Sual: Uşr vermek istemeyen kişi adına onun haberi olmadan uşrunu vermek câiz olur mu?

Cevap: Bir kimse emri olmaksızın birinin zekâtını verirse haber aldığında razı olsa bile caiz değildir. Zira zekâtta niyet şarttır. (İbni Abidin, Zekât bahsi)

 

Sual: Uşrun (öşürün) nisabı ne kadardır?

Cevap: İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre 1 sa’, yani 3,5 kilo; İmameyn’e göre beş vesk, yani 1250 litredir. Fetva İmamı Azama göredir.

 

Sual: Toprağımı kiraya verdim. Dolapla sulanıyor. Adam zekâtını vermiyor. Ben verirken yirmide bir mi, onda bir mi vereceğim?

Cevap: İmam Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre uşru kiracı vereceğinden hiç verilmese de olur. Zekât burada yirmide birdir. Çünki kiralar buna göre taayyün eder.

 

Sual: Borç, toprak mahsulleri zekâtından düşülür mü?

Cevap: Borç, zekâtın farziyetine mânidir. Ama uşr (öşür), haraç ve keffaretin farz veya vâcib olmasına mâni değildir. (İbni Abidin) Şu halde, borçlar zekât nisabından düşülür. Ama uşr borcundan düşülmez. Araziden çıkan uşra tâbi mahsulün vaziyete göre onda biri veya yirmide biri hemen ayrılıp fakirlere verilir.

 

Sual: Marketler, manavlar, sattıkları ziraî mamullerin uşrunu verecek midir?

Cevap: Uşru, ziraati yapan çiftçi verir. Tüccar ise ticaret eşyasının zekâtını verir. Meyve ve sebzenin uşru, İmam-ı Azam’a göre verilir; iddihâr edilemediği (bir sene saklanamadığı) için İmameyn’e göre verilmez. Fetvâ İmam-ı A’zam’a göredir. Ekmek, sebze ve meyve seri’ül-helâk olduğu (çabuk helâk olduğu) için bunu satan tüccar, zekâtını vermez. (İbni Abidin, Âşir bahsi)

 

Sual: Tarlamızdaki 3-5 badem ağacının uşrunu babam bilmediği için vermez ise, bizim yememiz câiz olur mu?

Cevap: Evin bahçesinde değil de, tarlada bulunan ağacın uşru, mahsul alınınca sahibi tarafından verilir. Uşru verilmemiş malı sahibi yiyemez, başkasına da veremez.

 

Sual: Kayınpederimin uşrunu vermediğini bildiğim zeytinyağından, ticaretini yapmak için peyderpey satın alsam, satın aldığım miktarın uşrunu her defasında vermem gerekir mi?

Cevap: Uşru, mahsulü kaldıran verir. Zira bir bakıma ibâdettir. Böyle biriyle alışveriş yapmak câizdir. Onda bir ayırıp sadaka vermek şart değilse de, iyi olur.

 

Sual: Evimizin içinde bulunduğu tarlada yemek ve komşularımıza ikram etmek üzere sebze yetiştirsek, bunun uşru verilecek midir?

Cevap: Ev bahçesindeki mahsulden, satılmak için yetiştirilse bile, uşur (zekât) verilmez.

 

Sual: Bir kimse 25 metre kare gibi bir oda genişliğindeki tarlasında yetiştirip sattığı domatesten uşr verecek midir?

Cevap: İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre verilir. İmameyn’e göre çabuk helak olan gıda maddelerinden uşr verilmez. Zenginse, birinci; fakirse, ikinci kavle göre hareket edebilir.

 

Sual: Bir tarlanın üç ortağı olsa, biri 2/3’üne sahip ve diğer ikisi ise geri kalanda müşterek olsa, uşru nasıl verilir.

Cevap: Başta hasad edilince, hemen uşru verilir. Verilemiyorsa, herkes kendi hissesine düşen uşrunu vermekle mükelleftir.

 

Sual: Gelecek senenin uşru şimdiden verilir mi?

Cevap: Gelecek senenin zekâtını şimdiden vermek caizdir. Fazla gelirse fazlası sadaka olur veya sonraki seneye mahsup edilir. Az gelirse tamamlanır.

 

Sual: Arı besleyerek balını alan bir kimse bunun zekâtını nasıl vermelidir?

Cevap: Arı balının uşru (zekâtı) vardır. Dağlarda veya öşürlü (mülk) topraklarda geziyorsa miktarı ne olursa olsun 10’da 1’dir. Masraflar düşülmez. Ama balı satın alıp satıyorsa ticaret zekâtı sayılır ve 40’da 1’ini verir. İmam Muhammed’e göre bal beş küp olursa zekât vardır. Bir küp, 110 kilo su alır. Maliki ve Şafii’de bal, ipek gibi olup, zekât yoktur.

 

Sual: Bir çay bahçesinden senede üç defa mahsul alan kimse öşrünü nasıl verir?

Cevap: Her hasadda onda birini ayırıp fakirlere verir. Bunu satmışsa, satış bedelinin onda birini verir.

 

Sual: Şu anda büyük seralarda topraksız meyve, sebze ve çiçek yetiştirilip satılıyor. Bunların uşru var mı?
Cevap: Bunu bala kıyas etmek mümkündür. Nitekim bal topraktan çıkmıyor ama topraktan münbit olan çiçekler veya benzeri ağaçların özünden -arı vasıtasıyla- husule geliyor. Fıkıh kitaplarında bununla alakalı bir şey yoktur. Çünkü topraksız ziraat yeni yapılan bir tatbikattır. Bir de En’am suresinin 141. ayetinde çeşitli nimetler sayıldıktan sonra: “Bunlar olgunlaştığında meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (uşrunu) verin.” diyor. Yani lafız umumi geliyor. Evet, her ne kadar Bakara suresinin 267. ayetinde: “…kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan…” ibaresi varsa da, En’am suresindeki ayet-i kerime buna kapı aralıyor. Doğrudan ayet-i kerimeden istinbat edecek değiliz ama, lafzın delaletinin umumi olarak gelmesi, bunun hasat edilebilen bütün mahsule de şamil olmasını iktiza ediyor. Hususen de İmam-ı Azam hazretlerinin içtihadına göre böyledir. Sulama yapıldığı için 20 de 1 uşr verilir. İmameyne göre sebzenin uşru yoktur.

 

Sual: Domates, biber, patlıcan, lale ve tütün, fide olarak yetiştiriliyor. Muayyen olgunluğa geldikten sonra sökülüp satılıyor. Alan da bu fideleri toprağa dikip yetiştiriyor. Bu fidelerin öşrü verilir mi?

Cevap: Bir kimse arazisinde odun, kamış, ot yetiştirir de, bunları biçerek satarsa, öşür vacip olur. (İbni Abidin)

 

Sual: Makine sistemi ile sulanan ve hususi bakımı olan çileğin uşru verilir mi?
Cevap: Eğer bahçesinde kendi ihtiyacı için değilse, İmam-ı Azam hazretlerine göre yirmide biri verilir. İmameyn’e göre çabuk bozulan meyvenin uşru verilmez. Zenginse, İmam-ı Azam’a; değilse, İmameyn’e uyabilir.

 

Sual: Anne, baba ve kardeşlere öşür vermek caiz midir?

Cevap: Öşür (uşur) toprak mahsulleri zekâtı olduğu için, usul ve füruya, yani ana, baba, dede, nine ile evlat ve torunlara verilmez. Kardeşe ve diğer akrabalara, damat ve geline, üvey anne baba ve üvey evlatlara verilir

 

Sual: Fındığın öşrü nasıl verilecektir?
Cevap: Mahsulün onda biri veya bunun hasad esnasındaki altın üzerinden kıymeti verilecektir.

 

Sual: Mantar yetiştiren bir kimse malının öşrünü mü vermelidir? Yoksa ticaret eşyası olarak zekât mı vermelidir?

Cevap: İmameyn’e göre verilmez. İmam-ı Azam’a göre uşru verilir. Hüdâ-i nâbit, yani kendiliğinden yetişiyor ise veya evin bahçesinde ise verilmez. Kuru ot gibidir. Serîü’l-helâk (çabuk bozulan bir şey) olduğu için ticaret eşyası sayılmaz.

 

Sual: Zeytin tüccarı, sattığı zeytin ve zeytinyağının zekâtını nasıl hesaplar?

Cevap: Zeytin hasad edilince, uşru verilir. Yağmur suyu ile sulanıyor ise onda biri, dolap, baraj, motor ve sair ile sulanıyorsa yirmide bir verilir. Zeytinyağının uşru olmaz. Zeytinyağı tüccarı, sattığı zeytinyağının kırkta birini zekât olarak verir. Kendi mahsulü olan zeytini sıkıp zeytinyağı yaparak satıyorsa, zekâtını vermez; sadece uşr ile iktifa edilir.

 

Sual: Bir kişi tarlasını kiraya verse, tarlayı tutan kişi meyvelerin uşrunu verse, tarla sahibi de vermeli midir?

Cevap: Hayır. Uşr, mahsulden verilir ve mahsul sahibi verir. Ortaklaşa ekilmişse, her biri kendi uşrunu verir.

 

Sual: Birisi arsasında bulunan zeytinleri veya armutları toplamasa ya da yiyeceği kadar toplasa, uşru bunların tamamı üzerinden mi hesaplar?

Cevap: İmam-ı Azam’a göre meyveden uşur verilir; İmameyn’e göre verilmez, çünki bir sene saklanamaz. Mahsulün uşru, İmam-ı Azam ve Ebu Yusuf’a göre yiyecek hale gelince toplanmasa da hepsinden verilir. İmam Muhammed’e göre hasad ettiği mikdardan verir. İmameyn’e göre bir mahsulden uşur vermek için 1250 litre olması aranır. Yediği ve yedirdiğinden de vermez. Bahçedeki mahsulden verilmez. Fakirler İmameyne göre, zenginler İmam-ı Azama göre hareket ederlerse iyi olur

 

Sual: Evinden ayrı bir yerdeki bahçesinden elde ettiği elmaların uşru verilir mi?

Cevap: İmam-ı Azam’a göre ne kadar olursa olsun meyvanın tamamının uşru verilir; İmameyne göre saklanamayacak vaziyette bir mahsul olduğu için uşru verilmez.

 

Sual: Buğdayının öşrünü, kıymeti kadar hayvandan verebilir mi?

Cevap: Uşr (toprak mahsulü zekâtı), ya malın kendisinden verilir; yahut altın veya gümüş olarak verilir. Sâime hayvan olarak verilmez. Sâime hayvanın zekâtı, hayvan olarak verilebilir.

 

Sual: Babam zeytinliğini tapuda benim üstüme geçirecekmiş. Bundan sonra zeytinlik yine kendisininmiş gibi mahsullerinden istifade edecek. Mahsullerin uşrunu vermek kime farz olur?

Cevap: Kendisine. Tapuda üzerine yazdırmak, hibe demek değildir.

 

Sual: Evimizin bahçesindeki erik ağacından ortalama 30 kg. mahsul aldık. Kendi suyumuz ile suladık. Bunun ne kadarını zekât olarak vermek gerekir?

Cevap: Ne kadar çok olursa olsun, evin bahçesindeki meyve ve sebzenin uşrunu vermek gerekmez. Bunun dışındakilerden 20’de bir uşr (toprak mahsulü zekâtı) verilir. Yağmur ile sulansa idi 10’da bir verilirdi.

 

Sual: Tarlasında kiracısı bulunan zengin bir kimse, bu tarlasını satılığa çıkarırsa tarlanın zekâtını vermesi gerekir mi?

Cevap: Tarlanın zekâtı olmaz, mahsulün zekâtı olur. Tarladaki mahsulün uşru (zekâtını) verilir. Nitekim bir kimse toprağını kiraya verirse, mahsulün uşrunu, İmam-ı Azam’a göre, mal sahibi verir. Kira ücreti yüksek olan yerlerde, böyle fetva verilir. İki imama göre, kiracı verir. Kira az olan yerlerde, böyle fetva verilir.

 

Sual: Ziraat yapan biri, tabii yollarla sulama yapsa, makine, gübre, mazot ve amele masrafını zekâttan düşer mi?

Cevap: Zekât (uşr), masraflar düşülmeden çıkan mahsulün tamamından verilir. Sadece tohum düşülür.

 

Sual: Babam kendisine ait bahçenin tapusunu benim üzerime yapmak istiyor. Yalnız tapusu benim üzerimde olsa bile, bahçe kendisininmiş gibi mahsullerinden faydalanmaya devam edecek. Mahsulün uşrunu vermek bize düşer mi?
Cevap: Uşr, bahçeyi işletene aittir. Çünki mahsulden verilir.

 

Sual: 150 dekar ekinimiz vardır. Bunun 30 dekarı ortakçıdadır. Tarla sahibi tohum ve gübrenin yarısını ödüyor, çıkan hasılat ve saman ortaktır. 70 dekarı icardır. 50 dekar da kendi tarlamızdır. Ayrıca yıl içinde ödenecek 40 bin lira borcumuz ardır. Bunun uşrunu nasıl vereceğiz?
Cevap: Ortakçılıkta çıkan ekinin uşru verildikten sonra ortaklar arasında paylaşılır. Ortakçı uşru vermek istemezse, karşı taraf kendisine düşenin uşrunu verir ve bir daha böyle biriyle ortakçılık kurmaz. İcarda uşr, İmameyn’e göre mahsul sahibine aittir. Fetva da böyledir. Kendi tarlanızdan çıkanın uşru size aittir. Sulama varsa 1/20; yoksa 1/10 uşr verilir. Borçlar, uşur nisabından düşülmez.

 

Sual: Kayınpederim uşrunu vermek niyeti ile hesabıma para gönderdi. Sonra da o parayla altın al dedi. Fakat gönderdiği para hesapta benim paramla karışmış oldu. Şu halde gönderdiği miktarı hesabımdan çekip altın alırsam zekât verilmiş olur mu?
Cevap: Hesaba göndermesi paranın sizin paranızla karışmasına razı olduğunu gösterir.

 

Sual: Dut ve asma yaprağından uşr verilir mi?

Cevap: Meyvesi olmayıp bey’ için yetişdirilen ağaçların ve istifâde edilen dut yapraklarının uşru verilir. (İbn Âbidîn.)

 

Sual: Ayrılmış olduğum beyim, çocuklarıma ve bana yememiz için kendi zeytinliklerinden zeytin, zeytinyağı ve kendi yaptıkları sabunlardan gönderiyor. Ama kesinlikle biliyoruz ki zeytinlerinin uşrunu vermiyor. Ayrıca zeytinlerini para kazanmak niyetiyle satıyor, bunun da zekâtını vermiyor. Biz gönderdiği mallarının onda birini ayırıp fakirlere veriyoruz. Bu şekilde kullanmamız helâl olur mu? Kullanmamak mı efdaldir?

Cevap: Uşrunu verdiği veya vermediği bilinmeyen kişinin ikramı yenir. İyi bilinse bile yenir. Ancak takva, yememek veya onda birini fakire verip, sonra yemektir.

 

Sual: Uşrunu verdiğim mahsulleri satıp, parasını aldım. Bundan başka nisabı dolduran param da vardı. Birkaç ay sonra zekât verme günüm geldi. Bu mahsullerin parasının zekâtını da verecek miyim?

Cevap: Bir kimse öşrünü verdiği mahsulü satsa, nisab mikdarı başka parası da varsa, buna katar ve bunun zekât verme gününde beraberce zekâtlarını verir. Başka parası nisab mikdarı değilse, ikisi birlikte nisabı dolduruyorsa, bu tarihten itibaren bir sene geçince zekât verir. (Cevheretü’n-Neyyire; İbn Âbidîn; Hindiyye.)

 

Sual: Zeytinin öşrünü yağını çıkarttıktan sonra yağ olarak vermek caiz midir?
Cevap: Zekât, bedel olarak da verilebilir. Caizdir.

 

Sual: Devlet arazisini kiralayan ve aşar veren biri, buna ilaveten öşür (zekat) verecek midir?
Cevap: Hayır. Kira ile uşr bir arada olmaz. Araziyi devletten değil de, şahıstan kiralamış ise, İmam-ı Azam’a göre öşrü arazi sahibi; İmameyn’e göre kiracı verecektir. Kiranın yüksek olduğu yerde toprak sahibinin vermesi; kiraların düşük olduğu yerde mahsul sahibinin vermesi istikametinde fetva verilmiştir.

 

Sual: Bir kimse veresiye aldığı bir tarladan, borcu bitmeden mahsul elde etse öşrünü verecek midir?
Cevap: Öşürle borcun alakası yoktur. Öşrü mahsulü kaldırınca tam olarak verecektir.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler