Sual:  Bir kimse namaz kıldıktan sonra eline bant yapıştığını farketse, ne yapar?

Cevap: Bandı çıkarıp orayı yıkar ve namazı yeniden kılar. Eski namazları da kaza eder. Nitekim bir kimsenin üzerinde necâset bulunur da avret yerini açmadan yıkaması mümkün olmazsa, necâsetli elbise ile namazını kılar. Zira avret yerini açmak memnudur. Gusül ise emredilmiştir. Memnu ile me’murün bih (haram ile farz) bir araya geldiler mi, memnu ile amel edilir. Bu meselede namazın tekrarı lâzım gelir. Çünkü özür mahlûk tarafından gelmiştir. (İbn Âbidîn, Guslün farzları, Halebî-i Sagîr.)

 

Sual: Avret olan bir uzvun dörtte birinin kendi fiili ile olmamak şartiyle bir rükün eda edecek kadar açılması namazı bozar. Kadınla erkeğin aynı imama uyup bir hizada bir rükün durmaları halinde namazları bozulur. Göğsünü bir rükün mikdarı kıbleden çevirirse namazı bozulur. Bir rükün mikdarı ne kadardır?

Cevap: Bir rükünden maksat, sünnetiyle bir rükün demektir. İmam Ebu Yusuf bu görüştedir. İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed ise bir rüknün üç tesbih (sübhanallah) diyecek kadar olduğunu bildirmiştir. Bu kavil ihtiyat sebebiyle tercih olunmuştur. Bir uzvun dörtte birinin bir rükün eda edilecek miktardan daha az açılması ittifakla namazı bozmaz. Çünkü az zamanda çok açılmak ve çok zamanda az açılmak affedilmiştir. Bir uzuv açık olduğu halde bir rükün edâ edilmesi hâlinde namaz ittifakla bozulur. Bunlar namazda açılma hakkındadır. Namaza başlarken bir uzvun dörtte biri açıksa, namaz bozulur. (İbn Âbidîn, Namazın Şartları Babı)

 

Sual: İmam akşam namazında ikinci oturuşu yapmayıp yanılarak dördüncü rek’ate kalksa, bilmeyip uyanın namazı sahih mi?

Cevap: İmam geri döner. Dönmezse ve secdeleri yaparsa, namaz bâtıl olur ve uyanlarınki de bozulur. (Hindiyye.)

 

Sual: Mesbuk olan secdedeki veya tahiyyattaki imama uyacaksa tekbir getirip elleri bağlamadan 2. tekbir getirmeden doğrudan mı uyar, yoksa tekbir getirip elleri bağlar, tekrar tekbirle secdeye veya tahiyyata mı iner?

Cevap: Tekbir getirip imama uyar. Elleri bağlamadan secde veya tehiyyata gider. İkinci tekbiri söyler. Söylemese de bir şey lâzım gelmez. Birinci tekbir iftitah tekbiri olduğu için, bu tekbiri ayakta getirmek lâzımdır. Eğilirken söylerse namaza girmiş olmaz.

 

Sual: Namazda secde ederken dizlerin yerde olması şart mıdır? Annemin dizlerinde problemi yüzünden doktora gitmişti ve doktor dizleri kırma dedi. Bana sordu namaz kılarken nasıl yapaym diye. Dizlerini kırmadan secdeyi yapmak için rükü’dan sonra secde ederken sağ bacağını geriye doğru uzatıyor ve dizi yere değmemiş oluyor. Bu şekilde yapılan secde sahih olur mu? Ben şimdilik oturarak namaz kıl dedim ama ayakta bu şekilde namaz kılmak câiz olur mu?

Cevap: Secdede dizlerin yere değmesi şarttır. Değdiremeyen kolayına geldiği gibi kılar. Nitekim ima ile kılarken de ne alın, ne burun, ne el yere değer. Vâkıa secdede alnın yere değmesi secdenin sıhhati için şarttır. Diğer uzuvlarda çeşitli ihtilaflar vardır.

 

Sual: İki secdeyi veya rükü’yu unutan kimse ne yapar?

Cevap: Geri kıyama dönüp rükü’yu ve secdeyi yapar. Yapmadan selâm verirse namazı iade eder.

 

Sual: Farz namazın ilki iki rek’atinde kıraati unutan kimse ne yapar?

Cevap: Kıraat namazın farzlarındandır. Farz namazların iki rek’atinde kıraat farzdır. İmam Züfer’e göre sadece bir rek’atte, Mâlikî mezhebine göre ekseri rek’atlerde, Şâfiî mezhebine göre bütün rek’atlerinde kıraat farzdır. Nafile ve vitrin bütün rek’atlerinde kıraat farzdır. Kıraati, farz namazın iki rek’atinde etmek vâcibdir. Bunu unutan son iki rek’atte kazâ ve sonra secde-i sehv eder. Namazın iki, üç veya dört olması fark etmez. Bir kimse namazda hiç bir rek’atte kıraat etmese veya yalnız bir rek’atte kıraat etmiş bulunsa, o kimsenin namazı fesada gider. (Fetâvâ-yı Hindiyye, Namazın Farzları)

 

Sual: Kavmede ve celsede durmanın azami mikdarı ne kadardır?

Cevap: Kavme ve celsede, yani rükü’dan doğrulunca ve iki secde arasında bütün azaların sükûnet bulmasından sonra bir tesbih mikdarı durmak lâzımdır. Bu vâcibdir. Hanefî mezhebine göre kavmede rabbenâ lekel-hamd denir, celsede ise bir şey söylenmez. Bundan sonra sadece bir subhanallah daha diyecek kadar durmaya izin bulunmaktadır. Bundan sonrası mekruhtur. Hatta bazı âlimler secde-i sehv gerekeceğini söylemiştir.  (İbni Âbidin, Namazın Vâcibleri.) Hanbelî mezhebinde ayrıca her ikisinde de söylenecek tesbihler vardır. Okunacağını gösteren deliller Hanefî’de nâfile namaza hamledilmiştir. Celsede Allahümmeğfirli dense de mekruh olmaz. Hatta mendub olur. Şâfiîler de bunları söylemeyi yalnız kılana veya söylenmesi kendilerine ağır gelmeyecek cemaate hamletmiştir. (İbni Âbidîn, Namazın Âdâbı.)

 

Sual: Deniz aşırı ülkelere uçakla giderken, namaz vakitlerini neye göre ayarlamalıyız? Uçak içinde yer olmadığı zaman oturarak namaz kılsak geçerli olur mu?

Cevap: Namaz vakitlerinden anlayan birisine üzerinden geçilecek memleketlerin namaz vakitleri ve tayyarenin irtifasına göre bunların ne kadar değişebileceği sorulur. Tayyarede ayakta kılamayan, oturarak kılar. Secde edemiyorsa rüku’ ve secde için biraz eğilir. Koltuğunda kılamazsa tuvalette kılar. Oturarak kılamıyorsa ayakta başını eğerek ima eder.

 

Sual: Başörtüsü omuzlara dökülmeli mi yoksa yakayı kapatsa yeterli mi? İnce başörtüsü kullanmak caiz mi?

Cevap: Omuzlar örtülü ise, yakayı kapatsa kâfidir. Omuzlara dökülmesi iyidir. İçini (saçları) gösteren başörtüsünün yok hükmünde olduğunu Hazret-i Peygamber bildirmektedir.

 

Sual: Bir kadının dışarıda topuğu ve ayak parmakları görünecek ayakkabı giyinmesi caiz midir?

Cevap: Kadının ayağının avret olmadığını söyleyen kaviller varsa da zayıftır. Bunlar da namazda kerahetle câiz görür, namaz dışında cevaz vermez. Ayakta kalın çorap varsa mahzuru olmaz. (İbni Abidin-Şurutü’s-Salât bâbı)

 

Sual: Alafranga tuvalette (klozette) idrar sıçratmadan ayakta bevl etmek günah mıdır?

Cevap: Ayakta bevl etmek yolculuk veya başka bir özür olmadıkça mekruhtur. Hadîs-i şerif ile men edilmiştir.

 

Sual: Erkeğin dar kot pantolon giymesi caiz midir?

Cevap: Mekruhtur. Namazı sahihtir; ancak başkalarına karşı tam tesettür yapmış olmaz. Kadın da bunun gibidir. Yani dar giysi ile kıldığı namaz sahih olmakla beraber, bununla başkalarına örtünmüş sayılmaz.

 

Sual: Sabah namazına uyanamayınca, öğlen namazının vaktine kadar kılınabilir mi? İmsak vakti girince, ezanı beklemeden namaz kılınır mı?

Cevap: Öğlen ezanı okunana 15 dakika kalıncaya kadar sünneti ile beraber kaza edilir. Takvimlerde imsak yazan vakitten en az 15 dakika sonra sabah namazı kılınabilir. Hazret-i Peygamber, imsak vaktinde orucu bırakır; 15 dakika kadar zaman sonra sabah namazını kılardı. Bu zaman zarfında Kur’an-ı kerim okurdu.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde namaz kılarken seccadenin yönü tam kıbleye mi isabet etmeli? Bunu ayarlamak bazen zor oluyor. Yoksa biraz sapmasında mahzur var mıdır?

Cevap: Şâfiî mezhebinde kıblenin tam Kâbe yönüne doğru olduğunun bilinmesi gerekir. Böyle bilindikten sonra rastlamamış olması namaza zarar vermez. Hanefî mezhebinde kıblede Kâbe yönünden en fazla 45 derecelik bir sapmaya kadar müsamaha vardır.

 

Sual: “Kadınların, namaz dışında, yalnız iken, diz ve göbek arasını örtmesi farz olup, sırtını ve karnını örtmesi vâcib, başka yerlerini örtmesi edebdir” deniyor. Bu erkek için de cari midir?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Bazen namazımız bazı zaruretlerden dolayı son dakikaya kalıyor. Mâlikî mezhebinde bir namazın sahih olması için, bir rek’atinin namaz vakti içinde kılınmış olması gerekiyormuş. Vakit çıkmadan namaza durduk ve namaz bittiğinde vaktin çıkmış olduğunu gördük. Geçen dakikayı rek’at sayısına böldük. Meselâ bir rek’ati vakit içinde kılmış olduğumuzu anladık. O zaman namaz sahih midir?

Cevap: Namaz vakitleri takvimde yazan dakikada girip çıkmaz. Takvimde yazan dakikada çoğu zaman vakit çoktan çıkmıştır. Takvimlerde o beldedeki en yüksek yere göre en ihtiyatlı namaz vaktinin girişi yazılır. Bu sebeple son dakikada kılınan namaz, büyük ihtimalle kazâ olur.

 

Sual: Eğer bir rek’atin de namaz vakti içinde kılınmamış olduğunu anladığımızda, bu namazı tekrar kılmamız gerekiyor mu? Yoksa bu namaz kazâ yerine geçip sahih oldu mu?

Cevap: Namazı vaktinde kıldığını zannedip, vakit çıktığını anlarsa, kazâ yerine geçer.

 

Sual: ”Allahü teâlâ” yerine ”Allah teâlâ” demekle, iftitah tekbirinde ”Allahü ekber” yerine ”Allah ekber” demek arasında Arapça kaideleri açısından fark var mıdır?

Cevap: Arapça’da cümleyi okurken cezm olmayan yerde cezm yapılmaz. Harekeli okunur. İrabını söylememek hem nahv hatasıdır, hem de fesahate aykırıdır. Allah teâlâ demek, Arapça bir terkibi, Türkçe ve Farsça gibi söylemeye çalışmak demektir. Bu sebeple he harfini belli etmek üzere irablı söylemek gerekir. Allah teâlâ demek, cehl alâmetidir. Allah ekber veya yalnızca Allah diyerek iftitah tekbiri alınsa, namaza girilmiş olunmaz. İbni Âbidin der ki: “İsmullahı sıfatsız olarak söylerse, yani yalnız Allah derse, İmam-ı A’zam’a göre namaz kerahatla sahihtir. İmam Muhammed buna muhâliftir. Muhtar kavil de budur”.

 

Sual: Secde edemeyen hasta ayakta durabiliyorsa, iftitah tekbirini ayakta mı alır, yoksa oturarak mı tekbir alır?

Cevap: Secde edemeyen hasta, oturarak ima ile kılar. Tekbiri de oturarak alır. Ayakta tekbir alıp oturması ve sonra ima ile kılması da sahihtir.

 

Sual: Bildiğim kadarıyla Mâlikî mezhebinde rükû ve secdede tümânînet farzdır. Rükû’da bir yerimizi kaşısak ya da sağa sola, öne arkaya doğru dengemizi tam kuramadığımız zaman sallansak, secdede biraz hareket etsek, bunlar namazı bozar mı? Hiç hareket etmemek mi gerekiyor?

Cevap: Bunların tümânînet ile alâkası yoktur. Tümânînet, kıyam, rükü, kavme, celse ve teşehhüdde uzuvların hareketsiz hâle gelmesi demektir. Böylece önceki rükünden bu rükne intikal edildiği anlaşılmış ve böylece rükünler karışmamış olur. Ta’dil-i erkân ise, hiç değilse bir sübhanallah diyecek kadar sâkin durmaktır. Bu ikisinin hükmü ihtilaflı olmakla beraber, vâcibdir. Yoksa o rükün yapılmamış gibi olur.

 

Sual: Kıbleye karşı namaza durduğumuzda secdeden kalkarken göğsümüz biraz sağa ya da sola çevrilse, ama yine iki kaşımız arasındaki açı kıbleyi içine alıyor olsa, namaz bozulur mu? Mâlikî mezhebinde hüküm değişir mi?

Cevap: Bir rükn mikdarından az ise bozulmaz. 45 derece içinde ise hiç bozulmaz. Mâlikî mezhebinde de böyledir.

 

Sual: Sabah namazı vakti boyunca nâfile olarak sadece sabahın sünneti kılındığına göre, sünneti kılarken sübha ve tahiyyetülmescid namazlarına da niyet edemez miyiz?

Cevap: Hayır. Zaten bunu kılınca icabında sübha ve tahiyyetülmescid sevabı da hâsıl olur.

 

Sual: Kadınlar namazda iftitah tekbiri getirirken parmaklarının ucu omuz hizasında mı olur?

Cevap: Avuç içi kıbleye dönük, parmak uçları omuz hizasında olur.

 

Sual: Mâlikîyi taklid eden Hanefî, sabah namazında vakit çıkmak üzere ise, kıyamda fatihadan birkaç ayet okuyup rükû ve secde yapıp, tehiyyatta ettahiyyatüyü okuyup selâm verirse namazı sahih olur mu?

Cevap: Mâlikî mezhebinde her rek’atte fâtiha okumak farzdır. Bu sebeple fatihayı süratle okumalıdır. Buna da imkân yoksa, Hanefî gibi davranır. Fakat süratle okunması ile okunmaması birkaç saniye farkeder.

 

Sual: Mâlikî mezhebini taklid eden Hanefî, dört rek’atlik farz namazda ka’de-yi âhireden sonra yanılıp kalksa ve secde etmeden hatırlamasa, son iki rek’ati nafile olarak farz eda edilmiş oluyor. Mâlikî mezhebinde selâm farz olduğuna göre, son verilen selâm iki namaz için de sahih oluyor mu?

Cevap: Selâmın farz olmasının bununla alâkası yoktur. Altınca rek’atin sonunda zaten selâm verecektir. Bu tek bir namazdır, son iki rek’ati nâfileye sayılır.

 

Sual: Seferde dört rek’atlik namazı iki rek’at kılması gerekirken dört rek’at kılan bir kimse ilk teşehhüde oturmayı da unutmuş olsa, terk etse farzı eda etmiş olur mu?

Cevap: Olmaz. İade gerekir.

 

Sual: Gerek cem-i takdimde, gerek cem-i tehirde öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak cem’in şartlarındandır ki buna tertip denir. Peki, tersi olursa ne olur? Yani tehirde de takdimde de öğleden önce ikindiyi, akşamdan önce yatsıyı kılsa namazları sahih olacak mı?

Cevap: Takdimde kılamaz, tehirde kılabilir.

 

Sual: Herhangi bir vasıtada [uçak, tren, vapur, otobüs] namaz kılarken kıbleye dönmek farzdır. Kıbleye dönemeyen gidiş istikametine veya kolayına geldiği tarafa dönerek namazı kılar. Böyle yapmak yerine selâmete çıkınca kıblesi belli olan bir yerde iki namazı cem etsek olur mu?

Cevap: Her ikisi de mümkündür.

 

Sual: Hastanede çeşitli cihazlara bağlı olan bir hasta kıbleye dönemiyorsa, yatağı kıble istikametinin tam tersine ise ne yapması lazım?

Cevap: Mümkün mertebe kıbleye döner. Dönemezse, kıbleye dönmek sâkıt olur, düşer.

 

Sual: (Secde edebilen bir hastanın ayakta tekbir alması farz olur) buyuruluyor. Ben secde edebiliyorum ama ayakta duramıyorum. Bu durumda ne yapmam gerekir? Bu şekilde kıldığım namaz sahih olmaz mı?

Cevap: Secde edebilen ve ayakta durabilen hastanın ayakta tekbir alması farz olur. Ayakta hiç duramayan, oturarak tekbir alır ve namazını kılar.

 

Sual: İlmihalde ( Kıble yönünü bilmeyen kimse araştırmadan kılarsa, kıbleye rastlamış olsa bile namazı kabul olmaz ) diyor. Kabul olmaz demek, namaz borcundan kurtulur; ama verilecek büyük sevap ve mükâfatlara kavuşamaz mı demektir?

Cevap: Sahih olmaz manasınadır.

 

Sual: Askerde talimlere, bazen de operasyonlara gidiyoruz. Kıbleyi tespit etmek her zaman mümkün olmuyor. Fitne çıkmasından da korkuyoruz. Komutan görecek diye de korkuyoruz. Askerde kıbleyi tespit edemediğimiz hallerde her hangi bir tarafa dönüp namazımızı kılabilir miyiz?

Cevap: Kıbleyi tesbit edemeyen, çok zannettiği yere doğru kılar. Bazı âlimlere göre dört cihete doğru dört ayrı namaz kılar.

 

Sual: İdrar yaptıktan sonra, tenasül uzvunu suyla yıkamak gerekir mi? Yıkamadan çıkarsa, mahzuru var mıdır?

Cevap: Tenasül uzvunun ucunda idrar bulaşığı yoksa, yıkamak gerekmez. Varsa ve az ise, yıkamamak mekruhtur, namaza mâni değildir. Dirhem mikdarından fazla yayılmışsa, yıkamak gerekir. Doğrusu her zaman yıkamalıdır. Zira soğuk su, idrarın kesilmesine yardımcı olur.

 

Sual: Bir arkadaş tecvidli okumak farzdır; kıraati tecvidsiz yapmak, namazı fâsid eder dedi. Doğru mudur?

Cevap: Tecvid, güzelleştirmek demektir. Kur’an-ı kerimi, tecvidli okumak müstehabdır. Terki, mekruh bile değildir. Ancak harflerin mahreçlerini doğru okumak lâzımdır. Bu, her ne kadar tecvid bahisleri içinde anlatılıyorsa da, tecvidden ayrıdır.

 

Sual: Namaz surelerini Latin harfiyle öğrendim. Namazıma zarar verir mi?

Cevap: Arabî harflerin mahreçlerine uygun hâle getirilmişse, mahzuru yoktur.

 

Sual: Bir Şâfiî, uyku,ders gibi bir sebeple öğle namazını İmam-ı Azam Hazretlerinin kavline uyarak asr-ı evvelde kılabilir mi? Bu tembellikle olursa da kılınabilir mi?

Cevap: Bir Hanefi dilerse öğleyi asr-ı saniye kadar geciktirebilir. Ama başka mezheblerde ikindinin vakti asr-ı evvelde girdiği için, bu mezheblerde olanlar özürsüz öğleyi asr-ı saniye kadar geciktiremez. Özür varsa asr-ı evvelde Hanefiyi takliden ve şartlarına uyarak öğleyi kılar. Uyku kendi mezhebinde namazın kazaya kalmasında bir özürdür. Hanefiyi taklide lüzum yoktur. Ders, seyahat özür olabilir.

 

Sual: Hanefî mezhebinde ikindi namazının ikinci vakti olan asr-ı sani’ye de çeşitli sebeplerle (toplantı vb.) yetişemeyeceğini anlayan mukim bir kimse, öğle namazını sadece kaza mı eder, yoksa Hanbelî mezhebini taklid ederek cem edebilir mi?

Cevap: Bir mezhebde çıkış yolu olduğu için Hanbelî mezhebini taklid ederek, asr-ı evvel vakti çıkmadan cem’e niyet eder. Hanbelî mezhebine göre namazı kılar. Bunu da yapamazsa, kaza eder. Elverir ki özrü, kazaya bırakmaya elverişli olsun. Aksi takdirde günaha girmiş olur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında namaz kılmak için elbise bulamayan kimse oturarak, rükû ve secdesi için ima (işaret) ederek namazını kılar buyuruluyor. Bu kimse oturup tek eliyle de avret mahallini mi kapatacak?

Cevap: Avret yerini örtmekten âciz kalan kimse, namazda oturduğu gibi veya daha iyisi ayaklarını kıbleye uzatıp, elleri ile önünü örtüp, imâ ile kılar. Çünki avret yerini örtmek, namazın diğer farzlarından daha mühimdir.

 

Sual: Kıble yönünde şüphe eden bir kimse kıbleyi tayin hususunda güvenilir bir şahsın sözünü dinlemeyip kendi kanaatine göre hareket etse ve kıbleye isabet etmemiş olsa namazını iade eder mi? Güvenilir bir şahsın kıble tarafını bildirmesi; kendi araştırmamızda daha mı iyidir?

Cevap: Kıbleyi taharri eder; kanaat getirdiği yere doğru kılar. Sonra rastlamamış olduğu anlaşılırsa iade etmez.

 

Sual: Nafile veya sünnet namazlarda kıbleye dönmenin hükmü farz namazları gibimidir?

Cevap: Evet.

 

Sual: İftitah tekbirini yanlış alan yani allahü ekber dışında mesela ( La ilahe illallah ) ( Sübhanallah ) ( Ya Allah ) gibi allahü ekber lafzından gayri alan bir kimse namazın herhangi rekâtında bunu hatırlarsa ne yapması lazım? Secde-i sehv lazım gelir mi? Maliki mezhebini taklid eden ne yapması gerekir?

Cevap: Namaza besmeleden ayrı Arapça bir zikir cümlesi ile başlamak gerekir. Bu da Allahü ekber ve emsâlidir. Zâhir rivâyeye göre bu iki kelimeden yalnız biriyle namaza başlamış olmaz. Allahümmağfirli gibi istiğfar cümlesi ile namaza başlamak sahih değildir. Esah kavle göre sadece Allahümme diyerek başlamak sahihdir. Ya Allah diye başlamak da sahihdir. Sırf besmele ile ve kezâ eûzû çekmekle havkale (lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah) ile namaza başlamak sahih kavle göre câiz değildir. Üç mezhebde Allahü ekber ile başlamak farzdır.

 

Sual: Hanefi mezhebindeyim Farz namazların ilk iki rekatinde Fatiha okumak, bir sûre veya üç ayet okumak vaciptir. Sünnet ve vacip namazların her rekatında kıraat farzdır. Farz, vacip veya nafile namazlarda kıraatin farz olan mikdarı nedir? Yani ne kadar okursam kıraat farzı yerine gelir? Bu hususta sitede iki farklı kavil okudum. Fetva yönünü ve kurtarır taraflarını nakledermisiniz?

Cevap: Kur’an-ı kerimden bir âyet, meselâ Elhamdülillahi rabbilâlemîn demekle farz yerine gelir. Fatiha ve üç ayet okumak vacibdir.

 

Sual: Unutarak abdestsiz namaz kılmışım. Namaz vakti çıktıktan sonra hatırladım kaza edecekmiyim?

Cevap: Vakit çıkmadan iade edilir. Vakit çıkmışsa kaza etmek müstehabdır.

 

Sual: Temiz zannederek necis su ile abdest alan bir kimse bunu namazdan sonra fark etse, iade veya kazâ lâzım gelir mi?

Cevap: Vakit içinde iade gerekir. Vakit çıkmışsa kazâ etmek iyi olur.

 

Sual: Namaza dururken tekbir almadan önce veya müezzin kamet getirirken ayakta elleri birbirine bağlayarak beklemek uygun mudur?

Cevap: Eller iki yanda durur. Bağlamak da caizdir.

 

Sual: Namaz kılan bir kimse kıraatten sonra tekbiri ne zaman alır?

Cevap: Eğilmeye başlarken tekbire başlar. Tekbiri bitirirken eğilmeyi de bitirir. Bütün rükünlerdeki intikaller de böyledir.

 

Sual: Bir kimse, dalgınlıkla önceden sol tarafına selam vermiş olursa, o kimse konuşmadan sağ tarafına da selam vermesi caiz olur mu? Sol tarafına vermiş olduğu selamı ise yeniler mi?

Cevap: Önce sola selâm verirse, sonra sadece sağına selâm verir. İlk selâmı sola veya sağa değil de, başın çevirmeden yüzünün karşısına vermişse, sol tarafına bir selâm daha verir. Sol tarafa selâm vermeyi unutursa kıbleye arkasını dönmedikçe o selâmı verir.

 

Sual: Televizyondaki bir haberde: Bir câminin kıblesinin 65 derece sapma olduğu ve bunun 40 yıl sonra tesbit edildiği anlatıldıktan sonra şu sual soruldu Cemaatin ve imamın kırk yıllık namazlarını kaza etmesi lâzım gelir mi?

Cevap: İçinde bulundukları vaktin namazını iade ederlerse iyi olur. Etmeseler de olur.

 

Sual: Araştırma yaparak namaza duran bir kimse, kıble istikameti hususunda hata yapmış olsa ve bu hatasını namazda anlayıp yönünü kıble istikametine çevirse, bu kimsenin namazı kılmaya başladığı zamanki halini bilen veya bilmeyen başka bir kimse de ona uyarak namaz kılmaya başlasa bu durumda, namaza ilk başlamış olan kimsenin namazı ile, ikinci şahsın namazı sahih oldu mu?

Cevap: Bir kimse kıbleyi araştırarak namaza durur da sonra hatasını anlayarak namaz içinde kıbleye dönerse, onun bu hâlini bilen bir kimse kendisine uyamaz. Çünki imamın hatasını bilmektedir. Birisi kıbleyi araştırarak namaza başlasa, diğeri de araştırmış olmak şartıyla ona uyabilir. Kıbleyi araştırmadan araştırana uymak imamın hata ettiği anlaşılırsa câiz değildir. İmamın namazı ise her halde sahihtir. (İbni Abidin)

 

Sual: Namaz kılacak kimsenin kıbleyi araştırması lazım geldiği gibi tilâvet secdesi, şükür secdesi yapacak kimsenin de kıbleyi araştırması lazım gelir mi?

Cevap: Bu secdelerde namaz şartları aranır. Namaz secdelerine kıyas edilir. Bu bakımdan hükmü aynıdır.

 

Sual: Ayağını bükemeyen bir hasta, otobüste giderken sabah namazını kılmak için ayaklarını sarkıtabilir mi?

Cevap: Yere oturup ayaklarını kolayına geldiği şekilde koyması mümkün olmayan kimsenin bu şekilde kılması özürdür. Normal zamanda kötürüm olup tekerlekli sandalyede ömrünü geçiren kimse de ayaklarını sarkıtarak kılabilir. Bunun dışında kalan kimseler, namazı ima ile kılmak için ayaklarını sarkıtamaz, altına alır. Sandalyede namaz, sahih olmakla beraber, bid’at olduğu için tahrimen mekruhtur.

 

Sual: İkindi namazının farzından sonra kerahat vakti girmeden önce ikindi namazının sünneti veya herhangi bir namaz kılınamaz mı?

Cevap: Nâfile hiçbir namaz kılınmaz. Kazâsı olan kazâ kılabilir.

 

Sual: Beş vakit farz namazlarında vaktin farzını kılmaya diye niyyet edebiliyorken Cuma namazına “vaktin farzını kılmağa uydum hazır olan imama” diye niyet etmek sahih olur mu?

Cevap: İhtilaflı olmakla beraber, böyle niyeti sahih görmeyen kavil kuvvetlidir. (İbni Abidin)

 

Sual: Beş vaktin farzını kılarken sadece farza niyyet ettim demekle niyyet edilmiş olur mu?

Cevap: Vaktin farzını tahsis etmek, yani hangi vaktin farzı olduğuna niyet etmek gerekir. (İbni Abidin)

 

Sual: Bir kimse, farz namazı kılmaya başlasa, sonra onu nâfile zannetse ve nâfile olarak devam etse ve namaz bitene kadar da bu niyette olsa; kıldığı bu namaz nâfile mi olur? Farz mı olur? Tersine, nafile diye başlanılan namaz, farz niyeti ile bitirilmiş olsa nafile mi olur? Farz mı olur?

Cevap: Farz olur. Nâfile olarak başlanan namaz, namaz içinde farza niyet edilse de, nâfiledir. İlk niyet muteberdir.

 

Sual: Niyeti tekbirden önce almak lâzım iken, âdeti olmadığı halde tekbir aldıktan sonra edilen niyet sahih olur mu?

Cevap: Mezhebe göre namaza başlandıktan sonra yapılan niyete itibar yoktur. (İbni Abidin)

 

Sual: Menî Şâfiî mezhebinde de necis midir?

Cevap: Menî Şâfiî mezhebinde necis değil temizdir. Menînin gelmesi de guslü icab ettirse bile, abdesti bozmaz (Mizânü’l-Kübrâ-Tahâret bahsi). Abdesti başka bir sebeple bozulmadıysa, guslederken abdest alamasa da olur. Ama gusl etmeden namaz kılamaz.

 

Sual: Namaz vakti geçtikten sonra kıbleye doğru kılmadığını hatırlayan ne yapar?

Cevap: Vakit çıkmışsa bu namazı kazâ etmek müstehabdır. Kıbleyi araştırmadan rastgele durmuşsa, vakit çıksa bile kazâ etmek gerekir.

 

Sual: Bir kimse, sabah namazı vaktinin, takvimde Güneş yazılan yerde başladığını ve İşrak vaktine kadar kılınabileceğini zannettiği için, sabah namazını yıllardır hep güneş doğar doğmaz kılsa, ne lâzım gelir?

Cevap: Bu namazlar mekruh vakitte kılındığı için sahih olmaz. Bu sebeple kazâ yerine de geçmez. Bu namazların hepsini kazâ etmek gerekir.

 

Sual: Babası tarafından zorla câmiye götürülen ve abdestsiz olarak namaz kılan bir genç, ne yapar?

Cevap: Abdest namazın şartıdır. Bilerek veya hakaret ya da alay kadıyla abdestsiz namaz kılmak küfrdür. Böyle olmazsa kasıt varsa, günahtır. Tevbe ve kazâ gerekir. Kasıt yoksa, unutarak veya hata ile kılmışsa bir şey lâzım gelmez.

 

Sual: Cemaatle namaza başlarken, tahrime tekbirini imamdan evvel söylemek namaza girmeye mâni midir?

Cevap: Allah kelimesini imamdan evvel söylerse veya imamla birlikte Allah der, ekberi daha önce söylerse esah kavle göre namaz sahih değildir. İmam, ekber sözünü bitirmeden ekber demeyi bitirirse namaza girmesi câiz olmaz. Çünki tahrime farzı, Allahü ekber sözünün tamamıyla yerine gelir. (Halebî-i Sagîr, s. 166)

 

Sual: Dürr-i Yektâ adlı fıkıh kitabında diyor ki, “Tarikat şeyhi olduğunu söyleyen bazı mülhid ve zındıklar, câhil müslümanlara, (Sana namazı bağışladım. Artık kılma) yahud (Allahın ve Peygamberin emr ettiği namaz, herkesin yaptığı, yatıp kalkmak ve belli şeyleri okumak değildir. Allahın ismini zikr etmek ve Onun büyüklüğünü düşünmek demektir) derse, namazı inkâr ve müslümanları ifsâd etmiş olur. Mahkeme kararı ile katli lâzım olur. Tutuldukdan sonra yaptığı tevbesi kabul olmaz.” Her günahın tevbesi kabul olunduğuna, mürted de tevbe ettiği zaman tekrar Müslüman sayıldığına göre, bu ifadeyi nasıl anlamak gerekir?

Cevap: İşlenen her günah, usulüne ve şartlarına uygun yapılan tevbe ile affolunur. Bu aynı zamanda bir suç ise, tevbe, cezayı düşürmez. Ancak irtidad suçunda, mürtede tevbe teklif edilir. Kabul ederse, ceza düşer. Bu üç defaya kadar böyle devam eder. Sonra artık tevbesi kabul edilmez. Dürr-i Yektâ’daki ifadeye göre, “Müteşeyyih, telbîs edip, namaz ile vücud bulacak şeyleri namazı inkâra vesile kılarak müslümanların akaidini ifsâda say eylediği şer’an sâbit olsa, veliyyülemrin (hükümdarın) emri ile katli lâzımdır. Ve bu hal üzere olduğu bilinip, tutulduktan sonra tevbesine itimad olunmadığından tevbesi dahi kabul olunmaz. Ama bu kötü halinden tevbe ve rücuundan sonra tutulsa, katl olunmaz.” diyor (s. 38). Tutulmak, mahkeme huzuruna çıkarmak demektir. Tevbesi, Allah katında makbul olsa bile, işlediği suçun cezasını görür. Buradaki ceza, günahın değil, suçun karşılığıdır.

 

Sual: Hanefi mezhebinde vakit çıkmadan tekbir alan namazı vaktinde kılmış oluyor. İkindi namazının kılarken tekbir alınsa daha sonra kerahat vakti girse, namaz yine kerahate kalmış olur mu?

Cevap: Namaz vakitlerinin giriş ve çıkışında bu kadar dakik olmak mümkün değildir. Namazda iken kerahat vakti başlarsa namaz mekruh olur.

 

Sual: Bir fıkıh kitabında: “Namazda ve namaz dışında avret yerini başkalarının yan taraflardan görmemeleri için, örtmek farz olup, kendinden örtmesi farz değildir” diyor. Rükü’da iken, kendi avret yerini kendi görürse, namazı bozulmaz. Başka bir yerde ise “Yalnız iken kılarken de, örtmek farzdır” diyor. Burada bir tezat yok mudur?

Cevap: Namazda, avret yeri örtülü olduğu halde, elbisenin yakasından bakınca kendi avret yerini görürse, namazı bozulmaz.

 

Sual: İstanbul’da 6 Mart’ta imsak vakti 04.41 de giriyor. Bundan 15 dakika sonra da sabah namazını kılabiliyoruz. Saat 04.41 de, yani imsak vaktinin tam girişinde dört, üç veya iki rekât farz [kaza], vacib veya sünnet herhangi bir namaz kılan kimse, sabahın sünnetini de kılacak mı?

Cevap: Takvimlere göre imsak yazan saatte sabah namazı vakti çoğu yerde girmiyor. Onun için sabah namazı en az 20 dakika sonra kılınıyor. Normal şartlarda sabah namazı vakti girince yalnızca o vaktin sünneti kılınır; başka nâfile kılınamaz. Ama kazâsı olan kazâ kılabilir.

 

Sual: Öğle namazını kılmamış bir kimse, ikindi namazı vaktinin girdiğini görürse, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin kavline göre öğleyi asr-ı evvel denilen vakitte kılsa; ikindi namazını da hemen ardından kılabilir mi?

Cevap: Hayır. Öğle namazını İmam Ebu Hanife’ye uyarak asr-ı evvelde kılan, o günün ikindi namazını bu vakitte kılarsa, telfik olur; asr-ı sanide kılması gerekir.

 

Sual: İmama uyarken ikindi vakti olduğu halde sehven öğle namazına niyet eden kimsenin namazı sahih midir?

Cevap: Namazın içinde hatırlarsa, bozup tekrar imama uyar. Namaz bittikten sonra anlamışsa bu namaz nafile olup, ikindi namazını baştan kılması gerekir.

 

Sual: İftitah tekbiri, elleri kulaklara götürmeden mi, elleri kulaklara götürürken mi, yoksa elleri kulaklara götürdükten sonra mı alınır?

Cevap: Hepsi caizdir. Efdal olan, eller kulaklara kaldırılırken tekbire başlanır, eller göbek üstünde bağlanırken tekbir bitirilir. (Habelî)

 

Sual: Bir mescidin kıblesinde 25-30 derece kadar sapma olduğunu tesbit ettik. Orada kıldığımız namazları kazâ etmemiz gerekiyor mu?

Cevap: Eskiden kalma mescidlerin bir kısmında o zamanki matematik bilgilerine göre yapıldığı için bu ölçüde bir sapma olabilir. Buralarda kılınan namazlar sahihtir. İade ve kazâ gerekmez. Kaldı ki kıbleden 45 derece sağa ve 45 derece sola kasıtlı bile sapmak Hanefî mezhebinde namazın sıhhatine mâni değildir.

 

Sual: Yeni Müslüman olup Kur’an-ı kerimden hiçbir âyet bilmeyen kimse nasıl namaz kılar?

Cevap: Tek bir kısa âyet ile, meselâ “Elhamdülillahi rabbilâlemîn” âyeti ile namazını kılar. Böylece kıraat farzı yerine gelmiş olur.

 

Sual: Namazın son oturuşunda Allahümmeğfir ümmete Muhammedin (Allah’ım, ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle!) diye dua etmek caiz midir?

Cevap: Namazda son oturuşta Arabî olmak şartıyla, dua okumak câizdir. Arabça olsa bile, âyet-i kerime ve hadîs-i şerîflerde zikredilen duaları okumak daha efdaldir. Ancak “Allahım, bana mal ver!”, “Şu evi satın almamı nasib et!”, “İmtihanda muvaffak olayım”, “Şu kızla evleneyim!” gibi dünyalık duaları, Arabca da olsa namazda okumak caiz değildir.

 

Sual: Namazda rükûya eğilirken belim dümdüz olmuyor. Ne yapmak gerekir?

Cevap: Rükûda belin üzerine tepsi konacak kadar dümdüz olması sünnettir. Güç yettiği kadar eğilinir.

 

Sual: Evimin kıblesinden emin değilim. Ne yapmalıyım?

Cevap: Pusula veya güneşin vaziyeti ile tesbit edilebilir. Eve yakın câmi minaresinin kapısı kıbleye bakar. Kuzey yarıkürede, zevâl vaktinde, yani güneşin tam tepede bulunduğu zaman, güneşin bulunduğu cihet yahud bir saatin yüzü yatay olarak semâya doğru ve akrebi güneşe doğru tutulunca, akreb ile oniki rakamı arasındaki zâviyenin (açının) orta hattı (açıortayı), takrîben güneyi gösterir. Takvimlerde yazan kıble saatinde güneşe dönen kıbleye dönmüş olur. Veya bu saatte yere dikilen çubuğun gölgesinin tersi kıbledir.

 

Sual: Oda spreyleri namaza engel olur mu?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Bebeğin kusmuğu necis midir?

Cevap: Süt çocuğunun pisliği, bevli ve ağız dolusu kusmuğu kaba necistir.

 

Sual: Namazdan kendi fiili ile çıkmak farz mıdır?

Cevap: İmam Ebu Hanife’ye göre farzdır. Namaz tamam olduktan sonra namaza zıd bir iş yapmak, yürümek, konuşmak, yemek, abdestini bozmak bu kabildendir. Ama mezhebin sahih kavline göre kendi filiyle namazdan çıkmak bilittifak farz değildir. Binaenaleyh mesela son oturuşta tehiyyattan sonra abdesti bozulsa, namaz tamamdır. Farz yerini bulmuştur. Ancak tekrar abdest alıp vâcib olan selâmı vermesi gerekir, yoksa namazı eksik kalır.

 

Sual: Hiç Kur’an-ı kerim kıraati bilmeyen kişi namazını nasıl kılar?

Cevap: Elhamdülillahi rabbilâlemîn âyet-i kerimesini okuyarak kılarsa, kıraatin farzı yerine gelir. Sonra hemen namazın vâciblerini karşılayacak kadar Kur’an-ı kerim öğrenir.

 

Sual: Kıraatte okuyanın kulağının duyması gerektiğine göre, bir kimse ağzını oynatsa, harfleri çıkartsa, ama bunu işitmese kıraat sahih olur mu?

Cevap: Tahrime ve kıraati, işitilecek kadar sesle yapmak lâzımdır. Kıraati kulağın işitmesi demek, birisi kıraat edenin ağzına kulağını yaklaştırdığı zaman işitmesi demektir. Okuyanın işitmesi gerekmez. Hindüvânî’nin kavli böyledir. Sahih olan da budur. Kerhî buna muhaliftir; okuyan ağzını oynatmış ve harfleri hakkıyla çıkarmış ise işitilmese bile kıraati sahih görür. (İbni Abidin, Secde-i Tilâvet bahsi; Nimet-i İslâm)

 

Sual: Farkında olmadan kıblesi yanlış durulan namazları kazâ etmek gerekir mi?

Cevap: Kıbleyi araştırarak kılmış ise, hayır.

 

Sual: Farz namazı unutup vaktin çıkmasına yakın kılarken, vakit çıkarsa, namaz sahih olur mu?

Cevap: Hanefî’de tekbiri almışsa, Mâlikî’de bir rek’at kılmışsa, eda olarak sahih olur. Zamanında kıldığını zannedip, vakit çıktıktan sonra kıldığını anlayanın namazı kazâ olarak sahih olur.

 

Sual: Balık tutmak üzere binilen küçük teknede, denize düşme ve başı tekneye çarpma tehlikesi olduğunda namazı oturarak kılmak caiz olur mu?

Cevap: Giden gemide farzları, özürsüz oturarak kılmak, İmameyne göre câiz değildir. Baş dönmesi özürdür. İmâm-ı A’zam, ayakta kılması iyi olur buyurdu. İmkânı varsa, gemiden çıkınca, toprakta kılmak daha iyidir. Deniz ortasında demirli gemi, rüzgârla çok sallanıyorsa, giden gemi gibidir. Çok sallanmıyorsa veya sâhile yanaşmış ise, farz namazları oturarak kılmak câiz olmaz.

 

Sual: Teravihi dört rek’at kıldıran imama, üçüncü rekatte uyan kimse, iki rek’at mi kılar; dörde mi tamamlar?

Cevap: Dörde tamamlar. Sahih olan budur. Nitekim nâfile bir namazın ilk iki rek’atinde, bir imama uymuş olan kimse, imam son iki rek’ate girmeden önce konuşsa, bu kimsenin, ilk iki rek’atten başka rek’atleri kazâ etmesi gerekmez. Bu İmâmeyn’e göredir. Bu kimse, şayet imam son iki rek’ate kalktığı zaman konuşmuş olsa, bu kimse dört rek’at kazâ eder. [Hindiyye, Nevâfil bahsi] Şu halde, üçüncü rek’atte konuşan kimsenin sadece bu namazı değil; önce tam kıldığı iki rek’atlik nâfile de bozulmuş oluyor. Demek ki dört rek’atlik nâfilelerde her çift rek’atin müstakil bir namaz sayılması, bütün hükümlerde muttarid (şaşmaz) bir kaide değildir.

Başladığı nâfileyi özürsüz bozan kimse, bunu iade eder. Dört rek’atli nâfileye niyet eden kimse, o namazı ilk iki rek’at esnâsında veya ikinci şefi’de (çiftte) bozarsa, Halebî ve başkalarının tercihlerine göre iki rek’at olarak kazâ eder. Yani iki rek’atin teşehhüdünü yapmışsa, iki rek’at kaza eder. Aksi takdirde bütün namaz ittifakla bozulur. Kâideye göre her çift rek’at bir namazdır. Ancak imama uymak ve nezir [adak] gibi bir ârıza olursa iş değişir. İmama uymak ârızası, dört rek’at namaz kılması gereken bir kimseye nâfile kılanın uymasıdır. Meselâ bir kimse, öğlenin farzını yalnız başına kıldıktan sonra, öğlenin farzını kılan imama uyar da, sonra namazını bozarsa, bunu dört rek’at olarak kazâ eder. Bu hususta namazın başında veya son oturuşta uyması fark etmez. Çünkü imamın namazını iltizam etmiştir. O da dört rek’attir.

 

Sual: Almanya’nın Dortmund şehrindeki câminin kıblesinde 40 derece kadar sapma olduğu anlaşıldı. Şimdiye kadar kıldığımız namazları ne yapmak lâzımdır?

Cevap: Hüsnü zan edilir; kazâ gerekmez. Hanefî mezhebinde kıble, 45 derece içindeki sapma kasıtlı bile olsa zaten namaza zarar vermez. Bundan sonra o istikamete dönülür.

 

Sual: Yanlış bir yöne doğru namaz kılarken, bilen biri, sağa dön, kıble burasıdır, dese, nasıl hareket edilir?

Cevap: Dönülür. Namaz bozulmaz.

 

Sual: Öğle namazını kılmamış bir kimse, ikindi namazı vaktinin girdiğini görürse, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin kavline göre öğleyi asr-ı evvel denilen vakitte kılsa;  ikindi namazını da hemen ardından kılabilir mi? Yoksa mezheb içi telfik mi olur?

Cevap: Öğle namazını İmam Ebu Hanife’ye uyarak asr-ı evvelde kılan, o günün ikindi namazını bu vakitte kılarsa, caiz olmaz; asr-ı sanide kılması gerekir. Telfik, birbirine uymayan iyi ayrı ictihadı, aynı meselede bir araya getirmek demektir. Mesela, eli kanayan, Şâfiî’ye göre abdestim bozulmadı deyip, sonra yabancı kadına eli değse, Hanefî’ye göre abdestim bozulmadı diyerek namaz kılsa, telfik olur, namazı sahih olmaz. Zira hiçbir mezhebe göre abdesti yoktur. Ancak Şâfiî’ye göre de abdesti olan bir Hanefî, eli kanadığında, abdest almak meşakkatli ise, namazı Şâfiî’ye göre kılabilir. Mezheb içi telfik, telfik sayılmaz. Yani İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed’in kavillerini bir meselede bir araya getirmek, telfik değildir. Zira Hanefî mezhebi bunların hepsinin ictihadlarından teşekkül eder. Şu kadar ki, bir meselenin aynın rüknünde, mezheb içi de olsa iki farklı ictihadın bir araya gelmesi mümkün değildir. Asr-ı evvel meselesi bunun gibidir. Birbirini nakzeden mezheb içi iki ictihad ile amel etmek, bir meselenin aynı rüknünde olmamalıdır.

 

Sual: İmsak vaktinde ezan okunmadan, sabah namazını kılmak câiz olur mu?

Cevap: Ezan, namazın şartı değildir. Vakit, namazın şartıdır. Vakit girince, namaz kılınır. Ezanı beklemeye lüzum yoktur. Takvimlerde yazan imsak vaktinden 15-20 dakika sonra sabah namazını kılmak ihtiyatlı olur.

 

Sual: Bir kimse abdestsiz namaz kılsa ve bunu da 7-8 vakit namaz geçtikten sonra hatırlasa, bu kişi sahib-i tertib olmaktan düşer mi?

Cevap: Bilerek terketti ise evet. Bilmeden terketti ise hayır. Bu namaza kaza gerekmez.

 

Sual: Namaza sonradan başlayıp, hastalık veya yaşlılık sebebiyle, namaz için asgari gerekli sure ve duaları dahi ezberleyemeyen kişi ne yapar?

Cevap: Elinden geldiği kadar yapar. “Elhamdülillahi rabbilâlemîn” âyeti, kıraat farzı için yeter. Bunu okur. Bunu dq okuyamıyorsa, okunacak zaman kadar susarak durur.

 

Sual: Namazı bilen, ama sureleri unutmuş yaşlı biri ne yapar?

Cevap: Farz olan kıraate yetecek kadar okur.

 

Sual: Sünger veya karton üzerine secde caiz midir?

Cevap: Namazda secde edilecek yerin, alnın yerin sertliği hissetmesine mani olmaması lazımdır. Mesela serili buğday veya pirinç yahud yün döşek üzerine secde caiz değildir. Ancak bunun üzerine tahta veya mukavva gibi sert bir şey konur da, alın sertliğini hissederse, caiz olur.

 

Sual: İç çamaşırında namaza mâni mikdarda necâsetin, çamaşır makinesinde yıkandığı halde izi kalsa, caiz olur mu?

Cevap: Şer’î usullere göre yıkamadan sonra necasetin rengi, kokusu gibi eseri kalsa bile temiz sayılır. Çamaşırın necaset bulaşan kısmı akan suya tutulur, birkaç damla damlarsa veya leğene sokulup çıkarıldıktan sonra sıkılsa temiz olur.

 

Sual: Bir namaza başladığımızda hangi namaza niyet ettiğimizi hatırlamazsak, namazı bozmak gerekir mi?

Cevap: İlk defa ise bozulur; sık sık başa geliyorsa bozulmaz.

 

Sual: Bir takvimde yatsı namazı vaktinin sonu diye bir ibare gördüm. Yatsı namazı sabah namazı vakitne kadar kılınmıyor mu?

Cevap: Yatsı namazının vakti dört mezhebde de imsak vaktine kadar devam eder. Bununla alakalı meşhur bir hadis-i şerif ve bu hadis-i şerif üzerine teessüs etmiş bir icmâ vardır. Mâlikî mezhebinde yatsı namazını gecenin ilk üçte biri çıktıktan sonraya özürsüz olarak bırakmak günah olduğu gibi, Şâfiî mezhebinde, gecenin yarısından sonra kılmanın günah olduğunu söyleyen âlimler varsa da, bunlar, vaktin sonu ile alâkalı değildir. Kerahat vaktini bildirmektedir.

 

Sual: Günümüzde sigara tütünlerinin şarap ve alkol ile yıkandığı söyleniyor. Böyle ise cebinde sigara paketi ile namaz kılmak sahih midir?

Cevap: -miş ile olmaz. Olsa bile, istihale, yani kimyevi değişmeye uğramış demektir.

 

Sual: Köpeğin tüyleri necis midir?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Köpeğin yaladığı yerler necis olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Köpeğin yattığı yerde namaz kılınır mı?

Cevap: Kuru ise evet.

 

Sual: Misafir, ikindi vaktinde öğle ile ikindiyi cem edecek olsa; bir mukim de ikindi namazı niyetiyle buna öğleyi kılarken uyacak olsa, mukimin namazı sahih olur mu?

Cevap: Olmaz. Hanefi’de imam ile aynı namazı kılıyor olmak şarttır. İade lazımdır.

 

Sual: Öğle ve ikindi namazını kılmamış tertib sahibi biri, ikindinin kerahat vaktinde nasıl hareket eder?

Cevap: Tertip düşer. Sadece ikindinin farzını kılar. Zira bu vakitte sadece ikindinin farzı kılınabilir. (Nimet-i İslam)

 

Sual: Sabah namazının sünneti kılınamayıp, farzı kılınsa, kerahat vakti çıktıktan sonra sadece sünneti kaza edilebilir mi?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Dünya yuvarlak olduğuna göre, kıbleye değil de, tam ters yöne dönsek yine Kâbe’ye dönmüş olmuyor muyuz?

Cevap: Kıbleye en yakın şekilde dönmek esastır. Haritadaki görünüşe göre değil. Bu sebeple Amerika’daki Müslümanlar -haritadaki görünüşe göre- güneydoğuya değil, kuzeydoğuya dönerler.

 

Sual: İkindi namazını asr-ı saniden evvel kalabalık cemaatle mi, yoksa asr-ı saniden sonra 3-5 kişilik cemaatle mi kılmak daha efdaldir?

Cevap: Vakti girince cemaatle kılmalıdır. Sonraki ya olur ya olmaz. İbni Abidin hazretleri, Kâbe’de kendi mezhebinin imamını beklemeyi anlatırken böyle diyor.

 

Sual: Bir kitapta, “Cemaatle namaz kılarken imamın abdesti bozulursa, imam vekil bırakmayıp camiden çıkınca cemaat birden fazla ise namazları fâsid olur” yazıyor. Cemaat 1 kişi ise ne olur?

Cevap: Burada vekil mevzubahis olmaz. O bir kişi namazına münferiden devam eder.

 

Sual: Bazı hadis kitaplarında “Allahü teala korku halindeki namazı ise 1 rek’at olarak farz kıldı” geçiyor. Ama okuduğum ilmihallerde hiç böyle bir bilgiye rastlamadım. Bir rek’atlik namaz olur mu?

Cevap: Harbde bir grup önce bir rek’at cemaatle kılıp, sipere geçer, diğerleri kılar; sonra öncekiler gelip ikinci rek’ati kılar, sonra diğerleri. Böylece iki rek’at kılınır. Buna korku namazı denir.

 

Sual: İlmihalde, “Akşamı kıldıktan sonra, tayyare ile batıya gidince, güneşi görse, güneş batınca akşamı tekrar kılar” diyor. Güneşi görünce akşam namazı gibi ikindi namazını da tekrar kılması gerekmez mi?

Cevap: Akşamı kılmış ise tekrar kılar. İkindi vaktinde kılınmakla üzerinden düşmüştür.

 

Sual: Kıyamet alametlerinden güneş batıdan doğunca o anda namaz vakitleri nasıl olacak?

Cevap: Değişen birşey yok.

 

Sual: KYK yurdunda kalıyorum. Bulunduğum odada halı yoktur. Mescid de bodrum katındadır. Sabahları oraya inmek zor geliyor. Aşağıda mescid dururken odamda karton üzerinde namaz kılmakta mahzur var mıdır?

Cevap: Namaz, temiz olan her yerde kılınır. Fitneye sebebiyet vermemelidir.

 

Sual: Namazda cemaat otururken imama uyan kimse, tekbirden sonra sehven oturmak yerine secdeye gitse, daha sonra otursa, namazı iade etmeli midir?

Cevap: Hayır. Lazım gelmez.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Bir sabî, yatsıyı kıldıktan sonra cünüb olsa ve fecrden sonra uyansa, yatsıyı kaza etmesi lazım olur” diyor. Farzı eda etmiş olmasına rağmen, neden kazaya kalıyor?

Cevap: Yatsı vakti çıkmadan buluğa ermiş olabilir. O takdirde namaz tekrar farz olur. Çünki her namaz, vakti çıkmadan az evvel kişiye farz olur.

 

Sual: İmamın Cuma namazını hoparlörsüz kıldırıp, hutbeyi hoparlörle okumasının mahzuru var mı?

Cevap: Namazda da, hutbede de hoparlör kullanmamalıdır. Hutbe de namaz gibidir; anlaşılması şart değildir. Vaazda hoparlör kullanmanın mahzuru yoktur; zira bizzat ibâdet değildir.

 

Sual: Bir Şâfiî, fâtihadan evvel okunan veccehtü duasını yanlış okusa, tekrar başa alsa, kıraat mahalli olduğu için sehiv secdesi yapması gerekir mi?

Cevap: Düzeltirse, zararı yok, devam eder. Secde-i sehv lâzım gelmez. Tevcih duası, ne namazı bozan erkândandır; ne de secde-i sehv icab ettiren eb’addandır.

 

Sual: Sabah namazına uyanamayan birisi, öğle namazının farzını kıldıktan sonra tertip sahibi olduğunu hatırlasa, öğle namazını, sabahın kazasından sonra tekrar kılmalı mıdır?

Cevap: Hayır. Unutmak özürdür. Öğlen sahihtir. Öğleni kılarken veya kılmadan evvel aklına gelseydi, o zaman öğleni tamamlayıp, sabahı kaza ettikten sonra, öğleni tekrar kılmalıydı.

 

Sual: Namaz kılmanın muayyen bir müddeti var mıdır?

Cevap: 4 rek’atlik bir namazı, 4 ile 6 dakika arasında kılmak normaldir. 6 dakikadan fazla ise ağırdır; vesvese hâsıl eder. 2 dakikadan az ise hızlıdır; rüknlerini tam olarak yerine getiremez.

 

Sual: Dünya yuvarlak olduğu için Kâbe’ye 4-5 bin km uzaklıkta olanlar diklemesine semaya doğru dönmüş olmuyorlar mı?

Cevap: En yakın yerden Kâbe’ye dönerler. Kâbe’den göklere kadar uzantısı da kıbledir.

 

Sual: Bir teknede vazifeliyim. Şortla çalışmak mecburiyetindeyim. Namazlarımı nasıl kılacağım?

Cevap: Malikî veya Hanbelî mezhebini taklid ederek, bu mezhebin namaz için aradığı şart ve müfsidleri gözetmek suretiyle namazlarınızı kılarsınız. Daha münasip bir iş buluncaya kadar böyle hareket eder; böyle bir iş nasib etmesi için Allah’a dua edersiniz.

 

Sual: Takvimler sahur zamanında farklılık gösteriyor. Nasıl hareket etmeli?

Cevap: Erken yazana göre imsak edip, geç yazana göre sabah namazını kılmalıdır.

 

Sual: Namazı gözlükle kılmak caiz midir?

Cevap: Alın ve burun secdede yere değiyorsa gözlükle kılmak caizdir.

 

Sual: Siyam ikizleri evlenebilir mi? Bunların namazı orucu nasıl olur?

Cevap: Şer’en mümkün gözükmüyor. Başkasının yanında zevcesiyle cima etmesi mekruhtur. İbadetleri de ellerinden geldiği gibi yaparlar. Mazurdurlar.

 

Sual: Cemaatle namazda, rükudan doğrulurken bilmediği için hem “Semiallahu limen hamideh”, hem de “Rabbena lekel hamd” diyene ne lazım gelir?

Cevap: Semiallahü limen hamideh imam söyler; rabbenâ lekel hamd cemaat söyler. Bilmeden söylemişse bir şey lazım gelmez.

 

Sual: Diyanetin ilmihalinde yazdığı gibi, Mâlikî mezhebinde kadının başı açık namaz kılması sahih midir?

Cevap: Mâlikî mezhebinde bir avret-i mugallaza (kaba avret), bir de avret-i muhaffefe (hafif avret) vardır. Avret-i mugallaza açık olarak kılınan namaz hem günahtır, hem kaza gerekir. Avret-i muhaffefe (mesela başı) açık kılınan namaz sahih olur ise de yine günahtır ve iade gerekir.

 

Sual: Hacca ve umreye gidenlerin oradaki imamların arkasında kıldıkları namazı iade etmeleri gerekir mi?

Cevap: Vehhabi mezhebindeki imamların arkasındaki namazları tahrimen mekruh olacağı için, iade eder.

 

Sual: Koronavirüs hastalarının takip edildiği bir hastanede çalışmaktayım. 8 saat süren nöbetlerde önlük, maske, gözlük gibi aletleri üzerimizden çıkarmak riskli. Namazı nasıl kılabiliriz?

Cevap: Hiç imkân yoksa, ayakta ima ile kılınır veya Mâlikî, Şâfiî veya Hanbelî’ye göre öğle ve ikindi, akşam ile yatsı cem edilir. Mümkün mertebe abdest tutulur. Abdest almak imkânı yoksa teyemmüm edilir. Bu da mümkün değilse, namaz kazaya kalır.

 

Sual: Çalıştığım işyeri namaz hususunda sıkıntı veriyor. Namazı ima ile kılabilir miyim?

Cevap: İma ancak ayakta ve oturarak kılamayan veya secde rükû edemeyen hasta içindir. Mümkün mertebe namazınızı kılarsınız. Gerekirse öğle tatilinde ve akşam evine gelince üç mezhebe göre cem ederek kılabilirsiniz. Namaz kılmanın kolay olduğu bir iş ararsınız. Namaza mani olan işte hayır yoktur.

 

Sual: Misafir gittiğim evde hane sahibi kıbleyi yanlış göstermiş. Namazı tekrar kılmak gerekir miydi?

Cevap: Namazın 12 şartından birinin noksan olduğu sonradan anlaşılırsa, vakit çıkmamışsa iade edilir; vakit çıkmışsa kaza etmeye lüzum yoktur.

 

Sual: Sabah namazı en son ne zaman kılınabilir?
Cevap: Takvimde güneş yazan saate kadar kılınabilir. Temkin sebebiyle 2-3 dakika geçerek tolerans olabilir.

 

Sual: Bir özür sebebiyle öğle namazını asr-ı evvelde kılmak icap ederse, asr-ı evvel girmeden önce niyet etmiş olmak lazım mıdır?
Cevap: Hayır; ama o ikindiyi asr-ı sanide kılmalıdır.

 

Sual: Depresyondayım, namaz kılamıyorum. Mazur olur muyum?
Cevap: Tedavi olmalıdır. Hastalık namaza mani değildir. Hiç değilse farzını olsun kılar. Cem ederek de kılamıyorsa, atak anlarında kazaya kalan namazları sonra kaza eder. Namaz kılmanın hastalığa faydası vardır.

 

Sual: Müekked sünnetlerde ilk oturuş farz mı?
Cevap: Evet. Ancak unutup kalkarsa, namaz bozulmaz. Secde-i sehv kâfi gelir.

 

Sual: Celse için secdeden kalkarken bazen gayrı ihtiyari sağ dizi yerden hafif kalkan birisi ne yapmalıdır?
Cevap: Özürdür. Dizleri yere koymak farz değildir.

 

Sual: Kâbe imamlarının bazı namaz videolarını seyrettim. Namaz kılarken sürekli üst başlarını düzeltiyorlar. Neden böyle davranıyorlar?
Cevap: Namazda hareketin namaza mani olup olmaması çeşitli ihtimallere göre farklılık gösterir. Ancak bu kişilerin ona gelesiye itikatları bozuktur.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler