Bu mektup, Han-ı Hanan’a yazılmıştır. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Kâfirlere, niçin sonsuz azap yapılacağı bildirilmektedir:

Allahü teâlâ, bir kimseyi hayırlı işlerde kullanırsa, ona müjdeler olsun! Allahü teâlâ, dünyayı ahiretin tarlası yaptı. Tohumunun hepsini yiyen ve toprak gibi olan, yaratılışındaki elverişli haline ekemeyen ve 1 taneden 700 tane yapmayı elden kaçırana yazıklar olsun! Kardeşin kardeşten ve ananın yavrusundan kaçtığı o gün için, bir şey saklamayan, dünyada da, ahirette de ziyan etti. Eli boş kaldı. Dünyada da, ahirette de pişman olacak, ah edecektir. Aklı olan, talihli bir kimse, dünyanın birkaç yıllık hayatını fırsat bilir, nimet bilir. Bu kısa zamanda, dünyanın çabuk tükenen ve hepsinin sonu sıkıntı ve azap olan, geçici zevklerine, tadına aldanmaz. Bunlarla vakti kaçırmaz. Bu kısa zamanda tohumunu eker. Bir tane iyi iş yaparak, sayısız meyveler elde eder. Bakara sûresi, 261. âyet-i kerimesinde meâlen, (Allahü teâlâ dilediğine katkat verir) buyruldu. Bunun içindir ki birkaç günlük iyi işe karşılık, sonsuz nimetler verecektir. Allahü teâlâ, çok ihsan sâhibidir.

Sual: Karşılığın katkat olması, iyiliklerdedir. Kötülüklerin karşılığı bire birdir. Böyle olunca, kâfirlere kısa bir zamandaki kötülükler için, sonsuz azap yapması nedendir?

Cevap: Dünyada yapılan işin karşılığının nasıl olacağını Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. İnsan bilgisi bunu anlayamaz. Mesela, Muhsan [namuslu] olan bir kimseyi kazf [iftirâ] edene 80 sopa vurulmasını emretmiştir. Hırsızlık haddi olarak, hırsızın sağ elinin kesilmesini karşılık eylemiştir. Zina haddi olarak evli olmayanlara 100 sopa ile 1 sene şehirden sürmek, evli olanlara, taş atarak öldürmek cezasını vermiştir. Bu cezaların sebeplerini insanlar anlayamaz. Bunun gibi, kâfirlere, kısa zamandaki küfür için, sonsuz azâbı karşılık yapmıştır. Geçici bir küfrün cezası, sonsuz azaptır. İslamiyetin bütün emirlerini aklına uygun getirmek isteyen, aklı ile ispata kalkışan kimse, (Peygamberliğe) inanmamış olur. Onunla konuşmak akıl işi değildir. Fârisî beyt tercümesi:

Kuran ile hadise, inanmazsa bir kişi,
ona hiç cevap verme, konuşma bitir işi!

Fakirin “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz” mektubunu getiren meyan şeyh Ahmed, merhum şeyh sultan Tehaniseri’nin kıymetli oğludur. Babasına olan lütuf ve ihsanlarınızı düşünerek bu fakiri araya koyarak, yüksek hizmetinizde çalışmak için gelmiştir. Babasına olan ihsanlarınızdan biri, öşürlü bir yerin öşrünün ona verilmesini emir buyurmuştunuz. Emir sizdendir. Hakikatte ise, her şey Allahtandır. Selam sizlere olsun ve doğru yolda gidenlere ve Muhammed Mustafa’nın “aleyhi ve alâ Âlihissalavât vetteslîmât” izinde bulunanlara olsun!

 

Önceki Mektup: 213. Mektup

Sonraki Mektup:  214. Mektup

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler