Sual: Avukat, yaptığı masrafları ve ödediği kdv’yi müvekkilden alıyor; sonra bunu gider gösterip kısmen devletten tahsil ediyor. Bu kdv geri ödemesi avukata helal olur mu? Yoksa başta mukavele yaparken müvekkile kdv hariç mi yazmalıdır?

Cevap: Avukat, davayı takip ederken yaptığı benzin vs masrafı müvekkilden alır. Geri aldığı vergiyi müvekkile ödemelidir. Zira karşılıksız bir tahsilattır. Aksi halde hıyanet olur.

 

Sual: Başkasına ait CD, kitap gibi şeyleri kopyalayıp satmak câiz midir?

Cevap: Te’lif hakkı bir mal olmadığından Hanefî mezhebinde satılamamakla beraber para karşılığı ferağ edilebilir. Başkasına ait CD, kitap gibi şeyleri ticaret maksadıyla kopyalamak ve satmak câiz değildir. Bilgiyi öğrenmek maksadıyla almak herkese câiz ise de, bundan maddî intifâ (faydalanma) ancak sahibinin rızâsı ile mümkündür. İmam Ahmed bin Hanbel’den, “Hadîs-i şerîf yazılı bir kâğıt bulan kimse, sâhibine sormadan, bunun kopyasını alabilir mi?” diye sorulduğunda, “Hayır” cevabını vermiştir. (Kimyâ-yı Saâdet). İslâm dünyasında ilk olarak Osmanlı Devleti’nde 1852 yılında Encümen-i Dâniş nizamnâmesiyle te’lif ve tercüme hakkında düzenleme yapılmış, 1911 yılında da hakk-ı te’lif kanunu çıkarılmıştır.

 

Sual: Sayfiye evimizin bitişiğinde boş bir arsa var. Sahibi var; fakat gelip gitmediği için bilinmiyor. Bu arsayı ekip biçebilir miyiz?

Cevap: Bu adam arsa sahibinin vekili değildir. Elinde emanet de değildir. Mecelle’nin 96. maddesinde, “Bir kimsenin mülkünde onun izni olmaksızın âhar bir kimsenin tasarruf etmesi câiz değildir” diyor. İbni Âbidin der ki, “Bir kimse başkasının tarlasını ekse, ektiği tarla, o kimsenin tarlası ise ve ziraat için hazırlamışsa, kiracı sayılır. Ücret hususunda da örfe bakılır. Ziraat için hazırlamamışsa, kiraya verecek ise, mahsul ekenindir; tarla sahibine ecr-i misl (emsal kira) öder. Kira için de hazırlanmamışsa, boş duruyorsa, ekmek tarlaya noksanlık vermişse, bu noksanlık tazmin edilir”. (İbni Âbidin, Gasp bahsi)

 

Sual: Birinin hayvanı başkasının ekinini yese öder mi?

Cevap: Bir kimse kendi eşeğini başkasının buğdayını yerken görür de ona mâni olmazsa, buğdayı öder. Eşek başkasının olursa, buğdayı ödemez. (İbn Âbidîn, Lukata bahsi.)

 

Sual: Evde veya herhangi bir yerde bize ait olmayan bir küfür alâmeti bulunsa (haç gibi), sahibinden habersiz atılabilir mi?

Cevap: Hayır. Çünki maldır. Kimsenin malı izinsiz alınamaz. Atmak ise hiç câiz olmaz. Ayrıca fitne çıkar.

 

Sual: Bir kimse gelecekteki haklarını da helâl edebilir mi?

Cevap: Mecelle, “İbrânın mâba’dine şümûlü olmaz. Yani bir kimse diğer kimesneyi ibrâ etdikde ibrâdan mukaddem olan hukuku sâkıt olur. Yoksa ibrâdan sonra hâdis olan hakkını dâvâ edebilir” diyor (madde 1563). Kaldı ki ibrâ edilecek şahısların belli olması da lâzımdır. “Herkese gelecekteki haklarımı helâl ediyorum sözü” hukuken muteber değildir. Bu söz ile “Gelecekte sizden hak talep etmeyeceğim” diye vaadde bulunmuş olunmaktadır ki ahlâken makbul bir iştir.

 

Sual: Terzi, saatçi, ayakkabı tamircisi gibiler kendilerine bırakılıp alınmayan malları ne yapacak? Bunu saklamanın zamanı var mı?

Cevap: Bunların sahibinin çıkmayacağına kanaat getirinceye kadar saklar. Bu müddet azamî bir senedir. Sonra lukata sayılır. Masrafını alıp, fakirlere verir veya fakirse kullanabilir. (İbn Âbidîn, Lukata bahsi.)

 

Sual: Gerdeğe girecek olan erkeğin sırtına vuruyorlar. Uygun mudur?

Cevap: Âdettir. Ancak insanları incitmemelidir.

 

Sual: Nikâhlandıktan sonra, düğün olmadan eşimin arzusu üzerine kendisini boşadım. Mehr vermem gerekiyor mu?

Cevap: Hangi sebeple olursa olsun, erkek hanımını boşarsa, mehr ödemesi gerekir. Ancak ayrılık kadın tarafından gelmişse, yani kadın irtidat etmişse veya hürmet-i musahereye sebep olmuşsa, bu takdirde mehr alamaz. Ama erkekten boşamasını istemiş ve erkek de boşamışsa veya kadın zina edip yahut huysuz olup erkek boşamışsa, yine mehr ödenir. Eğer zifaf ve halvet olmamışsa, mehrin yarısı verilir. Eğer erkek ile kadın anlaşarak boşanırsa, buna hul denir. Bu takdirde mehr, boşamanın karşılığı olur. Önceden hanımla bunu konuşmalı ve anlaşarak boşanmalıydınız. Şu takdirde mehr ödemeniz gerekmektedir (Nimet-i İslâm).

 

Sual: Bekçi köpeğim var, bunun kuyruğunu kestirmek istiyorum. Dini bakımdan mahzuru var mıdır?

Cevap: Kuyruğunu kesmenin ciddi bir menfaati varsa canını acıtmadan kestirilir. Yoksa caiz değildir.

 

Sual: Resulullah aleyhisselâmın kuşların peşinden koşmayı câiz görmediğine dair bir hadis var mı?

Cevap: Çatıda güvercin beslemek, başkalarının bahçelerinde olup biteni ve onların mahremiyetlerini öğrenmeye sebep olduğundan tasvip edilmemiştir. Yoksa evde kafese alışkın kanarya gibi kuş beslemek câiz, hatta makbuldür.

 

Sual: Belediyeden izin alınmadan yasak olan yerlere ev yapmak caiz midir, kul hakkına girilmiş olur mu?

Cevap: Müslüman dine de, kanunlara da riayet etmelidir. Suç işlemek, kendisini tehlikeye atmak demektir. Neticesinde ceza vardır. Bu ise dinen caiz değildir.

 

Sual: Bazı kuruluşlar, halktan yardım toplamak maksadıyla çekiliş düzenliyorlar. Böyle bir çekilişe katılmakta mahzur var mıdır?

Cevap: Hayır için değilse, yani elde edilen paralar, fakirlere, muhtaçlara dağıtılmıyor veya bir hayır işine sarfedilmiyorsa, kumardır, mahzurludur.

 

Sual: Bazı memur ve işçiler sıhhatli günlerinde bile hasta raporu alıp şahsî işleriyle meşgul oluyorlar. Bunların çalışmadıkları günün ücretini hak ettiklerini söylemek mümkün müdür?

Cevap: Hususi firmada veya hakiki şahsa çalışıyor ise, aldığı para haram olur. Memur ise, hakikî şahıs olmayan devlete karşı bir günahtan söz edilemeyecek olsa bile, bundan birisi zarara uğramışsa memur günaha girer.

 

Sual: Yıllık iznim dosyama eksik işlendiği için, iki gün izin hakkım varmış gibi gözüküyor. Bunu kullanmak kul hakkına girer mi?

Cevap: Aldatmak câiz değildir. Âmirinize gidip gerçeği anlatmanız, size daha fazla avantaj temin eder.

 

Sual: Mal almak için birisine para verilse, o kişi de malı ucuza alsa, kalan parayı kendisi için alabilir mi?

Cevap: Vekil, müvekkil gibidir. Malı kaça almışsa, müvekkilinden o kadar alabilir. Müvekkili rıza gösterirse veya önceden ücretli vekâlet için anlaşılmışsa alabilir. Malı pahalıya almışsa, aradaki farkı da kendisi karşılar, müvekkilinden alamaz veya malı kendisi alır müvekkilinden aldığı parayı iade eder.

 

Sual: Emitasyon, sahtecilik, bir başka deyişle meşhur markaların ismiyle sahte elbise üretmek marka taklidi yapmak câiz midir?

Cevap: Burada sahtecilik yok, taklit vardır. Marka sahibi râzı değilse, câiz olmaz. Marka sahibi râzı ise, fark bâriz ve müşteri kandırılmıyorsa câizdir.

 

Sual: Günahkârın duası kabul olmaz mı?

Cevap: Allahü teâlâ umumiyetle günah işlemeyen, kul hakkına ilişmeyen, haram lokma yemeyen müminlerin hâlis dualarını kabul eder ve bunların ibâdetlerine sevab verir. İstisnaları elbette vardır.

 

Sual: Arkadaşımla bir iş yaptık ve benim 100 TL paramı aldı. Vereceğini söyledi. Ama kendisini tanıdığım için vermeyeceğini iyi biliyorum. Ondan habersiz parasını alsam ve haberi olmasa, ama sonra bana parayı verirse ben de ona geri vermeye niyet etsem, câiz olur mu?

Cevap: Alacaklı, borçlusunun malını ele geçirirse, alacağı kadar alabilir. Sonra parayı verirse, almanız câiz olmaz. Fitne çıkmasın diye alıp hediye eder, yahud gizlice cebine koyarsınız.

 

Sual: Zann-ı gâlip ile çok samimi bir arkadaşın bir eşyası kullanılsa, ardından da arkadaş bunu öğrendiğinde hakkımı helâl etmiyorum dese, vaziyet ne olur?

Cevap: Gönlünü bir şekilde almalıdır.

 

Sual: Vaktiyle haram yolla alıp harcadığım parayı, şimdi helâl malımla sahiplerine değil de, ihtiyaç sahibi olan birilerine versem kul hakkından kurtulmuş olur muyum?

Cevap: Haram para sahiplerine verilir ve helalleşilir. Sahipleri ölmüşse varislerine verilir. Varisler bulunmazsa veya bilinmiyorsa, fakirlere dağıtılır. Sahibi veya varisi sonradan ortaya çıkarsa tekrar buna ödemek gerekir.

 

Sual: Osmanlı tebası olup tehcir edilen gayrımüslimlere ait malları, emvâl-i metrûke sayılıyor. Bunları devlet başkalarına tahsis ediyor. Bu malların üzerinde gayrımüslim mâliklerin mülkiyet hakları devam etmesi gerekir. Bu mallar gerçekten metruk sayılabilir mi? Üzerlerinde tekrar mülkiyet kurulması câiz midir?

Cevap: Devlet bunlara el koyuyor. Karşılığında başka arazi veriyor veya göç edilen devlet önceden buradan göçürülenlerin arazisini yeri muhacirlere veriyor. Mîrî arazi ise, zaten devlete aittir. Ev ve sair mülkler ise haksız yere el konmuş mağsub maldır. Bunlar üzerinde tekrar mülkiyet zarureten kurulur. Mürtedin elinden kurtarmak maksadıyla mal edinilebilir. Bunu şer’î hukuk kaideleri üzerine oturtmak zordur. Zira politik bir mevzudur.

 

Sual: Hayvanlara sert bağırmakla, korkutmakla hayvan hakkı geçer mi?

Cevap: Hayvanlara kötü muamele çok günah ve insanlara kötü muameleden daha tehlikelidir.

 

Sual: Riyâdü’n-Nâsıhîn’de “Satılan şeyin ayıbını ve satın alınan şeyin kıymetini gizlemek fâiz olur” diyor. Bir kimse sattığı malı kaça aldığını söylemek mecburiyetinde midir?

Cevap: Satış akdinde malın belli bir fiyatı olur (semen). Bu malın kaça mal olduğunu, kaç liraya alındığını söylemek lâzım değildir. Yukarıdaki ifadede kasdedilen, satın alınan malın kıymetini satıcının saflığından veya başka bir şeyden faydalanmak suretiyle gizleyerek, düşük fiyatla almaktır. Bir malın antika olduğunu bilmeden satan kimsenin malını ucuza almak böyledir.

 

Sual: Mazeretsiz randevuya geç kalmak kul hakkına girer mi?

Cevap: Zamandan daha kıymetli şey var mı?

 

Sual: Büyük ikramiyeli yarışmalara katılıp oradan kazanılacak parayı yemek caiz midir?

Cevap: Kumar oynamak caiz değildir. Buradan çıkan dârülislâmda ise ikramiyeyi fakirlere dağıtmak gerekir. Dârülharbde günah mahfuz kalmak üzere, ikramiyeyi yemek İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre câizdir.

 

Sual: Alışveriş yaparken satıcının malına dokunmak caiz midir?

Cevap: Kirletmemek, buruşturmamak, zarar vermemek şartıyla elle muayene câiz ve bazen lâzımdır. Ekmek gibi bir mal ise, dokunup almamak kul hakkı olur.

 

Sual: Üzerinde kul hakkı bulunan mü’minin duası kabul olmaz mı? Günümüzde üzerinde kul hakkı bulunmayan yok gibidir. Bu insanların duası kabul olmaz mı?

Cevap: Duası kabul olmaz demek, dua ettiği için sevab alamaz demektir. Çünki farzı terketmiştir. Nâfile ve sünnetlerden sevab alabilmek için farzları tamamlamak gerekir. Yoksa gayrımüslimin bile duası yerine gelebilir. Üzerinde kul hakkı bulunmayan yok gibidir sözü çok iddialı bir sözdür. İmam Gazalî, bu sözün insanları helal ve harama dikkat etmekten alıkoymak için şeytan tarafından verilen bir vesvese olduğunu, aldanmamak gerektiğini söylüyor. Din, tatbiki bu kadar zor bir mesele değildir.

 

Sual: Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu ki: “Bir kimse, birine su verse ve o da, ona karşı bir temennâ etse, eğilse, Allaha ortak koşmak olur.” Yine buyurdu ki: “El kaldırarak selâm vermek ve Allah’tan başkasına yemin eylemek de şirktir.” Sokakta rastladığımız, uzaktan gördüğümüz kimselere elle selâm vermek zorunda kalıyoruz. Vermezsek darılıyorlar. Ne yapmamız lâzımdır?

Cevap: Su verene temennâ, yani eğilmek, menfaat için eğilmek olur. Müslüman selâmını yok sayarak, el kaldırarak selâm vermeyi bunun yerine koymak, câiz değildir. Selâm verilemeyen yerlerde, el kaldırarak selâm vermek câizdir. Bu halde kendi işiteceği kadar selâmün aleyküm denir. Uzaktaki birine el sallamak câizdir (Berika).

 

Sual: Açık havada sigara içerken, duman karşı tarafı rahatsız ederse kul hakkı olur mu?

Cevap: Bir insan bir başkasının fiilinden rahatsız oluyorsa, bu kimse kul hakkına girer. Sigara içmeyenler, açık havada yürümeye mecburdur. Sigara içenler, arızî, ekstra bir iş yaparak bunları rahatsız etmektedir. Sıfat-ı ârızada asl olan ademdir. Bir şeyin olmaması esastır. Yani sigara içmemek esastır. İçenler, başkasının rahatsız olup olmamasını nazar-ı itibare almalıdır.

 

Sual: İnsanlara hayvan lakabı takmak câiz midir?

Cevap: İsim takılan kimse üzülür ise, câiz değildir.

 

Sual: Herhangi bir müstehabı, edebi terk eden, yanlış bir iş yapan bir kişiyi, bağırarak, yüksek sesle ikaz edersek, kalbini kırmış, haram işlemiş olur muyuz?

Cevap: İkaz yüksek sesle, bağırarak, başkalarının yanında, sert şekilde olmaz. Hazret-i Peygamber, gördüğü yanlışları, kişinin yüzüne ulu orta söylemez; bazıları şöyle şöyle yapıyor, bu yanlıştır diyerek umumî bir şekilde ikaz ederdi.

 

Sual: Bize para borcu olan biriyle helâlleşsek, ama niyetimiz o para dışındaki haklarımız olsa, borç düşer mi? O borca da niyet ederek söylesek borç düşer mi?

Cevap: Bütün haklarını helâl etmişse, o borç da düşer. O borcu sözle istisnâ etmek lâzımdır.

 

Sual: Bir iş yerinde çalıştım. Çıkarılırken, başkalarına paralarını verdikleri halde, bana vermediler. Ben de iş yeri sahibinin haberi olmadan 100 lira aldım. Şimdi pişmanım. Bunu nasıl düzeltebilirim?

Cevap: Bir kimsede alacağı olan kimse, bu kimsenin alacağı kadar malını ele geçirirse, hakkı kadar alabilir.

 

Sual: Matbaası olan bir arkadaş, intenette beğendiğimiz herhangi bir veya resmi kopyalayıp tablo hâlinde basıyor. Bu kul hakkına girer mi?

Cevap: Sahibi razı değilse, bunu çoğaltıp satmak kul hakkına girer. Sadece kopyalamak câizdir.

 

Sual: Talebeyim, yurtta kalıyorum. Birisinin izinsiz yatağına oturmak, kitabına göz atmak, kalemini kullanmak kul hakkına girer mi? Bunun için illâ bir zararın gerçekleşmesi gerekiyor mu?

Cevap: Başkasının malını ondan izinsiz kullanmak câiz değildir. İzin verirse veya izin vereceği biliniyorsa kul hakkı olmaz. Bir zarar gelirse, kasıt yoksa günah olmaz, ama ödemek lâzımdır.

 

Sual: Umumun hakkı olan boş meraları şahsına kullanmak câiz midir?

Cevap: Meralar, umumun mera olarak kullanması (hayvanlarını otlatması) içindir. Burada ev, bina yapmak, tarla açmak câiz değildir.

 

Sual: İşveren işçiye taahhüd ettiklerini vermediği takdirde, işçi ondan habersiz o kadarını alabilir mi?

Cevap: Alacaklı, borçlusu borcunu ödemediği takdirde, borçlunun malından alacağı kadar alabilir.

 

Sual: Borcu olan kişi borç verebilir mi? Bir kısmı uzun vadeli olan birçok borcum varken, maaşımla bu borçların bir kısmını ödemek yerine, borç isteyen birine yardımcı olmam uygun olur mu?

Cevap: Borcu olan kişi eline para geçince hemen borcunu ödemelidir. Borç veremez, hediye veremez, lüks sarfiyat yapamaz. Alacaklı razı ise olur.

 

Sual: Sahibi tarafından 20 sene kullanmayan araziyi, bir başkası kullanabilir mi? Aynı hüküm devlet arazisi için câri midir? Araziyi ihyâ veya mal edinme şartları nelerdir?

Cevap: Şahsî mallarda mürurızaman (zamanaşımı) olmaz. Elli sene de geçse, sahibi malını alır. Bu zaman zarfında o araziyi ekip biçen kimse, arazi sahibi ile helâlleşmeli ve ona ecr-i misl (kirâ) ödemelidir. İslâm devletinde, halife, devlete ait araziyi, gerekirse bedeli ile halka satabilir. O zaman mülk olur. Sahipsiz araziyi ise ihyâ eden mülkiyetini kazanır. İhyâ için arazinin etrafını çevimek, sürmek, taşlarını ayıklamak vs gibi işler yapmak ve ayrıca halifeden izin almak lâzımdır.

 

Sual: Korsan kitap basıp satmak yahut korsan kitap almak caiz midir? Eser sahibinin veya yayınevinin hakkına girilmiş olur mu? Kitabın roman vs olmasıyla, ilim (mesela hukuk) kitabı olması farkeder mi?

Cevap: Korsan kitap vs ticareti yapmak kul hakkıdır, caiz değildir. Hem de suçtur. Ancak bilgiyi elde etmek herkesin hakkı olduğundan, korsan kitap alan kimse, aldığı malın meşru mâliki olur. Bunu çoğaltıp satması, ticaretini yapması câiz değildir. Nitekim bir kimse satın aldığı kitabı bir başkasına ödünç verip okutabilir; fotokopisini çekip verebilir.

 

Sual: Hususî müesseselere, cemiyet ve vakıflara burs müracaatında yalan beyanda bulunarak burs almak câiz midir?

Cevap: Câiz değildir. Kul hakkı olur.

 

Sual: Doğalgaz depozitosu 260 lira vererek doğalgazını açtıran bir kimse aradan muayyen bir zaman geçtikten sonra doğalgazı kapattığında depozito ücretinin 280 lira olduğunu görür. Tatbikatta doğalgazı kapatma anında depozito değeri ne ise doğalgaz şirketi tarafından kapatana verilir. Depozitodaki 20 liralık fark helâl midir?

Cevap: Bu gaz idaresinin tasarrufudur. Rıza ile vermektedir. Bir başkasının malını haksız yere, kandırarak veya zorlayarak almak haramdır.

 

Sual: Gasp edenin, gasb ettiği şeyi, gasp ettiği yerde ödemesi lâzım olur” sözü ne demektir?

Cevap: Bir kimse bir malı Ankara’da gasb etti ise, İstanbul’a gel ödeyim diyemez. Ankara’ya gönderemem veya götüremem diyemez. Ankara’ya götürüp ya gönderip ödeyecektir. Ama gasb mağduru dilerse her yerde ödeyebilir.

 

Sual: Zamanımızda kâfir, bid’at ehli ve fâsıklara karşı tavrımız nasıl olmalıdır?

Cevap: Herkese güler yüz ve tatlı dille davranmalıdır. Kimseyi kendisine düşman etmemelidir.

 

Sual: İcralı malları almak uygun mudur?

Cevap: Haksız yere haczedildiği bilinmiyorsa caiz ise de ağlayanın malı gülene hayretmez.

 

Sual: Bir arkadaş meclisinde dinî mevzular da konuşuldu. Ben kimseye sormadan ve gizlice bu sohbeti kaydettim. Böyle yapmam uygun mudur?

Cevap: Orada bulunanların izni olmadan sözlerini başkasına nakletmek, seslerini kaydetmek, başkasına dinletmek, bir insanın izni olmadan sesini kaydedip resmini çekmek, mektubunu okumak, bunu kopya etmek câiz değildir. Sünen-i Ebu Davud’da rivayet edilen hadis-i şerifte “Meclisler emânettir” buyuruluyor.

 

Sual: Bir evde anne, erkek ve kız evlat yaşıyor. Erkek evlat çalışıyor, anne ve kızın da gelirleri var. Bunların müşterek bir bütçesi var, buradan hepsi ihtiyaçlarını alıyor. Erkek evlat, asabi mizaçlı biridir. Sinirlenince ve başka sebeplerle hep hakkını haram ediyor; sonra sinirleri yatışınca tövbe ettim, tüm hakkımı da helâl ettim diyor. Buna göre, hakkını haram edince, daha önceden kullanılmasına izin verdiği kendi eşyalarını ve eve herkesin yemesi için aldığı yiyecekleri, herkesin kullanması için aldığı eşyaları, kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Haram ettikten sonra eve aldığı şeyleri kız kardeşin yemesi ve kullanması helal olur mu? Daha sonra tövbe ettim ve tüm hakkımı helal ettim deyince, haram ettiği haklarını helal etmiş olur mu?

Cevap: Bir kimse birine bir şey satsa, kiralasa veya hediye etse, yedirse, helâl etmiş demektir. Sonradan haram ettim dese de kıymeti olmaz. İnsan ancak karşılıksız bir hakkını, mesela bir alacağını helâl veya haram edebilir

 

Sual: Evlendiğimizde bize altın ve para olarak hediyeler geldi. Bunların bir kısmı ile araba aldım. Geri kalan kısmı, hanımımda duruyordu. Şimdi geçimsizlik sebebiyle ayrılmak üzereyiz. Hanımım bu hediyelere ilâveten, arabayı da kendisine vermemi istiyor. Böyle bir talepte bulunabilir mi? Düğünde gelen bu hediyeler kime aittir?

Cevap: Düğünde gelen hediyeler, kime verilirse verilsin, açıkça gelinin veya damadındır denmedikçe, kız tarafından gelenler kızın, erkek tarafından gelenler erkeğindir. Hatta bazı yerlerde bu hediyeler karz hükmündedir. Yani meselâ o altını takan, kendisi de düğün yaptığında aynısını beklemektedir.  Binaenaleyh kız ancak kendi tarafından gelen hediyelere maliktir. Fazlasını isteyemez. (İbni Âbidin, Kitabü’l-Hibe)

 

Sual: Yanımda çalışan bir işçi vardır. Fakat beni çok üzüyor. Verilen işi yapmıyor. Aksi cevaplar veriyor. İşe zamanında gelmiyor. Burnunun sürtülmesi için işten çıkarmak istiyorum. Kul hakkı olur mu?

Cevap: Maiyetindeki memuru kötü halleri sebebiyle işten çıkarmak kul hakkı olmaz. Mukavele müddeti bitmişse, sebepsiz çıkarmak bile kul hakkı olmaz.

 

Sual: Kargo şirketimde bazen paket kayboluyor. İçinde ne olduğunu bilmiyoruz. Mal sahibine karşı mesuliyetimiz nedir?

Cevap: Kargocu ecîr-i müşterektir. Ecîr-i müşterek, yani terzi, kargocu gibi herkese çalışan işçi, İmam Ebu Hanife’ye göre emindir; kendi sun’u (fiili, eseri) olmaksızın (yangın, gasp, hırsızlık gibi) meydana gelen zararı ödemek zorunda değildir. Çünki ücret amelin karşılığıdır. Mecelle’de de böyledir. Meselâ bir hamalın sırtındaki yük, başkalarının izdihamından dolayı düşüp parçalansa, hamal ödemez. Ama İmameyn’e göre öder. Zira ücretle çalışmaktadır. Ücret hem ameli, hem de korumasının karşılığıdır. Ecîr-i müşterek, kasıt ve kusuru olsun olmasın, mutadı aşsın aşmasın, kendi sun’uyla (fiiliyle) meydana gelen zararları tazmin eder. Meselâ hamal ayağı kayarak veya kendisi kalabalığa sokulup düşse, taşıdığı malı öder. Taşıdığı malı geciktirir de, mal bozulursa yine öder. Müteahhir ulemâya göre, ecîr-i müşterekin elindeki mal, sakınılması mümkün olmayan bir sebepten telef olsa, aralarında o malın kıymetinin yarısı üzerine cebren sulh olurlar. Yani ecîr-i müşterek malın yarısını öder. Kargocunun çalıştırdığı şoför, büro memuru gibi kişilerin verdiği zarardan da, kargocu müşteriye karşı mesuldür. Gerekirse bunlara rücu eder. Kargonun ne olduğu malum değilse, bunu kargo sahibinin ispat etmesi gerekir. Aksi takdirde kargocu örfe göre bir tazmin ile mükelleftir. (Ali Haydar-Mecelle Şerhi)

 

Sual: Birisi, birçok müşterilerden alacaklarını tahsil ettikten sonra birisinin 50 lira civarında fazla verdiğini fark edip, kimin verdiğini bilemezse, ne yapmalıdır?

Cevap: Tek tek sorarak öğrenmeye çalışır. Bulamazsa bir fakire tasadduk eder.

 

Sual: Mesai arkadaşlarımdan bazısı hakkında dedikodu ve suizanda bulundum. Bunları kendilerine söyleyip af dilemeye cesaret edemiyorum. Nasıl helâlleşmeliyiz?

Cevap: Bayram, kandil veya tatil iznine çıkma gibi vesilelerle umumî olarak helâlleşilir.

 

Sual: Hususi bir iş yerinde, iş yerinin işinde kullandığımız bir âleti, yetkilisinden izin almadan, kendi işimizde kullanmamız caiz olur mu?

Cevap: Buna izin verilmişse veya izin verileceği biliniyorsa mahzur yoktur. Zımba, iğne, kâğıt gibi sahibinin kullanılmasına ehemmiyet vermeyeceği şeylere de izin verdiği çok zannedilir.

 

Sual: Bir kimse istemeyerek, gönül rızası olmadan “Hakkımı helâl ettim” dese, helallik isteyene hakkını helal etmiş olur mu? Sonra pişman olsa, hükme tesiri var mıdır?

Cevap: İbrâda söze bakılır. Helâl etmiş olur. Pişman olması hükmü değiştirmez. Ancak bu şekilde emrivâki ile, zorlayarak helâllik istemek doğru değildir. Helâllik alana tayyip bir kazanç olmaz. Önce zararı tazmin etmeli, borcu ödemeli, karşı tarafın gönlünü almalı, sonra helâllik dilemelidir.

 

Sual: Bir kimseye veya malına bakılıp nazar değse, kul hakkına girilmiş olur mu? Zararın tazmini gerekir mi?

Cevap: Güzel bir şey görünce mâşaallah demek dinin icabıdır. Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarındandır. Nitekim Nesâî’deki hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: «Sizden herhangi bir kimse, nefsinden, malından veya kardeşinden bir şeyin hoşuna gittiğini gördüğü zaman bereketle dua etsin. Zira şüphesiz nazar değmesi haktır.» Bereketle dua şöyle demesidir: «Tebârekallahu ahsenü’l-hâlikîn.» (Ya Rabbi, buna bereket ihsan eyle). Bazı âlimlerin dediğine göre bir kişi kötü nazarla bilinmişse ondan sakınmak uygundur. Resmî makamlar onu halkla haşru neşr olmaktan men etmelidir. Evinde oturmaya mecbur etmelidir. Eğer fakirse kendisine yetecek kadar maaş vermelidir. Çünkü bunun zararı sarımsak ve soğan yiyenin zararından daha fazladır. Hazret-i Ömer, bu gibi insanların halka karışmasını yasaklardı (İbni Abidin). Bir kişi güzel bir şey görüp de bereketle dua etmez ve nazarı değerse günaha girer. Ancak zararın tazmini gerekmez. Zira zararın nazar ile meydana geldiği kat’î olarak bilinemez.

 

Sual: Gıybeti yapılan bir kimseye, onu gıybet ettiğini söylemeden “Haklarını helâl et!” desek, o da etse, gıybet günahından kurtulmak mümkün olur mu?

Cevap: Gıybet günahına tevbe ettikten sonra böyle helâlleşmek İmam Ebu Yusuf’a göre kâfidir. Ona göre bir kimse haklarını bilmeden helâl etse, helâl etmesi sahihtir. İmam Muhammed’e göre helâl etmiş olmaz. İşlenen kabahatları ayrıca saymak, çoğu zaman düşmanlık ve fitneye sebebiyet verebilir.

 

Sual: 25 sene evvel köyün birinde imamlık yaptım. Kimseyle kavgam, alacak-vereceğim olmadı. Ayrılırken bazı sebeplerden dolayı helalleşemedim. Bu beni çok rahatsız ediyor. Şimdi ne yapmam gerekir?

Cevap: Bir hak geçmemişse, helalleşmek de şart değildir. Hak geçmişse, helalleşmek şarttır. Helâlleşecek olan ölmüşse, mala dair ise vârisleriyle helâlleşilir. Bu da mümkün değilse, o kişi için dua edilir, sadaka verilip sevabı ona hediye edilir.

 

Sual: Bir fıkıh kitabında “Günah işlerken şehidliğe sebep olan bir şeyle ölürse şehid olur ama günahını da yüklenir.” diyor. Zaten şehidlerin bütün günahları affolmuyor mu?

Cevap: Üzerinde bu günahtan dolayı bir kul hakkı varsa, affedilmiş olmaz, demektir.

 

Sual: Bir kimse, bir başkasını affettiği zaman, aynı zamanda hakkını da helal etmiş sayılır mı?

Cevap: Mâlî bir hak değilse, affetmek helâl etmek demektir. Mâlî hakları ödeme borcu devam eder.

 

Sual: Birilerini internette ya da telefondan sahte hüviyet kullanarak işletmek günah mıdır?

Cevap: İnsanları üzmek, zarar vermek şaka için bile olsa câiz değildir. Meselâ saklanıp ortaya çıkarak korkutmak veya malını saklamak günahtır.

 

Sual: Gıybet edilen kimse ile helâlleşmek şart mıdır?

Cevap: Bu kimse kendi arkasından konuşulduğunu duymazsa; tövbe ve istigfar etmekle ve ona hayır dua etmekle affolur. Helâlleşmeğe lüzum yoktur. Zira kalbi kırılmaz, üzülmez, hak da geçmez. Ama Allah hakkı, günah olur. Tövbe kâfi gelir. Ama işitmişse, kalbi kırılır ve kul hakkı da geçer. Bu takdirde, tövbeden başka, helâlleşmek de lâzımdır.

 

Sual: Bir çocuk, bulûğa ermeden evvel kul hakkı bulunan bir günah işlese, bulûğa erdikten sonra helâlleşmesi lâzım mıdır?

Cevap: Çocuk veya deli, birisine maddî bir zarar vermişse, malını kırmış veya uzvunu yaralamış ise, bunu kendi malından öder. Velisi veya vasisi bu ödemeyi çocuğun malından yapar. Çocuk fakirse, zengin olduğu zaman öder. Bulûğa erdikten sonra zengin olursa, o zaman öder.

 

Sual: Para veya mal yahud bir menfaat karşılığında hakkını helâl etmek câiz midir?

Cevap: Para karşılığı helâlleşmek caizdir. Haktan para, mal veya menfaat karşılığı ferağ (vazgeçmek) meşrudur. Bir alacak mevzubahis ise, bu mikdarda sulh olunmuş, demektir.

 

Sual: Bid’at ehline karşı nasıl davranmak gerekir?

Cevap: Herkese güler yüz ve tatlı dil ile muamele yapmak; kimseyi kendisine düşman edinmemek dinin icaplarındandır. Bid’at ehliyle görüşmemek, selâmını almamak, ona güler yüz göstermemek dârülislâma ait hükümlerdir. Bid’at ehlinin böylece yanlışını anlayıp intibaha gelmesi umulur. Kaldı ki bir kimsenin bid’at ehli olup olmadığını anlamak herkes için kolay değildir. İlim sahibi olmak lâzımdır. Çoğu kendi cemaatine veya şeyhine mensup olmayanları bid’at ehli görmektedir.

 

Sual: Dârülharbde devlet hazinesini soyan ya da devlet malına zarar veren, meselâ karayolunu tahrib eden kişi kul hakkına girer mi? Girerse, kimin hakkına girmiş olur?

Cevap: Dârülharbde hazine insanların maslahatına harcanıyorsa, buna zarar vermekle, bu insanların hakkına girilmiş olur. Karayolu, zâlim hükûmetin israfı değildir. Kâfir hükûmetin malı da değildir. Bir karayoluna zarar veren de, doğrudan veya dolaylı olarak karayolundan istifade edenlerin hakkına girmiş olur.

 

Sual: Apartman boşluğuna ayakkabı ve sair eşya koymak câiz midir?

Cevap: Apartman boşluğunda, ayrıca her katın sahanlığında apartmandaki bütün dairelerin hissesi vardır. Bu sebeple buraya çıkarttığı ayakkabıyı burada bırakmak; başkaca eşya koymak caiz değildir. Paspas, gazete sepeti gibi eşyalara örfen izin vardır. Apartman sahanlığına ayakkabıları çıkartmak, çöp koymak, Müslüman nezahatine aykırıdır. Üstelik ayakkabıların çalınmasına veya zarara uğramasına sebebiyet verir.

 

Sual: Bir kimse telef ettiği kıyemî malı tazmin ederken ne zamanki kıymetini esas alacaktır?

Cevap: Telef ettiği andaki kıymetini altın üzerinden öder.

 

Sual: Yolu kısaltmak maksadıyla boş bir arsadan geçmek câiz midir?

Cevap: Duvar, tel, parmaklık veya hendek yapılmamış ise, yani insanın ve hayvanın girmesine mâni bir şekilde çevrili değilse, oradan bir hâcet için ve zarar vermeden geçmek câizdir. Aksi halde câiz olmaz. (Berika, Âfâtü’l-Kadem)

 

Sual: Bir arkadaşımızın kocası evinde toplanmamızı istemiyor. Bu eve gitmemiz, arkadaşımızın ikramını yememiz câiz olur mu? Şimdiye kadarkilerin hükmü nedir?

Cevap: Kocası izin vermiyorsa, gitmemelidir. Bir kimsenin malını, ondan izinsiz yeyip içmek, kullanmak câiz değildir. Bir hak varsa, bu gidene değil, kadına geçmiştir. Zira misafir, izin olduğuna hüsnü zan eder. Olmadığını öğrenince uzak durur.

 

Sual: Evimizin çatısında çok sık olmasa da mangal yapıyoruz. İster istemez koku yayılıyor. Herkese verme imkânımız da yoktur. Kul hakkına girer mi?

Cevap: Girer.

 

Sual: Kiraya verdiğim evimi kiracılar evde yokken teftiş edebilir miyim?

Cevap: Kirayla tutunca, menfaati kiracıya ait olur. Başkasının evine izinsiz girmek câiz değildir.

 

Sual: Alt komşumuza bizim borularımızdan su akıyormuş. Ancak alttaki komşumuz müteharrik tavanı kaldırıp, alçıpan yaptırmış. Tamir için sökmek gerekti. Bunun masrafını kim çeker?

Cevap: Tamir masrafı, suyu akıtan daireye aittir. Boruların geçtiği yerler ise, müşterek yerlerdir. Burayı değiştiremez. Değiştirirse, neticesine katlanır.

 

Sual: Otobüs hattında talebe olmadığı halde, başkasının talebe kartını kullanmak caiz midir?

Cevap: Müslüman her zaman İslâmiyetin güzel ahlakının numunesi olur; yalan ve fitneye sebebiyet vermez. Hususi hatlarda ayrıca kul hakkı da geçer.

 

Sual: Bir kimse zina etse, sonra pişman olup tevbe etse, o kadınla helalleşmesi gerekir mi?

Cevap: Rıza ile olduğu için hak geçmemiştir. Samimi tevbe kâfi gelir.

 

Sual: Geç yaşta müslüman olan bir gayrı müslimin, geçmiş bütün günahları affolur kaidesine göre, daha önce haram yollar ile edindiği mal ve mülkü de helâl olur mu?

Cevap: Affolan günahlar, hakkullah (Allah hakkı olan) günahlardır. Gayrımüslimler, esah kavle göre amellerle mükellef değildir; sadece iman etmekle mükelleftir. Dârülharbde daha evvel haram yollarla edindiği malları, kendi mülkü sayılır. Can yakma ve çalma gibi içinde kul hakkı bulunan ve her dinde haram olan günahlar telafi edilmedikçe affedilmez.

 

Sual: Üzerinde gayrimüslim hakkı bulunan bir mü’min dünyada helâlleşmez ise, âhirette mutlaka cehenneme gider mi? Kurtulmanın bir yolu yok mudur?

Cevap: Kimin cennete, kimin cehenneme gideceği kat’i olarak bilinemez. Gayrımüslim kul hakkı, müslüman kul hakkından daha şiddetlidir. Bulup ödemelidir. Mümkün değilse, fakirlere sadaka vermeli, tevbe ile gözyaşı döküp dua etmelidir. İnşallah Allah merhamet edip helâlleştirir.

 

Sual: Zinada kul hakkı var mıdır?

Cevap: Zina, hakkullah olan, yani Allahın hakkı bulunan günahlardandır. Tevbe ve dârülislâmda had cezası ile biiznillah silinir. Ama tecavüz böyle değildir.

 

Sual: Umumi yemekhanede yemek yiyen talebe, ikinci defa yemek alsa, vebale girer mi?

Cevap: Verilen kadarı hakkıdır. Fazlası ancak yemekhanenin izniyle caiz olur. Artıyor ve ziyan olacaksa yenebilir. Ama yemek biter ve başkası yiyemezse, kul hakkı da geçer.

 

Sual: Kışın araba kullanırken istemeden yoldan geçenlere su sıçrarsa bu kul hakkına girilmiş olur mu?

Cevap: Girer. Dikkat ettiği halde kaçınılmayacak bir hal ise mazurdur.

 

Sual: Haram para olduğu bilinen bir şey, zorla o kişinin elinden alınırsa caiz olur mu?

Cevap: Mesela hırsızın çaldığını başka birisi zorla alamaz. Hırsızın hakkı geçmez. Ama bu malı aslî sahibine iade etmek için almışsa caiz olur.

 

Sual: “Üzerinde kul hakkı bunun cennete giremez” sözünü nasıl anlamak gerekir?

Cevap: Öder, helâlleşir ve tevbe ederse gidebilir.

 

Sual: İnternette wallpaper programlarından duvar kâğıdı indirmek câiz midir?

Cevap: İnternete koymuşlar ve indirilmesini men etmemişlerse, herkesin almasına umumî izin ve rızaları var demektir.

 

Sual: Otobüste iki kişinin akbilleri karışsa, eline geçen başkasının akbilini kullanmak kul hakkı olur mu?

Cevap: Sahibini aramalıdır.

 

Sual: Yaz kursuna giderken kitaplığından bir kitap aldım. 10 lira ücretini ödemedim. Şimdi kurs bitti. Şu an o kursta ders veren kişiyi bulmam çok zordur. Bu niyetle bir câmiye 10 lira versem o borç yerine geçer mi?

Cevap: Geçmez. Sahibini bulmalıdır. Sahibi bulunamazsa, bu para fakire verilir; tevbe ve istiğfar edilirse belki affolur.

 

Sual: Tanımadığı bir müminin ağzına söven, pişman olsa, helalleşme imkânı bulamasa, ne lazım gelir?

Cevap: Tevbe kâfidir.

 

Sual: Fındık tarlamızın yolu yoktur. Tarlaya ulaşmak için başkasının tarlasından geçmemiz gerekiyor. Böyle bir hakkımız var mı?

Cevap: İslâmiyette buna irtifak hakkı denir. Bu yol ya eskiden beri vardır; bunu kimse engelleyemez. Veya tarla sahibi izin verir veya bir miktar yeri satar. Bunlara razı olmazsa, mahkemeye gidilir. Hâkim bu yolun tahsisine hükmeder. Mukabilinde tarla sahibine değer kaybı ödenir.

 

Sual: Bir işyerinde cari yönetmeliğe göre, burada çalışan biri, “Başka bir kuruluşta görev alamaz, serbest meslek icra edemez ve ticaretle uğraşamaz, 6762 sayılı Türk ticaret kanununa göre tacir ve esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunamaz” diyor. Bu kişi arkadaşlarıyla birlikte bir ticarethane ya da imalathane kursa, bu ve oradan kazanılan para haram mıdır?

Cevap: Haram işlemiş olur; zira ecir-i mutlak, başka iş yapamaz. Akdin şartlarına uymamak caiz değildir. Kul hakkı olur. Ancak bu, o ticarethaneden kazandığı paraya tesir etmez. Bu ticarethaneyi, eşinin ya da babasının üzerine yapsa da bu hüküm değişmez.

 

Sual: Müslüman birine kâfir demek insani küfre düşürür mü? Böyleyse tevbe kâfi midir, helallik almak şart mıdır?

Cevap: Tevili yoksa, evet. Tevbe kâfidir. Tevbe edince, tekrar imana gelmiş sayılır. Duymadıysa helallik almaya lüzum yoktur. Helâl etmese de, imana gelmeye zarar vermez. Kul hakkı kalır.

 

Sual: Bir firmada kombi satış elemanı olarak çalışan bir kimse, sattığı kombilerden aldığı numaraları sisteme girince hediye puanlar kazansa, ama sistemde bir açık bulsa; satmadığı kombi numaralarını da girince puan vermeye başlasa, bunun şer’î hükmü nedir?

Cevap: Aldatarak menfaat elde etmek caiz değildir.

 

Sual: Borçlu, borcunu haram para ile ödese, alacaklı bunu bilerek alsa caiz olur mu?

Cevap: Kat’i biliyorsa, caiz olmaz.

 

Sual: İzni olmaksızın bir dersinde hocanın sesini kaydetsek ve sadece kendi çalışmamız için kullansak caiz olur mu?

Cevap: Hiç kimsenin rızası olmadan sesini kaydetmek, resmini çekmek, eşyasını karıştırmak ve almak caiz değildir.

 

Sual: Helâdaki musluğu damlatacak kadar açıp, altına bir kova konunca, su saati dönmüyor. Caiz midir?

Cevap: Değildir. Herkesin hakkına girilir. Zira bunun parasını diğer mükelleflerden alıyor.

 

Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?

Cevap: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.

 

Sual: Bir kimse bir gayrımüslime borçlansa, borcu ödemek için bulamasa, ölse ya da almak istemese, ne lazım gelir?

Cevap: Almak istemezse mesele yok. Ama ölmüşse, vârisine vermek ve tevbe etmek lazımdır.

 

Sual: İşyerim prensip olarak kanunen hak eden bütün çalışanlarına tazminat veriyor. Çalışanın hakkı olarak gördükleri için bu hususta hassasiyet gösteriyorlar. Bu halde iken kanunen hak etmiş olduğumuz tazminatı çalıştığımız iş yerinden almamız münasip olur mu?

Cevap: Siz talep etmezsiniz; onlar kendiliğinden verirse, ihsan sayılır. Mirastaki fazla hisse gibidir.

 

Sual: Bir doktor tıbbî ihmal veya kusurla bir hastanın ölümüne sebep olsa ne lazım gelir?

Cevap: Tövbe ve helalleşmekten başka, doğrudan öldürmüşse 60 gün keffaret orucu tutması gerekir. Kısas veya diyet, dârülharbde mevzubahis değildir.

 

Sual: Fakültemizde bazıları muntazaman ders anlatan hocaların sesini kayda alıyorlar. Sonra bunlardan not çıkarılıyor. Talebeler de haftalık olarak bu notları alıp çalışıyorlar. Bazı hocalarımız rıza göstermiyorlar. Acaba ses kaydını alan, notları yazan ve bu notları satın alanlar vebal altında kalıyorlar mı?

Cevap: Bir kimsenin sesini kayda almak, resmini çekmek, ondan izinsiz olursa caiz değildir. Bundan maddî istifade daha da büyük günahtır Üstelik derste anlatılanlar değil; kitapta yazılanlar ölçüdür. Hoca derste eksik anlatmış olabilir; dili sürçmüş olabilir. Ders notundan çalışıp, bu şekilde yazanlar, imtihanda not alamazlar.

 

Sual: Öğle namazını illa öğle molasında kılmak şart mıdır? Mesai içinde müsait bir zamanda kılmak kul hakkı olur mu?

Cevap: İşçi, namaz için mola verirse, işverenin bunu mesai müddetine ekleme hakkı vardır. Madem öğle tatili var, o zaman kılmalıdır. Mümkün olmamışsa, sonra bir beş dakikalık molaya herkes izin verir. Vermezse, bunu mesaiye ekleyebilir veya ücretten kesebilir; ama namaz kılmayı men edemez.

 

Sual: Bir çok kitabın webde pdf hâli bulunabiliyor. Bunlardan istifade etmenin hükmü nedir?

Cevap: Kendisi koymuşsa caizdir. Değilse, piyasada satışta ise, koymak caiz değildir.

 

Sual: İhlâs ile tevbe edildiği zaman geçmiş tüm günahların affedileceğini biliyoruz. Burada geçmiş günahlardan kastedilen nedir?

Cevap: Günahın, kul ile Allahü teala arasındaki kısmı affedilir. Tutulmamış oruç, verilmemiş zekât, kılınmamış namaz ayrıca kaza edilmelidir. Kul hakkı varsa, ödenmeli ve helalleşilmelidir.

 

Sual: Kütüphaneden alıp okuduğumuz kitaplar için te’lif hakkı terettüp etmez mi?

Cevap: Hayır. O kitap sahibi tarafından bu iş için vakfedilmiştir. Örf olmuştur. Ama bunu çoğaltıp ticaretini yapmak caiz değildir.

 

Sual: Oturduğum evde parkenin boyası benim hatam yüzünden attı. Ev sahibine daha evvel vermiş olduğum kaporayı evden çıkarken almasam kâfi gelir mi?

Cevap: Zayiatı ödemek mecburiyetindesiniz. Kaparo bunu ve başka zararlarınızı karşılıyorsa, mesele yoktur. Buna mahsub edersiniz.

 

Sual: Yedek subaylık yaptığım taburda 350 asker, 50 rütbeli personel var. 400 kişilik yemek çıkıyor. Askerin yemeği bedava; rütbeliler para ile yiyor. Onların ödeyeceği para, askere harçlık olarak veriliyor. Ama taburda 100 liralık yemiş gibi gösterilip rütbeliler para vermiyor ve askere düşen para az oluyor. Bundan bizim mesuliyetimiz var mıdır?

Cevap: Caiz değildir ama sizin bir suçunuz yoktur.

 

Sual: Bir otopark kuyruğunda ve ya hastane girişlerinde en arkaya geçmek yerine solun solundan öne geçip sinyal vererek ön sıralara gelen kimse kul hakkına girer mi?

Cevap: Elbette. Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamalıdır.

 

Sual: Bir gayrı müslim imana gelince, kul hakları da af olur mu?

Cevap: Kul hakkı hiçbir zaman af olunmaz. Helalleşmek ve ödemek icab eder.

 

Sual: Apartmanda alt komşunun sıcağı, üst daireye tesir etse, kul hakkı geçer mi?

Cevap: Hayır, zarureten böyledir. Ama minnet duymak, ahlâk icabıdır

 

Sual: Tıp fakültesi talebesi, ders çalışmak için hastanenin boş bir odasını kullansa, ışık yaktığı için kul hakkı geçer mi?

Cevap: Zararı yoktur. Sizin de hakkınız vardır.

 

Sual: Verilen selâmı almamak, aksırıp Elhamdülillah diyene Yerhamükellah dememek kul hakkı olan günahlardan mıdır?

Cevap: Müslümanın Müslüman üzerinde bulunan haklardandır. Âhirette sorulacaktır.

 

Sual: Umumi bir yerde helallik istendiğinde kötülük ve hır gür çıkmasın diye içten gelmeyerek helal etse, aslında helal etmese mümkün müdür?

Cevap: Ağızdan çıkana bakılır.

 

Sual: Mektebde bazen talebe gelmiyor, ders boş geçiyor. Öğretmenin bu boş geçen dersin ücretini alması caiz mi?

Cevap: Derse kimsenin gelip gelmemesi mühim değildir; öğretmenin fiilen vazifesini yerine getirmiş olması kâfidir. Yani aldığı para caizdir.

 

Sual: Umuma açık yerlerde içki ve sair günahları kalabalık halinde işleyen kişilerin görüntülerini sosyal medya üzerinden tebliğ maksatlı paylaşmak caiz mi?

Cevap: Aleni olduğu için gıybeti caiz ise de, hiç kimsenin izinsiz resmini, videosunu çekmek, sesini kaydetmek ve bunu yaymak caiz değildir. Sonradan tövbe eder; ama görüntüleri elden ele gezer. Bu hoş değil.

 

Sual: Bir romancının yazdıkları sebebiyle okuyucu yanlış fikirlere kapılsa, mesela Werther’i okuyan biri intihar etse, yazar bundan mesul olur mu?

Cevap: Roman hayal mahsulüdür. Burada yazanlarda her zaman teşvik kastı olduğunu söylemek doğru değildir. Ama kötülükleri özendiriyorsa, mesul olur.

 

Sual: Vefat etmiş bir kimse hakkında haksız ithamda bulunmak kul hakkı olur mu?

Cevap: Olur. Mümkün mertebe bunu söylediklerine tövbesi haber verilir ve o zâta dua edilir.

 

Sual: Tuvalete gidemeyen yatalak hastanın altını almak kimin görevidir?

Cevap: Çocukları, kölesi, hizmetçisi yapmak zorundadır. Kimsesi ve parası yoksa, karısı, kardeşi, yeğeni gibi bütün Müslümanların bakması farz-ı kifâyedir.

 

Sual: Hoca derste yasak demesine rağmen, bir talebe derste anlatılanların tahtadan fotoğrafını çekip veya kaydını alıp, bunlara daha sonra çalışıp, imtihanda diğerlerini geçse, sıralamaya girene verilecek maddi mükâfatı kazansa kul hakkı geçer mi?

Cevap: Hem hocanın, hem de arkadaşlarının hakkı geçer. Mükâfat olmasa, sadece hocanın hakkı geçerdi.

 

Sual: Dağ, ova gibi hazineye ait yerlere muvakkaten izinsiz baraka yapmak, hayvanlar için kümes yapmak kul hakkına girmek midir?

Cevap: Suç değilse,  başkasına zarar vermiyorsa,  mahzuru yoktur.

 

Sual: Mazeret izni kullanırken idare tarafından dilekçe yazmamız ve ailemizden birinin hasta olduğunu belirtmemiz gerektiği söyleniyor. Bunda mesuliyet var mıdır?

Cevap: Formalite olduğu anlaşılıyor. Yukarıyı kandırma yoktur. Caizdir.

 

Sual: Askerim. Devlet askere bazı toplu taşıma vasıtalarını ücretsiz kullanma hakkı veriyor. Bu caiz midir?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Grip gibi bulaşıcı bir rahatsızlığı varken kalabalığa girmek caiz midir?

Cevap: Camiye dahi gitmemelidir. Kul hakkı geçer.

 

Sual: Tanımadığı birinden kul hakkı geçip de, helalleşme imkanı olmayan kimse için dua edip, sadaka verse ve hasıl olan sevabı hakkına girdiklerinin ruhuna hediye etse, kafi gelir mi?

Cevap: Ödeme ve helalleşme imkânı yoksa, varisleri de belli değilse, yaptığı her çeşit maddi ve manevi iyilikleri bağışlarken, isim belli ise ismen; belli değilse umumi olarak üzerimde hakkı bulunanlara da bağışladım demelidir. Eskiler hatim okuduğu ve umumi dua yaptığı zaman, “ve limen lehu hakkun aleyna” diyerek “üzerimizde hakkı bulunanlara da bağışladım” derdi.

 

Sual: Bir muhitte hiç kimse olmayıp, câmi cemaati de yok ise, imam işini bırakıp başka yere gidebilir mi?

Cevap: Bu iş için maaş almaktadır. Birisi cemaate gelebilir. Mecbur kalmadıkça gitmemelidir.

 

Sual: İmam Gazalî, hadis-i şerif yazılı bir kâğıt bulan kimse, sahibine sormadan bunun kopyasını alamaz diyor. Bu, herkes için cari midir?

Cevap: Herkes için caridir. Kul hakkıdır. Başkasına ait bir yazıyı okumak, kopya etmek, başkasının resmini ondan habersiz çekmek, sesini kaydetmek, hiçbiri caiz değildir.

 

Sual: Sokağa çıkma yasağı varken sokağa çıkan yaşlı günaha girer mi?

Cevap: Kanunlara uymalı; en azından kendisini tehlikeye atmamalıdır.

 

Sual: Câmi veya belediye hoparlörlerinden dua, ilahi, mevlid okunmasının hükmü nedir?

Cevap: Doğru değildir. O esnada her çeşit halde bulunan insanlar vardır. Hürmetsizliğe veya kötü düşünceye sebep olabilir.

 

Sual: “Benim huzuruma ne ile gelirseniz sizi affederim, ancak kul hakkı ile gelirseniz affetmem” mealinde bir hadis var mıdır?

Cevap: Bu ibareyle bir hadise rastlanmıyor. “Şehidin kul hakkı dışındaki bütün günahlarını Allah mağfiret eder” mealinde hadisi şerif vardır. (Müslim, İmare 119)

 

Sual: Birkaç katlı işyerinin en üstündeki işyeri kiracısı, işyerinin düz olan çatısını hobi maksatlı kullanması caiz midir?

Cevap: Ortak yerdir. Bütün maliklerin izniyle kullanabilir.

 

Sual: Hollanda’da yaşıyoruz, kocam muhtaç olmadığı halde kendisini öyle gösterip devletten para alıyor. Bundan rahatsızım, kocamı şikâyet etmeyi düşünüyorum. Ne dersiniz?

Cevap: Kocanızın yaptığı doğru değildir; ama mesul kendisidir. Siz karışmayın, geçimsizliğe, hatta düşmanlığa sebep olur. Sonra pişman olursunuz.

 

Sual: Bir satın alma mühendisi, arkadaşının şirketine ihale verip kendi şirketine ürün aldırsa; bunun mukabilinde de hatırı sayılır bir para alsa helal midir?

Cevap: Bunu evvelden şart ederse, yani bana şu kadar avanta verirsen, sana ihaleyi veririm dese, rüşvettir, haramdır. Şart etmeden karşı taraf verirse, hediyedir; ama bu ona değil; patronuna aittir. Bu hediye mukabilinde verilen ihale, şirketi zarara uğratıyorsa, yani normalde 100 liraya yapılacak işi, sırf avanta aldığı için 110 liraya ihale etse, hem haramdır, hem de kul hakkıdır.

 

Sual: Düğünde silahla mermi atmak caiz midir?

Cevap: Kul hakkı ve tehlike sebebiyle caiz değildir.

 

Sual: Bir hanım, internetten bir nakış görüp kopyalasa; nakışın sahibi de bunu ben yaptım deyip sitem etse, kul hakkı geçer mi?
Cevap: Bu nakışı internete koyması, herkesin istifadesine izin demektir. Kopyalamayın demişse, kopyalanmaz.

 

Sual: Kendi arazisinde boş kovanı bulunan bir arıcının kovanına dışarıdan arı sürüsü gelip girse, bunun yaptığı balı alması caiz midir?
Cevap: Kendi dahli olmadığı ve ayıramayacağı için caizdir. Arıların, komşunun çiçeklerinden müsaadesiz bal özü almasıyla yaptığı balı yemek ve satmak, câizdir. Zira bal özü mal değildir.

 

Sual: İslam hukukunda verginin yeri nedir? Vergi ödememek haram mıdır? Vergi ödeyen kişinin ödemeyen kişiler üzerine kul hakkı doğar mı?
Cevap: Bir İslam devletinde şer’î hukukun toplamayı emr ettiği vergiler vardır. Devlet bu vergileri toplar ve sarf edilmesi gereken yere sarfeder. Bunu vermemek kul hakkı ve günah olur. Bunlar devletin yapması gereken vazifelere yetmezse, halktan ayrıca vergi alabilir. İbn Abidin diyor ki: Haksız yere (zulmen) toplanan vergileri vermemek veya bunu sahte parayla ödemek caiz ise de, kendini tehlikeye atmamak da lazımdır.

 

Sual: Toptancının kusurunu söylemeden sattığı malı, perakendeci kusurunu söylemeden satsa caiz midir?
Cevap: Alan bakmalı; müşteri görünce anlayamayacağı bir kusur ise mutlaka söylemelidir. Söylemezse müşterinin iade hakkı vardır. Ama bu hakkını bir zaruret sebebiyle kullanamayabilir. O zaman kul hakkı olur.

 

Sual: Dedesi engelli olan biri onun adına vergi muafiyetli otomobil alabilir mi?
Cevap: Evet. Bu bir kanuni haktır.

 

Sual: Yolculuk esnasında bir yere yetişmemiz gerekirken bütün şeritler tıkalı olsa emniyet şeridinden yola devam etmek kul hakkı doğurur mu?
Cevap: Evet. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor.

 

Sual: Gemide çalışan biri, yemek ambarlarından acıktığı zaman, henüz dağıtıma çıkmamış yiyeceklerden öteberi alıp yese, caiz midir?
Cevap: Personele dağıtılacak olsa da, henüz sahibinin malıdır. Ancak sahibi izin verirse caiz olur.

 

Sual: Tanıdığımız kişi doğruyu bildiğimiz mevzuda başkasına yalan söylerse, o kişi bize de aynı şeyi sorarsa doğruyu mu söylemeliyiz?

Cevap: Sorarsa, mühim şeyse bildiğini söylemek veya fitne çıkacaksa susmak iyi olur.

 

Sual: Nafile oruç tutanın karşısında yemek yemek mahzurlu mudur?

Cevap: Dinen mahzuru yoktur. Ama edebe ve mürüvvete (insanlığa) uymaz.

 

Sual: Birisi birine bir şey aldırsa, para üstü olmasa, üstü kalsın dese, caiz midir?

Cevap: Caiz ise de hoş değildir. Gönülsüz vermiş olabilir. Bozuk para bulundurmalıdır.

 

Sual: Sokaktaki insanlarla yapılmış röportajları, medyada neşr etmek caiz midir?

Cevap: Röportaj vermeleri buna zımnî izindir. Ancak açıkça neşretmeyin demişse, neşri caiz olmaz.

 

 

Sual: Buradaki büyük mezarlığın yeni açılan bir bölgesinden mezar yeri satın aldık. Sonra mezarlık yakınında rastladığım bir vazifeli, bu arsanın sahibiyle devletin istimlak hususunda mahkemelik olduğunu, ama sahibi ölünce varislerin belediye ile anlaştığını, böylece mıntıkanın mezarlığa açılabildiğini söyledi. İlave araştırma yapmak gerekir mi?

Cevap: Madem istimlak edilmiş, parası ödenmiş, mülk olmuştur, cevaz fetvası vardır. İmam-ı Azam Hazretleri öldükten sonra Bağdat’ın kabristanda değil Hayzuran kabristanda gömülmek istemiş. Hayzuran, şehrin dışında eski bir vakıf kabristanı idi. Bağdat kabristanı ise istimlak yoluyla kurulmuştu. Kimin malının alındığı, parasının ödenip ödenmediği belli olmadığı için, buraya gömülmeyi takvaya uygun bulmamıştı.

 

Sual: Tatlıcılar tatlı satarken kutunun darasını almıyor. Caiz midir?

Cevap: Tartı ile her malın satışında dara almak şarttır.

 

Sual: Üç kardeş beraber çalışsa ve ev yapsalar, en küçük kardeş, en son evlendiği için, bu evin en kötü dairesinde otursa, sonradan bu evi yıkıp yenisini yapsalar, en iyisini alma hakkı var mıdır?

Cevap: Kötü evde oturmak bir hak vermez. Kendi rızası ile oturmuştur. Aralarında rıza ile paylaşabilirler. Yeni evin her dairesine bir fiyat biçilir. Kura çekilir. Kıymetli olan daireyi alan, diğerlerine hissesinin üzerindeki meblağı öder.

 

Sual: Babam namaz kılmıyor. Dükkânında içki de satıyor. Ailemle oturuyorum. Babamın aldığını yeyip içmem caiz midir?

Cevap: Kimse kimsenin günahını çekmez. Babanızın yaptıklarından mesul değilsiniz. Yine ona hizmet etmeye, itaat etmeye mecbursunuz. Haram işleyenin kazancı da haram demek değildir.

 

Sual: Bir kimse çaldığı eşyayı gizlice yerine bırakırsa haktan kurtulur mu?

Cevap: Helalleşmek ve zararı telafi etmek lazımdır.

 

Sual: İftira attığımız kişiye, “bütün haklarını bana helal et” desek kâfi olur mu?

Cevap: İftira attığını söylemek lazım değilse de, zararı varsa bunu telafi etmek icap eder. Belli değilse, helalleşirken hediye vermek iyi olur.

 

Sual: Zeyd postane kuyruğunda beklerken arka sıradan biri gelip, Zeyd daha önde olduğu için göndermek istediği mektubu Zeyd’e verse ve Zeyd onun işini de halletse kul hakkında girer mi?
Cevap: Arkada bekleyenlerin kul hakkı geçer.

 

Sual: Anneanneme ait evde dayım oturmaktadır. Bu evin bahçesindeki mandalinaları babamın izinsiz toplaması caiz midir?
Cevap: Babanızın bu bahçede hiç hakkı yoktur. İzinsiz toplaması ve yemesi caiz değildir. Annenizin hakkı vardır. Onun hissesi kadar sormadan toplayabilir.

 

Sual: İşlemiş olduğu günah sebebiyle cezaevinde yatan kimse, ahirette bu günah için ayrıca ceza çeker mi?
Cevap: Şahsi hak varsa, tövbe ederek ödeyip helalleşmesi lazımdır. Cemiyet ve Allah hakkı varsa tövbe kâfidir. Laik sistemdeki suçlar, dinen günah olmayabilir.

 

 

 

Sual: Buluğa ermemiş çocuktan helallik alınır mı?
Cevap: Alınmaz. Çünki çocuk hakkını helal edemez. Şimdi hakkı velisine ödenir. Buluğa erince helalleşilir.

Sual: Zimmetimde kalan bir miktar para ile halı alıp çalıştığım iş yerinin mescidine bıraksam haktan kurtulur muyum?
Cevap: Hayır. Sahibini bulup vermelidir. Bulunamazsa fakirlere sadaka verip sevabı sahibine hediye edilir. Sonra sahibi çıkarsa yine öder.

 

Sual: Bir kimse, akıl baliğ olmadan önce işlediği maddi ve manevi kul haklarından mesul müdür?
Cevap: Maddi haklardan günah olarak değil, tazmin olarak mesuldür. Birinin malını kırmışsa öder. Ama manevi haklar böyle değildir. Birinin ayağına basmış veya hakaret etmişse mesul değildir.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler