Sual: Reşid Rıza’nın Muhaverat kitabında dinde reformcu, (Taklitçiyi taklit etmek haramdır. Sahih hadisi işiten kimseye, bu hadisi filanın ictihadı ile karşılaştır. Uygun ise amel et denemez. Hadisin mensuh olup olmadığını araştır denir. Fakat bu, ehliyeti olanlar içindir. Ehliyeti olmayanlar ise, (Bilmiyorsanız, bilenlerden sorunuz!) ayetine uyarak ehliyetli kişilere sormalıdır. Bir kimse, müctehid imamların hepsini sever de, sünnete uygun olduğuna kanaat getirdiği yerlerde, onların her birine tabi olursa, iyi olur) diyor. Buna ne cevap verilir?

Cevap: Taklitçiyi taklit elbet haramdır. Fakat, taklitçi müslümanın verdiği habere inanıp, bu habere göre hareket etmek, onu taklit etmek olmaz. Bu hadisi, filanın ictihadı ile karşılaştır, uygun ise, amel et denemez. Fakat, bu hadis-i şeriften kendi anladığını, mezhep imamının ictihadı ile karşılaştır! Birbirlerine benzemiyorlar ise, kendi anladığın ile amel etme! Mezhep imamının anladığı ile amel et denir.

Hindistan’daki büyük İslam âlimlerinden Senaüllah-i Pani-püti (Tefsir-i Mazhari) de, Âli-i İmrân sûresi 64. âyetinin tefsirinde buyuruyor ki: Bir sahih hadis-i şerif görülse ve bunun mensuh olmadığı bilinse ve mesela İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin bir fetvası, bu hadis-i şerife uygun olmasa, eğer dört mezhepten birisi, bu hadis-i şerife uygun ictihad etmiş ise, hanefi mezhebinde olanın kendi imamının fetvasına uymayıp, bu sahih hadise uygun ictihad eden başka mezhebi taklit ederek bu hadis-i şerife uyması lazım olur. [Ebû Hanîfe, bu hadis-i şerifin tevilli olduğunu anlayarak, mânâsı açık olan diğer bir hadis-i şerife uymuştur. Dört mezhepten biri böyle bir hadis-i şerife uymuş ise, bizim de uymamız lazım olur.] Çünkü, İmam-ı Âzam (sahih hadis-i şerif veya Ashâb-ı kiramdan birinin sözünü görürseniz, benim fetvamı bırakıp, onlara uyunuz!) buyurdu. Böylece, icmaın haricine çıkılmamış olur. Çünkü, Ehl-i sünnet âlimlerinin, 4. asırdan sonra, yalnız dört mezhebi vardır. Sünni olan müslümanların amelde, ibadet yapmakta, bu dört mezhepten başka, uyacakları bir mezhep yoktur. Bu dört mezhepten birine uymayan sözlerin batıl olduğu icma ile söz birliği ile bildirildi. Hadis-i şerifte, (Ümmetimin icma ile bildirdiği söz dalalet, yanlış olmaz) buyuruldu. Nisa sûresi 114. âyetinde meâlen, (Müminlerin yolundan ayrılan kimseyi Cehenneme atarız) buyurulmuştur. Dört mezhep imamının ve bunların yetiştirdiği büyük âlimlerin, bir hadis-i şerifi görmemelerine imkan ve ihtimal yoktur. Onlardan hiçbirinin bir hadis-i şerife uymaması, bu hadisin mensuh veya tevilli olduğuna icma olur. (Tefsir-i Mazhari) den tercüme tamam oldu.

Görülüyor ki bir mezhep imamının bir ictihadının bir hadis-i şerife uymadığı görülünce, (mezhep imamı bu hadis-i şerifi işitmemiş veya buna uymamış) dememeli, (Bu hadis-i şerifin mensuh veya tevilli olduğunu anlamıştır) demelidir.

Dinde reformcu, yazısında, (Usûl âlimlerinin, taklitin lazım olduğunu (Bilmiyorsanız, bilenlerden sorunuz!) mealindeki âyet-i kerimeden çıkarmaları neticesiz ve sakat bir muhakeme ve istidlaldir) diyordu. Burada ise, (Ehliyetli olmayanlar (Bilmiyorsanız, bilenlerden sorunuz!) ayetine uyarak, ehliyetli kişilere sormalıdır) diyor.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler