Sual: İmam Ebû Hanife’nin, “Eğer ezan Farisi dilinde okunursa ve halk da bunu anlarsa o ezan caiz olur” fetvasını, Arapça’dan başka dilde ezan okunmasına delil getiriyorlar. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: İmam’a nisbet edilen bu görüş, metruk bir görüştür. Arapça’dan başka dilde ezan, okunduğu zaman ezan olduğu anlaşılsa bile caiz olmaz.

 

Sual: Sabah ezanını okurken essalatü hayrun  minen nevm diyeceğim yerde, essalatü hayrun  minen nas  diye okusam, ezânın iadesi lazım mıdır?

Cevap: Ezandaki kelimeleri ters veya yanlış okursa, düzeltip kaldığı yerden devam eder.

 

Sual: Ezan okunurken dinleyen kimseye selâm verilir mi?

Cevap: Ezanı işiten kimsenin derhal mahallesindeki mescide giderek cemaate iştirak etmesi lâzımdır. Dil ile icabet etmesi (yani ezan kelimelerini tekrar etmesi ve aralarında söylenmesi sünnet olan zikrleri söylemesi) kâfi değildir. Vakit varsa dil ile icabet eder. Sonra yürüyerek mescide gider. Ancak cemaate gitmekten alıkoyan bir özür varsa dil ile icabet eder. “Müezzini işittiğiniz vakit siz de onun dediği gibi deyin! Sonra bana salâvat getirin!” hadîs-i şeriftir. Mescidin içinde ise zaten ezana icabet etmiş sayılacağından dil ile icabet etmesi gerekmez. Ederse de zararı yoktur. Bahr’de bildirildiği üzere ezanı işiten kimsenin konuşmaması, ezan ve ikamet hâlinde bir şeyle meşgul olmaması, selâm dahi alıp vermemesi gerekir. Bunların hepsi ezanın nazmını bozar. Ezan okuyana selâm vermek meşru olmadığı gibi, almak da vâcib değildir.  Müezzin nefeslendiği sırada selâmı alabilir ise de, bunu da yapmamak iyidir. (İbni Âbidin, Ezan bahsi)

 

Sual: Tek başına namaz kılan, her namazdan evvel ezan okumalı mıdır? Okumazsa sadece sünnet sevabından mahrum mı kalır?

Cevap: Mahallesindeki câmide okunan ezan ve ikamet, onun için de okunmuş sayılır. Evde yalnız kılarken ezan okuması gerekmez. Okursa evlâ olur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Allahü teâlâya (Tanrı) demeğe izin yoktur. Yani tanrı demek günah olur. Allah ismini kullanmak istemeyip, bunun yerine, tanrı demek veyâ doksandokuz isimden birini bile kullanmak istemek, çok büyük ve çirkin suç olur.” ifadelerinde tam olarak ne kastediliyor?

Cevap: Âyet-i kerimede, ezanda, sünnetle bildirilen dualarda, Allah isminin yerine, 99 isimden birini bile kullanmak kabahat iken, tanrı nasıl kullanılabilir, demektir. Yani ezan okurken, Allahü ekber yerine tanrı uludur denemeyeceği gibi, Rahîmü ekber de denemez. Bunları, bildirildiği yerlerde veya söylenen yer dışında her yerde kullanmak câizdir. Tanrı ismini de ilah mânâsına kullanmak câizdir. İbâdet kasdetmeksizin, Tanrı böyle istedi, Tanrı misafiri, Tanrım beni affet gibi ifadeler kullanılabilir. Nitekim Mızraklı İlmihalde “Tanrı teâlâ” diye çok geçer. “Tanrım” sözü, “İlahî” kelimesinin Türkçesidir. Yine de, memleketimizde bu hususta bir suikast (kötü niyet) olduğu için, Müslümanların buna bile içi sinmemektedir.

 

Sual: Muteber kitaplarda ezân okunurken Azîz Allah denir diye bir ifade geçiyor mu?

Cevap: Ezan, Allahın ismini yüceltmektedir. Bu sebeple izzet sahibi Allah manasına bu söz söylenerek tasdik edilmektedir. Âdettir.

 

Sual: Teyp veya hoparlör ile okunan ezan ve kıldırılan namaz câiz olmadığına göre, telefonla yapılan akidlerin de sahih olmaması veya teypten müzik dinlemenin mahzuru olmaması gerekmez mi?

Cevap: Verilen misallerin hiç biri diğerine benzememektedir. Her câmide ezanın müezzinin kendi sesiyle okunması şarttır. Merkezî ezan, sahih olmaz. İmama uymanın sahih olması için de imam ile aynı mekânda bulunmak şarttır. İmam bir odada bulunup, cemaat bu odayla bağlantısı olmayan başka bir odada olsa, arada hoparlör veya televizyon irtibatı olsa, bu odada imama uyanların namazı sahih olmaz. Çünki ezan ve namaz gibi ibâdetlerde vâsıta kullanmak câiz değildir. Akdin sıhhati için, birbirine uygun iradenin ortaya konulması kâfidir. İsbat şartı ayrıdır. Binaenaleyh telefonla akid yapmak, vekâlet vermek, zevcesini boşamak câizdir.

Telefonda, radyoda ve hoparlörde bir söyleyen adamın sesi; bir de elektrikle mıknatısın hâsıl ettiği metalik ses vardır. Yekdiğerine çok benzeyen bu iki ses, ayırd edilmese bile birbirinin aynı değildir. Birisi asıldır, ikincisi bunun benzeridir. Sinemada ve televizyonda hareket eden şekiller gibidir. Hiç kimse bu şekiller, kendilerini meydana getiren asıl kimselerin aynıdır diyemez. Akidlerde, boşanmakta, zekât vermekte yazışmak ve vekil tayin etmek, yani vâsıta kullanmak câiz olduğu malumdur. Telefon ve hoparlör de mektup gibi vasıta olduğu için caiz olmaktadır. Ezanda ve nemazda ise kendinin okuması şarttır. Onun için zekât vekâleti ve boşanma ile ezan ve nemaz bu bakımdan ayrılmaktadır.

Teyp, çalgı âletinin çıkardığı sesi kaydedip neşredince, çalgı âletini kendisi olmaktadır. Musikide esas olan, ahenkli ses çıkışıdır. Çalgı âleti zaman ve mekâna göre değişebilir.

 

Sual: Ezan okurken müezzin ellerini nerede tutar?

Cevap: Ezan okurken, müezzinin parmaklarını kulak deliklerine koyması mendubdur. Zira Hazret-i Peygamber, Bilâl’e “Parmaklarını kulaklarına koy! Çünkü bu sesini daha yükseltir” buyurmuştur. Ellerini kulaklarına koyarsa daha iyi eder. Zira Ebu Mahzûre, dört parmağını bir araya toplayarak kulaklarına koymuştur. İmam A’zam’dan rivayet olunduğuna göre bunu yalnız bir eli ile yapması da aynı hükümdedir (İbni Abidin).

 

Sual: Bazı İslâm büyüklerinin insanları imamlık ve müezzinlik yapmaktan, başkasına kefil ve vasi olmaktan men eden ifadelerine rastlıyoruz. Bu ifadelerde ne anlatılmak istenmektedir?

Cevap: Bunlar veballi işlerdir. Ehliyet ve adalet gerektirir. Herkes bunu beceremez. Kul hakkına ve günaha düşer. Nitekim Hazret-i Ömer, vasi olmak ilk defasında saflık, ikinci defasında ahmaklık, üçüncü defasında hâinlik demektir buyurmuştur. Ancak bu işler yerine göre farz veya sünnet-i kifâyedir. Yapılmazsa, herkes günaha girer veya kerâhate düşer. Onun için kendine güvenenin böyle bir işe girişmesi, girişmeden evvel de fıkıh kitaplarındaki hükümlerini öğrenmesi ve mümkün mertebe adalete riayet ederek vazife yapması gerekir. İmam, müezzin, kadı, kefil, vekil, vasi olmak çok sevaplı işlerdir. Nitekim İmam Ebu Hanife, kendisine yapılan kadılık teklifini adaletle hükmedemeyeceğinden korkarak kabul etmemiş, bu yolda işkencelere maruz kalarak vefat etmiştir. Talebeleri İmam Ebu Yusuf, Züfer ve Muhammed ise kadılık vazifesi kabul edip insanlara faydalı olmayı tercih etmiştir. Herkesin ve her devrin hâli başkadır. Demek ki hakkıyla vazife yapamayacağından korkan kimsenin böyle işleri kabul etmemesi takvâ, etmesi fetvâdır. İhlâsla hareket edene Allah yardım eder. Nitekim “Kim Allah’ın dinine yardım ederse, Allah da ona yardım eder; ayağını sağlam tutar” âyet-i kerimedir.

 

Sual: Bir ilmihalde “Ezanın ayakta okunması tevâtür ile anlaşılmıştır” deniyor. Tevâtür ne demektir?

Cevap: Tevâtür, her asırda yalan üzere ittifakları mümkün olmayan bir topluluk tarafından nakledilmek demektir. Meselâ İngiltere’nin başşehri Londra’dır. Bu, tevâtür ile sâbittir. Bunun için gidip bakmak gerekmez. Tevâtür, dinde de bir delildir. Kur’an-ı kerim tevâtür ile nakledilmiştir. Mütevâtir denilen ve inkârı küfr olan hadîs-i şerifler de böyledir. Mütevâtir, tevâtür ile bildirilen demektir.

 

Sual: İlk minare yapılırken sabah ezanından önce salât verdirilmesinin sebebi nedir?

Cevap: Sabah namazına hazırlanmayı temin için veya Mısır Vâlisinin tam sabah ezanı vakti kilise çanlarının kasıtlı olarak uzun müddet çalmasına misilleme olarak verdirildiği söylenir.

 

Sual: Ezan okurken parmakları kulaklara koymakla elleri koymak arasında bir fark var mıdır?

Cevap: Sesi yükseltmeye yardımcı olacağı için müstehabdır. Parmakları veya elleri veya tek eli kulaklara koymak câizdir. Elleri kulaklara koyuş hakkındaki rivayetler değişiktir. Ebû Mahzure, dört parmağını büzer, başparmağını kulağının arkasına gelecek şekilde koyardı.

 

Sual: Türkiye’de yatsı ezanı erken okunmaktadır. Bu sebeple yatsı ezanı okunduktan 16 dakika sonra akşam namazının kılınması caiz olur mu?

Cevap: Türkiye’de ikindi ve yatsı ezanları Osmanlılar zamanından beri İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre okunmaktadır. İmam Ebu Hanife’ye göre ikindide yazın 72, kışın 36; yatsıda ise yazın 25, kışın 12 dakika muhayyerlik vardır. Yani ikindi veya yatsı namazını ezan okunana kadar kılmamış veya kılamamış olanlar, ezandan sonra bir müddet daha edâ olarak kılabilir. Ancak ezanlarda temkin olduğu için, vaktin girmiş olması muhtemeldir. Bu sebeple bilhassa akşam namazını bu vakte kadar geciktirmek, kazaya kalmasına sebebiyet verebilir.

 

Sual: Ezanı belli makamlarda okuyup, her vaktin ezanını ayrı makamda okumak doğru mudur?

Cevap: Ezanı ve Kur’an-ı kerimi harflerini değiştirmeksizin güzel ses ve makamla okumanın müstehab olduğu hadis-i şerif ile sâbittir. Osmanlılarda her vaktin ezanı farklı bir makamda okunurdu.

 

Sual: Okuduğum bazı fıkıh yazılarının namaz kısmında, ezan okunduğunda duyulmayan yere gitmemelidir diyor. Bununla anlatılmak istenen nedir?

Cevap: Ezan sesi gelmeyen yerde yaşamamalıdır. Zira orada Müslüman cemaati yok demektir. Müslüman cemaatin bulunmadığı yerde yaşayan müslümanın işi çok zordur. Evlenecek kız bulamaz, nikâh şahidi bulamaz, ölse cenaze işlerini yapacak kimse bulamaz.

 

Sual: Yürüyerek kaamet okunur mu?

Cevap: Kaamet, yürüyerek okunmaz. Sünnete muhaliftir. Okunursa iade gerekmez.

 

Sual: Ezan okunurken dinlemeyip başka bir işle meşgul olmanın veya konuşmanın hükmü nedir?

Cevap: Sünnete uygun okunan ezanı dinlemek sünnettir. Özürsüz dinlememek veya başka bir işle meşgul olmak sünnete muhaliftir.

 

Sual: Sünnet üzere ezan okumak ne demektir?

Cevap: Bâliğ erkek, abdestli, yüksekte, ayakta, elleri kulağına koyarak, kıbleye karşı ve ezanın ekilmelerini değiştirmeden nağme yaparak okumak, sünnettir.

 

Sual: Ben doğduğumda kulağıma ezan okunmamış. Şimdi okutmam gerekir mi?

Cevap: Müstehabdır. Çocuğun velisinin vazifesidir. Şimdiden sonra gerek yoktur.

 

Sual: Hanımların evde namaz kılarken kaamet getirmeleri lâzım mıdır?

Cevap: Kaamet getirmek erkeklere lâzımdır, sünnettir. Kadınlar getirmez.

 

Sual: İmsak vaktinde ezan okunmadan, sabah namazını kılmak câiz olur mu?

Cevap: Ezan, namazın şartı değildir. Vakit, namazın şartıdır. Vakit girince, namaz kılınır. Ezanı beklemeye lüzum yoktur. Takvimlerde yazan imsak vaktinden 15-20 dakika sonra sabah namazını kılmak ihtiyatlı olur.

 

Sual: Ezanın hoparlörle okunması konusunda fikrinizi paylaşabilir misiniz?

Cevap: “Benden gördüğünüz gibi ibadet ediniz” hadis-i şerifi mucibince, ibadetler, Hazret-i Peygamberden görüldüğü gibi yapılmalıdır.

 

Sual: Hangi şartlarda ezan câminin içinde okunabilir?

Cevap: Ezanın câmi dışında ve yüksek yerde okunması sünnettir. İçerde okumak mekruhtur. Ancak hazır cemaat için veya dışarda okumak imkânı yoksa içerde okumak caizdir.

 

Sual: Ferdî olarak kılınan farz namazlardan evvel kaamet okumayı çoğu zaman unutuyorum. Namazıma zararı olur mu?

Cevap: Kaamet sünnettir. Mahalle camiinde okunuyorsa okunmasa da olur. Okumak efdaldir. Unutarak terk etmenin zararı yoktur.

 

Sual: İmam-ı Azam’ın ezanın Türkçe okunmasına izin verdiğini duydum. Doğru mudur?

Cevap: İmam-ı A’zam hazretlerinin ezanın Arapça’dan başka bir dilde okunmasına cevaz verdiğine dair rivayet zayıftır ve bunu bildirenler İmam’ın bu görüşünden döndüğünü söyler. Ezanın ve namazın Arapça olması şarttır. Arapça’dan başka dilde olması faydalı değil zararlıdır. Başka dillerle, Arapçadaki kelimelerin tam manasıyla karşılığını vermek mümkün değildir. O halde söylenen ezan ve Kur’an olmaz. Üstelik ibadetin sıhhatine zarar verdiği gibi, Müslümanların birliğini de bozucudur.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okurken ezan okunursa ne yapmak lazımdır?

Cevap: Kur’an-ı kerim okurken veya kitap okunurken sünnete uygun ezan okunursa, tilaveti bırakıp ezan dinlemek, sonra devam etmek münasiptir. Dinlemeyip devam etmek de caizdir; sünnete muvafık değildir. İcabet, camiye giderek olur. Gidemeyecek vaziyette olan, ezanı dinleyerek icabet eder.

 

Sual: Namaz için kamet getirirken niyet edip, kametten sonra doğrudan namaza başlayabilir miyiz?

Cevap: Kamet getirirken niyet edilir. Kad kametis salah derken namaza başlanır. Kamet bitince hemen başlamak da olur.

 

Sual: Perşembe günleri neden ikindi ve yatsı ezanından önce selâ veriliyor?

Cevap: Cuma gecesi akşam ile yatsı arasında salâ vermek eski bir âdettir.

 

Sual: Ezan okurken hayye alessalah ve felahta teganni caiz midir?

Cevap: Ezanı kelimelerini bozmadan teganni yaparak okumanın güzel olduğu Mülteka’da, İbn Abidin’de ve sair fıkıh kitaplarında yazar. Hay’alelerde teganni yapmakta hiç beis olmadığını da yine aynı kaynaklar yazıyor.

 

Sual: Kaamet okunurken oturan cemaat ne zaman ayağa kalkmalı?

Cevap: Hayye alessalahda imam, hayye alelfelahda cemaat kalkar. İmam ayakta ise, cemaat ne zaman isterse o zaman kalkar.

 

Sual: Münferid kılan kimsenin ezanı tekrar etmesi vacib midir?

Cevap: Ezanın kendisi vacip değildir ki tekrarı vacip olsun. Yalnız kılanın ezanı ve ikameti tekrarlaması müstehabdır.

 

Sual: Ezanda Allah kelimesini uzatarak söylemenin hükmü nedir?
Cevap: Medde, yani uzatmada vüs’at, genişlik vardır. Mecmaü’l-Enhür’de baştaki elif değil de lafzatullahın elifi uzatılırsa caizdir, ancak terk-i evladır, diyor. Namaz için söylemiş ama, hüküm olarak namazla ezan arasında bir tafsil yoktur. Ayrıca hay’alelerde kerahetsiz caizdir, diyor.

 

Sual: Bazı yerlerde ezan bitince “essalatu vesselamu aleyk” diye salat ve selam ediyorlar. Bu tatbikatın aslı var mıdır?
Cevap: Dürrü’l-Muhtar’ın beyanına nazaran, ezandan sonra salat ve selam okumak, ilk olarak 781 hicrî senesinde, Sultan Nâsır Salahaddin’in emri ile Mısır’da başladı. Bid’at diyen olmamıştır.

 

Sual: Ezanın çıplak sesle okunması lazım ise, ama şehrin gürültüsü içinde bunu kimse duyamayacağı için, bu hüküm hâlâ cari olur mu?
Cevap: Ezanın meşru şekilde okunması lazımdır; duyulması değil.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler