GUSL ABDESTİ, TEYEMMÜM VE SÜNNETLERİ

Cum’a, bayram ve arefe günleri gusl etmek sünnet, kan aldırdıktan sonra ve İslâma giren kimsenin gusl etmesi müstehabdır.

Yukarıdakiler cünüb olmadıkları takdirdedir. Cünüb iseler gusl etmeleri farzdır. Ayrıca, ihrâma girerken Müzdelife ve Arafat’da vakfe için, Mekke’ye girerken, eyyâm-ı teşrîk’in 3 gününde gusl etmek müstehabdır. Vedâ tavâfı için, deli ayıldığı zaman, ölüyü yıkamak için, bülûğa eren çocuğun, regâib gecesinde, berât, kadir, arefe gecelerinde, kurban bayramının 1. günü Minâ’da, bundan başka fıkıh kitablarında teferruatı ile bildirilen yerlerde gusl etmek müstehabdır. Besmele’den sonra elleri, avret mahallini yıkamak sünnettir. Eğer bedende pislik varsa giderilir. Sonra namaz abdesti gibi abdest alınır. Leğen gibi şeyde yıkanılırsa ayaklar yıkanmaz. Çıkarken yıkar.

Sonra başına ve sair bedene sağdan başlayarak üçer kere su akıtılır. Sonra sola dökülür. Yanî önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza üçer kere su dökülür. Hulâsa ve başka kitablarda bu sıranın iki değişik hâli de rivâyet edilmiştir. Birincisi sağ omuza, sol omuza ve başa üçer kere su dökülmesidir. İkincisi sağ omuza, başa ve sol omuza üçer kere su dökülmesidir.

Cildin her yerini ıslanacak şekilde ovmalıdır. Hanefî mezhebinde ovmak şart değil, müstehabdır. (Kadınların başına 3 kere su dökmesi kâfidir). Saçların diplerine su gidiyorsa örgüler açılmaz. Büklümlerin arasında ıslanmayan kısımların kalmasının zararı yoktur. Ümm-i Seleme (radıyallahü anhâ) gusl ederken, saç örgülerinin açılmasındaki zorluğu bildirince: «Başına 3 kere su dökmen kâfidir. Sonra bedenine de su akıtır, temiz olursun» buyurdular. Erkeklerin örgülü saçların içine de suyu ulaştırması lâzımdır.
Leğen gibi şeyde yıkanmışsa oradan çıkarken ayaklar yıkanır. Taş veya tahta üzerinde yıkanırsa ayaklarını abdest alırken yıkamalıdır. Fıkıh kitablarının çoğuna göre gusl ettikten sonra abdesti bozulmadıkça abdest alınmaz. Ancak Fetâvâ-i Nesefî ve Tecrîd-i Kerderî’de guslden sonra namaz kılmak isteyen tekrar abdest almalıdır denilmektedir. Çünki guslden önce alınan abdest sünnet, guslden sonra farzdır. Sünnet farz’ın yerini tutamaz. Bu iki kitabdan başka hiçbir kitabda bu açıklamaya rastlanmadı. Guslden sonra, eğer varsa bir havlu ile kurulanmalıdır.

Teyemmüm : Su bulamıyan kimse için teyemmüm etmek mübah olur. Teyemmüm 2 kere elleri yere vurmaktan ibârettir. Birinci vuruş yüz için, ikinci vuruş kollar içindir. Su bulmamak, bir mil mikdarı uzakda suyun olmamasr gibi hakikî veya su olmasına rağmen yırtıcı hayvan, hapisde olma, âlet olmaması yüzünden kullanamamak şeklinde hükmî olur. Bunun gibi kendisinin veya arkadaşının susuzluğunu giderecek kadar az su olması veya hayvanın içmesine yetecek kadar olması veya başkasının malı olması veya satın alacak parası olmaması veya çok fazla para istemeleri hallerinde de gusül yerine teyemmüm olur. Su kullanınca yarası, hastalığı artacak veya bir uzvu helâk olacak veya hava çok soğuk olup gusl edince ölmesi veya hastalanmasından korkarsa — (İmâm-ı A’zam’a göre şehir dışında ise câizdir) — veya yolculukta yanında su olduğunu unutsa veya kar, buz şeklinde olsa veya yolda konakladığı yerde su olmadığını haber verseler veya yanında kıymetli bir emânet olup suya gittiğinde o emânetin çalınmasından korkarsa ve bunun gibi fıkıh kitablarında açıklanan yerlerde gusül yerine teyemmüm edilir.

Temiz toprak, tozsuz olsa da taş ve yer cinsinden olan çeşitli taşlar, kiremit, saksı ve kaya tuzu, kireç gibi şeyler ile teyemmüm edilir. Bunların üzerine avuç içlerini ve parmaklarını vurup yüzünü iki eliyle bir kere mesh etmelidir. Namaz veya tahâret için niyet etmeli, bâzılarının dediği gibi abdest için veya cünüblük için diye ayırmamalıdır. Sık veya seyrek saç diplerine tozu ulaştırmaya zorlanmamalı, yüzünün her yerine tozun sürülmesine gayret etmelidir. Kaşların altı ile gözün üstü mesh edilmezse zâhir rivâyette teyemmüm câiz olmaz. Çünki yüzün her noktası mesh edilmelidir. Parmak aralarını tahlîi etmek, yüzük ve bileziği çıkarmak lâzımdır. Yüzün cildinin Her tarafının mesh edildiğinde çok zan etmek yetişir. Sonra eski yere veya başka yere parmakları açık olarak bir daha vurmalı, sonra sol elin parmaklarının içi ile sağ elin dışını parmak uçlarından başlıyarak bileğin dışından dirseğe kadar mesh etmelidir. Sonra sol elin avuç içi ile dirsekten bileğe kadar sağ kolun iç tarafını meshetmelidir. Sonra sol elin baş parmağının içi ile sağ elin baş parmağının dışını mesh etmelidir. Aynı şekilde sağ el ile solu kolu mesh etmelidir. Sonra avuç içlerini mesh etmeli, parmak aralarını tahlil etmelidir. Bütün bunlardan maksad dirseklere kadar ellerde ve kollarda bir vurmada mesh edilmeyen yer kalmamış olmasıdır. Bir vuruşda mesh edilmeyen yer kalırsa 2-3 defa da toprağa vurulabilir (İhyâ).

Allahü teâlâ’nın ismini zikretmek için, her hayır için, selâma cevab vermek ve benzeri şeyler için teyemmüm edilir. İbni Ömer (radıyallahü anh) dedi ki: Muhâcirînden bir sahâbî Resûlullah’a uğradı. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) bevl etmiş, abdest almamıştı. Sahâbî selâm verdi. Resûl-i Ekrem almadı. Sahâbînin uzaklaşacağı sırada Resûlullah teyemmüm etti ve selâmını aldı. «Selâmını almaktan beni alıkoyan şey, abdestli olmamam idi» buyurdular. Bu hadîs-i şerîf, abdestli veya teyemmümlü değil iken konuşmanın kerîh, selâmın makbûl olmadığına delâlet eder. Allahü teâlâ’nın ismini zikretmek de, abdestli veya teyemmümlü iken müstehabdır. Zira selâm da Allahü teâlâ’nın isimlerindendir (Mesâbîh). Mushafı tutmak, ezberden de olsa Kur’ân-ı kerîm okumak, kabir ziyâreti, ölüyü defn, ezan ve ikâmet, mescide girmek, çıkmak gibi hususlarda, yanında su olsa da teyemmüm edilebilir (Muhît), (Nikâye).

Bizâziyye’de dedi ki: Yukarıda zikredilen 9 yerden birinde teyemmüm eden kimse, yanında su yoksa bu teyemmüm ile namaz kılamıyacağını bütün âlimler bildirdiler. Eğer su var ise, zaten namazının câiz olmıyacağı açıktır. Bu açıklamada, su olsa da yukarıdaki yerlerde teyemmümün câiz olduğuna işâret vardır.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler