1. Lanet Etmemek

925– Sabit ibn Dahhâk’den (radıyallahü anh) rivâyet edilmiştir. Kendisi (Rıdvan bey’atında ağaç altında Peygambere sadakat sözü veren) Seçere ashâbındandı. Demiştir ki, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Mü’mine lanet etmek, onu öldürmek gibidir.”[73]

926– Ebû Hüreyre’den (radıyallahü anh) rivâyet edildiğine göre Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sadakati tam olan bir Mü’minin çok lanet okuması uygun değildir.”

(Bazan lanet etmesi mubah olur. Kâfirlere, zâlimlere ise lânet caizdir.)[74]

927– Ebû’d-Derdâ’dan (radıyallahü anh) yapılan rivâyete göre demiştir ki, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Çokça lânet okuyanlar Kıyâmet gününde şefaatçi olamazlar, şehidlik (yahut şahidlik) durumunda da olamazlar. “[75]

928– Semure ibn Cündüb’den (radıyallahü anh) yapılan rivâyete göre, demiştir ki, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“(Allah ona lanet etsin, Allah ona gazab etsin, Allah onu Cehenneme koysun şeklinde sözler kullanarak) Allah’ın laneti ile lânetleşmeyin, Onun buğzu ile birbirinize buğzetmeyin ve ateşe koymayınız.[76]

929– İbn Mes’ûd’dan (radıyallahü anh) yapılan rivâyetde demiştir ki, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Mü’min, (neseblere) çokça dil uzatan değildir. Çok lânet okuyucu değildir, çirkin söz seyleyen değildir, çirkin iş yapan değildir.” (Bunlar mü’minin vasıfları değildir, Mü’mine yakışmayan hallerdir.)[77]

930– Ebû’d-Derdâ’dan (radıyallahü anh) yapılan rivâyetde demiştir ki, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;

“Kul bîr şeye lânet ettiği zaman, o lânet göğe çıkar da onun önünde gök kapıları kapanır. Sonra yere iner de onun önünde yerin kapıları kapanır, Sonra sağa ve sola yol tutar. Girmeye bir çare bulamayınca, kendisine lânet olunana döner, eğer lanete lâyık ise onda kararlaşir; değilse Lânet okuyucuya döner.”[78]

931– İbn Abbâs’dan (radıyallahü anhüma) yapılan rivâyetde Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kim lanete ehil olmayan bir şeye Lânet ederse, o Lânet kendisine döner.”[79]

932– İmrân ibn Husayn’dan (radıyallahü anh) yapılan rivâyetde şöyle demiştir:

Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem seferlerinden birinde iken Ensardan bir kadın da bir deve üzerinde idi. Deve huysuzluk etti. Kadın deveye Lânet okudu. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem kadının sözünü işitti de: Devenin üzerindekini alın ve deveyi serbes bırakın; çünkü deve lanete uğramıştır. (Deve haksızlığa uğramış, kadın da cezaya hak kazanmıştır.) Buyurdu.[80]

İmrân şöyle demiştir: Şimdi kadım insanlar arasında yürüyor görmüş gibiyim; kimse ona iltifat etmiyordu.

Ben derim ki, îmrân’ın babası olan Husayn’ın islâmı kabul edişi ve sahâbi oluşu hakkında âlimler ihtilâf etmişlerdir. Sahîh olan onun müslüman ve sahâbî olduğudur. Bunun için ben (baba ve oğul) her ikisini kasdederek (radıyallahü anhüma) dedim.

933– Ebû Berze’den (radıyallahü anh) rivâyetde şöyle demiştir:

“Bir cariye, bazı insanların eşyasını taşımakta olan bir devenin üzerinde iken, yolun daraldığı bir yerde Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem’i gördü ve (Peygamberin önüne geçmemek için) deveye:

Dur! Allah’ım buna Lânet et, dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem:

Üzerinde lânet olan bir deve beraberimizde bulunmasın, buyurdu. Diğer bir rivâyette de:

Allahü teâlâ tarafından üzerinde lânet bulunan bir yük devesi bizimle bulunmasın.” Şeklindedir.[81]

Kimliğini Belli Etmeden Günah İşleyenlere Lanetin Caizliği

934– Meşhur olan Sahîh hadislerde, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu sabit olmuştur:

“(Saçını uzun göstermek için başkasının saçını) kendi saçına ek yapana, başkasından saçının uzatılmasını isteyene Allah Lânet etsin..” “Allah faiz yiyene lânet etsin..”, “Suret yapanlara Allah lânet etsin.”

“Yol hudutlarını ve işaretlerini değiştirene Allah Lânet etsin.”

”(Hasislik ederek) yumurtayı çalan hırsıza lanet olsun.”,

“Ana-babasına lanet okuyana Allah Lânet etsin. Allah’dan başkası adına hayvan kesene Allah lanet etsin.”,

“Kim bizde bir yenilik icat ederse, (dinimizde olmayan bir şey getirirse), yahut icat edeni korursa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun.”,

“Allah’ım! (Allah’a ve O’nun peygamberine isyan eden arab kabilelerinden) Ri’il, Zekvan ve Usayye’ye lanet et.”,

“Allah Yahudilere lanet etsin. Onlara iç yağları haram kılındı da onu sattılar.”,

“Allah Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin; onlar peygamberlerinin kabirlerini mescidler edindiler.’,

“Erkeklerden kadınlara benzemek isteyenlere ve kadınlardan da erkeklere benzemek isteyenlere Allah Lânet etsin.” Bu lâfızların hepsi Buhârî ve Müslim’in Sahîhlerinde vardır. Bir kısmı her ikisinde ve bir kısmı da diğerlerinde mevcuttur. Kısaltmak için bunların rivâyet yollarını anlatmadım.

935– Câbir’den (radıyallahü anh) rivâyet edilmiştir:

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, yüzü dağlanmış bir merkep gördü. Bunun üzerine:

“Buna bu dağlama işaretini yapana Allah lânet etsin, buyurdu.”[82]

936– İbn Ömer (radıyallahü anhüma) Kureyş’den bazı gençlere rasgeldi. Onlar bir kuşu hedef edinip ona (ok) atıyorlardı. Bunun üzerine İbn Ömer:

Bunu yapana Allah lânet etsin. Çünkü Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem:

“Kendisinde can olan bir şeyi hedef edinene Allah Lânet etsin.” buyurmuştur, dedi.[83]

Günahtan Korunmuş Olana Lânet Etmek Haram, Kötü vasıflı Kişilere Lanetin ise Caizdir.

Bil ki, günahtan korunmuş olana Lânet etmek haramdır. Bu, müslümanların icmaı ile sabittir. Kötü sıfatları taşıyanlara Lânet etmek caizdir. Şunları söylemen gibi: Allah zâlimlere Lânet etsin, Allah kâfirlere Lânet etsin, Allah Yahudilere ve Hristiyanlara Lânet etsin, Allah fâsiklara Lânet etsin, Allah suret yapanlara Lânet etsin ve benzeri sözler. Nitekim geçen bölümde anlatılmıştı.

Amma bazı günahlarla vasıflanmış olan insanın bizzat şahsına lanete gelince, hadislerin zahirine göre haram değildir. Yahudi’ye, Hıristiyan’a, zâlime, zina edene, suret yapana, hırsıza, faiz yiyene Lânet etmek gibi… İmâm Gazali bunun haram olduğuna işaret etmiştir. Ancak küfür üzere öldüğünü bildiğimiz Ebu Leheb, Ebû Cehil, Firavun, Haman ve benzerlerine Lânet edilir. Çünkü Lânet , Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmaktır. Biz bu fasıkın yahut kâfirin hangi hâl üzere öleceğini bilemeyiz. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’in şahısları kasdederek Lânet ettiklerine gelince, onların küfür üzerine öleceklerini bildiğinden caizdir. İnsana kötülük dileği ile duâ etmek Lânet etmeye yakın bir iştir. Zâlime: Allah onun vücudunu düzeltmesin, Allah ona selâmet vermesin ve bu yolda söylediğin sözler gibi. Bütün bunlar iyi olmayan şeylerdir. Bütün hayvanlara ve, cansızlara Lânet etmek böyledir, iyi değildir.

Fasıl

Ebû Ca’fer el-Nehhâs âlimlerden birinden anlatmıştır. Demiştir ki, Lanete hak kazanmamış bir kimseye insan Lânet ettiği zaman, arkasından hemen şu sözünü eklemelidir: Hak kazanmamışsa ona Lânet olmasın.

Fasıl

İyiliği emreden ve kötülükten sakındıran her âmirin ve Her terbiye edicinin bu iş üzerinde hitab ettiği kimseye şöyle demesi caizdir: Sana yazıklar olsun, ey zayıf halli adam, ey kendini az düşünen adam, ey nefsine zulmeden ve benzeri sözler, öyle ki yalan size kaçmaz, açık ve kinaye yolu ile sövme lâfzı kullanmaz; söylediği doğru olsa bile… Söz nefse daha tesirli olsun diye kötülükten alıkomak ve terbiye etmek maksadı ile anlattıklarımız caiz olur.

937– Enes’den (radıyallahü anh) rivâyet edilmiştir:

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, kurbanlık bir deveyi sürmekte olan bir adam gördü. Ona:

Deveye bin! dedi. Adam dedi ki,:

Bu (kurbanlık) devedir? Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem):

Bin dedi. Adam,

Kurbanlık devedir, dedi. Peygamber üçüncüde:

Ona bin, sana yazıklar olsun!… buyurdu. “[84]

938– Ebû Said el-Hûdrî’den (radıyallahü anh) yapılan rivâyet de şöyle demiştir:

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem ganimet bölerken biz yanında bulunduğumuz sırada, Temimoğullarından Zülhuveysıre Peygambere gelip şöyle dedi:

Yâ Resûlüllah! Adalet yap! Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem:

Sana yazıklar olsun! ben adalet yapmazsam kim adalet yapar? Buyurdu.”[85]

939– Adiyy’ İbn Hâtem’den (radıyallahü anh) rivâyet edilmiştir:

“Bir adam Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’in yanında konuşma yapıp şöyle dedi: Kim Allah’a ve peygamberine itaat ederse, doğru yola ermiştir. Kim de o ikisine âsi olursa, sapıklığa düşmüştür. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Sen ne kötü bir hatibsin (Bir zamirde Allah ile peygamberi toplayıp” o ikisine” deme) de ki: Allah’a ve O’nun peygamberine âsî olan kimse, (sapıklığa düşmüştür).”[86]

940– Câbir ibn Abdullah’dan (radıyallahü anhüma) rivâyet edilmiştir:

“Hâtıb’ın bir kölesi (Allah Hâtıb’den razı olsun) Hâtıb’ı şikâyet için Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’e gelip: Yâ Resûlellah! Hâtıb ateşe muhakkak girecektir, dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunun üzerine: Yalan söylüyorsun, o ateşe girmeyecektir; çünkü o Bedir ve Hûdeybiye gazvelerinde bulunmuştur, buyurdu.”[87]

Buhârî ve Müslim’in Sahîhlerinde Ebû Bekir es-Sıddîk’ın (radıyallahü anh), müsafirlerine yemek hazırlayıp ikram etmeyen oğlu Abdurrahmân’a olan şu:

“Ey anlayışsız” sözünü rivâyet ettik. Bu hadisin açıklaması “İsimler1” bölümünde geçmişti.

Yine Buhârî ve Müslim’in Sahîhlerinde rivâyet ettik ki, Câbir elbiseleri yanında olduğu hâlde bir elbise ile (haram yerlerine örtecek şekilde) namaz kıldı. Ona:

Niçin böyle yaptın (elbisen varken bir elbise ile namaz kıldın)? dendi. O:

Sizin gibi cahiller beni görsün diye bunu yaptım, dedi. Bir rivâyette de: Senin gibi ahmak beni görsün diye yaptım, şeklindedir.”

 

[73] Buhârî. Müslim.

[74] Müslim.

[75] Müslim.

[76] Ebû Dâvud. Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir, sahihdir.)

[77] Tirmizî. Ahmed b. Hanbel. Buhârî, el-edebül-müfred. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir).)

[78] Ebû Dâvud

[79] Ebû Dâvud. Tirmizî

[80] Müslim.

[81] Müslim.

[82] Müslim.

[83] Buhârî, Müslim.

[84] Buhârî. Müslim.

[85] Buhârî. Müslim.

[86] Müslim.

[87] Müslim.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler