabilir. Fiyatta belirsizlik olduğu için bu şekilde bir satış câiz midir?

Cevap: Emanet dense de bu bir karz sayılır. Kelâmın i’mâli, ihmâlinden evlâdır. Mislî mallar karz verilir. Geri öderken, başka bir misli mal ile (o andaki para kıymeti ile) ödenmesi karşılıklı rıza ile câizdir.

 

Sual: Bir çocuğa mesela bir kazak hediye gelse, o kazak küçüldüğünde, bunu kardeşine veya arkadaşına hediye edebilir mi?

Cevap: Çocuk, kendisine zararlı muameleleri bulûğa erene kadar velisi izin verse bile yapamaz. Ancak velisi bu malı o haliyle satış fiyatından satın alıp, verebilir. Çocuğa gelen hediyeler, açıkça bu çocuğa aittir denmedikçe, annenin yakınlarından gelmişse anneye, babanın yakınlarından gelmişse, babaya aittir. Baba veya anne, çocuğa bir elbise almışsa, hediyeye niyet etmeyip, âriyete niyet ederse, bu elbise çocuğun olmaz; binaenaleyh küçüldüğü zaman elbiseyi alan kişi, çocuğun kardeşine veya başkasına hediye edebilir. (Üsrüşenî, Ahkâmu’s-Sıgâr)

 

Sual: Bir gayrımenkul 100 bin liraya satılsa bile, tapuda 2 bin lira olarak gösteriliyor. Buna dair bir şuf’a davasında tapunun iptali ve tapuda gösterilen düşük bedelle malın müvekkil lehine tescilini almak mümkündür. Böyle yapmak caiz midir?

Cevap: Şuf’a hakkı mevcut semen üzerinde cereyan eder. Şuf’a hakkı sahibi, alıcının ödediği gerçek bedeli ödemekle mükelleftir. Bedelin ne olduğunu satıcının ispatlaması lâzımdır. Tapu sicili bir delil, bir karine teşkil eder. Bunu bozacak bir delil ibraz ederse, şuf’a hakkı sahibi dinen buna uymak mecburiyetindedir. Bugün mahkemeler bildiğim kadarıyla tapuda gösterilen mikdara bağlı kalmaksızın, bilirkişi raporuna göre bir bedel tayin ediyor. Burada kasıt olmadığı için, böyle bir davada vekillik yapmak câizdir. Mümkün mertebe açıkça haksız kazanca yol açacak davaları almamak tavsiye olunur.

 

Sual: Bir kütüphaneciye mail atarak, bir kaç kitap ismi yazıp, bunların fokotopisi ne kadar tutar diye fiyat istedim. Şu kadar tutar, şu hesaba ücreti yatırırsanız istediğiniz fotokopileri göndeririz diye cevab geldi. Ben de ücreti hesaba yatırdım. Lâkin malın teslim tarihini ve yerini konuşmayı unuttum. Alışveriş sahih midir?

Cevap: Bu bir istisna satışıdır. İstisnada malın teslim tarihini söylemek gerekmez. Mal gönderilince akid tamam olmuştur. Bir şey gerekmez.

 

Sual: Tez çalışması için elimde bulunan 972 hicrî tarihli bir mahkeme ilâmında, bir kimse babasından intikal eden ve kardeşiyle ortak olan evdeki hissesini ölünceye kadar bakmak üzere birine hibe ediyor. Sonra komşusu şuf’a talebinde bulunuyor. Mahkeme bu talebi reddediyor. Bunun sebebi ne olabilir?

Cevap: Hibede şuf’a cereyan etmez ise de burada ivazlı hibe var. Ancak şuf’anın sıhhati için, malın malum bir bedel karşılığında satılmış olması lâzımdır. Meçhul bir bedel veya mal olmayan bir bedel ile temlik edilen akarda şuf’a cereyan etmez. Ölünceye kadar bakma, bir hizmet ve menfaatten ibarettir. Binaenaleyh meselede şuf’a cereyan etmez. İkinci bir husus, satılan akarda mâlikin mülkiyet hakkının tamamen zâil olması şuf’anın sıhhati için şarttır. Meselâ muhayyerlik varsa, şuf’a cereyan etmez. Meselede de mâlik, kendisine bakma karşılığı temlik ettiği için, bu vaad yerine getirilmezse, akar, satıcının mülkiyetine dönecektir.

 

Sual: Akıllı, ama bulûğa ermemiş çocuğun, velisinin izni olmadan yaptığı alışveriş ve icâre sahih mi?

Cevap: Değildir. Ancak velisi başta izin veya sonradan icazet verirse sahih hâle gelir. Vermezse, fâsid olur. Fâsid icârede iş yapılmışsa ecr-i misl ödenir. Fâsid alışverişte mebi ve semen, yani mal ve ödenen para iade edilir. Mal kullanılmış veya tüketilmişse, piyasa kıymetinden tazmin edilir.

 

Sual: Bir kimse arabasıyla işe giderken, her gün yanında iki kişi daha götürse, bunlardan biri 20 km, diğeri 25 km gittikten sonra inse, ikisinden de aynı ücreti alması uygun olur mu?

Cevap: Burada anlaşmaya bakılır, mesafeye değil.

 

Sual: Bana bir mesken kooperatifinden kura ile ev çıktı. Bu hakkımı benden satın almak isteyenler vardır. Hak satılamayacağına göre nasıl davranmak lazımdır?

Cevap: Hak mal olmadığı için satılmaz. Ama örf varsa, bedel karşılığı devredilebilir. Buna ferağ etmek denir.

 

Sual: Bazı bilgisayar programları satılırken, bir bilgisayardan başkasında kullanılamaz diye şart koşuyorlar. Bu programı başka bilgisayarda kullanmak veya satmak caiz olur mu?

Cevap: Satış akdinde taraflardan hiçbirine faydası olmayan şart lağvdır. Bu şart akdi bozmaz, ama uymak da gerekmez. Bu programı başka bilgisayarda kullanmak veya başkasına kullandırmak caizdir. Ama çoğaltıp satmak veya dağıtmak caiz değildir.

 

Sual: Kitab fotokopisi çektirdiğimizde, kitabın sahife sayısı çok ise, bu sahifeleri fotokopiciden teslim alırken tek tek saymasak caiz olur mu?

Cevap: Bu bir istisna satışıdır. Saymak lâzım değildir. Göz kararı muayene kâfidir. Fiyat bellidir. Götürü alışveriş yapılır.

 

Sual: Akıllı olmayan (7 yaşından küçük) bir çocuk birisine şeker verse, çocuğun babası da razı olsa şekeri almak caiz midir?

Cevap: Şeker çocuğa ait ise velinin izniyle dahi başkasına veremez. Bilmeden alınıp yenilmişse, şekerin parası çocuğa ödenir.

 

Sual: Pazardan 10 liralık kaymak aldık. Eve gelince içine kül karıştığını gördük. Geri vermek istedik. Satıcı kabul etti. Küçük bir kaşıkla tadına baktığımızı satıcıya söyledik. Bize yine 10 liralık kaymak verdi. Bu câiz midir?

Cevap: Ayıp muhayyerliği vardır. Kusurlu malı satıcının geri alması lâzımdır. Alıcı ya benzerini veya verdiği parayı geri alır. O kadar tatmak, malı muayeneye girer, zarar etmez. Kaldı ki satıcı râzıdır. Ama iade edilen maldan, örfen fazla tüketilmiş olsaydı, yeni verilen maldan düşülürdü.

 

Sual: Korsan kitap alıp satmak, fotokopi kitap alıp satmak, orijinal kitabı ikinci el kitap olarak alıp satmak caiz midir?

Cevap: Piyasada orijinali satılmakta olan bir kitabın korsan baskısını veya fotokopi baskısını satmak ve almak câiz değildir. Avrupa ve Amerika’da bir kitabın fotokopisini çekmek bile yasaktır. Ancak orijinal bir kitabı alıp okuyup ikinci el kitap olarak daha ucuza satmak caizdir.

 

Sual: Bir kişi internete abone olup, birkaç kişi bunu kullanıyor ve ücreti bölüşüyorlar. Böyle yapmak uygun mudur?

Cevap: Bir kimse, satın aldığı hizmeti, istediği kimseye kullandırabilir. Bu iş câiz ise de, kanunlara riayet etmek de lâzımdır.

 

Sual: Müşteriye taksitle mal sattıktan sonra, borçlu tenzilat yap, borcun hepsini kapatayım dese, ben de kabul etsem, câiz olur mu?

Cevap: Olur. Ama aksi, yani fazla vereyim, alacağını tehir et dese, fâiz olur.

 

Sual: Tütün ekmek ve satmak caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Bir hanım, diğer bir hanıma satması için patik veriyor. O da üzerine kâr koyup satıyor. Bu caiz midir?

Cevap: İkinci kadın vekil ise, bu kâr patiğin sahibine aittir. Baştan anlaşırlarsa, bu kâr vekâlet ücreti olur. İkinci kadın bu patikleri satın almışsa, o zaman bu kâr ona aittir.

 

Sual: Çocuğun parası ile annesi ileride çocuğa ait olmak üzere takı alıp takabilir mi?

Cevap: Sadece sikke veya külçe altın alabilir. Zira takının işçilik sebebiyle değeri düşebilir. Para olarak muhafaza da edemez. Zira paranın kıymeti düşer. Veli veya vasi, çocuğun parasını altın olarak muhafaza etmek mecburiyetindedir. Anne, çocuğunun parasını, sonradan altın üzerinden ödemek üzere harcayabilir.

 

Sual: Müzâyede yoluyla yapılan alışveriş caiz midir?

Cevap: Câizdir. Malın ilanı, icaba davet; müşterinin fiyat vermesi, icab; vazifelinin sattım demesi, kabul yerine geçer. Bundan sonraki hükümler, mutlak satıştakilerle aynıdır.

 

Sual: Satılan bir mal, satıcının rızası olmadan iade edilebilir mi?

Cevap: Ayıp, görme gibi muhayyerlik hükümlerine giriyorsa evet. Girmiyorsa, ancak rıza ile iade edilebilir.

 

Sual: İki köylünün koçlarını aynı anda takas etmesi caiz midir?

Cevap: Farklı vasıfta iseler, peşin câiz olur.

 

Sual: Bir ineği, sahibine 2 keçi ve bir miktar da para vererek almak caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Bir kimse malını zararına satabilir mi?

Cevap: Mal onun değil mi, dilediğine zararına satabilir; bedava da verebilir. Ancak bunu adet haline getirmişse malını kendisine zarar verecek şekilde sarfettiği için sefihlik sebebiyle hacr altına alınması mümkündür.

 

Sual: Yedi yaşından küçük çocuğu göndermeden evvel bakkala telefon açıp, “Bizim oğlanı yolluyorum, felanca malları yolla, deftere yaz (veyâ parasını da çocukla yolluyorum)” denirse veyâ çocuğun eline kâğıda yazılıp yollanırsa, alışveriş sahîh olur mu?

Cevap: Evet. Akid çocuğu gönderen ile bakkal arasında yapılmıştır. Balkondan sepet sarkıtıp, mal almak gibidir.

 

Sual: 400 lira ücretli bir kursa yazıldım. Peşin 150 lira verin, gerisini oldukça verirsiniz, dediler. Böyle bir akid sahih midir?

Cevap: Kursa yazılma sahihtir. Borcunuz peşin 400 liradır. Kurs sahibinin ödenmesinde tolerans gösterdiği anlaşılmaktadır. Kursa yazılırken, bir kısmı peşin, bir kısmı taksitle konuşulsaydı, taksit mikdarı ve ödeme tarihlerinin belli edilmesi gerekirdi.

 

Sual: Kitap aldıkça puan veren bir siteden kazanılan puanlar ile kitap almak caiz midir?

Cevap: Evet. Bu puanlar, kitapçı nezdinde bir borç olarak kaydedilmekte ve biriktirilip kitap alındığı zaman semene karşılık tutulmaktadır. Kitapçının hediyesi ve mükâfat hükmündedir.

 

Sual: Kapıcının, aldığı ekmek üzerine kâr koyarak bina sâkinine ulaştırması caiz midir?

Cevap: Hayır, zira kapıcı ekmek almak üzere vekildir. Müvekkili (daire sâkini) için almış demektir. Ama vekil edilmeksizin kendisi satın alıp, üzerine kâr koyarak daire sâkinine satarsa bu takdirde câiz olur.

 

Sual: Seyyar satıcılık yapmanın hükmü nedir?

Cevap: Şer’en caizdir. Kanunî hükmü ise beldeden beldeye, ülkeden ülkeye değişebilir

 

Sual: Devlet ihalelerine müracaat edildiğinde, müessesenin yönlendirdiği kişi veya vakıflara bağış yapmadan ihale almak imkânsız gibidir. Bu bağış caiz midir? Sevaba sebep olur mu?

Cevap: İhale taliplerine böyle bir şart koşmak caiz değildir. Üçüncü kişi lehine şart, akdi fasid eder. Bazı âlimlere göre akdi fasid etmese bile, kendisi hükümsüzdür. Her halde de caiz değildir. Ancak hakkını alabilmek için rüşvet vermek caizdir. Bu sebeple verene câiz olabilir. Bugünki vakıflar şer’i manada vakıf değildir. Yaptıkları iş, dinen hayır olarak görülen bir iş ise, parayı veren, niyet ederse, sevap kazanır.

 

Sual: Hanefî’de bey-i mezâmin (bir hayvanın dölünün satılması) bâtıldır. Ancak günümüzdeki veterinerler en çok bu usulle para kazanıyor. Bunun şer’î hukuka uygun bir şekli var mıdır?

Cevap: Hayvanın hayvana aşması karşılığında para almak caiz değildir. Ancak döl sahibi hayvanın masraflarının karşılığı para alınabilir. Veya yavrunun satışı va’d edilir. Yavru doğunca tekrar akid yapılır.

 

Sual: Dükkânımıza gelen fâsıklara, yiyecek, giyecek gibi mal satmak câiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Vekil yapmakta verilen para teayyün eder mi?

Cevap: Semen, para tayin edilince, teaayyün etmez. Yani söz kesilirken tayin edileni vermek lâzım değildir; misli, benzeri de verilebilir. Fâsid akidde, sarf satışında, emânet, hibe ve sadakada, şirkette ve gasbda teayyün eder. Mehrde, nezrde ve vekâlette teayyün etmez. Bazı kitaplarda vekâlette de teayyün edeceği ve satın alma vekîli, sâhibinin verdiği parayı kendi için kullanırsa, vekilliğinin bozulacağı yazılıdır. Vekâlette paranın teayyün etmesi İmamı Azam Ebu Hanife’nin; etmemesi ise İmameynin kavlidir. (İbni Abidin)

 

Sual: Bahçemizin bir kısmını belediye istimlâk etti (kamulaştırdı). Fakat henüz hiç bir muamele yapmadı. Bu saha içinde bizim önceden diktiğimiz erik ağacı var. Bu ağacın meyvesini yiyebilir miyiz?

Cevap: İstimlâk, sahih bir alış-veriş muamelesi hükmünde değildir. Parasını ödeyip, muamelesini yapmadıkça, bahçe ve ağaç sizindir; yiyebilirsiniz.

 

Sual: Üç mezheb teâti (götürü) yoluyla muameleyi câiz görüyorsa, akidlerde mâzi sigası şartı ne içindir?

Cevap: Teâti (götürü) satış, fiyatı belli mallar içindir.

 

Sual: Adam öldüreceğini bildiğimiz bir kimseye bıçak satmak caiz midir?

Cevap: Mekruhtur.

 

Sual: Günümüzde miras arsaları dinimize göre bölüşülmüyor. Böyle yerleri bilerek satın almak caiz midir?

Cevap: Evet. Rıza ile böyle paylaşmış olabilirler.

 

Sual: Bankadan kredi çekerek altın aldım. Fâizli olduğu için buna zekât düşmeyeceğini; hepsini sadaka vermem gerektiğini söylediler. Nasıl hareket etmem gerekir?

Cevap: Fâsid alışverişte alınan mal, alanın mülkü olur. Ama kullanması haramdır. İkale yapıp (akdi bozup), sahibine geri vermesi gerekir. Gasp, rüşvet, fâsid akd gibi gayrı meşru yollardan gelen mal, eğer şekil değiştirmişse, mesela bununla başka bir mal alınmış veya başka mal ile ayrılamayacak kadar karıştırılmış ise, mülk-i habîs olur. Bu da aynı hükümdedir. Her ikisinin de zekâtı verilmez. Ancak İmam Ebu Hanife’ye göre dârülharbde fâsid muamele ile elde edilen mal mülktür. Elinizdeki para ve altın nereden gelirse gelsin borçtan geri kalanı 96 gramı geçiyorsa kırkta biri zekât verilir. Fâizli kredi için ayrıca tövbe etmek gerekir.

 

Sual: Katılım bankasıyla araba almak üzere görüştüm. Beni vekil tayin edip, arabayı aldıktan sonra, bana satacaklarmış. Böyle bir satış uygun mudur?

Cevap: Sizi vekil ederlerse, siz vekil sıfatıyla alırsınız. Araba bankaya aittir. Sonra banka size vadeli olarak satar.

 

Sual: İstisnâ’ (sipariş) akdinde ücretin veresiye olması câiz midir?

Cevap: İstisnâ” akdinde parayı peşin vermek câiz olduğu gibi, veresiye ve taksitle ödemek de şart edilebilir.

 

Sual: İstisnâ’ akdinde müddet tayin edilebilir mi?

Cevap: İstisnâ’ (sipariş) akdinde müddet tayin edilmez. Eğer müddet tayin edilirse, diğer şartları da varsa selem satışı olur. Halk arasında istisnâ’ akdi yapılmasında örf bulunmayan bir iş ise, böyle bir istisnâ’ akdi fâsiddir. Ancak bu akid de müddet koşularak selem yoluyla câiz hâle getirilebilir. Bu takdirde selem ahkâmı tatbik edilir. Meselâ iş tarife uygun yapılıp bitince, alıcının rüyet (görme) muhayyerliği ile akiden vazgeçme hakkı olmaz. Tatlı, reçel, kömür, tuğla, sabun gibi şeyler, her ne kadar kıyemî ise de, artık benzeri çarşıda rahatça ve benzeri fiyata bulunabildiği için, bunlar da mislî mal gibi seleme mevzu olabilir. İstisnâ’ akdinde, müddet koşulması, bir mühlet olarak değil de, acele yapması bakımından tayin edilmiş ise, meselâ “yarına bitirmen şartı ile” veya “yarından sonra bitirmen şartı ile” yahud “bayrama yetiştirmek şartı ile” diyecek olursa, o zaman istisnâ’ satışı fâsid olmaz. Mecelle, hakkında teâmül olmayan herhangi bir mevzuda yapılan istisnâ’ akdinde müddet beyan edilmemiş ise, yine istisnâ’ akdinin sahih olacağını Kuhistanî’den alarak kabul etmiştir. (İbni Âbidin, İstisnâ bahsi)

 

Sual: Kurbanı kestikten sonra etini tartıp parasını ona göre ödemek caiz midir?

Cevap: Kurbanı fiyatını baştan belli edip satın aldıktan sonra paralı verirlerse olur; fiyat belli değilken alıp keserlerse, sonra tartıp kilosuna göre bir fiyat keserlerse, hem alışveriş, hem de kurban olmaz.

 

Sual: Trabzon’daki bir kişi, İstanbul’dan mal alsa, parasını ödese, ancak malı teslim almadan, direk Ankara’da başka birine satıp yollatsa câiz olur mu?

Cevap: Menkuller, kabzedilmeden, yani hakikaten veya hükmen teslim alınmadan satılamaz. Trabzon’daki bir vekil bu malı kabzederse, o zaman câiz olur.

 

Sual: Şu an piyasada projeden  (temelden)  bir evin istisna yolu ile satın alınabilmesi caiz midir?

Cevap: İstisnâ, örf ve âdet olan her şey üzerinde sahih olur. Binanın teslim müddeti 1 aydan fazla olursa İmameyn’e göre istisna sahih olur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “İstisnâ akdinde parayı peşin vermek câiz olduğu gibi, belli olmayan zamanlarda taksitlerle ödemek de şart edilebilir. Belli zamanda ödenmesi şart edilirse, selem olur.” yazmaktadır. İstisna akdinde düzenli belli aylarda, belli tutarlarda ödeme şart edilemez? Selem peşin ve o mecliste olması gerekmiyor mu?

Cevap: İstisnâ yapmak âdet olmayan işlerde müddet beyan etmek, o işi seleme çevirir. Âdet varsa, müddet beyan edilebilir. Nitekim Mecelle’nin 389. maddesi der ki: “İstisnâ‘ müte‘âmel [istisnâ yapmak örf] olan şeylerde ale’l-ıtlâk [umumi olarak] istisnâ‘ sahihtir. Ammâ te‘âmül câri olmayan şeylerde müddet beyân olunarak [yapılırsa] selem olub anda [onda] şerâ’it-i selem mu’teberdir. Ve eğer müddet beyân olunmazsa yine istisnâ‘ kâbilinden olur.

 

Sual: Bir servis işi yapan firmaya, borç para verip, verdiği paranın miktarına göre aylık ücret almak caiz midir?

Cevap: Bu şirkete ortak olsaydı, kârdan muayyen nisbette hisse ve ayrıca bizzat çalışıyorsa ücret alabilir. Borç vermiş ise alamaz. Şirkette, önceden ortaklara muayyen bir meblağın kâr olarak ödeneceği tayin edilemez.

 

Sual: Kuruyemiş ve oyuncakçı dükkânımızda, yılbaşı münasebetiyle satış yaparak başkalarının günaha girmesine sebep olmak mahzurlu mudur?

Cevap: Yılbaşında kuruyemiş, oyuncak veya yılbaşına mahsus hediyelikleri alıp satmanın mahzuru yoktur. Bunlar âdete bağlı şeylerdir. Gayrımüslimlere küfr alâmeti satmak bile câizdir.

 

Sual: Kudurî’de, murabaha ve tevliye bahsinde diyor ki: Bir kimse ölçekle satılanı, ölçekle; tartıyla satılanı, tartıyla satın alıp teslim alırsa, sonra ölçekle veya tartıyla başkasına satarsa, ikinci müşteriye bu malı tekrar ölçmeden ve tartmadan, ne yemesi ne de başkasına satması caiz olur. Dükkândan 10 kilo patates alıp onu tartmadan yemek câiz olmaz mı?

Cevap: İkinci müşteri bu malı götürü almamışsa, yani şu kadar liraya 10 kilo patates ver demişse, satıcının tartması, tartmamışsa, alıcının satmadan yememesi lâzımdır. Götürü almışsa, tartmak gerekmez.

 

Sual: Bir arkadaş yurt dışından 100 dolarlık bir siparişimi getirdi. Rızasıyla 100 dolar karşılığı Türk lirası verebilir miyim?

Cevap: 100 dolar veya karşı tarafın rızası ile 100 dolar karşılığı Türk lirası veya başka para yahud mal vermek câizdir. 100 doların altın karşısında değeri düşmüşse, bu aradaki farkı da karşı taraf isteyebilir.

 

Sual: Mutlak bey’de (şartsız peşin satışta) kabz şartı olmadığına göre, kabzdan önce satış caiz değil midir?

Cevap: Kabz (malın alıcıya teslimi), bey’ (satış) akdinin sıhhat şartı değildir. Mülkiyet, akidle geçer. Ancak satıcı, parası ödenmeden malı teslim etmeyebilir. Alıcı da kabzdan önce menkul malı başkasına satamaz.

 

Sual: Nakit para lazım olan B kredi çekmek istiyor; fakat şartları banka nezdinde kabul edilmiyor. Bu halde kiracısı A onun namına kredi çekse ve bunu B’ye verse, sonra da kira öder gibi krediyi ödese caiz olur mu?

Cevap: Borç alıp faiz ödemek caiz değildir. Caiz olmayan muamelelerde, vekil de asil gibidir.

 

Sual: Büyük marketlerde kasiyersiz geçişlerden geçerek alışveriş yapmak caiz midir? Bu geçişlerde ürünlerin barkotlarını kendiniz okutuyor ve kredi kartı ile alışverişi tamamlıyorsunuz.

Cevap: Bu, bey bi’t-teâti, yani götürü satıştır. Barkot okutulduğu anda, müşteri icabda bulunmuş olur. Karşı tarafdan kabul gelince de akid tamamlanıyor. Caizdir.

 

Sual: Bir kitabın herhangi bir cildi rehin verilebilir mi?

Cevap: Bölünebilir bir malın işe yarar kısmı rehin verilebilir. Bu cild, diğerlerinden müstakil olarak da işe yarıyorsa, râhin ve mürtehinin (rehin verenin ve alanın) rızasıyla rehin akdinin mevzuu olabilir.

 

Sual: Mahkemenin bir akdin ifa edilmemesi sebebiyle hükmettiği tazminatı almak caiz midir?

Cevap: Bu tazminat, maddî bir zarar tazminatı ise problem yoktur; almak caizdir. Manevî tazminat ise, İmam Ebu Yusuf’a göre hükümet-i elem adıyla bunu almak câizdir. Bedenî tazminat (diyet) ise, dârülharbde İmam Ebu Yusuf ve diğer üç mezheb imamına göre almak câiz olur. Mahkemenin hükmettiği fâiz ise, alacağın altın üzerinden değer kaybını karşılıyorsa mesele yoktur; adı fâiz de olsa almak câizdir. Bunun haricinde ise, borcunu ödemeyip işi mahkemeye sürükleyen kimsenin müstehak olduğu bir cezaî şart çerçevesinde alınabilir.

 

Sual: Katılım bankasına; bu evi satın almasını ve bana taksitli satmasını istiyorum. 100 liralık evi taksitle 150 liraya alıyorum, Bu caiz midir?

Cevap: Banka, evi ucuza peşin alır; müşteriye pahalıya vadeli satarsa caiz olur. Alışverişte semen satıcının takdirine ve alıcının kabulüne kalmıştır.

 

Sual: Katılım bankasının, ilk önce araba ya da evin ruhsat ve tapusunu kendi üstüne alması, sonra müşteriye satması şart mıdır?

Cevap: Satış akdi için icap ve kabul kâfidir. Tescil akdin şartı değildir. Ayba karşı tekeffül sebebidir; yani tescil edilmezse müşteri akdi bozabilir. Gayrımenkulü müşterinin istifadesi için tahliye veya tescil, gayrımenkul için teslim hükmündedir. Arabanın anahtarının müşteriye teslimi veya müşterinin rahatça tasarruf edebileceği şekilde ruhsatın tescili araba için teslim hükmündedir. Menkul mal, teslim alınmadan başkasına satılmaz; ama gayrimenkul mal, teslim alınmadan başkasına satılabilir.

 

Sual: Amerika’da fakültedeki tıbbî-biyolojik çalışmalar için kan verip para almak caiz midir? Sperm için de vaziyet aynı mıdır?

Cevap: Dârülharbde gayrımüslime kan satmak câizdir. Ancak sperm câiz olmaz.

 

Sual: Market alışverişinde, mamullerin fiyatlarına bakılmadan sepete atılsa, kasada da, toplam miktara dikkat etmeden, kart çekilip alınsa, bu alışverişin hükmü nedir?

Cevap: Götürü satıştır. Câizdir.

 

Sual: Bir kimse tekel bayii gibi kazancının çoğu haram olan bir yerden alış-veriş yapsa ve almış olduğu para üstünde de bizim alacağımız olsa, bu haram iş yapan yerden parayı bozdurup bizim hakkımızı vermesinde bizim için bir mahzur var mıdır?

Cevap: Hayır. Kazancı helal ve haram karışık olanla muamele yapmak caizdir. Belki tayyip sayılmaz.

 

Sual: Haşerat satmak câiz mi?

Cevap: Ekonomik menfaati olan her hayvanı satmak caizdir. Domuz dışında.

 

Sual: “Veresiye pahalı, peşin ucuz demek, yani meselâ peşin on liraya, veresiye, yani taksitle onbeş liraya vermek şeklinde iki şartlı satışın fâsid olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır. Çünki semen meçhuldür. Hadîsle yasak edilmişdir”. Burada kasdedilen nedir?

Cevap: Satıcının, peşin alırsanız 10 lira, taksitle alırsanız 15 lira demesi ve müşterinin ikisinden birini seçmesi gerekir. Bir şey söylemeden malı alıp giderse caiz olmaz. Bir fiyat ve satış şekli üzerinde anlaşılmalıdır. Denmez ise hadiste men edilen satış olur.

 

Sual: İşyerinde verilen 100 liralık alışveriş fişini arkadaş bana 95 liraya sattı. Caiz olur mu?

Cevap: Bu muamele fâsid ve beş lira da fâiz olur. Akdi hemen bozmak ve tevbe etmek lâzımdır. Alacağın, sahibinden başkasına satılması câiz değildir. İmam Züfer ve üç imam sadece bir kişiye satılmasına cevaz verir ama aynı mikdarda olmalı, aşağı olmamalıdır. Çok ihtiyaç varsa, 95 liranın yanında, 5 liranın karşılığı olarak mesela bir kalem, mendil satılabilir.

 

Sual: Bir akrabamdan fiyatı belli bir mal satın aldım. Satıcı, müsait olunca verirsin dedi. Ben de her ay ödüyorum. Sonra ödediğim aylık taksidi kendi rızamla arttırıyorum. Böyle bir alışveriş caiz midir?

Cevap: Peşin alışverişte satıcı razı ise semeni dilediği zaman ödemek ve kendi rızasıyla arttırmak caizdir.

Peşin alışveriş diyince insanın aklına nakit ödeme geliyor. Ama mesela kredi kartı ile yapılan alışverişler peşin alışveriş gibi; ama satıcı müşterinin kartından çekilen bedeli bankadan en az 1 ay sonra tahsil ediyor.

Veresiye demeyince satış peşin sayılır. Satıcı ile banka arasındaki muamele havale akdidir. Bu bedelin 1 ay sonra ödenmesi örf ise caizdir. Örf değilse, caiz değildir.

 

Sual: Minibüse bindim; ilk ve son durak arası için 2 lira verdim. Fakat ücretin 2.20 lira olduğunu sonradan öğrendim. Şoför parayı aldı, ama bir şey demedi. Ne yapmak gerekir?

Cevap: Bozuk yok sanarak razı olduğu anlaşılıyor. Götürü akit sahihtir. İmkân varsa 20 kuruşu vermelidir.

 

Sual: Halı satıyoruz. Toptancıdan 1.690 liralık halı almışız. Bunun ödemesi tek slip oluyor. Firma 4 taksit ödersen 1.720 lira olur; zira komisyon var, diyor. Bunu 4 taksitle ödemeyi kabul etmek caiz midir?

Cevap: Akid yapıldıktan sonra olmaz. Başta iki alternatifi söyleyip biri seçilirse caiz olur. Akit yapıldıktan sonra ise akdi rıza ile bozup, yeniden taksitli akit yapılabilir.

 

Sual: Kapısına resmî mühür vurulmuş bir bakkaldan bir şey satın almakta beis var mıdır?

Cevap: Kanuna uymalı, suç işlememelidir.

 

Sual: Muayyen bir bedel üzerinden alışveriş yaptıktan sonra, kargo bedelini satıcının ödemesini şart koşmak ve karşı tarafın da kabulü akdi fasid yapar mı?

Cevap: Akidden sonra söylenen şarrt, zaten akde tesir etmez. Başta bile söylense, örfe ve akdin icaplarına uygun şart koşmak caizdir.

 

Sual: Fâsid satış neticesi alınan malı ne yapmalı?

Cevap: İkale, yani akdi bozarak, malı ve parayı geri vermek mümkün değilse, mülk olduğu için kullanılır.

 

Sual: Telefonla 4 mamul satın aldım. Birinde problem çıktı. Kızılcık pekmezi istedim. Satıcı kızılzık ekşisi göndermiş. Sonra bana bizim buralarda o mamul böyle isimlendiriliyor. Geri gönderin paranızı iade edeyim dedi. Kargo ücreti kime aittir?

Cevap: Akid sahihtir. Hata muhayyerliği vardır. Malı geri çevirmek ve parasını almak caizdir. Satıcı, bu isim farkını bilmek mecburiyetindedir. Kargoyu satıcı çeker.

 

Sual: Marketten aldığımız karpuz gibi bir meyvenin parasını ödedikten sonra yanlış tartıldığını fark edip, markette vazifeli birisine vaziyeti söylesek, o da ‘bunu yerine koyup, ödediğiniz miktarda karpuz alın’ dese, aynı miktar ya da daha az karpuz almak câiz midir?

Cevap: Tartı hatası, zaten akdin bozulmasını gerektirir. Burada akid bile kurulmamıştır. Kurulmuş olsa bile, rıza ile mikdarlar değiştirilebilir. Buna akdin tecdidi demektir. Yeni bir akid demektir.

 

Sual: Firma bizden fiyat istiyor. Teklif veriyoruz. Sonrasında kaşe yapıp gösteriyorlar. Ama araya bazen madde sıkıştırıyorlar. Bizim de imzalayıp geri göndermemiz gerekir mi?

Cevap: İşe başlamak, zimnî kabul demektir. İmzalamak sarih kabuldür. Maddeyi gerçekten görmemiş ise, diyaneten haklıdır.

 

Sual: Online bir bilgisayar oyununda kazandığı puanları para karşılığı satmak caiz midir?

Cevap: Mal değildir; satılmaz. Ancak bedel karşılığı ferağ edilebilir.

 

Sual: Kâğıt paralar altın karşılığını gösterdiğine göre; kuyumcudan veya başkasından (rayiç bedeli bilip karşılıklı rıza ile) o günkü rayiç bedelinin altında veya üstünde altın veya döviz satın almakta mahzur var mıdır?

Cevap: Yoktur.

 

Sual: Otobüs ve uçak firmalarının bayram günleri gibi belli vakitlerde bilet fiyatlarına zam yapmaları ihtikar (karaborsa) sayılır mı?

Cevap: İhtikâr, zaruri ihtiyaç maddelerinde olur. Herkes malını istediği fiyata satar.

 

Sual: Pakette beşli yufka bozuk çıksa, değiştirsek, yeni aldığımız beşli gramaj ve fiyat olarak çok az da olsa farklı gelse, caiz olur mu?

Cevap: Rıza ile caiz olur. Zira muhayyerlik ile ilk akid bozulmuş, yenisi yapılmıştır.

 

Sual: Kurban eti ve derisi satılır mı?

Cevap:Kurban etinden yenilir. Kesen, zengin de olsa, ondan yiyebilir ve onu evi için alıkoyabilir. Üçte birini eşe-dosta ve üçte birini de fakirlere sadaka verse iyidir. Zenginse hepsini tasadduk etse, efdaldir. Kurban etini satmak caiz değildir. Kurban etini satsa, kurban sahih olup; aldığı parayı fakirlere verir ve kurban sevabından mahrum kalır. Sadece üzerinden vâcib düşer. İmam Ebu Yusuf’tan kurbanın etinin veya derisinin satışının bâtıl olduğu rivayet edilmiştir. Çünkü kurban vakıf gibidir.

Kurbanın derisi tasadduk edilir (fakire verilir) veya post, kova, çarık, su tulumu, sofra örtüsü, kalbur olarak kullanılır veya helak olmayacak şeyle değiştirilir. Kurban derisi satılamaz. Satılırsa veya yiyecek gibi helak olacak bir şeyle değiştirilirse, onun semeni tasadduk edilir. Kurbanı kesen kasabın ücreti de etten verilmez. Zira o satım akdi gibidir. Bu hüküm Peygamber aleyhisselamın, “Kim kurbanın derisini satarsa, kurban kesmemiş gibidir” hadisine dayanır.

 

Sual: Bir alışveriş indirim çeki (mesela 1000 liralık), üzerinde yazan miktara ya da daha az bir paraya (mesela 500 liraya) satın alınabilir mi?

Cevap: Çekin üzerinde başkası kullanamaz veya satılamaz gibi bir ibare yok ise, bedelli veya bedelsiz olarak başkasına devretmek ferağ gibi caiz olur. Zira bir haktır; hak satılamaz. Ancak çekin ele geçme safhasında problem vardır. Şu kadar alış-veriş yapana, şu kadar hediye çeki veriyoruz denmişe, bu taraflardan birine faydası olan müfsid şart olup, akid fasid olur. Bunu demeyip, yani akid sırasında şart koşmayıp, kasada belli bir mikdar alış-veriş yapana hediye olarak çek verirlerse, bu caiz olur. Çünki şart baştan söylenmemiştir. Önceden ilan edip, muamele esnasında söylenmezse, gene caiz olur. Dârülharbde böyle fâsid akidler, taraflara menfaati olmak şartıyla ve rıza ile İmam bu Hanife’ye göre caiz olur. Hanbeli’de ise bir akidde şart koşulması, taraflardan birine menfaati olsa bile mutlak suretde câizdir.

 

Sual: Satın alınan evde takılı avize, ampul, balkonda sağda solda kalmış tahta, hatta antifriz, dolaplardan çıkan laminat, süpürgelik ve sair eşyalar da evi satın alanın mülkü olur mu?

Cevap: Kapı, pencere gibi mütemmim cüz veya teferruat kabilinden olmayan mallar, evle beraber satılmış olmaz. Ancak bahsettiğiniz eşyanın terkedildiği anlaşılıyor. Şu takdirde sahipsiz malı ihraz yoluyla mülk edinmek mümkündür.

 

Sual: Bir kimse elindeki haram 30.000 linayı A bankasındaki vadesiz hesabına yatırsa, sonra da B bankasındaki vadesiz hesabına internet üzerinden EFT yapsa, sonra da bu parayı çekse, bu 30.000 lira helal olur mu?

Cevap: Bu 30 bin lira haram para kullanılamaz; bankaya yatırılamaz; bununla hiçbir muamele yapılamaz. Sahibine iade edilmesi gerekir. Bankaya yatırılırsa, bankanın parasıyla karışır; paranın kendisi, banka ve onunla muamele yapanlar için haram olmaktan çıkar. Sahibi, bu parayı bankadan geri alsa, haram olmaktan çıkmaz. Ama bu para bankanın helal parasına karıştığı için, hakkı olanlara bu paradan almak helal olur. Çünkü mülk-i habis olur. Bu karışımdan hakkı olanlara vermek bankaya ve alana caizdir. Bu ise paranın haram olmasını, onun sahibine geri ödenmesi gerektiği hakikatini değiştirmez.

 

Sual: Bir büyük baş kurbana iki kişi ortak giriyor. Ancak taraflardan birine alınan kurbanın fiyatı ağır geliyor. Bunu hafifletmek için kendisine ayrılan 3 hissenin bir hissesini kurban alındıktan sonra bir başkasına kurban olarak satıyor. Bu muamele caiz midir?

Cevap: Evet ama başta bunu niyet etmediği için mekruhtur.

 

Sual: Kendiliğinden ölmüş (murdar) bir sığırı belli bir meblağ karşılığında hayvanat bahçesindeki hayvanlara yedirmek üzere satılabilir mi?

Cevap: Dârülharbde evet. Dârülislâmdaki hüküm için İbni Abidin’de şöyle geçer: “Murdar ölen bir hayvanın eti köpeğe yedirilmez. Yedirmek, leşi taşıyıp o hayvana götürmek demektir. Köpeği ete doğru götürmeye (veya eti göstermeye) gelince, kediyi leşe götürmek gibi caizdir.”

 

Sual: Emlakçıların, ev sattıklarında, hem eski sahibinden, hem de yeni sahibinden komisyon almaları caiz midir?

Cevap: Emlâkçı, satıcının vekili ise, yani evi sahibi nâmına o satmışsa, müşteriden bir şey alamaz. Satıcıdan alır. Eğer aracı ise her ikisinden de alması hususunda örfe bakılır.

 

Sual: Müşteriye katalogdan mal satmak câiz midir?

Cevap: Câizdir. Görme muhayyerliği vardır. Yani malı görünce beğenmezse iade edebilir.

 

Sual: Kuyumcudan pırlanta, yakut gibi taşlar alındığında, taksit yapılması caiz midir?

Cevap: Evet, mübadele edilenler aynı cins olmadığı için caizdir. Birinin peşin olması kâfidir.

 

Sual: İki kimse anlaştıktan sonra yüksek fiyat veren olursa, tek taraflı alış-verişi bozmak caiz midir?

Cevap: Bozamaz. Akid yapılmamış ise bozana ve fiyatı arttırana mekruhtur.

 

Sual: Vefâen bey’e rehin hükümleri tatbik ediliyor. Burada neden vefâen bey’ doğrudan rehin sayılmıyor? Neticede rehin de borçlunun izni ile kullanılabilir.

Cevap: Bazı âlimler vefâen bey’e (geri alma şartıyla satışa) rehin hükmü tatbik etmiştir. Bazısı normal satış demiştir. Bazısı fâsid satış görmüştür. Rehin ile aradaki en büyük fark kiralamadadır. Rehin kiralanmaz. Vefâen satışda ise mebî (mal) hem satıcıya, hem ahere (başkasına) kiralanabilir.

 

Sual: Bir kitabevinden kitap sipariş edilse, iki tane fazladan gönderseler, kendilerine bir türlü ulaşılamasa, ne lazım gelir?

Cevap: İsterseniz kitapları kabul eder, parasını da irtibat kurunca ödersiniz. İsterseniz kitapları kabul etmezsiniz, irtibat kurunca iade edersiniz. O zamana kadar emanet olarak elinizde tutarsınız.

 

Sual: Boncuk satışı yapıyoruz. Ölçüyü, gramaj cinsinden değil de, muayyen bir poşetin tamamı dolacak şekilde kullanmak caiz midir?

Cevap: Satılabilir. Boncuğun nasıl satılacağı nass ile tayin edilmiş değildir.

 

Sual: İğne oyası yapan hanımlar bir esnafla anlaşıp, şu fiyata satarsınız deseler; esnaf da bunu fazla fiyata satsa o fazlalık kime aittir?

Cevap: Bir kimse kendisine şu fiyata sat diye verilen bir malı vekil olarak fazla fiyata satsa ve kârını kendisi alacağını konuşmazsa, fazlalık malın sahibine aittir. Ücret olarak bu kârı alacağını konuşursa, kâr satana ait olur. Esnaf ise, konuşmazsa bile, örfe uygun kâr ile satabilir ve kâr satana ait olur. Zira ticaretle meşguldür.

 

Sual: Bilgisayarda sanal oyunda zamanını vererek elde edilen ve gerçek para ile satılabilen eşyalar vardır. Bunları satmak caiz olur mu? Bunlarla bahis oynamak kumara girer mi?

Cevap: Mal olmadığından satılamaz ise de, bedeli mukabili ferağ (vazgeçmek) câizdir. İktisadî kıymeti olduğundan ve garer bulunduğundan, yani kâr veya etmek ihtimali bulunduğundan bahis oynamak caiz değildir.

 

Sual: Alınan kuruyemişin içinden birkaç adet farklı mamul çıksa, aldığından daha ucuz veya pahalı olsa, ne lazım gelir?

Cevap: Ucuzsa, alıcı kabul ederse helaldir. Pahalı ise, ya iade eder; ya kabul edip farkı ödemesi lâzımdır.

 

Sual: Müteahhid evini kredi çekip satın almak isteyen birisine satabilir mi?

Cevap: Evet. Hiç evi olmayanın kredi çekmesi caizdir. Müteahhid alıcının meşru dairede kredi çekip çekmediğini bilemez, araştırması da lâzım değildir.

 

Sual: Garantili satıştaki garanti maddesi fıkha uygun mudur?

Cevap: Taraflardan birinin lehine olan şart fasid olduğu gibi, akdi de fâsid eder. Bu umumi hükümdür. Ancak örfe uygun şartlar akde zarar vermez. Bugün için bazı mamullerde garantili satışlar buna dâhil edilebilir. Çünki bu malların hususiyeti muayene ile kolay kolay anlaşılmamaktadır. Hanbelî mezhebinde her çeşit şart sahihtir. Darülharbde fasid satış muteberdir.

 

Sual: Mektepte tertiplenen kermeste alışveriş yapanlara bilet verip sürpriz çekiliş yapmak veya ayrıca bunun için 5 liraya bilet satmak, kazananlara hediye vermek caiz midir?

Cevap: Hayır. Garer (belirsizlik) bulunan satış bâtıldır.

 

Sual: Evi olmayan ve ev alacak parası da olmayan birinin ileride değerlenince arsayı satıp parasıyla ev alma niyeti ile ihtiyaç kredisi kullanması caiz midir?

Cevap: Evi olmayan kredi ile ev alabilir.

 

Sual: Bir arkadaşımın ısrarıyla, inşaat halindeki bir siteden ev satın aldım. Bunun için oturduğum evi ve arabamı sattım. Müteahhid, vaad ettiği tarihte evi teslim etmedi. Ne zaman teslim edeceği belli olmadığı gibi, inşaat kalitesi de sözleşmeye uygun değil. Uzun zamandır bu yüzden kira ödüyorum. Müteahhidden ve bana ısrarda bulunan arkadaşımdan ne talep edebilirim?

Cevap: İstisnâ satışında, mal zamanında teslim edilmez veya şartnameye uymazsa, alıcı akdi feshedebilir. Feshetmekte gecikmesi, tazmin hakkı doğurmaz. Çünki gecikme kendisinden kaynaklanmaktadır. Üçüncü şahıs (arkadaşınız) ‘ben evi zamanında teslime kefilim, etmezse tazmin ederim’ demiş ise kefil sayılır. Zararınızı öder. Dememiş ise, yapacak bir şey yoktur.

 

Sual: Dinimizde ticarî bir malın kâr nisbeti ne olmalıdır?

Cevap: İslâmiyette kâr haddi yoktur. Kandırmamak kaydıyla dilediği fiyata satabilir. Az kâra razı olmak ise, iyi bir haslettir.

 

Sual: Elimizde olmayan bir malı müşteriyle anlaştıktan sonra başka birinden emanet alıp satmak caiz midir?

Cevap: Hayır. Mülkünde olmayan malı, ancak şartlarına uyularak selem ile satabilir. Emanet mal hiç satılmaz.

 

Sual: Kiraya verdiği dairesini, birkaç gün sonra satsa, aldığı kirayı evin yeni sahibine mi vermek gerekir?

Cevap: Sattığı anda, yeni sahibin mülkü olur. Kiranın malan kısmını vermek lâzımdır.

 

Sual: Bronz yüzük ve 12 ayardan düşük altın satmak caiz midir?

Cevap: Kadınlar ancak altın ve gümüş; erkekler ise ancak gümüş yüzük takabilir. 12 ayar altın, altın değildir. Bunları Müslümana satmak mekruhtur.

 

Sual: Bir ilmihâlde (Bahr-ül-fetâvâ) dan alarak fâsid bey’i anlatırken diyor ki, (Kumar ile ele geçen, mülk olmadığı için, satılması ve satın alınması ve yinilmesi câiz olmaz. Fâsid şart, malın mal ile mübâdelesini ifsâd eder. Çünki fâsid şart, karşılıksız fazlalık olup, fâiz demekdir. Malın mal olmıyan ile mübâdelesini ve hediyyeyi ifsâd etmez).” Burada malın mal olmıyan ile mübâdelesi ne demekdir?

Cevap: Meselâ icâre bedeli (kirâ, ücret) gibi.

 

Sual: Marketlerin, müşteriler arasında kura çekip hediye vermesi market sahibine haram mıdır?

Cevap: Bu şekilde şartlı bir satış, şart satış esnasında söylenirse, dârülislâmda câiz değildir. Dârülharbde, her halde, market sahibine de, müşteriye de câizdir. Zira iki tarafa da menfaati vardır.

 

Sual: Bir talebe yurdunda, yurt idaresi, kantin kirası için kârdan %20 alsa caiz olur mu?

Cevap: Baştan anlaşmışlar ise, şirket akdi olur; caizdir. Sonradan böyle bir şey istenemez.

 

Sual: Bir dükkânı devren alıp satmak caiz midir?

Cevap: Çalışan bir dükkânı, içindeki eşyasıyla ve malıyla beraber alıp satmak caizdir. Dükkân kirâ ise, kirâcının böyle bir hakkı yoktur. Ancak kirâ müddeti içinde başkasına kiralayabilir veya mal sahibinden izin alarak başaksına para karşılığı devredebilir. Burada aldığı para, dükkândaki mal ve eşyanın mukabilidir. Kirâdaki dükkânı, mal sahibi, başkasına satabilir; ancak yeni mal sahibi, kirâcıyı kirâ müddetinin sonuna kadar çıkaramaz. İsim hakkı satılamaz; ancak bedel karşılığı veya bedava ferağ (devr) edilebilir.

 

Sual: Servisçilik yaparak geçimini sağlayan bir kimsenin minibüsüne bir başkası çarpsa, minibüsün hasarı yanında, çalışamadığı  günler için tazminat alması caiz midir?

Cevap: Hanefî mezhebinde menfaatlerin tazmini ancak yetim, vakıf ve muâddün lil-istiğlâl olan (ücretle çalışan) mallarda mümkündür. Servis, taksi gibi mallar, bu üçüncü sınıfa girer. Binaenaleyh tazmini istenebilir.

 

Sual: Esnaf lokantasında göz kararı kepçe ile yemek koyuyorlar. Caiz midir?

Cevap: Hamamda ücretle yıkanmaya benzer. Umumi belvâ olup, caizdir. Götürü alışveriş ile, yani yedikten sonra söylenen bedel ödenince kalmaz mesele kalmaz.

 

Sual: Sokaktaki ekmek makinelerine para konuyor; düğmeye basınca, camdan görünen ekmek geliyor. Böyle bir alış-veriş uygun mudur?

Cevap: Akdin şartlarında noksanlık yoktur. Caizdir.

 

Sual: Pizzayı 30 dakikada teslim edemezsem ücretsiz diyen pizzacı, pizzayı 40 dakika sonra getirse, para vermeden almak caiz olur mu?

Cevap: Kendi rızasıyla olduğu için caizdir.

 

Sual: Bakkallarda gazete ve sigara satmanın mahzuru var mıdır?

Cevap: Mahzuru yoktur. Belki tayyib değildir.

 

Sual: Online oyunda bedava alıp geliştirdiği karakterleri parayla satmak mümkündür. Hatta oyun karakterleri ve oyunda nadir bulunan eşyalar mezat sitesi kurarak satılıyor. Bu sanal şeylerin satışı caiz midir?

Cevap: Hanefîde mal satılır. Bunlar mal olmadığı için satış değil bedelli ferağ caizdir.

 

Sual: Bir inşaat projesinde, proje bitiminde ekspertiz yapılıp belirlenecek tutardan tüm dairelerin satın alınması şartı varsa bu sözleşmeyi baştan kabul edip imzalamak, fiyatı bugün belli olmayan ama günü geldiğinde yapılacak ekspertiz sonucuna göre bugünden alım taahhüdünde bulunmak caiz midir?

Cevap: Böyle bir şart Hanefî’de muteber olmaz. Mikdar belli olmadığı için fâsid değil, lağv şart sayılabilir. Bu halde akdi bozmaz, ama şarta uyulması lazım gelmez. Fâsid şart sayılacak olsa, akdi de bozar.

 

Sual: 1 kilo portakal ile 3 kilo patates alınabiliyor. Bunları birbiriyle değiştirince kiloları müsavi olmadığı için faiz oluyor. Bundan nasıl kurtulmak lazımdır?

Cevap: Cins ayrı olduğu için faiz olmaz. Caizdir. 1 kilo portakalın 3 kilo portakala satışı faizdir.

 

Sual: Yaptığımız toplu konut projesindeki daireleri şu kadar para + şu kadar gayrımenkul sertifikasına atıyoruz. Parayı peşin alıyoruz. Tapu devri yapılırken bu kadar sertifika toplayıp getiremeyene, parasını % 10 cezai şart ile iade ediyoruz ve mukaveleyi feshediyoruz. Böyle bir satış caiz midir?

Cevap: 1.Ortada olmayan bir malın satışı, ancak istisna (sipariş) akdi yolu ile olur. 2.Satış akdinde parayı ödeyemeyince, bir mikdar tenzilat yapıp semeni iade ederek akdi feshetmek mümkün değildir. Çünkü mülkiyet, akid ile geçer. 3-Satış vaadi, hukukî bir borç doğurmaz. Zamanı gelince iki taraf isterse akdi yapar; isterse başka şartlarla yeni bir akid yapar; isterse vazgeçer. Para verilmişse, satıcının elinde emanettir; bundan kesinti yapılamaz. Hatta altın üzerinden değer kaybını da müşteriye ödemek gerekir. 4.Gayrımenkul sertifikası ile mal satmak şeriata uygun değildir. Bununla mal satılamaz. Semenin muayyen olması lâzımdır. Zira gayrimenkul sertifikası, karşılığı olmayan bir seneddir. Muhteviyatında, garer, yani belirsizlik vardır. Belli bir bina veya binaların mukabili olsa, bunun mülkiyet hissesidir, denir. Böyle değildir. Şirket senedi olsa, ortaklık senedi denir. Böyle de değildir. Mevcut olmayan hayalî bir yatırımın karşılığıdır. İslâm hukukunda mevcut olmayan malın satışı bâtıldır.

 

Sual: Cep telefonu aldım. Taksitler haricinde, GSM firmasının arge (araştırma-geliştirme) hizmetlerinin karşılığı olarak bir finansman ücreti eklendiğini gördüm. Bunu ödemek mecburiyetinde miyim?

Cevap: Baştan söylenmiş ise veya kanuni mecburiyet ise alabilirler.

 

Sual: Bitmemiş daireleri satan inşaat şirketlerinde çalışmak caiz midir?

Cevap: Bitmemiş daireler, istisna akdi gibi yollarla satılırsa satış sahih; burada çalışmak da caiz olur.

 

Sual: Çek kırdırmak caiz midir?

Cevap: Alacağın, alacaklıdan başkasına satılması caiz olmadığı gibi, bundan tenzilat yapmak şartıyla alacaklıya dahi satılması caiz değildir.

 

Sual: Medikal aletler satan birine kulaklık almak üzere birisi gelse, iki mamulen birine karar veremese, ikisini de alıp kullansa, memnun kaldığını alsa, caiz midir?

Cevap: Muhayyerlik caizdir. Beğendiğini almış sayılır. Diğerini iade eder. Zira, iki veya üç kıyemî malın, başka başka fiyatlar› bildirilerek, bunlardan müşteri dilediğini almak veya bâyi dilediğini vermek üzere satılması hâlinde hıyar-ı ta’yin vardır.

 

Sual: Asr-ı Saadet’te Hicaz’da hangi paralar kullanılıyordu?

Cevap: Hazret-i Peygamber zamanında Bizans, İran ve eski Arap altın ve gümüş paraları tedavül ederdi. Altın paraya dinar; gümüş paraya dirhem adı verilmiştir. Meskukat denen bu basılı paralar yanında, basılmamış altın ve gümüş parçaları da tartarak kullanılırdı. Hazret-i Ömer ortalama ağırlıkta tek bir dirhem kabul etti ve önceleri çekirdek şeklinde çıkan dirhemlerin de, bilinen şekilde ilk yuvarlak baskısını yaptırdı. Hazret-i Osman, hicretin 28. senesinde Taberistan’ın Hertek şehrinde bu hesap üzere ilk altın ve gümüş İslâm parasını bastırdı. Üzerinde bastıranın ismi yazan ilk parayı, Emevi halifesi Abdülmelik kestirtti.

 

Sual: Bir satış sözleşmesinde, “Ödeme vadesinin başladığı tarih siparişin alındığı tarihtir. Satıcı vadeleri değiştirmekte serbesttir. Değişiklikler bildirilmekle ve/veya ilan edilmekle geçerli hale gelir” ifadesinin bulunması caiz midir?

Cevap: İlk cümle muteberdir. Zira istisna (sipariş) satışında, paranın peşin veya bir kısmının peşin, bir kısmının veresiye olması caizdir. Ancak ikinci cümle, fâsid şarttır. Zira akidde taraflardan birine faydası olan şart ileri sürülemez. Semenin veresiye ve peşin olması veya vadeler, sonradan tek taraflı olarak değiştirilemez. Ancak bir taksitin ödenmemesi borcun tamamını muaccel hale getirir.

 

Sual: Araba almak isteyen, arabayı satanla bir bedel üzerinden anlaşıyor. Sonra katılım bankasına, %30’unu peşin ödüyor; %70’ini banka tamamlayıp arabayı alıyor ve bu kişiye biraz kâr koyup taksitli satıyor. Caiz midir?

Cevap: %30 neyin mukabilidir? Satış ise, mal onların değildir. Vekâlet ise, kendi malını müvekkiline satamaz. Vekil olup başkasından alıyorsa, kıymetinden fazlayı müvekkilinden isteyemez. Bunun yolu, ya malı satın alır; araba almak isteyene %30 peşin, gerisi veresiye kâr koyup satar. Veya vekil olup arabayı alır; ayrıca kâr yerine vekâlet ücreti alır. Ya da banka 3. bir kişiyi araya sokar. Malı o alır. Kâr koyup taksitle satıp, alacağını bankaya devreder.

 

Sual: Hastaya devletin verdiği bez fazla gelse, satılabilir mi?

Cevap: Evet. Mülktür, fazlasının satışı caizdir.

 

Sual: Erik, kiraz gibi yazlık meyveleri dondurup kışın daha fazla fiyata satmak caiz midir?

Cevap: Elbette.

 

Sual: Ailem, şarkı sözlerinde dinen mahzurlar bulunan bir grubun konser biletini benim almamı istiyor. Beis var mıdır?

Cevap: Mecbur kalmadıkça almamalıdır. Fitne de çıkartmamalıdır.

 

Sual: Yedi yaşındaki bir çocuk kendi parası ile arkadaşına hediye veya kendisi için yiyecek veya giyecek birşeyler alabilir mi?

Cevap: Başkasına hediye alamaz. Anne-babası izin verse de alamaz. Kendisi için alabilir. Anne-babası fakirse onlara da alabilir. Anne-baba çocuğa para verip veya hediyeyi bizzat alıp çocuk vasıtasıyla verdirmelidir.

 

Sual: Bir kişi, bir başkasından mal alsa, o mal da onda emanet olsa, alan kişi bunu bilmese, malın sahibi çıktığı zaman, malı alandan alabilir mi?

Cevap: Ödediği bedeli ödemeksizin alabilir. Malı alan, satandan ödediği bedeli geri alır.

 

Sual: Patates tarlamız var. 300 kilo patatesi, uzun müddet saklamak zor olduğu için, pazarcıya 250 kilo verip, daha sonra parça parça 250 kiloyu ondan almak caiz midir?

Cevap: Faiz olur. Ya 250 kilo saklamak üzere ve 50 kilo da saklama ücreti olarak verilir. Ama istediğiniz zaman pazarcı, aynı patatesi vermelidir. Böyle değilse, 250 kilo ödünç ve 50 kilo da hediye olarak verilir.

 

Sual: Otellerde müşterilerin kullanması için kutulu sabun, kibrit vs konuluyor. Bunları götürmek caiz midir?

Cevap: Otel fiyatına dâhildir. Evet.

 

Sual: İstisna, sipariş satışı ile mevcut olmayan gayrımenkulu, mesela ev alım, satımı gerçekleştirirken, her malzemenin tek tek  cinsi belli mi olmalıdır? Bir inşaatta o kadar çok kalem malzeme vardır ki, bunların hepsinin baştan belli olması pratikte pek mümkün değildir. Piyasada müteahhitlerin “mahal listesi” adını verdikleri inşaat ve dairedeki malzeme ve kalitenin asgari standartını belirten listeler vardır. Satış esnasında bunları verirler. Bunlar kâfi midir?

Cevap: Tek tek cinsin belli olmasından kasıt, örfen bilinmesi âdet olanlardır. Bunlar kâfidir. Terziye elbise diktirildiğinde, kumaş bilinir; model bilinir; ama iplik, düğme ve astar konuşulmaz ve bilinmez.

 

Sual: Bir kitapta “İki kişi anlaşsa 10 gün ben sana süt vereceğim 10 gün de sen bana vereceksin. Bu anlaşma faiz olur. Ama bunlar bunu ödünç vererek yaparlarsa faiz olmaz” diyor. İkisi arasındaki fark nedir?

Cevap: Birinci de ne kadar süt alınacağı belli değildir. Aynı cins malı, mikdarı aynı da olsa aynı cins malla veresiye değiştirmek faizdir. Ödünç alınca, aldığı kadar ödeyecektir, faiz olmaz. Veya sütü satın alıp, sonra kendisininkini satmalıdır.

 

Sual: Bir çiftçi fındık hasad etse, alıcı parayı şimdi alırsan 9 lira, 6 ay sonra alırsan 10 lira dese, biz de 6 ay sonra almak üzere 10 liradan anlaşsak, sonra para lazım olsa, gidip bu anlaşmayı bozup, 9 liradan fındığın parasını alabilir miyiz?

Cevap: Karşı taraf razı ise ve fındık duruyorsa olur. Yeni akit yapılır. Değilse, olmaz. Ancak borcun 9 lirasını peşin ödeyebilir, karşı taraf da 1 lirayı ibra eder.

 

Sual: Fâsık satıcılardan alışveriş yapmak yerine salih esnaftan alışveriş yapmak ehven midir?

Cevap: Kalite ve fiyat aynı ise salih müslümanı tercih etmelidir.

 

Sual: Müslüman birinin, gayrımüslimlere haç gibi küfr alametleri satması caiz midir?

Cevap: Kâfirlere küfr alâmeti satmak caizdir.

 

Sual: Davud yıldızı bulunan mücevher veya eşya satmak caiz midir?

Cevap: Davud yıldızı haç gibi bir küfr alameti değildir; satılabilir.

 

Sual: Kredi kartı ile sarrafa gidip altın alınsa, peşin olursa ucuz, kredi kartıyla olursa fark alıp satsalar, fark verip almak caiz midir?

Cevap: Caizdir. Zira ikisi ayrı akiddir. Biri seçilmektedir.

 

Sual: Arabasını satmak isteyen biri, kredi yoluyla bunu almak isteyene satabilir mi?

Cevap: Satıcının muhatabı alıcıdır. Parayı nasıl temin ederse etsin, bunu kendi parasına karıştırıp verince, buna bir şey satmak caizdir. Fasid akidle elde ettiği mal ile almak isterse, bu da sahih, ama mekruhtur. İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre dârülharbde mekruh da değildir.

 

Sual: Letgo adlı tatbikatla kullanılmış ev eşyası alışverişi yapılıyor. Kadınların burada ev eşyalarını satmaları caiz midir?

Cevap: Kendisine ait ise evet. Kocasına ait ise izin almalıdır.

 

Sual: İslâmiyyet’e göre bir şeyin para hükmünde olabilmesi için [parada bulunması] gerekli şartlar nelerdir?

Cevap: Piyasada para olarak kabul görmesi; malın kıymetinin takdir edilebilmesi ve biriktirilebilmesi.

 

Sual: Katılım bankalarının kredi kartı var. Bir malı banka için peşin satın alıyorsunuz. Sonra size bu malı taksitle daha yüksek fiyatla size satılacağına dair bir mesaj gönderiliyor, kabul ediyorsunuz, malı satın alıyorsunuz. Böyle bir muamele caiz midir?

Cevap: Muayyen bir şeyi satın almaya vekil olan şahıs, o şeyi kendisi veya başkası için satın alamaz. Ancak bunu müvekkiline haber verip, o da razı olsa olur. Mevzubahis meselede, bu şartlar tahakkuk ediyor. Ancak evvelemirde vekâlet ile alakalı bir mesele vardır: Kredi kartının verilmesi, mücerred vekâlet vermek yerine geçer mi? Vekâlette belirsizlik, akdin sıhhatine tesir eder. Kredi kartı ile muamele yaparken, bu malın pos makinesine sokulması, bankayı haberdar etmek ve onun da kabul etmesi vekâlet yerine geçtiği kabul edilir. Kredi kartıyla muayyen bir malı alırken, vekil olma sıfatıyla ve niyetiyle almak icab eder. Müvekkilinin ismini söylemesi icab etmez. Şu halde bahsi geçen muamelenin caiz olduğu anlaşılmaktadır.

 

Sual: Kredi kartıyla peşin ( tek çekim )  olarak yapılan bir alışverişin ödemesini banka belirli ”faiz tutarı” karşılığında taksitlendiriyor. Taksitli satışı olmayan bir yerden yapılan harcamayı bu şekilde taksitlendirmek uygun olur mu?

Cevap: Hayır. Faiz haramdır.

 

Sual: Adetleri ve cinsleri farklı olan iki malı birbiriyle değiştirmek suretiyle yapılan satış nasıl sahih olur? Mesela 5 tane kurşun kalem ile 1 top kâğıt değiştirilmek istense satış sahih olur mu?

Cevap: Sahih olur. Veznî ve keylî olmayan aynı malı bile, biri fazla olmak suretiyle peşin değiştirmek caizdir.

 

Sual: İslam beldesindeki gayrı Müslimlerin Kur’an-ı Kerim ve diğer İslam kitaplarını satın almalarına izin verilir mi?

Cevap: Hürmetsizlik edecekleri çok zannedilmiyorsa, satmak caizdir.

 

Sual: Maarifin dağıttığı tableti arkadaşımdan satın almak istiyorum. Caiz midir?

Cevap: Mülk ise olur. Ariyet ise ancak kiralayabilirsiniz.

 

Sual: Bir marketten veya başka bir yerden alışveriş yaparken oraya önceden bir mikdar para verip veya onların verdiği karta para yükleyip daha sonra alışveriş yaptıkça bundan düşülmesi şartıyla yapılan muamele caiz midir?

Cevap: Bu para karz ise, böyle bir şart koşmak caiz olmaz. Akdi de ifsad eder. Zira taraflardan birine faidesi vardır. Bu para semen olamaz, çünki daha akid yapılmamıştır. Bu para emanet ise, şart koşulmaz; ama alışveriş yapıldığı zaman, semenin, bundan düşülmesi kararlaştırılabilir.

 

Sual: Eski kitaplarımı sahafa götürüp değiştirsem, kitap sayısına göre mi, sayfa sayısına göre mi, fiyatına göre mi takas yapılır?

Cevap: Kitap, faiz cereyan eden bir mal değildir. Nasıl isterseniz öyle yaparsınız.

 

Sual: Bir marketten veya başka bir yerden alışveriş yaparken oraya önceden bir mikdar para verip veya onların verdiği karta para yükleyip daha sonra alışveriş yaptıkça bundan düşülmesi şartıyla yapılan muamele caiz midir?

Cevap: Bu para karz ise, böyle bir şart koşmak caiz olmaz. Akdi de ifsad eder. Zira taraflardan birine faidesi vardır. Bu para semen olamaz, çünki daha akid yapılmamıştır. Bu para emanet ise, şart koşulmaz; ama alışveriş yapıldığı zaman, semenin, bundan düşülmesi kararlaştırılabilir.

 

Sual: Eski kitaplarımı sahafa götürüp değiştirsem, kitap sayısına göre mi, sayfa sayısına göre mi, fiyatına göre mi takas yapılır?

Cevap: Kitap, faiz cereyan eden bir mal değildir. Nasıl isterseniz öyle yaparsınız.

 

Sual: Bir kimse bir malı vadeli satın alıp, aynı mecliste satın aldığı kişiye peşin satabilir mi?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Mekteb yemekhanesinde, isteyenler ay başında parayı verip, ay boyunca bütün günlerde öğlen arası yemek yiyebiliyorlar. Bir arkadaşımın gelmediği bir günde, onun da rızası varsa, onun yerine başkasının yemesi caiz olur mu?

Cevap: Evet. İkram etmiş sayılır.

 

Sual: Mahallemizde tertiplenen bir kermeste, 50 liralık alışveriş yapana, şu şu hediyeler, iftar, umre vs gibi çekilişler yapılıyor. Bu caiz midir?

Cevap: Bey’ akdinde, bâyinin müşteriler arasında kura çekip bunlardan kura isabet edene hediye vereceğini va’d etmesi, fâsiddir.

 

Sual: Birine para versek, al bu parayı, şu arabayı benim adıma al, ben de sana bunu kâr koyup satayım, sonra bana taksitle öde desek, caiz olur mu?

Cevap: Iyne satışı, yani bir malı taksitle satıp, daha ucuza peşin satın almak, akid yapılırken aynı mecliste şart koşulmadan yapılırsa Hanefî ve Şâfiîde caizdir.

 

Sual: Müslüman veya Ehli sünnet olmayan birinin yaptığı veya sattığı tesbih gibi bir şeyi satın alınca, onu kullanmak insana o kişiden zulmet gelmesine sebep olur mu?

Cevap: Mümkün mertebe salih insanlarla muamele yapmalı. Ama bu zamanda onları bulmak çok zordur. Bulsanız bile onlarla muamele yapınca da fasıklarla muamele yapmış gibi neticede insanın üzüldüğü çok oluyor.

 

Sual: Bir seyahat şirketiyle tur için anlaşıp ücretini Euro üzerinden biri peşin üç taksitte ödeyen bir kimse, sonradan cayarsa, şirket ödediği parayı o andaki kur üzerinden ödüyor. Lira değer kaybettiği için, fazla bir mikdar ödemiş olacaklarından dolayı, böyle bir muamele ve bu fazlalık helal olur mu?

Cevap: Böyle bir muamele caizdir. Karşılıklı rıza ile akit bozulabilir. Paranın değer kaybını altın olarak taleb edebilir. Euro üzerinden ödemelerinde de mahzur yoktur.

 

Sual: TOKİ sisteminde evin satış fiyatı belli; ancak bu fiyata 6 ayda bir zam geliyor. Yani nihaî rakam belli değildir. Bu alış veriş dinen caiz midir?

Cevap: Semen, yani evin fiyatı belli olmalı ve akid bunun üzerinden söz kesilerek yapılmalıdır. Sene içinde bu semene zam yapılması şartı, semenin muayyen ama birbirinden farklı taksitlerine delalet ediyorsa caizdir. Yani evin fiyatı 100 bin liradır; ilk sene 15 lira; ikinci sene 20 lira; üçüncü sene 25 lira… ödenecek şeklinde konuşulursa, bu caizdir. Ama fiyatı 100 bin liradır; ama her altı ayda bir, şu veya bu kritere göre o zaman tesbit edilecek bir zam yapılacaktır şartı caiz olmaz. Semen muayyen olmaktan çıkar. Akid fasid olur.

 

Sual: Mağazalarda poşet vermek âdet olan bir yerde mağaza poşet vermeyip satsa caiz midir?

Cevap: Diyebilir. Zira taraflar akdin başında örf ve âdetin hilafını kararlaştırabilirler. Ancak akid yaparken söylemesi veya ilan etmiş olması lazımdır. Akid bittikten sonra bu şartı ileri süremez. Sürerse, müşteri akidden vazgeçebilir.

 

Sual: Yurtdışındaki  Hristiyan bir tanıdığına haç işaretli kolye almak isteyen birine bunu satmak caiz midir?

Cevap: Kâfirlere küfür alâmeti satmak caizdir.

 

Sual: Müşterilere, her ürünün fiyatının asgari %10’unun yoksulluk ve açlıkla mücadeleye destek için Afrika kıtasına bağışlanacağını taahhüt edip, bu tutarla Afrika’ya dinî kitap göndermek uygun olur mu?

Cevap: Yalan olur. Caiz değildir.

 

Sual: Eskiden musiki ile meşgul olurdum. Şimdi vazgeçtim. Çalgı aletlerini satmam caiz midir?

Cevap: Ulema arasında ihtilaflı olmakla beraber çalgı aletlerinin satılmasına mahzur yoktur. Çünkü şer’en maldır.

 

Sual: Bir katılım bankası kredi kartı ile ödeme yapmadan önce taksit sayısını tayin ediyor ve taksite göre kâr alıyor. Caiz midir?

Cevap: Satış bu bankaya yapılır ve ondan sonra o size daha fazla meblağa ve taksitle satarsa caiz olur.

 

Sual: Bâyiden vadeli aldığı mamulde peşin ödeme ile tenzilat isteyip bâyi kabul ederse bu fiyatı ödemek caiz midir?

Cevap: Aldıktan sonra rıza ile semende tenzilat caizdir.

 

Sual: Marketlerde içinde çeşitli hediyeler bulunan bir makine var. Çocuklar para atıyor, içinden bir tane geliyor. Caiz midir?

Cevap: Alınan şeyin ne olduğu belli olmadığı için garer vardır. Caiz değildir.

 

Sual: Bir mağazada 15 liralık bir mamulü alırsan, 2. mamul 5 lira şeklinde bir kampanya caiz midir?

Cevap: İkisi ayrı akid sayıldığından caizdir.

 

Sual: Gazete kuponuyla kitap vs almak caiz midir?

Cevap: Evet

 

Sual: Kitap ile başka bir eşyayı, mesela hırka, çanat gibi şeyleri takas etmek faiz olur mu?

Cevap: Caizdir. Mukayada (trampa) satışıdır.

 

Sual: Değerli taşları normal fiyatından 4-5 kat daha yüksek satmanın dinimizdeki yeri nedir?

Cevap: Herkes malını aldatmamak kaydıyla dilediği fiyattan satabilir.

 

Sual: ‘Satışın cevazında, işaretle malum olan bedelin miktarını bilmeye ihtiyaç yoktur. Mutlak bedellerin ise miktarı ve sıfatı belli olmadıkça satış sahih olmaz.’ Bu meseleyi izah eder misiniz?

Cevap: Semen olacak şeyi veya parayı gösteriyorsa, ayrıca söylemesine gerek yoktur.

 

Sual: Şuf’a hakkı nedir?

Cevap: Bir mülk satıldığı zaman, bu mülkü o bedelle satın alma hakkına şuf’a hakkı denir. Bitişik komşu, mülkte ortak olan kişi ve mülk üzerinde irtifak hakkı bulunan kimse bu hakka sahiptir.

 

Sual: Para bütünletirken, mesela 1 kuruş çıkmasa, caiz midir?

Cevap: Rıza ile caizdir. Alışverişte de paranın tamamı çıkmazsa, karşı taraf razı ise caiz olur. Yine de insanları ister istemez rızaya sevkeden böyle alışveriş yapmamalıdır.

 

Sual: Bir kadının zevci nafakasını kazansa bile meşru çerçeveler içerisinde ticaret yapması mal alıp satması caiz midir?

Cevap: Caiz.

 

Sual: Kantinden bir şey satın alırken, aldığım ürünün parasını bıraksam ve ürünü alıp gitsem, icab ve kabul meydana gelmediği için aldığım mal haram olur mu?

Cevap: Satıcının hâkimiyet sahasına bırakılmışsa olur. Fiyat bellidir. Götürü satış sayılır.

 

Sual: Pet shop tipi mağazalarda süs balığı, tavşan, kuş, hamster, süs köpeği ya da kedi, ayrıca yem, akvaryum, ilaç, kafes malzemesi satmak helal midir?

Cevap: Caizdir. İktisadî kıymeti olan ve haram edilmemiş her şeyi satmak ve satın almak caizdir.

 

Sual: İstakoz ve kerevit tutup satmak caiz mi?

Cevap: Satışı sahihtir. Ama Müslümana satmak mekruhtur.

 

Sual: Çalgı aleti ve erkeğe mahsus altın yüzük satmak caiz midir?

Cevap: Mekruhtur.

 

Sual: Hanım bakkal beyi yok iken satış yapabilir mi?

Cevap: Caiz ise de, bu işi hanımlara bırakmamalıdır.

 

Sual: Kuyumcuya biri gelse, kredi kartıyla 10.000 liralık altın alacağını söylese, bu da 20 tane çeyreğe tekâbül etse, kuyumcu çeyrekleri verse, sonra hemen bozdursa caiz midir? Bazen elde o kadar altın olmasa, mesela 10 tane olsa, bu 10 bin liraya 10 çeyrek satsam ve sonra bozdursam caiz olur mu?

Cevap: Altın teslim edilmişse, caizdir. Bu tür satışta mebi veya semenden birinin mutlaka kabzı lazımdır. İkinci husus önceden şart edilmemek kaydıyla caizdir. Zira rıza ile satıcı malını dilediği fiyata satar. En iyisi 5 bin liraya satıp, bozdurup; tekrar 5 bin liraya satmaktır.

 

Sual: Bir kimse bir altın kolyeyi verse ve kuyumcu mesela 600 liraya saysa, alıcı üzerine 1000 lira verip 1600 liralık kolye alsa bu alışveriş caiz midir?

Cevap: Altın, altın ile satılırken ağırlığının aynı olması lazımdır. 100 gramlık kolye verip 90 gramlık kolye almak caiz değil veya 100 gramlık kolye verip 110 gramlık kolye almak caiz değildir. Ama parayla satıp başka kolye satın almak caizdir. 600 liralık kolye ile 1000 lirayı beraberce pazarlık yapar da 1600 liralık kolye satın alırsa caiz olur.

 

Sual: Alış veriş yaparken satıcı bir fiyat söylüyor; fakat para üstü verirken, bazen bozuk para olmadığından, bizim lehimize daha az ücret kesiyor. Mahzuru var mıdır?

Cevap: Hayır. Hâlin icabına bakılır. Eğer böyle olduğuna eminseniz veya âdet böyleyse bir şey söylemeniz gerekmez. Semeni azaltmak veya mebîyi arttırmak ihsandır.

 

Sual: Tesettürlü bir hanımın kozmetik ve temizlik mamulleri satması caiz midir?

Cevap: Kadınların nafakasını kocaları karşılar. Bu gibi işler, şer’an sahih olsa bile, namahrem ile temas ve haram işlemeye bir vasıta olursa çok mahzurludur.

 

Sual: Belli bir peşinat verip kalan kısmı taksitlere bölünerek ve taksitlerdeki artış Tüfe’ye bağlanan bir satış caiz midir?

Cevap: Alışveriş akdinde fiyatın belli olması lâzımdır. Taksitlerin sonradan başta  belli olmayan herhangi bir nispete bağlanarak değişmesi, hele hele önceden belli olmayan bir şekilde değişmesi caiz değildir. Faizdir; akdi ifsad eder. Altının artışına göre arttırılması caizdir. Peşin alırsanız 100 bin lira; 6 taksitle alırsanız 120 bin lira gibi bir fiyat önceden tespit edilip bunlardan birinde anlaşılırsa caizdir. Bu çeşit fâsid satışlar dârülharpte Müslümanın menfaatine ise caiz olur.

 

Sual: 1 tam altını 4 çeyrek altın ile değiştirmek caiz midir?

Cevap: Gramajı aynıdır. Peşin olmak şartıyla caizdir.

 

Sual: Hediye gelen kitabı satmak caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Bir kimse arabasını satsa, 600 lira kaparo alsa, müşteri, arabanın bir yerini yaptırmasını istese, satıcı da 500 liraya yaptırsa, müşteri sonra satıştan caysa, 600 lirayı geri alabilir mi?

Cevap: Satış akdinden tek taraflı olarak caymak mümkün değildir. İki tarafın rızasıyla caymak mümkündür. Kaparo verdikten sonar akid biter, mülkiyet müşteriye geçer. Bundan sona satıcı arabayı yaptırmışsa, vekil sıfatıyla müşterinin malında yaptırmıştır, 500 lirayı düştükten sonra kalan kısmı verir. Önce yaptırmışsa, 500 lirayı isteyemez.

 

Sual: Terminallerde, otobüslerin mola yerlerinde gıda maddelerini yüksek fiyata satmak caiz midir?

Cevap: Herkes malını kandırmamak şartıyla dilediği fiyata satabilir. Bu terminallerde kiralar yüksektir. Bu sebeple malların fiyatları da yüksek oluyor. Yine de fırsatçılık hoş değildir.

 

Sual: AVM’lerde şeker standı olanların Ramazan ayında satış yapması helal midir?

Cevap: Evet, zira alıcı alıp götürebilir. Orada yemesi şart değildir.

 

Sual: Bazı tanıdık müşteriler, her ay 100’er lira öderim; elime geçerse daha fazla da veririm dese, veresiye satışta taksit mikdar ve zamanının belli olması lazım geldiğinden satış sahih midir?

Cevap: Satış, veresiye veya taksitle denmedikçe peşin sayılır. Sonraki erteleme sahih olur. Alıcı istediği zaman verip, satıcı kabul ederse zararı yoktur.

 

Sual: Altın tamiri yapıyoruz. Mesela bir yüzük küçültülünce parça artıyor veya parlatılınca tozu kalıyor. Bunu tamirci alıyor. Bunu almak caiz midir?

Cevap: Bu parça veya toz, sahibine aittir. Ücret olarak kuyumcunun alması belki örfen caiz olur.

 

Sual: Veresiye satmak, Peşin satmanın zıttı mıdır? O halde peşin 100 TL, taksitle 120 TL şeklinde alışveriş yapmak fasid midir?

Cevap: Bir satış ya peşin ya veresiyedir. Veresiye satış, taksitli satıştır. Bir taksit de birden fazla taksit de olabilir. Ödeme tarihinin ve taksit miktarının belli edilmesi lazımdır. Peşin 100 lira, taksitle 120 lira demek caizdir. Alıcı birini seçer. Taksitle 100 liraya vermek, ihsandır.

 

Sual: Anlaşılan müteahhit, bina yapımında haram para kullansa, bundan anlaşan mesul olur mu?

Cevap: Hiç kimsenin parası mutlak haram olmaz. Helal de vardır, haram da vardır. Kazanç karışık olunca, bununla muamele yapmak caiz olur. Tamamının haram olduğu kati ise caiz olmaz.

 

Sual: Marketlerde 5’li çikolata vb. ürünlerin içindeki tekli paketlerde “Çoklu paket ürünüdür, tekli olarak satılamaz” gibi ibareler geçiyor. Bizim bu tarz ürünleri alıp, arkadaşlarımıza veya başkalarına tek tek satmamız uygun olur mu?

Cevap: Olur. O kayıt, o market içindir.

 

Sual: Online olarak tayyare bileti veya hisse senedi gibi satın alma muamelesinde, karşı taraf aslında bir elektronik programdır. Bu satış meşru mudur?

Cevap: Program ile muamele, muayyen bir kişi ile muamele yapmak gibidir. Nitekim bakkala sepet sarkıtıp alışveriş yapmak gibidir.

 

Sual: 3 ay sonra ödemek üzere 2 gram altın mukabili 400 liraya veresiye buğday satsak, 3 ay sonra 1 gram altın 150 liraya düşerse alacağımızı nasıl hesaplayacağız?

Cevap: 400 lira ödenecektir. Artarsa altına göredir, düşerse değildir. Çünki semen kâğıt para olarak tayin edilmiştir. Kâğıt paranın değeri düşerse, altına endekslenir.

 

Sual: Rıza ile ucuza satılan bir arsa için, yıllar sonra satan kişinin çocukları dava açıp iptal isteyebilir mi?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Bir buğday tanesi mal olmadığı için satışı sahih olmuyor. Ama şimdi organik tohumlar çok kıymetli. Bunların tane ile satılması sahih olur mu?

Cevap: Normal bir buğday tanesi iktisadi kıymeti olmadığı için satılamaz. Ama hususi bir kıymeti olan tek bir buğday veya pirinç tanesi satılabilir. Zira iktisadi kıymeti haizdir.

 

Sual: Veresiye altın satışında, altının kıymeti yükselse, bu aradaki farkı istemek caiz midir?

Cevap: Akit anındaki altın kıymetini ödemesi lazım geldiği, İbni Abidin’de sarf bahsinde yazılıdır. Bu sebeple kuyumcular ya veresiye altın satmıyor veya veresiye altının fiyatını yüksek tutuyor. Başka mallarda bile veresiye fiyat yüksektir.

 

Sual: Bazı marketlerin kartları vardır. Kayd olunup tenzilattan istifade ediliyor. Puan birikip harcanıyor. Caiz midir?

Cevap: Bayinin ihsanıdır. Caizdir.

 

Sual: 2 gram altın verip 1 gram işçilikli bilezik almak caiz midir?

Cevap: Hayır, faiz olur. 2 gram altını satıp, parasıyla 1 gram altın alınabilir. Veya 2 gram altına mukabil, 1 gram altın ve 1 gram mukabili de kâğıt para (veya başka mal) vermek caizdir.

 

Sual: 2 gram altın verip 1 gram işçilikli bilezik almak örf olmuşsa İmam Ebu Yusuf’a göre caiz olur mu?

Cevap: Bahsettiğiniz şey faizdir. Haramlar örf ve âdet hâlini alsa da caiz olmazlar.

 

Sual: 2 gram altın verip 1 gram işçilikli bilezik almanın çaresi var mıdır?

Cevap: 2 gram altını parayla satar; 1 gram altını para ile satın alır. Ya da 1 gram altını 1 gram ile değiştirir; işçilik için ayrıca para verir.

 

Sual: Evi satarken, 1 ay oturmak şartıyla satmak caiz midir?

Cevap: Dârülislamda fâsiddir. Hazret-i Peygamber bir akit içinde 2 akdi yasaklamıştır. Sattıktan sonra oturmak için izin ister veya kirayla tutarsınız.

 

Sual: Bir kimse kasabı arayıp, “şu kadar dana kuşbaşı, şu kadar kuzu kol, şu kadar tavuk but hazırla” deyip sipariş verse; bedelini teslim almadan öğrenip bankadan eft yapsa, sahih olur mu?

Cevap: Caizdir. Bey (satış) akdinde mebinin (malın) hemen teslimine lüzum yoktur. Semen zaten önce ödenir. Elverir ki ne aldığı ve fiyatı belli olsun.

 

Sual: Sanal marketler vardır. İhtiyacı olan mal, sanal rafta görülüp sanal sepete konur. Her mal ilave edişte toplam bedel görünür. Sonra sipariş verilir. Ödeme kredi kartıyla yapılır. Sıra siparişin hazırlanmasına gelince, x mal rafta olmadığı için sepetten çıkarır ve toplam bedelden düşer. Müşteri takip ederse bunu görebilir. Cem’an 100 liralık mal seçse, 85 liralık mal gelse ve banka kartından 85 lira çekilse caiz olur mu?

Cevap: Götürü satıştır. Müşterinin sepete koyması icaba davet; sanal marketin mal beyanı icap, müşterinin tasdikiyle paranın ödenmesi kabuldür. Götürü satıştır. Caizdir.

 

Sual: Bir fıkıh kitabında “Müşterînin, satın almak için vekili veya satın aldığı malı teslim almak için gönderdiği vekili, yani seni vekil ettim dediği kimse görünce, müşteri muhayyer olamaz. Fakat müşterinin, görmeden satın aldığı malı teslim almak için gönderdiği kimsenin görmesi ile müşterinin muhayyer olmak hakkı kaybolmaz.” ifadesinden ne anlamalıyız? İlk cümledeki vekil ile (malı kabzeden vekil) 2. cümledeki malı teslim almak için gönderilen kişi (haberci/resul olabilir mi) ayrı olduğundan mı yoksa 1. cümlede müşteri malı görmüş, diğerinde görmemiş olduğundan mı muhayyerlik farklı çıkıyor?

Cevap: Mebînin (satılan şeyin) iştirasına (satın alınmasına) veya kabzına (teslim alınmasına) vekil olan kimsenin mebîyi görmesi asilin görmesi gibidir. Binaenaleyh vekil mebîyi görerek satın alsa veya kabz etse ne kendisi ne de müvekkili muhayyer olur. Bu İmam-ı A’zam’a göredir. İmameyn’e göre kabza vekil olanın görmesi, asilin muhayyerliği ıskat etmez, düşürmez. Resulün, yani mücerret (sadece) mebîyi alıp göndermeye veya götürmeye memur olan kimsenin görmesi müşterinin hıyar-ı rüyetini (görme muhayyerliğini) ıskat etmez çünkü resul vekil değildir, asilin yerine kaim değildir. Asil görüp beğenmezse malı iade edebilir.

 

Sual: Mağazada birini alana ikincisi bedava diye satılan mamulü almak caiz midir?

Cevap: Evet. Akit yapılırken o paraya ikisi de alınmış olmaktadır.

 

Sual: Bir kimse evini satışa çıkarsa, birisi talip olsa, fakat akit yapılmadan başkası daha fazla verse, buna satmak caiz midir?

Cevap: Satış akdi bitmeden dilediğine satabilir.

 

Sual: Bir müteahhit bir dairesi 600 bin liraya taksitle satsa, müşteri kriz sebebiyle kalan taksitleri zamanında değil de, 3-4 ay sonra ödeyeceğini söylese ne lazım gelir?

Cevap: Bayi kabul ederse mesele yoktur. Kabul etmezse, müşteri hemen ödemek mecburiyetindedir. Müşterinin taksitleri geciktirme hakkı yoktur. Ödemezse, bayi malın teslimini geciktirebilir; veya cebri icraya müracaat edebilir. Yahud karşılıklı rıza ile akdi feshedip yeni bir akit ile fiyatı yükseltebilir. Veya karşılıklı rıza ile akdi feshedip, müşterinin parasını iade eder; evi başkasına dilediği fiyata satar.

 

Sual: Korona salgını sebebiyle aslında 10 lira olan kolonyanın 20 liraya satılması gabin olur mu? Satın almak caiz midir?

Cevap: Bunun gabinle alakası yoktur. Gabinde bir malı aldatarak veya ekmek gibi zaruri mal olup müzayakasından (sıkıntısından) istifade ederek pahalı satmak vardır. Burada bu şart yoktur. Gabin ile satın alınan malı müşterinin geri verip parasını alma hakkı vardır. Gabin menkul mallarda piyasa fiyatının yüzde 20 fazlasıdır. Bir kimse piyasada 10 lira olan kolonyayı, müşteriyi kandırarak 12 liraya satsa, müşterinin bunu bozma hakkı vardır.

 

Sual: Bir hasta eczaneye gidip alerjik spreyi istiyor; ama tezgâhtar nemlendirici sprey veriyor. Hasta hiç bakmadan ilacı kullanıyor ve kullandıktan sonra hatayı farkediyor. Eczaneye ilacı iade ederken hiç kullanmadım diyerek iade etse ve yerine alerjik spreyi alsa caiz olur mu?

Cevap: Hata vardır; eczanenin geri alması lazımdır. Bu şekilde iade etmek, eczane cihetinden caiz ise de, bunu alacak kimse, olup biteni bilmediği için, eksik ve kullanılmış sprey almış olacaktır. Bu ise caiz değildir.

 

Sual: 10 bin lira peşin 190 bin lira bir yıl sonra ödemeli bir dükkân alındı. Satıcı ihtiyacı olduğu için vade günü gelmeden 6 ay önce 12.500 lira ödersem, bunu hesabından 15 bin lira olarak düşeceğini, 2500 lirayı hediye sayacağını söyledi. Bu muamele caiz midir?

Cevap: Caizdir. Semenin karşılıklı rıza ile indirilmesi caizdir. Aksi caiz değildir; yani 3 ay sonar öde 2.500 fazla ver dese, müşteri de kabul etse, faiz olur.

 

Sual: Hurdayı tartmadan alıp satmak caiz midir?

Cevap: Evet, götürü alınıp satılabilir.

 

Sual: Bazı telefon kartları var. Mesela 30 lira yüklenirse, 10 lira hediye veriyor. 100 lira alışveriş yapılırsa, 10 lira hediye veriyor. Böyle kampanyalara katılmak caiz midir?

Cevap: Bu tür şartlı alışverişler fâsiddir. Dârulharbde Tarafeyn’e göre caizdir

 

Sual: Elimde 5 bin lira kıymetinde kolye, küpe ve bileklik olsa, bunları üzerine para vererek başka daha kıymetli altın alabilir miyim?

Cevap: 5 gram altın, 6 gram altına satılamaz. Semen (bedel) altın+para olursa, bu altınlardan daha ağır altın almak caiz olur. Para, fazlalığın mukabili olur.

 

Sual: Yerine fındık vermek şartıyla tüccardan para almak caiz olur mu?

Cevap: Fındık olarak ödemek şartıyla borç almak, selem satışı olur. Fındığın miktarı belli olmalıdır.

 

Sual: Araba, ev eşyası gibi mamullerde defosu, eksiği olduğu müşteriye söylenmese, o kazanç haram olur mu?
Cevap: Hayır. O alışveriş günah olur; aldığı para da bereketsizdir. Müşteri istediği zaman akdi bozabilir.

 

Sual: Başı açık kadın resmi bulunun kitabı, CD’yi başkasına satmak caiz midir?
Cevap: Caizdir. Çünki canlısının benzeridir.

 

Sual: Evi boyatmak için boyacıdan silinebilir boya istedim. Silinebilir boya diye bana silinemez boya sattı. Evi boyatıp üzerinden yaklaşık 1 ay geçtikten sonra boyadaki kusuru fark ettim. Daha sonra bu vaziyeti boya firmasının experine teyit ettirdim. Boyacı da kabul etti. Bu hal için boyacıdan iki boya arasındaki fiyat farkını alabilir miyim? Bu işten zararım sadece fiyat farkı ile karşılanacak gibi değil. Çünkü yapılan boya işi daha kısa ömürlü olacak. Bir müddet sonra evin tekrar boyanması gerekebilecek. Ayrıca boyacı, evi detaylı tarif etmeme rağmen, bana ihtiyacımdan fazla boya sattı. Bundan dolayı tazminat alabilir miyim?
Cevap: Evet. Evet. Fazla boyayı geri almazsa evet.

 

Sual: Müşteri bazen, nezaket icabı, herhangi bir mal için, “verir misin?” veya “tartar mısın?” diyor. Böyle alışverişin mahzuru olur mu?
Cevap: İcaba davettir. Tartıp verince icap; parayı verince kabul hâsıl olur.

 

Sual: Biri bir kimseye “bana bir bebek arabası al, fiyatı mühim değil” dese, o da mesela 200 kiraya bebek arabası alsa, bu arabayı 300 liraya o kişiye satabilir mi?
Cevap: Hayır. Vekil, asil gibidir. Aldığı, kendisinin değil; müvekkilindir.

 

Sual: Eskiden memleketimizde meyve müstahsilleri, kendi meyvesini kendisi toplardı. Şimdi işçi bulmak zorlaştığı için, buralara gelen tüccarlara meyve dalı üzerinden götürü satılıyor. Bu satış caiz midir?
Cevap: Meyve olmadan, teşekkül etmiş ama olgunlaşmamış ve olgunlaşmış olmasına göre farklı kaviller olmakla beraber, her safhada götürü satış caizdir. Bu mahsulün uşru, müstahsile, yani mahsul sahibine aittir. Kendisinden de, olgunlaşmadan satıldıysa, satış bedelinden uşr verilebilir.

 

Sual: İnternetten bir şeyler satan kimsenin, malı alıcının ayağına götürmesi şart mıdır?
Cevap: Anlaşmaya kalmıştır. Aksi takdirde malın bulunduğu yerde teslim edilir.

 

Sual: Katalog üzerinden müşteriye mamulü gösterip, gelince üzerine kâr koyup satmak caiz midir?
Cevap: Evet. Mamul gelince fiyat konuşulup satış akdi yapılmış oluyor.

 

Sual: Müvekkiline yaptığı km başına ücret yazan bir avukat, arabasına lpg taktırsa, maliyet daha ucuza gelecek; fakat lpg parası da kendisinden çıkacaktır. Şimdi ücreti eski maliyet üzerinden mi, yeni maliyet üzerinden mi yazmalıdır?
Cevap: Ecr-i misl, yani piyasadaki emsal ücret şeklinde yazılır. Arabanın eskimesi, kendi emeği de maliyetin içindedir.

 

Sual: Bir otobüs firması yanmaz bilet sistemi tatbik ediyor. İsteyen mesela 10 lira daha verirse, bilet aldığı seferi kaçırırsa, sonraki seferlerden birisine ücretsiz binebiliyor. Bu şekilde ilave ücret ödeyerek yanmaz bilet almak caiz midir?
Cevap: Caizdir. İkale demektir. Önceki akit bozulup, yeni bir ücretle yeni bir akit yapılmış olmaktadır.

 

Sual: İlmihalde geçen “Ev, dükkân, hayvan, elbise gibi kıyemî olan, yani misli bulunmayan şeyleri ödünç vermek fâsiddir ve hemen geri vermek lâzımdır. Kullanılması haram olur” ifadesini nasıl anlamalıdır?
Cevap: Bu Türkçe’nin kifayetsizliğidir. Türkçede karz için de ariyet için de ödünç kelimesi kullanılıyor. Kıyemî mallar için caiz olmayan ödünç, karzdır; caiz olan ödünç âriyettir. Bu gibi mallar karz verilemez; çünkü istihlak olunamaz; tüketilemez. Buğday, pirinç, para gibi mislî mallar ise ariyet değil, karz verilir. Çünki insanlar bunu kullanmak değil, tüketmek için alır.

 

Sual: Bir evde beş sene kiracı olarak oturdum. İlk girdiğimde bir kira bedeli Türk parası depozito vermiştim. Depozito bedelini altın üzerinden istesem caiz mi?
Cevap: Kanun belli bir mevduat faiz üzerinden bankaya yatırılmasını istiyor. Bu mikdarın geri ödenmesi icap eder.

 

Sual: Bir evde kiracı olarak oturan kimse, çıkarken yatırdığı depozitonun altın kıymetini mi ister?
Cevap: Kanun bunun belli bir faizle bankada tutulmasını emrediyor. Böyle yapılmışsa, bu mikdarı alabilir. Böyle yapılmamışsa altın kıymeti ödenir.

 

 

Tavsiye Yazı –> İnternetten Alışverişe Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler