1. Gıybetin Keffareti ve Ondan Tevbe

Bil ki, her günah işleyen kimsenin hemen o günahtan tevbe etmesi gerekir. Tevbe etmek Allahü teâlâ’nın haklarındandır. Tevbe etmenin üç şartı vardır:

1– Günahı hemen söküp atmak,

2– Onu yaptığından pişman olmak.

3– Bir daha onu yapmamaya kararlı olmak. Kul haklarından tevbe için bu şartlarla beraber şu dördüncüsü de şarttır: O da hak sahibine hakkini vermek yahut bağışlanmasını ve temize çıkarılmasını istemektir. Gıybet edenin bu dört şart üzerine tevbe etmesi icab eder. Çünkü gıybet insan hakkıdır. Gıybetten dolayı helâllik istemek gereklidir.

Bir insana, ben seni gıybet ettim, helâl et demek yeterlimidir; yoksa gıybetin ne olduğunu açıklaması mı lâzımdır? Burada (Allah kendilerine rahmet etsin) Şâfiî âlimleri için iki görüş vardır:

Birincisi: Gıybeti açıklamak şarttır. Eğer gıybetin ne olduğunu açıklamadan adamı temize çıkarırsa Sahîh olmaz. Bildirilmeyen ve miktarı bilinmeyen bir maldan temize çıkarma Sahîh olmadığı gibi…

İkincisi: Gıybeti açıklamak şart değildir. Çünkü gıybet mal gibi değildir. Bunda insanlar birbirlerine müsamaha ederler. Birinci görüş daha uygundur. Çünkü insan bazan bir gıybette müsamaha gösterirse diğerinde göstermez. Gıybet edilen ölü ise yahut ortalıkta yoksa ondan helâllik almak mümkün olmaz. Fakat âlimler: Hak sahibi için duâ ve istiğfarı çok yapmak ve iyilikleri çoğaltmak uygun olur, demiştir.

Bil ki: Gıybet edilen kimsenin, gıybetini yapanı bağışlaması müstehabdır, vâcib değildir. Çünkü bu karşılıksız bir bağıştır ve bir hakkın düşürülmesidir. Onun için insanın isteğine bağlıdır. Fakat bu günahın vebalinden müslüman kardeşini kurtarmak ve kendisi de afv hakkındaki Allahü teâlâ’nın büyük sevabına ve rızasına kavuşmak için, gıybet edeni bu günahından kurtarmak kuvvetli olarak müstehab olur. Allahü teâlâ şöyle buyurmuştur:

“(Allah’ın rızâsını kazanan kullar) öfkelerini yutanlar ve insanlardan (haklarını) bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever (onlardan razı olur).[49]

Bağışlamakla nefsini memnun etmenin yolu şu: Bu iş olmuştur ve bunu kaldırmanın çaresi de yoktur diye nefsini uyarmak ve müslüman kardeşini kurtarıp sevaba ulaşma fırsatını kaçırmamak fikrini benimsemektir.

Allahü teâlâ:

“Sabreden ve bağışlayan (var ya), işte bu işlerin sağlamlarındandır.” buyurmuştur. “[50]

Yine Allahü teâlâ bağışlama yolunu tut, buyurmuştur.[51]

Gösterdiğimiz âyetlerin benzeri çoktur.

916– Sahîh olan hadiste Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kul kardeşinin yardımında oldukça, Allah da o kula yardımda bulunur.”[52]

Şâfiî şöyle demiştir: Kimden rıza alınmak istenir de o razı olmazsa, o kimse şeytandır. Öncekiler şu şiiri okumuştur:

Bana dendi: Falanca sana kötülük etti:

Zillet içinde durmak ayıptır! Dedim ki: O, bize gelip özür diledi;

Bizce günahın diyeti, özrü kabul etmektir…

Gıybet günahından kurtarmaya teşvik için bu anlattıklarımız, doğru olandır. Fakat Said ibn’l-Müseyyib’den şöyle dediği nakledilmiştir: Bana zulmedeni bağışlamam (hakkımı ona helâl etmem).

İbn Sirin’den nakledilmiştir: Onun yaptığını ben haram kılmadım ki, ona ben helâl edeyim. Çünkü gıybeti Allah ona haram kılmıştır. Ben asla Allah’ın haram kıldığı şeyi helâl yapmam. Bu söz zayıftır ve yanlıştır. Çünkü bağışlayan kimse, haramı helâl kılmaz; ancak kendisi için sabit olan bir hakkı düşürür. Kitab ve Sünnetten olan deliller, bağışlamanın ve hak sahibinin kendine ait hakkı düşürmesinin mubah olduğu üzerinde birbirlerini kuvvetlendirmektedir. Yahut denilebilir ki, İbn Sirin şunu kasdetmiştir: Ben, hiç bir zaman bana gıybet edilmesini mubah saymam. Bu söz doğrudur: çünkü insan: Ben şerefimi beni gıybet edene mubah kıldım, derse o iş mubah olmaz. Aksine Başkasını gıybet haram olduğu gibi, kendisini de gıybet etmek haram olur.

Hadis-i şerife gelince- “Sizden biriniz, Ebû Damdan gibi olmaktan aciz midir? Evinden çıktığı zaman şöyle derdi: Ben şerefimi insanlara tasadduk ettim (bağışladım). “Bunun manası şu: Ben bana zulmedenden ne dünyada, ne de âhirette zulüm hakkımı istemem. Bu söz, gıybet hakkını düşürmeden önce yapılan mevcut gıybet günahını düşürür. Fakat bu sözden sonra yapılan gıybet için yeni bir temize çıkarma ifadesi gereklidir. Başarı Allah’dandır.

 

[49] Âl-i İmrân sûresi:134

[50] Şûra sûresi: 43

[51] A’râf sûresi: 199

[52] Müslim.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler