Hadîs-i şerîf ilmine dâir mühim kâide:

Ehl-i hadîs ıstılâhında (Sahîh) lafzı mutlak olarak zikredilirse, bundan murâd, (Câmi’i Sahîh-i Buhârî)dir.

(Sahîhayn) lafzı zikrolunursa, ondan murâd, (Sahîh-i Buhârî) ve (Sahîh-i Müslim)dir.

(Sıhâh) lafzı zikrolunur ise, ondan murâd, (Sıhâh-ı Sitte) yanî meşhûr Kütüb-i sitte kasdedilir. Bunlardan başkası müellifinin ismi ile kayıtlı olarak zikredilip, mutlak olarak zikredilmez. (Sahîh-i ibni Huzeyme), (Sahîh-i ibni Hıbbân), (Sahîh-i ibni Avâne), (Sahîh-i müstedrek-i Hâkim) gibi.

(Sünen) lafzı mutlak zikrolunur ise, ondan murâd, (Sünen-i Ebî Dâvüd), (Sünen-i Tirmüzî), (Sünen-i Nesâî), (Sünen-i ibni Mâce-el kazvînî) kasdedilir. Bunlardan başka sünenler müellifinin ismi ile kayıtlı olarak zikredilir. (Sünen-i Dârekutnî), (Sünen-i kebîr-i Beyhekî) gibi.

(Mesânîd) lafzı mutlak zikrolunur ise, ondan murâd, (Müsned-i Ahmed bin Hanbel), (Müsned-i Ebî Ya’lâ Mevsılî), (Müsned-i Dârimî), (Müsned-i Bezzâr) gibi müsnedler kasdedilir.

(Meâcim) lafzı mutlak zikrolunur ise, ondan murâd, İmâm-ı Taberânînin (Mu’cem-i kebîr) ve (Mu’cem-i evsât) ve (Mu’cem-i sagîr) kitâpları kasdedilir.

Âlimler, Kütüb-i sitte sâhibleri için, harfler ile remz ve işâret koymuşlardır.

İmâm-ı Buhârî hazretlerine mahsûs olan alâmet (Hı) harfidir.

İmâm-ı Müslim hazretlerine mahsûs olan alâmet (M) harfidir.

İmâm-ı Mâlik hazretlerine mahsûs olan alâmet (Mâ) harfidir.

İmâm-ı Tirmüzî hazretlerine mahsûs olan alâmet (T) harfidir.

İmâm-ı Ebû Dâvüd Sicistanî hazretlerine mahsûs olan alâmet (D) harfidir.

İmâm-ı Nesâî hazretlerine mahsûs olan alâmet (S) harfidir.

Diğer müsned sâhibi âlimler için tek ve birleşik lafızlarla alâmet koymuşlardır.

Nâsih ve mensûh hadîs-i şerîf ilmi:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Nâsih ve mensûh hadîs-i şerîflerden bahseder.

Ma’lûm olduğu üzere, iki haber zâhiren müsbet ve menfîlik bakımından birbirine zıd olunca, aralarını te’vîl ile birleştirmek çok zor olur. İki haberden birinin diğerinden önceliği kesin anlaşılınca, sonraki haberin nâsih olduğu, öncekinin hükmünü kaldırdığı anlaşılır.

Âlimler hadîs-i şerîflerin nev’ileri arasında nâsih ve mensûh olanların çok mühim ve zor ve bunların zabt ve ihâtâsının çok güç olduğunu bildirmişlerdir.

İmâm-ı Şâfi’î “rahmetullahi aleyh” hazretlerinin nâsih ve mensûh hadîs-i şerîfleri bilmek husûsunda, derin âlim, çok mâhir ve en önde olduğu bildirilmiştir.

Âlimler tarafından bu ilmin tedvîn ve tasnîfine ehemmiyyet verilmiştir.

Hadîs-i şerîflerin vürûd sebebleri, zamânları ve mekânları ilmi:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Hadîs-i şerîflerin buyurulma sebeplerinden, buyuruldukları zamânlardan ve mekânlardan bahseder.

Âlimler tarafından, bu ilme dâir kitâplar te’lîf buyurulmuştur.

İlm-i te’vîl-i akvâl-i-in-nebî “aleyhissalâtü vesselâm”

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek sözlerinin te’vîlinden bahseder.

Âlimler, ulemânın büyüklerinden olan Şemseddîn Fenârî hazretlerinin bu ilme dâir yazdığı risâlede, hadîs-i şerîfler ile alâkalı yaptığı te’vîllerin şer’i şerîfe muvâfık olduğunu, yine Sadreddîn Konevî hazretlerinin hadîs-i şerîfleri şerh ederken yaptığı te’vîllerden bazısının kaynağının, keşf ve şühûd olup, şer’i şerîfin zâhirine muvâfık olmadığını bildirmişlerdir.

İlm-i garîb-il-hadîs:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Ekâbir-i kirâmdan Ebû Süleymân Muhammed Hattâbî hazretleri tarafından beyân buyurulduğu üzere, vatanından, çoluk-çocuğundan uzak olan kimseye insanlar arasında garîb dendiği gibi, anlaşılması zor olan lafızlara da garîb denir.

Kelâmda garîblik iki şekilde olur: Birincisi, manâsının anlaşılması zor olan kelâmdır. İkincisi, arab kabîlelerinin farklı lügatlarıdır. Resûl-i ekrem “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mucize olarak, muhtelîf arab kabîlelerinden herbirinin anlayabilecekleri kelimeler ile onlara hitâb ederlerdi.

Eshâb-ı kirâm “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hazretleri de, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bu şekildeki hitâblarının ekserî manâsını anlarlar idi. Anlayamadıkları manâları Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” öğrenirlerdi.

Tâbi’în-i kirâm hazretleri de, garîb hadîs-i şerîfleri biliyorlardı. Dahâ sonra islâm memleketlerinin genişlemesi, arabların diğer kavimlerle karışması sebebiyle, arabî lisanın aslında değişiklikler görülmeye başladı. Âlimler sünnet-i nebeviyyeyi muhâfaza maksadıyla garîb hadîs-i şerîfleri derleyip toplamışlardır.

Bu ilme dâir kitâb te’lîf edenlerin evveli, Ebû Ubeyde Mu’ammer bin Müsennâ Temîmî el-Basrî hazretleri olduğu rivâyet edilmiştir. Bu zât garîb hadîslere dâir güzel bir kitâp yazdığı gibi, garîb-ül-Kur’ân ile alâkalı da bir kitâp yazmıştır. 110’da Basra’da tevellüd, 210 [m. 825]da vefât etmiştir.

İlm-ü şerh-il-hadîs:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Arabî kâidelere ve şer’î esâslara göre insan tâkatı nisbetinde hadîs-i şerîflerin şerhinden ve beyânından bahseder.

Büyük âlimler, hadîs kitâblarına pek çok şerhler yazmışlardır. Bu şerhlerin en meşhûru (Sahîh-i Buhârî) ve (Sahîh-i Müslim)in şerhleridir.

Hadîsde erbeîniyyât:

Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” çeşitli şekillerde rivâyet olunan: “Ümmetimden kim dîni husûsunda 40 hadîs-i şerîf ezberlerse, Allahü teâlâ onu kıyâmet gününde fukahâ ve ülemâ arasında diriltir” hadîs-i şerîfinden feyz ve şeref sâhibi olmak niyetiyle, hadîs âlimleri ve diğer âlimler, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” hadîs-i şerîflerinden, 40 hadîs-i şerîf derleyip, toplamaya büyük gayret göstermişler ve bu husûsta pek çok kitâp yazmışlardır.

Kırk hadîs-i şerîf toplanıp yazmakta âlimler farklı mevzû’ları seçmişlerdir. Bazısı ilm-i tevhîde, bazısı ahkâma, bazısı ibâdetlere, bazısı mevâ’ıza dâir 40’ar adet hadîs-i şerîfi toplayıp yazmıştır “rahmetullahi aleyhim ecma’în”.

İlm-ül-âsâr:

Bu ilim, ülemâ-i râsihînin, yanî Eshâb-ı kirâm ve Tâbi’în-i i’zam ile, Selef-i sâlihînin “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” din ve dünyâ işlerine dâir kıymetli sözlerinden ve işlerinden bahseder.

Bu ilmin temelleri güvenilir zâtlardan işitilen haberlerdir.

Bu ilmin gâyesi, Selef-i sâlihînin din ve dünyâya dâir sözlerine ve işlerine tâbi’ olmayı, hâl ve hareketlerde onlara uymayı sağlamak ve âhırette yüksek derecelere kavuşmak için bu işlerde vukûf kazanmaktır.

Bu ilimle alâkalı (Kitâb-ı siyer-is-sahâbe ve’t-tâbi’în ve’z-zühhâd) adlı eser yazılmıştır. İmâm-ı Yâfi’î hazretleri de bu konuda (Kitâb-ü ravd-ir-riyâhîn) adlı kıymetli bir kitâb yazmıştır. Bunlardan başka dahâ pekçok kitâb yazılmıştır.

Sika ve za’îf olan hadîs râvîlerini bilme ilmi:

Bu ilim, ilm-i esmâ ve ricâlin en büyüğü ve en kıymetlisidir. Hadîs-i şerîflerin sahîh ve za’îf olduğunu bilmeye vesîle olup, din işlerinde ihtiyât şeklini ve hatâya düşülebilecek yerleri bildirir.

Hâcet namâzları ilmi:

Bu ilim, hadîs-i şerîflerde bildirilen hâcet namâzlarından bahseder. Hâcet namâzlarının en meşhûru “Duhâ namâzı”, “Teheccüd namâzı”, “Tesbîh nemâzı” ve diğer nâfile nemâzlardır.

Şeyh Fahreddîn Rûmî hazretleri, (Kitâb-ü da’vât-il-leyli ven-nehâri) adlı kitâbında hâcet nemâzlarını toplayıp, yazmıştır.

Hadîs râvîlerinin ahvâli ilmi:

Bu ilim, hadîs-i şerîf râvîlerinin vefâtları, kabîleleri, memleketleri ve diğer hâllerinden bahseder.

Bu ilim, bir bakımdan târîh ilminin, bir bakımdan hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Âlimler, bu ilme dâir çok eser yazmışlardır.

İlm-ü tıbb-in-nebî “aleyhissalâtü vesselâm”

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Hastaların talepleri üzere, tedâvî ile alâkalı buyurulan hadîs-i şerîflerden bahseder. Âlimler bu ilmin tedvînine, derlenmesine itinâ göstermişlerdir. Bu husûsta yazılan en meşhûr kitâp, İbni Tarhân’ın kitâbı ile İmâm-ı Müstagfirî’nin yazdığı kitâbdır. Bu iki kıymetli kitâb, âlimler ve talebeler arasında meşhûrdur.

Bu ilmin faydası, gâyesi ve maksadı meydândadır.

Hadîslerin telfîkı ilmi:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Bazı hadîs-i şerîfler arasındaki zıdlığın giderilmesinden bahseder. (Telfîk; lügatta bir bez parçasını diğer bez parçasına dikmek manâsınadır. Meselelerde telfîk ise, mes’eleleri toplayıp, birbirine ilâve etmek demekdir.)

İlm-ü rümûz-i akvâl-in-nebiyyi ve işârâtihî:

Bu ilim, hadîs-i şerîf ilminin kollarındandır. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mubârek sözlerinin rümûzlarından, işâretlerinden bahseder. Bu ilim, âlimler tarafından tasnîf ve tedvîn buyurulmuştur.

Zühd ve vera’ ilmi:

Bu ilim, harâmdan sakınmak, şübheli şeylere düşmek korkusuyla helâla da dikkat etmek, dünyâya âid faydalardan yüz çevirmekten bahseder.

Bazı kavle göre “zühd”, harâma düşmekten korkarak, şüphelileri terk etmektir. “Vera’,” şübhelilere düşmekten korkarak helâli terk etmektir.

İmâm-ı Gazâlî “kuddise sirruh” hazretlerin yazdığı kitâblar ve bilhâssa (İhyâ-u ülûmid-dîn) kitâbı, zühd ve vera’ ilmi husûsunda en geniş kitâblardandır. Zühd ve vera’ ilmi, hadîs-i şerîf ilminin netîcesi ve semeresi olması bakımından, hadîs-i şerîf ilminin kollarından olduğu âlimler tarafından bildirilmiştir.

İlm-i megâzî:

Bu ilmin târîh ilminin kollarından sayılması mümkindir. Ancak bu ilim, hadîs-i şerîflerle ve eserlerle (haberlerle) bilindiğinden, hadîs-i şerîf ilminin kollarından sayılmıştır. İlm-i Megâzîye dâir çok kitâp yazılmıştır. Bu sahâda yazılan kitâbların en kıymetlisi Abdüllah bin Hişâm’ın yazdığı kitâp ile “Megâzi-i ibni İshak”dır. (Megâzî: Gâzîlerin menkîbeleri demektir.)

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler