Sual: İstihârede görülen renkleri nasıl tabir etmek gerekir?

Cevap: Yeşil, beyaz, berrak su hayra; siyah, kırmızı, bulanık su şerre tabir edilir. Esasında istihâre neticesinde hiç renk görülmeyebilir. Ama kalbinde o işe karşı arzu artmışsa, istihâre müsbet demektir. Azalmışsa, menfi tabir edilir.

 

Sual: Ben rüya tabiri ilmini öğrenmek istiyorum. Hangi kitaptan veya kimden öğrenmemi tavsiye edersiniz?

Cevap: Rüya tabiri ilmi nasıl öğrenilir bilmiyorum. Bunun için öncelikle kuvvetli zekâ ve sağlam bir kalbe sahip olmak şarttır. Şir’atü’l-İslâm gibi ahlak kitaplarından rüya tabir usulünü öğrenmek lazımdır. Seyyid Süleyman’ın Kenzü’l-Menam adlı tabirnamesi makbul tutulmuştur. Piyasadaki rüya tabirlerinin hiç birisini tetkik etmedim. Aslıyla karşılaştırma imkânımız da yok. Bu bakımdan tavsiye edemem.

 

Sual: Çobanlık yapan üç kız çocuğu, Portekiz’in Fatima kasabasında 1917 yılında Hazret-i Meryem’i gördüklerini ve kendisinden mesaj aldıklarını söylerler. Dinimizin bu olaya bakış açısı nedir?

Cevap: Bu İslâmiyetle alâkalı bir mevzu değildir. Çocuklar masum sayıldığı için, gerçek olabileceği gibi; hayal olabilir, yalan olabilir, halüsinasyon olabilir.

 

Sual: İstihâre bir başkası yerine yapılabilir mi? Mesela anne, kızının yerine; baba, oğlunun yerine istihâreye yatabilir mi?

Cevap: Hadis-i şeriften de anlaşıldığına göre istihâre şahsî bir sünnettir. Herkes ancak kendisi için istihâre yapabilir.

 

Sual: Evliyadan Ahmed bin Hanbel gibi bazısı, rüyasında Allahü teâlâyı gördüğünü bildirmektedir. Bu mümkün müdür?

Cevap: Sıradan bir insanın dünyada Allahü teâlâyı baş gözüyle veya rüyada gördüm demesine itibar edilmez. Evliyânın rüyada Allahü tealayı görmesi, dünyâ ve âhiret görmeleri gibi değildir. Yani rü’yet değildir. Onlara şühûd hâsıl olmaktadır. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbânî).

 

Sual: İstihareye yatan, ilk gece hem yeşil, hem siyah, hem de kırmızı görürse nasıl tabir etmelidir?

Cevap: Bir daha istihare yapar.

 

Sual: İstihâre mi, yoksa istişâre mi daha hayırlıdır?

Cevap: İstişâre eden yanılmaz; istihâre eden pişman olmaz, meâlinde bir hadîs-i şerif vardır. Bir işe girişmeden evvel istihâreye yatmak ve istişâre etmek sünnettir. Ancak ehli var ise istişâre, istihâreden daha hayırlıdır. Zira rüyalardan mana çıkarmak herkesin harcı değildir.

 

Sual: Gördüğümüz rüyaların tabirlerine internetten veya kitaplardan bakmamız doğru mu?

Cevap: Rüyayı salih müslümana tabir ettirmek lazımdır. Veya kendisi hayra yormalıdır. Rüyalar neye yorulursa, umumiyetle böyle çıkar. Onun için hayra yormalıdır. Manası olmayan rüyaları da tabire çalışmamalıdır. Piyasadaki kitapların çoğu saçma sapan şeylerdir. Muteber eserlere bakılabilir. Seyyid Süleyman’ın Kenzü’l-Menam’ı gibi.

 

Sual: İstihâre, sadece istişare yapılacak kimse bulunamadığında mı yapılır? Yoksa mühim işler için her zaman istihareye yatmak sünnet midir?

Cevap: Her zaman sünnettir. Ama istişâre, istihâreden daha kıymetlidir. Çünki insan rüyayı nasıl tabir edeceğini bilemeyebilir. Ama ehil bir kimseyle istişâre çok daha gerçekçidir.

 

Sual: İstihare yapan kimse, 2. veya 3. günlerde müsbet işaret göremezse, 7 günü de tamamlaması gerekir mi?

Cevap: Bırakmak da, devam etmek de münasiptir.

 

Sual: Rüya hakkında tavsiye edebileceğiniz bir kitap var mıdır?

Cevap: Kenzü’l-Menâm münasiptir. Rüya, haktır. Ama tabiri mühimdir. Olur olmaz kimseye tabir ettirmemelidir. Nasıl tabir edilirse öyle çıkar. Bunun için hayırdır inşallah deyip geçmelidir.

 

Sual: Bir insan rüyasında Allah’ı görebilir veya duyabilir mi?

Cevap: Câizddir veya câiz değildir diyen âlimler olduğu gibi, görülebilir; ama vâki değildir diyen âlimler de vardır.

 

Sual: İnsan rüyada cenneti görebilir mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: Cahiller, mürtedler, ehli bidat, sapık tarikatlar vs kişiler, peygamberimizi rüyada gördüklerini, hatta o sapık yola onun sevkettiğini, o yolu övdüğünü söylüyorlar. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Rüyalarla amel edilmez. Peygamber de bozuk yolu övmez. Kaldı ki böyle kişilerin çoğu akıl hastasıdır. Peygamberimizi gördüğü nereden bellidir? Peygamberi iyi tanıyan, ancak bu rüyanın sadık olduğunu anlar. Böyleleri nereden bilebilir? Abdülkadir Geylanî hazretlerine hatiften, “artık namaz senden düştü” diye bir ses işitti de, şeytan olduğunu anladı. Peygamberden bile düşmeyen bir mükellefiyet, benden nasıl düşer dedi.

 

Sual: Cahiller, mürtedler, ehli bidat, sapık tarikatlar vs kişiler, peygamberimizi rüyada gördüklerini, hatta o sapık yola onun sevkettiğini, o yolu övdüğünü söylüyorlar. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Rüyalarla amel edilmez. Peygamber de bozuk yolu övmez. Kaldı ki böyle kişilerin çoğu akıl hastasıdır. Peygamberimizi gördüğü nereden bellidir? Peygamberi iyi tanıyan, ancak bu rüyanın sadık olduğunu anlar. Böyleleri nereden bilebilir? Abdülkadir Geylanî hazretlerine hatiften, “artık namaz senden düştü” diye bir ses işitti de, şeytan olduğunu anladı. Peygamberden bile düşmeyen bir mükellefiyet, benden nasıl düşer dedi.

 

Sual: Gördüğümüz rüyalar gelecekten haber verir mi?

Cevap: Olabilir. Ama doğru tabir etmek lazımdır.

 

Sual: Uykuda ruh bedenden ayrılır mı?

Cevap: Evet. Ayet-i kerime bunu haber veriyor.

 

Sual: Ben çocukluğumdan beri sağ tarafıma sünnet üzere uyuyamıyorum. İlmihal kitaplarında istihare uykusunda sünnet üzere sağına yatıp uyumalı yazıyor. Ben nasıl istihare yapabilirim?

Cevap: Sağa yatamamak özürdür. Sağa yatmak istiharenin şartı değildir.

 

Sual: Ölen anne babamız iyi hal üzere mi değil mi diye istihareye yatmak uygun mudur?

Cevap: Hayır. Gerekirse size gösterilir.

 

Sual: Bir kimsenin, arkadaşının yerine istihare yapması uygun mudur?

Cevap: Herkes kendisi istihare yapar. Başkası için yapamaz.

 

Sual: Uyku esnasında ruh bedenden ayrılıyorsa, uyuyanı sağa, sola döndüren nedir?
Cevap: Beden canlıdır; ruh bedenle irtibatlıdır.
Sual: Evlilik için kişinin istişareleri, mantığı ve duyguları müspet iken, istihare neticesi menfi ise istihareye uymak şart mıdır?
Cevap: İstihare, kati bilgi bildirmez. Sünnet olduğu için yapılır. Hele bu zamandaki insanlar bunu nasıl tabir edecekler? Evlilik ve her şey için münasip kişilerle istişare edip, şeriata ve akla uygun hareket edilirse, tamamdır.

 

Sual: Çanakkale Harbi’ne iştirak etmiş bir zabit yıllardır rüyama giriyor; benim kabrimi bul beni sahipsiz sanmasınlar, diyor. Defalarca Çanakkale’ye gittim, bir şey bulamadım. Kime sorduysam yardımcı olamadı. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap: Bahsettiğiniz isimde bir zabit, Çanakkale’ye iştirak eden zabitlerin ismi arasında bulunmuyor. Ankara’daki Milli Savunma Bakanlığı arşiv daire başkanlığına aile mensubu veya resmi araştırmacı sıfatıyla müracaat edilebilir. Fakat rüyalara fazla itibar edilmez. Bir cin sizi kandırıyor olabilir. Nice şehitler vardır ki, mezarı belli değildir. Benim yüzbaşı dedem, cihan harbinde şehit olmuştur; mezarı belli değildir. Bir kere bile beni bulun demedi. Her akşam ruhuna okuyoruz. Mezarı olsa ne olur olmasa ne olur. Şehit ise, cennettedir; kabirle işi olmaz. Değilse mezarın ne faydası var? Bence bu işlerle uğraşmayı boş verin, bulamazsınız.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler