Sual: İşlediğim günahlardan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı psikolojik çöküntü içindeyim, bunalıma girdim, ne yapmalıyım?

Cevap: Tevbe ediniz. Allah samimi tevbeyi mutlaka kabul eder. İyi insanlarla arkadaşlık kurunuz. Sıkıntılı insanlarla görüşmeyiniz. Sıkıntılı yerlere girmeyiniz. Açık havada, deniz kenarında geziniz. Uyku ve yemenize dikkat ediniz. Meyve yeyiniz. Takvasına hüsnü zan ettiğiniz insanlara iyilik yapıp dua isteyiniz. Hergün 500 defa La havle ve la kuvvete illa billah deyiniz. her yüz sonunda illa billahil aliyyil azim ekleyiniz. 500 başında ve sonunda 100 Allahümme salli ala Muhammed söyleyiniz. İnşallah şifa bulursunuz.

 

Sual: Huzurevinde çalışan kişi, o insanları yıkamak durumunda kalıyor. Bunun gibi şeyleri yapmak dinen câiz midir?

Cevap: Doktor gibidir. Câizdir. Zaruretler memnuları (yasakları) mübah kılar.

 

Sual: Panik atak hâlinde neler yapılmalı ve hangi duaları okumalıdır?

Cevap: Sıkıntılı zamanlarda 500 lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah okumak hadîs-i şerif ile bildirilmiştir. Her yüz sonunda illâ billahil aliyyil azîm demelidir. Başta ve sonra 100’er Allahümme salli alâ Muhammed demelidir. İnanarak okumalıdır. Doktora da gitmelidir.

 

Sual: Tüp bebekle çocuk sahibi olmak caiz midir, şartları nelerdir? Cinsiyet tesbit usulleri caiz midir? Kur’an-ı kerimde bebeğin cinsiyetini Allahtan başka kimsenin bilemeyeceği yazıyormuş.

Cevap: Aralarında nikâh bağı bulunan kadın ve erkek arasında yapılması şartıyla câizdir. Ancak kadının avret yerini zaruret olmadan başkası göremeyeceği için, kadın rutin jenital muayene için doktora gittiğinde tüp bebek muamelelerinin yapılması mümkündür. Çocuğun cinsiyetini tesbit etmek câizdir. Bu, gayb sayılmaz. Âletle anlamak gözle görmek gibidir. O halde gayb değildir. Kur’an-ı kerimde mealen “Rahimlerde ne olduğunu Allah’dan başka kimse bilemez” buyuruluyor. Bunu cinsiyete hasretmek doğru değildir.

 

Sual: Cinsî güç için Viagra kullanmak dinen mahzurlu mudur?

Cevap: Câizdir. Tıbben zararlı olmayan her türlü destekleyiciyi kullanmak da böyledir.

 

Sual: Annesi yatalak hasta olan erkeğin, annesinin altını temizlemesinde mahzur var mıdır?

Cevap: Doktor gibi zarurettir. Zaruretler memnuları mübah kılar.

 

Sual: Estetik ameliyatta câiz olan şekil hangisidir?

Cevap: İğrenç, nefret uyandırıcı, alaya sebebiyet veren görünüşü düzeltmek caizdir. Yanık, eğrilik ve çarpıklık, altıncı parmak gibi haller misal verilebilir.

 

Sual: Erkeklerin gözlerine sürme çekmesi caiz midir?

Cevap: Sıhhat için câizdir; ziynet için değildir.

 

Sual: Orta Asya’da “tövb” diye bilinen ve umumiyetle dinî bütün olan insanlar vardır. Dedelerinin, atalarının ruhlarının geldiklerini söylüyorlar. Gelen hastaların çeşitli dua ve sureler okuyarak iyileşmelerine vesile oluyorlar. Bir tabağın içine buğday kabuğu koyup hastanın başının etrafında döndürüyor ve dualar okuyorlar. Sonra tabağı açtıklarında hastanın durumuna göre farklı resimler görüyorlar. Bu tövb insanlar bazen kötü ruhları def etmek için tavuğu kesip bir halı parçasına kanını bulaştırıp evin köşelerine vuruyorlar. Bir kadına, köyünün imamı “sana dedelerinin ruhları geliyormuş boynuna al ve tövb ol iyileşirsin” demiş ve tövb olmuş. Böyle bir iş yapmak caiz midir?

Cevap: Anadolu’da bunlara “ocak” derler. Yardım eden dedeleri görüntüsündekiler, iyi cinler olarak düşünülebilir. Haram işlemeden yapılabilir. Doktor gibidir. Sevap da alır. Tedavi, maddî olduğu gibi, manevîdir de.

 

Sual: Doğum kontrolü için spiral taktırmak günah mıdır? Erkek doktora taktırmak günah mıdır?

Cevap: Spiral veya başka doğum kontrol usullerini kullanmak câiz ise de, avret yerini zaruretsiz başkasına açmak câiz olmadığı için, spirali yabancı bir erkek veya kadının takması câiz değildir. Rutin jenital muayene için doktora gidildiğinde bu vesile ile taktırılabilir.

 

Sual: Vücudumuzda değişiklikler yapmak dinimizce caiz midir? Örneğin burnu yamuk olan ameliyatla düzelttirebilir mi, kulak estetiği yapılabilir mi? Ya da bazı insanlar cinsel organlarını yeterli görmedikleri için uzatıyorlar bunları yapmak doğru mudur?

Cevap: Nefret çeken veya hayatı zorlaştıran kusurlar ameliyatla düzeltilebilir. Kulak, burun da buna göre değerlendirilmelidir. Penis çok küçük olup da cinsi teması imkânsız kılıyorsa, ameliyatla büyütülebilir. Aksi takdirde penis büyüklüğünün cinsi hayatın normal yürümesi ile alâkası yoktur.

 

Sual: Gazetede okuduğum bir haberde şampuanların içinde domuz jelatini olduğu ve kullanılmasının haram olacağı yazıyordu. Birçok şey için aynı şey söyleniyor. Şüphede kalıyoruz. Kullanmamak mı gerekir?

Cevap: Gazete haberine burada itibar edilmez. Bir şeyi yemenin haram olduğunu söyleyebilmek için bunu iyi bilmek lâzımdır. Bu da ya bizzat görerek veya gören bir âdil müslümandan işiterek ya da imal edenin itirafı ile bilinir. Kaldı ki konulduğu şampuanın üzerinde yazsa bile, yıkanıp gittiği için câizdir.

 

Sual: Hastane, hasta için gerekli kanı kendi stoklarından kullanmışsa ve kullanılan kanların yerine kan bulunmasını hasta yakınlarından istemişse, hastaneye gidip kan vermek uygun olur mu?

Cevap: Olur. İhtiyaçtır. Hatta sevab bile kazanılır.

 

Sual: Sâlih olup olmadığını bilmediğimiz doktorun/eczacının verdiği ilaçları, içinde alkol olup olmadığını anlayamıyorsak kullanabilir miyiz? Aynı vazifeyi yapan alkolsüz ilaç olup olmadığını sormamız şart mıdır? Sormadan alınmışsa ne yapılacaktır? Alkolü ilaç olarak kullanmak ile içinde alkol karışık ilacı kullanmanın hükmü farklı mıdır?

Cevap: İlacın üzerinde alkol olup olmadığı yazar. Alkol olduğu anlaşılırsa, eczacıya muadili olup olmadığı sorulur. Yok derse, kullanılır. İlaçlardaki alkol, çoğu âlimlere göre içilmesi haram olan alkol değildir. Kaldı ki, alkol, başka ilaç olmadığı zaman ilaç olarak kullanılabilir. Alkol ile alkol karışık ilaç arasında hüküm bakımından fark yoktur.

 

Sual: Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?

Cevap: Yapacak kadın yoksa, zaruret hükmüne geçer ve câiz olur.

 

Sual: Birden fazla kişilik taşıma hastalığı (Dissociative Identity disorder) hakkında bilgi verir misiniz. Dinimiz bu hastalığa nasıl bakıyor?

Cevap: Bu hastalık bir insanda birbirinden farklı şahsiyetlerin bulunmasını ifade eder. Psişik bir haldir. Şizofreniye benzer bir hastalıktır. Çok ender görüldüğü söylenir. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde isimli romanda tasvir ediliyor. İnsanda birbirini tamamlayan, ancak farklı şekilde tezahür eden kişilikler vardır. Bu tıbbî bir meseledir. Din ile alakası umumi bakımdandır. Akıl hastası gibi muamele edilir. Her bir kişiliğin insanın iradesi üzerindeki tesiri nisbetinde mükellefiyetten bahsedilir. Tıb, bu kişinin fiillerinde iradî bir hâkimiyeti yoktur derse, akıl hastası gibidir. Mükellef sayılmaz.

 

Sual: Kadavra câiz midir? Tıp fakültesinde okuyan talebelerin veya üniversitedeki hocaların kadavra üzerinde tetkikat yapması, dinen uygun mudur?

Cevap: “Ölünün kemiğini kırmak, diriyken kırmak gibidir” hadis-i şerifinden dolayı âlimler buna izin vermediği için, eskiden tıp fakültelerinde insana en çok benzeyen hayvan sayıldığı için at kadavrası veya mulaj (balmumu) heykeller kullanılmıştır. Bazı âlimler, organ nakli ve otopsi gibi buna da zaruret sebebiyle izin vermektedir.

 

Sual: Tecavüze uğrayıp da hamile kalan bir kadın karnındaki çocuğu aldırabilir mi?

Cevap: Babasız çocuğu bu devirde dine uygun yetiştirmek neredeyse imkânsız olduğundan, bu niyetle 120 günden evvel düşürülebilir.

 

Sual: Diyabet insülinleri domuzdan mı elde ediliyor? Kullanılması caiz midir?

Cevap: Piyasada çeşitli şekillerde elde edilen insülinler bulunmaktadır. Gerçi domuzdan elde edileni en tesirlisidir. Ancak domuz dışında elde edileni varken, domuzdan elde edilenini kullanmak câiz değildir. Zira domuz eti ve yağını yemeyip başka işlerde kullanmak da câiz değildir. Bulunamazsa devâsı kat’i olduğu ve kullanılması hayatî olduğu için domuzdan elde edileni kullanmak câiz olur.

 

Sual: Kolonoskopi yapılması gereken bir hasta, doktorun yanında kadın hemşire bulunduğu için tedaviyi terk etmesi caiz olur mu?

Cevap: Tedavi için avret yerinin erkeğe veya kadına zaruret mikdarı açılması caiz ve lâzımdır. Bu hususta kadın da erkek gibidir.

 

Sual: Bazı kişiler insanın kendi idrarının yara, siğil ve benzeri yaralarda faydalı olabileceği ve eskiden bu usulle birçok tedavinin yapıldığını söylediler. Caiz midir?

Cevap: Tabib-i müslim-i hâzık, yani mütehassıs müslüman tabib söylerse veya tecrübe ile anlaşılmışsa caizdir. İçilmesi haram veya kendisi necis olan bir şey tedavide kullanılabilir. Nitekim Hazret-i Peygamber zamanında sıtmanın deve idrarı ile tedavi edildiğine dair rivayet vardır. Harblerde yaralara mikrop öldürücü olduğu için idrar yaparlardı.

 

Sual: Kurşun dökmek câiz midir?

Cevap: İlaç kullanmak gibidir. Câizdir.

 

Sual: Üzüm çekirdeğinin zararlı olduğu dinî âdâb kitaplarında azıyor. Tabibler de tavsiye ediyor. İki sözün arası nasıl birleştirilir?

Cevap: Âdâb kitaplarında men edilen, bütün olarak yenilmesidir. Çiğnenerek veya ezilerek yenebilir.

 

Sual: Ölüm hastasının hastalık müddetince yaptığı muameleler neticesinde kazanan taraf, kazandığının bir kısmını veya hepsini harcarsa, ölüm hastasının alacaklıları ve vârisleri ne yapabilir?

Cevap: Ölüm hastası, ölüm hastalığında malının borçlarından arta kalan kısmının üçte birinden karşılıksız harcama yapabilir. Ölürse, yaptığı bu muameleler geriye doğru tenkis edilir. Kazananlar, ödemekle mükelleftir.

 

Sual: Abdest veya guslederse hasta olmaktan korkan kimsenin de teyemmüm etmesi câiz olur mu?

Cevap: Su bulamayandan başka, hastanın ve çok yaşlının teyemmüm etmesi câizdir. Sağlam kimsenin, abdest alırsa, hasta olacağından korkmasının teyemmüm için özür olup olmaması hususunda iki kavil vardır. Bir kısım âlime göre câiz olmaz. Oruç tutunca, hasta olacağından korkarsa, orucu kazâya bırakması câiz olur diyen âlimler, hasta olmaktan korkanın teyemmüm etmesi câiz olur dediler. Zarar vermek, kendinin çok zannetmesi veya müslüman, âdil ve mütehassıs bir tabibin haber vermesi ile anlaşılır. Âdil bulunmazsa, fıskı zâhir (açık) olmayan Müslüman tabibin sözü de kabul edilir. Müslüman tabib yoksa, kendi kanaatine göre hareket eder. (Tahtâvî-Merâkı’l-Felâh hâşiyesi).

 

Sual: Resulullah efendimizin ayakta su içtiğine dair hadis-i şerifler mevcuttur. Bundan dolayı ayakta su içmek sünnet midir?

Cevap: Hazret-i Peygamber, suyun oturarak içilmesini emir buyurmuştur. Kendisi ayakta su içmiş ise de, bunun zemzem olduğu ve hürmeten ayakta içtiği veya seferde oturacak yer bulamadığı için ayakta içtiği bildirilmiştir. Şu halde zemzem, abdestten artan su ve ilaç için içilen su dışında suyun oturarak içilmesi sünnettir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Özür sahibi olan, namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden evvel aldığı abdest ile bu namazı kılamaz. Çünki öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor.” Abdestin bozulması için bir namaz vaktinin çıkması lâzım olduğuna göre, sabah vakti çıktıktan sonra aldığı abdest ile öğle kılınabilirken, sabah namazı için aldığı abdest ile öğle namazı kılınamaz mı?

Cevap: Sabah için aldığı abdest, öğle vakti girene kadar devam eder. Sabah, güneş doğduktan sonra aldığı abdestin hükmü, öğlenden sonra da devam eder.

 

Sual: Kadınların hastalık olmadan mammografi çektirmeleri ve nisaiye mütehassısına senede bir defa kontrole gitmeleri caiz mi?

Cevap: Rutin kontrol gereklidir; bu sebeple câizdir.

 

Sual: Gayrımüslime kan vermek ya da kan almak caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Doktor, bir kanser hastasına anne sütü içmesini söylese caiz olur mu?

Cevap: Tabib-i müslim-i hâzık ise veya tecrübeyle sâbit ise evet (İbni Abidin)

 

Sual: Bir kadın muayene olacaksa, evvela kadın doktor araması gerek olduğu halde, yaşadığı şehirdeki hastanede kadın doktor olmasa, ama farklı şehirde olsa, bu kadının masraf edip o şehre gitmesi gerekir mi?

Cevap: Gerekmez. Şimdiki kadın doktorların, erkek doktora muayeneden farkı yoktur. Tabib-i müslüm-i hâzık aramalıdır. Kadının muayesinde, varsa, kadın olanını tercih edilir.

 

Sual: Doktorun muayene sebebiyle dübüre parmak sokması orucu bozar mı? Gusül gerektirir mi?

Cevap: Parmağı ıslaksa veya ilaç sürülmüşse, oruç bozulur. Gusl gerekmez.

 

Sual: Bir kimse tedavi maksatlı uzaktan akrabası olan doğum yapmış bir kadının sütünü içebilir mi?

Cevap: İbni Âbidin tedavi maksadıyle caiz oluğunu söylüyor. Kan nakli de bunun gibidir.

 

Sual: Sezaryen ile doğum yapan kadının, sonraki doğumu tehlikeli olsa, tüplerini bağlatması caiz olur mu?

Cevap: İnsanları, hatta bir zaruret olmadan hayvanları kısırlaştırmak caiz değildir. Hele çeşit çeşit doğum kontrol metodları varken, böyle bir ameliyat asla caiz olmaz.

 

Sual: Kanser hastasının, doktorların, kemoterapiden sonra sperm sayısında azalma olacağı yolundaki ikazlar istikametinde, spermlerini dondurması caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: İçinde alkol bulunan gargara ve ağız bakım suları ile ağız çalkalamak caiz midir?

Cevap: Alkolün içilmesi haramdır; ihtiyaç için ağzı çalkalamak ve tükürmek caizdir.

 

Sual: Diş sağlığı için kullanılan ve ağız çalkalama sıvısında alkol bulunması câiz midir?

Cevap: Evet. Alkolü içmek haramdır; ihtiyaç veya tedavi için ağız çalkalamak caizdir.

 

Sual: Makata ya da ferce fitil sokulsa, abdest bozulur mu? Gusül gerekir mi?

Cevap: Tamamı içeri girip, sonra kendiliğinden çıkarsa veya elle çıkarılırsa abdest ve oruç bozulur.

 

Sual: Fitness hocasının internette site kurup, insanlara spor ve sağlık hakkında malumat vermesi, takviye gıda maddeleri tavsiye etmesi caiz midir?

Cevap: Hukukî mevzuatı bilemeyiz. İlaç satılıyorsa ticarettir. Hizmet ise icâre akdi sayılır. Kandırmamak kaydıyla mahzuru yoktur.

 

Sual: Saç ektirmek fıtratı değiştirmek değil midir? Cemal sahibi olmak için fıtrat nasıl değiştirilir?

Cevap: Fıtratta değişiklik yoktur. Saçı vardı, döküldü, ektirdi. Burun ameliyatı gibi değildir.

 

Sual: Bir hanım, adet düzensizliğinden dolayı, kontrol altına almak için 3 ay boyunca ilaç içse, bu süre zarfında hiç sahih temizlik görmese, ancak esas kanamanın rastladığı günler önceki sahih temiz günlere denk gelse, lekelenmeleri de önceki adet dönemine denk gelse nasıl hareket eder? Biz önceki sahih kan ve sahih temizlik sayılarına göre hareket ettik ancak kanamanın yoğun olduğu devrelerin temizlere denk geldiği halde namaza devam etmek ve küçük lekelenmelerin olduğu zaman namazı bırakmak aklımızı kurcalıyor, yardımcı olursanız sevinirim. Yumurta çatlatma iğnesinin içinde hamile kadın idrarından elde edilen bir HCG isminde hormon var. Bunu kullanmak uygun mudur? 2-3 hanım doktora gittiğimiz halde netice alamadık ve eşimin rahatsızlığı için mecburen bir erkek doktora gidiyoruz, neticelerinden de memnunuz. Buna devam etmek uygun mudur?

Cevap: Görülen kanlar arasında en az 15 gün temizlik yoksa, bu kanlar arası hep aktı kabul edilir. Mesela 1 gün kan 14 gün temizlik, 1 gün kan, 14 gün temizlik gören bir kadının, 30 günü hep aktı kabul edilir; hayz ve temizlik yerleri buna göre tayin edilir. Böyle hallerde, yani kanın devamlı akması hallerinde, temizlik ve hayz âdetleri esas alınır. Mesela, hayz âdeti 5 gün, temizlik âdeti 25 gün olan bir kadın, aylarca aralarında 15 gün bulunmayan kanlar görse, 5 gün hayz, 25 gün temizlik olacak şekilde hareket eder. Hayz günlerinde ibadetler ve vaty bırakılır, temizlik günlerinde ise yerine getirir.

İçilmesi haram veya kendisi necis olan bir şey tedavide kullanılabilir. Şimdiki kadın doktorlara muayenenin, erkek doktora muayeneden farkı yok gibidir. Tabib-i müslim-i hâzık (müslüman mütehassıs/uzman doktor) aramalıdır.

 

Sual: Hastalığı sebebiyle oruç tutamayan kimse, fidyesini Ramazan’dan evvel verebilir mi?

Cevap: Bütün kitaplarda fidye Ramazan ayının başında veya sonrasında da verilebilir diyor. Öncesinde de verilir diyene rastlamadık.

 

Sual: Bir müslüman veya gayrimüslim, muayyen bir yaştan sonra aklını kaybetse, o kişinin vaziyeti nedir?

Cevap: O andan itibaren çocuk gibi olur. Yaptıklarından mesul değildir. Âhirette de o andaki vaziyetine göre Müslüman veya gayrımüslim muamelesi görür.

 

Sual: İnsülin iğnesi yaptıktan sonra iğne yerinden bir damla insülin sıvısı kansız olarak geri çıksa, abdest bozulur mu?

Cevap: Hayır. Nitekim kulağa damlatılan yağ kulaktan geri çıksa abdest bozulmaz.

 

Sual: Bulunduğumuz yerdeki devlet hastanesinde kadın doktor var; ancak hususi hastanede yok. Hususi hastanede erkek doktora muayene caiz midir?

Cevap: Hasta hanımlar, müslüman tabibe muayene ettirilir. Müslüman, yani sâlih tabib yoksa, zaruret hâlinde mevcud gayr-ı müslimlerin, ahlâkı mazbut olanlarını tercih etmek suretiyle câizdir. Kadın tabib tercih edilmelidir. Velhâsıl sıra ile, müslüman, sonra gayr-ı müslim kadın tabib, gayr-ı müslim terbiyeli tabib ve nihayet mevcud herhangi bir tabibe mürâcaat edilir. Burada şartlara göre hareket edilir. Erkek daha mahirse tercih sebebi olabilir. Dinini kayırmayan kadın da, yabancı erkek hükmündedir.

 

Sual: Kliniğe yatan akıl hastası bir lösemiliye, hastanede kolay kolay bulunmayan ve yurt dışından gelen ilaçların tasarruf sebebiyle tatbik edilmemesi caiz midir?

Cevap: Kan, kinin, tansiyon hapı, antibiyotik gibi devası kat’i olmayan ilacı kullanmak lazım ve vâcib değildir. İnsan bunları kullanmayıp ölse günaha girmez (Kimya-i Seadet). Bugünki ilaçların çoğu böyle teselli ilacıdır.

 

Sual: Bir tıbbiye talebesine, tıbb-ı nebevî hakkında hangi eserleri tavsiye edersiniz?

Cevap: Tabiblerin hem tıbb-i nebevi ile, hem de tabii ilaçlarla meşgul olması iyidir. Piyasada tıbb-i nebeviye dair türkçe eserler vardır. Arapça bilmediğinizi farzederek bunlardan istifade edebilirsiniz. Ancak bunlar pratik faide temininden uzaktır. Tıb çok ilerlemiş; yeni buluşlar olmuştur. Ancak tedavinin özü cihetiyle bu eserleri mütalaa faydalı olur. Şir’atü’l-İslam kitabında da alakalı bahis hoştur.

 

Sual: Doktorum. Ağır hastalığın son safhasındaki hastalar için hocalarımız müdahale etmeyin diyor. Bazen de yakınları evde bakmak istiyor; ancak bu halde ani ölümde bir şey yapılamaz. Bu caiz midir?

Cevap: Ağır hastaları hastaneye kaldırmamalı; evde ailesi ve sevenleri arasında ruhunu teslim etmelidir. Hastanede yapılanlar şifa değil, teselli ilacıdır. Teselli ilaçlarını kullanmak şart değildir. Kullanmayıp ölse, günaha girmez. Ama devası kati olan ilaçları (antibiyotik, kinin gibi) kullanmayıp ölse günaha girer. Doktorlar kanunlara uymakla mükelleftirler. Beyin ölümünde teneffüs cihazı deva değildir.

 

Sual: Alzheimer hastası namaz ve orucu nasıl yerine getirir?

Cevap: Ateh getirmiş kimse, namazı kılabildiği kadar kılar,  orucu tutabildiği kadar tutar. Küçük çocuk gibidir. Zekât vermesi lazım gelmez, zira zekâta niyet edemez. Malları ölmeden paylaşılamaz; malları için kendisine vasi tayin edilir. Bu mümkün değilse, en yakın erkek akrabası velisi sıfatıyla işlerini deruhde eder.

 

Sual: Unutkanlığı gidermek için ne yapmamız gerekir?

Cevap: Bu bir huydur. Genetiktir. Ama dua ve telkin ile ve kuru üzüm gibi gıdaların takviyesiyle giderilebilir.

 

Sual: Koronavirüs sebebiyle ölen bir hastayı yıkamadan gömmek caiz midir?

Cevap: Müslüman bir ölünün yıkanmadan defni caiz değildir. Yıkanmayan ölünün cenaze namazı da kılınamaz. Koronavirüs aynı mekânda bulunmakla kolayca geçecek bir hastalık değildir. Uzaktan olsun su tutarak, yıkamanın bazı sünnetlerini terk etmek suretiyle ölü yıkanabilir. Yıkanabilecek ölü, teyemmüm ettirilemez. Hele ceset torbası veya kefen üzerinden teyemmüm olmaz. Eğer ölüye yaklaşmak hâlinde hastalığın sirayeti muhakkak ise, ancak o takdirde hayattakileri korumak için yıkamadan defin caiz olur.

 

Sual: Sıkıntı için zanax almak caiz midir?

Cevap: Mütehassıs tabibin verdiği ilacı kullanmak caiz ve lazımdır.

 

Sual: Erkek çocuklara sünnetin kaç yaşta yapılması uygundur?
Cevap: Bu suale İmamı Azam Hazretleri bile cevap verememiştir. Sonraki âlimler bunun için muayyen bir yaş olmadığını beyan buyurmuşlardır. Şimdilerde mütehassıslar küçükken yapılmasının daha münasip olduğunu söylüyorlar.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler