NAMAZ KILANIN DİKKAT EDECEĞİ EDEBLER

Namaz kılan kimse gömleğinin veya elbisesinin düğmelerini ilikler. Bir hadîs-i şerîfde: «Yakası kapalı, iyice örtülü olarak kılınan namaz yakaları açık olarak kılınan namazdan 70 kat daha sevâbdır» buyuruldu. Sahîh olan avret yerini kendinden örtmek şart değildir. Hattâ namaz esnasında önü çözülmüş olup baktığında avret yerini kendi görürse namazı bozulmaz (Tebyîn).

İzârını sarkıtmamalıdır, [İzar, bütün bedeni örten elbiseye dendiği gibi çoğunlukla belden aşağısını örtene denir], Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem): «İzârını yerlerde süründürenin namazını Allahü teâlâ kabûl etmez» buyurdu. Yanî izârını yerlere kadar uzatıp süründüren kimsenin namazı kemâl-i kabûl ile kabûl olmaz. Çünki izârın bu kadar uzun olmasında tekebbür, büyüklenmek, kibir vardır, ki bu da çirkindir. Namazda daha çirkin olur. İmâm-ı Şâfiî (rahmetullahi aleyh), izârın uzun olmasına, namaz dışında olduğu gibi namazda da mekrûh dedi. İmâm-ı Mâlik (rahimehullah), bu uzatmaya namazda câiz olur dedi. Çünki namaz kılan kimse olduğu yerde durmakda, yürüyen kimsede olduğu gibi tekebbür olmamaktadır.

Üzerinde alem, işâret olan elbise ile namaz kılmamalıdır. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) üzerinde alemler olan elbise ile namaz kıldı. Mübârek nazarları alemlere takıldı. Namaz bittikten sonra: «Bu elbisemi Ebû Cehm’e götürün. Namazda beni meşgul etti» buyurdu. Bir rivâyette de: «… Namazda alemlerine bakar oldum. Beni şaşırtacağından korktum» buyurdu. (Tenvir).

Usfurla boyanmış elbise ile namaz kılmamalıdır. Vers [Yemen’den gelen sarı renkli susam gibi bir ot olup boya olarak kullanılır] ve Za’ferân [boyada kullanılan güzel kokulu bir ot] ile boyanmış elbise ile namaz kılmak mekruhdur. Nikâye şerhinde böylece yazılıdır. Bu hususda eser vârid olmuştur.

Boynunda bir şey takılı iken namaz kılmanın zararı yoktur. Hulâsa’da zikredildi ki, boynunda kolye asılı olup üzerinde köpek veya kurt dişi bulunan kimsenin namaz kılması câizdir.

Hurma dallarından yapılan küçük seccadede veya her türlü seccade, yaygı üzerinde namaz kılınır. Temiz toprak üzerinde namaz kılmak, her türlü seccâde üzerinde namaz kılmaktan daha sevab ve tevâzu’un çokluğunu gösterir. Toprak üzerinde kılmak, yerden biten pamuk ve hasır gibi bitkilerden yapılmış seccâdeler üzerinde namaz kılmaktan da efdaldir.

İnsanlar arasında namaz kılarken önüne bir sütre koymalıdır. Sütreye arasından koyun geçecek kadar yaklaşmalıdır. Sütre, boyu 1 zira’ (50 cm.) veya bir semer arkası kadar olan bir çubukdur. Sütreyi sağ veya sol kaş hizasına koymalıdır. Yer çok sert olup sütre olan çubuğu yere dikmek mümkün olmazsa enine değil, boyuna uzatmalıdır. Çubuk yok ise boyuna bir çizgi veya mihrab gibi çizmelidlr (Mebsût, Cevahir). Ağaç çubuk parmak kalınlığında olmalıdır. Boyu 1 zira’dan az olursa ihtilâf vardır. Bir zira’ boyunda iki mest veya kaftan da olsa sütre olur. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) puta tapanlara benzememek için sütreyi tam karşıya değil sağ veya sol kaş hizasına koymak üzerinde durdu. Bu sebebden başkasının yüzüne karşı namaz kılmak da mekruh oldu. Kırda namaz kılan kimse ile önünden geçen kimse arasında namaz kılacak kadar yer olursa mekruhdur ki, bu secde yerine kadar olan yerdir. Bu kadar yer namaz kılanın hakkıdır. Bazıları 5 zira’ dediler. Fakîh Ebû Cafer dedi ki, namaz kılanın gözü, önünden geçene rastlayacak kadar olursa mekruhdur. Namaz kılanın gözü secde yerinde olacağından, bu aradan geçen günâha girer. Daha uzaktan geçerse mekrûh olmaz. Bunların hepsi sahrada kılınan namazda sütre olmadığı zamandadır. Eğer sütre varsa, namaz kılan ile sütre arasından geçmek, yine mekruhdur. Namaz kılan, mescidde ise önünde direk yâhud arkası dönük ayakta veya oturan insan varsa bunların öbür tarafından geçmek mekruh olmaz. Direk veya insdn gibi bir engel yoksa ve mescid küçük ise mekruh olur. Eğer câmi’ büyük olursa [Kıble duvarı ile arka duvarı: arası 20 metreden fazla] sahra hükmündedir (Fetâvâ-i Zâhiriyye).

Mescidde bir kimse safların gerisinde, saflar ile arasında fazla boşluk bırakarak namaza dursa, öndeki saflara girmek için onun önünden geçilebilir, günâh olmaz. Çünki uygunsuz yere durmakla hürmetini iskat etmiş olmaktadır. Namazda önünden geçeni kalbi ile beğenmemelidir. Bâzı kitablarda bunu kâfi görmemekte, eğer sütre olmazsa veya, sütre ile kendisi arasından geçerse başı ile, gözü ile veya başka şey ile veya sübhânallah diyerek tesbîh etmekle de engel olmalıdır denilmektedir. Namaz kılanın önünden geçmek, her ne kadar namazı bozmaz İse de. Resûl aleyhisselâmın kavli ile geçen şeytandır. Ebû Saîd (radıyallahü anh) rivâyeti ile bildirilen hadîs-i şerîfde: «Namazı hiçbir şey kesmez (bozmaz). Ancak siz, gücünüz yettiğince, mâni’ olunuz. Çünki o şeytandır» buyuruldu. Yanî siz namazda iken önünüzden bir şey geçerse namazınızı bozmaz. Ancak o geçeni def ediniz; çünkü o şeytandır. Önünüzden geçmeğe onu ancak şeytan teşvik etmiştir. Resûlullah’ın, geçeni şeytan diye adlandırması, onun âsî olduğundandır. Namaz kılanın önünden geçen insan veya cin de, bir çeşit âsi olduğundan ona da şeytan denmiştir. Başka bir hadîs-i şerîfde: «Kadın, eşek ve köpek namazı bozar» buyurulmuştur. Bu da, namazın kemâlini keser şeklinde mânalandırılmıştır. Zîra bunlardan biri namaz kılanın önünden geçtiği, zaman, kalbindeki huzûr bozulur, rahatı, huşu’u gider. Mesâbîh şerhi’nde böyle diyor.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler