Sual: 12 imam diye kimlere denir?

Cevap: Peygamberimizin nesebinden olup, ilim, takvâ, ahlâk, şecâat, soy bakımından zamânındaki insanların en üstünlerinden olan, yüksek şahsiyet sâhibi 12 mübârek zâta denir. Herbiri büyük âlim ve velî olan oniki kişi. Hazret-i Ali’den başlayıp aynı soydan (hazret-i Fâtıma’dan) gelerek Muhammed Mehdî’ye kadar devâm eden 12 din büyüğüne verilen isim. Bunlara Arapça, “Eimme-i İsnâ Aşere” de denir. İmâm, lügatte önder, lider demektir. İlimde önde olana imâm dendiği gibi, namaz kıldıranlara da cemâatın önünde bulunmasından dolayı imâm denilmiştir. Devlet başkanları halkın önderi olduğu için devlet başkanlarına ve söylediği söz kânun kabul edilen kimseye de imâm denilmiştir.

Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) 3 türlü vazîfesi vardı: Birincisi, ahkâm-ı fıkhiyyeyi (fıkıh hükümlerini) bütün insanlara tebliğ etmek, bildirmek idi. Ahkâm-ı fıkhiye, yapılması emir veya yasak edilen işlerdir. 2. vazîfesi, Kur’ân-ı azîmüşşânın ahkâm-ı mâneviyesini, yâni Allahü teâlânın zâtına ve sıfatlarına âit mârifetleri (yüksek bilgileri), yalnız ümmetinin yüksek olanlarının kalplerine akıtmaktır. 3. vazîfesi, ahkâm-ı fıkhıyeyi, vaaz ile, nasîhatle yapmıyan Müslümanlara, kuvvet kullanarak, zor ile yaptırmaktır.

Resûlullah efendimizden sonra 4 halîfeden herbiri bu 3 vazîfeyi tam olarak başardı. Hazret-i Hasan’ın imâmeti zamânında, fitneler, bid’atler çoğaldı. İslâmiyet 3 kıtaya yayıldı. Resûlullah efendimizin nûru yeryüzünden uzaklaştı. Sahâbe-i kirâm radıyallahü anhüm ecmaîn azaldı. Bu 3 vazîfeyi, bir kişi yapamaz oldu. Bu 3 vazîfe, başka başka 3 sınıfa ayrıldı. Usûl ve fürû ahkâmını tebliğ vazîfesi, yâni imânı ve ahkâm-ı fıkhiyeyi bildirmek vazîfesi, din imâmlarına, yâni müctehidlere verildi. Bu müctehidlerden îmânı bildirenlere “mütekellimîn”, fıkhı bildirenlere “fukahâ” denildi. 2. vazîfe, yâni dileyen Müslümanları Kur’ân-ı kerîm’in mânevî hükümlerine kavuşturmak, Ehl-i Beytin 12 imâmına ve tasavvuf büyüklerine verildi. Cüneyd-i Bağdâdî ve Sırrî-yi Sekatî bunlardandır.

Ehl-i Sünnet âlimleri, Resûlullah efendimizin bu ikinci vazîfesini 12 imâmdan öğrenerek, tasavvuf ilmini meydana getirdiler. Bâzıları, evliyâya, kerâmetlere ve tasavvufa inanmıyorlar. Onların bu inanmamaları, 12 imâmla ilgileri olmadığını göstermektedir. 12 imâm, Ehl-i Sünnetin imâmlarıdır.

Ehl-i Beyti seven ve 12 imâmın yolunda olanlar Ehl-i Sünnettir. İslâm âlimi olabilmek için, Resûlullah’ın bu 2 vazîfesinde, kendisinin vârisi olmak lâzımdır. Yâni, bu ilimlerin ikisinde de mütehassıs, uzman olmak şarttır.

3. vazîfe, yâni ahkâm-ı dîniyyeyi kuvvetle satvet ve saltanatla yaptırmak işi, meliklere ve sultanlara, yâni hükûmetlere verildi. 1. sınıfın kısımlarına “mezheb” ikincisinin kısımlarına “tarîkat” üçüncüsüne de “kânun” denildi. Îmânı bildiren mezheplere “Îtikâdda mezheb” denir. Îtikâd mezheplerinin 73’e ayrılacağını, bunlardan yalnız birinin doğru, ötekilerinin bozuk olacağını, Peygamber efendimiz haber vermişti. Öyle de oldu. Doğru yolda olduğu müjdelenen fırkaya “Fırka-ı nâciye” veya “Ehl-i Sünnet vel-cemâ’at” mezhebi denir. Yanlış oldukları bildirilen 72 fırkaya “Bid’at fırkaları” yâni, “sapık yollar” denir. Bunların hiçbiri kâfir değildir.

Tasavvufta 2. yol olan vilâyet yolu, 12 imâm vâsıtası ile insanlara ulaşmıştır. Bütün evtâd, büdelâ, nücebâ ve evliyâ hep bu yoldan kavuşmuşlardır. Peygamberimizden gelen feyizler, mârifetler ve sesli zikir bu 12 imâm vâsıtasıyla gelmiştir.

Ehli Sünnet olanlar, 12 imâmı sevme konusunda çok hassas davranmışlar ve gereken hürmeti göstermişlerdir. Çocuklarına 12 imâmın isimlerini koymayı da, kendileri ve çocukları için bir şeref kabûl etmişlerdir.

Doğru yoldan ayrılanlar, 12 imâmı sevme adı altında 12 imâma iftirâ edip, haklarında kötü sözler sarfetmektedirler. Doğru yoldaki İslâm âlimleri hiçbir devirde, hiçbir zaman 12 imâm hakkında iftirâda bulunmamışlar, bilakis 12 imâm sevgisini son nefeste îmân ile gitmek için şart görmüşlerdir. 12 imâmda Resûlullah efendimizin zerreleri vardır. Bunlara kıymet vermek, saygı göstermek her Müslümanın vazîfesidir.

Oniki imâm sevgisi, edebiyât alanında da etkisini göstermiştir. Oniki imâm sevgisini terennüm eden binlerce şiir ve methiye yazılmıştır. Bu arada 12 imâm sevgisini istismâr ederek Müslümanları birbirine düşürmek isteyen bâzı bölücü kimseler, 12 imâm hakkında gerçek dışı yazılarla Müslümanlar arasına fitne sokmak istediler. Bâzı câhil kimseler de böyle şiir ve uydurma hikâyeleri okuyarak, dinliyerek ağlamayı ve din büyüklerini kötülemeyi ibâdet sandılar. Hakîkî din âlimleri yazılarıyla, vaaz ve öğütleriyle bu konuda da insanlara doğru yolu gösterdiler. 12 imâm diye anılan mübârek insanlar, sırasıyla şu zâtlardır:

1. Ali bin Ebî Tâlib: Resûlullah’ın amcası Ebû Tâlib’in oğlu ve Peygamber efendimizin dâmâdıdır. İslâm halîfelerinin ve Cennetle müjdelenen 10 kişinin dördüncüsüdür. Hicretten 23 sene evvel Mekke’de doğdu. 661 (H.40) senesinde İbn-i Mülcem tarafından şehit edildi.

2. Hasan bin Ali: Resûlullah efendimizin kızı hazret-i Fâtıma’nın oğludur. Hicretin 3. yılı Medîne’de doğdu. Hicrî 49’da Medîne’de vefât etti. Yüzü Resûlullah efendimizin yüzüne çok benzerdi. Babası hazret-i Ali’nin vefâtı üzerine halîfe oldu ise de, yedi ay sonra hilâfeti hazret-i Muâviye’ye bıraktı. Soyundan gelenlere “şerîf” denir.

3. Hüseyin bin Ali: Resûlullah efendimizin torunu ve hazret-i Ali’nin, hazret-i Fâtıma’dan olan ikinci oğludur. Bunun soyundan gelenlere “seyyid” denir. Hicretin 6. senesi doğdu. 681 (H.61) senesinde Kerbelâ’da şehit oldu.

4. Zeynelâbidîn bin Hüseyin: Hazret-i Hüseyin’in oğlu, Muhammed Bâkır’ın babasıdır. 666 (H.46) senesinde doğdu, 713 (H. 94) de Medîne vâlisi Osman bin Hayyân tarafından zehirletilerek şehit edildi.

5. Muhammed Bâkır: Zeynelâbidîn’in oğlu, Câfer-i Sâdık’ın babasıdır. 676 (H.57) senesinde Medîne’de doğdu, 732 (H. 113) senesinde vefât etti. Medîne’de Cennet-ül-Bakî’de, babasının yanındadır.

6. Câfer-i Sâdık: Muhammed Bâkır’ın oğlu ve Mûsâ Kâzım’ın babasıdır. 702 (H.83)de Medîne’de doğdu. 765 (H. 148)’te Medîne’de vefât etti. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe ve kimyâger Câbir, bunun talebesiydiler.

7. Mûsâ Kâzım: Câfer-i Sâdık’ın oğlu, İmâm-ı Ali Rızâ’nın babasıdır. 745(H. 129)’te Medîne’de doğdu. 802 (H. 180)de Bağdat’ta vefât etti. Kâzımiyye’dedir.

8. Ali Rızâ: Mûsâ Kâzım’ın oğlu ve Muhammed Cevâd Takî’nin babasıdır. 770 (H.153)’te Medîne’de doğdu ve 818 (H. 203)’te Tus yâni Meşhed’de vefât etti. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri, İmâm Ali Rızâ’nın sohbetiyle şereflenip kemâle geldi.

9. Muhammed Cevâd Takî: Ali Rızâ’nın oğlu, Ali Nakî’nin babasıdır. Lakabı Hâdî’dir. 810 (H.195)’da Medîne’de doğdu. 835 (H.220) senesinde Bağdat’ta vefât etti.

10. Ali Nakî: İmâm-ı Muhammed Cevâd Takî’nin oğlu ve Hasan bin Askerî Zekî’nin babasıdır. Lakabı Hâdî’dir. 819 (H.204)’da Medîne’de doğdu. 868 (H.254)’de Bağdat’ın Sermenray nâhiyesinde vefât etti.

11. Hasan bin Ali Askerî Zekî: Ali Nakî’nin oğlu, Muhammed Mehdî’nin babasıdır. 846 (H.232)’da Medîne’de doğdu. 875 (H.261) senesinde yine Medîne’de vefât etti.

12. Muhammed Mehdî: Hasan bin Ali Askerî Zekî’nin oğlu olup, Samarra’da vefât etti.

Tavsiye Yazı –> Eshab-ı Kiramın en üstünü kimdir?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler