Bu mektup, Hâce Muhammed Eşref-i Kabili’ye yazılmıştır. Ayrılmak, kavuşmaktan önce midir, değil midir, bildirmektedir:

Hak teâlâ, Peygamberlerin efendisi hürmetine “aleyhi ve alâ Âlihi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sizi yüksek derecelere kavuştursun! Tarîkat büyüklerinden birçoğu “kaddesallahü teâlâ esrârehüm”, (Ayrılmak, kavuşmaktan önce olur) dedi. Bu büyüklerden başkaları da, (Kavuşmak ayrılmaktan öncedir) dedi. Bir üçüncüsü ise, bir şey diyemedi. Ebû Saîd-i Harrâz “kaddesallahü sirreh”, (Ayrılmadıkça, kavuşamazsın ve kavuşmadıkça, ayrılamazsın. Hangisi daha öncedir, bilemiyorum) dedi. Bu satırları yazana göre, ayrılmak ve kavuşmak, birlikte olmaktadır. Birbirinden ayrılmaları câiz değildir. Ayrılmaksızın kavuşmak olmaz. Böyle olmakla beraber, bilinmeyen bir şey varsa, kendisi önce olan hangisidir ve hangisi hangisine sebep olmaktadır? Şeyh-ul-İslam-ı Hirevi “kuddise sirruh” ikincisini seçmektedir ve (Onun önce olması daha iyidir) demiştir. Evet öyledir. Fakat, ayrılmak öncedir diyenler de, kavuşmanın önce olmasına karşı değildirler. Bunların kavuşmak demeleri, tam zuhûrdur. Bu mutlak zuhûrun önce olmasına aykırı değildir. Mutlak zuhûr, ayrılmaktan önce olur. Tam zuhûr da ayrılmaktan sonra olur. Bu anlaşılınca, sözlerin başkalığı, yalnız kelimelerde kalır. Birincisini söyleyenlerin görüşü daha keskindir. Az olan şeye kıymet vermemişlerdir. Bu açıklama, zaman bakımından önce olmayı da göstermektedir. Bunu iyi anlamalıdır. Her şeyin doğrusunu bildiren Allahü teâlâdır. Her ne olursa olsun, ayrılmaya ve kavuşmaya mazhar olmalıdır. Çünkü, bu iki mertebeye varılmadıkça, Velâyet mertebesi hâsıl olmaz. Birinci mertebeye (Seyr-i ilallah) ile varılır. İkinci mertebeye (Seyr-i fillâh) ile varılır. Bu iki seyr tamam olunca, velâyet mertebesine ve kemâle kavuşulur. Herkesin kavuştuğu dereceler başkadır. Tekmil ve davet derecesine kavuşmak için, başka iki seyr daha vardır. Fârisî Mısra tercümesi:

Bağırdım iki kere, içerde kimse varsa!

Vesselâm.

İlâhî nedir bu aşk, yaktı cisimü canımı?
Bundaki zevk başkadır, duyulur izhar olmaz.
Ne tarafa giderim, bırakıp sultanımı,
Seni sevdi bu gönül, ölse ele yar olmaz!

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler