Bu mektup, Mevlânâ Abdülvahid-i Lahoriye yazılmıştır. (Sübhânallahi ve bi-hamdihi) güzel kelimesini açıklamaktadır:

Allahü teâlâya hamd olsun! Onun sevgili Peygamberine bizden duâlar ve selamlar olsun. Bir kul, ibâdet ederken, bu ibâdette bulunan her güzelliği ve iyiliği Allahü teâlâdan bilmelidir! Çünkü, Onun güzel terbiye etmesinden ve ihsanındandır. İbadette kusur ve aşağılık bulunursa, bunların hepsi kuldan gelmektedir. Kulun özünde bulunan kötülükten hâsıl olmaktadır. Hiçbir kusuru, aşağılığı Hak teâlâdan bilmemelidir. O makâmda, yalnız iyilik, güzellik ve kemâl vardır. Bunun gibi, bu alemde bulunan her güzellik ve üstünlük Allahü teâlâdandır. Her kötülük ve aşağılık da, mahluklardandır. Çünkü mahlukların aslı, özü ademdir. (Adem)  de, her kötülüğün ve aşağılığın başlangıcıdır. [(Adem), yokluk demektir.]

(Sübhânallahi ve bi-hamdihi)  güzel kelimesi, bu iki şeyi açıkça bildirmektedir. Hak teâlânın tenzîhini ve takdisini yani Ona yakışmayan aşağılıklardan ve kötülüklerden uzak olduğunu çok güzel bildirmektedir.

Bu güzel kelime, şükür yapmayı, hamd etmekle bildirmektedir. Çünkü hamd, her şükrün başıdır. Hak teâlânın güzel sıfatlarına ve işlerine ve bütün nimetlerine ve büyük ihsanlarına hamd kelimesi ile şükredilmektedir. Bunun içindir ki, hadis-i şerifte, (Bir kimse, bu güzel kelimeyi gündüz veya gece, yüz kere söylerse, o gün veya o gece, hiç kimse onun kadar sevap kazanamaz. Ancak onun gibi söyleyen kazanır)  buyruldu. Başkalarının ibâdeti, onunla nasıl bir olabilir ki, o kimse, bu güzel kelimenin son parçası ile, bütün iyiliklerin ve ibâdetlerin şükrünü yapmış olmaktadır. Bu güzel kelimenin baş tarafı ise, ayrıca Hak teâlâyı kötülüklerden ve aşağılıklardan tenzîh ve takdis etmektedir. O halde, bu güzel kelimeyi her gün ve her gece yüz kere okumalıyız! İnsanları iyi işleri yapmaya, ancak Allahü teâlâ kavuşturur.

Sual:  Hadis-i şerifte buyruldu ki, (Sübhânallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıdâe nefsihi ve zinete Arşihi ve midâde kelimâtihi)  ve ayrıca, (Sübhânallahi mil-el mîzân)  buyruldu ve ayrıca, (Elhamdülillahi ed’âfe mâ hamidehu cemî’u halkıhi)  buyruldu. Bunların hiçbirinde sayı bildirilmedi. Bir kişiden başka sayı bildiren olmadı. Adede halkıhi hangi bakımdan söylenmiştir? Rıdae nefsihi ne demektir? Ve ziynete Arşihi nasıl olur? Kelimelerin mürekkebi nasıl doğru olur? Teraziyi nasıl doldurur? Bütün insanların yaptığı hamdden kat kat fazla ne demektir?

Cevap:  İnsanda, hem (Âlem-i halk)  vardır, hem de (Âlem-i emr)  vardır. Âlem-i halkta ve Âlem-i emrde bulunan her şey, insanda vardır. Bundan başka, insanda (Heyet-i vahdânî)  denilen bir topluluk da vardır. Bu topluluk, Âlem-i halk ile Âlem-i emrin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu heyet-i vahdânî, insandan başka hiç bir mahlukta yoktur. Bu topluluk şaşılacak bir şeydir. İşitilmemiş bir eserdir. Bunun içindir ki, insanın yaptığı hamd, bütün mahlukların yaptıkları hamdlerden kat kat çok olur. Diğer sualler de, bundan anlaşılabilir. Bütün mahluklar demek, insandan başka olan şeyler demektir. Buna insanı da katarsak, kâmil bir insan, her mahluku kendinin bir zerresi bulduğu gibi, insanları da, kendinin bir zerresi görür. Kendini her mahlukun bütünü bilir. Bunun için, kâmil insanın yaptığı hamd, bütün insanların yaptığı hamdlerden de katkat çok olur. Doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafanın izinde gidenlere selam olsun “aleyhi ve alâ âlihi minessalevati etemmühâ ve minettehiyyâti ekmelühâ”!

Müntezamdır cümle ef’alin senin,
Aklı ermez, hikmetine kimsenin!

 

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler