8 — Müşterek medeniyete erişmek çabalarını tarih içinde engelleyen, dinin emredici kudreti imiş. Devrimlerin amaçlarını engelleyen dinin emredici otoritesini yok etmeli imiş.

Cevap: Bu fen yobazı, medeniyeti diline dolamakta, gençleri bu efsunlu kelime ile uyuşturmaya çalışmaktadır. Büyük ve ağır sanayi kurup, elektronik makinalar ve atom gücü ile çalışan fabrikalar yapıp, bunların arkasında, fuhşu, kadını eğlence vasıtası şekline sokmayı, döviz kaçakçılığı ile yalan ve hile ile vurgun ile patron olmayı, işçinin sırtından geçinerek, her çeşit hayvani arzulara kavuşmayı medeniyet sanmaktadır. İslam âlimlerinin tarif ettiği ve ulaşılmasını emrettiği medeniyet; (Tamir-i bilad ve terfih-i ibad) dır. Yani medeniyet, binalar, makinalar, fabrikalar yaparak memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşit gelirleri, milletlerin hürriyetleri, rahat ve huzur içinde yaşamaları için kullanmak demektir. Yirminci asırda, medeniyetin bu iki şartından, yalnız birincisi vardır. Fen, göz kamaştırarak ilerlemekte ise de, ekonomik ve teknik buluşlar, insanları köle yapmak, zulüm ve işkence için kullanılmaktadır. Komünist devletler ve dikta rejimleri bunun misalidir. Yirminci asır, fen asrıdır. Medeniyet asrı olmaktan çok uzaktır.

Bu sosyalist yazar, dini yok etmek arzusunda çok kararlıdır. Çünkü, İslamiyet, ahlaksızlığı, namussuzluğu, sömürücülüğü, iki yüzlülüğü, diktatörlüğü, jurnalciliği, kısaca, insanlığı kemiren her kötü davranışı yasak etmektedir. Kötü ruhlu, bozuk karakterli kimse, elbette iyilik yapılmasını istemez. Bozguncu olan alçaklar, yapıcı olan İslamiyetten elbette ürker. Bu yalancı kâfir, müslümanlığın medeniyeti engellediğine inandırmak için, tarihi yalancı şahit gösteriyor. Biraz tarih bilgisi olsaydı, kendini belki biraz frenliyebilirdi. İslamiyetin, medeniyete hizmetini ve bugünkü Avrupa’nın, Amerikanın kalkınmasına ışık tuttuğunu, müslüman olmayan tarihçiler de itiraf ediyor.

Bu cahil fen yobazının, bu yalanları kendisi uyduracak kadar kafa ve kalem sahibi olmadığı da anlaşılıyor. Avrupada hıristiyanlığa karşı olarak yapılan saldırıları, İslam dinine de bulaştırmak çabasındadır. Fakat, haksız olduğundan ve bilgisi gibi, görüşü, anlayışı da kıt olduğundan, yüzüne gözüne bulaştırmaktadır.

Sırası gelmişken, Avrupada hıristiyanlık düşmanlığını kimlerin ve niçin yaptıklarını ve bu hücumların İslam dinine karşı çevrilemeyeceğini açıklamak uygun olacaktır. Şöyle ki:

Büyük Kostantin zamanında, ilâhî kıymetini büsbütün kaybeden hıristiyanlık, siyasi bir kazanç vasıtası olmuştu. Ruhaniler, hıristiyan olmayanlara karşı, kanlı savaş açıyorlardı. Herkesi, körü körüne hıristiyan olmak için zorluyorlardı. Luther, bu çılgınca saldırıda pek ileri gitmişti. Protestan olmayan her dine, her millete ateş püskürüyordu. Katoliklerin kurdukları misyoner teşkilatı da, ayrıca fikirleri karıştırmaya, vicdanları şaşırtmaya uğraşıyor, her gün yeni yeni yazılarla, hıristiyanlık propagandası yapıyordu. Hıristiyanların ilme, fenne uymayan ve bazen kan dökerek, bir yandan da aldatarak yaptıkları saldırılara karşı, Avrupada, onsekizinci asırda hıristiyan düşmanlığı başladı. Papazların, insanları aldattıkları, hurafelere inanmak için zorladıkları, herkesi fikir esaretine almak için uğraştıkları yazıldı. Fakat, bu düşmanlık, hıristiyanlık dinine karşı olmakla kalmadı. Her dine saldıranlar türedi. Bunlar, papazların fenalığını, dinin bozulmasında, dinin değiştirilmiş olmasında görmüyor, dinden geldiğini sanıyorlardı. Dinleri incelemeden, hıristiyanların yaptıkları zulmleri, kötülükleri, din olarak ele alıp, dinlere saldırıyorlardı. Din düşmanlığında en ileri gidenlerden biri Volter oldu. O da, Luther gibi İslamiyete iftira ediyor, Resûlullah efendimizi, Luther’in dediği gibi sanarak, (Haşa) kötülüyordu. Bunlar da, hıristiyanlar gibi, İslam dinini incelemeden, bütün dinlere çatıyordu.

İlk olarak 19. asırda, Alman Von Herder, körü körüne hıristiyan olmaya zorlanmak gibi, körü körüne din düşmanlığı yapmanın da, yanlış olduğunu söyledi. Dinleri, öncelikle İslam dinini incelemek lüzumunu ortaya koydu. Böylece, Avrupada, Muhammed aleyhisselâmın hayatı ve İslamiyetin, fertleri, aile ve cemiyeti idare için gösterdiği ışıklı yolun şaşılacak üstünlükleri görülmeye, anlaşılmaya başladı. İngiliz fikir adamlarından Carlyle, 1841’de yazdığı (Kahramanlar) kitabında, (Peygamber olan bir kahraman) başlığı altında, Muhammed aleyhisselâmın hayatını, ahlakını ve başarılarını övmektedir. Bir yerinde (12 asır boyunca, yüzmilyonlarca insanı idare etmiş, doğuda, batıda medeni devletler kurulmasına sebep olmuş bir zât, Luther’in ve Volter’in yazdığı gibi, bir sahtekar olamaz. Aşağı bir kimse, hazret-i Muhammedin “aleyhisselâm” başarılarına kavuşamaz. Ancak, iman ve ahlak sahibi, olgun bir kimse, başkalarına faydalı olur. Muhammed “aleyhisselâm”, insanları yükseltmek için doğmuştur. Böyle olmasaydı, kimse ona uymazdı. Muhammed aleyhisselâmın sözleri doğrudur. Çünkü yalancı olan bir kimse, bir din değil, bir ev bile kuramaz) diyor. Karlayl zamanında, Avrupada doğru İslam kitapları yok gibi idi. Fakat o, uzun senelerin incelemeleri ve keskin görüşü ile hıristiyanların ve din düşmanlarının yalanlarına aldanmadı. Tarihin hakikatlerini görebildi. Bugün İslam kitapları, Avrupa, Amerika dillerine bol bol çevrilmekte, Karlayl zamanında bulunan, yanlış ve noksanlar da aydınlatılmaktadır.

Luther’in, Kur’ân-ı Kerîme karşı yazdığı çirkin yazıları ve Volterin Muhammed “aleyhisselâm” için uydurduğu korkunç facialar olan fikirleri ile Karlayl’ın (Peygamber olan kahraman) kitabı yan yana getirilirse, müteassıb hıristiyanlar ve cahil din düşmanları ile ilim, inceleme adamlarının, İslamiyeti görüşleri arasındaki fark iyi anlaşılır. Karlayl’dan sonra, İngiliz ilim adamı Lord Davenport da, Muhammed aleyhisselâmın hayatının, ahlakının güzelliğini, Kur’ân-ı Kerîmin insanlığı saadete kavuşturan bir ilim kaynağı olduğunu uzun uzun anlatmış, Kur’ân-ı Kerîme ve Muhammed aleyhisselâma dil uzatanlara, susturucu cevaplar vermiştir.

Görülüyor ki İslam düşmanları, bugün, yalan ve iftira ateşini körükleyebilmek için, üç kaynaktan zehir almaktadır: Hıristiyan misyonerlerinden, Volter gibi körü körüne dinlere saldıranlardan ve her doğruyu, her iyiliği yok edip, insanları bir hayvan ve bir makina adam gibi sömüren komünistlerden zehirlenmektedirler.

Sonraki madde –> Kanaatkarlık İstismar Vasıtası Mı?

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler

Comments are closed.