NAMAZIN FARZLARI (ABDEST ALMAK)

Namazın farzı 12 olup 7’si dışındadır. Yani, namaza başlamadan öncedir. Bunlara namazın şartları da denir ki şunlardır: Hadesten taharet, necasetten taharet, setr-i avret, istikbâl-i kıble, vakit, niyet, tahrime tekbîri. Her şeyin vücudu, yani var olması, bir işin yapılmasına bağlıdır. Bu bağlılık, 5 türlü olur: İş, bu şeyin mahiyetinin içinde ise, onun bir parçası ise, bu işe, (Rükn) denir. Dışında ise, bu şeye tesir ediyorsa, (İllet) denir. Nikah, evlenmenin illetidir. Tesir etmiyorsa, işin yapılması, bu şeyin vücudunü icap ediyorsa, (Sebep) denir. Vakit, namazın sebebidir. İcap etmiyorsa, işin yapılmaması ile o şey de yok olursa, (Şart) denir. Yok olmazsa, (Alâmet) denir. Ezan, namazın alâmetidir. Namazın farzlarından beşi, namazın içindedir. Bu 5 farzdan her birine (Rükn) de denir. [Bazı âlimler, tahrime tekbîrinin, namazın içinde olduğunu söylemişlerdir. Bunlara göre, namazın şartları da, rükünleri de, 6 olmaktadır.]

Hadesten taharet ikidir:

1— Abdestsiz olanın abdest almasıdır.

2— Cünüp olanın, gusletmesidir.

Vüdu, abdest; tevetti, abdest almak; gasl, bir şeyi yıkamak; igtisal, gusül abdesti almak; gusül de, gusül abdesti demektir. Abdesti olmayana (Muhtis) denir. Gusül abdesti olmayana (Cünüp) denir.

(Halebi-i sagir)de buyuruluyor ki (Abdestin farzları, sünnetleri, edepleri ve menhi, yani memnû olan şeyleri vardır. Abdestsiz olduğunu bilerek zaruretsiz namaz kılan kâfir olur. Namaz kılarken abdesti bozulan hanefi, hemen omuzuna selam verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp, namazını baştan tekrar kılar. Mâlikî mezhebinde, namazı bozulmaz. O ânda özür sâhibi olur).

Hanefi mezhebinde, abdestin farzı dörttür: Yüzü, bir kere yıkamak. Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır. İki kolu, dirsekleri ile birlikte, bir kere yıkamak. Başın dörtte bir kısmını meshetmek, yani yaş eli başa sürmek. İki ayağı, iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte, bir kere yıkamaktır. [Şâfiîde ve malikide niyet de farzdır. Niyet, kalp ile istemektir. Söylemek farz değildir. Malikide abdeste başlarken niyet şarttır. Kâfirin niyet etmesi sahih değildir. Kulak memesi hizasındaki deri ve saçlar, hanefide yüzdendir. Yıkamak farzdır. Malikide baştandır. Meshetmesi farz olur. Şâfiîde yüzü yıkarken niyet etmek lâzımdır. Su yüze değmeden önce niyet ederse, abdesti sahih olmaz.] Yüz üzerindeki sakalı yıkamak farzdır. Sarkan sakalı, diğer üç mezhepte yıkamak farzdır. Şiîler, ayaklarını yıkamıyor, çıplak ayak üzerine meshediyorlar.

Tavsiye yazı: Abdestin sünnetleri nelerdir?

Tavsiye Yazı: Abdestin müstehapları (edepleri) nelerdir?

 

ABDESTİ BOZAN ŞEYLER:

Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmek abdesti bozmaz. Kesilen yerleri yıkamak lazım olmaz. (Fıkıh-i Gidani)nin fârisî şerhinde diyor ki (Tırnak kesince, abdest bozulmaz. Elleri yıkamak müstehab olur). Yara kabuğunun düşmesi ile de bozulmaz.

Abdest alırken, deri üzerindeki yarık yıkanır. Su değdiremezse, mesheder. Meshedemezse, terk olunur. Ayağındaki yarığa merhem sürmüş ise, merhemin üstünü yıkar. Yıkamak yaraya zarar verirse, mesheder. Yıkadıktan sonra merhem düşerse, altı iyi olmuş ise, altını yıkar. İyi olmamış ise, yıkamaz. İki elinde yarık, yara olup su zarar verirse teyemmüm eder. Bir eli sağlam ise, bunun ile abdest alır. Eli dirsekten, ayağı topuktan kesilmiş ise, kesik yeri yıkar.

(Halebi-i kebir)de diyor ki (Abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması lazım olur. Abdest arasında, bazı yerini yıkadığında şüphe ederse, orasını yıkar. Abdest aldıktan sonra şüphe ederse, yıkamak lazım değildir. Abdest aldıktan sonra, üzerinde yaşlık gören, idrar mı, su mu şüphe etse, ilk olarak başına geldi ise, yeniden abdest alır. Birkaç defa, böyle şüphe etti ise, şeytanın vesvesesi olduğu anlaşılır ve abdesti tazelemez. Vesveseyi önlemek için, abdest aldıktan sonra, donuna, peştemalına su serpilmesi (Kimyâ-yı saadet)de de yazılıdır. Veya nebati pamuk kullanmalıdır. Kab, kacak, elbise, bedenin, suyun, kuyunun, havuzun ve câhillerin, kâfirlerin hazırladığı yağ, ekmek, elbise, yemek ve sairenin pis olmasında şüphe etse, temiz kabul edilir.)

Kurân-ı Kerîmi abdestsiz tutmak haramdır. Ezberden okumak câizdir. Yatağa abdestli girmek sünnettir. (Şirat-ül-İslam) şerhinde diyor ki (Kurân-ı Kerîmi yatakta, yatarak ezberden abdestsiz okumak câizdir ve sevaptır. Fakat, başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitiştirmelidir.)

Vedi, mezi çıkınca dört mezhepte de abdest bozulur. Hanbelide gusül abdesti de lazım olur. (İnaye). Cünüp ve hayzlı olarak camie girmek haramdır. Abdestsiz girmek mekruhtur. (Dürer Gurer). Önden, arkadan çıkarak abdesti bozanlar, hastalıkla çıkar, sızarsa ve abdest almakta, şiddetli soğuk, hastalık, ihtiyarlık gibi sebeplerle, haraç [güçlük] olursa, Malikide abdest bozulmaz.

(Kitabürrahme)de diyor ki (Devamlı idrar kaçırmaya (silis-ül-bevl) denir. Bundan korunmak için, bir kaba bir fincan nohud ve iki fincan sirke konur. 3 gün sonra, her gün 3 kere üçer nohud yenir ve birer çay kaşığı sirke içilir. Yahut, bir kaşık yüzerlik tohmu ve zencefil ve tarçın ve karabiber, ince toz edilip karıştırılır. Sabah aç karna ve yatarken bir çay kaşığı toz, su ile yutulur.) 986 [m. 1578] da yazılmış olan türkçe (Menafi unnas) da, silis-ül-bevl için muhtelif ilaçlar vardır. Bunlardan biri, 2 dirhem günnük, 2 dirhem çörek otu, 4 dirhem bal ile karıştırıp, sabah akşam birer ceviz miktarı yenir. Günnük, bir ağaç zamkıdır. Sakız gibidir. Kokusundan belli olur.

 

GUSÜL ABDESTİ

Namazın doğru olması için, abdestin ve gusülün doğru olması lâzımdır. İbni Âbidin, (Dürr-ül-muhtar) şerhinde buyuruyor ki: “Cünüp olan her kadının ve erkeğin ve hayzdan ve nifastan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonuna o namazı kılacak kadar zaman kalınca, gusül abdesti alması farzdır”.

Farzları yapanlara çok sevap vardır. Yapmayanlara da, büyük günah vardır. (Gunyet-üt-talibin) kitabının bildirdiği hadis-i şerifte, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyuruyor ki: “Gusül abdesti almaya kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince [yani pekçok demektir] sevap verilir. O kadar günahı affolur. Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevap, dünyada bulunan her şeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, Meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, Cenâbetten gusül ediyor. Şahit olunuz ki bu kulumun günahlarını afv ve mağfiret ettim buyurur”.

Ey Oğul İlmihali’nin 91. sayfasında yazılı hadis-i şerifte, (Kirlenince, çabuk gusül abdesti alın! Çünkü kirâmen katibin melekleri, cünüp gezen kimseden incinir) buyuruldu. Yine, aynı sayfada: İmâm-ı Gazâlî buyurdu ki bir kimse, rüyada bana dedi ki (Bir miktar zaman, cünüp kaldım. Şimdi üzerime ateşten gömlek giydirdiler. Hala ateş içindeyim). (Zevacir) ve (Risale-i ünsiyye) kitaplarındaki hadis-i şerifte, (Resim, köpek ve cünüp kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez) buyuruldu. Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüp geçirirse, çok acı azap göreceği (Zevacir)de yazılıdır. Öğle ezanından sonra cünüp olan, öğle namazını kılmamış ise, ikindi vaktine kadar; kılmış ise, akşam namazına kadar gusletmelidir. Yıkanamazsa, teyemmüm etmelidir. Hanefi mezhebinde guslün farzı üçtür:

1 — Ağzın hepsini iyice yıkamak. Ağız dolusu su içmekle de olur ise de, yutmak mekruhtur diyen de olmuştur.

2 — Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusül sahih olmaz. Hanbeli mezhebinde, mazmaza ve istinşak, abdest alırken de, gusülde de farzdır.

3 — Bedenin her yerini yıkamaktır. Bedenin, ıslatılmasında haraç olmayan yerlerini yıkamak farzdır. Yıkanan yerleri ovalamak lazım değil ise de, müstehaptır. İmâm-ı Mâlik ile İmâm-ı Ebû Yusuf lâzımdır buyurdu. Göbek içini, bıyık, kaş ve sakalı ve altlarındaki derileri ve baştaki saçları ve ferci yıkamak farzdır. Gözleri, kapalı küpe deliğini, sünnet derisi altını yıkamak farz değildir, müstehaptır. Kadınlar, örülü saçın diblerini ıslatınca, örgüyü yıkamak lazım değildir. Saç dibleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lazım olur. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Traş olursa, kesilen saçları [ve diğer kılları ve tırnakları] yıkamak lazım değildir. İbni Âbidin “rahmetullâhi aleyh” 5. cilt 275. sayfada diyor ki (Cünüp iken, kasıkları traş etmek mekruhtur). [Cünüp iken saç, tırnak kesmenin de mekruh olduğu buradan anlaşılmaktadır.] Pire, sinek kirlerinin ve kınanın ve insan kirinin, akıcı yağların, çamurun altını yıkamak farz değildir. Deriye yapışmış, hamur, mum, sakız, katı yağ, balık pulu, çiğnenmiş ekmek, [Tırnaktaki oje denilen boya] gibi su geçirmeyen şeylerin altını yıkamak lâzımdır. Dişlerin arasında ve diş çukurunda bulunan yemek artıklarının altına su geçmezse, altı yıkanmazsa gusül abdesti câiz olmaz. Yüzük sıkı ise, çıkarmak veya hareket ettirmek lâzımdır. Küpe de böyledir. Küpe deliğinde, küpe yoksa ve delik açıksa kulağı ıslatırken, delik ıslanırsa, yetişir. Islanmazsa, deliği parmakla ıslatmalıdır. Bütün bunlarda ıslandığını çok zannetmek yetişir. Ağzını veya başka yerini yıkamayı unutup, namaz kılsa, sonra hatırlasa, orasını yıkayıp farzı tekrar kılar. Tenha yer yoksa, başkasının yanında avret yerini açmaz. Tenha oluncaya kadar bekler. Namaz vakti daralır ise, başkaları yanında taharetlenmez. Donunu da yıkamaz. Necaset ile namaz kılar. Çünkü, haramdan kaçmak, farzı yapmaktan daha çok sevaptır. Sonra tenha yer bulunca taharetlenir, donunu yıkar ve namazı iade eder. Abdestin ve gusülün vâcibleri yoktur. Gusülün sünnetleri, abdestin sünnetleri gibidir. Yalnız gusülde, abdestteki sıra ile yıkamak, sünnet değildir. Müstehapları da, aynı olup yalnız, gusülde kıbleye dönülmez ve duâ okunmaz. Yalnız besmele çekilir ve kelime-i şehâdet söylenir. Havuzda, nehrde, denizde, yağmur altında ıslanan, ağzını ve burnunu da yıkasa, abdest ve gusül almış olur.

Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsalar dahi, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necaset varsa yıkamalı, sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusüle niyet etmeli, ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır. Sonra bütün bedene 3 defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamam ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır. Gusülde, bir uzva dökülen suyu, başka uzuvlara akıtmak câiz olup orası da temizlenir. Çünkü, gusülde bütün beden, bir uzuv sayılır. Abdest alırken bir uzva dökülen su ile başka uzuv ıslanırsa, yıkanmış sayılmaz. Gusül tamam olunca, tekrar abdest almak mekruhtur. Gusül ederken abdesti bozulursa, bir daha almak lazım olur. Şâfiîyi ve malikiyi taklit edenler buna dikkat etmelidir. Abdest bozulmadan, başka yerde almak veya namaz kılıp sonra almak câizdir.

Abdestte ve gusülde, lüzumundan fazla su kullanmak israf olup haramdır. 8 rıtl [yani 1040 dirhem-i şeri veya 3,5 kilo] su ile sünnete uygun gusül edilebilir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” bir Müd [yani 2 rıtl, yani 875 gr.] su ile abdest alır, bir sa’ hacminde su ile gusül ederdi. [1 sa’ 4200 gram sudur. Çünkü, bu fakir, mercimekle yaptığım tecrübelere göre, 1 sa’ 4,2 litredir. Yani, 4 litre ve bir litrenin 5’te 1’idir.]

 

 

Dayak yemek, ağır bir şey kaldırmak veya bir yerden düşmek gibi sebeplerle meni çıkınca, hanefide ve malikide gusül lazım olmaz. Şâfiî mezhebinde ise, lazım olur. Şâfiî mezhebini taklit eden hanefinin, buna da dikkat etmesi lâzımdır.

Şehvet ile yerinden ayrılan meni, idrar yolunda kalıp, dışarı çıkmazsa, gusül lazım olmaz. Sonra buradan, şehvetsiz de çıkınca, gusül lazım olur. İhtilam olan, yani rüyada şehvetlenen kimse, uyanıp, eli ile zekerini sıkıp, meni akmasa, şehveti geçtikten sonra akınca, gusül lazım olur. Cünüp olup bevl yapmadan gusül eden kimseden, sonra meninin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksâ, tekrar gusül lazım olur. Namaz kılmışsa, kaza etmez. Bunun için, hanefide ve hanbelide gusülden önce, idrar çıkararak, idrar yolunda kalmış olan meni parçasını çıkarmak, sonra gusletmek lâzımdır. Şâfiîde, bevl etmiş ise de, tekrar gusül abdesti alması lâzımdır. Malikide, bevl etmemiş ise de, tekrar gusül abdesti lazım olmaz.

Haşefe, ferce veya kadının veya erkeğin dübürüne girince, meni aksâ da, akmasa da, her ikisine gusletmek farz olur. (Sodomie)de, yani hayvana ithal edince ve (Nekrofili)de, yani ölüye ithal edince akmazsa, hanefide gusül lazım olmaz. İthal edilen hayvan, kesilip yakılır. Etini yemek de câizdir. Bu ikisini, (Sadist) denilen ruh hastaları yapar. Çok çirkin ve büyük günahtır.

İhtilam olan kimse, uyanınca, yatakta, elbise veya bacağında yaşlık görse, bunun mezi denilen beyaz akıcı sıvı olduğunu anlarsa veya uyanık iken mezi aksâ, gusül lazım olmaz. İhtilam olduğunu hatırlamadan, meni görse, gusül lazım olduğu, söz birliği ile bildirildi. Mezi sansa ihtiyaten gusül lazım olur. İhtilam olduğunu, hatırlayan kimse, bir yerde meni görmezse, gusletmez. Kadın, guslettikten sonra, zevcinin menisinin artığı çıksa, gusletmez. Sarhoş ayıldığı zaman, üstünde meni görse, gusül lazım olur. Bayılan da böyledir. Kadın erkek uyanıp, yatakta meni görseler, ikisi de ihtilam hatırlamasa, ikisi de gusül eder. Cin, insan şeklinde cima yaparsa, insana gusül lazım olur. İnsan şeklinde gelmezse, bundan lezzet alan, gusletmez. Fercden başka yerine sürtmekle çıkan erkek menisi, rahme girse, kadın gusletmez. Bu sûretle hamile kalsa, gusül eder ve o günden beri kıldığı namazları kaza eder.
Çocuk zekeri, hayvan zekeri, ölü zekeri, zeker gibi her şey veya parmak ve prezervatif kullanınca ferce sokuldukları zaman, lezzet duyarsa, gusül lazım olur. Lezzet duymazsa, gusletmesi iyi olur. (Merakıl-felah)da diyor ki (Kadın erkek, birbirini görmekle, düşünmekle, meni akınca cünüp olur). Kadının gusül ve abdest suları ve hamam parasını zevci verir. İhtiyaç maddelerini, kadın zengin olsa da, erkeğin alması lâzımdır. İdrar yaparken, meni de çıkarsa, zekeri münteşir ise, gusül eder.

Kadın cünüp iken hayız görürse, isterse hemen gusül eder. İsterse, hayız bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusül eder.
(Dürr-ül-münteka)da diyor ki (Erkeklerin erkek hamâmına, kadınların kadın hamâmina gitmeleri câizdir. Avret mahallini kalın ve bol havlu ile örtmek farzdır. Başkasının ince ve dar havlu ile örtülü avret mahalline bakmak da haramdır. Hamamcının uylukları keselemesi ve örtülü iken bakması câizdir. Havlu altındaki avret mahalline temas etmesi, bakması haramdır. Erkek erkeğin, kadın kadının avret olmayan yerlerine şehvetsiz bakması ve temas etmesi câizdir. Erkeğin kâfir kadınlarına da, şehvetsiz bakması da haramdır). Nass ile veya icmâ ile bildirilmiş olan harama ehemmiyet vermeyenin imanı gider, mürted olur.

Cünüp kimse, kılmadığı namaz vakti çıkıncaya kadar gusletmezse, günah olmaz. Daha geciktirmesi büyük günahtır. Cünüp iken uyumak, cima yapmak günah değildir. Zevce ile birlikte, bir kurnadan, bir kaptan gusletmek câizdir. Cünübün elini ve ağzını yıkamadan yiyip içmesi tenzîhen mekruhtur. Çünkü ağzına, eline sürülen su, müstamel olur. Müstamel suyu içmek ise mekruhtur. Hayız gören kadın böyle değildir. Çünkü hayız halinde iken gusül abdesti alması emrolunmadı. [Hayız halindeki kadın, göğsünü yıkamadan, çocuğunu emzirebilir. Cünüp kadının, yıkamadan emzirmesi mekruh olur.] Çocuk emziren kadının abdesti bozulmaz.
Kendi avret yeri açık iken ve avret yeri açık olanlar yanında Kurân-ı Kerîm okumak mekruhtur. Bir yeri açık olan, başını yorgandan çıkarıp okumalıdır.

Misafir olduğu evde cünüp olan kimse, gusül abdesti alırsa iftirâya, şüpheye uğrayacağından korkarsa, gusletmez. Su varken teyemmüm etmesi de câiz olmaz. Pis olarak, niyet etmeden, iftitah tekbîri söylemeden, ayakta bir şey okumadan, rükû ve secde gibi hareket yaparak namaz kılar görünmesi câizdir.

Cünüp veya hayzlı iken camiye girmek, hatta câmi içinden geçmek haramdır. Geçecek başka yol bulamazsa veya camide cünüp olursa veya camiden başka yerde su bulamazsa, teyemmüm edip girer ve çıkar. Kurân-ı Kerîm okuması ve Mushafı tutması ve Kâbe-i muazzamayı tavaf etmesi, dört mezhepte de haramdır. Kurân-ı Kerîmi ve âyet-i kerime yazılı şeyleri abdestsiz tutmak da haramdır. Yapışık olmayan bir şey içinde, mesela çantada iken tutmak câizdir. Fâtihayı ve duâ ayetlerini, duâ niyeti ile okuması ve her duâyı okuması haram değil ise de, duâyı abdestli okumak müstehaptır. Tefsirler, Kurân-ı Kerîm gibidir. Başka din kitapları, duâ gibidir. Fıkıh yazılı kağıtlara bir şey sarmak câiz değildir. Allahü teâlânın ve Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” isimleri yazılı ise, bunları silip, sonra bir şey sarılabilir. Fakat, bunlara da sarmamak layıktır. Çünkü, Kurân-ı Kerîmin harfleri de muhteremdir. (Hadika)da ve (Letaif-ül-işarat) kitabında (Mesela, Hud aleyhisselâma gelen kitap İslam harfleri ile idi) buyuruyor. (Hadika), 2. cildi, 633. sayfasında diyor ki (Üzerinde, dokuyarak veya boya ile mübarek yazı bulunan halıyı, hasrı, musallayı yani seccadeyi yere sermek, üzerine oturmak ve her ne sûret ile olursa olsun kullanmak ve paralar, mihrablar ve duvarlar üzerlerine yazmak mekruhtur. Bunları duvara asmak mekruh olmaz). [Kâbe-i muazzama resmi de, yazı gibidir. Resm, nakş bulunmayan seccade kullanmalıdır.]

 

 

[(El-mukaddemet-ül-izziye)de diyor ki (Mâlikî mezhebinde, bir kabdaki temiz suya necaset düşse, üç vasfından biri değişmez ise, bununla abdest ve gusül sahih, lakin mekruhtur. Mâ-i müstamel de böyledir. Halaya sol ayakla ve başı örtülü girilir. Eti yenen hayvanların bevli ve pisliği temizdir. Bunların ve insanın ölüsü ve kemikleri ve tırnakları, boynuz ve derileri ve meni, mezi ve alkollü içkiler necistir. Necis yere serili kalın şey üzerinde ve avuç içinden az kan, irin bulaşınca namaz sahih olur. Gusüle başlarken niyet etmek, bütün vücudu delk etmek, [avuç içi veya havlu ile hafif sıvamak], muvâlât [aralıksız] ve saçı, sakalı hilallamak, sık örülü saç çözülüp her tarafını hilallamak farzdır. Ağız, burun ve kulak içini ve saçları yıkamak sünnettir. Yıkamadık yer kaldığını bir ay sonra bile hatırlayınca, yalnız orayı hemen yıkar. Hemen yıkamazsa, gusülü batıl olur. Her gusülden evvel veya sonra abdest alınır.

Abdeste başlarken veya yüzü yıkarken niyet etmek ve başın hepsini ve sarkan saçları, kulak üstündeki deriyi ve altındaki deri görünen hafif sakalı meshetmek, kesif sakalı yıkamak, muvâlât yani azaları ard arda yıkamak, yıkanan yerleri, kurumadan evvel delk etmek de farzdır. Örülü saç çözülmez. Avuç ve parmak içleri ile zekere dokunmak, abdest aldığında veya bozulduğunda şüphe etmek, oğlanın veya mahrem olmayan genç kadının derisine veya saçına şehvet ile dokunmak, abdesti bozar. [Lezzet kasıt etmeden dokunursa ve dokunurken lezzet duymazsa, abdesti bozulmaz. Yolda, nakil vasıtalarında ve alış verişte temas korkusu olan Şâfiî, hanefi veya Mâlikî mezhebini taklit etmelidir.] Bedenden kan ve diğer şeyler çıkması abdesti bozmaz. Kulakların içi ve dışı, yeni ıslatılmış parmak ile meshedilir. Tırnak kesince, traş olunca abdest bozulmaz. Sakal traşında ihtilaflıdır. El ile istibra vâcibdir.

Teyemmüm ederek giyilen mest üzerine meshedilmez. Mesh müddeti yoktur. İkindi vakti isfirar vaktine kadardır. Yatsının ahir vakti, gecenin ilk sülüsüdür. Mekkede olanın Kâbeye, Mekkede olmayanın Kâbe cihetine dönmesi farzdır. Namaza başlarken (Allahü ekber) demek, Fâtiha okumak, kavmede dikilmek, celsede oturmak, oturarak bir tarafa selam vermek ve selam verirken (Esselamü aleyküm) demek farzdır. İlk iki rekatte Zamm-ı sûre okumak, iki teşehhütte oturmak, tehiyyat ve salavât okumak ve ikinci selam sünnettir. Sabah ikinci rekatte sessiz kunut okumak, teşehhütte şahadet parmağı kaldırmak müstehaptır. Sünneti unutunca, secde-i sehv lazım olur. Bayram ve cenaze namazları sünnettir. Fasık, imâm olamaz. Başka mezhepteki imama ve özürlü olan imama uymak câizdir.
Malikide sefer mesafesi, Şâfiîde olduğu gibi, 80 kilometredir. Günah olmayan seferte dört rekat farzları iki kılmak sünnettir. Dört gün kalmaya niyet ettiği mahalde mukim olur. Misafir ile mukimin birbirlerine imâm olmaları mekruhtur. Malikiyi taklit eden hanefi misafir ile mukim, birbirlerine imâm olurlar. İki namazı cem etmemek efdaldir. Vitir namazı ve bayramda 15 namazın farzından sonra tekbîr-i teşrik sünnettir.) Bir ibâdeti yaparken, başka bir mezhebi taklit etmek, kendi mezhebinden ayrılmak değildir. O mezhebin, farzlarına ve müfsitlerine tâbi olmak demektir. Vâciblerde, mekruhlarda ve sünnetlerde, kendi mezhebine uyar. Mesela, malikiyi taklit eden hanefi misafirin, dört gün kalmaya niyet ettiği yerde, farzları dört rekat kılması farz olduğu için, dört kılar. Mukim olana uyması veya imâm olması, malikide mekruh, hanefide sünnet olduğu için, kendi mezhebine uyarak, cemaat ile kılabilir. Bir ibâdeti yaparken, başka mezhebi taklit etmek için, kendi mezhebine göre yapmakta haraç, meşakkat bulunması lâzımdır. Meşakkat, zorluk yok iken, taklit edilmez.]

 

Hak teâlâ intikâmin, kul eli ile alır.
İlm-i hâli bilmeyenler, onu kul yaptı sanır.

TEYEMMÜM

Teyemmüm, hanefide, vakit girmeden önce de sahihtir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce sahih değildir.

 

Teyemmümün sünnetleri on ikidir:

1— Toprağa avucun içini koymak.

2— Avuçları, toprak üzerinde ileri ve geri çekmek.

3— Avucda toprak varsa, toprak kalmayıncaya kadar, iki eli, baş parmakları ile birbirine çarpmak.

4— Elleri toprağa koyarken parmakları açmak.

5— Besmele ile başlamak.

6— Evvela yüzü, sonra kolları meshetmek.

7— Abdest alır gibi, çabuk yapmak.

8— Misafir bir mil içinde su bulunduğunu bilirse, araması farz, zannederse sünnettir.

9— Önce sağ, sonra sol kolu meshetmek.

10— Elleri, toprağa vurarak, kuvvetle koymak.

11— Kolları, yukarıda anlatılan şekilde meshetmek.

12— Parmaklar arasını meshetmek.

Suyu bulunmayan kimsenin, cünüp olması câizdir.

Toprak cinsinden olan her temiz şey ile üzerinde bunların tozu olmasa bile teyemmüm edilir. Yanıp kül olan veya sıcakta eriyebilen şeyler, toprak cinsinden değildir. O hâlde, ağaç, ot, tahta, demir, pirinç, yağlı boya sıvalı duvar, bakır, altın, cam ile teyemmüm edilemez. Kum ile olur. İnci, mercan ile olmaz. Kireç ve alçı ile yıkanmış mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, çamur ile olur. Yalnız çamur varsa, suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir. Suyu çoksa, bir bez çamura sokulup, çıkarılıp rüzgarda kurutup, bu tozlu bezle teyemmüm edilir. Çamurlu su ile teyemmüm olmaz. Bununla abdest almak lâzımdır. Kireçle badana edilmiş duvardan teyemmüm edilir. Buğday, kumaş, elbise, yastık gibi, teyemmüm câiz olmayan eşya üzerine el koyunca, el, teyemmüm câiz olan şeylerin tozu ile veya kül ile tozlanırsa veya silkildikleri zaman havaya böyle toz, kül çıkarsa, bunlarla teyemmüm edilebilir. Ev eşyası üzerinde bulunan organik tozlar böyle değildir. Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve benzerleri, müstamel olmaz. Teyemmümden sonra, elden, yüzden dökülen toz müstameldir.

Teyemmüm edilebilecek şey ile teyemmüm edilemeyecek şey karışık ise, yarıdan çok olanın ismi verilir. Teyemmümü, namaz vaktinden önce yapmak ve bir teyemmüm ile çeşitli namaz kılmak hanefide câizdir. Diğer üç mezhepte, namaz vakti çıkınca teyemmüm bozulur. Misafir, bir milden [yani 1920 metreden] az, malikide 2 milden az uzakta su bulunacağını alâmetlerle veya akıllı, baliğ ve âdil bir müslümanın haber vermesi ile çok zannettiği zaman her tarafa doğru, 400 zra [200 metre] giderek veya birini göndererek veya mümkün ise, yalnız bakarak suyu araması farz olur. Çok zannetmezse, suyu araması lazım olmaz. Yanında âdil biri bulunan bir kimse, suyu sormadan teyemmüm edip namaza dursa, sonra su olduğunu haber alsa, abdest alıp namazı iade eder. Bir milden uzakta su varken teyemmüm ile namaz kılmak câizdir. Eşyası arasında su bulunduğunu unutan kimse, şehirde, köyde [mamurelikte] değilse, teyemmüm ile namaz kılabilir. Suyunun bittiğini zanneden kimse, namazdan sonra suyunu görse, teyemmüm ile kıldığı namazı iade eder. Abdestsiz kılan da, abdestsiz olduğunu hatırlayınca, namazı iade eder.

Misafirin yanındakilerden su istemesi vâcibdir. Su vermezlerse, teyemmüm ile kılar. Arkadaşı, suyu piyasadaki fiyatına satarsa, fazla parası olan misafirin satın alması lazım olur. Sâhibi suyunu, gaben-i fahiş ile yani çok aldatmakla satarsa veya piyasa fiyatı ile alacak fazla parası yok ise, teyemmüm ile kılması câiz olur. Burada (Gaben-i fahiş)den maksat, piyasadaki fiyatın, iki mislinden fazlası demektir. Çıplak insanın, avretini örtecek bez alması da böyledir. Fakat, susuz kimsenin içmek için yüksek fiyatla su alması câiz olur. Çölde, arkadaşından ip ve kova istemek de lâzımdır. Yollarda, içmek için konulan su varken, teyemmüm edilebilir. İbni Âbidin “rahmetullahi teâlâ aleyh”, 5. ciltte buyuruyor ki (İçmek için konulmuş sudan abdest almak câiz değildir. Teyemmüm edilir).
Serbest [Mubah] olan su, az ise, cünüp olanın, haid kadından, abdestsizden ve meyyitten önce yıkanması lâzımdır. Suyun sâhibi, başkalarından önce yıkanır. Sahipleri ayrı sular bir araya getirilince, önce meyyit yıkanır.

Hacının, yanındaki zemzem suyu ile abdest alıp bitirmemesi için çare, içine şeker, gül gibi bir şey koyup, saf su ismini değiştirmektir. Veya emin olduğu kimseye, geriye dönemeyecek şekilde hediye etmelidir. Hediye alan kimse, karşılık, az bir şey hediye verirse, birinci kimse hediyesini geri alamaz.

Cünüp bir kimse, teyemmüm ettikten sonra, abdesti bozulursa, hanefide cünüp olmaz. Malikide olur. Az su varsa, yalnız abdest alır.
İçmek için, necaset yıkamak için, ekmek yapmak için lazım olandan fazla su bulunca, teyemmüm bozulur. Namaz içinde iken bulursa, namazı da bozulur. Vasıta içinde uyurken, su yanından geçerse, teyemmüm ile olan abdesti, uyuduğu için bozulur. Uyanık iken, vasıtadan, abdest almaya inemezse, teyemmüm bozulmaz.

Cünüp kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise, teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusül edip, yaraların üzerini mesheder. Mesh zarar verirse, üzerine bir veya birkaç bez koyup, bunu mesheder. Elleri yara olan, yüzünü ve ayaklarını suya sokar. Sokamazsa, teyemmüm eder. Abdest aldıracak bir yardımcı bulunan hasta, teyemmüm etmez. Hasta olan ve ihtiyar olan, secde için eğilemezse ve başını secdeden kaldıramazsa, sandalyaya veya bir şeye dayanarak secdeden başını kaldırır veya eğilir. Yahut bunları yapmak için, bir kimse buna yardım eder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa, yine teyemmüm eder. Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı kısımları veya uzuvları mesheder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesheder. Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya abdest uzuvlarının üçü veya dördü de yaralı ise, teyemmüm eder. Teyemmüm zarar verirse, namazı kazaya bırakır. Müsavi miktarda iseler, teyemmüm etmemelidir. Teyemmüm eden kimsenin, bazı yerleri yıkaması câiz değildir. Bunun gibi, birlikte yapılamayan şeyler 34 tanedir. Başında ağrı olup meshedemeyen, abdest için; yıkanamayan da, gusül için teyemmüm edebilir denildi ise de, her ikisinin de sâkıt olacağını bildiren fetva daha evvel verilmiş olduğundan, bu sözle amel olunmaz.

 

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler