Sual: Dinde reformcu (İslamiyetteki aile hayatında erkek tam hakim, kadın da tam mahkumdur. Anadolu köylerinde erkeğinden çok çalışan, erkeği gibi çift süren kadınlar da vardır. Erkek dışarda, kadın ev içinde çalışır. Gezmeye ve eğlenmeye vakitleri kalmaz. Maddi ve manevi ihtiyaçları da azdır. Fakirlik ve baskı altında ezilen erkekler, intikamlarını kadınlardan alır gibi, onlara işkence ederler. Kadın isyandan ziyade itaat gösterir. Erkeğin düşüncesi, onu kadına karşı haklı, şefkatli davrandıracak kadar değildir. Kadının zekası ve düşüncesi de, bu meşakkatlere niçin katlandığının sebeplerini ve kurtuluş yolunu arayacak kadar değildir. Onun için, kadını boşamak pek hatıra gelmez. Avrupalılara imrenen ve onlara benzemeye çalışan büyük şehirlerde, boşanmak daha çoktur. Bunlar, İslam adetlerini, şahsiyetlerini, ruhlarını ve ailenin kıymetini kaybetmektedirler. Paraya ve hayvanlar gibi, şehvani arzulara ve modaya uymak sebepleri ile kadın da, çalışmak zorundadır. Bu ilerici denilen insanların dinleri, milliyetleri, fikirleri, hisleri birbirine benzemez. Hele Avrupa’da, Amerika’da okuyup gelen kızların manevi değerleri daha çok bozulmuştur. Bir hıristiyan kadın gibi yaşayış yolundadırlar. Bütün yaptıkları samimi değil, taklit iledir) diyor. Buna ne demek lazım?

Cevap: Dinde reformcu Musa Bigiyef’in görüşü ve yazısı burada insaflı olmuştur. Öyle kadınları işitiyoruz ki hıristiyan kadınlarının papaz karşısında günah çıkarmalarına bile imreniyorlar. Avrupalıları, Amerikalıları taklit etmekten alınan delicesine bir zevkle dinimizin temeline dokunan şu müthiş misale bakınız! İslamiyette, insanın Allahına yalvarmak ve günahını affettirmek için günahları önce bir insanın affetmesine ihtiyaç yoktur. Yalnız, zulüm, işkence yapılmış, hakkı çiğnenmiş olanların, zalimleri affetmeleri lazımdır. İslamiyette, gizli işlenmiş olan günahları bir kula affettirmek şöyle dursun, günahını başkasına bildirmek bile caiz değildir. Günahı işlemek suç olduğu gibi, bunu başkasına söylemek de suçtur. Dinimizdeki nezakete, nezahete bakınız! İnsanın izzetini, şerefini korumaktaki İslamiyetin şu inceliğine hayran olmak yakışırken, hıristiyanlığın, bilhassa kadınların namusunu, şerefini ayaklar altına alan (günah çıkarma) rezaletine imrenmek için, insanın, ilericilere kazılmış olan dalalet çukurlarına düşmesi lazım gelir.

İslamiyette kadın ev içinde ve dışında çalışmak, para kazanmak mecburiyetinde değildir. Evli ise erkeği, evli değilse babası, babası da yoksa, en yakın akrabası çalışıp onun her ihtiyacını karşılamaya mecburdur. Kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmayan kadına, devletin (Beyt-ül-mal) denen hazinesi bakmaya memurdur. İslamiyette geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır. Bir erkek, zevcesini tarlada, fabrikada veya herhangi bir yerde çalışmaya zorlayamaz. Eğer kadın isterse ve erkek de izin verirse, kadın kadınlar için iş bulunan yerlerde, erkekler arasına karışmadan çalışabilir. Fakat, kadının kazancı kendisinindir. Kocası ondan cebrle hiçbir şey alamaz. Onu kendi ihtiyaçlarını dahi satın almasına zorlayamaz. Ev işlerini yapmaya da zorlayamaz. Kadın ev işini kocasına bir hediye, bir lütf olarak yapar. Bunlar, müslüman hanımların sahip oldukları birer fazilettir. Onlardaki şerefli bir sıfattır. İslamiyetin kadınlara böyle haklar tanıması ve onları erkek elinde bir köle veya oyuncak olmaktan koruması, Allahü teâlânın kadınlara büyük kıymet verdiğini gösterir.

İslam kitapları kadının erkeğe ve erkeğin kadına ve çocuklarına ve anasına, babasına ve hatta komşusuna ve hatta gayrı müslim vatandaşlara karşı olan güzel vazifelerini, haklarını uzun bildirmektedir. Hadis-i şerifte, (İmanı en olgun olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır) buyuruldu. Başka bir hadis-i şerifte, (En iyiniz, evinizde, kadınlarınıza karşı en iyi olanınızdır) buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, (Size iyi huyların hepsini bildirmek için gönderildim) buyuruldu. Aile hayatını düzenliyen ve erkekle kadının vazifelerini ayıran ve çalışmalarını teşvik eden nice hadis-i şerifler, din kitaplarında sayılamayacak kadar çoktur. Din cahillerinin, bu hadis-i şeriflere uymayan yanlış ve bozuk hareketleri, İslamiyet için kusur ve leke olamaz. Bu hakikatler karşısında, ilerici denilen kimselerin yazılarının ne kadar yanlış ve haksız oldukları meydandadır.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler