Sual: Kapıkulu’ndaki ”kul” kelimesi padişaha bağlılığın ifadesi midir? Yoksa mânâsı nedir?

Cevap: Kapıkulu askerleri umumiyetle köle (kul) menşelidir. Harb esirlerinden veya devşirmelerden elde edilir. Aynı zamanda hizmet ettiği yüksek makamın kulu olması da eskiye ait bir nezâket kaidesidir. Kapı, yüksek makamı ifade eder.

 

Sual: Dârülharpteki kadınların câriye olarak vaty edilmesi câiz midir? Meselâ yurtdışındaki Alman kadınlarla vaty câiz olur mu?

Cevap: Ne dârülharbdeki gayrımüslim kadınlar, ne de dârülharb veya dârülislâmda dinin emirlerini yerine getirmeyen kadınlar câriyedir. Bunların bu sebeple câriye hükmünde olduğunu, bu sebeple kollarına ve saçına şehvetsiz bakmanın câiz olacağını söyleyen âlimler vardır. Çünki bu kadınlar saçlarını kollarını kendi istekleriyle açmış ve başkalarının bakmasına da razı gelmiştir. kocaları, babaları da bundan şikâyetçi değildir. Câriye’nin başka kadınlara ve erkeklere göre avret yeri, Hanefî’ye göre, göbek ile diz kapağı arasından başka, göğüs, karnı ve sırtıdır. Mâlikî ve Şâfiî mezhebi ile Ahmed bin Hanbel’in bir kavline göre göbekle diz kapağı arasıdır. Ahmed bin Hanbel’in diğer kavline göre yalnız sev’eteyn, yani  önü ve arkasıdır. Yani bir kadın veya erkek, cariyenin avret yeri dışında kalan yerlerine şehvetsiz bakabilir. Câriye olmak başkadır; câriye hükmünde olmak başkadır. Bunların vaty edilebileceğini düşünmek veya söylemek çok yanlıştır. Bir kimsede kölelik statüsünün teşekkülü için dârülislâm, meşru cihad, esaret ve halife-i müslimîn bulunması şarttır. Müslüman, ancak kendi mülkü olan Müslüman veya ehl-i kitap câriyesi ile vaty edebilir.

 

Sual: İslâm’ın ilk döneminde olduğu gibi, günümüzde de cariyelik var mıdır?

Cevap: Yoktur. Köle veya câriye statüsünün kurulması için, dârülislâm, halife-i müslimîn ve meşru cihad olmalı; yahud eskiden kalma köle ve câriyeler miras olarak intikal etmelidir.

 

Sual: Mısır’a giren Osmanlı askeri, harp esnasında Müslüman Mısır halkından esir alıp köle edebilir mi?

Cevap: Kölelik, harbde esir alınan gayrımüslimler için bahis mevzuudur. Esir alınmadan evvel Müslüman olan, kölelikten, öldürülmekten ve fidye karşılığı iade edilmekten kurtulur. Esir alındıktan sonra Müslüman olan, öldürülmekten ve fidye karşılığı iade edilmekten kurtulur ise de, kölelikten kurtulamaz.

 

Sual: Me’zun köle borçlandığı zaman, efendi bu borçtan mesul müdür?

Cevap: Efendisinin kendisine izin verdiği ve böylece muameleler bakımından tam ehliyetli hâle gelen köleye me’zun köle denir. Me’zun köle borçlandığı zaman, bu borç kendi kıymetini aşıyorsa, efendi ya bu borcu öder; ya da kölenin satılmasına razı olarak üstündeki mesuliyetten kurtulabilir.

 

Sual: Erkeklerin câriyesi olduğu gibi, kadınların da kölesi olabilir miydi?

Cevap: Olabilir, ancak erkeğin câriyesiyle yaptığı gibi nikâh kıymadan karı-koca hayatı yaşayamazlar. Kadın, kölesini azatlayarak evlenebilir.

 

Sual: İslâm hukukunda câriyelerin, kölelerin çalgı âleti çalmasının hükmü, hür insanlardan farklı mıdır? Câriyenin çaldığı çalgıyı dinlemek caiz midir?

Cevap: Bu hususta köle ile hür arasında fark yoktur.

 

Sual: Dârülharbde bir kişi bir başkasına sen benim kölemsin veya bir kadına câriyemsin dese, o da kabul etse, icap ve kabul gerçekleştiği için o kişi köle olur mu?

Cevap: Hayır. Kölelik böyle kurulmaz. Meşru cihad, dârülislâm ve halife, ganimetin de meşru taksimi şarttır. Hür bir kimse kendisini veya çoluk çocuğunu köle olarak satamaz, veremez. Ancak dârülharbde aslı köle olan birini bir başkası satın alabilir. Dârülislâma geldiklerinde de o kişinin köleliği devam eder.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Zina olunmuş kadını başkasının, istibrâ etmeden nikâh ve vaty etmesi câiz olur.” diyor. İstibrâ ile alâkası nedir?

Cevap: İstibrâ, beri kılmak, temizlemek demektir. Abdest bozarken, idrarın kesilmesine kadar beklemek istibrâdır. Bir cariye ile evlendiği zaman, hâmile olup olmadığını anlamak üzere âdet görene kadar bekleyip kendisine yaklaşmamak da istibrâdır. Zinâ edilmiş kadın böyle değildir. Zira zinâ meşru bir yakınlık hâsıl etmez.

 

Sual: Muhammed Ebu Zehra’nın, eğer karşı taraf Müslüman esirleri köle yapmaz ise, İslâm devletinin de esirleri köle yapamayacağına dair görüşü doğru mudur? Şu halde İslâm devleti kendi kendine politika tayin edemez hâle düşmüyor mu?

Cevap: Milletlerarası münasebetlerde mütekabiliyet esası caridir. Esirleri köle yapıp yapmamak, zaten hükümdara verilmiş bir salahiyettir. Hükümdar, mütekabiliyeti nazara alarak esirleri köle yapmayabilir. Bu, maslahat, yani umumun menfaati icabıdır. Hükümdar, bütün müslümanları düşünmek zorundadır. Kendisi esirleri köle yaparsa, karşı taraf da köle yapar. Öldürürse, karşı taraf da öldürür. Bu ise Müslümanların aleyhinedir.

 

Sual: Bir cariyeye 2 erkek müştereken sahip olabilir mi? İkisi de bu cariye ile karı-koca hayatı yaşayabilir mi?

Cevap: Olabilir; ancak hiçbiri karı -koca hayatı yaşayamaz.

 

Sual: İslâm hukukunda, muharib esirlerin serbest bırakılması câiz midir? Hasan-ı Basrî gibi âlimlere göre esirlerin öldürülmesi câiz olmadığına göre, bir İslâm devleti bu kavle uyarak hareket edebilir mi?

Cevap: Esirler, fidye veya müslüman esirler karşılığında serbest bırakılabilir. Ama bedelsiz salınamaz. Bu gibi hususlarda hükümdar maslahata (umumun menfaatine) göre hareket eder. Gerekirse mütekabiliyet (karşılıklılık) veya milletlerarası anlaşmalar çerçevesinde hareket edebilir. Nitekim Osmanlı Devleti son zamanlarda böyle hareket etmiştir.

 

Sual: Eskiden erkeklerin câriyesi olduğu gibi, kadınların da kölesi olabilir miydi? Günümüzde kölelik var mi?

Cevap: Olabilir; ancak karı-koca gibi yaşamaları mümkün değildir. Ancak azat edip evlenebilir. Bugün şer’î kriterlere göre dârülislâm ve cihâd kalmadığı gibi, kölelik de kalmamıştır.

 

Sual: Köle neden şâhidlik yapamaz?

Cevap: Kölenin vücub ve eda ehliyeti yoktur. Nahl suresinin “Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı?” meâlindeki 75. âyeti bu hükmün delilidir.

 

Sual: “Çocuğuna ne kadar yaptırabiliyorsan, kölene de o kadar yaptırırsın” meâlinde bir hadis-i şerif var mıdır?

Cevap: “Kölelerinizden yardım isteyin, yapamadıkları işlerde yardım edin” hadis-i şerifi Buharî’de geçiyor. “Çocuklarınıza ikram ettiğiniz gibi, kölelerinize de ikram edin” hadis-i şerifi de İbni Hacer’in Zevâcir kitabında geçiyor.

 

Sual: Kölelerin mükellef tutulmadığı ibadetler nelerdir?

Cevap: Cuma ve bayram namazları; kadın için tam tesettür; zekât, fıtra, hac gibi mali ibadetler; nafaka.

 

Sual: İslamiyete göre savaşta, niçin canlı varlık olan kadınlar ganimet olarak görülüyor?

Cevap: Erkekler harbde ölüyor; geride kalan esirler, bu arada kadınlar ve çocuklar muharip olmadıkları için öldürülmüyor; ganimet sayılarak hayatta kalıyor. Kölelik, harb hukukunun bir neticesidir. Düşman Müslümanlardan aldığı esirleri köle yaparken, Müslümanların bir şey yapmaması beklenemez. Esirler köle yapılmayıp, fidye karşılığı veya esir mübadelesi zımnında serbest de bırakılabilir. Bu, hükümdarın salahiyetindedir. Böylece harbde öldürme nisbeti de düşmektedir. Zira esiri köle yapacağını bilen muharib, düşmanı öldürmeyi tercih etmez. Böylece kölelik, çok daha insanî neticeler doğurmuştur. Düşman köle yapılınca, İslâm cemiyetinde yaşadığı için İslâmiyetin kendilerine arzı da mümkün olabilmektedir. Müslümanlar harb, ilim ve devlet idaresi ile meşgul iken, köleler, tarlalarda, ticarette, imalathanelerde çalışarak ekonomik hayatı tanzim ederler. Bu da cemiyetin sağlıklı bir şekilde devamını temin eder.

 

Sual: Osmanlı Devleti zor zamanlarında ölen bir adamın hususi mallarına el koymuş mudur?

Cevap: Müsadere şer’î hukukta caiz değildir. Ancak suç işlemiş, yolsuzluk yapmışsa malına el konur. Karaborsacılık veya kalpazanlık gibi hallerde de bu mallara el konur; ama piyasa fiyatına satılıp bedeli sahibine ödenir. Osmanlı devlet ricalinin çoğu köle olduğu için, köle ölünce malları sahibine, yani devlete veya padişaha kalır. Bunu bazıları müsadere zannetmiştir.

 

Sual: İslâm hukukunda sadece ehli kitap mı köleleştirilebilir? Müşrikler köleleştirilemez mi?

Cevap: Harbde mağlup olanların köle yapılması için bunların ehl-i kitab olması şart değildir. Her din mensubu bu şümule girer.

 

Sual: Şer’î hukuka göre, bir köle ya da cariye efendisinin evinde iş yapmak istemiyorum deme hakkı var mıdır?

Cevap: Hayır. Örfe göre yapabileceği işleri yapmakla mükelleftir.

 

Sual: İslâm hukukunda bir belde Müslümanlar tarafından fethedilse ve o şehirdeki sıradan sivil gayrımüslimler Müslümanlara karşı savaşmadıysa köleleştirilebilir mi?

Cevap: Muharipler köle yapılır. Savaşmayıp teslim olanlar vatandaş olabilir. Hükümdar dilerse muhariplere de aman verip vatandaş yapabilir.

 

Sual: Evlenen cariye hür olur mu?

Cevap: Hayır. Efendisine hizmet etmeyi sürdürür. Ancak beraber olmaları caiz değildir. Örtünmesi de gerekmez. Çocuğun nesebi kocasından sabit olur.

 

Sual: Köle miras alıp miras bırakabilir mi?

Cevap: Hayır. Miras bırakamaz, zira mal varlığı yoktur. Ona kalan miras, efendiye ait olacağından, köle vâris olamaz.

 

Sual: Cariyeden doğan çocuğun statüsü nedir?

Cevap: Nesebi babadan sabit olur. Efendiden olmuşsa hürdür. Hür kocadan olmuşsa evlenirken hür olması kararlaştırılmışsa hürdür, değilse köledir. Koca köle ise çocuk da köledir ve cariyenin efendisine aittir.

 

Sual: Cariye ile cinsi temas caiz mi?

Cevap: Kendi cariyesi ise caizdir. Sayı sınırı yoktur. Başkasının cariyesi ise nikâh lazımdır ve sayı sınırına tabidir.

 

Sual: Milletlerarası bir anlaşma olsa, İslâm devleti aldığı esirleri köleleştiremez mi?
Cevap: Kölelikte mütekabiliyet esastır. Düşman aldığı esirleri köle yapmıyorsa, halife de yapmayabilir. Zaten esirlerin statüsünü tayin, halifenin inisiyatifindedir.

 

Sual: Düşman aldığı esirleri köle yazmazsa, Müslümanlar da yapmayabilir mi?
Cevap: Harb esirlerini köle yapmak veya fidye karşılığı serbest bırakmak veya esir mübadelesine tabi tutmak veya hepsini serbest bırakıp vatandaş yapmak gibi hususlar halifenin inisiyatifindedir. Burada mütekabiliyeti de esas alabilir. Nitekim Paris Muahedesi’nden sonra Osmanlı Devleti mütakabiliyet şartıyla bundan vazgeçmişti.

 

Sual: Bir ilahiyat profesörü köleliğin 1923’de cumhuriyet hükümeti tarafından kaldırıldığını söyledi. Böyle midir?
Cevap: Köle ticareti Sultan Abdülmecid zamanında 1846’da men edildi. Ama kölelik devam etti. Cumhuriyet kanunları bunu kaldıracak bir hüküm getirmedi. Ama fiiliyatta köle statüsünde kimse kalmamış gibiydi. Birleşmiş Milletler’in 1956’da kabul ettiği köleliği kaldıran beynelmilel mukaveleye 1964’de Türkiye de imza koyunca, kölelik resmen kaldırılmış oldu.

 

Sual: Bir hoca Hazreti peygamber ve Çihar Yar-i Güzin devrinde hiç köle alınmamıştır dedi. Doğru mudur?
Cevap: Yanlış duymuş olmalısınız, bir hoca böyle söylemez.

 

Sual: Esir pazarlarında cariyelerin çıplak teşhir edildiği doğru mudur?
Cevap: Osmanlı ülkesini hiç görmeyen Avrupalı ressamların muhayyilelerinden çizdiği resimlere inanmamalıdır. Eskiden esirci esnafı da esir pazarları da en sıkı kontrol edilirdi. Alıcının, cariyeyi muayene etmesi caizdir. Cariyenin, açması caiz olan yerler, hür kadın gibi değildir. Bir erkek, anne, kız kardeş, hala gibi kendi mahreminin neresine bakabiliyorsa, başkasının cariyesinin de oralarına şehvetsiz bakabilir ve dokunabilir.

 

Sual: Hazret-i Ömer’in bir cariyeye “kokuşmuş kadın, başörtünü çıkar” dediği doğru mudur?
Cevap: Hazret-i Ömer, hükümet salahiyetiyle bunu yapmıştı. Nitekim bir cariyenin başında cilbab, yani sokak elbisesi gördüğünde onu kamçısıyla atar ve “Ey deffâr, bu örtüyü kendinden at. Sen hür kadınlara kendini benzetmek mi istiyorsun?” derdi. Deffâr, koku veren, kirli paslı manasına gelir. Kadının hilekârlığından kinayedir. Bu cariyenin, cilbab giyip kendisini hür kadınlara benzeterek herkesi aldatmak istediğini anladığı için böyle yapmıştı.

 

Sual: Cariye iş yapmaya icbar olunamaz sözünün aslı nedir?
Cevap: Cariye, hizmetçidir. Vazifesi efendisine hizmet etmektir. Evlat da anne ve babasının hizmetiyle mükelleftir. Takatinin üstünde iş yaptırılamaz demek istenmiştir

 

Sual: Efendisinin cinsi talebini istemeyen cariyeye ne olur?
Cevap: Cariye, efendisinin zevcesi hükmündedir. Böyle bir hukuki hakkı yoktur. Ama tatbikatta rıza aranmıştır.

 

Sual: Bir adam cariyesini satsa, cariyenin kendinden hamile olduğu anlaşılsa cariyeye ne olur?
Cevap: Cariyeyi satın alan kimsenin, istibra etmeden, yani hayz gördüğü ortaya çıkmadan beraber olamaz. Aksi takdirde nesebi bu yeni efendiden sabit olur. Bunun için bazı şartlar vardır.

 

Sual: Cariye ile cinsi temas caiz mi?
Cevap: Kendi cariyesi ise zevcesi gibidir. Başkasının cariyesi ise bununla nikâh lazımdır ve sayı sınırına tabidir.
Sual: İslam ordusu bir yeri feth edip köle alırsa, köle sahibi olan asker Allah rızası için köleyi azatlaşa, bu kölenin statüsü ne olur?
Cevap: Köle, azat edilince hür vatandaş olur. Gayrı müslim ise cizyeye bağlanır.
Sual: Bir kimse putperest cariyesi ile karı-koca hayatı yaşayabilir miydi?
Cevap: Bir erkek ancak müslüman veya ehli kitap bir kadınla evlenebilir veya böyle bir cariyesi ile zevciyet hayatı yaşayabilir. Putperest, ateist, deist kadınla evlenilemediği gibi, böyle bir cariye ile de zevciyet hayatı kurulamaz.
Sual: Bir müslüman ben kölelik istemiyorum, kölelik kaldırılsın, köleliğe karşıyım dese ne olur?
Cevap: Bu sözün bir kıymeti yoktur. İstediğini söyleyebilir. İslâm hukukunda kölelik vardır. Nice ayet-i kerimeler ve hadis-i şeriflerde kölelerin statüsü tanzim edilmiştir. Bu mevzuda ileri geri konuşmak, dini tahkir ve tezyif manasına gelir. Yani Şari-i teala ve peygamberi bilmiyormuş veya kendisi kadar merhametli değilmiş manası çıkar. Ancak kölelik zor; köle olarak yaşamak müşkül, bu cihetten söylerse küfr olmaz.
Sual: Bir kimse borcunu ödeyemezse alacaklı onu köle yapabilir mi?
Cevap: İslâmiyette borç sebebiyle kölelik yoktur.

 

Tavsiye Yazı –> Halifeliğe Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler