Sual: Ahlakını güzelleştirmek isteyen bir müslüman neler yapmalıdır?

Cevap: Müslümanın her şeyden evvel kalbini temizlemesi lazımdır. Çünkü, kalp, bütün bedenin reisidir. Bütün uzuvlar kalbin emrindedir. Peygamberimiz, “İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu iyi olursa, bütün uzuvlar iyi olur. Bu kötü olursa, bütün organlar bozuk olur. Bu, kalptir” buyurdu. Yani bu, yürek denilen et parçasındaki gönüldür. Bunun iyi olması, kötü ahlaktan temizlenmesi ve iyi ahlak ile tezyin edilmesidir. İnsanın suretine, şekline beden, halk denir. İnsanın kalbindeki kuvvete, hâle, huya hulk denir. Ahlak-ı zemime, kalbin hastalıklarıdır. Bunların tedavileri güçtür. İlaclarını iyi bilmek ve iyi kullanmak lazımdır. Hulk, yani huy, kalpteki meleke ve kalpteki arzu, hal demektir. İnsanın itikadı, sözleri, hareketleri, hep bu kuvvetten hâsıl olmaktadır. İhtiyari hareketleri, huyunun eserleridir.

Ahlakı tebdil etmek, kötüsünü yok edip, yerine iyisini getirmek mümkündür. Hadis-i şerifte, “Ahlakınızı iyileştiriniz!” buyuruldu. İslamiyet mümkün olmayan şeyi emretmez. Tecrübeler de, böyle olduğunu göstermektedir. [Tecrübe, kati bilgi elde etmeye yarıyan 3 vasıtadan biridir. Bu vasıtalardan 2.si, Muhbir-i Sadıkın haber vermesidir. 3.sü, hesap ile anlamaktır.] İnsanların, ahlaklarını tebdil etmek istidadları aynı değildir.

Ahlakın menşei, sebebi, insani ruhun üç kuvvetidir. Bunlardan birincisi, ruhun idrak kuvvetidir. Buna nutk ve akıl denir. Nutkun nazarî kuvvetinin mutedil, orta miktarına hikmet denir. Hikmet, iyiyi kötüden, hakkı batıldan ayıran kuvvettir. Bu kuvvetin lüzumundan fazla olmasına cerbeze, yani ukalalık denir. Cerbeze insan, mümkün olmayan şeyleri anlamaya kalkışır. Müteşabih âyetlere mânâ verir. Kaza kader üzerinde konuşur. Mekr, hile, sihir gibi zararlı şeyler yapar. Bu kuvvetin lüzumundan az olmasına beladet, yani ahmaklık denir. Böyle kimse, hayrı, şerri birbirinden ayıramaz. Nutkun ameli kuvvetinin orta olmasına adalet denir. Adaletin azı çoğu olmaz.
Ahlakın kaynağı olan kuvvetlerden ikincisi gazabdır. Hayvani ruhun kuvvetidir. Beğenmediği, istemediği bir şey karşısında, kanı harekete gelir. Bu kuvvetin insani ruh tarafından temin edilen orta miktarına şecaat, cesaret denir. Lüzumlu, faydalı işlere atılmaktır. Müslümanların, iki mislinden fazla olmayan kâfirlerle harp etmeleri, mazlumu zalimden kurtarmaları böyledir. Bu kuvvetin fazla olması tehevvür, atılgan, saldırgan olmaktır. Çabuk hiddetlenir. Bu kuvvetin az olması cübn, korkaklıktır. Lüzumlu olan şeyi yapmaktan çekinir.

Ruhun kuvvetlerinden üçüncüsü şehvettir. Hayvani ruhun, kendine tatlı gelen şeyleri istemesidir. Bunun insani ruh tarafından temin edilen orta miktarına iffet, namus denir. İnsan, tabiatinin muhtaç olduğu şeyleri, İslamiyete ve insanlığa uygun olarak yapar. Lüzumundan fazla olmasına şereh, hırs ve fücur denir. Helaldan olsun, haramdan olsun, her istediğini elde etmeye çalışır. Başkalarının zararına da olsa, beğendiği şeyleri toplar. Şehvetin lüzumundan az olmasına humud, uyuşukluk denir ki hasta olduğundan veya hayasından, yahut korkusundan, kibirinden, muhtaç olduğu şeylere kavuşmakta gevşek davranır.

Yukarıda bildirilen dört orta derece, yani hikmet, adalet ve iffet ve şecaat, iyi huyların esasıdır. İnsan, ruhun üç kuvvetinden hikmete tabi olunca, diğer ikisine, yani gazaba ve şehvete hakim olur. Bu ikisini, orta dereceli olan iffete ve şecaate kavuşturarak saadete erer. Eğer, aklın nazarî kuvveti; orta derecesi olan hikmeti bulamayıp, iki kötü uca meylederse, kötü huylar hâsıl olur. Aşırı olan 6 huy, her zaman kötüdür. Orta derecede olan 4 huy da, kötü niyet ile yapılınca, kötü olur. Mala, mevkiye kavuşmak için, din adamı olmak, riya ile gösteriş olarak namaz kılmak ve cihat yapmak, hikmeti kötüye kullanmak olur. Bir zevke veya mevkiye kavuşmak için, bazı zevklerini terketmek, iffeti kötüye kullanmaktır.

Esas olan 4 iyi huydan her birinin, eserleri, alâmetleri vardır. Hikmetin 7 eseri vardır. Şecaatin ve iffetin 11’er eserleri vardır.

Kötü huyların ilacı – Kötü huyların hepsi için müşterek ilaç, hastalığı ve zararını ve sebebini ve zıttını ve ilacın faydasını bilmektir. Sonra, bu hastalığı kendinde teşhis etmek, aramak, bulmak gelir. Bu teşhisi kendi yapar. Yahut bir âlimin, rehberin bildirmesi ile anlar. Mümin, müminin aynasıdır. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sâdık olan dost, onu tehlikelerden, korkulardan muhafaza eden kimsedir. Böyle bir arkadaş bulmak çok müşkildir. Bunun içindir ki İmam-ı Şâfiî şöyle buyurdu:

Sâdık dost ve halis Kimya
az bulunur, hiç arama!

Hazret-i Ömer “radıyallâhu anh” da şöyle buyurdu:

Arkadaşım aybıma uyardı beni,
kardeşlik sünnetinin budur temeli! 

Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayblarını arayıp, yüzüne çarpar. İyi arkadaşlar ise, insanın ayıblarını pek görmezler. Birisi İbrahim Ethem hazretlerine, aybını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, seni dost edindim. Her halin, hareketlerin, bana güzel görünüyor. Aybını başkalarına sor dedi. Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak da, kötü huyların ilaçlarındandır. “Mümin müminin aynasıdır” hadis-i şerifinin mânâsı budur. Yani, başkasının ayblarında, kendi ayblarını görür. İsa aleyhisselâma, bu güzel ahlakını kimden öğrendin dediklerinde, (Bir kimseden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen huylarından ictinab ettim. Beğendiklerimi ben de yaptım) buyurdu. Lokman Hakim’e, “Edebi kimden öğrendin” dediklerinde, “Edebsizden!” dedi. Selef-i salihinin, Ashâb-ı kiramın, Velilerin hayat hikayelerini okumak da, iyi huylu olmaya sebep olur.

Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak lazımdır. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması müşkildir. Kötü şeyler nefse tatlı gelir.

İnsanın, kötü şey yapınca, arkasından riyazet çekmeyi, nefse güç gelen şey yapmayı adet edinmesi de, faydalı ilaçtır. Mesela, bir kötülük yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim veya oruç tutacağım, gece namazları kılacağım diye yemin etmelidir. Nefs, bu güç şeyleri yapmamak için, onlara sebep olan kötü adetini yapmaz. Kötü ahlakın zararlarını okumak, işitmek de, faydalı ilaçtır. Bu zararları bildiren hadis-i şerifler çoktur. Bunlardan birkaçı şunlardır:

 “Allah katında kötü huydan büyük günah yoktur.” Çünkü, bunun günah olduğunu bilmez. Tevbe etmez. İşledikçe, günahı katkat artar.

 “İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır.”

 “Her günahın tövbesi vardır. Kötü ahlakın tövbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tövbesini yapmayıp, daha kötüsünü yapar.”

 “Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlak, hayratı, Hasenâtı mahveder.”

Kötü niyet ile olmayan hikmet, adalet, iffet ve şecaat, iyi ahlakın kaynağıdır. İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Ahlak, hastalık gibi saridir. Kötü huylu ile arkadaşlık etmemelidir. Hadis-i şerifte, “İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur” buyuruldu. Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmaktan ve münakaşa etmekten ictinab etmelidir. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren seks, fuhş kitapları okumamalı, böyle radyo ve televizyondan sakınmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arıyan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. Mal, mevki gaye olmamalı, hayra vasıta olmalıdır. Mal, mevki ,bir deryaya benzer. Çok kimse, bu denizde boğulmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, “Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!” buyuruldu. İnsan, dünyada Bâkî değildir. Dünya zevklerine daldıkça, dertler, üzüntüler, güçlükler artar. Aşağıdaki hadis-i şerifleri hiç unutmamalıdır:

“İbadetleri az olan bir kul, iyi huyu ile kıyamette yüksek derecelere kavuşur.”

“İbadetlerin en kolayı ve çok faydalısi, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.”

“Bir kulun ibadetleri çok olsa da, kötü huyu, onu Cehennemin dibine götürür. Bazen küfre götürür.”

Birinin gündüzleri oruç tuttuğu, geceleri namaz kıldığı, fakat kötü huylu olduğu, dili ile komşularına, arkadaşlarına eziyet ettiği söylendikte, Resûlullah cevabında, “Böyle olmak iyi değildir. Gideceği yer, Cehennem ateşidir” buyurdu.

“Güzel ahlakı tamamlamak, yerleştirmek için gönderildim”. Semavi dinlerin hepsinde iyi huylar vardı. Bu din, bunları tamamlamak için gönderildi. Bu din varken, iyi huy bildirecek başka kaynağa, başka kimseye lüzum yoktur. Bunun için, Muhammed aleyhisselâmdan sonra, Peygamber gelmeyecektir.

“İyi huylu olan, dünya ve ahiret saadetlerine kavuşur.” Çünkü iyi huylu kimse, Allahü teâlâya ve kullara karşı olan hakları, vazifeleri ifa eder.

“Sureti ve huyu güzel olanı Cehennem ateşi yakmaz.”

“Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulüm edenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, güzel huylu olmaktır”. İyi huylu kimse, kendisine darılana iyilik yapar. İhsanda bulunur. Malına, haysiyetine, bedenine zarar vereni affeder.

“Kızdığı zaman, yumuşak davrananın kalbini Allahü teâlâ emniyet ve iman ile doldurur.” Korkusuz ve emin olur. Kötülük edene iyilik yapmak, iyi huyların en üstünüdür. Kamil insan olmanın alâmetidir. Düşmanları dost yapar. İmam-ı Gazali diyor ki İncil’de gördüm: İsa aleyhisselâm, “Kötülük yapana kötülükle cevap vermeyiniz! Sağ yanağınıza vurana, sol yanağınızı çeviriniz! Paltonuzu alana, şalvarınızı da veriniz!” buyurdu. Hıristiyanların, İspanya’da, Kudüs’te, Hindistan’da ve Bosna Hersek’de müslümanlara ve yahudilere yaptıkları korkunc zulümler ve engizisyon mahkemelerinde, birbirlerine yaptıkları işkenceler, kitaplarda mevcuttur. Bu vahşi hareketleri, hakiki İncil’e tabi olmadıklarını göstermektedir.

Her müslüman, kalbinden bütün kötü huyları çıkarıp, iyi ahlakı yerleştirmelidir. Birkaçını çıkarıp, birkaçını yerleştirmekle, insan güzel huylu olmaz. Tasavvuf, insanı bu kemale kavuşturan yoldur. [Böyle olmayan yola, tasavvuf denmez. Her ilmin, her sanatın sahteleri, bozukları olduğu gibi, dinden, İslamiyetten, İslamiyetin güzel ahlakından haberleri olmayan sahtekarlar, yalancılar, kendilerine tarikatcı, şeyh diyorlar. Bunlara aldanmamalı, cahillerin, ahlaksızların kitaplarını okumamalı, radyolarını dinlememeli, tuzaklarına düşmemelidir.]

Kötü ahlakın meşhurları 60 adettir. Bunlardan 40 adedi, kırk madde halinde şu linkte vardır. Bunlardan sakınan ve zıtlarını yapan kimse, güzel ahlaklı olur.

Tavsiye yazılar: Kötü Huylar

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler