Sual: Avukat, yaptığı masrafları ve ödediği kdv’yi müvekkilden alıyor; sonra bunu gider gösterip kısmen devletten tahsil ediyor. Bu kdv geri ödemesi avukata helal olur mu? Yoksa başta mukavele yaparken müvekkile kdv hariç mi yazmalıdır?

Cevap: Avukat, davayı takip ederken yaptığı benzin vs masrafı müvekkilden alır. Geri aldığı vergiyi müvekkile ödemelidir. Zira karşılıksız bir tahsilattır. Aksi halde hıyanet olur.

 

Sual: Para alarak hatim okumak câiz midir?

Cevap: Baştan pazarlık etmeden verilen hediyeyi almak caizdir.

 

Sual: Bir kimseye annesi “Sevabı bana bağışlanmak üzere ölümümden sonra her sene bir hatim okut!” diye vasiyet etse, ne lâzım gelir?

Cevap: Kur’an-ı kerim okumak için adam kiralamak caiz olmadığı, ancak okuyana okuduktan sonra teberru olarak hediye verildiği için, böyle bir vasiyete uymak lâzım değildir. Ancak hediye edilen hayır ve hasenattan ölü fayda görür. En güzeli vârisinin kendisinin okuması veya mümkünse ölüyü tanıyıp seven bir emin kimseye hatim okuması için ricada bulunması; bunun sonunda da o kimseye üçte iki altın liradan az olmayacak şekilde bir hediye vermesidir.

 

Sual: Bir satış elemanının, çalıştığı firmadan ayrılıp, aynı sektörde çalışan rakip bir firmaya gitmesi ve yanında müşteri portföyünü de götürmesi caiz midir?

Cevap: Hizmet akdinin müddeti bitince ayrılmasında ve başka bir firmaya girmesinde mahzur yoktur. Ama haksız rekabet, hıyanet ve müşteri portföyünü götürmek mahzurludur.

 

Sual: Çalıştığım şirket adına hammadde aldığım firma, fiyat kırdıktan sonra, malın 1,4 dolar olan fiyatını 1,6 olarak bildirmemi, aradaki farkı benim almamı teklif etti. Bu caiz olur mu?

Cevap: Kandırmak olur, caiz değildir. Vekil, asil gibidir; yaptığı muameleden mesuldür. Yani siz 1,4 dolara alınca, çalıştığınız şirket bu fiyata almış demektir. 0,2 dolar, sizin hakkınız olmaz. Bu para çalıştığınız firmadan çıkmaktadır. Firmanın haberi olsa verir mi?

 

Sual: Maaşı düşük olup, işveren tarafından arttırılmayan işçinin kanunî protesto hakkını kullanması câiz midir?

Cevap: İcâre (hizmet) akdi, iki tarafın anlaşmasıyla kurulur. İşçi bu maaşa râzı olarak akid yapmaktadır. Başkaca bir hakkı yoktur. Bu maaşı beğenmiyorsa, daha yüksek maaşlı bir iş arar. Protesto, grev, işi bırakma gibi hareketler caiz değildir.

 

Sual: Avukatlık yapan bir kimse, mevcut kanunlar ile şer’î hukuk prensipleri arasında kaldığı zaman nasıl hareket eder?

Cevap: Avukatın pozitif hukuka göre hareket etmesi tabiîdir. Ancak müvekkilinin şer’î hukuka göre hakkı olmadığını iyi bildiği bir talebine aracılık edemez. Meselâ ödendiğini iyi bildiği, ama senedin imha edilmediği bir borcu takip için avukatlık yapamaz. Haksız müvekkilin de, muhakeme bakımından mevcut hakları müdafaa edilir. Müslümanların yardımcısı olmak niyetiyle avukatlık caiz ve sevabdır. Vekâlet ücreti, anlaşmaya tabidir. Kanunî faiz, kanunen tahakkuk ettiği ve paranın değer kaybını bile karşılamadığı için almak caizdir.

 

Sual: Amerika’da taksi şoförüyüm. Burada ücreti şu şekilde alınmaktadır: Yol boyunca açık olan taksimetre ücreti + gidiş ve dönüşte geçilen ücretli köprü ve otoyolların ücretleri toplamı. Yolcudan dönüşte arabada olmamasına rağmen dönüş yolu üzerindeki ücretli yolların parasının tahsil edilmesi caiz midir?

Cevap: Kandırma olmaksızın, önceden belli, tayin edilen veya örfen bilinen ücreti almak caizdir.

 

Sual: Bir mühendisin takibini yapmadığı bir projeye imza atıp, ücret almasında beis var mıdır?

Cevap: Kandırmak caiz değildir. Mesuliyeti de ona düşer.

 

Sual: Bir kimse, dünyevî bir ilimde muallim olup, ders anlatırken de sevap alır mı?

Cevap: İyi niyetle mübahlar taata dönüşür.

 

Sual: Almanya’da bir cemaate fahrî imamlık yaparak ücret alan kimse, ayrıca devletten işsizlik maaşı alabilir mi?

Cevap: Birincisi hediye ahkâmına tâbidir. İkincisi kanunî bir alacaktır. Her ikisi de rıza ile olduğu için caizdir.

 

Sual: Almanya’da bir cemaate fahrî imamlık yaparak ücret alan kimse, ayrıca devletten işsizlik maaşı alabilir mi?

Cevap: Birincisi, hediye ahkâmına tâbidir. İkincisi, kanunî bir alacaktır. Her ikisi de rıza ile olduğu için caizdir.

 

Sual: Günümüz şartlarında devletten kıdem tazminatı almak câiz olur mu?

Cevap: Devlet, kendi çıkardığı kanunla kıdem tazminatını tanzim ettiği için, buna rızası olduğu anlaşılır. Hakiki şahıs da olmadığı için, dinen caiz olmayan muamelelerin, devlet ile yapılması; mesela devletten alacaklara faiz tahsil etmek, nemâ almak vs caizdir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında diyor ki: “İcare akdinde, âcir kiraya vermiş olduğu yeri, borcunun çok olmasından dolayı kadıya gitse ve borçlu olduğunu ve bu borcunu da ancak kiraya vermiş olduğu tarlasını satmak ile kapatabileceğini söylese, mahkeme de bunu araştırsa ve tasdik etse, o zaman kadı icare aktini feshedebilir” diyor. O zaman akit fesh olunursa, müstecirin (kiracının) tarlaya ekmiş olduğu ekinler de fesh anında tam da olgunlaşmaya başlamış ise bu durumda ne olur? Ekinler toplatılır mı? Yoksa müstecirin zarara uğratılmaması için ekinler icare müddetince tarlada mı bırakılır? Tarlada bırakılır ise tarlanın yeni sahibi bu işe razı olmaz ise ne olur?

Cevap: Ölüm veya satış, icâreye tesir etmez. İcâre akdi, ekini biçip kaldırana kadar devam eder. Zira akdin müddeti bununla biter.

 

Sual: Günümüzdeki taksiciler fıkıhtaki ecir-i hass mı, ecir-i müşterek kısmına mı girer?

Cevap: Ecir-i müşterektir, yani herkese çalışan işçi gibidir. Ancak taksi sahibi ile şoför arasındaki vaziyet, ecir-i hassdır. Zira taksi şoförü yalnızca, taksi sahibine çalışmaktadır.

 

Sual: Araç kiralayan bir kimse, mukavelede sadece kendisinin kullanması şart koşulduğu halde, arabayı başkasına kullandırsa ve hatası olmaksızın kaza yapsa, arabayı kiralayanın hasarı ödemesi gerekir mi?

Cevap: Bu şart esas itibariyle lağv bir şarttır. Ancak örf olmuşsa, riayet lâzım gelir ve bundan doğan zararı, kiralayan üstlenir.

 

Sual: Mobilya satıyorum. Bir kişi ben sana müşteri getiririm, ama bana müşterinin haberi olmadan örneğin 100 tl verirsin diyor. Bu muamele caiz midir?

Cevap: Komisyon ücreti caizdir.

 

Sual: İmamlara vazifesi mukabilinde maaş verilmektedir. Bunun yanında yaz Kur’an kursu için ek ücret ödeniyor. Kur’an öğretme işinin imamet vazifesine dâhil olduğunu düşünürsek ilave verilen bu ücretin hükmü nedir?

Cevap: Böyle düşünmek doğru değildir. İmamet ücreti, beş vakitte ve Cuma ve bayram namazlarında namaz vaktinde o câmide hazır bulunup, cemaatle namaz kıldırmanın karşılığıdır. Bunun dışında verilen ücretlerin mahzuru yoktur.

 

Sual: Ev temizliği için çağırılan temizlikçi, camları silerken kollarını açsa, ev sahibi günah işlemesine sebep olmuş sayılır mı?

Cevap: Hayır. Herkes kendisinden mesuldür. İşçi kadınların çalışırken kollarını açmasına cevaz vardır.

 

Sual: İnternetten (reklam izleyerek, anket doldurarak) online olarak kazanılan para helal olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: İşyerinde beraber çalıştığım kişi işi aksatıyorsa, üst mercilere şikâyet etmek caiz olur mu?

Cevap: Bu kişiyi kontrol edip, üstüne rapor vermek vazifesi ise caiz olur. Değilse, vaziyete bakılır.

 

Sual: Fakülte yemekhanesinde, yemek kalmadığı için yemek alamayan talebe, yemek fişini iade edemiyor. Nasıl hareket edilmeli?

Cevap: Saatinde geldiği halde, yemek kalmamışsa, yemekhanenin, fişin parasının iade etmesi gerekir.

 

Sual: Şer’î hukukta yıpranma parası diye bir şey var mıdır?

Cevap: Hayır. Ancak iş yapılırken, işveren gereken tedbiri almamış da, işçi zarara uğramışsa, işveren mesuldür.

 

Sual: Binamızda asansör yenileme yapılacağı için dairelerden para toplanacaktır. Biz, giriş katta oturduğumuz için bize daha az ödeme çıkartmışlar. Bu parayı ödemeye dinen mecbur muyuz?

Cevap: Binanın müşterek masrafları, oturanların iştirakiyle yapılır. Asansör, giriş katta olanlar için hiç kullanılmayan bir alet olsa da, binanın kıymetinde tesiri vardır. Şu halde az da olsa giriş katta oturanlar buna iştirak eder. Kanunda varsa, dinen de ödemek mecburiyetindesiniz.

 

Sual: Patron, işçinin kanuni hakkı olan asgari geçim indirimini vermese, sonra bu işçiye yanlışlıkla fazla maaş ödese, işçi bu fazlalığı, hakkı kabul edip alabilir mi?

Cevap: İşçi, işverenden anlaştığı ücretten fazlasını alamaz. İşveren haksız yere ücretten kesmişse, işçi bunu işverenin fazla verdiği paraya mahsup edebilir.

 

Sual: Hususi bir firmada çalışan işçi 3 günlük doğum izninin 1 gününü kullanıp, diğerini yıllık izne mahsup edebilir mi?

Cevap: Doğum izni fevrîdir, yani o zaman kullanılır. Zira şarta bağlıdır. Şu kadar ki, bir haktan para karşılığı vazgeçmek caiz olduğu gibi, işverenin rızası ile başka zaman da kullanabilir.

 

Sual: Hususi bir firmada çalışan işçi 10 gün hastalık raporu alsa, son 2 gün iyileşip işe gelse, bu 2 gün yıllık iznine mahsup edilebilir mi?

Cevap: İyileşince, iş yapabilecek hale gelince rapor bâtıl olur; işe başlaması gerekir. Bunu yıllık iznine ancak işverenin rızası ile mahsup edebilir. Ama umumiyetle sağlık raporları tedavi+nekahat devresini ihtiva ettiği için, hastanın iyileştiği birkaç gün de istirahata tahsis edilir ve bu sebeple çalışmaması caiz olur.

 

Sual: Bankacıların kazancı helal midir?

Cevap: Bankaların dinen caiz olan ve olmayan çeşitli işleri ve kazançları vardır. Helal ve haram para karıştığından dolayı bankada çalışmak caizdir; aldıkları para helaldir.

 

Sual: İcâre akdinde menfaat ve ücret belli olmasa fâsid oluyor. Araba tamircileri için vaziyet nasıldır?

Cevap: Arabaya bakar. Müşteriye ârıza ve tamir ücretini söyler. Kabul ederse yapar. Bu arada ilâve parça ve masraf gerekirse, haber verir. Arabanın sahibi, bildiğin gibi yap demişse, tamir eder; nihaî ücreti söyler. Zira zamanımızda umumî belvâdır.

 

Sual: Biri bana 10 lira verse, dedem için Kur’an-ı Kerim okumamı istese, bu para caiz olur mu?

Cevap: Şart edilmediği için, hediyedir. Caizdir. Sonra vermek daha iyidir.

 

Sual: Bir işe müracaat edip sözleşme imzalayan hanım, sonradan pantolon giymek mecburiyeti olduğunu öğrense, akdi feshedebilir mi?

Cevap: Pantolon giymeyeceğini söyler. Kabul etmezlerse, bu, akdi fesih (bozma) sebebi sayılır. Zira dine aykırı bir şart koşulamaz.

 

Sual: Gıdalara, içeceklere helal sertifikası veren bir şirkette çalışıyorum. Bu hususta farklı memleketlerdeki kıstaslar aynı değildir. Mesela Malezya’nın helal sertifikasında aradıkları kriterler, Türkiye’de aranmamaktadır. Buradaki kriterlere göre sertifika tanzim etmek vebal olur mu?

Cevap: Kanuna ve şeriata uyduktan sonra mahzuru yoktur. Yenmesi ve içilmesi helâl olan şeyler, fıkıh kitaplarında yazmaktadır. Sertifika değil, din kitapları esastır.

 

Sual: Hastaya okuyan birinin para istemesi veya alması caiz midir?

Cevap: Bu ikiye şart koşmadan hediye vermek caizdir. Baştan şart koşmak veya sonra okuduğu kişiden para veya hediye istemek caiz olmaz.

 

Sual: Bir evde oturmak mukabilinde, başka bir evde oturmak şeklinde bir anlaşma caiz midir?

Cevap: İcârede (kira ve hizmet akdinde) ücret ile menfaatin bir cinsten olmaması şarttır. Bir evin süknâsı (oturma hakkı) mukâbilinde başka bir evin süknâsı veya bir kişinin hizmeti mukabilinde başka bir şahsın hizmeti şart edilse caiz olmaz. Riba şüphesi vardır.

 

Sual: Almanya’da polis gibi amme hizmetlerine ve memuriyetlere girmek caiz midir?

Cevap: Caiz, hatta iyi olur. İnsanların işlerini halletmek, onları zulüm ve haksızlıktan korumak çok kıymetli bir ameldir.

 

Sual: Ehl-i sünnete aykırı bazı kitaplar da satan, hatta basan bir yayınevinde çalışmak mahzurlu mudur?

Cevap: Aynı şartlarda başka bir iş bulmanız kolaysa oraya geçersiniz. Değilse devam edersiniz. Kalben razı olmadıktan sonra size günah yazılmaz.

 

Sual: Bir işyerinde cari yönetmeliğe göre, burada çalışan biri, “Başka bir kuruluşta görev alamaz, serbest meslek icra edemez ve ticaretle uğraşamaz, 6762 sayılı Türk ticaret kanununa göre tacir ve esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunamaz” diyor. Bu kişi arkadaşlarıyla birlikte bir ticarethane ya da imalathane kursa, bu ve oradan kazanılan para haram mıdır?

Cevap: Haram işlemiş olur; zira ecir-i mutlak, başka iş yapamaz. Akdin şartlarına uymamak caiz değildir. Kul hakkı olur. Ancak bu, o ticarethaneden kazandığı paraya tesir etmez. Bu ticarethaneyi, eşinin ya da babasının üzerine yapsa da bu hüküm değişmez.

 

Sual: 10.000 Euro parasını Türkiye’deki annesine götürmesini isteyen kimseye, “Götürürüm ancak 50 Euro alırım” dese caiz midir?

Cevap: Vekâlet ücret ile de olur. Bu takdirde icâre (hizmet) akdi olur. Câizdir. Aksi takdirde ücret isteyemez; dostuna yardımda bulunmuş olur. Ancak ücretli çalışan cinsinden ise, emsal ücret ister.

 

Sual: Diskoda güvenlik görevlisi olarak çalışmak caiz midir?

Cevap: Caiz ise de tayyip değildir.

 

Sual: Çalışan hanım nelere dikkat etmelidir?

Cevap: Nafakası babası veya kocası tarafından karşılanıyorsa ya da serveti varsa, çalışmaması esastır. Zaruret varsa, erkeklerle karışık olmayarak ve tesettürlü çalışabilir.

 

Sual: Kadınların marketing firmaları için satış yapıp para kazanması caiz midir?

Cevap: Caiz ise de, bunu yaparken günaha düşmemek bu zamanda imkânsız gibidir.

 

Sual: Borçlu olduğu kimseye, “Ben sana falan gün şu iyiliği yaptım, filan gün şu işini hallettim, belediyede şu işini gördüm; bu borcu onlara say” demesi uygun mu?

Cevap: Hayır. Onları ücret konuşup yapmalıydı. Teberru etmiş (karşılıksız yapmış) sayılır.

 

Sual: Sarraflık, kuyumculuk mesleğini yapmak caiz midir?

Cevap: Şer’î kaidelere riayet ettikten sonra her meslek münasiptir. Eskiler sarf satışı kaideleri hassas olduğu ve daha ziyade hanımlarla muhatap bulunduğu için, bunu da herkes gözetemeyeceği için sarraflığı pek hoş görmezlerdi. Hadis-i şerifte, “Cennet ehli ticaret yapsa, bezzazlık (manifaturacılık), cehennem ehli ticaret yapsa sarraflık yapardı” buyurulmuştur. Her devrin hükmü aynı değildir.

 

Sual: Müslümanın gayrimüslim bir firma yahut şirkette çalışması dinen uygun mudur?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Mimarın, alkollü bir lokanta içeride belli yerleri tadilat yapması caiz olur mu?

Cevap: Caizdir. Çünki lokantanın işi ve geliri helal ve haram ile karışıktır.

 

Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?

Cevap: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.

 

Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?

Cevap: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.

 

Sual: İslâmî prensiplere göre, sermaye-emek ortaklıklarının ana prensipleri nedir?

Cevap: Ortaklardan bir kısmı sermaye vermek, bir kısmı da iş yapmak üzere kurulur. Kâr önceden sözleşilen nispette paylaşılır. Sermaye iş yapanlarda emanettir, kusurları olmadan telef olursa ödemezler. Sermayenin altın gümüş veya para olması lazımdır.

 

Sual: Kolay bir tamirat işi için 5-10 lira istemek caiz midir?
Cevap: 5000 lira da isteyebilir. Baştan anlaşılan ne ise verilir. Dost ise, isteyemez; teberrudur. Bu işten nafaka kazanan biri ise ecr-i misl alabilir.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler