Hicretin 7. yılında, Muharrem ayında, İslâmiyete davet etmek üzere hükümdarlara gönderilen altı elçiden birisi de Şüca’ bin Ebi Vehb olup, Peygamberimiz aleyhisselâm onu Şam sınırı hükümdarı Haris bin Ebî Şimr el-Gassanî’ye göndermişti.

Haris bin Ebî Şimr, Hıristiyan Arapların hükümdarı idi.

Peygamberimiz aleyhisselâm, Haris bin Ebî Şimr’e gönderdiği ” Muhammed Resûlullah” mührü ile mühürlü mektubunda şöyle buyurdu:

” Bismillâhirrahmâhirrahîm

Allah’ın Resûlü Muhammed’den Haris bin Ebî Şimr’e!

Doğru yola uyan, tâbi olanlara, Allah’a iman eden ve Resûlünü doğrulayanlara selâm olsun!

Ben seni eşi, ortağı olmayan Bir Allah’a imana davet ediyorum!

Davetimi kabul edersen, hüküm ve saltanatın yine sende kalacaktır.”

Şüca’ bin Ebi Vehb, mühürlenip kendisine verilen bu mektupla yola çıktı. Şüca’ bin Ebi Vehb der ki:

” Haris bin Ebi Şimr’e gittim.

Kendisi, o sırada Dımaşk’ın Gota bölgesinde* bulunuyor, Kayser Herakliyus’a yapılacak ağırlama ve armağan hazırlıklarıyla uğraşıyordu.

Kayser Herakliyus, Hıms’tan İlyaya (Kudüs’e) gelmişti.

Hâris’in kapısında iki veya üç gün kadar oturup onu bekledim.

Hâris’in kapıcısına:

‘Ben Resûlullah aleyhisselâmın Hâris’e gönderdiği elçisiyim! ‘ dedim.

Kapıcı:

‘Sen onunla buluşamazsın! O ancak filan gün, filan saatte çıkar! ‘ dedi.

Kapıcı Rum’du ve kendisinin adı da Mira idi.

Mira, Resûlullah aleyhisselâmı benden sordu.

Ben de, Resûlullah aleyhisselâmın sıfatlarını ve Haris bin Ebî Şimr’i nelere davet ettiğini anlatınca, içi kabardı, en sonunda kendisini tutamayarak ağlamaya başladı.

Ağlarken de;

‘Ben İncil’i okudum. Bu peygamberin sıfatlarını ve onun insanları nelere davet edeceğini İncil’de aynen yazılı buldum!

Fakat, ben onun Şam’dan çıkacağını sanıyordum. Kurazîlerin yurdundan (Medine’den) çıktığını gördüm!

Ben ona iman ve kendisinin peygamberliğini tasdik ediyorum. Fakat, Hâris beni öldürür diye, imanımı açıklamaktan korkuyorum! ‘ diyor, ondan hayır gelmeyeceğini üzülerek haber veriyor, bana ikramda bulunuyor, beni en güzel şekilde ağırlıyordu.

En sonra, Hâris bir gün çıkıp tahtına oturdu, başına tacını koydu.

Kendisinin yanına girmeme izin verildi. Girip Resûlullah aleyhisselâmın mektubunu ona sundum.

Hâris, mektubu okuduktan sonra, yere attı ve:

‘Saltanatımı benden kim sökebilecekmiş göreyim?!

O Yemen’de de olsa, halkla üzerime gelmeden, ben ona gideceğim! ‘ dedi.

Gece gelip kavuşuncaya kadar, oturduğu yerden ayrılmadı. Sonra, kalkıp atların nallanmasını emretti.

Bana da:

‘Sahibine, gördüğünü haber ver! ‘ dedi.

Kayser’e bir mektup yazıp elçiliğimin haberini bildirdi ve Resûlullah aleyhisselâmın üzerine yürümeye hazırlandı.

O sırada, Kayser Herakliyus Kudüste, Dıhyetü’l-Kelbî de Kayser’in yanında bulunuyordu.

Kayser Herakliyus, Hâris’in mektubuna yazdığı karşılıkta:

‘Sakın, onun üzerine varayım deme! İlya’da benimle buluş! ‘ dedi.

Kayser’den mektubunun cevabı gelince, Hâris beni huzuruna çağırdı ve bana:

‘Sahibinin yanına ne zaman gitmek istiyorsun?’ diye sordu.

‘Yarın! ‘ dedim.

Bana yüz miskal altın bahşiş verilmesini emretti.

Hâris’in kapıcısı Mira da, bana yol için azık ve elbise yetiştirip:

‘Resûlullah aleyhisselâma benden selâm söyle! Dinine tâbi ve Müslüman olduğumu haber ver! ‘ dedi.

Medine’ye dönüp Hâris bin Ebî Şimr‘in dediklerini ve davranışını Peygamber aleyhisselâma haber verdim.

Peygamber aleyhisselâm:

‘Onun saltanatı yok olsun! ‘ buyurdu.

Mira‘nın selâm söylediğini ve dediklerini de haber verdim.

Resûlullah aleyhisselâm:

‘Doğrudur! ‘ buyurdu.”

Hâris bin Ebî Şimr, Mekke’nin fethi (Hicretin 8. ) yılında öldü.

Onun ölümü ile Gassanî saltanatı Cebele bin Eyhem‘e geçti ve onda da sona erdi.

KAYNAK: M. Asım Köksal, İslâm Tarihi.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler