Peygamberimiz aleyhisselâm, İslâmiyete davet etmek üzere Hicretin 7. yılında  Muharrem ayında hükümdarlara altı elçi ile birlikte birer mektup gönderdi. Bu altı elçiden biri de Hâtıb bin Ebi Beltea’dır. Peygamber aleyhisselâm onu İskenderiye hükümdarı, Kıbtîlerin büyüğü Mukavkıs’a göndermişti.

Peygamberimiz aleyhisselâm, onu göndermeden önce:

“Ey insanlar! Ecir ve sevabını Allah ödemek üzere, şu mektubu Mısır hükümdarına hanginiz götürür?” diye sorunca, Hâtıb bin Ebi Beltea sıçrayıp ayağa kalktı ve Peygamberimiz aleyhisselâma doğru vardı ve:

” Yâ Rasûlallah! Ben götürürüm! ” dedi.

Peygamberimiz aleyhisselâm:

” Ey Hâtıb! Allah bu vazifeni senin hakkında mübarek kılsın! “ buyurdu.

Hâtıb b. Ebi Beltea mektubu Peygamberimiz aleyhisselâmdan aldı, vedalaşıp evine gitti. Hayvanının çulunu, kolanını sıkılaştirdı. Ailesiyle de vedalaştıktan sonra yola çıktı.

Hâtıb, önce Mısır’a gitti. Mukavkıs’ı orada bulamayınca, İskenderiye’ye gitti. Mukavkıs’ın saray kapıcısının yanına vardı. Ne için geldiğini ona haber verdi. Kapıcı, Hâtıb’a çok hürmet etti. Onu hiç bekletmedi.

Mukavkıs, o sırada, deniz üzerinde bir mecliste bulunuyordu.

Hâtıb, bir sandala binip Mukavkıs’ın meclisi hizasına kadar vardı; Peygamberimiz aleyhisselâmın mektubunu, baş ve şehadet parmağı arasına alarak ona gösterdi.

Mukavkıs, mektubu görünce, Hâtıb bin Ebi Beltea’yı önüne getirmelerini adamlarına emretti.

Mukavkıs, Peygamberimiz aleyhisselâmın mektubunu Hâtıb’ın elinden aldı, okuttu.

” Muhammed Resûlullah” mührü ile mühürlü mektupta şöyle buyuruluyordu:

” Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah’ın kulu ve resûlü Muhammed’den Kıbtîlerin büyüğü Mukavkıs’a!

Hidayete uyan, doğru yolu tutanlara selâm olsun

İmdi, ben seni İslâm davetiyle Müslümanlığa davet ediyorum.

Müslüman ol, selameti bul da, Allah sana ecir ve mükâfatını iki kat versin!

Eğer bu davetimi kabul etmez, kabul etmekten kaçınırsan, Kıbtîlerin günahı senin boynuna olsun!

‘De ki: Ey Ehl-i Kitab! Geliniz! Bizim aramızla sizin aranızda eşit ve ortak bir Kelime’de birleşelim de, Allah’tan başkasına tapmayalım! Ona hiçbir şeyi eş, ortak tutmayalım! Allah’ı bırakıp da, birbirimizi rab diye tanımayalım!

Buna rağmen, onlar bu davetten yüz çevirirlerse, onlara: Siz şahit olunuz ki, bizler muhakkak Müslumanlarız, deyiniz. ‘”  (Âl-i Imrân, 65)

Peygamberimiz aleyhisselâmın mektubu okununca, Mukavkıs, Hâtıb bin Ebi Beltea’ya ” Hayırlı olsun! ” dedi.

***********

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler