11. Bölüm

Arab kavmi, islâmiyyetin zuhûrundan evvel, dağınık bir takım ahâlîden ibâretdi. Bazısı at ve kısrak üzerinde dolaşarak yaşar, bazıları da ellerindeki deve, koyun, keçi sütleriyle râhat bir hâlde geçinirlerdi.

Arab kavmi, harfleri birleştirip yazmayı bilmedikleri hâlde, lisanlarındaki genişlik, hayâl kuvvetlerindeki sağlamlık sebebiyle, aralarında meşhûr şâirler vardı. Aynı şekilde, medenî esâsları ve insânî hâlleri hiçbir kavimden öğrenmemiş oldukları hâlde, şecâ’at ve cömertlik ile aralarında ünlü kimseler bulunurdu. Misâfirperverliğe, garîblere yardım etmeye son derece riâyet ederlerdi. Yol kesicilikle geçinenler bile, çadırlarına gelen garîblere çok iltifât ederlerdi. Hülâsa, insânî fazîletler onlarda âdet hâline gelmiş olup, bu hâl üzere yaşarlarken, Mekke’den doğan islâm güneşi, mukaddes Hicâz bölgesini ve kısa zamânda pek çok belde ve şehirleri aydınlatıp, milletler arasında islâmın esâsları yayılıp, yerleşti.

İslâmiyyetin ilk zamânlarında, âlimler, ihtiyâç sebebiyle ilm-i ahkâm-ı şerî’ate, ilm-i lügat ve ilm-i tıbba ehemmiyyet verdiler.

(Mahzenu’l-ulûm)

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler