Sual: Mehdi konusunda çok fazla kafa karıştırıcı sözler işitiyoruz. Bu mevzu hakkında bilgi verir misiniz? Ayrıca müceddid mevzusunun bununla alâkası nedir?

Cevap: Hazret-i Mehdî, âhir zamanda dünyaya gelecektir. Adı, Muhammed, babasının adı Abdullahtır. Resulullah aleyhisselâmın soyundan olacaktır. Îsâ aleyhisselâmla buluşacak, Deccal ile mücadele edecek, İsa aleyhisselâm ile beraber Deccal’i öldürecek, Yahudiler kendisine başkaldıracak, bunlarla muharebe edecek, mezhebler unutulmuş olacak, kendisi ictihad edecek, her yeri alacak, her yerde adâlet olacak, Eshâb-ı Kehf, uyanıp mağaradan çıkarak, Mehdînin askeri olacaktır. Medine’deki sapık din adamları bu adam dinimizi bozuyor diye karşı gelecek, Mehdî hepsini öldürecektir.

Bazı saf kimseler, büyük zan ettikleri kimselere Mehdî demektedir. Mehdî’nin alâmetlerini Resûlullah aleyhisselâm bildirmiştir. İbni Hacer Mekkî’nin Alâmetü’l-Mehdî kitabında ve Süyûtî’nin el-Burhan kitabında bunlardan ikiyüze yakın alâmet yazılıdır. el-Fütûhâtü’l-İslâmiyye’de der ki (II/297), “Beklenilen Mehdî, Hazret-i Fâtıma’nın soyundan olacaktır. Mekke’de zuhur edecektir. O zaman, Müslümanlar halîfesiz olacaktır. İstemediği halde, zor ile halîfe yapılacaktır. Zuhûr edeceği zaman ve yaşı ve ömrü kesin belli değildir”. Mehdî çıkacağı zaman yeryüzünde halîfe bulunmayacağı ve Mehdîliklerini ilân edenlerin Mehdî olmadıkları buradan anlaşılmaktadır.

Hazret-i Mehdî’nin ortaya çıkışı kıyamet alâmetlerindendir. Mehdî çıkmadan evvel ortaya çıkacak bazı başka alâmetler var ki henüz çıkmamıştır. Bu da Mehdî’nin henüz gelmediğini gösteriyor. Mehdî’nin alâmetlerine dair Hazreti Peygamber buyurdu ki:

“Mehdînin başı hizâsında bir bulut olacakdır. Bulutdan bir melek: Bu Mehdîdir, sözünü dinleyiniz! diyecektir.”

“Yeryüzüne, benim evlâdımdan biri, yani Mehdî de, mâlik olacaktır.”

“Kıyâmet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evlâdımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur ve dünyâyı adâletle doldurur. Ondan önce dünyâ zulümle dolu iken, onun zamanında adalet ile dolar.”

“Eshâb-ı Kehf, Hazret-i Mehdî’nin yardımcıları olacaktır ve Îsâ aleyhisselâm bunun zamanında gökten inecektir. Îsâ aleyhisselâm, Deccâl ile harb ederken, Hazret-i Mehdî, onunla beraber olacaktır. Bunun hükümdarlığı zamanında, her zamankinin aksine olarak ve hesapların tersine olarak, Ramazan-ı şerîfin 14. günü güneş tutulacaktır ve birinci gecesinde ay tutulacaktır.”

“Yeryüzünü küfr kaplamadıkça ve her yerde küfür ve kâfirlik yapılmadıkça, Hazret-i Mehdî gelmez”. (Bundan anlaşılıyor ki, Hazret-i Mehdî çıkmadan evvel, küfr her tarafa yayılacak, İslâm ve Müslümanlar garip olacaktır.)

“İsa aleyhisselâm Kıyâmet yaklaşınca Şam’da, Ümeyye Câmii minaresine inecek, evlenecek, çocukları olacak, Hazret-i Mehdî ile buluşacak, kırk sene yaşayıp, Medîne’de vefat edip, benim yanıma Hücre-i Seadet’e defn edilecektir.”

Zamanımızda bazı câhiller tasavvuf kitaplarındaki bilgileri yanlış anlayarak kendi hocalarını, şeyhlerini mehdî zannetmektedir. Mehdî geldiği zaman gizli kapaklı iş yapmayacaktır. İsa aleyhisselam ile beraber cenk edecektir. Yeryüzüne Müslümanlar hâkim olacaktır. Şu anda buna dair bir işaret olmadığı ortadadır. Mehdî’nin zuhuru hakkında tasavvuf büyüklerinin bazı keşifleri vardır. İmam Rabbanî hazretleri kıyametin kopmasının hicrî 1500 ile 2000 yılları arasında olacağını keşif buyurmuştur. Kendisi II. bin yılın müceddidi olup, mehdî de üçüncü bin yılın müceddidi olacağına göre, daha Mehdî’nin ortaya çıkmasına zaman vardır. Bunları kimse bilemez. Dinin kaynaklarında, âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflerde Mehdî’nin ne zaman zuhur edeceği açıkça bildirilmemiştir.

Şiîlerde de mehdî inancı vardır. Ama Ehl-i sünnetten farklıdır. Şiîler, Hazret-i Fâtıma’nın soyundan gelen 12 imamın sonuncusu Muhammed Mehdi’nin bir mağaraya saklandığına, kıyamet günü buradan çıkacağına, o zamana kadar Şiîleri buna vekâleten din adamlarının idare edeceğine inanmaktadır.

Mehdî’nin geleceğine inanmak, Ehl-i sünnet olmanın alâmetlerindendir. İnanmayan Ehl-i sünnetten çıkar. “Ümmetimden her yüz senede bir müceddid gelir, dini yeniler” hadîs-i şerifi vardır. Müceddid, dine sokulmuş bidat ve hurâfeleri temizler, dini aslî hüviyetine kavuşturur.

 

Sual: Mehdi hakkında aktardığınız bir hadisi okudum. Mehdinin başı üstündeki bir buluttan seslenecek bir melekten bahsediyor. Allah aşkına, Allah’ın hiç peygamberine vermediği bu lûtfu başka bir insana verebileceğini iddia eden bu sözü peygambere atfedenlere uyarak nasıl bize yansıtırsınız?

Cevap: Bahsettiğim husus bir hadis-i şerif ile sâbittir. Muteber din kitaplarında yazan hadis-i şeriflere itibar ederiz. Muhaddis değiliz. Bu hadis-i şerif, bizden çok yüksek hadis ve fıkıh âlimleri tarafından görülüp değerlendirilmiş ve kitaplara yazılmıştır. Müslümanın bundan şüphe etmekten Allah’a sığınması lâzımdır. Bu bir ahkâm hadisi değil ki haramı ve helali bildirsin. İbadetlerin faziletinde, ahbâr ve kısâsta, yani haber ve kıssaların izahında zayıf hadislere itibar edilmesi ilmî bir kaidedir.

Kaldı ki bu hadis-i şerifte bir üstünlük bildirilmiyor. Muhammed aleyhisselâm mucize gösterir. Mehdi gösteremez. Herkes Mehdi’nin gerçek olup olmadığını nasıl anlayacaktır? Bu bir kerâmettir. Ehl-i sünnete göre kerâmet haktır. Evliyânın kerâmeti, aynı zamanda Muhammed aleyhisselâmın mucizelerinden sayılır. Allah, Muhammed aleyhisselama vermediği bazı üstünlükleri İsa aleyhisselâma verdiğini Kur’an-ı kerimde bildiriyor. İsa aleyhisselam babasız doğmuştur. Diri bir şekilde göğe yükselmiştir. Annesi de bütün kadınların efendisi ilan edilmiştir. Bu, İsa aleyhisselamın, Muhammed aleyhisselamdan üstün olduğu şeklinde hiç anlaşılmamıştır.

Dinî hususlarda akıl yürütmek, kıyas yapmak doğru değildir. Nasıl bildirilmişse öyle inanmak bir vicdan meselesidir.

Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye Kitabını Okumak İçin Tıklayınız.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel KitaplarMeâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir?Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir DuâSeyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler