Sual: Namazın dışındaki farzlarından biri olan İstikbal-i kıble nedir? Kıble nasıl bulunur?

Cevap: Namazı Kâbeye karşı kılmaktır. Kâbe için kılmak değildir. Kıble önce (Kudüs) idi. Hicretten 17 ay sonra, Şaban ortasında salı günü öğle veya ikindi namazının 3. rekatinde iken Kâbeye dönülmesi emrolundu. Göz sinirlerinin çapraz istikâmeti arasındaki açıklık, Kâbeye rastlarsa, Hanefi ve Mâlikî mezheplerinde namaz sahih olur. Bu zaviye takriben 45 derecedir. İstanbul’un kıble istikâmeti, cenubdan 29 derecelik bir zaviye [açı] kadar şarktadır. Bu açıya (Kıble zaviyesi) denir. Harita üzerinde bir şehir ile Mekke şehri arasında çizilen doğruya (Kıble hattı) denir. Bu hat, kıble istikâmetini gösterir. Güneş bu hat üzerine gelince, (Kıble saati) olur. Bu hat ile bu şehirden geçen tul dairesi arasındaki zaviyeye (Kıble açısı) denir. Bir şehrin kıble istikâmeti, tul ve arz derecelerine tâbidir. Şimal nısf kürede, zeval vaktinde, güneşin bulunduğu cihet yahut mahalli zevali zamana ayarlı bir saat makinesi ufki olarak yüzü semaya doğru ve akrebi güneşe doğru tutulunca, akrep ile 12 rakamı arasındaki zaviyenin orta hattı [açı ortayı], takriben cenubu gösterir.

 

Hastalık ve düşman, hırsız korkusu veya yanlış bulmak ile kıbleden ayrılmak farz namazlarda da, câiz ise de, vapurda, trende kıbleye dönmek şarttır.

Misafir, vapurda ve trende, farz namaza, kıbleye karşı durup, secde yeri yanına pusula koymalı. Vapur ve tren döndükçe, kendisi kıbleye karşı dönmelidir. Yahut başka birisi, sağa sola döndürmelidir. Namazda göğsü kıbleden ayrılırsa, namazı bozulur. Çünkü, vapur, tren, ev gibidir. Hayvan gibi değildir. Otobüste, trende, dalgalı denizde kıbleye dönemeyenlerin, farz namazları câiz olmayacağından, bunlar, yolda oldukları müddetçe Şâfiî mezhebini taklit ederek, öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem edebilir. Hanefi mezhebinde olan, yolda kıbleye dönemeyecek ise, yola çıktıktan sonra, gündüz bir yerde durduğu zaman, öğle vaktinde öğleyi kılıca, hemen ikindiyi de kılmalı, gece durulduğu zaman, yatsı vaktinde akşamı ve sonra yatsıyı bir arada kılmalı ve bu 4 namaza niyet ederken (Şâfiî mezhebini taklit ederek edâ ediyorum) diye niyet etmelidir. Şâfiî ve Mâlikî mezhebine göre, giriş ve çıkış günlerinden başka 3 günden ziyâde kalmaya niyet ettiği bir yere girince, yahut 4 günden önce biteceğini sandığı işi için gittiği yerde 18 günden çok kalınca mukim olur. Buradan çıkınca, 80 kilometreye gitmeye niyet etmedikçe, seferi olmaz.

Fetava-i fıkhiyye’de buyuruyor ki “Seferde, ikindi ile cem ederek kılmak için, öğleyi geciktirse, öğle vakti çıktıktan sonra, mukim olsa, önce öğle namazını kaza eder. Öğleyi kazaya bıraktığı için günaha girmez.” Maliki veya Şâfiî mezhebini taklit eden, 3 günden çok ve 15 günden az kaldığı yerde, farzları kasır etmemeli, 4 rekat kılmalıdır. Kasır ederse, 2 rekat kıldığı farzları maliki ve Şâfiî mezhebine göre sahih olmaz. 4 rekat kılarsa, hanefide mekruh olur ise de, sahih olur. Derisi, yabancı kadına değince veya namazda abdesti bozulunca, Mâlikî mezhebine göre, namazının sahih olması da, böyledir. Bu kimsenin, seferi olarak kaldığı yerde, haraç olmadan, namazlarını cem edemeyeceği bildiriliyor.

Ramazan-ı şerifin başlamasını hesap ile takvim ile önceden anlamak câiz olmaz ise de, kıbleyi hesap ile kutup yıldızı [pusula] ile ve namaz vakitlerini astronomik hesaplarla hazırlanan takvimden anlamak câizdir. Çünkü hesap ve alet ile tamam bulunmasa da, çok zan elde edilir. Kıble ve namaz vakitleri, fazla zan ile kabul olur.

Mihrap bulunmayan, hesap, yıldız gibi şeylerle de anlaşılamayan yerlerde, kıbleyi bilen, sâlih müslümanlara sormak lâzımdır. Kâfire, fasıka ve çocuklara sorulmaz. Kâfire, fasıka, muamelatta (muamelelerde) inanılırsa da, diyanatta [yani ibâdetlerde] inanılmaz. Kıbleyi bilen kimseyi aramaya, lüzum yoktur. Kendisi araştırır. Karar verdiği cihete doğru kılar. Sonradan, yanlış olduğunu anlarsa, namazı iade etmez.

Kıble, Kabe’nin binası değildir, arsasıdır. Yani yerden Arşa kadar, o boşluk kıbledir. Bunun için kuyu [deniz] dibinde, yüksek dağların tepesinde [tayyarede], bu cihete doğru kılınabilir. [Hacı olmak için de, Kabenin binasına değil, o arsaya gidilir. Başka yerlere giden, hacı olamaz.]

İbni Hacer-i Mekki hazretleri, Fetava-i fıkhiyye’de buyuruyor ki “Kabenin binasını, şimdiki şeklinden değiştirmek câiz değildir, haramdır. Bugünkü binayı Haccac yapmıştır. Halife Harun-ür-Reşid, bunu değiştirip, Abdullah ibni Zübeyr’in yaptırdığı doğru şekli vermek istedikte, İmâm-ı Mâlik “rahmetullahi teâlâ aleyh” mâni oldu. Şimdiden sonra, değiştiren olursa, fitne çıkmamak ve eski binayı zedelememek şartı ile yapılan değişiklikleri yıkmak vâcibdir. Yoksa vâcib olmaz”.

Hastalık sebebi, malın çalınmak tehlikesi ile veya gemide batmaya sebep olursa veya yırtıcı hayvan, düşman görmek tehlikesi varsa veya hayvanından inince, yardımcısız binemeyecek ise ve hayvanı kıbleye karşı durdurunca, arkadaşlar beklemez ise, 2 namazı cem eder. Cem edemezse, farzı da gücü yettiği tarafa doğru kılar ve iade etmez. Çünkü, bu özürlere kendisi sebep olmamış, semavi, yani gayri ihtiyârî olmuştur. Kıble cihetini bilmeyen kimse, mihraba bakmadan, bilene sormadan, kendi araştırmadan kılarsa, kıbleye rastlamış olsa bile namazı kabul olmaz. Fakat, rastlamış olduğunu, namazdan sonra öğrenirse kabul olur. Namaz arasında öğrenirse kabul olmaz. Kıbleyi araştırıp da, karar verdiği cihete kılmazsa, rastladığını anlasa bile tekrar kılması lazım olur. Bunun gibi, abdestsiz olduğunu veya elbisesinin necis olduğunu veya vakit girmediğini sanarak kılan ve sonra bu zannının doğru olmadığını anlayan, tekrar kılar.

[Kıble cihetini anlamak için, güneş gören bir yere bir çubuk dikilir. Yahut, bir ipin ucuna anahtar, taş gibi bir şey bağlanıp sarkıtılır. O günkü takvim yaprağında yazılı (Kıble saati) vaktinde, çubuğun, ipin gölgeleri, kıble istikâmetini, güneşin bulunduğu yer de, kıble cihetini gösterir. Güneş, gölgenin kıble tarafındadır.]

Muhtelif arz ve tul derecelerindeki mahallerin kıble açıları

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler