Sual: Bugün çekler, kullanılış biçimi ve kullanıldığı yerler nazar-ı itibara alındığında dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir. Câiz olmayan, fasid noktalar nelerdir?

Cevap: Çek kullanmak câizdir. Kâğıt para gibidir. Ancak çeki başkasına ciro etmek Hanefî mezhebinde câiz değildir. Çünki alacak, borçludan başkasına satılamaz, bağışlanmaz. Hanefî mezhebinde İmam Züfer, sadece bir kişiye çekin cirosunu câiz görmektedir. Mâlikî ve Şâfiî mezhebinde de mikdarda tenzilat yapmamak şartıyla müteaddit ciro câizdir. Bono ve sened kırdırmak da böyledir.

 

Sual: Hâmiline çek yazmak câiz midir?

Cevap: Çek yazan kimse, bankayı, borçlu olduğu kimseye borcunu ödemek üzere vekil etmiş oluyor. Dolayısıyla hâmiline çek yazıldığı zaman, bunun yazılıp verildiği ilk şahsın gidip bankadan alacağını alması câizdir. Ancak hâmiline çeki alan kimse, bunu borçlu olduğu bir başkasına veremez. Çünki alacak, yalnızca borçluya satılır veya bağışlanır. Ancak ihtiyaç olduğunda, İmam Züfer veya Mâlikî yahud Şâfiî mezhebi taklid edilerek, hâmiline çekin, bir başkasına da satılması, verilmesi câiz oluyor.

 

Sual: Birisinden alınan çek ile başkasından mal almak câiz mi?

Cevap: Câizdir. Ancak bu çekin ilk ciro edildiği kimse olmak gerekir. Eğer ikinci ve sonraki ciro edilenler ise, böyle bir ciro Hanefî mezhebinde câiz olmadığı için, böyle bir çek başkasına da verilemez. Ancak Mâlikî ve Şâfiî mezhebinde çekin müteaddit ciro edilmesi câizdir. İhtiyaç varsa, bu mezhebler taklid edilir.

 

Sual: Bugünki müslümanların İslâmiyyetin muamelattaki hükümlerine (bey, şirâ, vekâlet, havâle, fâiz) uymamaları câiz midir?

Cevap: İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed, Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik edilmediği yerlerdeki müslümanların, kendi rızaları ile ve menfaatlerine olmak şartıyla, bey ve şirâ ahkâmına uymamalarını câiz görmektedir. Dolayısıyla bugün müslümanların, Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik olunmadığı Almanya, Fransa gibi memleketlerde, gerek oradaki gayrımüslimlerle, gerekse birbirleriyle olan muamelattaki münasebetlerinde Ahkâm-ı İslâmiye’ye uymamaları, fâsid akid yapmaları, karşı tarafdan fâiz almaları câiz; ancak fâiz vermeleri ve bu muameleden zarar etmeleri câiz değildir. Taraflar müslüman ise ve bunlardan birisi Ahkâm-ı İslâmiye’ye uymak isterse, karşı tarafın da uyması gerekir. İki taraf râzı olsa bile, böyle yerlerde bey ve şira ahkâmına uymak takvâdır; İmam Ebu Yusuf ve üç mezhebe göre lâzımdır.

 

Sual: Arkadaşlar bir şey aldı. Yanlarına para almamışlar, bana sen öde, biz öderiz dediler. Ben de kredi kartı ile ödedim. Sonra bu alışverişe bonus puanı isabet etti. Bunu o arkadaşlara ödemem lâzım mı?

Cevap: Havâle kabul eden, havâle alana borcun tamamını veya bir kısmını hibe etse (bağışlasa), havâle edenden havâle edilen mikdarı alır. Burada bonus, havâle alana havâle kabul edenin hediyesi hükmündedir.

 

Sual: Çalıştığım şirket beni bir iş için Ankara’ya gönderdi. Tayyare biletimi de verdi. Dönüşte ben kardeşimin arabasıyla geldim. Tayyare biletini iade etmem gerekir mi?

Cevap: İşveren işçiyi mutlak şekilde «Şu işi yap.» diye tutsa işçi bir başkasına da yaptırtabilir (İbn Âbidîn). Ayrıca işçiye verilen bahşiş ve hediyeler ücretten indirilemez. Ayrıca muhâlün leh (havâleyi alan), muhâlün aleyhe (havâleyi kabul edene) havâle olunan borcu hediye ederse, muhâlün aleyh (havâleyi kabul eden), muhîlden (havâle verenden), havâle olunanı isteyebilir.

 

Sual: Havale kabul eden ile havaleyi alan uyuşarak, havale olunan borçtan az veya çok verirse, havale verenden, bu verdiği mikdarı isteyebilir mi?

Cevap: Havale kabul eden ile havaleyi alan uyuşarak, havale olunan borçtan az verirse, havale verenden, bu verdiği mikdarı isteyebilir. Havale olunan mikdarı isteyemez. Çok verirse, havale olunan mikdardan fazlasını isteyemez.

Yani A, B’ye olan 100 lira borcunu C’ye havale ediyor. C, ödediği bu parayı sonra dönüp A’dan alacaktır. B ile C anlaşıp 80 lira veya 120 lira ödediği zaman, A’dan bu kadar para ister, havale olunan 100 lirayı isteyemez. Eğer ödediği 80 lira ise bir mesele yoktur. Çünki havale kabul eden, havale veren borçlunun halefidir, onun yerine geçer, onun haklarını kullanır. Ama 120 lira ödemesi A’ya iradesi dışında bir külfet getirir.

Havaleyi alan, kabul edeni ibra, yani borcunu helâl ederse, havaleyi kabul eden, havale verenden bir şey isteyemez. Fakat, havaleyi alan, kabul edene hediye ederse, kabul eden, havale verenden, havale olunanı isteyebilir. İşte, bankaların, tüccarların, bono, sened kırmaları bunun için caiz değildir.

Nitekim İbni Abidin bu hususta şöyle diyor: Havale kabul eden, havale edenden, havale olunan mikdarı isteyebilir. Havale alanla anlaşarak daha az vermişse, havale olunan mikdarı değil, verdiğini isteyebilir. (Arapça metn, Cild: IV, Sahife 305)

 

Sual: A, B’ye olan 100 lira borcunu C’ye havâle ediyor. C, ödediği bu parayı sonra dönüp A’dan alacaktır. B ile C anlaşıp 80 lira veya 120 lira ödediği zaman, A’dan bu kadar para isteyebilir mi, yoksa sadece havale olunan 100 lirayı mı isteyebilir? Havâle kabul eden ile havâleyi alan uyuşarak, havâle olunan borçtan az veya çok verirse, havâle verenden, bu verdiği mikdarı istiyebilir mi?

Cevap: B ile C anlaşıp 80 lira veya 120 lira ödediği zaman, A’dan yalnızca havâle olunan 100 lirayı isteyebilir. Eğer ödediği 80 lira ise bir mesele yok. Çünki havale kabul eden, havale veren borçlunun halefidir, onun yerine geçer, onun haklarını kullanır. Havâle kabul eden ile havâle alan anlaşıp, daha fazla mal verirse, havâle edenden bunu istemesi, havâle edeni iradesi dışında bir şeyi ödemeye mecbur etmek demektir. Dolayısıyla B, A’dan ancak 80 lira isteyebilir. Nitekim İbni Abidin bu hususta şöyle diyor: Havale kabul eden, havale edenden, havale olunan mikdarı isteyebilir. Havale alanla anlaşarak daha az vermişse, havale olunan mikdarı değil, verdiğini isteyebilir. (IV/305) Şu halde, havâle kabul eden ile havâleyi alan uyuşarak, havâle olunan borçtan az verirse, havâle verenden, bu verdiği mikdarı istiyebilir. Havâle olunan mikdârı istiyemez.

 

Sual: Kredi kartı ile alışveriş ettiğimiz esnaf banka ile anlaşmalı olmadığı için taksit yapmıyor. “Biz tek çekim yapalım, siz bankayı arayıp bu alışverişinizi taksitlendirirsiniz” diyor. Bankayı arayıp alışverişi taksitlendirmek sahih midir? Banka meblağa fark koyarsa veya koymazsa vaziyet ne olur?

Cevap: Havale edilen mikdarı veya her çeşit borcu karşı tarafın rızası ile taksitlendirmek mümkündür. Bankanın bu meblağa fazlalık koyması câiz değildir. Fâizin bir çeşidi de peşin borcu tecil etmek veya taksitlendirmek için meblağı arttırmaktır.

 

Sual: Bir kimse kredi kartını bir başkasına ödünç verse, o da zamanında unutarak veya kasıtlı ödemeyip fâize düşse, bundan kart sahibi mesul olur mu?

Cevap: Başkasının kredi kartı ile alışveriş yapmak, borcu bu kişiye havale etmek demektir. Bu kişi de bankaya havale etmektedir. Banka alacağını kart sahibinden ister. Aradaki şahsın caiz olmayan muamelelerine vasıta olmak, bunları ödemek, kart sahibini de mesul kılar. Bu mesuliyet borcu zamanında ödemeyeninkinden daha hafiftir.

 

Sual: Bir kişi faizle 10 bin lira kredi çekip araba alsa, bunun bin lirasını ödese, sonra arabayı başkasına satsa ve borcu da devretse, bu ikinci şahıs fâiz günahına girer mi?

Cevap: Bankaya olan 9 bin lira arabayı alan kimseye havâle edilmiş olur. Rüşvet, fâiz, bâtıl veya fâsid muameleden doğan bir borç havâle edilemez. Sahih bir borç havâle edilebilir. (İbni Abidin, Havâle bahsi) Bu bakımdan meşru olmayan bir borçtan dolayı havâleyi kabul eden kimse mesul olur. Dârülharbde her ikisi de havâle edilebilir. Burada havâleyi ödeyen ikinci şahsın bir dinî mesuliyeti yoktur.

 

Sual: Bir katılım bankası talebelere 1000 lira bloke edip kredi kartı veriyor. Alıp kullanmak caiz midir?

Cevap: Şartlı havale fâsiddir.

 

Sual: Online bağış siteleri var. Bunlara yapılan yardım sevap kazandırır mı?

Cevap: Yerine ulaşıp ulaşmadığı pek belli olmamakla beraber, niyete göre sevap kazanılır.

 

Sual: Telefonda faturalı hatlarda bir hayır kurumuna bağış yapınca, para otomatik gönderiliyor. Ay sonunda o para faturaya aksettiriliyor. O anda para bizden çıkmadığı için bu, hayır sayılır mı?

Cevap: Sayılır ama, verilen yer hayra elverişli midir, bilemem.

 

Sual: İlmihalde “Havaleyi alan kabul edene hediye ederse, kabul eden, havale verenden havale olunanı isteyebilir. Helal ederse birşey isteyemez” diyor. Hediye etmekle helal etmek arasında ne fark vardır?

Cevap: Biri hibedir; diğeri ibrâdır. Hibe eden, kabul edene hibe eder; ibrâ eden ise havale vereni ibrâ etmiş demektir.

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler