Sual: Günümüzde Pakistan, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde aktif olan Kadıyanilik hareketi nedir? Kim kurmuştur? Nelere inanırlar?

Cevap: Bunlara Ahmedi de denir.Camiul-ezher üstadlarından, M.Ebû Zühre diyor ki “Kadıyânîliğin kurucusu mirza Ahmed, 1908’de öldü. Lahor civarında Kadyan kasabasına defnedildi. Îsâ aleyhisselâm yahudilerden kaçıp Keşmir’e geldi. Keşmir’de öldü derler. Ahmed Kadıyâni’ye peygamber diyorlar. Kurân-ı Kerîm, yahudilerin ve hristiyanların hayırlı olduğunu bildiriyor. Bunun için, ingilizleri sevmek ibâdettir diyorlar. Cihat emri bitti. Bize kâfir demeyene biz de kâfir demeyiz. Kadıyânî olmayana kız verilmez. Onlardan kız alınır diyorlar”. Kendilerine inanmayan müslümanlara kitapsız kâfir diyorlar.

Dir-i zur medresesi müderrislerinden allame Hüseyin Muhammed “rahmetullâhi aleyh”, Kadıyânîlerin küfre sebep olan sözlerini (Erreddü alel-Kadıyâniyye) kitabında uzun yazmaktadır. Böyle isimler altında gizlenen kâfirler, kendilerini müslüman tanıtıyorlar. Hristiyanlarla, yahudilerle münakaşa ederek, İslamiyetin hak din, biricik saadet yolu olduğunu ispat ediyorlar. Buna aldananlar, hemen müslüman oluyorlar. Fakat Behailer, Kadıyânîler, Şiîler ve Vehhâbîler, bu zavallıları aldatarak, kendi bozuk fırkalarına çekiyorlar. Nobel mükafatı almış olan fizikçi Abdüsselam Kadıyânîdir. Cenub Afrika’da, 1980 senesinde hristiyanlara karşı mücadele ederek, onları İslamiyete cezb eden, Ahmed Didad de, Ehl-i sünnet değildir. Yeni müslüman olanların, Ehl-i sünnetin hak yoluna, ebedî saadete kavuşmalarına mâni olmaktadırlar.

Hindistan’da, Pençab’da, 1880 senesinde, Mirza Gulâm Ahmed Kadıyânî tarafından kurulmuştur. Kendisi 1835’de doğmuş, 1908’de ölmüştür. Görülüyor ki sapık fikirlerini, İngilizler Hindistan’ı sömürge yaptıktan bir sene sonra yaymaya başlamıştır. İslamiyeti içerden yıkmak için, İngilizler tarafından kurulmuş ve beslenmiş, İngiliz casuslarının yardımı ile süratle yayılmıştır. Abdürreşid İbrahim efendi, 1910’da İstanbul’da basılan Türkçe Âlem-i İslam kitabının 2. cildinde, “İngilizlerin İslam düşmanlığı” yazısının bir yerinde diyor ki: “Hilafet-i İslamiyyenin bir ân evvel kaldırılması, ingilizlerin birinci düşünceleridir. Kırım muharebelerine sebep olmaları ve burada Türklere yardım etmeleri hilafeti mahvetmek için bir hile idi. Paris muahedesi, bu hileyi ortaya koymaktadır. Her zaman Türklerin başına gelen felaketler, hangi perde ile örtülürse örtülsün, hep ingilizlerden gelmiştir. İngiliz siyasetinin temeli, İslamiyeti yok etmektir. Bu siyasetin sebebi, İslamiyetten korkmalarıdır. Müslümanları aldatmak için, satılmış vicdanları kullanmaktadırlar. Bunları İslam alimi, kahraman olarak tanıtırlar. Sözümüzün hülâsası, İslamiyetin en büyük düşmanı ingilizlerdir.” Amerikalı hukuk ve siyaset adamlarından Bryan William Jennings, kitapları, konferansları ve 1891 ile 1895 arasındaki ABD kongresi Temsilciler meclisinde azalık yapması ile meşhurdur. 1913-1915 arasında ABD hariciye vekili idi. 1925 de öldü. “Hindistan’da İngiliz hakimiyeti” kitabında, ingilizlerin İslam düşmanlığını, vahşetlerini, zulümlerini uzun yazmaktadır.

İngilizlerin maşası olan Gulâm Ahmed Kadıyânî öldükten sonra, yerine Hakim Nureddin halifesi oldu. 1914 de bunun yerine geçen Beşirüddin Mahmud, 1889’da tevellüd, 1965’de vefât etmiştir. Ahmed, 1905’de Hindistan’da Kadyan şehrinde “El-vasiyyet” kitabını neşrederek, kendisinin, vaad edilmiş Mesih [yani Îsâ aleyhisselâm] olduğunu bildirdi. Oğlu Beşir, Ahmedilerin merkezini Rabwah kasabasına nakledip, Ahmediye yolunun sapık inançlarını “Gerçek İslamiyet” adı altında yaymaya başladı. “Kuran tefsiri” diyerek çıkardığı büyük iki kitabı, Kurân-ı Kerîme uymayan sapık, bozuk yazılarla doludur. 1300 seneden beri müfessirlerin hiçbirinin dikkatini çekmediği ekonomik hakikatleri görüp yazdığını bildirmektedir. Allah’ın böyle bir bilgiyi, ancak Peygamberlere ve onların halifelerine bahşettiğini güvenle iddia edebilirim demektedir. “Kurân-ı Kerîmi, kendi görüşü ile tefsir eden kâfir olur” hadis-i şerifi, bunların İslamiyetten ayrı, sapık bir yolda olduklarını açıkça göstermektedir. Vehhâbîlerin Fethu’l-mecid kitabının 275. sayfasında, Muhammed Sıddîk Hasan Han’ın Kitabü’l-izaa kitabından alarak, “Zamanımızdaki deccallerden biri de, frenk deccalı, Gulâm Ahmed Kadıyânî habisidir. Allah onu daha çirkin eylesin! Kötülüğünü herkese duyursun! Onun küfür yoluna sürüklenmiş olanları da, onun gibi eylesin! Çünkü o, büyük fitne uyandırdı. Önce, Mehdi olduğunu söyledi. Sonra Peygamberlik davasına kalktı. Hıristiyan devletlerin, müslümanları parçalamak siyasetlerine alet oldu” yazmaktadır. Bunlar, gerçek müslümanlık, yalnız Ahmediliktir diyor. Her ikisi de, hadis-i şerif ile övülmüş olan ilk iki asrın doğru yolundan ayrılarak, insanları küfür ve dalâlet felaketine sürüklemektedirler. Pençab ve Bombay’da câhil halk arasında sürat ile yayılan bu batıl yol, şimdi Avrupa ve Amerika’da yerleşmektedir. Kendilerine müslüman dedikleri hâlde, bozuk inançları ve ayinleri ile müslümanlıktan ayrılmışlardır. Küfürlerine sebep olan şeyler çok ise de, şu üçü mühimdir:

1) Ahmedi ve Kadıyânî adını alanlara göre, Îsâ aleyhisselâmı asmak istememişlerdi. Fakat, kendiliğinden öldü ve toprağa kondu. Sonra kabrinden çıkıp, Hindistan’da, Keşmir’e gitti. Orada, İncili öğretip tekrar öldü diyorlar.

2) Mehdi’nin çıkmasında ve herkesi dine çağırmasında da, İslamiyetten ayrılıyorlar. Îsâ ve Muhammed aleyhimesselâmin ruhları insan şeklinde görünecektir. Bu da, Mirza Ahmed’dir. Başka Mehdi yoktur diyorlar.

3) Müslümanlıkta cihat vardır. Fakat, top ile kılıç ile değil, nasihat ile irşad iledir. Kan dökmek, can yakmak yoktur, soğuk harp vardır diyerek, Kurân-ı Kerîmin mânâsını değiştiriyor, cihat için olan âyet-i kerimeleri inkâr etmiş oluyorlar. Gulâm Ahmed’in oğlu Beşirüddin’in “Yeni dünya nizamı” kitabı, küfür saçmaktadır. Hindistan âlimlerinden, şeyh Muhammed Enver Şâh Keşmiri, Kadıyânîleri red için, “Akidetü’l-İslam fi hayat-i Îsâ aleyhisselâm”, “İkfarü’l-mülhidin” ve “Hatemü’n-nebiyyin” kitaplarını yazmıştır. Bu kitapların ön sayfalarında çeşitli âlimlerin takriz ve methiyeleri vardır. Bunlar arasında, Karaşi’deki Medrese-i İslâmiyye müderrislerinden Seyyid Muhammed Yusuf Bennuri, Muhammed Enver Şah’ın hayatını ve salahını uzun yazmıştır. Burada, asrının derin alimi, Osmanlı devletinin son şeyhulislamı Mustafa Sabri Efendi’nin “rahmetullahi teâlâ aleyh” “Mevkıfu’l-akl” kitabının, 3. cildi, 327. sayfasında, Hindin büyük alimi Muhammed Enver Şah’ı görüp hayranı olduğunu yazdığını da bildirmiştir. Muhammed Enver Şâh “rahmetullahi teâlâ aleyh”, 1933’de vefât etmiştir. Bu üç kitabında, Mirza Gulâm Ahmed Kadıyânî için diyor ki:

Îsâ aleyhisselâmın gökten ineceğine inanmıyor. O, asıldı, öldürüldü. O, babasız değildi. Yusuf-i Neccar’ın oğlu idi diyor. Bu yüce Peygambere, yahudiler gibi çok çirkin şeyler söylüyor. Kendisinin Peygamber olduğunu, yeni bir din getirdiğini bildiriyor. Îsâ gökten inecektir demekle, benim geleceğim bildirilmiştir diyor. Nassları değiştirip, inanılması zaruri olan bilgileri inkâr ediyor. Muhammed aleyhisselâmın, Peygamberlerin sonuncusu olduğuna, hepsinden üstün olduğuna inanmıyor. Kendisinin binlerce mucizeleri olduğunu, mucizelerinin, Peygamberlerin hepsinin mucizelerinden daha çok ve daha üstün olduğunu bildiriyor. Birçok ayetlerin, kendisini haber verdiğini, Kur’an’da övüldüğünü bildiriyor.

Ahmed Kadıyânî, moğol, tatar kavmindendir. İsmaili fırkasından bir zındık idi. Çok kitap okudu. Ehl-i sünnetin azılı düşmanı idi. İngilizler, İslamiyeti içerden yıkmak için hazırladıkları planları uygulayacak Hindistan’da da bir maşa arıyorlardı. Bunu seçtiler. Bol para ile satın aldılar. Önce, Behai olarak ortaya çıkarıldı. Müceddid olduğunu söylerdi. Sonra, Mehdi’yim dedi. Daha sonra, gökten ineceği bildirilen Îsâ Mesih olduğunu söyledi. Nihâyet, Peygamber olup yeni bir din getirdiğini ilan etti. Kadıyan’daki mescidi, Mescid-i Aksâ imiş. Şehri de Mekke imiş. Sonradan yerleştiği Lahor şehri de, Medine imiş. Bir mezarlık yapıp, buna “Makberetü’l-Cenne” dedi. Buraya gömülen Cennete gider dedi. Kendi kadınlarına Ümmehatü’l-müminin dedi. Aldattığı kimselere “ümmetim” dedi. Mucizelerinin en büyüğü “Muhammedi beygüm” dediği nikah imiş. Gökte yapılırmış. Vahiy olarak kendisine bildirilmiş. Dinini,1888’de ilan etti. 1908’de Cehenneme gitti. Kendisine inanmayanlara kâfir dedi.

Bunun, Hakikatü’l-vahiy kitabının 148. sayfasında, “Allah, bu ümmet arasında, İsa’dan daha üstün bir mesih yarattı. Îsâ, şimdi sağ olsaydı, benim yaptıklarımı yapamazdı. Bende görülen mucizeler, onda görülmezdi” diyor.

107. sayfasında, “Firavuna resûl gönderdiğim gibi, size de Resûl gönderdim” âyet-i kerimesindeki Peygamberin kendisi olduğunu yazıyor.

68. sayfasında, “Allah, beni Peygamber olarak gönderdi. Vaat olunan Mesih sensin dedi. Bana 300.000 mucize verdi” diyor.

Berahimü’l-Ahmediyye kitabının 56. sayfasında, kendi mucizelerinin, Muhammed aleyhisselâmın mucizelerinden daha çok olduğunu yazıyor.

Muhammed aleyhisselâmın, Peygamberlerin sonuncusu olduğunu bildiren 150 hadis-i şerif vardır. Bunlardan 30 kadarı Kütüb-i sittede yazılıdır. Îsâ aleyhisselâmın gökten ineceği de, zaruri bilinmektedir. Bunlara inanmayan kâfir olur.

Kadıyânî ve Ahmedi denilen bu yolun, İslamiyeti içerden yıkmak için ingilizler tarafından kurulmuş olduğunu vesikalarla anlatan bir kitap elimize geçti. El-mütenebbiü’l-Kadıyânî adındaki bu Arabî kitap, Pakistan’da, Mültan’da, “Meclis-i tehaffuz-i hatmi’n-nübüvve” tarafından 1967’de basılmıştır. Bu kitap, Enver Şâh-ı Keşmiri’nin, İkfarü’l-mülhidin kitabının başındaki allame Muhammed Yusuf Bennuri’nin kıymetli yazılarını ve Havenetü’l-İslam risalesini de ekleyerek, 1973’de ofset ile İstanbul’da bastırılmıştır.

 

Tavsiye Yazı —> İngilizlerin İslam Düşmanlığı

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler