Sual: “İşlerin hayırlısı ortalama olandır” hadis-i şerifinde kastedilen “ortalama” nedir? Nasıl anlaşılır?
Cevap: Orta yol deyince, iki şey anlaşılır: Birisi, herkesin anladığı gibi, bir şeyin tam ortasıdır. Dairenin merkezi, kutru böyledir. İkincisi, izafi, takdiri orta olmaktır. Yani belli bir şeyin ortasıdır. O şeyin ortası olduğu için, her şeyin ortası olmak lazım gelmez. Ahlak bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır. Bunun için, iyi huy, herkese göre farklı olur. Hatta, zamana ve mahalle göre de değişir. Birinde güzel olan bir huy, başkasında iyi olmayabilir. Bir zamanda iyi denilen bir huy, başka zamanda iyi olmayabilir. O hâlde iyi huy, tam ortada olmak değil, ortalamada olmaktır. Kötü huy da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. “İşlerin en iyisi, onların ortasıdır” hadis-i şerifi de bunu bildirmektedir. Bundan dolayı, her iyi huya karşı, iki kötü huy bulunur. 4 esas iyi huya karşılık da, sekiz ana kötü huy olur:
1) Cerbeze olup hikmetin aşırı olmasına denir. Ahlakı ve işleri incelemek, anlamak kuvvetini, lüzumsuz yerlerde kullanmaktır. Hiyle yapmak, aldatmak, haram işleri neşretmek gibi. Ruhun fen kuvvetini [yani aklı], aşırı kullanmak cerbeze olmaz. Kötü olmaz. Din bilgilerini, fen bilgilerini ve matematiği ilerletmek için, ne kadar çok inceler, araştırırsa, o kadar çok iyi olur.
2) Beladet, eblehliktir. Aklı kullanmamaktır. Ahmaklık da denir. Kalın kafalılıktır. Öğrenmesi ve işlemesi kusurlu olur. İyiyi kötüden ayıramaz. Âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, ilmi çok övmüştür. Sayılmakla bitmez.
3) Tehevvürdür. Çabuk kızmak demektir. Şecaat iyi huyunun aşırı olmasıdır. Akıllı tanınan kimselerin beğenmeyeceği işler yapmaya kalkışmaktır. Ruhunu veya bedenini boş yere yorar.
4) Cübndür. Korkaklık demektir. Şecaatin lüzumundan az olmasıdır. Korkmak caiz olmayan yerde korkaklık gösterir.
5) Fücurdur. İffetin aşırı olmasıdır. Dünya lezzetlerine düşkün olur. İslamiyetin ve aklın beğenmediği taşkınlıkları yapar.
6) İffetin az olması Humud, yani miskinliktir. İslamiyetin ve aklın izin verdiği arzularını bırakmaktır. Bedeni, kuvveti gider. Hasta olur. Nesli tükenir.
7) Zulümdür. Adaletin sınırını aşmaktır. Başkasının hakkına tecavüz etmektir. Başkasının malına, canına, namusuna zarar verir.
8) Haysiyetsizliktir. Kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakaretleri kabul eder. Adaletin noksan olmasıdır. Adalette bütün iyilikler toplandığı gibi, zulümde de, kötülükler toplanmıştır. Bunun içindir ki bazı âlimler, gönül incitmeyen şeyler günah olmaz dedi. Mesela, Abdullah-i Ensârî “kuddise sirruh” buyurdu ki:
Hak yolcuları hiç gönül kırmaz,
bunun gibi büyük günah olmaz!
Abdullah-i Ensârî, sufiye-i aliyenin büyüklerindendir. Şeyhulİslam idi. Bazı sapıklar, bu büyük zâtın sözünü iyi anlayamadı. Başkasına kötülük yapma da, kendine ne yaparsan yap sandı. Böylece, ibadetleri bırakıp, her günahı işleyip, kimseye zararımız yok diye de övündüler. Hatta:
İster kâfir ol, ister Kâbeyi yak,
istersen şarap iç, yalnız kırma kalp!
diyerek İslamiyetten ayrıldılar. Halbuki dinin haram ettiği her şey zulümdür. İster başkasına, isterse kendi kendine yapılması haram olan her şey zulümdür. Zalimler, ekseriya malı, mülkü, mevkii çok olanlardır. Mazlumların çoğu da, fakirlerdir. Orta halli olanların çoğu, adaleti gözetenlerdir.
İyi huyların hepsi vasati [ortalama] miktarlardır. Her birinin aşırı veya az olması, birer kötü huy olur. Bu muhtelif kötü huylar için, belki her lisanda, isim bile bulunmaz. Fakat, düşünülürse, manaları [ne demek oldukları] kolay anlaşılır.
İnsanda bulunması lazım olan güzel ahlaktan, bazısı vardır ki ne kadar çok olursa, iyiliği de o kadar artar zan olunur. Halbuki öyle değildir. Her iyi huyun bir sınırı vardır. O sınırı aşınca, iyilik gider, kötülük olur. İyi huyun az olması kötülük olacağı ise, kolay anlaşılır. Şecaat ve sehavet bunlara misaldir. Bu iki iyi huyun aşırı, fazla olanları tehevvür ve israftır. Cahiller, hele, İslam ahlakını bilmeyenler, israf edeni, çok cömert sanır ve överler. Tehevvür edenlere de, çok cesur, kahraman derler. Halbuki korkak ve hasis olana hiç kimse, kahraman ve cömert demez.
İnsanda bulunması lazım olan güzel ahlaktan bazısı da vardır ki az olunca iyi zan olunur. Aşırı, çok olunca, kötülüğü belli olur. tevazu böyledir. İnsanda kibrin bulunmaması demektir. Bunun noksan olması tezellüldür. Tezellülü, tevazudan ayırmak güçtür. Hatta çok kimse, dilencinin zilletini, âlimin tevazuu ile karıştırır. Çünkü, kibirsizlik onda da çoktur. Onu da çok iyi sanır.
Tavsiye Yazı –> Müslüman bir genç fen bilimlerine nasıl bakmalı?

