Sual: Hamidullah İslam Peygamberi kitabının 40. sayfasında: (Bilinmeyen bir sebeple, süt kardeşi olan kızın omuzunu öyle kuvvetle ısırdı ki izi hayatı boyunca kaldı. Bir gazada, alınan esirler arasında süt kardeşi Şeyma da vardı. O hadiseyi anlatıp ısırılan yeri gösterince, Resûlullah bunu tanıdı) diyor. Buna ne cevap vermek lazım?

Cevap: İslam düşmanları, Resûlullaha birçok iftiralar söylediler. Siyah dediler, gençleri ondan soğutmak için, kara köpeklere Arap dediler. Hamidullah daha da ileri giderek, o yüce Peygamberi, gençlere yamyam olarak tanıtmaya kalkışmaktadır. Halbuki Halime hatun, Resûlullahı yanından ayırmaz, uzağa gitmeye bırakmazdı. Bir gün nasılsa gözetmedi. Süt kardeşi Şeyma ile kuzuların arasına gitti. Halime, Resûlullahı göremeyince, Onu aradı, buldu. Şeyma’ya, niçin sıcakta dışarı gittiniz? dedi. Şeyma, anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bulut bulunuyor. Ona hep gölge yapıyor, dedi. Resûlullahtan şikayet etmek şöyle dursun, Onu övdü. Onun yanında bulunan büyük küçük herkes, kendisini övmekte ve sevmekte idi. İncindiğini bildiren hiç olmadı. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, süt kardeşini hiç incitmediği gibi, onun haklarına hatta, sütüne bile saygı gösterir, onun emdiği memeden hiç emmezdi. Halime diyor ki (O emerken kendi oğlum emmez, Ona saygı gösterirdi. Bu da süt kardeşlerinin Ondan hiç incinmediklerini, Onu hep sevip saydıklarını bildirmektedir. O emerken, güzel yüzüne bakmaya dayanamazdım. Konuşmaya başlayınca, ilk olarak (Kelime-i tevhid) söyledi. Her şeyi tutarken (Bismillah) derdi. Çocukların oyunlarına karışmazdı. (Biz oyun oynamak için yaratılmadık) derdi. Hiç ağlamaz, kimseyi incitmezdi). Hicretin 8. senesinde Huneyn gazvesinden sonra, alınan esirler arasında, Şeyma adındaki bir kadın, ya Resûlallah! Ben senin süt kardeşinim dedi. O günlerdeki birkaç şeyi anlattı. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Şeymanın sözlerini dinledi. Onu tanıyıp, çok ihsan etti. Daha çocuk iken, onda görülen mucizeleri, harikul’ade güzel halleri o kadar çoktu ki bu hususta çeşitli kitaplar yazılmıştır. Okuyanları kendisine aşık eden o üstünlükleri yazmak ve bunlara, gizli kalmış olanlarını da bulup eklemek gibi şerefli hizmeti bırakıp da, çocuklar arasında olabilecek bir şeyi, İslam Peygamberinin hayatı diyerek, ilim kitabına yazmak bir İslam profesörüne yakışır mı? Hele, sonradan uydurulmuş çirkin bir yalanı seçip yazan adamın, hakiki bir müslüman olacağı düşünülebilir mi? Böyle davranışlar, ilme hizmet etmeyi mi, yoksa kusur aramak gayretini mi gösterir? Her müslümanın, iman etmiş olduğu ve her şeyden daha çok sevmiş olduğu Peygamberine toz kondurmamak için titremesi lazımdır.

 

Sual: Aynı kitabın 48. sayfasında da (Öğlenin yakıcı sıcağından korunmak için Abdullah bin Cud’anın kemerinin (yani duvarının) gölgesine sığınırdı) diyor. Nasıl cevap vermek gerekir?
Cevap: Siyer kitaplarında, Resûlullahın “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” mübarek başı üstünde bulut bulunduğu, Onunla birlikte gittiği, Ona gölge yaptığı, nübüvvete kadar böylece güneşten muhafaza olunduğu yazılıdır. Gölgeye sığınırdı demek, bu mucizeye inanmamak olur. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, burada gölgelenmek için değil, gölgelenenleri irşad etmek için oturmuş olabilir.

.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler