Sual: Barnabas İncili gerçek midir? Papazlar bu incilden niçin rahatsız olmaktadır?

Cevap: Barnabas Kıbrıs’ta doğmuş bir Yahudi olup asıl ismi Joseph idi. Kendisi, Îsâ aleyhisselâma inananların başında gelmekte ve havarilerin arasında mühim bir mevkii bulunmaktadır. Kendisine verilen Barnabas lakabı, nasihat verici, iyiliğe teşvik edici mânâsına gelmektedir. Hristiyanlık âlemi, Barnabas’ı, Pavlos (Saint Paul, Bolüs)ile birlikte hristiyanlığı yaymaya giden büyük bir aziz olarak tanımaktadır. Kamusu’l-alam’da diyor ki: (Barnabe, Havarilerin eskilerindendir. Markos’un amcası oğludur. Kıbrıslıdır. Bolüs [Pavlos] ortaya çıktıktan sonra, buna yanaştı. Beraber Anadolu’yu ve Yunanistan’ı dolaştılar. Miladın 63. senesinde Kıbrıs’ta şehit edildi. Bir İncil ve diğer bazı şeyler yazmıştır. Haziranın 11. günü yortusu yapılmaktadır.)

Barnabas, Îsâ aleyhisselâmdan duyduğu ve öğrendiği hususları hiç bir değiştirme yapmadan kaydetmiştir. Bu İncil, hristiyanlığın ilk 300 senesinde diğer İncillerle birlikte elden ele dolaşmış ve okunmuştur. 325 senesinde İznik (Nicene) ruhani meclisi, İbranice yazılı bütün İncillerin ortadan kaldırılmasına karar verince, Barnabas İncili de yok edilmiştir. Çünkü, 4 İncilin dışında İncil okuyan ve bulunduranların öldürüleceğine dair emir çıkarılmıştır. Diğer İnciller Latinceye tercüme edilmiş, fakat Barnabas İncili birdenbire ortadan kaybolmuştur. Yalnız 383 senesinde, Papa Damasus, tesadüfen eline geçen Barnabas İncilinden arta kalan bir nüshayı Papalık kütüphanesinde saklamıştır. 1585 senesine kadar burada kalan Barnabas İncilini Papa Sextus’un dostu olan Fra Marino (Fra, İtalyanca erkek kardeş ve rahip mânâsına gelir) kütüphanede bulmuş ve onunla çok ilgilenmiştir. Çünkü tanınmış hristiyan din adamlarından Iraneus (130-200) tahminen 160 senesinde, (bir tek Allah olduğunu, İsa’nın Allah’ın oğlu olmadığını) ileri sürerek, (Pavlos, Romalıların birçok tanrıya tapmak alışkanlığından mülhem olarak teslisi, yani 3 Allaha tapmak yanlış îtikadını hristiyan akideleri arasına sokmak istemiştir) diyor ve Pavlos’u tenkid ederken, Allahü teâlânın bir olduğunu belirten Barnabas İncilini şahit olarak gösteriyordu. Bunu bilen Fra Marino, Barnabas İncilini büyük bir dikkatle okumuş ve tahminen 1585-1590 seneleri arasında İtalyancaya çevirmiştir. Bu İtalyanca el yazısı, birçok sâhip değiştirdikten sonra, Prusya Kralı müşavirlerinden Cramer’in eline geçmiş ve Cramer, 1713 senesinde bu kıymetli el yazısını, Türkleri Zenta’da yendiği ve onların elinden Macaristan ile Belgrad kalesini geri aldığı için, Avrupa’da büyük bir şöhret kazanmış olan Prens Öjene (Eugéne de Savoie) (1663-1736) hediye etmiştir. Prens Öjen öldükten sonra Barnabas İncili, onun özel kütüphanesi ile birlikte, 1738 de Viyana’daki Kraliyet kütüphanesine (Hofbibliothek) nakledilmiştir.

İlk defa olarak bu kütüphanede Barnabas İncilinin İtalyanca tercümesini bulan iki İngiliz, Bay ve Bayan Ragg, bunu İngilizceye çevirmişler ve bu İngilizce tercüme, 1907 tarihinde Oxfort’ta basılmıştır. Fakat bu tercüme de esrarlı bir tarzda ortadan kaybolmuştur. Bu tercümeden yalnız bir tanesi, British Museum ve bir tanesi de Washington’da Amerikan Kongresi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Pakistan Kurân-ı Kerîm cemiyeti (Qoran Council) büyük bir himmetle İngilizce nüshasını 1973 yılında tekrar basmaya muvaffak olmuştur. Aşağıdaki parçalar bu kitaptan alınmıştır.

Barnabas İncilinin 70. babından; (Îsâ, kendisine, ‘Sen Allah’ın Oğlusun’ diyen Petrus’a çok kızdı. Onu azarladı. Ona, “Def ol” benden uzaklaş! Sen şeytansın ve bana fenâlık yapmak istiyorsun dedi. Ondan sonra havarilerine dönerek, bana böyle söyleyenlere yazıklar olsun! Çünkü, Allah bana, bunlara lanet etmek emrini verdi, dedi.)

71. babında, (Ben kimsenin günahını affedemem. Ancak Allah günahları affeder.)

72. babında ise, (Ben bu dünyaya, Cenâb-ı Hakk’ın dünyaya selamet getirecek olan Resûlünün yolunu hazırlamak için geldim. Fakat sizler dikkat ediniz! O gelinciye kadar sakın aldatılmayasınız. Çünkü benim sözlerimi alıp benim İncilimi bozacak birçok yalancı peygamberler zuhûr edecektir), dedi. O zaman Andreas’ın, geleceğini söylediğin bu Resûl hakkında bize bazı işaretler söyle ki Onu bilelim sualine karşı, (Bu Resûl sizin zamanınızda gelmeyecektir.Sizden birkaç yıl sonra, benim İncilim tahrif edilmiş olacağı ve hakiki inananların 30 kişi kadar kalacağı bir zamanda gelecektir. İşte o zaman, Cenâb-ı Hak insanlara acıyarak, elçisini gönderecektir. Onun başının üzerinde dâima beyaz bir bulut bulunacaktır. O çok kudretli olacak, putları kıracak, puta tapanları cezalandıracaktır. Onun sayesinde, insanlar Allah’ı tanıyacak ve Onu taziz edecek ve ben de hakiki olarak tanınacağım. Benim insandan başka bir şey olduğumu söyleyenlerden intikam alacaktır) demektedir.

96. babında ise, (Ruhumun huzurunda bulunduğu Allah haydir, diridir. Allahü teâlâ babamız İbrahime, senin neslinden bütün insanları nimetlendireceğim diye vaat etmiş ise de, O Mesih [Resûl] ben değilim. Allahü teâlâ beni dünyadan çekip aldığı zaman, şeytan herkesi benim Allah veya Allah’ın oğlu olduğuma inandıracak. Bu lanetli fitneyi yeniden diriltecek. Sözlerim ve akidem öylesine tahrif edilecek ki otuz kadar mümin ya kalacak, ya kalmayacak. Bunun üzerine Allahü teâlâ insanlara merhamet ederek, her şeyi Onun için yaratmış olduğu Resûlünü gönderecektir. Bu Resûl güneyden gelecektir. Büyük kudret sâhibi olacaktır. Putları kıracak, puta tapanları ortadan kaldıracak, şeytanın insanlar üzerindeki hakimiyetine son verecektir. Kendisi ile birlikte, Allahü teâlânın selameti de inanan insanlara ulaşacak ve kendisinin sözlerine inananlar, Allahü teâlânın türlü türlü nimetlerine nail olacaklardır) demektedir.

97. babında ise, (Söylediğin Mesihin ismi nedir ve Onun gelişinin alâmetleri nelerdir?diye soran kahine Îsâ şöyle dedi: Mesih’in (Resûlün) adı hayran olmaya değer güzelliktedir. Allahü teâlâ Onun ruhunu yarattığı zaman, Ona bu ismi verdi ve Onu semavi ihtişamı içine koydu ve bekle ey Ahmed! Senin hatırın için ben Cenneti, dünyayı ve birçok mahluku yarattım. Bunları sana hediye ediyorum. Sana kıymet veren, benden kıymet bulacak. Sana lanet eden [küfreden], tarafımdan lanet olunacaktır. Ben seni dünyaya, kurtarıcı Resûlüm olarak göndereceğim. Senin sözün sırf hakikat olacaktır. Yer ve gök ortadan kalkabilir. Fakat, senin yolun dâima sonsuz olacaktır, dedi. Onun mukaddes ismi Ahmed’dir. Bunun üzerine İsa’nın etrafında toplanmış olan halk, seslerini yükselterek, Ey Ahmed! Dünyayı kurtarmak için çabuk gel! diye bağırdılar) demektedir.

128. babında ise, (Kardeşlerim! Ben topraktan yaratılmış bir insanım.Sizin gibi toprak üzerinde yürüyorum. Günahlarınızı bilin ve tövbe edin! Kardeşlerim! Şeytan, Romalı askerlerin yardımı ile size benim Allah olduğumu söyleyerek sizi aldatacak. Onların, sahte ve yalancı ilahlara kulluk ederek Allah’ın lanetine uğrayacaklarını görerek, onlara inanmayınız) demektedir.

136. babında, Cehennem hakkında izahat verildikten sonra, Muhammed aleyhisselâmın kendi ümmetini Cehennemden nasıl kurtaracağı anlatılmaktadır.

163. babında ise, (Havarilerin, geleceğini söylediğin Zât, kim olacak? sualine karşı, Îsâ aleyhisselâm, kalbinin bütün sevinci ile Onun ismi Ahmed’dir. O geldiği zaman, uzun müddet yağmur yağmasa bile toprakta meyve ağaçları yetişecektir. Onun getirdiği, Allah’ın rahmeti sayesinde, insanlar Onun zamanında iyi şeyler yapmak fırsatını bulacaklar. Allah’ın rahmeti insanlar üzerine yağmur gibi yağacaktır, dedi) demektedir.

Îsâ aleyhisselâmın son günleri hakkında Barnabas İncili şu malumatı vermektedir: [Bab 215-222] (Roma askerleri, Îsâ aleyhisselâmı yakalamak için evden içeri girdikleri zaman 4 büyük melek Cebrâil, İsrâfil, Mikâil ve Azrâil, Allahü teâlânın emri ile Onu kucaklayıp pencereden çıkararak göğe kaldırdılar. Romalı askerler kendilerine kılavuzluk eden Yehuda’yı (Judas), sen İsa’sın! diye yakaladılar. Bütün inkarına, bağırıp çağırmasına, yalvarmasına rağmen sürükleye sürükleye hazırlanmış olan çarmığa götürüp astılar. Sonra Îsâ aleyhisselâm, annesi Meryem’e ve Havarilerine göründü. Meryem’e, anne, görüyorsun ki ben asılmadım. Benim yerime hâin Yehuda haça gerildi ve öldü. Şeytandan sakının! Çünkü o, dünyayı yanlış bilgi ile aldatmak için her şeyi yapacaktır. Gördüğünüz ve duyduğunuz şeyler için sizi şahit yapıyorum dedi. Ondan sonra inananları koruması ve günahkarların nedâmet getirmesi için Allahü teâlâya duâ etti. Şakirdlerine dönerek, Allahü teâlânın nimeti ve rahmeti sizinle olsun dedi. Bundan sonra 4 büyük melek onu şakirdlerinin ve anasının gözü önünde tekrar semaya kaldırdılar.)

Görülüyor ki Barnabas İncili son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın geleceğini, ondan 600 veya 1000 sene evvel bildirmektedir. Allahü teâlânın bir olduğundan bahs etmekte ve teslisi yalanlamaktadır.

Avrupa ansiklopedilerinde Barnabas İncili hakkında şu bilgi vardır: (Barnabas İncili denilen bir el yazısı, 15. yüzyılda İslamiyeti kabul etmiş bir İtalyan tarafından yazılmış, uydurma bir kitaptır).

Bu açıklama tamamıyla yanlıştır. Barnabas İncili daha III. yüzyılda, yani Muhammed aleyhisselâmın gelmesinden 300 [doğrusu 700] sene evvel aforoz edilerek ortadan kaldırılmıştır. Demek ki daha o zaman da, içinde fanatik hristiyanların işine gelmeyen, yani Allahü teâlânın BİR olduğunu, Îsâ aleyhisselâmdan sonra başka bir Peygamberin geleceğini bildiren bahsler vardı. Bunun için, daha İslamiyet başlamadan evvel müslüman olması mümkün olmayan bir kimse tarafından yazılmasına imkan yoktur. İtalyancaya çeviren Fra Marino ise, bir katolik papazı olup müslümanlığı kabul ettiğine dair elimizde hiçbir vesika yoktur. Tercümeyi değiştirmesi için bir sebep yoktur. Unutmamak gerekir ki çok zaman evvel, yani milattan sonra 300 ile 325 seneleri arasında birçok önemli hristiyan din adamları, Îsâ aleyhisselâmın Allah’ın oğlu olduğunu kabul etmemiş ve Onun bizim gibi bir insan olduğunu ispat etmek için Barnabas İncilini öne sürmüşlerdir. Bunlardan en mühimi, Antakya piskoposu olan Luçian’dır. Fakat bundan da meşhuru, onun şakirdi olan Arius (270-336) dur. Arius, İskenderiye piskoposu, daha sonra İstanbul Patriki olan Aleksandrus tarafından aforoz edilmiştir. Bunun üzerine Arius, arkadaşı İzmit piskoposu Eusbius’un yanına gitti. Arius etrafında o kadar fazla taraftar toplamıştır ki Bizans İmparatoru Kostantin ile kız kardeşi bile onun kurduğu Arianlar mezhebine girmişlerdi. Bundan sonra, Muhammed aleyhisselâm zamanında Papa olan Honorius, Îsâ aleyhisselâmın yalnızca insan olduğunu ve 3 Allaha inanmanın doğru olmadığını ileri sürmüştür. [630 da ölen Papa Honorius, ölümünden 48 sene sonra 678 senesinde İstanbul’da toplanan Ruhani Meclis tarafından resmen lanetlenmiştir.]

Anathematised, 1547 senesinde sicilyalı bir rahib Camillo’nun tesiri altında kalan L.F.M. Sozzini, hristiyanların en büyük din adamlarından ve Calvinizmin kurucusu olan Fransız Jean Calvin (1509-1564)e müracaat ederek, “Ben teslise “üçlü tanrıya” inanmıyorum” diye meydan okumuş, Arius’un mezhebini tercih ettiğini bildirmiş ve mühim bir hristiyan akidesi olan (Âdem aleyhisselâmın büyük günahı ve Îsâ aleyhisselâmın bunun kefareti için dünyaya geldiği) îtikadını reddetmiştir. Bu Zâtın yeğeni olan F.P. Sozzini, 1562 de bir kitap neşrederek Îsâ aleyhisselâmın ilahlığını kesin olarak inkâr etmiştir. 1577 de Sozzini, Transilvanya’da Klausenburg şehrine gitmişti. Çünkü bu memleketin başında bulunan Sigismund, teslisi kabul etmiyordu. Yine burada Piskopos Francis David (1510-1579) teslisin tamamıyla karşısında idi ve teslisi reddeden bir mezhep kurmuştu. Bu mezhep Polonya’da Rakov şehrinde kurulduğu için, sâlikleri (Rakoviyanlar) ismini almışlardı. Bunların hepsi Arius’un mezhebine inanıyorlardı. Bütün bu tarihî bilgileri yazmaktan maksadımız, aklı başında olan birçok hristiyan din adâmının, ellerinde bulunan İncillere inanmadıklarını ve doğru İncilin BARNABAS İncili olduğunu kabul ettiklerini belirtmek içindir. Bu isyanı gören Papalar ve onların avanesi, Barnabas İncilini ortadan kaldırmak için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır.

Bugün hristiyanların ellerinde bulunan İncillerde ve Ahd-i atikte de, bütün tahriflere rağmen, Îsâ aleyhisselâmdan sonra bir Peygamber “aleyhissalatü vesselâm” geleceği yazılıdır. Yuhanna İncilinin 16. babının 12 ve 13. ayetlerinde şöyle denilmektedir:(Benim söyleyeceğim daha birçok şeyler var. Fakat siz henüz bunlara tahammül edemezsiniz. Fakat O geldiği zaman sizi her hakikate ulaştıracaktır). Yuhanna İncilinin bu yazısı, İngiliz ve Amerikan İncil şirketleri tarafından 1886 senesinde İstanbul’da Boyacıyan Agob matbaasında bastırılmış olan Kitâb-ı Mukaddes’in İbraniceden Türkçeye tercümesinin 885. sayfasında (Benim gitmem size hayırlıdır. Zira ben gitmeyince, size teselli edici gelmez. O geldiğinde dünyayı günah ve salah ve hüküm hususlarında ilzam edecektir. Size söyleyeceğim daha çok şeyler var. Lakin şimdi tahammül edemezsiniz. Ama, o hakikat ruhu geldiği zaman, sizi cümle hakikate irşad edecektir. Zira kendiliğinden söylemeyip, işittiği şeylerin cümlesini söyleyecek ve vuku bulacak şeyleri size haber verecektir. O beni taziz edecek, çünkü, benimkinden alıp size ihbar edecektir) şeklinde yazılıdır. Buradaki “O” kelimesi İncil tercüme ve tefsirlerinde (Ruh) veya (Ruh-ul-kuds) olarak gösterilmektedir.

Halbuki Latince aslında, (PARACLET) diye yazılıdır ki bu kelime, “teselli edici” mânâsına gelir. Demek oluyor ki papazlar bütün gayretlerine rağmen İncilden (benden sonra bir teselli edici gelecektir) ibaresini kaldıramamışlardır. Bundan başka PAVLOSun yazdığı ve hristiyanların (Kitâb-ı mukaddes)in bir kısmı olarak kabul ettikleri mektuplardan “Korintoslulara 1. mektup”un, 13. babının 8. ayeti ve devâmında, (Sevgi sona ermez. Fakat Peygamberler sona erecektir. Diller de kaybolacaktır. [Latince ve eski Yunanca gibi.] İlim de iptal olunacaktır. [Ortaçağ ilmi gibi.] Zira biz bunların ancak çok az bir parçasını biliyoruz. Fakat, O KAMİL olan geldiği zaman, cüzi olan yani bütün yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır) denilmektedir. Bu yazı, Türkçe Kitâb-ı Mukaddes’in 944. sayfasında aynen mevcuttur. O hâlde hristiyanlar, bugün ellerinde bulunan ve doğru olarak kabul ettikleri İncilde de, bir son Peygamber “aleyhissalatü vesselâm” geleceğini bildiren kısımlar olduğuna inanmak mecburiyetindedirler.

Barnabas İncilinin İngilizce tercümesi, aşağıda yazılı 10 yerde satılmaktadır.

1) İslamic Book Centre, 120, Drummond Street, London NW 1 2h., England. Tel: 01-388 07 10.
2) Muslim Book Service, Fosis, 38, Mapesbury Road, London NW2 4JD, England. Tel: 01-452 44 93.
3) Muslim Information Service, 233, Seven Sisters Road,London N4 2DA, England. Tel:01-272 51 70; 263 30 71.
4) İslamic Book Centre, 19A, Carrington Street, Glasgow G4 9AJ, Scotland, Great Britain. Tel:041-331 11 19.
5) The İslamic Cultural Centre Book Service, 146, Park Road, London NW8 7RG, England. Tel: 01-724 33 63/7.
6) Al-Hoda, Publishers And Distributers, 76-78, Charing Cross Road, London WC2, England. Tel: 01-240 83 81.
7) A.H. Abdulla, P.O. Box. 81171, Mombase. (Kenya).
8) İslamic Propagation Centre 47-48 Madrasa Arcade. Du ban-Natal (South Africa).
9) Muslim Students Association, of U.S.A & Canada H.Q. 2501 Directors Row. Indiana Polis Indiana 46241, (U.S.A.).
10) Begum, Aisha Bawany Wakf, 3rd Floor, Bank House No. 1, Habîb Square, M. A. Jinnah Road, Karachi, PAKİSTAN.

KAYNAK: Cevâb Veremedi

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler