Sual: Peygamberimizin şairleri ve hâdîleri kimlerdir?
Cevap: Mevahib-i Ledünniye kitabında diyor ki;
Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” şâirleri üç kimsedir
Birisi, Ka’b bin Mâlik’dir “radıyallahü anh”. Birisi de, Abdullah bin Revaha’dır “radıyallahü anh”. Biri de, Hassân bin Sâbit’dir “radıyallahu anh. Kâfirlerin şâirleri, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerini -haşâ- hicv etdikçe, bunlar cevâb verip, onların hezeyânlarına ve isnâdlarına cevâb verip, def’ ederlerdi. Hâce-i âlem “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, hazret-i Hassân bin Sâbit’e “radıyallahü anh”” duâ edip, “Allahümme eyyidhü bi rûhil Kudüsi. (Allahım! Onu Rûhülkudüs ile te’yîd et!)” diye buyurmuştur.
Rivâyet olunur ki, hazret-i Cebrâîl aleyhisselâm Hassân bin Sâbit’e “radıyallahü anh” 70 beytte muâvenet [yardım] eylemiştir. Hadîs-i şerîfte vârid olmuşdur ki: “İnne Cebrâîle maa Hassân mâ nâfeha annî!” diye buyurulmuştur. “Hiç şübhesiz Cebrâîl, benden def’ ettiği şeylerde Hassân ile berâberdir!”. Muhakkak Cebrâîl aleyhisselâm Hassân iledir. Madem ki Hassân, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinden kâfirlerin kelâmını def’ eyler, demektir. Murâd, kâfirleri hicv edip, şâirlerinin cevâbını vermektir. Hassân “radıyallahü anh” 120 yıl ömür sürmüştür. Kendi babası Sâbit, ceddi Münzir ve babasının ceddi Harâm’dır. Cümlesi 120’şer yıl ömür sürmüşlerdir. Hassân bin Sâbit “radıyallahü anh” 54 senesinde vefât etmiştir.
Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hatîbi Sâbit bin Kays bin Şemmâs “radıyallahü anh” idi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, bunun için, “Ehl-i Cennetdir” diye şehâdet eylemiştir. Peygamberimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ve Ensâr kavminin hatîbi idi. Yemâme gazâsında şehîd olmuştur.
Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Hâdîleri 4 kimse idi. Birisi, yukarıda ismi geçen Abdullah bin Revâha “radıyallahü anh” idi. Seferlerde Peygamber efendimizin “aleyhisselâm” önünce haddâ eylerdi. Ya’ni yüksek ses ile güzel beytler okur, develeri şevk ve harekete getirir idi.
Biri de, Âmir bin el-Ekvâ’ “radıyallahü anh” idi. Hayber gazâsında şehîd olmuştur.
Biri de, Enceşe “radıyallahü anh” idi ki, bir siyâh köledir. Gâyet güzel haddâ eyler idi. Hazret-i Enes’den “radıyallahü anh” mervîdir ki, Berâ’ bin Mâlik “radıyallahü anh” erlere haddâ eylerdi. Ve Enceşe “radıyallahü anh” hâtunlara haddâ eylerdi, şiirler okur idi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, Enceşe’ye “radıyallahü anh”; “Yavaş sür, fincanları kırarsın!” buyurdu. Yanî, hâtunlar yanınca sesli söylemekten Enceşeyi men eyledi. Bazıları dediler ki; bundan, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin murâd-i şerîfleri, güzel ses ve şiirler dinlemekden kadınlar tâifesinin gönüllerine hevâ gelmesin, demek idi. Bazıları da dediler ki, develer yüksek ses işitince, hızlı-hızlı yürümeğe başlarlar. Hâtunlar tâifesi, hızlı harekete tehammül edemezler. Onun için, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, kavârır ile ta’bîr buyurdu. Kavârır, şişeler demektir. Murâd, hâtunlar şişeler gibidir. Çabuk kırılırlar. Develeri hızlı sürme. Onlara zarar gelmesin, demek idi, demişlerdir.

