ABBAS “radıyallâhu anh”: Abdülmuttalib’in en küçük oğludur. Resûlullahın amcasıdır. Üç yaş büyüktür. Bedr gazasında düşman askeri arasında idi. Müslümanların eline esir düştü. Kendisi için ve kardeşlerinin oğulları Ukayl ve Nevfel bin Haris için para verip kurtuldular. O sene îman etti. En son hicret eden budur. Mekkenin fethinde ve Huneyn gazasında Resûlullahın yanında bulundu. 32 [m. 652] senesinde 88 yaşında vefât etti. Bakide medfundur. Uzun boylu, beyaz ve güzel idi. Abbasi halifeleri hazret-i Abbasın soyundandır. Abbasi devletinin bayrağının rengi siyah idi. Memun yeşile çevirdi.

ABDUH: Muhammed Abduh, İslam âlimlerinin büyüklüğünü, üstünlüklerini anlayamayan bir din adamıdır. Kahire mason locası reisi olan Cemaleddin-i Efganinin (din adamı perdesi altında İslamı içerden yıkmak) propagandalarına aldanmıştır. 1265 [m. 1849] de Mısırda tevellüd, 1323 [m. 1905] de vefât etti. Cemaleddin ismine bakınız!

ABDÜLAZİM-İ MÜNZİRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hafız Abdülazim-i Münziri Kayrivani, Mısırlıdır. Şâfiî mezhebindendir. 581 [m. 1185] de tevellüd, 656 [m. 1258] de vefât etti. (Ettergib vetterhib) hadis kitabı çok kıymetlidir. Türkçe tercümesi, yedi cilt halinde, İstanbul’da (Hikmet Kitapevi) tarafından m.1993 de neşredilmiştir.

ABDÜLAZİZ HAN: Osmanlı padişahlarının 32.si ve İslam halifelerinin 97.sidir. Sultan II. Mahmudun 2. oğludur. 1245 [m. 1830] de tevellüd edip, 25 Haziran 1277 [m. 1861] de halife oldu. 1288 [m. 1871] de tramvay işletti. 1292 [m. 1875] de galata tünelini yaptırdı. 1293 [m. 1876] de Dolmabahçe sarayından alınıp, Topkapı sarayına hapsedildi. Birkaç gün sonra Mithat paşa ve serasker [savunma bakanı] Hüseyin Avni paşa ve arkadaşları tarafından, Feriye sarayında Kurân-ı Kerîm okurken bilek damarları kestirilerek şehit edildiği, sultan Vahideddinin baş katibi Ali Fuad beğin hatıralarında yazılıdır. Feriye sarayı, Beşiktaş ile Ortaköy arasında, Galata-saray lisesinin orta kısmı olan yalıdır. Sultan Mahmud türbesindedir. Sultan Murad, bu ölümü işitince, korkudan aklı bozuldu. Validesi Pertevniyal Valide Sultan olup İstanbul’da Aksarayda bir mescid ve bir mektep yaptirmiştir. Kabri mescidin yanındadır.

ABDÜLAZİZ-İ DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülaziz bin Hamideddin-i Dehlevî, 741 [m. 1340] senesinde Hindistan’da vefât etti. Fârisî (Umde-tül-İslam) kitabı çok kıymetlidir. Abdurrahmân bin Yusuf bunu 950 [m. 1543] de türkçeye çevirmiş ve (İmad-ül-İslam) adı ile 1290 [m. 1872] da İstanbul’da basılmıştır.

ABDÜLAZİZ-İ DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şâh Abdülaziz Gulâm Halim-i Fârukî Dehlevî, 1159 [m. 1745] da Delhide tevellüd, 1239 [m. 1824] senesinde orada vefât etti. Hind âlimlerinin büyüklerindendir. Meşhur Şâh Veliyullah Ahmed Sâhip Dehlevînin oğludur. Derin hadis alimidir. Çok kitap yazdı. Eserlerinin en kıymetlisi (Tuhfe-i isna aşeriye)dir. Fârisî olup bin sayfaya yakındır. 1266 [m. 1849] senesinde Delhide basılmıştır. İstanbul Üniversite ve Süleymaniye ve Bursa kütüphanelerinde vardır. Yeniden tab’ edilerek, m.1988 de, neşredilmiştir. Şiî adındaki kimselerin yanlış yazılarına vesikalarla cevap vermektedir. 1227 [m. 1811] senesinde, Hindistan’da hafız Muhammed bin Muhyiddin Eslemi tarafından arabîye tercüme edildi. Bu arabiyi Irak âlimlerinden Ebülfevz Muhammed Emin bin Ali Süveydi ve ayrıca Seyyid Mahmud Şükri Alusi 1301 [m. 1883] de Arabî olarak kısaltmışlardır. (Muhtasar-ı Tuhfe) adındaki ikincisi, 1315 [m. 1896] de Bombayda ve 1373 [m. 1953] de Kahirede ve 1396 [m. 1976] da, ofset yolu ile İstanbul’da basıldı. Bakara sûresinin 184. ayetine kadar ve 29. ve 30. cüzlerin fârisî tefsiri olan (Tefsir-i Azizi)si de çok kıymetlidir. 1386 [m. 1966] da Kabil şehrinde basılmıştır.

ABDÜLAZİZ BİN SÜUD: Süud oğullarından iki Abdülaziz vardır. Birincisi Abdülaziz bin Muhammed bin Süud olup 1134 [m. 1721] de tevellüd, 1217 [m. 1803] de Der’ıye camiinde bir şiî tarafından hançerle öldürüldü. 1178 [m. 1765] de vehhâbîlerin ikinci reisi oldu. 1217 [m. 1803] de Taifte Ehl-i sünnet âlimlerini ve kadın, çocuk, binlerce müslümanı katl etti. Açlıktan ölenler de çoktu.
İkincisi, Abdülaziz bin Abdurrahmân bin Faysal olup 1297 [m. 1880] de Rıyatta tevellüd, 1372 [m. 1953] de vefât etti. Suudi hükümetinin on dokuzuncu reisidir. Birinci cihan harbinde İngilizlerle birlikte Osmanlılara karşı harp etti. O zaman Nectte bundan başka, ibn-ür-Reşid kabilesi de vardı. İbn-ür-Reşid, Osmanlılara sâdık kalıp, Türklerle birlikte İngilizlere ve Süud oğullarına karşı harp etti. Sulh olduktan sonra, Abdülaziz, İbn-ür-Reşidi öldürddü. 13 Ramazan 1338, 1 Haziran 1920 tarihli İstanbul gazetelerinde şu haber okundu:

(Arabistanın başlıca iki hakiminden biri olan Necd emri İbn-ür-Reşidin öldürüldüğünü on Mayıs tarihli The Times gazetesi yazmıştır. Harp esnasında İbn-ür-Reşid Türkiye ile işbirliği yapmıştı. İbn-üs Süud ise, İngilizlerle birlikte İbn-ür-Reşide ve Türklere karşı harp etmişti.) 1337 [m. 1919] ilk aylarında Kuwaitten Riyada gelerek vehhâbîlerin başına geçti. 1342 [m. 1924] de İngilizler Taifi ve Mekkeyi, şerif Hüseyin efendiden alarak, buna verdiler. 1351 [m. 1932] de Suudi hükümeti kurmasını sağladılar. 9 Eylül 1926 da İstanbul’da çıkan Son Saat gazetesi şu haberi vermişti:

MEDİNE BOMBARDIMANI: Abdülaziz tarafından Medine-i münevverenin bombardıman edilmesi, Hindistan halkı arasında galeyan yaptığını yazmıştık. Hindistan’da çıkan (The Times of India) diyor ki: Son zamanlarda Medineye hücum ve Kabir-i Nebeviyi bombardıman haberlerinin Hind müslümanlarında husule getirdiği tesiri hiçbir hadise vücuda getirmemiştir. Hindistan’ın her tarafında bulunan müslümanlar, bu hadise dolayısı ile o makâm-ı mukaddese ne derece hürmetkar olduklarını göstermişlerdir. Hindistan’da ve İrandaki bu mühim teessürat, hiç şüphesiz İbni Süud üzerinde tesir yapacak ve onu bütün İslam memleketlerinin nefretini kazanmamak için, böyle hareketlerde bulunmaktan men’ edecektir. Hind müslümanları, İbn-üs-Süude bu fikirlerini açıkça bildirmişlerdir.

ABDÜLBEHA ABBAS: Behaullahın büyük oğludur. Bu da zındık idi. Sultan Hamid Han, hâl’ oluncaya kadar Akkada hapsedildi. Hayfaya yerleşti. Mısır, Avrupa ve Amerikaya giderek Behailiği yaydı. 1339 [m. 1921] da öldü. Hayfaya gömüldü. Babın kemikleri de İrandan buraya getirildi. Yerine, oğlu Şevki geçti.

ABDÜL EHAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî’nin babasıdır. [927] de tevellüd etti. Genç iken, Hindistan’ın büyük Evliyâsından olan Abdülkuddüs “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetinde bulundu. İlm öğrenmesini emretti. Tahsilden dönünce, hocası [944] de ölmüştü. Oğlu olan Rükneddin-i Çeşti “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetinde yetişti. Kadri ve Çeşti yolunda kemâle erdi. 80 yaşında iken 1007 [m. 1598] senesinde vefât etti. Serhend şehri dışında şimal tarafında medfundur. Yedi oğlu vardı. Dördüncüsü, İmâm-ı Rabbânî hazretleri idi.

ABDÜLFETTAH-I BAĞDATİ AKRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâlid-i Bağdâdînin talebelerindendir. Senelerce İstanbul halkını irşad etti. 1281 [m. 1865] Muharrem ayının dokuzuncu Cuma günü vefât etti. Üsküdarda Eski valide camiinden Karaca-Ahmed mezarlığına çıkan yol ile (Selimiye-Bağlarbaşı) caddesinin kesiştiği köşedeki Şeyh-ul-İslam Ârif Hikmet beğin kabristanındadır. Ârif Hikmet beğ yüzbeşinci şeyh-ul-İslam olup 1275 [m. 1858] de vefât etmiştir. Dedesi vezir İsmail Raif paşa ile babası kadı-asker İsmet efendi de bu kabristandadır. Medinede, büyük kütüphane yaptırmıştır.

ABDÜLGANİ NABLÜSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası İsmail Nablüsidir. 1050 [m. 1640] de Şamda tevellüd, 1143 [m. 1731] de vefât etti. Şamdadır. Fıkıh, tefsir ve hadis ilimlerinde ve tasavvufta çok derin âlim idi.Alaüddin Attarın “kuddise sirruh” rûhâniyetinden de feyiz aldı. İstanbul’da, Mısırda ve Hicazda da ders verdi. Yüzden fazla değerli kitap yazdı. (Hadika) kitabı, Birgivinin (Tarîkat-i Muhammediye)sinin şerhıdir. (Keşif-ün-nur ân Ashâb-il-kubur) kitabında, Tacüddin-i Hindinin, rabıtayı ispat eden (Taciye) risalesine yaptığı şerhte, Evliyânın öldükten sonra da kerâmet sâhibi olduklarını ve ruhlarından istigase ve istifade edileceğini çok güzel anlatmaktadır. Birinci kitap, Süleymaniye kütüphanesinde (Esad efendi) kısmında [3601] sayı ile mevcuttur. (Hülâsat-üt-tahkik) kitabı, mezheplerin birleştirilemeyeceğini ispat etmektedir. (Keşif-ün-nur) ve (Hülâsat-üt-tahkik) kitapları, yeniden tab’ edilmiştir. Şam matbaasında ilk basılan, bunun (Evrad) kitabıdır.

ABDÜLHAK-I DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Seyfeddindir. Hindistan’ın büyük âlimlerindendir. 958 [m. 1551] de tevellüd, 1052 [m. 1642] de vefât etti. Muhammed Bâkî Billahın talebelerindendir. Hicazda hadis alimi oldu. Delhidedir. Çok kitap yazdı. (Medâric-ün-nübüvve) ve (Merec-ül-bahreyn) ve (Eşiat-ül-lemeat) ismindeki (Mişkat) şerhı kitapları fârisî olup Hindistan’da basılmıştır.

ABDÜLHAK-I SÜCADİL SERHENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin yetiştirdiği büyüklerdendir. Urvetül-vüska Muhammed Mâ’sûm’u gasletti. Fârisî (Şerh-ı Vikâye) ve (Mesail-i şerh-ı Vikâye) fıkıh kitapları meşhur olup her ikisi de Hindistan’da basılmıştır.

ABDÜLHAKİM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin de fıkıh bilgilerinde mahir, veliy-i kâmil idi. Ruh bilgilerinin mütehassısı idi. 1281 [m. 1865] senesinde Van velâyetinin Başkale şehrinde tevellüd, 1362 [m. 1943] de, Eyüpte Murtedâ efendi tekkesi camii imamı iken, tevkif edilip, Ankarada vefât etti. Bağlumda medfundur. Babası Seyyid Mustafa, Seyyid Taha-i Hakkarinin “kuddise sirruh” oğlu olan, Seyyid Ubeydullahın talebesi idi. Seyyid Mustafa çok kâmil idi. Gördüğü kimsenin, hangi namazı kılmadığını, yüzünden anlardı. Bunun babası, Seyyid Muhyiddindir. Onun babası, Seyyid Muhammed, bunun babası da, Seyyid Abdurrahmândır. İmâm-ı Ali Rıza bin Mûsâ Kazım soyundan olup Seyyid oldukları, Iraktaki şeri mahkeme defterlerinde yazılı olduğu gibi, Seyyid Abdülkâdir-i Geylânînin torunu olan Seyyid Abdürrezzakın mübarek el yazısı ile de tasdik edilmiş olduğu, Van mebusu İbrahim Arvasın 1371 [m. 1952] de bastırdığı (Seyahatname-i Kasım-ı Bağdâdî) kitabında yazılıdır.

ABDÜLHAKİM-İ SİYALKUTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sınıf arkadaşı idi. Hocaları Mevlânâ Kemâleddin-i Kişmiri idi. Babası Şemseddin Muhammeddir. 1067 [m. 1656] senesinde, Siyalküt şehrinde vefât etti. Hanefi fıkıh ve kelam alimidir. (Beydavi)ye haşiyesi, Sadeddin-i Teftazaninin (Şerh-ı akâid)ine haşiyesi ve Ahmed Hayalinin Teftazani şerhıne yaptığı haşiyenin de (Siyalkuti haşiyesi) ve Teftazaninin (Mevakıf şerhı)ne ve (Mutavvel) adındaki Beyan ve Meani kitabına haşiyesi ve (Ed-Dürret-üssemine fi-isbat-il-Vacib-i teâlâ) kitabı meşhurdur.

ABDÜLHÂLİK-I GONCDÜVANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Velâyet yolunun rehberlerindendir. İslam âlimlerinin büyüklerindendir. Buharada Goncdüvan köyünde tevellüd ve 575 [m. 1180] de orada vefât etti. 22 yaşında iken Buharada Yusuf-i Hemedâni hazretlerinin sohbetinde kemâle geldi. İmâm-ı Mâlik soyundandır. Babası Abdülcemil, Malatyalı idi. Hızır aleyhisselâmdan ders aldı. Tasavvufta meşhur olan (On bir temel kelime) Abdülhâlik Goncdüvaninin sözlerindendir. (Vasiyetname) kitabında diyor ki (Sana vasiyet eylerim ey oğul ki her halinde ilim ve edep ve takvâ üzere ol! İslam âlimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Câhil tarîkatçılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette afet vardır. Çok simâ’ eyleme! Çok simâ’, kalpte nifak yapar, kalbi öldürür. Simaı inkâr da etme ki büyüklerin çoğu simâ’ yapmışlardır. Arslandan kaçar gibi, cahillerden kaç! Bidat sâhibi, sapıklar ile ve dünyaya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helaldan ye! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek, gönlü öldürür. Herkese, şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felakete düşer. Mayan fıkıh ve evin mescid olsun!) Pencere camı bunun zamanında keşfedildi.

ABDÜLHAMİD HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı padişahlarının 27.si ve İslam halifelerinin 92.sidir. Sultan üçüncü Ahmed’in oğlu, sultan dördüncü Mustafa ile sultan II. Mahmudun babalarıdır. 1137 [m. 1725] de tevellüd etti. 1187 [m. 1773] de halife oldu. 1203 [m. 1789] de vefât etti. Sirkecide, dördüncü vakıf hanı karşısında, köşedeki türbededir. Oğlu dördüncü Mustafa Han da bu türbededir. Türbede, Yeni câmi tarafındaki duvardaki dolaba yerleştirilmiş taşta Resûlullahın mübarek ayaklarının izleri mevcuttur. Türbe yanındaki ince sanatlı olan sebili, cumhuriyet devrinde Gülhane parkı kapısı karşısına nakledilmiştir. Yerine üçüncü Selim Han geçti. Validesi Râbia sultanın ruhu için, [1192] de, Beğlerbeğinde, deniz kenarında, bir minareli câmi yaptırdı. İkinci minaresini sultan Mahmud yaptırdı. Emirgan camiini de birinci Abdülhamid Han yaptirmiştir. Eski ismi Emirgün idi. Çünkü, dördüncü Murad Han Revan [Erivan] kalesını feth edince, kale kumandanı Mirgün oğlu, afv diledi. Kabul edilip, şiilik propagandası yapmamak şartı ile paşalık rütbesi ve ayrıca Emirganda bir saray kendine verildi. Mirgün oğlu burada kaldı. Fakat, sultan Murad vefât edince, yerine geçen kardeşi, sultan İbrahim Han zamanında, kızılbaşlık propagandasına başlayıp, müslümanları aldattığı görülünce, başı kesildi. Halk arasında kesikbaş denilen mezarda, işte bu hurufi babası yatmaktadır. Hurufiler ve mülhidler, bundan dolayı sultan İbrahime düşman oldular. Bu mübarek Türk sultanına deli İbrahim dediler. Gençler de, bu yalana ve uydurma hikayelere inanıyor. Bu temiz sultana ve afife zevcesi Turhan sultana bilmeyerek dil uzatıyorlar. Sultan İbrahim, amcası Mustafa hanın Ayasofyadaki türbesindedir. Emirgan korusu şimdi belediyenin olup halk için umumî bahçedir. 850 dönüm olup Mısır Hidivi İsmail paşanın bahçesi idi. Köşkü, tepededir. İsmail paşa, İbrahim paşanın oğlu olup 1246 [m. 1830] da tevellüd ve 1313 [m. 1895] de vefât etti. 1279 [m. 1863] da hidiv oldu. 1296 [m. 1879] da azledildi. Yerine oğlu Tevfik paşa geçti. Bu, 26 yaşında idi. İngilizler bunun zamanında Mısırın idaresine karıştı. 1309 [m. 1892] da vefât etti. Yerine oğlu Abbas Hilmi paşa geçti. 18 yaşında idi. Çubukludaki köşk ve koru bunun idi. Bunun yerine, 1332 [m. 1914] de İsmail paşanın oğlu Hüseyin Kâmil paşa geçip, ittihatçılara karşı oldu. 1335 [m. 1917] de Mısırda vefât etti. Yerine kardeşi Ahmed Füad geçip, 1340 [m. 1922] da, türklerden ayrılarak, devlet reisi demek olan melik adını aldı. 1354 [m. 1936] de vefât etti. Yerine oğlu Fâruk melik oldu ise de, 1371 [m. 1952] de, askeri ihtilal olarak yurd dışına çıkarıldı.

ABDÜLHAMİD HAN-II “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı padişahlarının 34. ve İslam halifelerinin 99.sudur. Sultan Abdülmecid hanın ikinci oğludur. 21 Eylül 1258 [m. 1842] de tevellüd, 1 Şubat 1336 [m. 1918] da Beğlerbeği sarayında vefât etti. Çenberlitaşta, dedesi sultan II. Mahmudun türbesindedir. Sultan Abdülaziz hanı şehit eden Mithat paşa ve arkadaşları 30 Mayıs 1293 [m. 1876] günü saray hazinesini ve sultan Aziz hanın şahsi servetini de yağma ettikten sonra, sultan Abdülmecidin Şevk-efza valide sultandan olan birinci oğlu beşinci Muradı o gün halife yaptılar. 36 yaşında idi. Beş gün sonra, 4 Haziran 1293 [m. 1876] de sultan Abdülaziz Feriye sarayında şehit edilince, sultan Muradın şuuru bozuldu. Üç ay ve bir gün süren saltanatından sonra, 31 Ağustos günü tahttan indirildi. Çırağan sarayına götürüldü. 28 sene daha burada yaşadı. 29 Ağustos 1322 [m. 1904] de vefât edince, Eminönünde Turhan valide sultan türbesine defnedildi. 11 Şaban 1293 ve 31 Ağustos 1876 da ikinci Abdülhamid hanı halife yaptılar ve devlet işlerine karışmaması, yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi için söz aldılar. (Tanzimat-i hayriye)ye sâdık kalacağını bildiren (Kanun-ı esasi)ye ilan ettirdiler. Abdülmecid hanın ikinci oğlu olan sultan Abdülhamid on bir yaşında iken annesi Tir-i Müjgan ikinci kadın efendi vefât etmişti. Dördüncü kadın efendi Perestu sultan tarafından büyütüldü. Padişah olunca, bunu Valide sultan ilan etti. Büyük kardeşi ile beraber tahsil gördü. Arapça, Farsça, fransızca ve dini ilimlerde çok iyi yetiştirildi. (Türkiye tarihi)nde diyor ki (II. Abdülhamid Han, ittihatçıların propaganda ettikleri gibi câhil değil, onların hemen hepsinden daha bilgili idi.)Merkezi Selanikte bulunan üçüncü ordunun genç subayları, İstanbul’a gelerek, 1327 [m. 1909] de halifeyi tahtından indirip, Selaniğe götürdü. Mabeyn başkatibi Esad beğ (Hatırat-ı Abdülhamid Han) kitabında, ikinci Abdülhamid hanın memlekete hizmetlerini uzun yazmaktadır.

ABDÜLHAY “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da Safa şehrindendir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbetinde yıllarca bulundu. Çok feyizlere kavuştu. Muhammed Mâ’sûm hazretlerinin emirleri ile (Mektûbât)ın ikinci cildini topladı. Tasavvufu âşıklara bildirmek için, Pütne şehrine gönderildi. Orada bulunanları irşad etti. Veliler, halifeler yetiştirdi. Kutub olduğu müjdelendi.

ABDÜLKADİR-İ GEYLANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhyiddin Ebû Muhammed bin Ebû Sâlih Mûsâ Cengi dost, İranın Geylan şehrinde, 471 [m. 1078] de tevellüd, 561 [m. 1166] de Bağdatta vefât etti. Babası hazret-i Hasanın oğlu Hasan-ı müsennanın oğlu Abdullahın soyundandır. Hazret-i Hüseyinin kızı Fâtımanın Abdullahın validesi olduğu (Kısas-ı Enbiyâ)da yazılıdır. Bunun için Abdülkâdir-i Geylânî, hem Seyyid, hem de şerıftır. Anası Fâtıma binti Ebû Abdullah Seyyidedir. Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid idi. Önceden Şâfiî mezhebinde idi. Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti. Böylece, bu mezhep yayıldı. Önceleri ders verirdi. Çok meşhur oldu. Sonra tasavvufa daldı. Cüneyd-i Bağdâdî yolundaki Ebû Saîd Ali Mahzumiden feyiz aldı.

İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol ikidir: Birisi (Nübüvvet yolu) olup aslın aslına kavuşturur. Ashâb-ı kirâmın hepsi, bu yoldan vasıl oldular. Sonra gelenlerden pek az zevat da, bu yoldan ermiştir. Bu yolda sebebe, vasıtaya lüzum yoktur. Bir kâmil ve mükemmilin sohbetinde kemâle geldikten sonra, feyzi asldan alıp ilerlerler. İkinci yol, (Velâyet yolu)dur. Kutuplar, Evtâd, Nüceba, Büdela ve bütün Evliyâ bu yoldan vasıl olmuştur. Bu yola, (Sülûk yolu) da denir. Bu yolda, vasıta, aracı lâzımdır. Her iki yolun reisi ve rehberi Resûlullahtır. Velâyet yolunun imamı, feyiz kaynağı, hazret-i Alidir. Bu yolda, Resûlullah onu vekil etmiştir. Hazret-i Fâtıma ve Hasan ile Hüseyin onunla ortakdırlar. Bu yolda gidenlerin hepsine feyiz ve hidayet, hazret-i Alinin aracılığı ile gelir. Ondan sonra hazret-i Hasan ve Hüseyin bu vazifeyi teslim aldı. Bunlardan sonra, sıra ile on iki imâmin evladına verildi. Sonları olan Muhammed Mehdiden sonra, başkasına verilmedi. Bütün Evliyâya feyiz ve hidayet bunlardan gelmeye devam etti. Abdülkâdir-i Geylânî kemâle gelince, bu mansıb, ona verildi. Bundan sonra da, kimseye verilmediği keşif ve müşahede ile anlaşılmaktadır. Vefâtından sonra da, kıyamete kadar, herkese, feyiz, rüşt ve hidayet, onun rûhâniyetinden gelmektedir. Her asırda gelen müceddidler, onun vekilleridir. İmâm-ı Rabbânî (Nübüvvet yolu) ile vasıl olduğundan, vasıtaya ihtiyaçları yoktur. Ebû Bekr-i Sıddîk, nübüvvet yolunda Resûlullahın vekilidir.

ABDÜLKERİM “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdandır. Muaviye “radıyallâhu anh”ın İstanbul’u feth etmek için, gönderdiği askerler arasında iken hastalanarak, Akyazı ile Pazarköy arasında vefât etmiştir.

ABDÜLKERİM-İ RAFİİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: “Babası Muhammeddir. 623 [m. 1226] de Kazvinde vefât etti. Şâfiî âlimlerindendir. (Muharrer) adındaki fıkıh kitabı meşhurdur. Bunu birçok âlimler şerh etmiştir. İmâm-ı Nevevinin (Minhac) adındaki muhtasarı çok kıymetlidir. (Minhac)ı da şerh etmişlerdir. Bunların en kıymetlisi İbni Hacer-i Mekkinin (Tuhfe-tül-muhtaç) adındaki şerhıdir. Dört cilttir.

ABDÜLKUDDÜS: Babası Abdullahtır. Muhammed bin Muhammed Ârif Çeştinin ve Derviş Muhammed Sühreverdînin halifesi, İmâm-ı Rabbânî’nin babası Abdül-Ehad hazretlerinin üstadı idi. Çok kitabı vardır. Bunlardan (Envarül-uyun) meşhurdur. Buyururdu ki (Hatıralar, vesveseler iki türlüdür: Birincisi, ibtila ve imtihan için gelir. Bunlara günah, ceza olmaz. Yükselmeye sebep olurlar. İkincisi, sonsuz felakete sebep olur.) Oğlu ve halifesi Rükneddine yazdığı mektupta buyuruyor ki (Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, sünnetleri ile ve tadil-i erkan ile huzur ve huşû ile ve dinin sâhibinin bildirdiği gibi kılmaya çalış! Bunları yapınca, dünyada ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlm öğrenmek, ibâdet yapmak içindir. Kıyamet günü, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibâdet de, ihlas elde etmek içindir. İhlas da, hakiki mâbud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi sevmek içindir.) 944 [m. 1538] de, Hindistan’da, Kenküh şehrinde vefât etti. Hacı Abdülvehhab-ı Buhârî bir tefsir yazmıştı. Abdülkuddüs hazretlerine gönderdi. Bir yerini açınca, Ehl-i beytin temizliğini bildirirken, (Fâtıma son nefesinden emin idi. Onun sonu, elbette hayırlı idi) yazılmış gördü. Bunun kenarına, (Bu yazı, Ehl-i sünnet mezhebine uygun değildir) yazıp geri gönderdi. Abdülkuddüsün yazısının doğru olduğu anlaşıldı. Hâl tercümesi, 1036 da telif ve 1336 da tab’ edilen fârisî (Siyer-ül-aktâb) kitabında yazılıdır.

ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın Hadice-tül-Kübrâdan olan son çocuğudur. Nübüvvetten sonra tevellüd edip, memede iken vefât etti. Tayyip ve Tâhir de denilir. Abdullah vefât edince, As bin Vail (Muhammed ebter oldu) yani soyu kesildi dedi. (İnna atayna) sûresi gelerek, As kâfirine Allahü teâlâ cevap verdi.

ABDULLAH AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Üçüncü Murad hanın bostancı başıdır. 1000 [m. 1591] de Kısıklı camiini yaptırdı. Beğlerbeğinde ıstavroz camii ve Langada da bir camii vardır. Kabri Kısıklı camiinin yanındadır.

ABDULLAH BİN ABBAS “radıyallâhu anhüma”: Resûlullahın en küçük amcası olan Abbasın oğludur. Hicretten üç yıl önce Mekkede tevellüd, 68 [m. 687] de, Taifte vefât etti. Uzun boylu, beyaz, güzel idi.

ABDULLAH BİN ABDÜLMUTTALİB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed aleyhisselâmın mübarek babasıdır. Babasının onuncu oğludur. 18 veya 25 yaşında iken, hazret-i Âmine ile evlendi. Birkaç ay sonra, Medineye giderken yolda, Resûlullah efendimiz dünyaya gelmeden yedi ay önce vefât etti. Hazret-i Hamza, Abdullahtan, hazret-i Abbas da, Hamzadan daha küçük idi.

ABDULLAH BİN CAHŞ “radıyallâhu anh”: Resûlullahın halası Ümeyme ile Cahşın oğludur. Zevcat-ı tahirattan Zeyneb binti Cahşın kardeşidir. Habeşe iki kere hicret etti. Birkaç kere ordu kumandanı yapıldı. Bedr gazası esirleri için, Resûlullah hazret-i Ebû Bekre ve Ömere ve buna danışmıştı. Uhudda şehit olup dayısı olan hazret-i Hamza ile bir mezara defnedildi.

ABDULLAH BİN EBİ EVFA “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdan, Kufe şehrinde, en son vefât eden budur. 86 [m. 705] senesinde vefât etti.

ABDULLAH BİN SALİH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 900. sırada, Taha-yı Hakkari ismine bakınız!

ABDULLAH BİN FAYSAL: Terkinin torunudur. 1306 [m. 1888] da Vehhâbî emri idi. Babası Faysal zamanında, 1271 [m. 1854] senesinde, Ummana karşı harp ederek, vergiye bağlamıştı. Medine şimalindeki (Hail)de bulunan Muhammed ibnür-Reşide mağlub ve esir oldu.

ABDULLAH BİN HANZALA “radıyallâhu anhüma”: Ensar-ı kirâmın büyüklerindendir. Uhud gazasından bir yıl sonra dünyaya geldi. [63] yaşında Abdullah bin Zübeyr vak’asında Medinede şehit oldu. Babası Hanzala, Uhud gazasına çıkılacağı gece evlenmişti. Ertesi gün şehit olup melekler yıkamıştı. Bunun için (Gasil-ül-melâike) ismi ile şereflenmişti.

ABDULLAH BİN KEVA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiîndendir. Deve vak’asında Ali “radıyallâhu anh”ın yanında idi.

ABDULLAH BİN MAHMUD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mecdeddin-i Musuli denir. Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. [599] da tevellüd, 683 [m. 1285] de vefât etti. (Muhtar) ve bunun şerhı olan (İhtiyar) kitapları meşhurdur.

ABDULLAH BİN MESUT “radıyallâhu anh”: İslama gelenlerin altıncısıdır. Genç iken îman etti. Kurân-ı Kerîmi ve çok hadis-i şerif ezberledi. İki kere Habeşe ve Medineye hicret etti. Bütün gazalarda ve Yermük muharebesinde bulundu. Cennetle müjdelendi. 32 [m. 651] senesinde vefât etti. Bakidedir.

ABDULLAH BİN MÜBAREK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tebei tabiînin büyüklerindendir. Hanefi, hadis ve fıkıh alimidir. [118] de tevellüd, 181 [m. 797] de vefât etti.

ABDULLAH BİN MUHAMMED BİTUŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bağdat şimalinde Zur şehrinde tevellüd ve 1211 [m. 1796] senesinde Basrada vefât etti. (Hadikatüs-serair) kitabı meşhurdur.

ABDULLAH BİN ÖMER “radıyallâhu anhüma”: Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Hicretten on dört sene önce tevellüd ve 73 [m. 692] senesinde Mekkede vefât etti. Babası ile birlikte îman etti. Çocuk olduğundan en önce Hendek gazasında bulundu. Çok mütteki idi. Hilafet için, bir tarafa karışmamaya ictihad etmiştir. (Kısas-ı Enbiyâ)da, Hayber gazasını anlatırken diyor ki (Ashâb-ı kirâm arasında, en çok hadis bilen, Abdullah bin Ömer idi. İşittiklerini yazardı. Ondan sonra, en çok hadis bilen, Ebû Hüreyre idi).

ABDULLAH BİN SELAM “radıyallâhu anh”: Ensar-ı kirâmın büyüklerindendir. Yahudi âlimlerinden idi. Fahr-i âlemi “sallallâhü aleyhi ve sellem” işitince, yanına gitti. Bunu, nübüvvet nuru ile tanıyıp, (Sen Medine alimi İbni Selam mısın?) buyurdu ve İhlas-ı şerif okudu. Abdullah, hemen (Tevratın haber verdiği ahir zaman Peygamberi budur) diyerek, îman etti. Osman “radıyallâhu anh” vak’asında asilere çok nasihat etmişti. [43] senesinde vefât etti.

ABDULLAH BİN SÜUD: Sultan ikinci Mahmud Han zamanında, [1231] de vehhâbî emri oldu. Ehl-i sünnete çok zulüm yaptı. 1233 [m. 1818] de yakalanarak Mısra ve sonra İstanbul’a getirilip idam edildi.

ABDULLAH BİN TAHİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Memun halife zamanında Horasan valisi idi. On yedi sene adalet ile idare edip, 230 [m. 844] da Nişapurda vefât etti.

ABDULLAH BİN ZEYD “radıyallâhu anhüma”: Tabiînin büyüklerindendir. Ensardan Zeyd bin Erkâmin “radıyallâhu anh” oğludur. Babası, küçük olduğundan Uhud gazasına götürülmemiş, diğer gazaların hepsinde hazır bulunmuştu. 61 [m. 680] senesinde Kufede vefât etmişti.

ABDULLAH BİN ZÜBEYR “radıyallâhu anhüma”: Aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr bin Avvâmin oğludur. Ebû Bekr-i Sıddîkın kızı Esmanın oğludur. Medinede Muhacirlerden ilk önce dünyaya gelen çocuk budur. Çok cesur idi. Çok ibâdet ederdi. Tunus muharebesinin kazanılmasına sebep olmuştu. Deve harbinde babası ile birlikte, Âişe “radıyallâhu anhüm” yanında idi. Yezide biat etmedi. Hazret-i Hüseyin şehit olunca, Mekkede halife oldu. Yezidin vefâtından sonra da, dokuz sene halifelik yaptı. Abdülmelikin gönderdiği Haccac bin Yusuf tarafından 73 [m. 692] de 73 yaşında şehit edildi.

ABDULLAH BİN ZÜBEYR “radıyallâhu anh”: Abdül-Muttalibin oğlu Zübeyr, babası hayatta iken vefât etti. Oğlu Abdullah imana gelip, Huneyn gazasında Resûlullahın yanından hiç ayrılmadı. Hazret-i Ebû Bekr zamanında Filistinde (Ecnadeyn) muharebesinde çok kahramanlık gösterip, 30 yaşında şehit oldu. Cesedini on rum ölüsü arasında buldular. Hepsini bunun öldürdüğü anlaşıldı. 1065.

ABDULLAH BOSNEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah Abdi bin Muhammed, Bayramiye meşayihinden olup 1054 [m. 1645] de Konyada vefât etti.

ABDULLAH HAŞİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ürdün Emri idi. Şerif Hüseyinin oğludur. 1299 [m. 1882] da tevellüd, 1370 [m. 1951] de mescitte şehit edildi. Yerine oğlu Talal geçti ise de, [m. 1953] de yerini oğlu Hüseyine terketti. Emir Hüseyin 1354 [m. 1936] de tevellüd etti. Ürdün devletini çok iyi idare etmiştir. Komünist komandolarla mücadele edip zafer kazanmıştı. m. 1999 da vefât etmiştir.

ABDULLAH-İ DARİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İkiyüzdokuzuncu [209. cu] sırada, Darimi ismine bakınız!

ABDULLAH-İ DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyittir. Babası Şâh Abdüllatif, rüyada hazret-i Alinin emri ile adını Ali koymuştur. Kendisi Gulâm-ı Ali yaptı. Tasavvuf mütehassıslarının büyüklerindendir. Müslümanların gözbebeğidir. 1158 [m. 1744] de Hindistan’ın Pencab şehrinde tevellüd, 1180 [m. 1765] de, Mazhar-i Can-ı Canan ile teşerrüf etti. Çok kerâmetleri görüldü. En büyük kerâmeti, gelen sâdık kimselerin kalplerine bir teveccüh ederek feyiz ve bereketle doldururdu. Binlerce aşıki bir bakışta cezbelere ve varidat-i ilâhiyyeye kavuştururdu. 1240 [m. 1824] da Delhide vefât etti. Şahcihan camii yakınındaki kendi Dergahında, çok sanatle yapılmış mermer duvar içinde üstadının yanında ve onun garb tarafında medfundur. Çeşitli memleketlere göndermiş olduğu mektuplarından 125 adedi talebelerinden Rauf Ahmed müceddidi tarafından toplanarak (Mekâtib-i Şerîfe) ismi verilmiş ve önce 1334 [m. 1915] senesinde Madrasta ve sonra 1371 [m. 1951] senesinde Lahorda ve 1396 [m. 1976] senesinde, İstanbul’da, basılmıştır. Şâh Rauf Ahmed, bir sene içinde işittiklerini de bir kitap halinde toplamış, buna (Dürr-ül-meârif) ismini vermiştir. 1394 [m. 1974] senesinde İstanbul’da yeniden tab’ edilmiştir. Rauf Ahmed, İmâm-ı Rabbânî’nin küçük oğlu Muhammed Yahya soyundan olup 1253 [m. 1837] de hacca giderken, Yemende, denizde şehit oldu. Behupal şehrinde irşad ile meşhur idi.

ABDULLAH-İ ENSARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası, Muhammed bin Alidir. 396 [m. 1005] da Hiratta tevellüd, 481 [m. 1088] de orada vefât etti. Şeyh-ul-İslam idi. Hanbeli idi. (Tearrüf) kitabına şerhı ve (Menazil-üs-sayirin) kitabı meşhurdur.

ABDULLAH-İ RUMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yeni-şehirli Abdullah efendi, 1130 [m. 1717] da şeyh-ul-İslam oldu. Boğaziçinde Kanlıcada 1156 [m. 1743] senesinde vefât etti. Kanlıcada, İskender paşa camii yanındadır. (Behce-tül-fetava) fetva kitabının sâhibidir.

ABDULLAH-I TERCÜMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Aktenizde Balear adalarının büyüğü olan Mayorka adasında bir hıristiyanın tek çocuğudur. Asıl ismi Anselmo Turmedâ olup bir İspanyol papazı idi. Nebuniye şehrinde, en meşhur papaz olan Nikola Mertilin yanında yetişti. İncili ezberledi. Bu papazın yol göstermesi ile Tunusa geldi. Müslüman oldu. Arapçayı ve İslam ilimlerini iyi öğrendi. Hıristiyanlığın iç yüzünü, nasıl bozulduğunu gösteren (Tuhfe-tül-erib) adında bir kitap yazdı. Kitabı 823 [m. 1420] de tamamladı. 1290 [m. 1873] da Londrada ve Elmünkız kitabı ile birlikte 1402 [m. 1981] de, İstanbul’da bastırılmıştır. Hacı Zihni efendi türkçeye çevirdi. Oğlu Abdül-Halim, bu kitabı Arapça kısaltmıştır. Yazması Berlin kütüphanesindedir. Türkçesi, Osmanlılar zamanında İstanbul’da basıldığı gibi, latin harfleri ile 1385 [m. 1965] de tekrar bastırılmıştır.

ABDÜLLATİF-İ HARPUTİ: 1330 [m. 1912] senesinde İstanbul Dar-ül-fünununda (İlm-i kelam) muallimi [profesörü] idi. (Tenkih-ul kelam) adındaki kitabında, İslam dinini ilim, akıl ve fen ile çok güzel müdafea etmektedir.

ABDÜLMECİD HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı padişahlarının 31.si ve İslam halifelerinin 96.sıdır. Sultan II. Mahmudun oğludur. 8 oğlundan dördü padişah oldu. 1237 [m. 1821] de doğdu. 1255 [m. 1839] de padişah oldu. 24 Haziran 1277 [m. 1861] de vefât etti. Sultan Selim camii bahçesindedir. Dolmabahçe sarayını ve galata köprüsünü yaptırdı.

ABDÜLMESİH: Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” efendimize sual sormak için Necrandan gelen hıristiyanların reisi idi.

ABDÜLMUTTALİB: İsmi Şeybedir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” efendimizin dedesidir. Kureyş kabilesinin reisi idi. Hâşimîn oğludur. Amcası Muttalib, Mekkelilere bunu, kölesi olarak tanıttığı için, Abdülmuttalib ismi ile şöhret bulmuştur. Hazret-i İsmailden kalmış olan zemzem kuyusu, Cürhüm hükümeti zamanında kaybolmuştu. Bu kuyuyu bularak temizletti. On iki oğlu ve altı kızı vardı. En büyükleri Ebû Talib, en küçükleri Abbas idi. Abdullah, Resûlullahın tevellüdünden yedi ay önce vefât ettiği için, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” dedesinin yanında büyüdü. 8 yaşında iken dedesi de vefât etti. İsmail aleyhisselâmın dinine göre ibâdet ederdi. 378, 390, 1059.
58 — ABDÜLVEHHAB-İ ŞARANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Aliy-yül-Havasın talebesidir. 973 [m. 1565] de vefât etti. Dört mezhebin fıkıh bilgilerini anlatan (Mîzan-ül-Kübrâ) kitabı iki cilttir. [1275] de Mısırda basılmıştır. (Letaif-ül-minen) kitabının birinci cildi 56. cı sayfasından itibaren kimyâ ilmini ve Cabir bin Hayanı uzun anlatmaktadır. Buna (Minen-ül Kübrâ) da denir. 1357 de basılmıştır. Kenarında Tacüddin-i İskenderinin (Letaif-ül minen) ve (Miftah-ul-felah) kitapları vardır. (Envar-ül-kudsiye)si, (Tabakat-ül-Kübrâ)sının kenarında basılmıştır. Hadis ve Şâfiî fıkıh alimidir. Çok kitabı vardır.
59 — ABDÜ-MENAF: Resûlullahın ikinci dedesi olan Haşim, Abdü-Şems, Muttalib ve Nevfelin babaları ve Kusayin oğludur. İsmi Mugiredir. Menaf, Kureyş ve Huzeyl kabilelerinin bir putu idi. Abd-üd-dar ve Abd-ül-Uzza adındaki kardeşleri arasında en şereflisi ve Kâbe bekçisi oldu. Kabenin anahtarı Abd-üd-dar oğullarında idi.
60 — ABDÜRRAHİM: Tütün içmenin günah olmadığını bildirmiştir.
61 — ABDÜRRAHİM SEMERKANDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr-i İmadinin oğlu olup Mergınani, Fergani ve Semerkandi lakabları ile meşhurdur. Hanefi fıkıh alimidir. Hidaye kitabının sâhibi olan Burhan-üd-din Alinin torunudur. 651 [m. 1253] de hayatta idi. (Füsul-i imadi) fıkıh kitabı meşhurdur.
62 — ABDURRAHMÂN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zebid müftüsü idi. Seyittir. Vehhâbîleri reddiyesi çok kıymetlidir.
63 — ABDURRAHMÂN BİN AVF “radıyallâhu anh”: Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusay torunudur. Ashâb-ı kirâmın büyüklerinden ve aşere-i mübeşşeredendir. Önce îman eden 8 kişiden biridir. Uzun boylu, beyaz idi. Bütün gazalarda bulundu. Uhudda iki kâfir öldürdü. Hazret-i Ömerin halife olmak için seçtiği altı kişiden biridir. Uhud gazasında 20 yerinden yaralandı. Topal oldu ve on iki dişi düştü. Çok zengin idi. Çok sadaka verirdi. [31] senesinde, yetmişbeş yaşında vefât etti. Beyaz, iri, güzel idi. 133, 510, 621, 696, 772, 790, 845, 1095.
64 — ABDURRAHMÂN BİN EBÛ BEKR “radıyallâhu anhüma”: Babası, dedesi ve oğlu hep Ashâbdandırlar. Bedr ve Uhudda düşman ordusunda idi. Hudeybiyede müslüman oldu. Yemame cenginde çok kahramanlık etti. Yedi kâfiri öldürdü. Deve günü, kız kardeşi Aişenin “radıyallâhu anhüma” yanında idi. 53 [m. 673] senesinde vefât etti. Mekkededir. 506, 1035.
65 — ABDURRAHMÂN BİN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Gelibolulu Süleyman efendinin torunudur. Şeyhizade denir. Damad adı ile meşhurdur. Rumeli kadı-askeri idi. Şeyh-ul-İslâmin damadı idi. 1078 [m. 1668] de vefât etti. (Mecmaul-enhür) adındaki (Mülteka şerhı) meşhurdur.
66 — ABDURRAHMÂN CEVZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Alidir. Hanbeli fıkıh alimidir. [508] de tevellüd, 597 [m. 1202] de Bağdatta vefât etti. Ebül-ferec ibni Cevzi adı ile meşhurdur. Tefsir, hadis ve Hanbeli fıkıh ve tarih bilgilerinde derin âlim idi. Yüzden fazla kitap yazdı. (El-mugni) tefsiri meşhurdur.
67 — ABDURRAHMÂN İMADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Muhammed Imad-üd-dindir. Şam müftüsü idi. 978 [m. 1571] de tevellüd, 1051 [m. 1641] de vefât etti. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. (El-hediye fiil-ibarat-il-fıkıhiye) kitabı meşhurdur. 487, 629, 639.
68 — ABDÜRREZZAK KAŞİ: Tasavvuf ve fıkıh alimidir. Tefsir, Füsus şerhı ve kıymetli eserleri vardır. 730 da vefât etti.
69 — ABİDİN PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: [1259] da tevellüd, 1324 [m. 1906] de vefât etti. Fatih camii şerifi bahçesindedir. Ankara valisi iken (Mesnevi)ye şerh etmiştir. 732.
70 — ADAM SMİTH: İngiliz iktisadcısıdır. 1135 [m. 1723] de İskoçyada tevellüd, 1214 [m. 1799] de vefât etti. 21 yaşında iken Glaskow üniversitesine mantık profesörü oldu. [m. 1759] da yazdığı (Ahlak duyguları teorisi) kitabı ile devrinin filozofları arasına girdi. [m. 1776] da neşrettiği (Milletlerin tabiatleri ve zenginlikleri) kitabında, ticarette serbest rekabeti ve iktisatta liberalizmi savundu. (Servetin kaynağı çalışmaktır. Paranın değeri, arz ve talep üzerine kurulmuştur. Bunlar hükümetler tarafından zorlanamaz) dedi. 792.
71 — ADDAS “radıyallâhu anh”: Mekkede Utbe ve Şeybe kâfirlerinin kölesi, Nusaybinli nasrani idi. Resûlullahı bir görüşte îman etti. 353.
72 — ADEM “aleyhisselâm”: Yeryüzünde yaratılan ilk insandır ve ilk Peygamberdir. Bütün insanların babasıdır. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp, insan şekline koydu. Mekke ile Taif arasında 40 sene yatıp (Salsal) oldu. Pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselâmın nuru alnına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Bir rivayette boyu 500 zra [250 metre] idi. Cennetten çıkınca altmış zra oldu. Allahü teâlânın emri ile bütün melekler, Ademe doğru secde etti. Meleklerin hocası olan İblis, emri dinlemedi. Secde etmedi. 40 yaşında iken (Firdevs) adındaki Cennete götürüldü. Cennette yahut daha önce, Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğinden, hazret-i Havva yaratıldı. Allahü teâlâ, bunları nikah etti. Cennette, bin sene kadar yaşayıp, yasak edilen ağaçtan unutarak, önce Havva, sonra kendisi, buğday yedikleri için çıkarıldılar. Adem “aleyhisselâm”, Hindistan’da, Seylan (Serendip) adasına, Havva ise, Citteye indirildi. 200 sene ağlayıp yalvardıktan sonra, tövbe ve duâları kabul olup hacca gelmesi emrolundu. Arafat ovasında, Havva ile buluştu. Kâbeyi yaptı. Her sene hac yaptı. Arafat meydanında veya başka meydanda, kıyamete kadar gelecek çocukları, belinden zerreler halinde çıktı. (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) soruldu. Hepsi (Evet) dedi. Sonra, hepsi zerreler haline gelip, beline girdiler. Yahut, belinden yalnız kendi çocukları çıktı. Her çocuğun belinden, bunun çocukları çıktı. Böylece, herkes, kendi babasından zâhir oldu. Sonra Şama geldiler. Burada 20 defa ikiz evladı, bir defa da yalnız Şit “aleyhisselâm” oldu. Neslinden 40.000 kişiyi gördü. 1500 yaşında iken evladına Peygamber oldu. Evladı çeşitli dil ile konuştu. Cebrâil “aleyhisselâm” on iki kere gelmiştir. Oruç, her gün bir vakit namaz, gusül abdesti emredildi. Kitap gelip, fizik, kimyâ, tıb, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. Süryani, İbrani ve Arabî diller ile kerpiç üstünde çok kitap yazıldı. Hiç sakalı yok idi. İlk sakalı çıkan Şit aleyhisselâmdır. Çok güzel idi. Siyah saçlı, buğday renkli idi. Havva da böyle idi. Bir rivayete göre, ikibin yaşına gelince,11 gün hasta olup Cuma günü vefât etti. Havva, 40 sene sonra Ciddede vefât etti. Kabirleri, Kudüste veya Minada mescid-i Hifte veya Arafattadır. Hayatlarını bildiren rivayetler de çok farklıdırlar.

ADNAN: Resûlullahın 21. babasıdır. Alnında Resûlullahın nuru parlıyordu. Hicazda bulunan Arap kabileleri hep bunun soyundandır. Resûlullahın bundan önceki dedelerinin adı kesin olarak belli değildir. Abdullah ibni Abbas buyurdu ki (Adnan ile İsmail “aleyhisselâm” arasında 30 baba vardır. Fakat, kimler oldukları belli değildir).

AHMED ASIM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ayntablıdır. Seyittir. 1235 [m. 1820] de İstanbul’da vefât etti. Üsküdarda Nuh kuyusundadır. Firuzabadinin Arabî (Kamus) ve fârisî (Burhan-ı katî) lügat kitaplarını türkçeye tercüme, (Emali kasidesi)ni türkçe şerh etmiştir. Üçü de basılmıştır.

AHMED BABA: Hurufi babalarındandır. Samatyada hurufi şeyhi olan Halîl babanın çömezi idi. Merdiven köyündeki tekkeyi kurmuştur. 501.

AHMED-İ BEDEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Ali efendidir. Şeriflerdendir. 596 [m. 1199] da Fasta tevellüd, 675 [m. 1276] de Mısırda Tantada vefât etti. Yüzüne peçe örterdi. (Camiu keramat-il-evliyâ)da diyor ki (Ahmed Bedevi, hem seyittir, hem şerıftır. Mısırdaki Evliyâ arasında, İmâm-ı Şâfiîden sonra en üstünü Ahmed-i Bedevidir. Ondan sonra Seyyidet Nefisedir. Sonra Şerefeddin-i Kürdi, sonra Abdullah Menufi Şazilidir.) (Mîr’at-ı Medine)de diyor ki (Kutub-i Rabbânî Seyyid Ahmed Bedevi hazretlerinin vefâtından altmışbeş sene sonra, Tantadaki türbesinin bulunduğu camii şerifte her sene, Rebiulevvel ayının birinci Cuma gecesi mevlüt okumak adet olmuştur. Bu mevlüte her memleketten binlerce âlim, Velî toplanır. Bir hafta sürer. İmâm-ı Bedevi, şeyh Berinin, bu da Ali bin Nuaym Bağdâdînin, bu da Seyyid Ahmed Rıfainin halifesidir.) Allahü teâlâ, Evliyâsının kimine az, kimine çok kerâmet vermiştir. Ahmed Bedevi hazretlerine, vefâtından sonra da çok kerâmet vermiştir. 331, 909, 1010.
77 — AHMED-İ BEZZAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Amrdır. Hadis âlimlerindendir. 292 [m. 905] de Remle kasabasında vefât etti. (Müsned) kitabı meşhurdur. 340, 424.
78 — AHMED BİN ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Nuaym Isfehani adı ile meşhurdur. Şâfiîdir. Hadis alimidir. 336 [m. 948] da tevellüd, 430 [m. 1039] da vefât etti. Kıymetli kitapları vardır. (Hilye-tül-Evliyâ)sı Beyrutta, (Mektep-üt-ticari) tarafından ve Berlinde basılmıştır. 70, 208, 786, 891, 1014.
80 — AHMED BİN HANBEL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanbeli mezhebinin reisidir. Dedesi Hanbeldir. 164 senesinde Bağdatta tevellüd, 241 [m. 855] de orada vefât etti. Üç yüzbinden fazla hadis ezberlemişti. İmâm-ı Şâfiînin talebesidir. Hâl tercümesini, Beyheki ve İbni Cevzi ve başka âlimler yazmışlardır. (El-Müsned) hadis kitabında 30.000 hadis-i şerif vardır. Mutezile fırkası ile çok mücadele ve onları rezil ettiği için, Memun tarafından hapsedildi.
Ahmed bin Muhammed Natıfi Taberi başka olup 446 da vefât etmiştir.
81 — AHMED CAMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hasan Ahmed bin Ali Namıki Câmi, büyük âlim ve büyük velidir. Ashâb-ı kirâmdan Cerir bin Abdullah soyundandır. Cerir “radıyallâhu anh”, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” vefât edeceği sene îman etmişti. Çok güzel, boylu idi. Ahmed Câminin 39 oğlu vardı. Ölünce, ondördü kaldı. Hepsi de derin âlim ve amil ve kâmil idi. Çok kitap yazmışlardı. [441] de tevellüd ve 536 [m. 1142] da vefât etti. Altıyüzbin kimsenin imana gelmesine sebep oldu. (Miftah-un-necat) ve (Üns-üt-taibin) kitapları basılmıştır. (Miftah-un-necat) kitabı, yeniden basılmıştır.

82 — AHMED DAHLAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Seyyid Zeyni Dahlan, Mekkenin müftüsü ve reis-ül-uleması ve Şâfiî şeyh-ul-hutebası idi. 1231 [m. 1816] de Mekkede tevellüd, 1304 [m. 1886] de Medinede vefât etti. Birçok eserleri olup (Hülâsa-tül-kelam fi beyan-i umera-i beled-il-haram), (Firredd-i alel-vehhâbîye-ti-etba-ı mezhep-i İbni Teymiye) ve (Ed-Dürer-üs-seniyye firredd-i alel-vehhâbîye) kitaplarında vehhâbîlerin, yanlış yolda olduklarını âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle göstermektedir. (Hülâsa-tül-kelam)ın ikinci cüzü ve (Ed-Dürer-üs-seniyye) ve (El-Fütuhat-ül-İslâmiyye) kitabının bir parçası olan (Fitne) isimlerindeki eserleri ofset yolu ile bastırılmışlardır. Hindli Muhammed Beşir bin Bedreddin, (Sıyanet-ül insan) kitabında, Ahmed Dahlana reddiye yazdı ise de, Mevlânâ Abdülhay bin Abdülhalim Lüknevi, Beşiri rezil etmiştir. Abdülhay Lüknevi 1304, Beşir  1323 [m. 1905] senelerinde vefât etti.

83 — AHMED HAMEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Muhammed Mekkidir. Seyittir. Hanefi fıkıh alimidir. Mısırda müderris [profesör] idi. 1098 [m. 1686] de vefât etti. Çok sayıda kitap yazmıştır. (Uyun-ül-besair) ismindeki (Eşbah) şerhi ve (Nefehat-ül-kurb vel-ittisal bi-ispatittasarrufi li-evliyâ badel-intikal) kitapları çok kıymetlidir.

84 — AHMED HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin 79.su ve Osmanlı padişahlarının 14.südür. Binon iki 1012 [m. 1603] de halife oldu. 1026 [m. 1617] da, 28 yaşında vefât etti. Nemçe ile yani Avusturya ile ve İranla ve Celâli eşkıyası ile harp edip gâlip geldi. Akıllı ve iyi idareli idi. Devlet idaresindeki başarılarında zevcesi Mahpeyker sultanın çok yardımı olmuştur. At meydanında, sultan Ahmed Camiini, mektep ve imaretini yaptirmiştir. Camiin altı minaresi, dördünde üçer olmak üzere, onaltı şerefesi vardır. İki kere Edirneye, bir kere de Bursaya seyahat etti. Câmi yanındaki türbededir. Beytullahın ve Hucre-i saadetin perdeleri Mısırda dokunurdu. Ahmed Han, İstanbul’da dokutup saygı ile göndermiştir.

85 — AHMED HAN-III “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin 88. ve Osmanlı padişahlarının 23.südür. [1084] de tevellüd, 1149 [m. 1736] da vefât etti. Turhan sultan türbesindedir. 1115 [m. 1703] de cülus edip, 1143 [m. 1730] de hâl’ edildi. İsveç kralı on ikinci Şarl, ruslara mağlub olarak, Ahmed hana sığınmıştır. Bunun üzerine başlayan Osmanlı-Rus harbinde ruslar bozguna uğramış, büyük Petro, zor kurtulmuştur.

Üçüncü Ahmed hanın ve ikinci Mustafa hanın valideleri (Gülnuş Emetullah) sultan, 1109 [m. 1696] da (Galata yeni câmi) demekle meşhur (Valide camii)ni yaptırdı. Üsküdarda (Yeni valide camii), valide sultan için, 1120 [m. 1707] senesinde, Ahmed Han tarafından yaptirlimiştir. Bu valide sultan 1127 [m. 1714] de, Edirnede vefât etti. Üsküdara getirilip, camii önüne defnedildi. Ahmed hanın kızı Zeyneb sultan Gülhane parkı karşısındaki mescidi yaptırdı.

86 — AHMED İBNİ KEMÂL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemseddin Ahmed efendi, Süleyman efendinin oğludur. Dedesi, Kemâl paşadır. Kanuni sultan Süleyman Han zamanında, 932 [m. 1526] den 940 [m. 1534] senesine kadar Osmanlıların dokuzuncu şeyh-ul-İslamı idi. Cinnilere de fetva verirdi. Bunun için (Müftü-yüs-sekaleyn) adı ile meşhur oldu. Edirnelidir. İstanbul’da Edirnekapı mezarlığındadır. Boğaz köprüsünün çevre yolu yapılırken, etrafındaki kabirler nakledilmiş, kendi kabri, on metre kadar geri alınmıştır. Tefsir, hadis ve fıkıhta derin âlim idi. Çok kitap yazdı. Fetvaları ve arabîden fârisîye lügat kitabı ve (El-münire)si ve Nevevinin (Hadis-i erbain) i şerhi çok kıymetlidir. 940 [m. 1534] da vefât etti.

AHMED KADIYANİ: Hindistan’da Pençabda, 1296 [m. 1879] da, ingilizlerin yardımı ile (Kadıyâniyye) veya (Ahmediye) adında yeni bir din kurdu. Peygamber olduğunu söyledi. İstanbul’da ofset baskısı yapılan (El-mütenebbi) kitabında uzun bilgi vardır. 1326 [m. 1908] de öldü.

AHMED NAİM EFENDİ: Mustafa Zihni paşanın oğludur. Babanzade adı ile meşhurdur. 1290 [m. 1872] da tevellüd, 14 Ağustos 1352 [m. 1934] de kalp sektesinden vefât etti. Edirnekapıdadır. Galatasaray Lisesinde ve mülkiye mektebinde okudu. Orta boylu, sakallı idi. Galatasarayda ders verdi. Felsefe üzerinde fransızcadan tercümeler yaptı. 1346 [m. 1928] da (Buhârî hülâsası)nı tercüme ve iki cildini neşretti. Dar-ül-fünunda 22 sene profesörlük yaptı. 1351 [m. 1933] de darülfünun lağv edilince, kıymeti bilinmeyerek açıkta bırakıldı. Tam ve halis müslüman idi. Arabî ve fransızca iyi bilirdi. Felsefe alimi idi. Tevfik Fikretle Abdullah Cevdetin İslam düşmanlıklarını hiç beğenmezdi. Kuru mütercim değil, mütefekkirdi. Tevfik Fikret için (Mânevî en büyük destekten mahrum, bedbaht, ölmeye mahkum bir kimsedir) derdi. Garb filozoflarından iki üç kimseden başka hiçbir filozofun ulûhiyyeti inkâr etmediğini söylerdi. Fikretin niçin dalâlete düştüğüne şaşardı. Onu felsefede olgunlaşmamış sayardı. Naim beğin eserleri: (Ahlak-ı İslâmiyye esasları), (Buhârî tercümesi), (Dava-yı kavmiyet), (Felsefe dersleri), Nevevinin (Hadis-i erbain) i tercümesi, (İlm-ün-nefs) [psikoloji], (Mantık), (Temrinat) ve sairedir.

AHMED RIFAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül Abbas Ahmed bin Ebül Hüseyin Ali, seyittir. Evliyânın büyüklerindendir. Basra civarında [512] de tevellüd, 578 [m. 1183] de Mısırda vefât etti. Şâfiî idi. Türbesi ve mescidi, ikinci Abdülhamid Han tarafından tâmir edilmiştir. 909, 1070, 1093.

AHMED SAİD-İ FÂRUKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Saîd ibni Ebû Saîd bin Safi bin Aziz bin Muhammed Îsâ bin muhtesib-ül-ümme şeyh Seyfeddin-i Fârukî Serhendî “rahmetullâhi aleyhim”, hicretin [1217] senesinde Hindistan’da Rampur şehrinde tevellüd ve 1277 [m. 1861] de Medine-i münevverede vefât etti. Bâkî kabristanında, Osman “radıyallâhu anh” türbesi yanındadır.
Ahmed Saîd hazretlerinin üç oğlu vardı. Birinci Muhammed Mazhar, [1248] de tevellüd ve 1301 [m. 1884] de Medine-i münevverede vefât etti. Babasının yanındadır. 1277 senesinde yazdığı (Makamat-ı saidiye) kitabı fârisî olup babası Ahmed Saidin ve mürşidlerinin “kuddise sirruhüm” hallerini ve yüksek makâmlarını bildirmektedir. Kitap 1281 de Delhide bastırılmıştır. Mekkede Seyyid Fehim Efendi ile sohbet eylemiştir.

İkinci oğlu Mevlânâ Ebüssaadet Muhammed Ömer, [1244] de tevellüd ve 1298 [m. 1881] de Rampurda vefât etti. Oğlu Ebülhayrın mürşidi idi. Ebülhayr,  [1341] de Delhide vefât etti. Kabri, Abdullah-i Dehlevî dergahında, dedesi Ebû Saidin yanındadır. Mermerden tabut şeklindeki dört kabir, mermerden pek sanatli dört duvar içinde ve Dergahın ortasındadırlar. Ebülhayrın oğlu Ebül-Hasan Zeyd-i Fârukî, 1324 [m. 1906] senesinde, Delhide Abdullah-i Dehlevî dergahında tevellüd etti. Bu dergahta vefât etti. 1391 [m. 1971] Şaban ayında Delhiyi ziyaretimde, sohbeti ile iki defa şereflendim. 1376 [m. 1957] da bastırmış olduğu fârisî (Menahic-üs-seyr) kitabını bu fakire hediye etti. Camiul-ezherde okuduğunu, Mısırda şeyh-ül-İslam Mustafa Sabri efendi ile çok sohbet ettiğini de söyledi. 1394 [m. 1974] de, Kandiharda bastırdığı, fârisî (Makamat-i ahyar) kitabında dedelerini uzun anlatmaktadır. Zeyd efendi, kitabında diyor ki babam, Peygamberimizi rüyada görmüş. Çok üzüntülü imiş, sebebini sormuş. (Türkler benim halifemi bugün makâmından ayırttılar. Bunun cezasını çok acı çekeceklerdir) buyurmuş.
Üçüncü oğlu Mevlânâ Abdürreşid, [1237] de Lucknowda tevellüd ve 1287 [m. 1870] de Mekke-i mükerremede vefât etti. Bu da, oğlu Şâh Muhammed Mâ’sûm-i Ömerinin mürşidi idi. Muhammed Mâ’sûm [1263] de Abdullah-i Dehlevî hazretlerinin tekkesinde tevellüd etti. 1274 [m. 1858] de İngilizler Delhide büyük fitne çıkardı. Sultan ikinci Behadır şahı, iki zevcesi ve iki oğlu ile Kalkuteye götürüp hapsettiler. Hindistan’ın her tarafında müslümanlar şehit edildi. Müslümanlar, Medine-i münevvereye hicret etti. [1290] da Hindistan’a döndü. 33  sene sonra akraba ve talebesinden altmış kişi ile [1323] de Medineye döndü. Burada İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin (Mebde ve mead) kitabını arabîye tercüme etti ve çok kitap yazdı. Bunlardan (Ahsen-ül-kelam fi-ispat-i mevlüt-i vel-kıyam) kitabı, Hindistan’ın Urdu dilinde olup vehhâbîleri red ve rezil etmektedir. Hindistan’da basılmış ve arabîye tercüme edilmiştir. (Es-sebeul-esrar fi medâric-il-ahyar) kitabı, tasavvufu çok açık anlatmaktadır. Urdu dilindedir. Oğlu Muhammed Abdülkâdir Medeni tarafından [1329] da arabîye tercüme edilmiş, 1331 [m. 1913] de İstanbul’da basılmıştır. İkinci oğlu şeyh Ebülfeyiz Muhammed Abdurrahmânın kitabın başına yazdığı takriz çok istifadelidir. Mütercim, önsözünde buyuruyor ki (Şâh Veliyullah muhaddis Ahmed-i Dehlevî (Mukaddeme-tüs-seniyye fi ispat-i mezhep-is-sünniye) kitabında, İmâm-ı Rabbânîyi uzun övmekte ve müminler onu sever, münâfıklar, şakiler ise kötüler demektedir). Şâh Muhammed Mâ’sûm, 1341 [m. 1923] de Mekke-i mükerremede vefât etti.
Ahmed Saîd-i Serhendî, babası ile birlikte Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin sohbetinde bulunup, on yaşına varmadan tarîkat-i Nakşbendiyyeye intisab etti. Onbeş yaşına kadar bu sohbette kemâle geldi. Abdullah-i Dehlevî hazretleri evlenmemiş idi. Bunu oğulluğa kabul buyurdu. Hilafet-i mutlaka ile şereflendirdi. Çok Velî yetiştirdi. Çok kitap yazdı. (El-hakk-ul-mübin fi-Redd-i alelvehhâbîn) kitabı vehhâbîlere cevap vermektedir. (Mektûbât-i Ahmediye)si çok kıymetlidir. (Tahkik-ul-hakkılmübin) kitabı 1386 senesinde Karaşi’de basılmış olup (Mesail-i erbain)e cevap vermektedir. 455, 459, 1004, 1095, 1146.
91 — AHMED-İ YEKTEST “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dokuzyüzaltmışsekizinci [968] sırada, Yektest ismine bakınız!
92 — AHMED-İ ZERRUK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şihab-üd-din Ahmed bin Ahmed Fasi, 846 [m. 1442] da Trablus-garbda tevellüd, 899 [m. 1493] da orada vefât etti. Maliki fıkıh alimi ve tasavvuf büyüklerindendir. Çok sayıda kıymetli eserleri vardır. (Şerh-ı hizb-il-bahr) ve (Kava-id-üttarika fiil-cem-i beyneşşeriat-i velhakika) ve (Kavaid-üt-tasavvuf) kitapları meşhurdur. Sonuncusu büyük olup Mısırda basılmıştır.
AİŞE “radıyallâhu anha”: Resûlullahın zevce-i mutahherasıdır. Ebû Bekr-i Sıddîkın kızıdır. Çok akıllı, zeki âlime, edipe ve afife ve sâliha idi. Hafızası pek kuvvetli olduğu için, Ashâb-ı kirâm, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Âyet-i kerime ile methedildi. İctihadı Hazret-i Ali’ye uymadığı için, Deve vak’asında hazret-i Ali ile harp eden Ashâb-ı kirâm ile birlikte idi. Hazret-i Ali şehit edilince pek üzüldü. Şiîler kendisine çok iftirâ ediyor. Hazret-i Aliyi sevmezdi diyorlar. Halbuki (Aliyi sevmek imandandır) hadis-i şerifini, hazret-i Âişe haber verdi. Böylece, onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lazım geldiğini bildirdi. Hicretten 8 sene önce tevellüd, üç sene evvel nikah ve ikinci yıl Şevval ayında zifaf, 57 [m. 676] senesinde Medinede vefâtı vaki oldu.
AKKERMANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mustafa 1174 [m. 1760] de Mekke-i mükerremede kadı iken vefât etti. Akkerman, Karadeniz sahilinde Dinyester nehri yakınındadır. Çok kitap yazdı.
97 — AKRİME (yahut İkrime) “radıyallâhu anh”: Resûlullahın en büyük düşmanı olan Ebû Cehlin oğludur. Önceden, babası gibi düşman idi. Mekke feth edildiği gün öldürülmesi emrolunan sekiz erkek ile dört kadından biri idi. Gemeye binip Yemene kaçtı. Yolda fırtına çıkıp gemi batıyordu. (Kurtulursak, Resûlullahın ayaklarına kapanacağım) diye niyet etti. Kurtuldular. Yemende müslüman oldu. Zevcesi ve amcasının kızı olan Ümm-ül-Hakim bint-il Haris daha önce müslüman olmuştu. Medinede onun için eman aldı. Yemene gidip (İnsanların en hâlimi ve kerimi olan Zât tarafından sana eman getirdim) dedi. Müslüman olduktan sonra, Ashâb-ı kirâmın kahramanlarından oldu. Amanda, Yemende cihat edip, 13 [m. 634] senesinde, Yermük muharebesinde şehit oldu. 383, 1090, 1091.
98 — AKŞEMSETTİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Hamza, Şihâbüddîn-i Sühreverdî neslindendir. Şamda tevellüd etmiştir. Hacı Bayram-ı velînin halifesi olup Göynükte yerleşti. İstanbul’un fethinde bulunup, hazret-i Hâlidin kabrini keşfetti. 864 [m. 1460] de Göynükte, yani Torbalıda vefât etti. (Risâlet-ün-nuriye) ve (Maddet-ül-hayat) kitapları vardır. İstanbul’da, Hırka-i şerif camii civarında mescidi ve sübyan mektebi ve mahallesi vardır. 1092.
99 — ALAÜDDEVLE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Rükneddin Ahmed, Semnan padişahının oğludur. Tasavvufa intisab etti. Kübreviye tarîkatinde kemâle geldi. 659 [m. 1260] da Semnanda tevellüd, 736 [m. 1335] senesinde vefât etti. Sofi Abad şehrindedir. 112, 768, 936, 1016, 1076. [(Mesmuat)da sayfa 110.]
100 — ALAÜTTİN-İ ATTAR: Muhammed bin Muhammed Buhârî, Muhammed Beha-üddin-i Buhârî hazretlerinin damadı ve talebesi idi. Zamanının Kutub-i irşadı idi. Buharanın Cağanyan nahiyesinde sekizyüziki 802 [m. 1400] de vefât etti.(Evliyânın kabirlerini ziyaret etmenin tesiri çoktur. Ruhlarına teveccüh etmek daha faydalıdır) buyururdu. Abdülgani Nablüsinin, bunun mübarek ruhundan çok feyiz aldığı (İrgamül-merid) de yazılıdır. Büyük âlim Seyyid Şerif-i Cürcani diyor ki (Alaüddin-i Attar hazretlerinin sohbetine kavuşunca, Rabbimi tanıyabildim). 458, 480, 969, 1061, 1098, 1137, 1163, 1171, 1185, 1190.
101 — ALAÜTTİN-İ BAĞDATİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Muhammed, Şâfiî fıkıh ve tefsir alimidir. [678] de Bağdatta tevellüd, 741 [m. 1340] senesinde Halebde vefât etti. (Hazin) tefsirini yazmıştır. 418.
102 — ALAÜTTİN-İ HASKEFİ: Muhammed bin Ali, [1021] de Haskefte tevellüd, 1088 [m. 1677] de vefât etti. Şam müftüsü idi. (Dürr-ül-muhtar) kitabına İbni Âbidin, Burhaneddin İbrahim bin Mustafa Halebi ve Ahmed Tahtavi haşiyeler yapmışlardır. 292, 299, 318, 392, 612, 723, 855, 872, 1010, 1020, 1025, 1109.
103 — ALB ARSLAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Davud 425 [m. 1033] de tevellüd etti. Selçuki sultanlarının ikincisidir. 455 [m. 1063] de amcası Tuğrul beğ vefât edince, tahta çıktı. İstanbul imparatoru Diyojenin ordusunu Malazgirtte [463] hicri, [1071] miladi yılında mağlub etti. Rey şehrindeki Selçuki devleti, 429 [m. 1037] dan 590 [m. 1193] senesine kadar devam etti. Konyadaki Selçukiler 477 [m. 1083] den 699 [m. 1299] a kadar devam etti. 533, 1107, 1134, 1157.
104 — ALEKSANDRUS: Miladın [325]. ci senesinde büyük Kostantinin İznikte topladığı üç yüz onsekiz papazın başkanı idi. İskenderiye patriki idi.
105 — ÂLEMGİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Evrenkzib, Şahcihanın üçüncü oğlu olup 1028 [m. 1619] de tevellüd ve 1118 [m. 1707] de vefât etti. Birinci oğlu Dara Şekve çok âlim ve kâdirî idi. (Hasenât-ül-ebrâr) kitabında İslamiyeti Hindu dini ile birleştirdiği için, 1069 [m. 1658] da Evrenkzib tarafından idam edildi. Fârisî (Sefinet-ül-Evliyâ) kitabı (Pişaver)de basılmıştır. Alemgir, 1068 [m. 1657] de babasını hapsedip, tahta çıktı. Çok mütteki ve âlimleri severdi. Berehmenlerle ve şiîlerle mücadele etti. Muhammed Mâ’sûm-i Fârukî ve oğlu Muhammed Seyf-üd-din hazretlerinden feyiz aldı. Elli sene adaletle hüküm sürdü. Şeyh Nizam Muinüddin-i Nakşbendî başkanlığındaki bir heyete, Hanefi mezhebi üzerine (Fetava-i hindiye) adındaki çok kıymetli fetva kitabını hazırlattı.  1310 [m. 1891] da Mısırda basılmış, 1393 [m. 1972] de üçüncü baskısı yapılmıştır. Daken şehirlerini de ele geçirdi. Ölünce, yerine oğlu birinci Şâh-ı âlem Behadır tahta çıktı.
106 — ALİ “radıyallâhu anh”: Resûlullahın amcası olan Ebû Talibin oğlu idi. İslam halifelerinin ve Cennetle müjdelenen on kişinin dördüncüsüdür. Resûlullahın damadıdır. Ehl-i beytin birincisidir. Hicretten 23 yıl önce Mekkede tevellüd etti. On yaşında iken îman etti. Bütün gazalarda kahramanlıklar gösterdi. Yalnız Uhudda 16 yerinden yaralandı. [35] senesinin Zilhicce ayında halife oldu. 40 [m. 660] da, Ramazan-ı şerif ayı 17. Cuma günü sabah namazına giderken Abdurrahmân ibni Mülcem isminde bir hârici tarafından kılıçla alnına vurularak şehit edildi. Kufede yani Necef denilen yerde medfundur. Buğday benizli, uzun gerdanlı, güler yüzlü, iri ve siyah gözlü, geniş göğüslü, iri yapılı idi. Sakalı sık idi. Muharebe zamanlarında uzatırdı ve omuzlarına kadar yayılırdı. Son zamanlarda saçı ve sakalı pamuk gibi beyaz olmuştu. Evliyânın büyüğü, Velâyet yolunun reisidir. Her tarîkatte herkese Velâyetin feyizleri ve mârifetleri hazret-i Aliden gelmektedir.

ALİ BİN AHMED HİTİ: (Seyf-ül-batir li-rikabişşiat-i verrafıda-til-kevafir) kitabı çok kıymetlidir. Bu kitabı 1025 [m. 1616] da İstanbul’da yazmıştır.

ALİ BİN EMİRULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 916 [m. 1509] da tevellüd, 979 [m. 1571] da Edirnede vefât etti. (Ahlak-ı Alai) kitabını yazdı. Tefsir, kelam ve fıkıh şerhleri de vardır.

ALİ BİN HÜSEYİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyin vaiz-ı Kaşifinin oğludur. Fahrüddin ve Safi isimleri ile meşhurdur. 867 [m. 1462] de tevellüd ve 939 [m. 1533] senesinde Hiratta vefât etti. Fârisî eserleri arasında (Reşehat) kitabı çok kıymetlidir. Şeyh Ahmed Allan-ı Mekki ve sonra Muhammed Murad-ı Kazânî tarafından arabîye tercüme edilmiştir. Üçüncü Murad Han zamanında, 993 [m. 1584] senesinde, Muhammed Şerif-i Abbasi tarafından türkçeye tercüme edilmiştir. Türkçesi çeşitli tarihlerde basılmıştır. 1291’de İstanbul’da taşbasması harekeli olup sonunda Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin Arabî (İrade-i cüziye) kitabı ve kenarında, Mevlânâ-i mezkurün (Râbıta) risalesinin arabisi ve ayrıca türkçesi ve yine onun (Adab-ı tarîkat) risalesinin türkçesi ve fârisî (Silsile-i aliyye)si ve ayrıca İsmail Hakkı Bursevinin (Huccet-ül baliğa) risalesi ve (Hatm-i Hâcegân) ve Niyazi Mısrînin (Sual-cevap) risalesi ve şeyh Sâdık efendinin (Abdestin adabı) ve (İnsan-ı kâmil) ve Edirne müftüsü Feyzi efendinin (Ayn-ül hakika) adındaki çok kıymetli kitapları ve hazret-i Ali’nin “radıyallâhu anh” 40 sözü ve tercümeleri vardır. Sözün kısası, Reşehat tercümesinin bu baskısı bir hazinedir. Eline geçip okuyan, dünyanın en talihli insanıdır. Abdülhakîm efendi, (Reşehat okumak, insanın ihlasını arttırır) buyururdu.

ALİ BİN İSMAİL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Alaüddin Konevi olup [668] de tevellüd ve 729 [m. 1329] da vefât etti. Şâfiî fıkıh alimidir. Mısırda ders verdi. Şamda kadılik yaptı. (El alam fi-hayat-il-Enbiyâ aleyhimüssalâtü vesselâm) ve (Hâvi) ile (Tearrüf) şerhleri ve (Minhac) muhtasarı meşhurdur.

ALİ BİN MABED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Muhammedin talebesidir. Onun (Camiul-kebir) ve (Camiüs-sagir) kitaplarını rivayet etmiştir. Mervden Mısra geldi. 218 [m. 833] Ramazanında vefât etti. 608.

ALİ BİN YUSUF: Nureddin 741 [m. 1340] senesinde vefât etti.

ALİ CÜRCANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Abdülazizdir. 392 [m. 1001] senesinde Cürcanda vefât etti. Şâfiî fıkıh ve tefsir alimidir. Rey şehrinde kadı idi.

ALİ EFENDİ “Çatalcalı” “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı Şeyh-ül-İslamlarının 43.südür. 1041 de Çatalcada doğdu. IV. Muhammed Han zamanında, 1084 [m. 1673] de Şeyh-ül-İslam oldu. On üç sene sonra azl edildi. 1103 [m. 1692] de vefât etti. (Ali efendi fetvası) meşhurdur.

ALİ HAYDAR BEĞ: Ahiskalı hoca Emin efendi zade, temyiz mahkemesi azalığında ve başkanlığında, fetvahane-i ali eminliğinde ve adliye nezaretinde bulunmuştur. Dar-ül-fünun hukuk fakültesinde ve medresetül-kuttatta ve mülkiye [siyasal bilgiler] okulunda müderrislik yani profesörlük yaptı. (Mecelle) kitabına yaptığı (Dürer-ül-hükkam) adındaki şerhi çok kıymetlidir. Bu şerhin 1323 [m. 1905] de basılan (Kitab-ül-kefale) sonunda bildirildiği gibi, (Erazi kanunu şerhı) ve (Evkafta muvadaa) ve (Risale-i mefkud) ve (İntikal kanunu)na şerhı vardır. 1355 [m. 1937] de vefât etti. 1321 [m. 1903] de vefât ederek Üsküdarda Nesuhi kabristanına defnedilmiş olan büyük Ali Haydar beğ başkadır. O da, hukuk fakültesinde usul-i fıkıh ve mecelle profesörlüğü yapmıştı.

ALİ HULLİ: Babası Hasandir. [601] de vefât etti.

ALİ KUŞCU “rahmetullâhi aleyh”: Alaüddin bin Muhammed, Semerkantta Ulug beğin doğancı başısı idi. İstanbul’a geldi. Ayasofya medresesine müderris oldu. Akâid ve astronomi kitapları vardır. 879 [m. 1474] de vefât etti. Eyüptedir.

ALİM BİN ALÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefi fıkıh alimidir. 688 [m. 1289] de vefât etti. Büyük tatar hanı için hazırladığı (Tatarhaniye) adındaki fetva kitabı çok kıymetli olup (Zad-ül-misafir) adı ile meşhurdur.

ALİ RAMİTENİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam âlimlerinin büyüklerindendir. (Hâce azizan) ve (Pir-i nessac) isimleri ile meşhurdur. Mahmud-i İncir-fagnevinin talebesidir. Dokumacılık yapardı. Şeyh Alaüddevle-i Semnânî ile mektuplaşırdı. Celâlüddîn-i Rumi ile sohbet ettiği (İrgam-ül-merid) de yazılıdır. Buharanın Ramiten köyünde tevellüd ve 721 [m. 1320] de 130 yaşında Harezm şehrinde vefât etti. Ashâb-ı hacat ziyaret edip teberrük etmektedir.

ALİ UŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Osmandır. [569] da (Siraciye) fetva kitabını ve ayrıca Ehl-i sünnet îtikadını bildiren (Emali kasidesi)ni yazdı. Ferganelidir. 575 [m. 1180] de vefât etti.

ALİ-ÜL-ALÂ: Hurufi babalarındandır. Fadlullah-ı Hurufinin müridlerinden idi. Timur handan kaçıp, Kırşehre geldi. Bektaşi şekline girdi. Bektaşilik tarîkatini, İslam düşmanlığı haline çevirdi. (Cavidan) kitabını Anadoluya, el altından yaydı. Binlerle müslümanın dinden, imandan çıkmasına sebep oldu.

ALİY-ÜL-KARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hiratlıdır. Babası Muhammeddir. Yazıcılıkla geçinirdi. Çok kitap tercüme ve şerh etti. (Ehadis-ül-mevduat) adındaki kitabında, sahih hadislere mevdu demektedir. İmâm-ı Âzâmin (Fıkıh-ı ekber)ini şerh ederken, Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” mübarek ana ve babasının kadir ve kıymetlerini küçültücü yazılarından ve tasavvuf büyüklerinin şanlarına yakışmayacak iftirâlarından dolayı İslam âlimlerinin gözlerinden düşmüştür. 1016 [m. 1607] da Mekke-i mükerremede vefât etti. Fıkıh-ı ekberin (El-Kavl-ül-fasl) adındaki şerhinde, böyle saygısız yazı yoktur. (El-Müstened-ül-mutemed) kitabında ve (Mektûbât-ı Ahmediye)nin altmış üçüncü mektubunda, Aliy-ül-kariye cevap verilmiştir. (Mektûbât-i Ahmediye) kitabı, 1372 [m. 1953] senesinde, Karaşi’de bastırılmıştır.

(Turub-ül-emasil bi-teracim-il-efadıl) kitabının sonunda diyor ki (Ali Hirevi, Hiratta doğdu. Mekkede yerleşti. İbni Hacer-i Hiytemiden de okudu. Çok eser bıraktı ise de, din büyüklerine itirazları çirkin oldu. İmâm-ı Şâfiînin ve İmâm-ı Malikin ictihadlarına dil uzattı. Büyük âlim Muhammed Miskin, ona lâyık olan rettiyeyi yazdı. (Sedâd-üd-din fi-isbatin-necat-i lil-valideyn)de diyor ki (Aliy-ül-kari, Fıkıh-ı ekberi şerh ederken, Resûlullahın valideynine dil uzatmış, bu yetmiyormuş gibi, ayrıca bir risale de yazmıştır. Şifa kitabını şerh ederken, küfürlerini bildiren risale yazmış olduğunu, öğünerek bildirmiştir. Mekke-i mükerreme müftüsü iken, 1033 de vefât eden İmâm-ı Abdülkâdir Taberi, o risaleyi red için bir risale yazmıştır.) (Turub-ül-emasil) 1393 [m. 1973] de Karaşi’de basılmıştır.

ALKAMA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Kaystır. İbrahim-i Nehainin dayısı idi. Abdullah ibni Mesud’dan ve Ali ve Âişe “radıyallâhu anhüm”den ders almıştır. 62 [m. 681] senesinde vefât etti.

ALUSİ: Şihâbüddîn Seyyid Mahmud bin Abdullah Alusi-i kebir Bağdâdî, Bağdatta müftü idi. Şâfiî âlimlerindendir. 1217 [m. 1803] de Bağdatta tevellüd, 1270 [m. 1853] de orada vefât etti. İstanbul’a da geldi. Şiîlere cevap olarak, (El-ecvibe-tül-Irakıye anil Esiletil-İraniye) kitabı ve (Nehc-üs-selâme) ve (El-ecvibe-tül-Irakıye anil-Esile-til-Lahuriye), (Nefehat-ül-kudsiye fi-mebahis-il-imamiye) kitaplarını yazmıştır. Birincisi 1317 [m. 1899] de İstanbul’da sanayi mektebinde, üçüncüsü 1301 [m. 1883] de Bağdatta basılmıştır. (Ruh-ul-meani) adındaki tefsiri, dokuz cilttir. Gençler arasında şöhret bulan bu tefsir, din âlimleri arasında bir kıymet kazanamamıştır. İçindeki haberlerden bazısının doğru olmadığı, (Dürerüs-seniyye)de yazılıdır. İbni Teymiyye’nin fikirlerini benimsemiştir.

ALUSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Mahmud Şükri bin Abdullah, şiîlere cevap olarak, (Minhatül-ilâhiyye muhtasar-ı tuhfe-i isna aşeriye) ve (Saadetül-dareyn) ve (Süyuf-i müşrika) ve (Sabbül’azap) kitapları yazmıştır. Alusi-i kebirin torunudur. İbni Teymiyecidir.

ALUSİ: Numan bin Mahmud bin Abdullah Alusi, Bağdatta [1252] de tevellüd, 1317 [m. 1899] de vefât etti. Mevta işitmez derdi. (Cila-ül-ayneyn) kitabında İbni Teymiyeyi övmekte, İbni Hacer-i Mekki hazretlerine dil uzatmaktadır. Yusuf Nebhani (Şevahid-ül-hak) kitabında, bunun haksız olduğunu ispat etmektedir. (Galiye-tül-mevaiz) kitabında dört mezhep imamlarını çok övüyor ve İmâm-ı Âzamı müjdeliyen hadis-i şerifleri yazıyor ve Hanefi fıkıh kitaplarından bilgiler bildiriyor ise de, 119. sayfasında, Evliyânın kabrini ziyaret için (Cila-ül-ayneyn) kitabını tavsiye etmektedir.

AMİDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyf-üddin Ali bin Muhammed, Şâfiî fıkıh ve kelam alimidir. 551 de Amid, yani Diyar-ı Bekrde tevellüd, 631 [m. 1234] de Şamda vefât etti.

AMİNE “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” muhterem annesidir. Veheb bin Abd-i Menaf bin Zühre bin Kilab kızıdır. On dört yaşında iken Abdullah ile evlendi. Abdullahın alnındaki nur, Âminenin alnına geçip parladı. İki ay sonra Abdullah vefât etti. 20 yaşında iken, Medine ile Mekke arasında, (Ebva) denilen yerde vefât etti. [Kusay adına bakınız!].

AMR İBNİ AS “radıyallâhu anh”: As bin Vail-i Sehminin oğludur. Ashâb-ı kirâmın meşhurlarındandır. Hicretin sekizinci senesinde, Mekkenin fethinden altı ay önce, Hâlid bin Velid ile birlikte Medineye gelerek müslüman olmuşlardır. Fethten önce imana gelenlerin şereflerine ve yüksek derecelerine kavuşmuşlardır. Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” Amanda valisi idi. Hiç azl olunmadı. Ebû Bekr-i Sıddîk tarafından Şâmin fethine gönderildi. Mısra Vâli yapıldı. 90 yaşında iken 43 [m. 663] senesinde Mısırda vefât etti. Çok zeki idi. Meşhur dahilerden idi. (Amr ibni As, Kureyşin sâlihlerindendir) hadis-i şerifi (Medâric-ün-nübüvve)de yazılıdır.

AMR İBNİ LUHAY: Hicazda Huzaa hükümetinin reisi idi. Şamdaki puta tapınma dinini Mekkeye getirdi. Hicretten bin sene önce öldü.

ARABİ PAŞA: Mısırda milli cebhe reisi idi. İngilizlerin zulmüne karşı mücadele etti. 1329 [m.1911]de vefât etti.

ARFECE “radıyallâhu anh”: Arfece bin Esad Temimi, Ashâb-ı kirâmdandır. Altın burun takmasına izin verilmiştir. .

ARİF-İ RİVEGERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Buharanın Rivgir köyündendir. İslam âlimlerinin büyüklerindendir. Çok yaşadı. 616 [m. 1219] da Rivgirde vefât etti. 969.

ARİSTO: Yunan filozoflarındandır. Milattan [384] sene önce doğdu. Babası tabib idi. Eflatunun talebesi idi. İskenderin hocası oldu. Sonra, Atinada Lisyonda mektep yaptı. Onun için mekteplere lise denildi. Altmışiki yaşında Agriboz adasında öldü. Ruh kadîmdir, derdi. Tecrübeden ziyâde, aklına dayandığından, yanılmıştı. Orta çağda unutuldu. Eserleri, sonradan Arapçadan latinceye çevrildi.

ARND: 20. asrın büyük kimyâgerlerindendir. Sultan ikinci Abdülhamid Han zamanında İstanbul Dar-ül-fünununda, uzun yıllar kimyâ profesörü idi. [m. 1934] de İstanbul üniversitesine tekrar getirildi. Fritz Arnd iyi türkçe konuşurdu. [m. 1969] sonunda Hamburgda öldü. Kıymetli din kitapları yazarlığı ile tanınmış Hüseyin Hilmi Işık, [m. 1936] senesinde, Arndın yanında çalışarak organik bir cisim keşfetti. Bu buluş, İstanbul fen fakültesi dergisi, 1937 senesi, ikinci cildin ikinci sayısında ve Berlinde çıkan [m. 1937] yıl ve [2519] sayılı almanca (Zentrall Blatt) kimyâ kitabında (Işık Hilmi) adı ile yazılıdır.

ARŞİMED: Eski yunan fizik ve matematikçisidir. Milattan [278] sene önce, Sicilya adasında doğdu. [212] sene önce öldürüldü. İskenderiyede Öklidin talebesi idi. Kaldıraclar üzerinde çok uğraştı. (Bana bir destek noktası veriniz! Dünyayı yerinden oynatayım) demiştir. Kitapları Memun zamanında Arapçaya çevrildi.

ARYÜS: Miladın [270] senesinde doğdu. [336] da öldürüldü. Büyük Kostantinin miladın [325]inde İznikte topladığı üç yüz on dokuz [319] papaza karşı, yeni yapılan (İncil)in yanlış olduğunu, Barnabas İncilinin doğru olduğunu, orada Allah birdir denildiğini söyledi. Mısra kaçtı.

ATIF BEĞ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kuyucaklı zade Atıf beğ, mülkiye mektebi [siyasal bilgiler okulu] mecelle [hukuk] muallimi idi. 1316 [m. 1898] da, Bağdatın Süleymaniye kazasında vefât etti.

ATTİLA: (Kamus-ül alam)da diyor ki (Orta çağlarda, Avrupayı basan vahşi Hunların reisi idi. Miladın [432] senesinde idareyi ele aldı. Çok zalim ve kan dökücü bir kumandan idi. [451] de Galyaya, yani Fransaya girdi. [453] de içki içerken öldü. Allah’ın gazapı denirdi).

AYNİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Buhârî) şarihidir. Bedreddin Mahmud bin Ahmettir. (Hidaye şerhı) ve (Akt-ül-cüman) adındaki on dokuz cilt tarihi ve (Keşif-ül-lisan) adındaki İbni Hişam şerhı meşhurdur. 760 [m. 1359] da Ayntabda tevellüd, 855 [m. 1451] de Kahirede kadı iken vefât etti.

AYNÜLKUDAT HEMEDÂNİ: Sufiyedendir. İmâm-ı Gazâlî ile sohbet etmiştir. 533 [m. 1138] de vefât etti.

AZER: İbrahim aleyhisselâmın amcası ve üvey babası idi. Kâfir idi. İbrahim aleyhisselâmın kendi babası Taruh idi.

BABA ABRİZ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Reşehat) kitabında diyor ki (Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerinin dedelerinden Ömer Dağistani, Hasan-ı Bulgarinin, bu da Muhammed Razinin, bu da Hasan-ı Sekanın, bu da Ebünnecib-i Sühreverdînin talebesidir. Baba Abriz, şeyh Ömerin talebesi olup çok kerâmetleri görülmüştür.)

BABÜR ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Emir Timur Gürgan hanın oğlu olan Esterabad fatihi Miran şahın torunu sultan Ebû Saidin torunudur. Sultan Ebû Saîd, Ubeydullah Ahrârın duâsını almıştı. Babür, 888 [m. 1482] de tevellüd, 933 [m. 1526] de Hindistan’ı alıp büyük bir İslam devleti kurdu. Bu devlet 1274 [m. 1858] senesinde ingilizlerin işgaline kadar, 342 sene sürdü. 937 [m. 1530] de vefât etti. Kabildedir. Âlim, âdil ve edip idi. Hayatını kendi yazdı. (Tüzük Babüri) dediği bu kitabı, Ekber Şâh zemanında Çagatay dilinden fârisîye, sonra ingilizceye tercüme ve neşredildi. Babürün kurduğu (Timur oğulları) veya (Gürgâniye) devletinin on yedi hükümdarı vardır.

BACON: İngilterenin büyük fizikçisi idi. Fransisken tarîkatinde papaz idi. 610 [m. 1214] da tevellüd, 691 [m. 1292] de vefât etti.

BAKANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nureddin Mahmud Bakani Kadri, Hanefi fıkıh alimidir. 987 [m. 1579] de vefât etmiş olan allame şeyh-ul-İslam Muhammed Behnesinin talebesidir. (Mecrel-enhür) adındaki (Mülteka) şerhı çok kıymetlidir. Bu şerhıni 995 [m. 1577] de tamamlamıştır. (Risâletü-fişşürut-is-salât-il-cuma) ve (Şerh-ün-nikaye-muhtasar-il-vikâye) kitapları da vardır. 1003 [m. 1594] senesinde vefât etti.

BAKİ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mahmud Abdülbaki efendi, hem şair, hem âlim idi. 933 [m. 1526] de tevellüd, 1008 [m. 1600] de vefât etti. Edirnekapıdadır. Nişancı paşayı cedid yanında (Bâkî efendi mescidi)ni yaptırdı. Kadıasker iken vefât etti. Önce sarac çırağı idi. Sonra ilim adamı oldu. Müderrislik yaptı. Hazret-i Hâlid bin Zeydin bildirdiği hadis-i şerifleri toplamıştır. 374.

BARNABAS: Pakistan’da çıkan (Müslimmerks) mecmuası 1393 [m. 1973] tarihli nüshasında diyor ki: (Joseph Barnabas, Kıbrısta doğdu. Yahudi idi. Îsâ aleyhisselâma îman etti. Ashâbından oldu. Fakat on iki Havarisinden olup olmadığı belli değildir. Îsâ aleyhisselâma inandığı ve çok sevdiği için, Havariler, ona (Barnabas) ismini verdiler. Fransızlar (Saint Barnâbe) diyorlar. 11 Haziranda yortusunu yapıyorlar. Yunan felsefesine saplanmış olan Bolüs, buna yanaştı. Yıkıcı fikirlerini aşılamak için, kendisi ile senelerce arkadaşlık yaptı. Avlıyamayacağını anlayınca, düşmanlığını açığa vurdu. İkisinin taraftarları çoğalarak İseviler ikiye ayrıldı. Polcüler Avrupa krallarını elde edip kuvvetlendiler. Barnabacıların ise sayıları arttı. Bunlardan Antakya piskoposu Lucian, teslise inanmadığı için 312 de öldürüldü. Bunun talebesi, Libyalı Ariusa, İskenderiye piskoposu Peter tarafından kilisede vazife verildi. Sonra aforoz edildi. Çünkü, bu da, Barnabas gibi, Îsâ insandır. Ona tapılmaz diyordu. Büyük Kostantinin zevcesi Polcü, kızkardeşi Kostantinia ise Ariuscu olmuştu. İskenderiyenin yeni piskoposu Aleksander ile Ariusun düşmanlığı, Kostantinin milletini ikiye bölüyordu. İznik toplantısında Ariusun aforoz edilmesine ve Barnabas İncilinin yok edilmesine ve bu İncili okuyanların öldürülmelerine karar verildi. Ariuscular yok edilmeye başlandı. Kostantin pişman olup Ariusu İstanbul’a davet etti ise de, gelirken öldürüldü. F.P. Sozzini 1562 de bir kitap yazarak teslisi reddetti. 1578 de Transilvanyada Kalusenberge gitti. Buranın hükümdarı Ariuscu idi. Buranın piskoposu Francis David de [1510-1579] teslise karşı idi.

Barnabasın yazdığı İncil, miladın 325. ci senesine kadar İskenderiye kiliselerinde okunuyordu. 383 senesinde Papa bu İncilden bir nüsha elde ederek hususi kütüphanesine koydu. Papa beşinci Sixtus, (1585-1590) arasındaki papalık zamanında, arkadaşı F.O. Marinoya bunu ibraniceden italyancaya tercüme ettirdi. Prusya kralının müşaviri J.F. Gramer, bunu bulup 1713 de, Osmanlılarla yaptığı müharebeleri ile meşhur olan, kitap meraklısı prens Eugene hediye etti. Prens 1149 [m. 1736] da öldükten iki sene sonra, kütüphanesi Viyana (Hofbibliyothek) kütüphanesine katıldı. Bu el yazma İncil, Viyana imparatorluk kütüphanesinde, hala durmaktadır. Aynı senelerde, Madritte bir italyanca nüsha daha bulundu ise de, kilise baskısı ile yok edildi. Viyanadaki İncil, 1325 [m. 1907] de Oxfortta, Ragg ve hanımı tarafından ingilizceye tercüme edildi. Bu tercümenin birçok nüshaları da, ingilizler tarafından yok edildi. Bu nüshadan foto-ofset yolu ile 1973 de Pakistan’da ikibin nüsha basılmıştır. 250 sayfadır. S.Ali Yusuf, P.O.Box 2120, Karachi -18- den isteyenlere gönderilmektedir.)

BATLEMYÜS: Buna Batlemyus ve Ptolemee de denir. Mısırda Saitte tevellüd ve miladın [167] senesinde İskenderiyede vefât etti. Astronomi, tarih ve coğrafya ile uğraştı. (Dünya duruyor, gökler dönüyor) derdi. Astronomi üzerinde eski yunanca yazdığı Mecisti kitabı meşhurdur. (Mecisti), ekber [büyük] demektir. Arabîye tercüme edilmiştir. Arabîden de latinceye çevrılmıştır.

BATTAL GAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Battal gâzî, İslam mücahitlerindendir. Rumlarla çok cihat etti. Mesleme kumandasındaki ordu ile 96 [m. 715] senesinde İstanbul’a geldi.  [121] senesinde şehit oldu. Eskişehrin Seyyid gâzî kazasındadır.

BAYEZİD-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yıldırım sultan Beyazıt, Osmanlı padişahlarının dördüncüsüdür. Murad-ı Hüdavendigarın oğlu ve Çelebi sultan Muhammedin babasıdır. 761 [m. 1360] de tevellüd etti. 791 [m. 1388] de, babası şehit olunca, tahta çıktı. Rumelide ve Anadoluda çok şehirler aldı. Macaristana kadar feth etti. İstanbul’u almak için Anadolu hisarını yaptı ise de, 791 [m. 1388] de İstanbul imperatörü, senede onbin altın cizye vermeyi ve şehirde bir müslüman mahalle ve câmi yapmayı istedi. Fakat üç sene sonra, bunları yıktı. Yıldırım, şehri on sene muhasara etti. Alman, Macar, Fransız orduları yardıma gelirken, 799 [m. 1396] da Yıldırım hücum ederek Niğboluda hepsini perişan etti. 805 [m. 1402] de, Ankarada Timur ile harp ederken, oğlu Süleyman efendinin emrindeki asker Timur tarafına geçince, mağlub ve esir oldu. Timur çok izaz ve ikram etti ise de, kederinden sekiz ay sonra nefes darlığından vefât etti. Bursaya defnedildi. Timur, Yıldırımın ölümünü işitince, (Yazık oldu. Büyük bir mücahit gayb ettik) dedi. Çok cesur ve âdil idi. İslam düşmanları, bu kahraman mücahiti lekelemek için, içki içerdi diye iftirâ etti ise de, bunu bildiren hiç bir vesika yoktur. 797 [m. 1394] de Bursada yaptırdığı (Câmi-i kebir), İslamiyete olan bağlılığının büyük bir vesikasıdır.

BAYEZİD-İ BİSTAMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. Üveysi idi. [136] veya [188] senesinde İranda, Hazer denizi kenarında, Bistamda tevellüd, 231 [m. 846] veya 261 [m. 875] senesinde burada vefât etti. Adı Tayfur, babası Îsâ idi. İmâm-ı Cafer-i Sâdık’ın vefâtından 40 sene sonra tevellüd ederek, İmâm-ı Ali Rızanın sohbetinden ve bunun bereketi ile İmâm-ı Caferin rûhâniyetinden istifade etmiştir. (Şerh-ı mevakıf) 617. sayfasında diyor ki (Ebû Yezid, İmâm-ı Cafer-i Sâdık zamanında yoktu. Fakat, imâmin ruhundan istifade etti. Bundan feyiz alması ile meşhur oldu.) Bu hususta Ebul-esfar Ali Muhammed Belhinin (Tarih-u evliyâ) kitabında geniş malumat vardır. 30 sene Şam civarında dolaşmış, 113 Velî ile sohbet etmiştir.

— Bedr Gazası: Hicretin 2. senesinde Ramazan ayında Cuma günü oldu. Müslümanlar 313, Kureyşliler bin kişi idi. Yüzü süvari idi. 14 Sahabi şehit oldu. Ebû Cehil ile 70 kâfir katl edildi.

BEDRÜDDİN-İ LÜLÜ: Musul atabeklerinden Nureddin-i Arslan şahın kölelerinden idi. 607 [m. 1210] senesinde, Şâh ölünce oğlu adına idareyi ele aldı. 50 sene hüküm sürdü. Hülagüye itaat etti. 657 [m. 1259] de öldü.

BEDRÜDDİN SAMAVNEVİ: Samavne kadısi oğlu Mahmud Bedreddin, Mısırda okuyup, sultan Ferruh bin Berkuka hoca olmuş, şeyh Hüseyin Ahlatiden tasavvuf öğrenmiştir. Tebrizde Timurun sohbetlerinde bulundu. Edirnede Mûsâ çelebinin kadı-askeri oldu. Mehmed çelebi, Mûsâ çelebiyi öldürünce, bunu affedip, İznikte vazife verdi. Buradan İsfendiyar beğe kaçtı. Sonra ilhada sapıp, müridleri halkın imanlarını bozmaya başladılar. Üzerlerine Beyazıt paşa gönderilip dağıtıldılar. Kendisi Bosnaya kaçtı. Müridler topladı. Yine sapık yol tuttular. Üzerlerine yine asker gönderildi. Tövbe eden müridleri tarafından yakalanıp teslim edildi. Mevlânâ Hayder Hirevinin başkanlığındaki ilim heyeti tarafından muhakeme olunarak, verdikleri fetva ile 818 [m. 1415] de Serezde idam edildi.

BEETHOVEN: Almandır. Musikicidir. Dokuz symphonisi meşhurdur. 1184 [m. 1770] de tevellüd, 1243 [m. 1827] de vefât etti.

BEGAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyin bin Mesûd, Muhyissünne denir. Horasanda (Bag) şehrinde tevellüd ve 516 [m. 1122] da vefât etti. Şâfiî fıkıh alimidir. (Mealim-üt-tenzil) adındaki tefsiri ile (Mesabih) hadis, (Tehzib) fıkıh kitabı meşhurdur.

BEHAEDDİN MUHAMMED BİN MUHAMMED BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şâh-ı Nakşbend denir. Evliyânın büyüklerindendir. Müslümanların gözbebeğidir. Seyittir. Buharada (Kasır-ı arifan) şehrinde 718 [m. 1318] de tevellüd ve 791 [m. 1389] de orada vefât etti. İki defa hacca gitti. Çok evliyâ yetiştirdi. (Evrad), (Tuhfe) ve (Hediye) kitapları çok kıymetlidir. Hâl tercümesi ve kerâmetleri, fârisî (Enis-üt-talibin) de uzun yazılıdır. Bu kitap, Fatihte, m.1993 de, ofset ile bastırılmıştır. İzzi Süleyman efendi türkçeye tercüme ve tab’ edilmiş ve 1168 [m. 1851] de vefât etmiştir. Murâd-ı Münzavi kabristanındadır. (Mekâtib-i Şerîfe)nin seksenyedinci mektubunda da, uzun yazılıdır. Muhammed Huccetullah Nakşbend-i sani, Muhammed Mâ’sûm hazretlerinin oğlu olup 1115 [m. 1703] de vefât etti. Serhenttedir.

BEHAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı şeyh-ul-İslamlarının 32.sidir. 1064 [m. 1654] de vefât etti. Tütün câiz derdi ve içerdi.

BEHAULLAH: Mirza Hüseyin Ali Nuri denir. 1232 [m. 1817] de İranda Nur kasabasında doğdu. 1309 [m. 1892] da Akkada öldü. Bunun için Filistin Behailerin mukaddes yeridir. Elbab Ali Muhammed adında bir acemin talebesi idi. Hocasının düşüncelerini, yüzden fazla mektup ve kitapları ile dünyaya yaydı. Bu fikirlere (Behailik) dedi. İranda, hapsedilip, Bağdata kaçtı. Bağdattan İstanbul’a, buradan da Akkaya sürüldü. Burada 24 sene habste kaldı. (Hüvallah) adındaki kitabı 1326 [m. 1908] senesinde Petersburgda basılmıştır.

BEL’AM BİN BAURA: Mûsâ “aleyhisselâm” zamanında idi. İsm-i Âzamı biliyor, her duâsı kabul oluyordu. Bulunduğu Belka şehrinin valisi Belak, Mûsâ aleyhisselâmın askerinin şehre girmemesi için, duâ etmesini istedi. Ölüm ile tehtid etti. Can korkusu ile ve halkın verdiği rüşvete aldanarak, Mûsâ aleyhisselâma karşı duâ etti. Mûsâ aleyhisselâmın askeri tarafından öldürüldü. (Araf) sûresinde soluyan köpeğe benzetildi.

BELKIS: Yemende Sebe şehrinde hükümet süren Himyerilerden bir kadın sultandır. Süleyman “aleyhisselâm” bunu Filistine çağırdı. Geldi ve îman etti. Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından 535 sene sonra, Davud “aleyhisselâm” vefât edince, on iki yaşındaki oğlu Süleyman “aleyhisselâm” babasının yerine geçti. Sultan ve sonra Peygamber oldu. Dört sene sonra, Mescid-i aksayı yapmaya başladı. Yedi senede tamamlandı. Sonra hükümet sarayına başladı. Bu da on üç senede yapıldı. Bundan bir sene sonra, Belkıs gelip, görüştüler. Süleyman “aleyhisselâm” 40 sene hükümet ettikten sonra, vefât etti. Belkısın Süleyman “aleyhisselâm” ile mektuplaşması ve Kudüse gelmesi, Kurân-ı Kerîmde Neml sûresinde uzun beyan olunmaktadır.

BERA BİN AZİB “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdandır. Ensardandır. Bedr gazasında çocuk idi. Diğer gazalarda bulundu. Hazret-i Ali ile birlikte Cemel, Sıffin ve Hârici savaşlarında bulundu. 72 [m. 691] de Kufede vefât etti.

BERGSON: Fransız fikir adamıdır. 1275 [m. 1859] de tevellüd, 1360 [m. 1941] da vefât etti. (Madde ve hafıza), (Din ve ahlakın iki kaynağı), (Şuurun vergileri) kitapları meşhurdur.

BEŞİR AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 1129 [m. 1717] da Dar-üs-seade ağası, yani İstanbul valisi olmuş, 30 sene bu vazifede bulunmuştur. 1159 [m. 1746] da, 96 yaşında vefât etmiştir. Bab-ı alide bir câmi ve burada ve Eyüpte Baba-Haydarda mektep, kütüphane ve çeşme yaptirmiştir. Ahmed Yektestin talebesidir. Kabri Eyüp sultan türbesinin kapısı yanındadır.

BEYDAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Abdullah bin Ömer, Şiraz civarında Beyda şehrinde tevellüd, 685 [m. 1286] senesinde Tebrizde vefât etti. Şirazda kadı idi. Tefsir ilminin büyük üstadıdır. (Envarüttenzil), tefsir kitabı çok kıymetlidir. Şâfiî mezhebinde fıkıh alimidir. İlminden, takvâsından bir parçası (Mevduat-ül-ulum)da yazılıdır. Okuyup anlayan, onun tefsirine dil uzatamaz. Fıkıh ve ahlak ilminde de kitapları vardır. (Tavaliul-envar) ismindeki kelam kitabında, eski yunan filozoflarının birçok yazılarını bildirip, bunlara cevaplar vermiştir. Bu kitabı gören câhiller, (İmâm-ı Beydavi, kitaplarına yunan felsefecilerinin yazılarını, fikirlerini karıştirmiştir) demişlerdir. Halbuki onların fikirlerini benimsememiş, onları cevaplandırmış, reddetmiştir. Tefsirinde, onların fikirleri hiç mevcûd değildir.

BEYHEKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nişapurun Beyhek kasabasında 384 [m. 994] de tevellüd ve 458 [m. 1066] de orada vefât etti. Ebû Bekr Ahmed bin Hüseyin, hadis ve Şâfiî fıkıh alimi idi. Kitaplarının adedi binden fazladır. Bunlar arasında (Delail), (Sünen) ve (Şuabül-îman) kitapları çok kıymetlidir.

BEZM-İ ÂLEM SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Abdülmecid hanın validesidir. Câmi, çeşme ve mektep gibi çok hayratı vardır. Topkapıda (Gureba hastahanesi)ni ve Dolma-bahçe sarayı yanındaki valide camiini yaptırdı. 1269 [m. 1852] de vefât etti. Sultan Mahmud türbesindedir.

BİLAL-İ HABEŞİ “radıyallâhu anh”: Babası Ribahtır. Resûlullahın müezzini idi. Umeye bin Halefin kölesi idi. Müslüman olduğu için karnına taş bağlayıp kızgın kum üzerinde iple, ayağından çekerlerdi. Ebû Bekr-i Sıddîk satın alıp azad etti. Her gazada bulundu. [20] senesinde Şamda vefât etti. Sesi çok güzeldi. Ezan okurken, herkes ağlardı.

BİRGİVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zeyn-üd-din-i Muhammed efendi. Babası Alidir. 928 [m. 1521] de Balıkesirde tevellüd, 981 [m. 1573] de (Birgi)de taundan vefât etti. (Vasiyetname), (Tarîkat-ül-Muhammediye), (Avamil) ve (İzhar) kitapları ve (Etfal-ül-müslimin) risalesi ve kadınların hayız hallerini bildiren (Zuh-rul-müteehhilin) risalesi çok kıymetlidir. İbni Âbidin (Zuhr)u şerh ederek (Menhel-ülvaridin) ismini vermiştir. (Tarîkat)i Abdülgani ve Hadimi şerh, Süleyman Fadıl efendi, ihtisar etmişlerdir. Bu muhtasara (Miftah-ul-felah) ismini vermiştir. (Ziyaret-ül-kubur) risalesine, (İgase-tül-lehfan)daki sapık yazılardan karıştırmıştır.

BİŞR-İ HAFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. 150 [m. 767] de Mervde tevellüd, 227 [m. 841] de Bağdatta vefât etti.

BOHR: Danimarkalı fizikçidir. [m. 1885] de doğdu. 1340 [m. 1922] da atomların devamlı değil, kesik kesik enerji verdiklerini tesbit ederek, enerjinin ve atomun yapısının son şeklini gösterdi. Nobel mükafatı aldı.

BOYLE: Robert Boyle İngiliz fizikçisi ve kimyâgeridir. 1034 [m. 1624] de tevellüd, 1102 [m. 1691] de vefât etti. Fransız fizikçisi olan Mariot ile aynı zamanda gazların basıncı kanununu buldu.

BROCKELMANN: Alman müsteşrikidir. Arabî din kitaplarının kılavuzunu almanca olarak yazmıştır. 1362 [m. 1943] de Hollandada Leiden şehrinde basılmıştır.

BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin İsmail 194 [m. 810] de Buharada tevellüd, 256 [m. 870] da Semerkantta vefât etti. Kurân-ı Kerîmden sonra dünyanın en kıymetli kitâbi olan (Câmi-i sahih) hadis kitabı, (Buhârî-i şerif) adı ile meşhurdur. İçinde [7275] sahih hadis vardır. Bunları altıyüzbin hadis-i şerif arasından seçmiştir. Bu kitabını onaltı senede vücuda getirmiştir. Çok şerhleri ve baskıları yapılmıştır. 1312 [m. 1894] senesinde sultan Abdülhamid Han tarafından Mısırda yaptırılan iki cilt baskısı, pek nefis ciltlenmiş, altın tugra ve nukuş ile tezyin edilmiştir. 1315 senesinde, İstanbul’da (Matbaa-i Âmire) baskısı da latif olup 1413 [m. 1992] de ziya üsûlü ile teksir edilmiştir. Başka çok kitapları da vardır. Zeyn-üd-din Ahmed Zübeydinin 889 da hazırladığı, iki cilt, Buhârî muhtasarı, (Tecrid-i sarih) ismi ile 1347 de Mısırda basılmış, 1390 [m. 1970] da Beyrutta ofset baskısı yapılmıştır.

BUHTUNNASAR: Nabuchodonosor, Asuri devletinin en meşhur hükümdarıdır. Milattan [603] sene önce, Filistini alıp Kudüsü yıktı. Tevrat nüshalarını imha etti. Yahudi âlimlerini ve Danyal aleyhisselâmı Babilde esir etti. Esirlik yetmiş sene sürmüştür. Suriye ve Mısırı da çöllere kadar aldı. Milattan [562] sene önce vefât etti. Ateşe tapardı.

BURHANETTİN-İ MERGINANİ: Burhaneddin Ali bin Ebû Bekr, Fergane kasabalarından Mergınanda tevellüd ve 593 [m. 1197] de Cengiz askeri tarafından şehit edildi. Çok kitap yazdı. Bunlardan (Hidaye) ve (Tecnis) meşhurdur. Cengizin Buhara şehrini tahrib ve ahalisini katl etmesi 616 hicri senesinde olduğu ve Burhaneddin Mahmud Buhârînin bu esnada şehit olduğu (Kısas-ı enbiyâ) ve (Kamus-ul-alam)da yazılıdır. (Hidaye)si Milton tarafından ingilizcesi ile birlikte 1206 [m. 1791] de basıldı. (Hidaye) şerhleri çoktur. Talebesi, Hüseyin bin Ali Hüsameddin Sagnaki yaptığı şerhe (Nihaye) ismini vermiş, 710 [m. 1309] da vefât etmiştir. Ekmeleddin-i Babertinin (İnaye) adındaki şerhıne Sadi Çelebinin haşiyesi meşhurdur.

BURHAN-ÜŞ-ŞERİA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mahmud bin Sadr-üş-şeria-tül-evvel Ahmed bin Ubeydullah Mahbubi, 673 [m. 1274] de Moğol askerlerinin işkencelerinde yüzlerce âlimler ile birlikte şehit oldu. (Vikâye) kitabı meşhurdur. (Vikâye) kitabını, kızının oğlu olan Sadr-üş-şeria-i sani Ubeydullah bin Mesûd için yazmıştır. (Hidaye) kitabından önemli gördüğü yerleri alarak yazmıştır. Bu da, (Vikâye)ye kendisi hem şerh etmiş, hem de ihtisar etmiştir. Şerhı (Sadr-üş-şeria şerhı) adı ile meşhurdur. (Muhtasar)ına da, (Muhtasar-ı Vikâye) veya (Nikaye) adını vermiştir. (Nikaye)nin çeşitli Arabî şerhleri vardır. Bakaninin şerhı ve Kuhistaninin (Camiur-rümuz) adındaki şerhı en meşhurlarındandır. (Nikaye)nin fârisî şerhlerinden, Celâleddîn Mahmud bin Ebû Bekrin (Tercüme-tül-muhtasar) adındaki şerhı 1317 [m. 1898] de İstanbul’da basılmıştır.

Mahmud bin Ubeydullah, Burhaneddin-i Mergınaninin torunlarındandır. Damadı, Mesut bin Tac-üş-şeria Ömerdir. (Vikâye)nin şerhleri arasında İznik medresesinde müderris Alaüddin Ali bin Ömerin (İnaye) adındaki şerhı meşhurdur. (Vikâye)nin Sadr-üş-şeria şerhıne yapılan haşiyeler arasında Ehi Çelebinin (Zâhire-tül-ukba)sı ve Şeyhülİslam Mevlânâ İsameddin İsferayinin haşiyesi çok kıymetlidir. İsameddin İbrahim bin Muhammed 944 [m. 1536] de Semerkantta vefât etti.

BUSAYRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Muhammed bin Saîd Şeref-üd-din, büyük İslam şairidir. Hadis ilminde ve hattatlıkta mahir idi. Ebül Abbas-ı Mürsinin talebesidir. 609 [m. 1213] da Mısırda Busayr şehrinde tevellüd ve 695 [m. 1295] de Mısırda vefât etti. (Bürde) ve (Hemziye) kasideleri olup çeşitli dillerde 90’dan fazla şerhleri vardır.

CABİR BİN ABDULLAH “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdandır. İstanbul’u muhasara ederken, 74 [m. 693] senesinde şehit olduğu ve Koca Mustafa paşada bulunduğu sanılmakta ise de, kitaplar Medine-i münevverede vefât ettiğini yazmaktadır.

CABİR BİN SÜMRE “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdan olup Sad ibni Ebû Vakkas hazretlerinin hemşiresi Hâlidenin oğludur. Kufede yerleşti. 66 [m. 685] senesinde vefât etti.

CAFER-İ SÂDIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah da denir. Hazret-i Alinin torununun torunudur. Muhammed Bakırın oğlu ve Mûsâ Kazımın babasıdır. On iki imâmin altıncısıdır. [83] de Medinede tevellüd, 148 [m. 765] de orada vefât etti. İmâm-ı Âzam ve kimyâger Cabir, bunun talebesi idiler. Büyük oğlu İsmail, babasından önce vefât etti. Yedinci imâm İsmaildir ve ondan sonra çocuklarıdır diyen sapıklara (İsmaili) denir. Şiîler, kendilerine (Caferi) diyor. Halbuki bu büyük imâm, Ehl-i sünnet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyânın üstadı idi. Büyük İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Din bilgisi üzerinde hiç kitap yazmadı. Şiîlerin dört esas kitâbi olan Küleyninin (Kâfi)si, İbni Babeveyh Ebû Cafer Muhammed bin Ahmed Ali Kumminin (Menla yahtur)u, Ebû Cafer Muhammed bin Hasan Tusinin (Tehzib) ve (İstibsar) kitaplarında, İmâm-ı Cafer Sâdıktan emirler, haberler yazılı ise de, bunları bildirenlerin sağlam ve sahih olmadıklarını kendileri de bildirmektedir. İmamiyyenin 32. fırkasına (Caferiye) denilir. Bunlar, Hasan-ı Askeri öldükten sonra, kardeşi Cafer bin Ali imâm oldu. Hasan-ı Askerinin evladı yoktu derler. Bu Caferilerin, İmâm-ı Cafer Sâdıkla bir ilgileri yoktur. Şiîlerin bugün ellerinde bulunan hadis ve fıkıh kitaplarını Ebû Cafer Muhammed bin Yakup Küleyni ile Ebû Cafer Muhammed bin Hasan Kummi yazdıkları için, kendilerine Caferi diyorlar.

CAFER TAYYAR “radıyallâhu anh”: Ebû Talibin oğludur. Hazret-i Aliden 10 yaş büyük, hazret-i Ukaylden 10 yaş küçük idi. Habeşe hicret edip, Hayber günü avdet buyurmuştu. Hicretin 8. senesinde, 3.000 askerle, Şam civarında (Müte)de rumlarla harp ederken, çok hücum etti ve 41 yaşında şehit oldu. O gün yetmişten fazla yara almıştı. Resûlullaha çok benzeyen 7 kişiden biri bu idi.

CALVİN: Kalven, protestanlığı kuran papazlardandır. 914 [m. 1509] de tevellüd, 971 [m. 1564] de ölmüştür.

CELÂLEDDİN-İ DEVANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Esad, büyük alimdir. 833 [m. 1426] de tevellüd, 908 [m. 1502] de vefât etti. Şirazda yaşadı. Çok kitap yazdı. (Akâid-i Adudiye) şerhı meşhurdur. (Levamiul işrak) ismindeki (Ahlak-ı celâli) kitabı ingilizceye tercüme edilmiştir.

CELÂLEDDİN-İ EGRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da kadı idi. Derin âlim idi.

CELÂLEDDİN-İ HİNDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mahmud Celâleddîn-i kebir pani-püti, Çeştiye meşayihindendir. Hazret-i Osman soyundandır. Şems-üddin-i pani-pütinin halifesidir. O da, Hâce mahdum Ali Sabirin, bu da Ferideddin Genç şekerin halifesidir. 765 [m. 1363] de vefât etti. Pani-püt şehrinde büyük türbesi vardır. (Fevaid-ül-füad) ve (Zad-ül-ebrâr) kitapları çok kıymetlidir. Senaüllah-i pani-püti ismine bakınız!

CELÂLEDDİN MUHAMMED RUMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. (Mekâtib-i Şerîfe)nin 107. mektubunda diyor ki (Mevlânâ Celâlüddîn Rumi, Ehl-i sünnet Evliyâsının büyüklerindendir.) Kadri tarîkatinde idi. 604 [m. 1207] de Belh şehrinde tevellüd, 672 [m. 1273] de Konyada vefât etti. Babası sultan-ül-Ulema Muhammed Behâüddîn-i Veled büyük âlim ve Velî idi. Daha çocuk iken babasının kalbindeki feyizlere kavuştu. (Nefehat)da diyor ki (Beş yaşında iken kirâmen katibin meleklerini, Evliyânın ruhlarını ve sokakta dolaşan cinnileri görürdü.) Pederi, oğlu ile Hicaza, sonra Şama ve Konyaya geldi. Babası ölünce, oğlu ders verirdi. Önce Pederinin halifesi olan Seyyid Bürhaneddin Tirmizi’den 9 sene feyiz aldı. Seyyid Bürhaneddin Kayseride medfundur. Bundan sonra, Şemseddin-i Tebrizi gelip irşad etti. Ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları, sonra gelen câhiller uydurdu. Divanında 30.000, (Mesnevi)sinde 47.000 beyt vardır. Fârisîdirler. Türkçe şerhleri çoktur. Oğlu Behâüddîn Ahmed sultan Veled, 712 [m. 1311] de Konyada vefât etti. Torunlarına çelebi denir. Yerine Husameddin Çelebi ve sonra oğlu sultan Muhammed Burhaneddin Veled çelebi halife oldu. Nakşbendî tarîkatinin büyüklerinden Abdullah-i Dehlevî hazretleri, (Üç kitabın eşi yoktur. Bunlar, (Kurân-ı Kerîm) ve (Buhârî-i şerif) ve Celâleddîn-i Ruminin (Mesnevi)sidir) buyurdu. Yani, Evliyâlık yolunun kemâlâtını bildiren kitapların en üstünü (Mesnevi)dir. Evliyâlık ve nübüvvet yollarının kemâlâtını ve inceliklerini bildirmekte ise, İmâm-ı Rabbânî’nin (Mektûbât)ının eşi yoktur. Görülüyor ki tasavvuf büyükleri, birbirlerini sever ve överlerdi. Abdullah-ı Dehlevî hazretleri, 107. mektupta buyuruyor ki (Mollâyı Rum, Evliyânın büyüklerinden ve Ehl-i sünnet ve cemaat âlimlerinden idi.)

CEMALEDDİN-İ EFGANİ: Mason idi. Mısırlı Edip İshak, (Ed-dürer) kitabında, bunun Kahire mason locası reisi olduğunu yazmaktadır. 1380 [m. 1960] de Fransada basılan, fransızca (Les franco-maçons) kitabının 127. sayfasında, (Mısırda kurulan mason localarının başına Cemaleddin Efgani ve ondan sonra Muhammed Abdüh getirildi. Bunlar, müslümanlar arasında masonluğun yayılmasına çok yardım ettiler) diyor. Bu sayfasında, bir şarklının mason locası başkanlık elbisesi ile büyük bir resmi de vardır. Erzurum üniversitesi profesörlerinden M.Kaya Bilgegil (Ziya paşa) adındaki kitabında, Ziya paşanın ve Cemaleddin-i Efganinin mason olduklarını yazmaktadır. Bütün masonlar gibi, çeşitli kılıklara girerek, İslamiyeti içerden yıkmaya çalışmıştır. 1254 [m. 1838] de Afganistanda tevellüd ve 1314 [m. 1897] de İstanbul’da vefât etti. Din bilgisi azdı. Zındıkların kitaplarını okuyarak dinden çıkmıştır. Bir aralık ruslar tarafından satın alınarak, ana vatanı olan Afganistana karşı casusluk yaptı. Dinine ve vatanına hiyanet etmekten çekinmedi. İngiliz masonları ile de işbirliği yaparak zengin oldu ise de, Osmanlı şeyh-ul-İslamı Hasan Fehmi efendi, onun cahilliğini ve zındıklığını ortaya koydu. 1944 senesinde, kemikleri, İstanbul’dan, Kabile nakledildi. Abdüh ismine bakınız!

Cem de denir. İranda ilk hükümet kuran Piştani oğullarının dördüncü hükmdarı olup sekizyüz sene saltanat sürmüş, beşyüz sene İranda kimse hasta olmamış. Bunun için, milleti kendine taptirmiştir. Martın 20. günü tahta çıktığı için, bugüne Nevruz diyerek yılbaşı ve dini bayram yapmıştır. Bu kâfir bayramı, İranda bugün de kutlanmaktadır. Câhiller, İranda ve başka İslam memleketlerinde, İslamiyetten önce yaşamış olan kâfirlerin adetlerini, tapınmalarını, bugün meydana çıkararak, ecdat yadigarı diyor, millete bunları yaptırıp, dinden çıkarıyorlar. İngilizler de, bu İslam düşmanlığını körüklüyorlar. Cemşid bin yaşında iken, Şettadın birâderzadesi olan Dahhak ile muharebede yakalanmış, destere gibi olan balık kemiği ile ikiye biçılmıştır.

CENGİZ HAN [Dechingis-chan]: Cengiz veya Timoçin denir. Türk değildir. Moğol olduğu bütün dillerdeki tarihlerde yazılıdır. Kitapsız kâfir olduğu, (Kısas-ı Enbiyâ)nın 811. sayfasında yazılıdır. 551 [m. 1155] da tevellüd, 624 [m. 1227] de vefât etti. (Kamus-ül-alam)da diyor ki Cengiz, dünyanın en büyük cihangirlerinden ve en meşhur zalim ve kan dökücülerindendir. Moğoldur. İslamiyete çok zararı dokunmuş olan bu adam, bir kabile reisi iken, 599 [m. 1202] da (Kara-kurum)da moğol ve tatar hanlarının başı, yani hakanı oldu. Câhil ve vahşi moğollardan ve tatarlardan büyük bir ordu, daha doğrusu yağmacılar güruhu toplayıp, doğu Türkistanı, Çini aldı. 616 [m. 1219] da, sultan Kutub-üd-din Muhammed Harizm şahın memleketine saldırdı. Horasan, Kandihar, Mültan gibi medeniyet merkezlerini yaktı, yıktı. Milyonlarca müslümanı öldürdü. Çoğunu camilerde kılıçtan geçirdi.

CEVDET PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Cevdet paşa 1238 [m. 1823] de Lofcada tevellüd, 1312 [m. 1894] de vefât etti. Fatih camii şerifi bahçesinde mermer kabri vardır. Bütün milletlerin çok kıymet verdiği (Mecelle) adındaki kitabı hazırlamakla, İslamiyete büyük hizmet etmiştir. (Kısas-ı Enbiyâ) ve (Malumat-i nafia) kitapları meşhurdur.

CİHANGİR ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sekizyüz on ikinci [812] sırada Selim Şâh ismine bakınız!

CİRCİS: İbnül’amid, rum tarihçilerindendir. 601 [m. 1205] de tevellüd, 671 [m. 1273] de Şamda vefât etti.

CÜNEYD-İ BAĞDADî “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid-üt tâife ismi ile meşhurdur. Babası Muhammed Zeccacdır. Hanefidir. 207 [m. 821] de Nehaventte tevellüd, 298 [m. 910] de Bağdatta vefât etti. Dayısı ve mürşidi Sırrı Sekatinin yanındadır. Sırrı Sekatinin mürşidi Mâ’rûf-i Kerhîdir. Mâ’rûf-i Kerhî, İmâm-ı Ali Rızadan ve Davud-i Taiden feyiz almıştır.

CÜVEYRİYE “radıyallâhu anha”: Beni Mustalak kabilesi reisi olan Harisin kızı idi. Hicretin beşinci senesinde yapılan (Müreysi) gazvesinde esir alınmıştı. Amcasının oğlu olan zevci muharebede katl edildi. Yirmi yaşında, çok hasna idi. Cüveyriye satılığa çıkarıldıkta, bir rivayette babası satın almak için Medineye bir sürü deve getirdi. İki alâ deveye kıyamayıp şehir dışında sakladı. Resûl “aleyhisselâm”, filan yerde sakladığın iki deveyi de getir dedi. Haris, şaşırıp, iki oğlu ve daha nice kimse ile îman etti. Resûl “aleyhisselâm” develeri alıp, kızını geri verdi. Kız da imana geldi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Cüveyriyeyi babasından isteyip nikah buyurdu. Hicretin ellialtı 56 [m. 675] senesinde vefât etti.

DAHHAK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dahhak bin Kays, Tabiîndendir. Cemel harbine karışmadı. Sıffinde hazret-i Ali ile birlikte idi. Hazret-i Muaviye’nin huzurunda pek acı konuştuğu hâlde, hazret-i Muaviye, riâyeti ve hürmeti bırakmayıp, buna yine ihsan ederdi. 37 [m. 657] senesinde, 70 yaşlarında vefât etti. Semerkandın fethinde bir gözü sakatlandı. Tefsir sâhibi Dahhak-i Belhi 102’de vefât etti.

DALTON: İngiliz fizikçisi ve kimyâgeridir. 1179 [m. 1766] da tevellüd, 1260 [m. 1844] da vefât etti.

DANYAL “aleyhisselâm”: Hazret-i Davud evladından bir Peygamberdir. Milattan [606] sene önce Babile götürülüp, Buhtunnasar sarayında büyüdü. 1083.

DARA: Eski İranın Kiyaniyan şahlarının dokuzuncusu ve sonuncusudur. Milattan önce [342] den [330] senesine kadar hüküm sürdü. Erbilde İskendere mağlub olup kaçarken öldü. Sonra İşkaniyan, daha sonra Sasaniyan devletleri kurulmuştur.

DARE KUTNİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Ömer, hadis alimidir. 306 [m. 918] senesinde Bağdatta Dare kutnda tevellüd, 385 [m. 995] de vefât etti. (Sünen) kitabı meşhurdur.

DARİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah bin Abdurrahmân hafız Ebû Muhammed, 181 [m. 798] de Semerkantta tevellüd, 255 [m. 869] de vefât etti. Hadis alimidir. (Müsned) adındaki kitabı çok kıymetlidir.

DARWİN: İngiliz tabiîyecisidir. 1224 [m. 1809] de doğdu. 1299 [m. 1882] da öldü.

DAVENPORT: John Davenport. On dokuzuncu asrın sonunda yaşamış olan lord Davenport, İngiliz müşteşriklerindendir. (Hazret-i Muhammed ve Kurân-ı Kerîm) adındaki ingilizce kitabı, önce Londrada, sonra birkaç kere de Hindistan’da basılmıştır. 1346 [m. 1928] da Ömer Rıza tarafından türkçesi neşredilmiştir. [m. 1966] sonunda türkçesi latin harfleri ile basılmıştır. Misyonerlerin [m. 1925] de çıkardıkları (The İslamic World Today) yani (Bugünkü İslam âlemi) adındaki kitabın yirminci faslında Davenport ve kitabı hakkında geniş bilgi vardır.

DAVUD “aleyhisselâm”: Hem Nebî, hem sultan idi. Milattan [1086] sene önce Kudüste tevellüd, [1016] sene önce orada vefât etti. Kumandanlarından Urya, muharebede öldürülünce bunun zevcesini alıp, bundan Süleyman “aleyhisselâm” tevellüd etti. Çok güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine ibrani dilinde (Zebur) kitabı geldi.

DAVUD BİN SÜLEYMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâlid-i Bağdâdînin talebelerindendir. 1222 [m. 1807] de Bağdatta tevellüd, 1299 [m. 1881] da orada vefât etti. 18 sene Mekkede kaldı. (Minhat-ül-vehbiye fi reddil-Vehhâbîye) kitabı [1305] de Bombayda ve [1389] da İstanbul’da basıldı. Arâbidir.

DAVUD-İ TAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Süleyman Davud bin Nasir, Hanefi fıkıh alimi ve çok zâhid idi. Horasanlıdır. İmâm-ı Âzâmın talebesi ve Habîb-i Aceminin halifesi idi. 165 [m. 781] de vefât etti.

DEBBUSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Zeyd Ubeydullah bin Ömer, Buharanın meşhur yedi kadısından biridir. Debbus, Semerkantta bir kasabadır. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 432 [m. 1039] de Buharada vefât etti. (Tesis) fıkıh kitabı Mısırda basılmıştır. (Esrar fiil-usûl-i vel-füru) kitabı, (Hazane) fetva kitabı ve İmâm-ı Muhammedin (Camiul-kebir)ine şerhı vardır.

DEMİRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kemâleddin Muhammed bin Îsâ, Mısır Şâfiî âlimlerindendir. [742] de tevellüd, 808 [m. 1405] de vefât etti. (Hayat-ül-hayvan) kitabı Beyrutta (Mektebe-tül-ticari)de satılmaktadır. İki cilttir. Kenarında Zekeriya Kazvininin (Acayib-ül-mahlukat) kitabı vardır.

DERVİŞ MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. Ruh ilimlerinin mütehassısı idi. Dayısı Muhammed Zâhid hazretlerinden feyiz aldı. Dayısının vefâtından sonra, bu da Semerkantta dalâlet ve bidatleri yok etti. Önce 15 sene zühd ve riyazetle, zikir ve fikirle çalıştı. Sonra Hızır aleyhisselâmın tavsiyesi ile Hâce Muhammed Zâhid hazretlerinin sohbetine kavuşup kemâle erdi. Çok Velî yetiştirdi. Hicretin 970 [m. 1562] senesinde Maveraünnehrde Büster nahiyesinin Dasferar köyünde vefât etti. Silsile-i aliyenin 20. ferd-i kamilidir.

DEYLEMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şehrdar bin Ebû Şüca Şireveyh [483] de Hemedânda tevellüd, 558 [m. 1163] senesinde vefât etti. Ebû Nasır Deylemi, hadis alimidir. (Müsned-ül-firdevs) kitabı meşhurdur.

DIHYE-İ KELBİ: Geç imana geldi. Zengin tüccar idi. Müslüman olmadan önce de Resûlullahı sever, uzaktan geldikçe hediye getirirdi. Müslüman olunca, Resûlullah çok sevindi. İyi rumca bilirdi. Rum devletine sefir olarak gönderildi. Yermük ve Şam savaşlarında bulundu. 50 [m. 670] senesinde vefât etti.

DİOSKORÜS: İskenderiye patriki idi. [m. 451] senesinde Kadıköyünde toplanan beşinci mecliste, fikirleri reddedildi. Fikirlerine (Monofisiye) veya (Yakupiye) denir.

DIRAR: Mısırda, Fatımiler zamanında bulunan bir yahudi dönmesidir. Halife Hakimi aldattı. İslamiyeti yıkmaya uğraştı. Bunun ve talebesi Hamzanın yolunda olanlara (Derezi) veya (Dürzi) denir. 487, 740, 1104.

DRAPER: William Draper, hıristiyan dinine düşmanlığı ile meşhur ingilizdir. 1226 [m. 1811] da tevellüd ve 1299 [m. 1882] da vefât etti.

EBÛ ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mûsâ bin Numan Merakişi Tilimsani, tasavvuf büyüklerindendir. Malikidir. 683 [m. 1284] de vefât etti. (Misbah-uz-zulam) kitabı çok kıymetlidir.

EBÛ ALİ DEKKAK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı, Hasan bin Muhammeddir. Ebül-Kasım Kuşeyrinin kayın pederi ve üstadı idi. 405 [m. 1014] senesinde Nişapurda vefât etti.

EBÛ ALİ FARMEDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı Fadl bin Muhammeddir. Ebül-Kasım Kuşeyrinin talebesi ve Ebül-Kasım Gürgani ile Ebül-Hasan Harkaninin halifesidir. Ebül Kasım da, Ebû Osman-ı Magribinin, bu da Cüneyd-i Bağdâdînin halifesidir. Ruh ilimlerinin mütehassısı idi. Ebû Saîd-i Ebül-Hayır hazretlerinden de feyiz aldı. Zâhir ilimlerinde derin âlim idi. İmâm-ı Gazâlînin ve Yusuf-i Hemedâninin mürşididir. 434’de tevellüd ve 477 ‘de [m. 1085] Meşhette, yani Tusta vefât etti.

EBÛ BEKR BİN ALİ HATTAD-İ YEMENİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefidir. 800 [m. 1397] senesinde vefât etti. (Kuduri Muhtasarı)nı şerh etti. Bu şerhı üç cilt olup (Sirac-ül-vehhac) adını vermiştir. Bunu ihtisar ederek (Cevheretün-neyire) demiştir. İbrahim İbnül-Lakaninin İlm-i kelamda yazdığı (Cevhere-tüt-tevhid) başkadır. İbrahim Lakani Maliki kelam alimi ve büyük Velî olup 1041 [m. 1632] senesinde vefât etmiştir. Abdülgani ganimi Meydaninin (El-lübab) ismindeki Kuduri şerhı meşhurdur. İbni Âbidinin talebesi olup 1274 [m. 1857] de vefât etmiştir.

EBÛ BEKR-İ BAKILLANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Muhammed bin Tayyip, Basrada tevellüd, 403 [m. 1013] de Bağdatta vefât etti. Kelam alimi idi. Eş’arî mezhebinde idi. İlmi ve zekası çok idi. İstanbul’a elçi gönderildi. Çok kıymetli eserleri vardı.

EBÛ BEKR-İ BELHİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hamideddin-i Belhi, Belh kadısı idi. Babası, Ömer bin Mahmuttur. 559 [m. 1165] senesinde vefât etti. Fârisî (Makamat) kitabı meşhurdur.

EBÛ BEKR-İ SIDDİK “radıyallâhu anh”: Adı Abdullah bin Ebû Kuhafe bin Âmir bin Amr bin Kab bin Sad bin Teym bin Mürredir. İlk imana gelen hür adamdır. Büyük tüccar idi. Bütün malını, evini, barkını Resûlullah uğruna verdi. Gençlikte de arkadaş idiler. Müslümanların birinci halifesidir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” ahirete teşrif edince, Mekkeden ve Medineden ve Taiften başka, bütün Arabistan mürted oldu. Halife, önce Medineye yakîn dört kabile üzerine yürüyüp, bunları itaate getirdi. Sonra, on bir kabileye bölükler gönderdi. Bunlardan İkrime emrindeki asker, Yemamede, Müseyleme’nin 40.000 askerine karşı gelemedi. Halife, Hâlid bin Velidi imdada gönderdi. Hâlid, Taliha ve Sücah ve Mâlik bin Nüveyreyi perişan edip Medineye dönmüştü. Yemamede de büyük zafer kazandı. Yirmibin mürted öldürdü. İki bine yakîn müslüman şehit oldu. Amr ibni As da, Huzaa kabilesini imana getirdi. Alâ bin Hadremi, Bahreynde çetin muharebeler yapıp mürtedleri dağıttı. Huzeyfe ve Arfece ve İkrime, Umman ve Bahreynde birleşip, mürtedleri bozdular. Onbin mürted öldürdüler. Halife, Hâlid bin Velidi Irak tarafına gönderdi. Hireden yüzbin altın cizye aldı. Hürmüz kumandasındaki İran ordusunu bozdu. Basrada 30.000 kişilik orduyu perişan etti. İmdada gelen büyük ordudan yetmiş bin kâfir öldürüldü. Sonra, çeşitli muharebelerle, büyük şehirler aldı. Halife, Medinede ordu toplayıp, Ebû Ubeyde kumandasında Şam tarafına, Amr ibni Ası da Filistine gönderdi. Sonra Yezid bin Ebû Süfyanı Şama yardımcı gönderdi. Sonra asker toplayıp, hazret-i Muaviye kumandasında, kardeşi Yezide yardıma gönderdi. Hâlid bin Velidi de, Iraktan Şama gönderdi. Hâlid, askerin bir kısmını Müsennaya bırakıp, birçok muharebe ve zaferlerle Suriyeye geldi. İslam askerleri birleşerek (Ecnadeyn)de büyük rum ordusunu yendiler. Sonra, (Yermük)de 46.000 İslam askeri, Herakliüsün 240.000 askeri ile uzun ve çok çetin savaşlar yapıp gâlip geldi. Yüzbinden ziyâde rum askeri öldürüldü. Üçbin müslüman şehit oldu. Bu muharebede İslam kadınları da harp etti. Başkumandan Hâlid bin Velidin ve tümen komutanı İkrimenin şaşılacak kahramanlıkları görüldü. Bütün bu zaferler, halifenin cesareti, dehası ve güzel idaresi ve bereketi ile oldu. Yermük savaşı yapılırken, halife Medinede vefât etti.

Hazret-i Ebû Bekr, Aşere-i mübeşşerenin birincisidir. Peygamberlerden sonra, bütün insanların en üstünüdür. Bütün gazalarda bulundu. Âyet-i kerimeler ile meth olundu. Kurân-ı Kerîmi kitap halinde ilk toplıyan budur. 13 [m. 634] senesinin Cemazil-ahir yirmi sekizinci salı gecesi, altmış üç yaşında vefât etti. Resûlullahın yanındadır. Beyaz idi. Yüzü ve göğdesi zayıf, yanakları üstünde sakalları az, gözleri çukurca, alnı yumruca idi.

EBÛ BEKR-İ ŞİBLİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. Adı Cafer bin Yunustür. 247 [m. 861] de Samrada tevellüd, 334 [m. 945] de Bağdatta vefât etti. Maliki idi. Cüneyd-i Bağdâdînin talebelerindendir.

EBÛ BERZE “radıyallâhu anh”: Adı Fadl bin Muhammed Eslemidir. Ashâb-ı kirâmdandır. Gazalarda bulundu. Hazret-i Ali ile birlikte haricilerle harp etti. Horasanda, çok yaşlı iken vefât etti. 640.
233 — EBÛ CAFER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hattad denir. Cüneyd-i Bağdâdînin hocalarından idi. 686.
234 — EBÛ CAFER-İ MENSUR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası, Muhammed bin Ali bin Abdullah bin Abbastır. Abbasi hükümdarlarının ikincisi, İslam halifelerinin yirmibirincisidir. [95] senesinde tevellüd, 158 [m. 775] senesinde Mekkede vefât etti. [136] da, kardeşi Abdullah ölünce, halife oldu. [137] de, devletin kurucusu olan Eba Müslimi öldürdü. [145] de Bağdat şehrini yaptı. 441, 444, 1092, 1106.
235 — EBÛ CEHİL: Adı Amr bin Hişam bin Mugire bin Abdullah bin Amr bin Mahzumdur. Ebû Hakem ve İbni Hanzala da denir. İslamiyetin en azılı düşmanı idi. Bedr gazasında yetmiş yaşında iken öldürüldü.

237 — EBÜDDERDA “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdandır. Hazrec kabilesindendir. Bedrden sonraki gazalarda bulundu. 33 [m. 653] senesinde Şamda vefât etti.

238 — EBÛ DÜCANE “radıyallâhu anh”: Hazrec kabilesindendir. Bedr ve Uhud gazalarında ve Yemame cenginde çok kahramanlık yaptı. 11 senesinde, Hâlid bin Velidin idaresinde, Müseylemetül-kezzab ile yapılan Yemame cenginde şehit oldu. Bu cengde müslümanlardan iki bin, mürtedlerden yirmi binden ziyâde telef oldu.

239 — EBÛ EYÜP-İ ENSARİ “radıyallâhu anh”: Hâlid bin Zeyttir. Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Resûlullah Medineye hicret edince, bunun evinde yedi ay misafir oldu. Bütün gazalarda bulundu. 150 hadis-i şerif bildirmiştir. 50 [m. 670] de, Süfyan bin Avf emrinde İstanbul’a gelen ve içlerinde Yezidin de bulunduğu asker arasında 33 Sahabi vardı. Bunlardan hazret-i Hâlid dizanteriden vefât etti. Fatih sultan Muhammedin hocalarından Akşemseddin efendi kabrini keşfetti. Üzerine güzel türbe ile bir câmi yapıldı. Ramezanlarda camilere mahya kurulması emrolununca, 1136 [m. 1723] da uzun iki minare yapıldı. (Mîr’at-ülharemeyn) sekizyüzikinci sayfada diyor ki (Çifte minareli camilere mahya kurulması, sultan III. Ahmed Han devrinde 12 sene kadar sadr-ı Âzamlık yapmış olan damad İbrahim paşanın 1132 [m. 1719] senesinde ihtas ettiği bidattir.) Eyüp sultan camii, III. Selim Han tarafından 1215 [m. 1800] de yeniden yapıldı. İlk Cuma namazında sultan da bulundu. Camiin son tâmirini 1380 [m. 1960] de başvekil şehit Adnan Menderes yaptirmiştir. Türbenin son tâmirini ikinci Mahmud Han yaptırmıştır. Sanduka üzerindeki yazılar, sultanın el yazısıdır. Türbede asılı levhadaki iki beyti üçüncü Selim Han söylemiş, Yesarizade yazmıştır. Nakş-i kadem-i Peygamberi, I. Mahmud hanın emri ile 1044 [m. 1634] de saraydan türbeye getirildi. Türbe civarındaki kabirler, (Hadikat-ül-cevami) de uzun yazılıdır.

EBÛ EYÜP-İ SAHTIYANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr-il Basrî, Tabiînin büyüklerinden ve fıkıh âlimlerindendir. Çok kerâmetleri görüldü. Basrada deri satardı. 131 [m. 748] senesinde taundan, altmışbeş yaşında vefât etti.

EBÛ EYÜP-İ SÜLEYMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Medine-i münevverede bulunan yedi büyük âlimlerden biridir. 104 [m. 722] de vefât etti.

EBÛ HANİFE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Âzam Numan bin Sâbit, İslam âlimlerinin en büyüklerindendir. 80 [m. 699] senesinde Kufede tevellüd, 150 [m. 767] de Bağdatta şehit edildi. İkinci Abbasi halifesi Ebû Cafer Mensur zalim idi. İmamı, her gün on sopa arttırarak, zındanda döğdürdü. Sopa adedi yüz olduğu gün, İmam yıkıldı. Yatarken ağzına zehr akıttılar, şehit oldu. Fıkıh bilgilerini, Ehl-i sünnet îtikadını topladı. Yüzlerce talebesine öğretip, kitaplara geçirilmesine sebep oldu. Müslümanlar tarafından kağıt imali bunun zamanında başladı.

EBÛ HASAN-İ SÜBKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Abdülkafi hafız Takıyüddin Sübki 683 [m. 1284] de Mısırda Sübk kasabasında tevellüd, 756 [m. 1355] da Kahirede vefât etti. Tac-üddin-i İskenderinin talebesidir. Mısırda ve Şamda Şâfiî âlimlerinin reisi idi. Şamda kadıl-kudat yani temyiz reisi iken İmâm-ı Nevevinin evini ziyaret ettiği zaman, Nevevinin mübarek ayakları basmiştir diyerek halılara yüzünü, sakalını sürmüştü. Yüzelliden fazla kitap yazdı. İbni Teymiyeye çok nasihat etti. Ona reddiye olan kitaplarından (Şifa-üs-sikam), Beyrutta (Dar-ül-âfâk-ı Cedide) kitapevi tarafından ve ofset yolu ile İstanbul’da yeniden basılmıştır. Oğlu Abdülvehhab Tac-üddin-i Sübki Şâfiî âlimlerinden olup 771 [m. 1370] de Şamda vefât etmiştir.

EBÛ HÜREYRE “radıyallâhu anh”: Adı Abdurrahmândır. Hayberde müslüman oldu. Hazret-i Ömer zamanında Bahreyn valisi, hazret-i Osman zamanında Mekke kadısi ve hazret-i Muaviye zamanında Medine valisi oldu. 57 [m. 676] senesinde, 78 yaşında Medinede vefât etti. Abdullah bin Ömerden sonra, en çok hadis bilen budur.

EBÛ HUZEYFE BİN UTBE “radıyallâhu anh”: Babası Utbe bin Rebia bin Abd-i Şems, Bedr gazasında Kureyş ordusunun kumandanlarından idi. Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velid ile birlikte katl edilmişti. Ebû Huzeyfe ise ilk imana gelenlerdendir. Gazaların çoğunda bulundu. Bedr gazasında, babası Utbeye ve kardeşi Velide karşı harp etti. Yemame harbinde 54 yaşında şehit olundu. Uzun boylu, beyaz, çok güzeldi. Utbe ismine bakınız!

EBÛ İSHAK GÜLABADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Muhammed bin İbrahim Buhârî Gülabadi, Sûfiyye-i aliyyedendir. 380 [m. 990] senesinde vefât etti. (Tearrüf) kitabı çok kıymetlidir. İsmail bin Muhammed tarafından yapılan fârisî şerhi 1330 [m. 1912] de Lüknovda basılmıştır. Şarih 434 [m. 1042] de vefât etmiştir. 1388 [m. 1969] de Camiul-ezherde basılmıştır.
248 — EBÛ İSHAK ŞİRAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrahim bin Ali, Şâfiî fıkıh âlimlerindendir. 476 [m. 1082] da Bağdatta vefât etti. Ebû İshak İbrahim İsferaini 418 [m. 1026] de Nişapurda vefât etti. (El-Mühezzeb) kitabı meşhurdur. 1193.
249 — EBÛ KATADE “radıyallâhu anh”: Ensar-ı kirâmdan olup süvarilerden idi. 45 [m. 665] de yetmiş yaşında, Medinede veya Kufede vefât etti. 991.
250 — EBÛ KEBŞE “radıyallâhu anh”: Ensar-i kirâmdan idi. 641.
251 — EBÜL ABBAS-I MÜRSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Ömer-il-ensârî, Maliki olup zamanının Kutubu idi. Ebül-Hasan-ı Şazilinin halifesi ve Tac-üddin-i İskenderi ile İmâm-ı Busayrinin ve Abdullah-i İsfehaninin mürşidleridir. 686 [m. 1287] da İskenderiyede vefât etti. 386, 419, 1084, 1181.
252 — EBÜL-BEKÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh-ül-İslam idi. Tütün günah değildir derdi. Ebülbeka Muhammed bin Ahmed bin Diyaüddin Sagani başkadır. Yediyüzseksendokuzda tevellüd, sekizyüzellidört 854 [m. 1450] senesinde vefât etmiştir. (Kâfi) şerhı olan (Şafi) ve Nesefinin (Vafi)sine şerhı ve (Diyaülmaneviye alâ mukattime-til-gazneviye) ve (Mecmaul-bahreyn) şerhı ve (Menakıb-ül-İmam-il-Âzam) kitapları meşhurdur. 638.
253 — EBÜLBEREKÂT NESEFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yediyüz on yedinci [717] sırada, Nesefi Abdullah ismine bakınız!
254 — EBÜLHARİS BİN ALKAMA: Necrandan Resûlullaha gelen altmış hıristiyanın en alimi idi. 369.
255 — EBÜL-HASAN-İ ALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Ali bin Müzeyen idi. Sûfiyye-i aliyyedendir. 323 [m. 934] de Mekkede vefât etti. 91.
256 — EBÜL-HASAN-İ EŞ’ARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı Ali bin İsmaildir. Ehl-i sünnetin îtikattaki iki imâmindan biridir. 260 veya 266 [m. 879] da Basrada tevellüd, 324 veya 330 [m. 941] da Bağdatta vefât etti. (Kitab-ül’ulum)u [1953] de ingilizceye tercüme edilmiştir. 22, 60, 409, 491, 492, 701.
257 — EBÜL-HASAN-İ HARKANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Hâl tercümesi (Reşehat)da ve (Tezkiret-ül Evliyâ)da ve (Nefehat)da yazılıdır. Adı, Ali bin Cafertir. Bâyezîd-i Bistâmînin rûhâniyetinden terbiye gördü. (Esrar-ı sülûk) kitabını Salahaddin-i Uşaki türkçeye çevirmiştir. (Beşaret-name) kitabı çok kıymetlidir. 425 [m. 1034] de Harkanda vefât etti. 395, 969, 1051, 1090.
258 — EBÜL-HASAN-İ ŞAZİLİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nur-üddin Ali bin Abdullah şerıftır. Malikidir. 592 [m. 1196] de Tunusta Şazile kasabasında tevellüd etti. Silsilesi, Sırrı Sekatiden gelmektedir. Bir yoldan da, Seyyid Ahmed Rıfaiye bağlanmaktadır. İskenderiyede Şazili tarîkatini tesis etti. (Her istediğim zaman, Resûlullahı baş gözümle görmezsem, kendimi Onun ümmeti saymam) buyururdu. (Hizb-ülbahr) duâ kitabı meşhurdur. Mekke yolunda 654 [m. 1256] de vefât etti. Ebül Hasan Ali bin Nasirüddin Şazili Maliki başkadır.
259 — EBÜL-HÜSEYİN BİN SEM’UN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmettir. (Natık-ı bil-hikme) adı ile meşhurdur. Bir gün Bağdatta, minberde vaaz veriyordu. Minberin önünde oturanlardan biri uyudu. İbni Sem’un hemen sustu. Uyandığı zaman (Resûlullahı rüyada gördün değil mi?) dedi. Evet gördüm dedi. (Seni uyandırıp da, tatlı rüyanı yarıda bırakmamak için sustum) buyurdu. Zâhid olmayı, dünyaya gönül bağlamamayı söylüyorsun, kendin yeni, şık giyiniyorsun ve çeşitli yemekler yiyorsun dediklerinde, Allahü teâlâyı, İslamiyetin emrettiği gibi bilen kimseye, dünya malı zarar vermez buyurdu. (Allahü teâlânın adı bulunmayan söz, kıymetsizdir. Allahü teâlâyı hatırlamadan susmak, boşuna vakit geçirmektir. İbret almadan bakmak faydasızdır) buyururdu. 387 [m. 997] senesinde vefât etti. Evinin bahçesine defnedildi. 39 sene sonra kabristana nakletmek icap etti. Kefeni hiç solmamış, yepyeni görüldü.

261 — EBÜL-HÜSEYİN-İ NURİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed, Cüneyd-i Bağdâdînin arkadaşı idi. 295 [m. 907] de ölünce, Cüneyd, (İlmin yarısı gitti) buyurdu.

262 — EBÛ LEHEB: Resûlullahın amcası idi. Düşmanı idi. Bedr gazasından yedi gün sonra çiçek hastalığından Mekkede öldü. Koktu. Karısı Ümm-ı Cemil, Ebû Süfyan bin Harbin hemşiresi idi.

263 — EBÜL-KASIM-I SEMERKANDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Yusuf, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 556 [m. 1161] senesinde vefât etti. (Camiul-fetava) kitabı meşhurdur. Buna (Camiul kebir) de denir. (Mültekıt) ve başka kitapları da vardır. 286.

264 — EBÜLLEYS-İ SEMERKANDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nasır bin Muhammed, hanefi fıkıh ve tefsir alimidir. (Bostan-ül’Ârifin), (Tenbih-ül-gâfilin), (Mukattime) kitapları meşhurdur. (Ebülleys tefsiri)nin türkçe Mûsâ İzniki tercümesi m. 1983 de basılmıştır. 373 [m. 983] de vefât etti.

265 — EBÜLVEFA: Ebülvefa bin Mâ’rûf Hamevi, halveti meşayihindendir. 1016 [m. 1607] da Hamada vefât etti. Tac-ül-ârifin Muhammed Ebül-Vefa 501 h. [m. 1107] de Irakta vefât etti. Şeyh Müslih-uddin Mustafa Vefa bin Ahmed, 896 [m. 1490] da İstanbul’da vefât etti. Abdüllatif-i Kudsinin, bu da Zeyn-üddin-i Hafinin halifesidir. Hocası Bursada Zeynilerde, kendisi Vefadadır.

266 — EBÛ MENSUR-I MATÜRİDİ: Muhammed bin Mahmud, Ehl-i sünnetin iki îtikat imâmindan birincisidir. Hocası Ebû Nasır-ı İyad, Ebû Bekr-i Cürcaninin talebesi idi. Bu da İmâm-ı Muhammed Şeybaninin talebesi idi. 333 [m. 944] de Semerkantta vefât etti. Kabrini bir yahudi ruslardan satın alarak eğlence yeri yaptı. İstanbul’dan gelen İhlas şirketi, bu çirkin hâli görünce, 1416 h.k. [1996 m.]de, [yahudiden 30000] dolara satın alarak kıymetlendirdi. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfeden gelen kelam bilgilerini kitaplara geçirdi. İzah ve ispat etti. 22, 439, 491, 492, 701.
267 — EBÛ MÛSÂ DİNEVERİ: Bâyezîd-i Bistâmînin talebesinden idi. Adı Ahmed bin Davuddür. Çok kitap yazdı. 281 [m. 894] senesinde vefât etti. 684.
268 — EBÛ MUSEL-EŞ’ARİ “radıyallâhu anh”: Abdullah bin Kays, Ashâb-ı kirâmdandır. Hicret-i seniyeden evvel, Yemenden iki kardeşi ve arkadaşları ile Habeşistana gitti. Orada Cafer-i Tayar “radıyallâhu anh” ile konuşarak müslüman oldu. Hayberin fethinde Medine-i münevvereye geldi. Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” Zebid, Aden ve Yemende valisi idi. Ömer “radıyallâhu anh” zamanında da Basra ve Kufe valiliklerinde bulundu. Çok memleketler feth etti. Sıffin muharebesinden sonra, sulh için hazret-i Alinin “radıyallâhu anh” vekili idi. Hazret-i Muaviyenin vekili olan Amr ibni Asın “radıyallâhu anhüma” dehası karşısında mağlub olmuştu. 42 [m. 662] senesinde Kufede veya Mekke-i mükerremede vefât etti. Yazılarda İslam tarihini ilk kullanan budur.

269 — EBÛ NASIR-I AKTA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed, fıkıh alimidir. 474 [m. 1082] senesinde İsfehanda, Ram Hürmüz şehrinde vefât etti.

271 — EBÛ SAİD-İ FÂRUKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: [1196] da Rampurda tevellüd ve 1250 [m. 1834] senesinde fıtır bayrâminda, hacdan dönerken (Tonk) şehrinde vefât etti. Delhiye getirilip, mürşidi Abdullah-i Dehlevînin yanına defnedildi. Fârisî (Hidayet-üt-talibin) kitabı çok kıymetlidir. Urdu tercümesi ile birlikte 1385 [m. 1965] de Karaşinin Nazımabad kasabasında basılmıştır. Bunun babası Safiyülkadır, [1165] de tevellüd ve 1236 [m. 1820] senesinde (Lucknow)da vefât etti. Ebû Saîd hazretlerinin üç oğlu vardı. Birincisi Ahmed Saittir. [Bu isme bakınız!] İkincisi Abdülgani Müceddidi, [1235] de tevellüd ve 1296 [m. 1879] da Medine-i münevverede vefât etti. (Hüvelgani) adındaki Abdullah-i Dehlevî hazretlerinin makamatını fârisî olarak yazmıştır. Bu eseri [1296] da Hindistan’da basılmıştır. Üçüncü oğlu, Abdülmugni, 1291 [m. 1874] de Medine-i münevverede vefât etti.

272 — EBÛ SAİD-İ HAREZMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mensur, üçüncü selçuki sultanı Melikşahın vezirlerindendir. 494 [m. 1101] senesinde vefât etmiştir. Mirza Ebû Saîd bin Muhammed başka olup Miran şahın torunu idi. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin sohbetinde bulundu. Duâsını alıp, Semerkand sultanı oldu. 873 [m. 1468] senesinde Uzun Hasanle harp ederken şehit oldu. Yerine geçen oğlu mirza Ahmed de, Ubeydullah hazretlerinden feyiz almış ve 899 [m. 1494] senesinde vefât etmiştir. 441.
273 — EBÛ SAİD-İ HARRÂZ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Îsâ, Sûfiyye-i aliyyedendir. 277 [m. 890] de Bağdatta vefât etti. 91, 420, 939.
274 — EBÛ SAİD-İ HUDRİ “radıyallâhu anh”: İsmi Sattır. Kendisi ve babası Mâlik bin Sinan Sahabedendir. Babası Uhud gazasında şehit olmuştu. Uhudda on üç yaşında idi. Diğer gazalarda bulundu. 64 [m. 683] senesinde vefât etti. İstanbul’da Kariye camii yanında denilmektedir. 383, 392.
275 — EBÛ SAİD KÜKBURİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Erbil meliki idi. İsmi El-Muzaffer ibnü Zeynüddin-i Ali bin Büktekindir. Salahüddin-i Eyüpinin eniştesidir. Mevlüt gecelerinde yaptığı büyük ziyafetleri meşhurdur. 630 [m. 1232] da haçlı ordularına karşı Akka kalesı cihatında şehit olmuştur. 378, 1120.
276 — EBÛ SELEME “radıyallâhu anh”: Resûlullahın halası Berre ile Abdül-Esed bin Hilal Mahzuminin oğludur. İsmi Abdullahtır. Resûlullahın ve hazret-i Hamzanın Süveybeden süt kardeşidir. Habeşistana ve Medineye zevcesi ile ilk hicret eden budur. Bedr ve Uhud gazalarında akrabaları olan Mahzum oğullarına karşı kahramanca cihat etti. Uhudda aldığı yaradan kan akarken, Resûlullah mübarek elleri ile gözlerini kapayıp hayır duâ etti. Böylece şehit oldu. 1186.
277 — EBÛ SELEME “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Aşere-i mübeşşereden Abdurrahmân bin Avfın oğludur. Tabiînin büyüklerindendir. Yirmiiki [22] senesinde tevellüd, 94 [m. 713] senesinde vefât etti. 66.
278 — EBUSSUUD EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Mustafa, on üçüncü şeyh-ul-İslamdır. Cinnilere de fetva verirdi. Eyüpte yazılı medresedeki odası, şimdi de duruyor. 896 [m. 1490] da tevellüd, 982 [m. 1574] de vefât etti. Eyüp camii karşısındadır. 952 [m. 1544] de şeyh-ul-İslam oldu. Tefsiri ve fetvaları çok kıymetlidir. 156, 233, 244, 248, 249, 271, 297, 305, 464, 604, 698, 714, 734, 897, 1125, 1171.
279 — EBÛ SÜFYAN BİN HARP “radıyallâhu anh”: Dedesi Ümeye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaftır. Hazret-i Muaviyenin babasıdır. İslâmin büyük düşmanı idi. Kureyş ordusunun baş kumandanı olup çok müslüman şehit etti. Resûlullahın kayın pederi idi. Mekke feth olunacağı zaman İslam ordusuna gelip müslüman oldu. Taif gazasında bir gözü, Yermük harbinde ikinci gözü şehit oldu. 31 [m. 651] senesinde seksensekiz yaşında vefât etti. 380, 785, 1094, 1110, 1129, 1138, 1186.
280 — EBÛ SÜFYAN BİN HARİS “radıyallâhu anh”: Resûlullahın amcası oğlu ve süt kardeşidir. Önce çok severken, Nebî olduğunu bildirince çok düşman oldu. Mekke fethine gidilirken yolda imana geldi. Yaptıklarına utandığından Resûlullahın yanında başını eğer, mübarek yüzüne bakamazdı. Huneyn gazasında Resûlullahın yanından hiç ayrılmadı. Düşmana kılınç sallarken, Resûlullahın mübarek ayağını öper, afv dilerdi. (Ebû Süfyan Cennet yiğitlerindendir) hadis-i şerifi ile şereflendi. 20 [m. 641] senesinde Medinede vefât etti. Resûlullaha çok benzeyen yedi kişiden biri bu idi. 506.
281 — EBÛ SÜLEYMAN-I DARANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdurrahmân bin Ahmed, âlim ve mütteki idi. 205 [m. 820] senesinde Şamda vefât etti. 691, 728, 788.
282 — EBÛ TALİB: Resûlullahın amcası ve hazret-i Alinin babası idi. Resûlullah sekiz yaşında iken dedesi vefât edince, Ebû Talibin yanında kaldı. İslama düşmanlık etmedi. Hicretten üç sene önce, seksen yaşını aşmış olarak vefât etti. Diriltilerek îman ettiği, İbni Hacer-i Mekkinin (Nimet-ül-Kübrâ) mevlüt kitabında ve (Mîr’at-i Mekke) 1096 sayfasında yazılıdır. Dört oğlu ve Ümm-i hani ve başka bir kızı vardır.
283 — EBÛ TALİB-İ MEKKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ali maliki Sûfiyye-i aliyyenin meşhurlarındandır. 386 [m. 996] senesinde Bağdatta vefât etti. (Kut-ül-kulûb) kitabı meşhurdur.
284 — EBÜTTUFEYL AMİR BİN VASİLE “radıyallâhu anh”: Uhud günü tevellüd, 100 [m. 718] senesinde Mekkede vefât etti. Ashâb-ı kirâmdan en son vefât eden budur.

285 — EBÛ UBEYDE BİN CERRAH “radıyallâhu anh”: Âmir bin Abdullah bin Cerrah bin Kab bin Dabbe bin Hars bin Fehr, bütün gazalarda bulundu. Çok kahraman idi. Bedrde pederini katl etti. Uhudda Resûlullahın yanağına batan iki demir halkayı dişleri ile çekip çıkardı. Rumlar ile olan muharebede, senelerce nefer olarak savaşırken, halife Ömer “radıyallâhu anh” tarafından Şam ordularına baş kumandan yapıldı. Adaleti ile rum halkını hayrette bıraktı. Şamlıların seve seve îman etmelerine sebep oldu. 18 senesinde, 58 yaşında, Kudüs ile Remle arasında taundan vefât etti.

286 — EBÛ ÜMAME “radıyallâhu anh”: Sadi bin Aclan-i Bahili, sahâbidir. Yüzelli hadis-i şerif haber vermiştir. Mısırda yerleşti. Humsta, 81 [m. 700] senesinde vefât etti. Şamda en son vefât eden budur.

287 — EBÛ YAKUP-İ BASIRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sufiyedendir.

288 — EBÛ YALA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Ali, hadis alimidir. (Müsned) kitabı meşhurdur. [210] da tevellüd, 307 [m. 920] senesinde Musulda vefât etti.

289 — EBÛ YUSUF “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yakup bin İbrahim Ensârî, Ebû Hanîfenin talebesinin en büyüğüdür. Hanefi mezhebinde ilk kitap yazan budur. 113 [m. 731] senesinde Kufede tevellüd, 182 [m. 798] de Bağdatta vefât etti. (Kitab-ül-haraç)ı fransızcaya tercüme edilmiştir.

290 — EBÛ ZER-İ GIFARİ “radıyallâhu anh”: Müncitte Zer kelimesinde Gaffari yazıyor. İlk müslüman olanlardandır. Hendekten sonra Medineye geldi. 32 [m. 652] senesinde Medineye yakîn Rebzede vefât etti. Hadis-i şerif ile methedilmiştir.

291 — ECHÜRİ ALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mısırdaki Maliki âlimlerinin büyüklerindendir. [967] de tevellüd, 1066 [m. 1656] da vefât etti. Tütün içmenin mubah olduğuna fetva verdi.

292 — EDİSON: Thomas, Amerikalı fizikçidir. 1263 [m. 1847] de tevellüd, 1350 [m. 1931] de vefât etti. Phonograph, megaphon, elektrik ampulüne son şeklini vermiştir.

293 — EFLATUN: Platon, eski yunan felsefecisidir. Sokratın talebesi, Aristonun hocasıdır. Avrupalılar, milattan [429] sene önce tevellüd etmiş diyorlar ise de, Îsâ “aleyhisselâm” zamanında yaşadığı (Burhan-ı katı)da yazılıdır. Mısra da gitti. Sekseniki yaşında vefât etti. Çok kitap yazdı. Tenasüha inanırdı. (Trinite) denilen (Teslis) inancını ilk olarak ortaya çıkaran budur. Îsâ “aleyhisselâm” göğe çıkarıldıktan sonra, dört İncili yazanlar, bu inancı karıştırarak, beşeriyeti büyük felakete sürüklediler.

294 — EHİ ÇELEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dokuzyüzyetmişdokuzuncu [979] sırada Yusuf bin Cüneyd ismine bakınız! 90, 454, 467, 1084.

295 — EİNSTEİN: Aynştayn, Alman fizikçisi bir yahudidir. 1296 [m. 1879] da tevellüd, 1375 [m. 1955] de vefât etti.

296 — EKBER ŞÂH: Celâleddîn Muhammed, Hindistan’da Babür şahın torunu ve Hümayun şahın oğludur. 949 [m. 1542] da tevellüd, 1014 [m. 1605] de vefât etti. [963] de hükümet reisi oldu. Mecusi, Berehmen ve Hıristiyanlara hürriyet tanır. Müslümanlara zulüm, işkence ederdi. Egrede büyük türbesi vardır.

298 — ELBAB ALİ: Ali Muhammed, İranda 1236 [m. 1821] da tevellüd etti. Tasavvuf ile felsefeyi karıştıranlardan (Ahmed Zeyneddin İhsai)nin talebesi idi. İran ve Hindistan’da dolaştı. Birkaç defa hacca gitti. [1260] da Şirazda yeni bir din kurdu. Şirazda bir büyük câmi, Kâbe ve kıble yaptı. Yalnız iki rekat sabah namazı ile senede bir ay oruç farzdır dedi. (Babi) denilen bu dine girmeyenleri öldürmek helaldir dedi. Öldürüldükten sonra, Kurre-tül-ayn adında bir acem kızı, bu dini yaymaya çalıştı. Mini etek ve çıplak gezmek modasını çıkardı. Yakalanıp diri olarak yakıldı. Bab fikirlerini, yirmi üç kitapta bildirdi. Buna Behailik denildi. 1266 [m. 1850] da İran hükümeti tarafından, Tebrizde kurşuna dizildi.

299 — ELMALILI HAMDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Hamdi bin Numan, Antalyanın Elmalı kazasında [1294] de tevellüd, 1361 [m. 1942] de, İstanbul’da vefât etti. Erenköydedir. Sultan ikinci Abdülhamid Han zamanında yetişen din adamıdır. Zamanının alimi idi. Tefsiri meşhurdur.

300 — EMİR GİLAL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyittir. Muhammed Buhârînin üstadıdır. Buharanın Suhari kasabasında tevellüd, 772 [m. 1370] de orada vefât etti. Hâce Baba Semmasinin talebesi idi. Gençliğinde güreş yapardı. Sonra, çömlekçilik yaptığı için Gilal ismi ile meşhur olmuştur. 89, 957, 969.

301 — EMİR SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı Muhammed Şemsüddindir. Buharada tevellüd etti ve oradaki Evliyâdan feyiz aldı. Kerâmetleri görüldü. Bursada Mollâ Fenâriden okudu. Yıldırım Beyazıte damad oldu. 833 [m. 1430] de vefât etti. İsmi ile anılan câmi yanındaki türbesindedir. 1103, 1138.

302 — ENES BİN MALİK BİN NADR “radıyallâhu anh”: Ebû Hamza Ensârî Huzrecidir. Dokuz yaşında Resûlullaha hizmete başlayıp, vefâtlarına kadar ayrılmadı. Yüz yaşlarında, [91] de vefât etti. İmâm-ı Malikin babası Enes başkadır.
303 — ENGELS: Fredirik Engels bir Alman fabrikatörünün oğludur. 1235 [m. 1820] de tevellüd, 1313 [m. 1895] de vefât etti. Carl Marx ile birlikte komünist beyannamesini neşretti. 523, 1126.
305 — ENVER ÖREN: Hüseyin Hilmi Işıkın en çok sevdiği talebesi ve damadıdır. 1939 da Denizlide tevellüd etti. İhlas Holdingin ve Türkiye gazetesinin sâhibidir. Ehl-i sünnet bilgilerinin basılmasına ve yayılmasına çok hizmet etmiştir.
306 — ESİRÜTTİN-İ EBHERİ: Müfattal bin Ömer, matematik, astronomi, fizik ve mantık alimi idi. Musulda ve Anadoluda bulundu. (Hidaye) fizik kitabını yazmış, Hüseyin Kadı Mîr bunu şerh etmiştir. (İsaguci) mantık kitabı da meşhurdur. İsaguci yunancada başlangıç demektir. 663 [m. 1265] de vefât etti. Esireddin Muhammed Ebû Hayan Endülüsi 745 [m. 1344] de Mısırda vefât etti. 538.
307 — ESMA “radıyallâhu anha”: Hazret-i Ebû Bekrin büyük kızı, aşere-i mübeşşereden Zübeyr bin Avvâmin zevcesi idi. 73 [m. 692] senesinde, yüz yaşında vefât etti. 1066, 1185.
308 — EŞREFZADE-İ RUMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah bin Eşref bin Muhammed Mısrî, babasının ismi ile şöhret bulmuştur. Kadri meşayihindendir. Çok kitap yazdı. (Müzekkin-nüfus) kitabı meşhurdur. Sekizyüzseksendokuz 889 [m. 1484] senesinde İznikte vefât etti. 1055.
309 — EVZAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdurrahmân bin Amr Evzai, 88 [m. 707] de Balebekte tevellüd, 157 [m. 774] de vefât etti. Şâmin en büyük fıkıh alimi idi. Beyrutun cenubunda, kendi adını taşıyan câmi kıblesindedir. 219, 789.
310 — EYÜP “aleyhisselâm”: Beni-İsrail Peygamberlerindendir. Yedi kişi îman etti. Çok malı ve on oğlu vardı. Çocukları öldü. Malı, mülkü gitti. Hasta oldu. Hep şükretti. Yaralarının kurtlandığını büyük âlim Alaüddin-i Attar yazmaktadır. Yeniden sıhhat verildi. Çok malı ve çocukları oldu. 140 sene yaşadı.

311 — EYÜP SABRİ PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İkinci Abdülhamid hanın amirallerinden idi. 1308 [m. 1890] de vefât etti. Türkçe (Mîr’at-ül-Haremeyn) tarih kitabı beş cilttir. Türkçe (Tarih-i Vehhâbîyan) kitabı 1296 [m. 1879] da İstanbul’da bastırılmıştır.

313 — FADL “radıyallâhu anh”: Resûlullahın amcası olan hazret-i Abbasın büyük oğludur. Annesi, Meymune validemizin hemşiresi olan Lübade idi. Huneynde çok kahramanlık gösterdi. Resûlullah yıkanırken su döküyordu. Çok güzel idi. Yermük gazasında şehit oldu. 995.
314 — FADL BİN RUZBEHAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İsfehanlıdır. Ehl-i sünnet âlimlerindendir. Şiîlerden İbnül-Mutahhiri reddeden (İbtal-ül-menhec-il-batıl) kitabı çok kıymetlidir. 852 [m. 1448] senesinde yazmıştır. Abdül-Hâlik-ı Goncdüvaninin vasiyetlerini şerh eden (Şerh-ul-vasaya) kitabı da meşhurdur.
315 — FADLULLAH-I HURUFİ: Fadlullah bin Abdurrahmân Tebrizi, hurufilik denilen sapık inançların kurucusudur. Bir acem yahudisidir. 741 [m. 1340] de İranın kuzeyinde Esterabad şehrinde tevellüd, 796 [m. 1393] da Timur hanın oğlu Miran Şâh tarafından, babasının emri ile öldürüldü. Karamıti fırkasının döküntülerinden idi. (Cavidan) adında fârisî büyük bir kitap yazdı. Burada Kurân-ı Kerîmdeki harflere mânâlar vererek, kendisinin tanrı olduğunu bildirdi. Bütün dinleri inkâr ve İslamiyet ile alay etti. Talebesinden Şemseddin adındaki hurufinin halifesi Beyazıtin talebesinden olan Ferişteh oğlu denilen Abdülmecid İzzeddin (Aşkname) adı ile bu kitabı genişletti. Kitaplarında dinsizlik, ahlaksızlık olduğundan ve her şeye helal dediklerinden gizli tutarlar. (Sır) derler. Timur Han, Fadlullahı öldürddü. Tekkelerini dağıttı. Esterabad şehrini yaktı, yıktı. İslamiyeti bu sapıklardan temizledi. Yavuz sultan Selim Han, şiiliğin yayılmasını önlediği gibi, Timur Han da bu din ve ırz düşmanlarının yayılmasını önleyerek, İslamiyete çok büyük hizmet etmiştir. Hurufilik sonradan bektaşi tekkelerine yayıldı. Bektaşi adını müslümanlardan alarak, kendilerine mal ettiler. 500, 501, 502, 503, 1076, 1101, 1155, 1183.
316 — FAHRÜTTİN-İ RAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ömer, büyük İslam alimidir. Tefsir, kelam, fıkıh, fizik, matematik ve tıb üzerinde çok kitap yazmıştır. Tefsir ve Şâfiî fıkıh alimidir. Allame ve şeyh-ul-İslam isimleri verilmiştir. 544 [m. 1149] de Rey şehrinde tevellüd, 606 [m. 1209] da Hiratta vefât etti.
317 — FAHR-UL-İSLAM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Muhammed Pezdevi, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 400 senesinde tevellüd, 482 [m. 1089] de Semerkantta vefât etti. Çok kitap yazdı. 444, 636.
318 — FARABİ: Muhammed bin Turhan, felsefeci ve musiki üstadı idi. 259 [m. 873] da Seyhun nehrine yakın Farab kasabasında tevellüd, 339 [m. 950] da Şamda vefât etti. Çok kitap yazdı. 759, 962.
319 — FATİH MUHAMMED HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı padişahlarının yedincisidir. Halife değildi. İkinci Murad hanın oğlu, ikinci Beyazıt hanın babasıdır. 833 [m. 1429] de Edirnede tevellüd, 886 [m. 1481] da Gebzede vefât etti. Türbesi Fatih camii yanındadır. 855 [m. 1451] de padişah oldu. Bosna Herseği ve birçok yerleri aldı. 857 [m. 1453] Mayıs ayının yirmidokuzuncu Salı günü İstanbul’u Bizans rumlarından alarak, orta çağa son verdi. Ayasofya kilisesini câmi yaptı. Kıyamete kadar câmi kalmasını yazılı vasiyet ve vakıf etti. Fakat, 1354 [m. 1935] Ramazan ayında müze yapıldı. 1990 Ramazan ayında, bir kısmı ibâdete açıldı. Ayasofya [Sainte Sophie] camii, İstanbul’da, Topkapı sarayı yanındadır. Miladın 325 senesinde, büyük Kostantin tarafından ahşap olarak yapıldığı, Aryüs mezhebinde olup 408 de vefât eden Arkadyus zamanında yandığı, bunun oğlu Teodosyusun yeniden yaptırdığı, Jüstinyanus zamanındaki ihtilalde yine yandığı, bunun tarafından şimdiki binanın yaptırıldığı (Kamus-ül-alam)da yazılıdır. Justinyanus, 565 de ölmüştür. Bunun zamanında, zelzelede kubbesi yıkılmış, şimdiki kubbe 548 de yapılmıştır. Şarktan garba 81, şimalden cenuba 73, yüksekliği 57 metredir. Makedonyalı Vasil [Balis I.] ve Roman ve Andronik zamanlarında tâmir edilmiştir. Fatih, bir tuğla minare yaptirmiştir. Saray kapısı köşesindeki minareyi ikinci Beyazıt, diğer iki minareyi ikinci Selim Han yaptirmiştir. Şadırvanı birinci Mahmud Han, büyük top kandili üçüncü Ahmed Han yaptirmiştir. Bahçesinde, ikinci Selimin, üçüncü Muradın, üçüncü Muhammedin, birinci Mustafanın ve üçüncü Murad şahzadelerinin olarak beş türbe vardır. Kumkapıdaki küçük Ayasofyayı da Jüstinyanus yaptirmiştir. Sultan Mahmud türbesi yanındaki kırmızı mermerden (Çemberli taş)ı büyük Kostantin Romadan getirmiştir. Üzerinde Apolonun heykeli vardı. Sonra Jülyanus ve Teodosyüs heykellerini koydurdular. Komnus zamanında yıldırım heykelleri yıktı, yerlerine haç kondu. Bu da yandı. Demir çemberlerle bağladılar. Fatih camii, Yedikule camii, Kireç iskelesi camii, Şehremini camii ve Rumeli-hisarı, Fatih sultan Muhammedin türklere bıraktığı yadigarlarının en kıymetlilerindendir. Rumeli-hisarı camiini hacı Kemâleddin efendi yaptirmiştir. Kabri de oradadır. 1159 [m. 1746] da yandığı için birinci Mahmud Han yeniden yaptırdı. Ayvansarayda Tahta-minare ve Aksarayda Horhor çeşmelerine bitişik Hindiler tekkesi mescidlerini de Fatih yaptırdı. Havan topunu ilk yaptıran Fatihtir.
Fatih sultan Muhammedin vezirlerinden Murad paşa, 870 [m. 1465] de Aksarayda Murad paşa camiini yaptırdı. 879 [m. 1474] de Ak-koyunlu uzun Hasan ile harp ederken Diyar-ı Bekrde şehit oldu. Şadırvanını yaptıran Kara Davud paşa ikinci Osman hanı şehit eden zorbalarla işbirliği yaptığından, idam olunup Murad paşa camii yanına defnedilmiştir. Sadr-ı Âzam Mesih Ali paşa ve şeyh-ul-İslam piri zade Osman Sâhip efendi de oradadır. Fatih sultan Muhammed, Kasım paşada Divanhane mescidini de yaptirmiştir. Sultan Süleyman, bu camiin etrafına bir saray ve bir divanhane yaptı. Osmanlılarda ilk tersaneyi 922 [m. 1516] de Yavuz sultan Selim Han yapmıştır. Okmeydanı camiini de Fatih yaptirmiştir. İstanbul’u kuşatınca, yetmiş gemiyi Balta limanından kızaklarla karadan Kasım paşaya indirdi. Bir sene sonra Beyazıt kulesinin olduğu yerde, ilk türk sarayını yaptırdı. Bu büyük saraya (Eski saray) denir. 25, 1092, 1103, 1128, 1132, 1137, 1168, 1174, 1183, 1138, 1185, 1189.
320 — FÂTIMA “radıyallâhu anha”: Resûlullahın dördüncü kızı, hazret-i Alinin zevcesi ve hazret-i Ömerin kayın validesidir. Nikah yapılırken onbeş yaşında idi. Mehri dörtyüz miskal gümüş olduğu (Mevahib-i ledünniye)de Sevik gazvesinde yazılıdır. 57,14 miskal altın demektir. Bugün için 38 altın liradır. Ali “radıyallâhu anh” yirmi beş yaşında idi. Ehl-i beyttendir. Beyaz, çok güzel idi. Hicretten on üç sene önce, Mekkede tevellüd, on birinci senede yirmidört yaşında vefât etti. Hasan, Hüseyin ve Muhsin adında üç oğlu ile Ümm-i Gülsüm ve Zeyneb adında iki kızı oldu. Resûlullahın soyu, Fâtımadan türedi. Zeyneb, Abdullah bin Cafer Tayar ile nikahlanıp, Ali ve Ümm-i Gülsüm ve zürriyetleri oldu. Bunlara (Şerif-i Caferi) denir. 60, 349, 519, 575, 740, 752, 919, 1008, 1063, 1064.
321 — FÂTIMA BİNTİ ESED “radıyallâhu anha”: Ebû Talibin zevcesi, Ali, Ukayl ve Cafer Tayar hazretlerinin annesidir. Mekkede müslüman oldu. Medineye hicret etti. Resûlullaha annelik etti. Çok iyi baktı. Medinede vefât etti. Resûlullah namazını kıldırdı. Elleri ile kabre koydu. 449.

322 — FÂTIMA SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Üçüncü Ahmed hanın kızıdır. [1140] da Bab-ı alide bir câmi yaptirmiştir. İbrahim paşanın zevcesi idi. 1145 [m. 1732] de vefât edip, Turhan sultan türbesinin haricine defnedildi.

323 — FÂTIMA SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Yavuz sultan Selim hanın kerimesidir. Topkapıda, zevci kara Ahmed paşanın camiine yakîn (Fâtıma sultan mescidi)ni yaptirmiştir. Kara Ahmed paşanın yaptırdığı (Topkapı camii), (Pazartekke mescidi)nin yanındadır. Ahmed paşa 962 [m. 1554] senesinde şehit edilince, inşası yarım kalmıştı. Dokuzyüzyetmiş ikide [972], kardeşi Rüstem paşa tamamlamaya başladı. Yedi senede tamam oldu. Ahmed paşa camii yanındaki türbededir. Zevcesi Fâtıma sultan, bu türbenin yanındadır.
324 — FAYSAL: Suudi devlet reislerindendir. II. Abdülazizin oğludur. Kardeşi Süud müsrif hareketleri ile memleketi felakete götürdüğünden, 1384 [m. 1964] de tahttan indirildi. Yerine, 58 yaşındaki Faysal geçti. m.1975 de, sarayında yeğeni tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Hâlid geçti. Hâlid de, 1402 [m. 1982] de öldü. Yerine kardeşi Faht geçti.

326 — FENÂRİ ŞEMSÜTTİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Hamza, Osmanlı şeyh-ul-İslamlarının birincisidir. 751 de tevellüd, 834 [m. 1431] de vefât etmiştir. Bursada, Keşiş dağı eteğindeki mescidi yanındadır. Din ve fen bilgilerinde, zamanının en meşhuru idi. Çok talebe yetiştirdi. Kütüphanesinde onbinden fazla kitap vardı. Tasavvufta yüksek dereceye kavuşmuştu. İki oğlu da, kendisi gibi âlim idi. Soyundan Ali bin Yusuf, Aksarayda vatan caddesindeki kiliseyi câmi yapmıştır. İmamı, Îsâ efendi, camie çok vakıf yaptığından, (Fenâri Îsâ) mescidi denilmiştir. Bursada kadı iken 903 de vefât etmiştir. Ahfadından Muhyiddin bin Muhammed Fenâri, on üçüncü şeyh-ul-İslam olup Beykoza bağlı (Dere-seki)de ve Rumeli-hisarında birer mescid yaptırmış, dokuzyüzellidört [954] de vefât etmiştir. Eyüp sultandadır.

327 — FERİDÜDDİN-İ ATTAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin İbrahim, Sûfiyye-i aliyyedendir. (Mantık-ut-tayr) kitabında, tasavvufu kuşlar ağzından anlatmaktadır. Fârisî (Tezkiret-ül-Evliyâ)sından bir kısmı (Akâid-i Nizamiye) içinde tab’ edilmiştir. [513] de Nişapurda tevellüd, 627 [m. 1230] de Cengiz askeri tarafından, orada şehit edildi. Babası attar idi. Yani, ilaç, esans satardı. Ferideddin-i Genc-i şeker başkadır.

328 — FERİŞTEH OĞLU: Hurufi babalarındandır. Hurufiliğin kurucusu olan Fadlullah-ı Hurufinin müridlerindendir. Adı Abdülmecid İzzeddindir. 874 [m. 1469] de öldü. Hurufi dedelerinin dinden çıkmalarına sebep olan (Aşkname) kitabını yazmıştır. 500, 501, 1099.

329 — FERRUH SİR ŞÂH: Hind sultanlarının dokuzuncusu Ferruh Sir Şâh 1122 [m. 1710] de vefât etti. Muhammed Mâ’sûm’un oğlu Muhammed Sıddîkın müridi idi. [(Umdetül-makamat) sayfa 395.]

330 — FETH-İ MUSULİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Ali efendidir. Bişr-i Hafinin arkadaşı idi. 220 [m. 835] senesinde Bağdatta vefât etti. 689.

331 — FEYİZULLAH EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Erzurumludur. Şemseddin-i Tebrizi soyundandır. Osmanlı şeyh-ul-İslamlarının 46.sıdır. Edirne’de 1115 [m. 1703] senesinde şehit edildi. Medrese, kütüphane, mektepler yaptırdı. Feyzullah Erzincani, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin (Îtikadname) kitabını türkçeye tercüme etmiştir. 1323 [m. 1905] de vefât etmiştir.

332 — FİHR: Resûlullahın on birinci babasıdır. Malikin oğlu, Galipin babasıdır. Fihr, avuc dolusu taş demektir. İsmi Kureyştir. Bunun soyundan olanlara (Kureyşi) denir. Kureyş, köpek balığı demektir ve cem olmak ve toplanmak demektir. Hac için Mekkede toplandıkları için Kureyş denildi.

333 — FİR’AVN: Eski Mısır hükümdarlarına verilen ismdir. Yirmialtı Firavun sülalesi vardır. Her sülalede çeşitli Firavunlar asırlarca hükümdarlık etti. Çoğu, insanları kendilerine tapındırdı. Mûsâ “aleyhisselâm” zamanındaki Firavun, Muharrem ayının onuncu günü, askeri ile birlikte bahr-i ahmerin Süveyş kısmında boğuldu. İmanı kabul olmadı.

334 — FİRUZABADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Yakup, (Kamus) lügatini yazmıştır. İranda Şirazın cenubunda, Firuz-abatta, 729 [m. 1329] da tevellüd, 816 [m. 1414] da Yemende Zebitte kadı iken vefât etti. Tefsir, hadis, fıkıh ve lügat alimi idi. Yıldırım ve Timur ile görüşüp ihsanlarına kavuştu.

335 — FİRUZ ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Delhide hüküm süren Tuğluk sülalesindendir. [752] de tahta çıktı. Çok âdil idi. Bendler, barajlar, kale ve mektepler yaptı. Çeştiye meşayihindan Kutub-ı zaman Celâl-i Buhârînin halifesi idi. Mürşidinin emri ile Serhend şehrini yaptı. 790 [m. 1388] da, seksen yaşında vefât etti. Yaptırdığı su yolu, Serhend kısmını sulamaktadır. İkiyüzkırk kilometre uzunluğundadır. Geçtiği yerleri sulamaktadır.
336 — FUDAYL BİN IYAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Evliyânın büyüklerindendir. [107] de tevellüd, 187 [m. 803] senesinde Mekkede vefât etti. Sırrı-i Sekatinin mürşidlerindendir. (Hicab-ül-aktar) kitabı Paristedir.
337 — GALİLE: İtalyan astronomlarındandır. 981 [m. 1574] de Pizede tevellüd, 1051 [m. 1642] de vefât etti. Yirmiiki yaşında, Üniversite matematik profesörü oldu. Dünya dönüyor dediği için, yetmiş yaşında hapsedildi. Habshanede gözleri kör oldu. 704, 1048.
338 — GANİM-İ BAĞDATİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Muhammeddir. Hanefi âlimlerindendir. Çok kitap yazdı. Tütün içmenin haram olmadığına fetva verdi. 1030 [m. 1621] da vefât etti.
339 — GAZALİ MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed Gazâlî, İslam âlimlerinin en büyüklerindendir. 450 [m. 1058] senesinde, İranın Tus yani Meşhed şehrinin Gazal kariyesinde tevellüd, 505 [m. 1111] de orada vefât etti. Müctehid idi. İctihadı, Şâfiî mezhebine uygun oldu. O kadar çok kitap yazdı ki ömrüne bölününce, bir güne onsekiz sayfa düşmektedir. [484] de Bağdatta Nizamiye üniversitesine profesör oldu. Hacca gidip gelince, Şamda profesörlük yaptı. Sonra Nişapurda profesörlüğü zorla kabul etti. Kitapları çok kıymetlidir. Garb dillerine çevrilmektedir. Eyyühel-veled kitabı arâbidir. Fârisî tercümesi, Bursada, Orhan camii kütüphanesinde mevcuttur. Bu kitabı, 1364 [m. 1945] de kurulmuş olan milletler arası ilim yayma (Unesco) teşkilatı tarafından 1370 [m. 1951] de fransızcaya, ingilizceye ve ispanyolcaya tercüme edilerek, hepsi basılmıştır. [m. 1959] da, dört alman ordinaryüs profesörünün, Gazâlînin kitaplarını okuyarak, İslam dinine âşık olduklarını ve imâmin kitaplarını almancaya çevirmekte olduklarını gazetelerde okuduk.

İmâm-ı Gazâlîye İslam filozofu diyenler oluyor. Bu büyük imâm, filozof değildir. Bir İslam alimi, bir müctehid idi. Onun kitaplarında mevdu hadis var sanan kimse, ya onu tanımayan, din imamı ve müctehid ne demek olduğunu bilmeyen cahillerdendir. Yahut Ehl-i sünnete düşman olan vehhâbîlerin tuzağına düşmüş bir zavallıdır. İslam âlimlerinin hiçbiri filozof değildir. Filozof, İslam alimi olamaz. Nasıl ki cam parçası pırlanta olamaz. İslam filozofu diye bir şey yoktur. İslamiyette felsefe yoktur.  1383 [m. 1963] senesinde Pakistan’da basılan (Meârif-üs-sünen) adındaki yedi cilt kitabın birinci cildinde de (İslam âlimlerine göre ruh cisimdir. Eski yunan felsefecileri ruh cisim değildir dedi. İmâm-ı Gazâlî de böyle dedi. Onun felsefeye bağlılığı birçok yerde kendine hâkim olmuştur) diyor. Mücessimeden olan İbni Teymiyye’nin ruh hakkındaki sözlerini, İslam âlimlerinin sözü diye yazarak koca Gazâlîyi küçümsemek gafletine düşmektedir. Arabî beş cilt (İhya-ül-ulum) kitabı 1387 [m. 1968] senesinde Beyrutta ve fârisî bir cilt (Kimyâ-i saadet) kitabı Muhammed Şâh Rıza Pehlevi zamanında 1374 [m. 1955] de Tahranda ve 1398 [m. 1977] de İstanbul’da basılmıştır. Bu Ehl-i sünnet kitabının ve benzerlerinin Tahranda basılması ve İranda Ehl-i sünnet medrese ve tekkelerinin açılması sebebi ile taşkın şiîler, Humeyni ismindeki bir ahundun teşvikı ile şaha karşı isyan ederek, İranda Şiî Cumhuriyeti kurdular. (Dürret-ül-fahire) kitabının arabîden türkçeye tercümesi, (Kıyamet ve Ahiret halleri) ismi ile basılmıştır. Îsâ aleyhisselâmın, Allahü teâlânın kulu ve Peygamberi olduğunu vesikalarla ispat eden (Er-reddül-cemil li-ülûhiyet-i Îsâ bi-sarih-il İncil) kitabı, fransızca tercümesi ile birlikte, 1359 [m. 1939] senesinde Robert Chidiac tarafından Pariste bastırılmış, 1407 [m. 1986] da İstanbul’da, ikisi de ofset ile bastırılmıştır.

340 — GÖTE (Goethe): Ünlü alman şairidir. 1162 [m. 1749] de tevellüd, 1248 [m. 1832] de vefât etti. Hikaye ve tiyatro kitapları yazdı. Faust tiyatrosu çok meşhur oldu. Kurân-ı Kerîmin büyüklüğünü söylerdi.

341 — GÜLŞENİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrahim bin Muhammed Gülşeni, tanınan velilerdendir. [830] da Azerbaycanda tevellüd, 940 [m. 1534] senesinde Mısırda vefât etti. Seyyid Yahya-yı Şirvani halifelerinden Ömer Ruşeniden feyiz aldı. Şâh İsmailin işkenceleri zamanında Mısra gitti. (Mânevî) adındaki 40.000 beytlik mesnevisinin bir kısmını halifelerinden Muhammed Fenâi efendi türkçeye tercüme etmiştir. Bu tercüme ve sonunda Gülşeni hazretleri ile Gülşeni meşayihinden Hasan Sezai efendinin Mektûbâtı ve hâl tercümelerini eklemiştir. 1289 [m. 1871] da İstanbul’da basılmıştır. Sezai efendi, Edirnede Muhammed Sırrı efendiden ve sonra Fenâi efendiden feyiz alıp, 1151 [m. 1737] de vefât etmiştir. Torunları asırlarca Edirnede irşatta bulundular. 1087.

342 — HABİB-İ ACEMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Davud-i Tainin mürşidi ve Hasan-ı Basırinin halifesidir. 120 [m. 739] senesinde vefât etti. 1089.

343 — HACEGİ MUHAMMED İMKENEGİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hicretin  [918] senesinde Buharanın İmkene kasabasında tevellüd, binsekiz 1008 [m. 1600] de orada vefât etti. Ruh ilimlerinin mütehassısı idi. Babası, Derviş Muhammed hazretlerinden feyiz aldı. Çok Velî yetiştirdi.

344 — HÂCE-ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muslih-uddin Mustafa bin Yusuf, Bursalıdır. Fatih sultan Muhammed hanın hocası ve İstanbul kadısı oldu. Fatihin emri ile Gazâlînin (Tehafüt-ül-felasife)si ile İbnür-Rüştün buna olan rettiyesini incelemiş, Gazâlînin haklı olduğunu bildiren kıymetli bir kitap yazmıştır. 893 [m. 1487] de vefât etti. Bursada, Emir Sultan kabristanındadır.

345 — HACI BAYRAM-I VELİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyedendir. Ankarada Zülfadl [Sol-Fasol] köyünde tevellüd ve orada 833 [m. 1429] senesinde vefât etti. Kayseride Somuncu baba denilen Hamidüddin Hamid-i Aksarayiden feyiz aldı. Edirnede eski camide vaaz etti. Ankaradadır.

HACI BEKTAŞ-I VELİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı Seyyid Muhammed bin İbrahim Atadır. Hicri [680] senesinde Horasanın Nişapur şehrinde tevellüd etti. 738 [m. 1338] de vefât ettiği (Kısas-ı Enbiyâ)da yazılıdır. Anadoluda Kırşehrdedir. Şeyh Lokman-ı Horasaninin halifesi idi. Bu da, şeyh Ahmed-i Yesevinin, bu da, Yusuf-i Hemedâninin halifesi idi. Hacı Bektaş-ı Velî hazretleri, sultan Orhan ile sohbet etti. Yeni-çeri askeri kurulurken duâ etti. Bundan feyiz alanlara Bektaşi denildi. Bu temiz, iyi bektaşiler, zamanla azaldı. Hurufi denilen zındıklar, bu mübarek ismi kendilerine mal edindi.

HADİCE SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Dördüncü Muhammed hanın kerimesidir. 1151’de Defterdar ile Ayvansaray arasında (Sultan camii)ni yaptırdı. Buna (Ya-Vedud camii) de denir. Çünkü, önceden şeyh Abdül-Vedud yaptırmıştı. Kendisi, Buharadan, İstanbul’u almak için gelenlerdendir. 860 [m. 1456] senesinde vefât edip, orada defn olundu. Sonra, halifelerinden Tokmak dede, vakfını tayin etti. Bu da orada medfundur. Bunun için oradaki kabristana (Tokmaktepe) denir. Hadice sultan, buradaki sahil sarayları yerine çeşme, sebil ve mektep ve mektebin altında Muhammed Ensarinin “radıyallâhu anh” türbesini yaptırırken, bu mescidi yeniden yaptirmiştir. Rumeli-kavağı camiini de Hadice Turhan sultan yaptirmiştir. 1156 [m. 1743] da vefât etti. Turhan sultan türbesindedir. Zevci Hasan paşa, Üsküdarda (Nesuhi tekkesi mescidi)ni yaptirmiştir.

HADİCE-TÜL-KÜBRÂ “radıyallâhu anha”: Huveylid bin Esed bin Abdil-Uzza bin Kusay kızıdır. Resûlullahın ilk zevcesidir. Çok zengin ve âlim ve akıl idi. Bütün malını Resûlullaha bağışladı. Yirmi beş sene çok iyi hizmet etti. Hicretten üç yıl önce, altmışbeş yaşında Mekkede vefât etti. İlk imana gelen hür kadındır. Resûlullahın bütün kızlarının ve iki oğlunun annesidir.

HADİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mustafa, Konyanın Hadim kasabasında tevellüd, 1176 [m. 1762] da, orada vefât etti. 264, 629, 638, 643, 1083.
350 — HAFİDZADE SÂDIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Altıyüzyetmiş üçüncü [673] sırada Muhammed Sâdık ismine bakınız!
351 — HAFIZ-I ŞİRAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemseddin Muhammed bin Kemâleddin, [720] de Şirazda tevellüd, 791 [m. 1389] de orada vefât etti. Büyük İslam şairidir. Nakşbendî idi. Timur Han ile görüştü. Divanı fârisîden garb dillerine tercüme edildi. 958.
352 — HAFIZ ESAD: Kanlı bir ihtilal ile Suriye devlet reisi oldu. Şiîlerin en kötüsü olan Yezidi fırkasındandır. Çok zalim idi. Yalnız Hama şehrinde binlerce Ehl-i sünnet müslümanı öldürdü. 1421 [m.2000] de öldü.

353 — HAFSA “radıyallâhu anha”: Hazret-i Ömerin kerimesi idi. Zevci ile Habeşistana ve Medineye hicret etmişti. İlk zevci Huneys bin Huzafe Bedrde bulundu. Sonra vefât etti. Hicretten iki buçuk sene sonra Resûlullaha zevce olmakla şereflendi. 45 [m. 665] senesinde altmış yaşında iken vefât etti. 380, 381.

354 — HAHN: Atom çekirdek enerjisini ve bombasını bulanlardandır. Alman kimyâgeridir. 1296 [m. 1879] da Frankfurtta tevellüd etti. Nobel mükafatı aldı. 563.

355 — HAKİM-Bİ-EMİRİLLAH: Altıncı Fatımi hükümdarıdır. Babası Azizdir. 375 [m. 985] de tevellüd etti. 11 yaşında tahta çıktı. 411 [m. 1020] senesinde öldürüldü. Dırara aldanarak, dinini sapıttı. Tanrılık davasına kalkıştı.

356 — HAKİM NİŞAPURİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Abdullah hadis âlimlerindendir. [321] de tevellüd ve 405 [m. 1014] senesinde Nişapurda vefât etti. Buhârîde ve Müslimde bulunmayan sahih hadisleri toplıyarak meydana getirdiği (Müstedrek) kitabı çok kıymetlidir. Beyrutta (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır. 164, 194, 450, 993.
357 — HAKİM-İ ŞEHİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed bin Ahmed, fıkıh alimidir. 334 [m. 946] senesinde şehit edildi. (Gurer), (Kâfi) ve (Münteka) kitapları meşhurdur. 268.
358 — HAKİM-İ TİRMİZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Muhammed bin Ali, hadis imamlarındandır. 320 [m. 932] senesinde şehit edildi. Çok kitap yazdı. (Nevadır-ül-usûl) kitabı çok kıymetlidir. 515.
359 — HALEBİ İBRAHİM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrahim bin Muhammed, fıkıh alimidir. [866] da Halebde tevellüd ve 956 [m. 1549] da vefât etti. İstanbul’da Fatih camiinin imamı idi. Edirnekapı kabristanından, Boğaz köprüsü yolu yapılırken, yanındaki Sakızağacı kabristanına nakledilmiştir. (Mülteka) kitabı fransızcaya tercüme edilmiştir. (Halebi) kitabı meşhurdur. Ayasofya ders-i-amlarından ve nakşi meşayihindan Ali Yekta efendi, buna haşiye yapmıştır. Siyer sahipleri Nureddin Ali Halebi Hanefi 1044 [m. 1633] de ve Burhaneddin Ali Halebi Şâfiî 1014 [m. 1604] de vefât etmişlerdir. .
361 — HALİD BİN VELİD “radıyallâhu anh”: Velid bin Mugire bin Abdullah bin Amr bin Mahzum oğludur. Ebû Cehil bin Hişam ile ve Velid bin Abd-i Şems ile kardeş çocuklarıdır. Velid bin Velidin kardeşidir. Kardeşi Velid, Bedrde esir olup fidye ile kurtulunca, Mekkeye gittikten sonra imana gelmiş, Medineye hicret etmişti. Hâlid, Mekkenin fethinden evvel kardeşi Velidin tavsıyesi ile Amr ibni As ile beraber Medineye gelip îman ettiler. Uhudda ve Hudeybiyede düşman ordusunda idi. Mekkenin fethinde Resûlullahın yanında idi. Mute gazasında üçbin kişi ile yüzbin ruma gâlip geldi ve (Seyf-ullah) ismi ile şereflendi. Yemame cenginde ve İran, Rum gazalarında hep zafer kazandı. Hicretin yirmibirinde [21] Humsta vefât etti. 1078, 1090, 1091, 1129, 1152, 1187, 1195.
362 — HALİD KARSIALAN: Hâlid paşa, Kars fatihidir. Meclis kürsüsünde konuşma yaparken, vurularak şehit edildi.
363 — HALİD-İ BAĞDATİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. İslam bilgilerinin mütehassıslarındandır. Hayatı, (Mecd-i talid) ve (Şems-üş-şümus)da ve hesap, hendese ve heyet ilimlerinde ve (Rub-ı-daire) üzerinde mahir olduğu (El-Hadaik-ul-verdiye)de yazılıdır. Yüzlerce büyük âlim yetiştirdi. Bağdatın şimalinde Zur şehrinde 1192 de tevellüd ve Şamda 1242 [m. 1826] de vefât etti. Cenaze namazını allame İbni Âbidin kıldırdı. Ehl-i sünnet düşmanları, bu büyük âlime kürd asllı diyor. Bu sözleri, tamamen yanlış ve iftirâdır. Üçüncü halife Osman “radıyallâhu anh” soyundan olduğu vesikalarla sabittir. 1224 [m. 1809] de Bağdattan hareket ederek, bir senede Dehliye geldi. Abdullah-ı Dehlevîden dokuz ay feyiz aldı, 1226 da Bağdata avdet etti. (İktül-cevheri) kitabında irâde-i cüziyeyi uzun yazmaktadır. (Îtikadname) kitabı, fârisî olarak, hadis-i Cibrilin şerhidir. Arabî tercümesi, (El-îman vel-İslam) ismi ile 1981 de İstanbul’da basılmıştır. Türkçe tercümesi ve Arabî (Caliyet-ül-ektar) duâ kitabı bastırılmıştır. Fârisî divanı çok kıymetlidir. 188, 460, 506, 579, 639, 701, 909, 922, 969, 1061, 1075, 1089, 1112, 1121, 1132, 1143, 1158, 1169, 1174, 1181, 1187, 1198.
364 — HALİL (ŞEYH) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Maliki fıkıh âlimlerindendir. Babası İshaktır. 767 de vefât etti. (Muhtasar)ı meşhurdur. 458, 632, 1016.
365 — HALİL BİN OSMAN: Karilerdendir. 811 [m. 1408] de vefât etti. 418.
366 — HALİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyin bin Hasan bin Muhammed bin Halim Cürcani, Şâfiî fıkıh ve hadis alimidir. 338 de tevellüd ve 403 [m. 1012] de vefât etti. (Minhac-üd-din) kitabı meşhurdur. 242, 465.
367 — HALLAC-I MENSUR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyedendir. Tarîkat sarhoşluğunda gördüklerini, İslamiyete uymayan kelimelerle söylediğinden 306 [m. 919] da Bağdatta şehit edildi. Ali Ramiteni hazretleri buyurdu ki (Hüseyin Mensur zamanında, Hâce Abdülhâlik-ı Goncdüvaninin oğullarından biri bulunsaydı, Mensur idam edilmezdi.) Hacenin mânevî oğullarından biri bulunsaydı, Hüseyin Mensuru terbiye ederek, o makâmdan geçirirdi. 94, 497, 765, 943.
368 — HALVANİ: Dörtyüz onbeşinci [415] sırada, Hulvani ismine bakınız!
369 — HAMAN: Firavunın veziri idi. İmana gelmesine mâni oldu. Asiyenin şehit edilmesine sebep oldu. Mûsâ aleyhisselâmın da öldürülmesini istedi.
370 — HAMDAN KURMUT: Karmat da denir. Gözleri kırmızı demektir. İsmaili mezhebinde iken, müridleri çoğalınca (Kurmuti) tarîkatını kurdu. Kufe şehrinde tüccar idi. (Dar-ül-hicre) adında bir tekke yaptı. 277 [m. 890] senesinde öldü. (Karamıta) devletini kurdu. Müslümanlara çok zulüm yaptılar. 488.
371 — HAMDİ AKSEKİ: Diyanet işleri reisi idi. Mezhepsiz Reşid Rızanın (Muhaverat) kitabını türkçeye tercüme ederek (Mezheplerin telfikı) ismini vermiştir. 1162.
372 — HAMEVİ AHMED ve HAMEVİ SADETTİN: [83] numarada, Ahmed-i Hamevi ve [784] de Sadüddin Hamevi isimlerine bakınız!
373 — HAMİDULLAH: 1326 [m. 1908] senesinde Hindistan’ın güneyinde Haydarabatta tevellüd etti. [m. 1971] de İstanbul’da kendisi ile konuşuldu. İslam âlimlerine, Selef-i sâlihine güvenmediğini, Haydarabattaki hocasının sözlerine uymayan bilgilere inanmadığını söyledi. Orada Osmaniye üniversitesinde okudu. Devletler hukuku üzerinde doktora yaptı. [m. 1947] de Hindistan hükümeti kendisini vatandaşlıktan çıkardı. Pariste CNRS ilmi araştırma azasıdır. İsmaili mezhebinde, koyu Ehl-i sünnet düşmanı olarak yetişti. Açıkça ve sinsice, İslamiyeti bozmaya, Ehl-i sünnet âlimlerini lekelemeye çalıştı. (İslama Giriş) ve (İslam Peygamberi) kitaplarında, bozuk düşüncelerini açığa vurmaktadır. Sebe sûresinin yirmi sekizinci [28] âyetinin meâl-i şerifi, (Seni bütün insanlara Peygamber gönderdim)dir. O ise, kitabına, yalnız müslümanların Peygamberi olduğunu anlatan isim takmiştir. Kâfirlerin çoğunun inançları böyledir. 1424 [m. 2003] de öldü.

374 — HAMAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû İsmail bin Ebû Süleyman Müslim, İmâm-ı Âzâmin hocasıdır. İbrahim-i Nehainin ve Enes bin Malikin talebeleridir. 120 [m. 738] senesinde vefât etti.

375 — HAMZA “radıyallâhu anh”: Resûlullahın amcasıdır. Hicretten yedi yıl önce imana geldi. Bedr gazasında çok kahramanlık gösterdi. Uhud gazasında Vahşi tarafından şehit edildi. Uhud gazasında şehit olanların isimleri (Mîr’at-i Medine)de yazılıdır. (Vahşiye niçin bed duâ etmiyorsunuz) dediklerinde, (Miraç gecesi, Hamza ile Vahşiyi kolkola Cennete giderken gördüm) buyuruldu. Uhud gazası, hicretin üçüncü senesi Şevval ayında oldu. Kâfir ordusu üçbin [3000] kişi olup yediyüzü zırhlı ve ikiyüzü atlı idi. Onbeş de kadın olup def çalar, şarkı söylerlerdi. Düşmandan otuza yakîn kişi öldürüldü. İslam askeri yediyüz [700] olup yüzü zırhlı idi. İki at vardı. Ashâb-ı kirâmdan yetmiş kişi şehit oldu. Altısı Muhacirlerden, kalanı Ensardan idi. Uhud gazasından dört ay sonra, Necd halkına davet için, yetmiş genç gönderildi. (Biri Meune) denilen yerde, hücum edip, hepsini şehit ettiler. Yalnız, iki sahabi kurtuldu.

376 — HAMZA BİN AHMED: Derezilerin bozuk inanışlarını yayan, Mısırlı bir sapıktır. Fatımi hükmdarı olan Hakim-bi-emrillah da, bunun yalanlarına aldanarak, yoldan çıktı.

377 — HAMZA EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Bey’ ve şira risalesi) çok istifadelidir. Bu kitabı İsmail bin Osman şerh etmiş, 1306 [m. 1890] da İstanbul’da basılmıştır.

378 — HAN-I HANAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mirza Aziz Abdürrahim, Ekber şahın ve Selim şahın devlet adamlarındandır. Şair idi. Gücerat valisi iken 1036 [m. 1627] da vefât etti. Delhideki büyük türbesi harabe halindedir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerini çok severdi. Han-ı Âzam ise, 1033 de vefât etmiştir.

379 — HARİCE TEBNİ-ZEYD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiînden ve fukaha-i seb’a [yedi büyük âlim]dan idi. 99 [m. 717] senesinde Medinede vefât etti. Babası Zeyd bin Sâbit, Sahabenin büyüklerinden idi.

380 — HARİRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Ali, Halveti idi. Tütün içmenin haram olmadığını bildirdi. 1048 [m. 1639] de vefât etti.

381 — HARİS “radıyallâhu anh”: Arabistanda Beni-Mustalak kabilesinin reisi idi. Hicretin beş veya altıncı yılında, İslamiyeti kabul etmediğinden harp edilerek esir alındı. Mucize görünce müslüman oldu. Kızı Cüveyriyeyi Resûlullaha nikah etti.

382 — HARUN “aleyhisselâm”: Beni-İsrail Peygamberlerindendir. Mûsâ aleyhisselâmın büyük kardeşi idi. Mûsâ aleyhisselâmdan üç sene önce, yüz yirmi üç yaşında, yolda vefât etti.

383 — HARUNÜRREŞİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Mehdinin oğlu, Ebû Cafer-i Mensurun torunu idi. Beşinci Abbasi halifesi idi. [148] de tevellüd, 193 [m. 809] de Tus yani Meşhed şehrinde vefât etti. [170] de büyük kardeşi Mûsâ Hadinin yerine halife oldu. Orduları ile Üsküdara kadar geldi. Fransa kralı birinci Şarl, yani büyük Şarlmanla mektuplaşırdı. Ona bir duvar saati hediye göndermişti. Avrupalılar, saatin kendi kendine işlediğini görünce, içinde şeytan var diyecek kadar câhil idiler. Çalar saat 516 [m. 1022] de yapıldı. Muhammed bin Ali ibni Saati, saat imalinde mahir idi. Rakkaslı saati, ilk olarak papa ikinci Silvestr Endülüs müslümanlarında görerek Avrupaya getirdi. 1003 [m. 1594] de öldü.

384 — HASAN ADVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hasan bin Advi Hamzavi Mısrî, Maliki âlimlerindendir. 1220 [m. 1806] de Advede tevellüd, 1303 [m. 1885] de vefât etti. Camiul-ezherde yetişti ve müderris oldu. Çok kitap yazdı. (İrşad-ül-mürid fi-hülâsa-ti ilmi tevhid) ve (En-nefehat-üş-şaziliye fi şerh-ı Burde-til-Busayriye) kitapları çok kıymetlidir.

385 — HASAN BİN ALİ “radıyallâhu anhüma”: Resûlullahın kızı hazret-i Fâtımanın oğludur. Beyaz ve güzel yüzlü olup yüzü Resûlullahın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biri bu idi. Resûlullaha bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. 12 imâmin ikincisi, İslam halifelerinin beşincisidir. Hicretin üçüncü senesi, Medinede tevellüd, [49] da Medinede vefât etti. Babası hazret-i Ali şehit olunca, [40] senesinde Kufede halife seçildi. Kufe, Basra, Irak, Horasan, Mekke, Medine, Hicaz ve Yemen ahalisine, pederi gibi halife oldu. Diğer memleketler, hazret-i Muaviyenin elinde idi. Yedi ay sonra, Bağdat yanında Anbar denilen yerde, ikisinin ordusu harbe hazır iken, müslüman kanı dökülmemesi için, hilafeti hazret-i Muaviyeye bıraktı. Hazret-i Muaviye kendisine dörtyüzbin akça gümüş para hediye gönderdi. Sonra hazret-i Hasan Medineye geldi. Ölünciye kadar orada yaşadı. Hazret-i Muaviye, kendisinden sonra hazret-i Hasanın halife olmasına karar verdi. Bu haber her tarafa yayıldı. Fakat, hazret-i Hasan, kadın yüzünden, zevcesi tarafından zehirlendi. Soyundan olanlara (Şerif) denir.

386 — HASAN BİN ALİ ASKERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 12 imâmin on birincisi, Ali Nakinin oğludur. [232] de Medinede tevellüd, 261 [m. 875] senesinde Bağdatta vefât etti.

387 — HASAN BİN SABBAH: Yemen amirlerinden Yusuf-i Humeyri neslindendir. Nizam-ül-mülk ve Ömer Hayam ile birlikte, İmâm-ı Muvaffak-ı Nişapurinin talebesi idiler. Alb Arslanın hacibi oldu. [472] de Nizam-ül-mülkle arası açılarak Mısra kaçtı. Şiî olduğu için, Fatımi hükümdarı Müstansırdan iltifat gördü. Orada İsmail bin Cafer Sâdık torunlarından birisi ile tanışıp, İsmailiye yolunu tuttu. Tevellüd yeri olan Rey şehrine geldi. Cahilleri aldattı. Yol kesiciliğe, eşkıyalığa, meşhur adamlara pusu kurup öldürmeye başladı. [473] de Selçukilere isyan edip birkaç kale aldı. İsmailiye devletini kurdu. Afrikadaki (İsmailiye) devletinden ayırmak için, buna (Şarki), doğu devleti denir. [654] senesine kadar sekiz hükümdar geldi. Hasan, 45 sene hüküm sürüp, 518 [m. 1124] de vefât etti. İsmaili fırkasını yaymak için çok zulüm yaptılar. Ortalığı kana boyadılar. Ehl-i sünnet âlimlerini şehit ettiler. [498] de Hind, Türkistan ve Horasan hacılarının, Rey yakınında, yollarını kesip öldürdüler. 488, 500, 1110.
388 — HASAN BİN ZİYAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 204 [m. 819] senesinde vefât etti. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin talebesinin meşhurlarındandır. İbni Ziyad Şâfiî Yemeni başkadır. 120, 268, 439.
389 — HASAN HULUSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Karadeniz sahilindeki Çarşamba kasabası müftüsü idi. Türkçe (Mecmaul-adab) kitabı meşhurdur. 392.
390 — HASAN-İ BASIRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiînin en büyüğüdür. Babası, Ashâb-ı kirâmdan Zeyd bin Sabitin kölesi olan Cafer idi. Annesi de, Ümm-i Seleme “radıyallâhu anha” validemizin cariyesi idi. Hadis ve fıkıhta çok derin idi. [21] de tevellüd, yüz on 110 [m. 728] da vefât etti. Basradadır. Ali “radıyallâhu anh” ile sohbet ettiği (Fetava-yı hadisiye)de uzun yazılıdır. 99, 688, 722, 1087, 1103, 1161, 1188.
391 — HASAN-İ BERKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da Ahmed-i Berkinin talebesidir. İmâm-ı Rabbânî’nin bereket-i sohbeti ile şereflenmiştir. Öleceği zaman buyurdu ki bana bağlı olanların affolunacakları müjdesini aldım. Daha fazla istedim. Sana inananlar mağfurdur denildi. Daha ziyâdesini istedim. Seni işitip de sevenler, kıyamete kadar mağfurdurlar buyuruldu. [Yani kalbi yumuşıyarak tövbe eder ve Cennete girmeye sebep olan sâlih amelleri yapması nasip olur.] 397.
392 — HASSAF “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Ahmed bin Ömer, fıkıh alimidir. (Edep-ül-kadı) kitabı meşhurdur. 261 [m. 874] de Bağdatta vefât etti. 444.
393 — HAŞİM: Resûlullahın üçüncü babasıdır. İsmi Amrdır. Mekkede Tirid çorbasını ilk yaptığı için Haşim denildi. Kureyşlilerin Şamda ticaret yapmaları için Kayserden izin aldı. Nevfelin, Muttalibin ve Beni-Ümeyenin ceddi olan Abd-i Şemsin birâderidir. Abd-i Şems ile ikiz olarak tevellüd etmişlerdir. Abd-i Şemsin oğlu Ümeye, Kureyş kabilesinin büyüklerinden idi. Resûlullahın ve amcalarının oğullarına (Hâşimî) veya (Beni-Haşim) denir. 386, 390, 1067, 1068, 1175, 1178.
395 — HATİB-İ BAĞDATİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hafız Ahmed bin Ali, hadis âlimlerindendir. Çok sayıda, kıymetli kitap yazdı. Şâfiî idi. 392 [m. 1002] de Bağdatta tevellüd, 463 [m. 1071] de orada vefât etti. İmâm-ı Âzama ve İmâm-ı Ahmede dil uzattı ise de, mağlub edildi.
396 — HATİM-İ ESAM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İsmi Ebû Abdurrahmân bin Alvan olup Sûfiyye-i aliyyedendir. Şakik-i Belhinin Ashâbındandır. Belh şehrinde tevellüd ve 237 [m. 852] de vefât etmiştir. 1008.
397 — HATİM-İ TAİ: Cömertliği ile meşhur bir şairdir. Divanı ilk olarak 1289 [m. 1872] da Londrada, sonra 1315 [m. 1897] de almanca tercümesi ile basıldı. Bi’setten önce ölmüştür. 644.
398 — HATTAT HAFIZ OSMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hattat şeyh Hamdullahın talebesi olup hocasını geçmiştir. Ayasofyada bulunan mushafından fotokopiler yapılarak çoğaltılmıştır. 1110 [m. 1699] da vefât etmiştir. Koca Mustafa paşa camii bahçesindedir.

399 — HAVARİLER: Îsâ aleyhisselâmın Ashâbı, yani kendisini görüp de îman edenler azdı. Kendisinden sonra İseviliği dünyaya yaymak için, Ashâbı arasından seçtiği on iki mümine (Havari) denir. Fransızlar (Douze Apotres), Almanlar (Apostel), Müncid ise, (Resûller) diyor. Bunlar; 1- (Petrus) veya (Pierre) olup asıl ismi Kamusta (Şem’un), Lexiconda (Simon), Müncitte ise (Sim’ân) olarak yazılıdır. Çok kimseleri imana getirdi. Antakyada büyük bir mabed yaptı. 40. senede Romaya gitti. Birkaç kere Kudüse geldi. Altmışbeşte, Neron tarafından haça gerilerek idam edildi. Îsâ aleyhisselâm sanarak (Yehuda)yı da böyle çarmıha germişlerdi. Papaların birincisi sayılmaktadır. Mezarı üzerine (Saint pierre) kilisesi yapılmıştır. Haziranın yirmidokuzunda yortusu yapılır. 2- (Andreas), Petrusun kardeşidir. (André) de denir. X şeklindeki çarmıha gerilerek öldürüldü. İkinci teşrinin [kasım] otuzunda yortusu yapılır. 3- (Yuhanna) olup (Yahya) demektir. Buna (Johannes), (Jean) ve (Jani) de denir. Ortodokslar (Juvan), İngilizler (John), ermeniler de (Ohannes) derler. 100 senesinde Efeste ölmüştür. On ikinci ayın yirmiyedisinde yortusu yapılır. 4- (Büyük Yakup)dur. İngilizler (James), Fransızlar (Jacque) diyor. Yuhannanın kardeşidir. Temmuzun yirmi beşinde yortusu yapılmaktadır. 5- (Filip), Anadoluda öldü. Mayısın birinci günü yortusu yapılmaktadır. 6- (Toma), yahut (Thomas), İran ve Hind taraflarına gidip, oralarda şehit edilmiş, Urfaya getirlimiştir. Son ayın yirmibirinde yortusu yapılır. Barnabas İncilinde bunun ismi yazılı değildir. 7- (Bartelemi) veya (Bartolome), 71 senesinde Erzurumda şehit edildi. Ağustosun yirmidördünde yortusunu yaparlar. 8- (Matthias) veya (Mathias) olup mürted olan ve Îsâ aleyhisselâmın bulunduğu yeri yahudilere haber veren ve onun şekline çevrilerek çarmıha gerilen (Yudas İshar Yot) [Yehuda]nın yerine, havariler tarafından havari seçılmıştır. Habeşe ve İrana gitmiş, 61 de İranda şehit edilmiştir. Şubâtın yirmidördünde yortusu yapılır. Îsâ aleyhisselâmdan sekiz sene sonra, ondan işittiklerini yazmış olan (Metta) [Matthaus=Maddieu] başka olup havarilerden değildir ve yortusu eylülün yirmibirindedir. 9- (Küçük Yakup) veya (Jacque), altmışiki senesinde şehit edildi. Mayısın ilk günü yortusu yapılır. 10- (Simon) veya (Şem’un), hazret-i Meryemin hemşiresinin oğlu olduğu ve yüzyedi senesinde şehit edildiği (Kamus)da yazılıdır. (Müncid)de buna (Sim’ân) denilmektedir. Yirmi sekiz ekimde yortusu yapılmaktadır. 11- (Yehuda) veya (Yudas), küçük Yakupun kardeşidir. Yirmi sekiz ekimde yortusu yapılmaktadır. 12- (Tatteus) [Thattaus]un havari olduğu Markusun İncilinde yazılıdır. Lukanın İncilinde, bunun yerine, (Judas Yakobi) yazılıdır. Mettanın İncilinde ise (Lebbaus) denildiğini Knaurs Lexikon bildiriyor.

Îsâ aleyhisselâmdan gördüklerini ve işittiklerini doğru olarak yazmış olan (Barnabas), kendisinin on iki Havariden biri olduğunu bildiriyor. Halbuki hıristiyan kitaplarında bunun yerinde Thomas yazılıdır. Îsâ aleyhisselâmdan işittiklerini yazmış olan (Marko) ve (Luka)nın Havari olmadıkları ve (Yuhanna)nın Havari olduğu bellidir.

400 — HAVVA: Âdem aleyhisselâmın zevcesidir. Cenâb-ı Hak, Âdem aleyhisselâmı topraktan halk buyurduktan sonra, sol kaburga kemiğinden hazret-i Havvayı yarattı. İkisini Cennete koydu. İblis, Havvayı aldatıp, yasak edilen meyveden yediler. Cennetten çıkarıldılar. İbni İshak, kırkbir erkek, kırk kızı oldu diyor. Kitapların çoğunda ise, yirmi defa ikiz evladı, bir defa da yalnız Şit “aleyhisselâm” olmuştur denilmektedir. Âdem aleyhisselâmdan sonra Cittede vefât etti.

401 — HAYALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Mûsâ, büyük âlimlerdendir. İzniklidir. Mısra gitti. 870 [m. 1465] senesinde Bursada vefât etti. (Şerh-i akâid haşiyesi) çok kıymetlidir.

402 — HAYATİ HALİL EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Elbüstanlı Seyyid Halîl bin Hayati, 1267 [m. 1851] de vefât etti.

403 — HAYRETTİN-İ REMLİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Ahmettir. Hanefi mezhebinde büyük fıkıh alimidir. 993 [m. 1585] de Remlede tevellüd, 1081 [m. 1670] de orada vefât etti. Fetvaları, İstanbul’da Süleymaniye kütüphanesi, Yeni Câmi kısmında vardır. 1300 senesinde Mısırda Bulakta, gâyet nefis basılmış, 1974 de Beyrutta ofset baskısı yapılmıştır. (Levaih-ul-envar) ismindeki (Minah-ul-Gaffar) haşiyesi ve (Eşbah) haşiyesi çok kıymetlidir. (Dürr-ül-muhtar) sâhibi Alâ-üddin-i Haskefinin hocasıdır.

404 — HEİSENBERG “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Atomun yapısı ile uğraştı. Müslüman oldu. 1376 [m. 1956] da İstanbul’da konferans verdi.

405 — HERAKLİÜS: Rum imperatörü idi. Resûlullah ile mektuplaşırdı. Karşılıklı elçi ve hediye gönderirlerdi. İmana gelmedi. 20 [m. 641] senesinde, 31 yaşında öldü.

406 — HERDER (Von): Alman dinler tarihi profesörü idi. 1157 [m. 1744] de tevellüd, 1218 [m. 1803] de vefât etti. Dünya çapında bir teolog idi. İnsanlık tarihinin felsefesi üzerinde uğraştı. Hıristiyanlığa karşı yapılan düşmanlığın, körü körüne İslamiyete de yapılmasının yanlış olacağı fikrini ortaya koydu.

407 — HEREM BİN HAYAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Veysel Karaniyi gördü. Ondan çok nasihat aldı. 677.

408 — HEROD (Büyük): Romalıların emrinde Filistin valisi idi. Yahudi idi. Îsâ aleyhisselâmı çocuk iken, öldürmek için emir verdi. Hazret-i Meryem bunu işitince, oğlunu Mısra götürdü. 1190.

409 — HİND “radıyallâhu anha”: Mekke kâfirlerinden Utbe bin Rebia bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaf kızı, Ebû Süfyanın zevcesi idi. Uhud gazasında düşman askerlerine cesaret veriyordu. Hazret-i Hamzanın şehit edilmesine sebep oldu. Mekke fethinde müslüman oldu. Kadınlar adına Resûlullah ile sözleşme yaptı. Hayırlı duaya mazhar oldu. 11 senesinde yapılan Yermük gazasında, İslam ordusunda bulunup, askeri harbe teşvik etti. On üç [13] senesinde vefât etti. Hazret-i Muaviyenin annesidir. 785, 1138, 1185, 1186, 1187.

 

410 — HİTLER: 1307 [m. 1889] da tevellüd etti. 1353 [m. 1934] de alman devlet başkanı oldu. Çok sayıda yahudi öldürdü. 1358 [m. 1939] Eylül ayında ikinci dünya harbini açtı. İspanyadan başka bütün Avrupayı, Balkanları, Libyayı aldı. Moskovaya kadar yayıldı. Sonra mağlub oldu. 1364 [m. 1945] de intihar etti.

411 — HIZIR: İbrahim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir Nebî veya Velidir. Zülkarneyn askerinin reisi idi. Mûsâ aleyhisselâm ile yolculuk etti. Ümmet-i Muhammedden değildir. Fakat ruhu, bazı Velilere feyiz vermiştir. Öldükten sonra, ruhu insan şeklinde görünüp gariblere yardım etmektedir. 686, 743, 744, 1062, 1089, 1123, 1193.

412 — HUD “aleyhisselâm”: Yemende bulunan Ad kavmine Peygamber idi. İnanmadılar. Rüzgar ile helak oldular. Hud “aleyhisselâm”, îman edenlerle Mekkeye gelmişti. Orada vefât etti. İbni Âbidin, ön sözünde diyor ki (Şamda Ümeye camiinin kıble duvarının yeri, Hud aleyhisselâmın makâmı idi. (Kurtubi tefsiri)nde, Câmi-i Ümeyeyi Velid bin Abdülmelik yaptırmadan önce, burası zeytinlik idi. Vaktiyle Hud aleyhisselâmın bostanı idi yazılıdır. Bu camiin dört duvarını ilk önce Hud “aleyhisselâm”, bostan duvarı olarak yapmıştır.) 142, 482, 1128.
413 — HUGO DE VRİES: Hollandalı nebatatcıdır. Mutasyon teorisini kurdu. 1264 [m. 1848] de tevellüd, 1353 [m. 1934] de vefât etti. 540.
414 — HÜLAGÜ HAN: Cengizin torunudur. Onun gibi kâfir idi. İranda ilhani devletini kurdu. 656 [m. 1258] da Bağdatı yaktı, yıktı. Sekizyüzbin müslüman öldürdü. Buna karşılık, Hasan Sabbahın kurmuş olduğu İsmailiye devletinin son reisleri olan Rükneddini öldürdü. Horasan ve Azerbaycandaki İsmailiye eşkıyalarını kılıçtan geçirdi. Yüzlerce kale ve sığnaklarını yıktı. Müslümanları büyük bir felaketten kurtardı. Yalnız Süriyedeki kale ve tekkeleri kaldı. 663 [m. 1265] senesinde İranda Meragada öldü.
415 — HULVANİ ŞEMSÜ’L-EİMME “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 875. sırada, Şemsü’l-eimme-i Hulvani ismine bakınız! Halvani de denir. Halvani, tatlıcı demektir.
416 — HÜMAYUN ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’daki büyük İslam devletinin ikinci sultanıdır. 913 [m. 1508] de Kabilde tevellüd edip, [937] de tahta çıktı. [947] de hükümetten ayrılıp, İrana iltica etti. [962] de Efganlılarla harp edip, Delhide tekrar hükümdar oldu. 963 [m. 1556] de vefât etti. Delhide türbesi, müze halindedir. Âlim ve âdil olup İslamiyete çok hizmet etti.
417 — HÜSAMEDDİN AHMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Nizamüddin Bedâhşinin oğludur. Hindistan’da Hâce Bâkî Billahın Ashâbındandır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin büyüklüğünü de herkesten iyi bilirdi. İmâm-ı Rabbânî vefât edince, Muhammed Haşim-i Keşmiye yazdığı başsağlığında, (Allahü teâlâ, o suri ve mânevî kemâllerin, faziletlerin, toplandığı yer olan Zâtı, dostların kalplerinin ve gözlerinin ışığı eylesin! O Evliyâların sığınağının ayrılık acısı hangi kelime ile anlatılabilir ki yalnız onu tanıyanlara değil, bütün müslümanlara yazık oldu. İmanı olan herkes, ciğerleri yakan bu olaydan ağlamalı, sızlamalıdır) demiştir. Her tanıdığını, İmâm-ı Rabbânî’nin hizmetine, sohbetine, derslerine sarılmaya teşvik ederdi.1043 [m. 1634] de vefât etti. Kabri, Delhide Hâce Bâkî Billah türbesinin yanındadır.
418 — HÜSAMEDDİN ÖMER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ömer bin Abdülaziz, Hanefi fıkıh alimidir. [483] de tevellüd, 536 [m. 1142] da Semerkantta şehit oldu. Sadrü’ş-şehit de denir. Muhammed Şeybaninin kitaplarını şerh etti. (Fetava-i Kübrâ)sı ve (Umdetül-müftü)si çok kıymetlidir.
419 — HÜSAMEDDİN-İ RAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefi fıkıh alimidir. Adı, Ali bin Ahmettir. 598 [m. 1203] senesinde Şamda vefât etti.
420 — HÜSEYİN “radıyallâhu anh”: Resûlullahın torunu, hazret-i Alinin ikinci oğludur. On iki imâmin üçüncüsü, Ehl-i beytin beşincisidir. Bunun soyundan olanlara (Seyyid) denir. Hicretin altıncı senesinde tevellüd, 61 [m. 680] senesinin Muharrem ayının onuncu günü Kerbelada şehit oldu. Mübarek başı, Mısırda, Karafe kabristanındadır. Resûlullahın torunu ve çok sevdiği olduğu için, Ehl-i sünnetin gözbebeğidir. Şiîler, kendisini, hazret-i Alinin oğlu olduğu için, aşırı seviyoruz diyerek, Muharremin onuncu günü matem tutuyorlar.
421 — HÜSEYİN BİN ALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şerif Hüseyin, Mekke emri idi. [1268] de tevellüd, 1349 [m. 1930] da vefât etti. Birinci cihan harbinde, ingilizler Arabistan çöllerinde yaşıyan cahilleri silahlandırıp, Mekkeye saldırttı. Şerif Hüseyini, seni koruyacağız diye aldatıp, Kıbrısta bir otele hapsetti. Hicaz [m. 1924] de vehhâbîlerin eline geçince, Kıbrıstan çıkardı. Otel parasını da kendisinden aldılar.
422 — HÜSEYİN HİLMİ IŞIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nam-ı müstearı (Sıddîk Gümüş)dür. Babası Saîd, dedesi Lofcanın Tepova köyünden İbrahim Pehlivandır. İkisi de Eyüp Sultanda medfundur. Balkan harbinde şehit olduğu tepeye ismi verilen Bursalı Kâmil efendi ile hemşiresi Âişe hanımın anneleri Fâtıma hanım İbrahim Pehlivanın birâderinin kızıdır. Çeşitli din ve fen kitaplarının yazarıdır. Türkçe, Arabî, fârisî, fransızca, almanca ve ingilizce kitapları neşretmiştir. Kitapları bütün memleketlerde okunmaktadır. Teğmenlikten albaylığa kadar türk ordusunda zehrli gazlar mütehassıslığı ve kimyâ öğretmenliği yapmış, çok subay yetiştirmiştir. İstanbul üniversitesinde çalışarak, (Phenyl-ciyan-nitrometan) cisminin sentezini yapmış ve formülünü bulmuştur. Bunu bildiren raporunu Fen fakültesi 1937 de, (Fritz Arndt, Lotte Loewe, Hilmi Işık) isimleri ile Devlet matbaasında, ingilizce olarak, 2. cilt numarası ile bastırmıştır. Ayrıca fen fakültesinin 1937 senesi ikinci kanun tarihli (Fen fakültesi mecmuasında) 139. sayfasında neşredilmiştir. Bu başarılarından dolayı çok tebrikler almıştır. Din bilgilerinde derin âlim ve tasavvuf mârifetlerinde kâmil ve mükemmil olan kerâmetler, harikalar sâhibi Seyyid Abdülhakîm efendinin yetiştirdiği salahiyetli bir din adamıdır. 1929 dan 1362 [m. 1943] senesine kadar o büyük zattan ders almış, Arabî ve fârisî tercümeler yaparak gençliğe hizmet için çalışmıştır. 1415 hicri ve 1995 miladi senesinde, kendi hazırladığı 60 Arabî ve 25 fârisî ve 14 türkçe ve bunlardan tercüme ettirdiği, fransızca, ingilizce, almanca, rusça ve arnavudca ve diğer dillerdeki kitapların miktarı yüzden fazladır. Vehhâbî ve rafızi denilen Ehl-i sünnet düşmanlarını rezil etmiştir. (Çok kitap okudum. Ehl-i sünnet âlimlerinin yükseklikleri yanında, pek câhil, bir hiç olduğumu anladım. Onları tanıyabilmek, yollarında bulunmak, büyük nimettir. Resûlullahın yolu, onların gösterdikleri yoldur. Resûlullahın güzel ahlakı, onların ahlakıdır. Dünyada ve ahirette saadete kavuşmak isteyen, o büyüklerin yoluna, sımsıkı sarılsın!) derdi. 1911 de, Eyüp Sultanda, (Vezir tekkesi)nde tevellüd etti. İlk tahsilini Eyüp sultan Reşadiye numune mektebinde, lise tahsilini Halıcıoğlu askeri lisesinde yaptı. 1960 da tekaüd oldu. 2000 ve sonraki senelerde Boğaziçinde Sarıyerdeki yalısında, kitaplarına ilaveler yaparak ve tövbe ve istiğfar ile vakitlerini kıymetlendirdi. Talebelerinden başka hiç kimse ile görüşmezdi. Hüseyin Hilmi Işıkın “rahmetullâhi aleyh” babası Saîd efendi 1929 senesinde Eyüp Sultanda vefât etmiş, Eyüp Sultan kabristanında medfundur. Annesi Âişe hanım, Mamakta vefât etmiş, Bağlumda medfundur. Büyük birâderi Mustafa efendi, astsubay mektebini bitirip, bu mektebde öğretmen iken, Şifa yokuşundaki babasının evinde hastalanarak vefât etmiş, Eyüpte defnedilmiştir. Diğer birâderi İbrahim efendi, deniz astsubay mektebini bitirip, Almanyada ihtisâs yaptıktan sonra, Karaköyde polis memuru iken, bir kaza kurşunuyla şehit olmuş ve karakol civarındaki kabristana defnedilmiştir. Küçük birâderi, Mehmed Sedâd efendi, Türkiye gazetesinde yazar iken, 1997 de vefât etmiş, Kaşgari dergahında medfundur. Hemşireleri Zehra, Faika ve Nazime hanımlar evlenmemiş, Zehra ve Nazime hanımlar İstanbul’da vefât etmişler, Faika hanım, Fatihteki evinde oturmakta iken, 1424 [m.2003]de vefât etmiştir. Mehmed Sedâd beğin hanımı Fâtıma hanım, Fatihteki evinde oturmaktadır. Hüseyin Hilmi Işıkın amcası Halîl efendi, Cafer ve Mustafa efendiler vefât etmişlerdir. İki teyzesi, Cemile ve Fevziye hanımlardır. Fevziye hanımın oğlu Şemi beğ ve kızı Suhandan hanımdır. Şemi beğin üç kızı ile Suhandan hanım Fatihte oturmaktadırlar. [Hüseyin Hilmi Işık “rahmetullâhi aleyh” 26 Ekim 2001 [9 Şaban 1422]de vefât etmiş olup Kaşgari dergahında medfundur. Kıymetli insan Abdülhakîm Işık, 25 Mart 2001 [30 Zilhicce 1421]de vefât etmiş olup kabri babasının yanındadır.] 89, 359, 975, 1078, 1145, 1193.
423 — HÜSEYİN-İ BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Yahyadır. 400 [m. 1010] senesinde vefât etti. 466.
424 — HÜSEYİN VAİZ-I KAŞİFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyin bin Ali Hiratta vaiz idi. 910 [m. 1505] da orada vefât etti. Çok kitap yazdı. Fârisî (Mevahib-i aliyye) tefsiri meşhurdur. [1246] da İsmail Ferruh Kırimi, türkçeye çevirmiş, (Mevakib) ismini vermiştir. Muhammed Bitlisi [vefâtı 982] başka bir tercümesini yapmıştır. (Ahlak-ı Muhsini) kitabı ingilizceye tercüme edilmiştir. 70, 392, 1075.
425 — HUSRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Ali bin İbrahim Husri Basrada tevellüd etti. Hanbeli idi. Bağdatta büyük Velî Ebû Bekr Muhammed Şiblinin talebesinden idi. 371 [m. 981] de vefât etti. 92.
426 — HUZEYFE-İ MER’AŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrahim Ethemin talebesindendir. 207 [m. 822] de vefât etti. Mer’aş Şamdadır. (Sohbet az da olsa, tesir eder) hadisini okur. Dünya ehlinin sohbetinden kaçınırdı. 687.
427 — HUZEYFE-TÜBNİ YEMAN “radıyallâhu anh”: Babası Yeman ile beraber Medineye gelip müslüman oldu. Uhud gazasında bulundu. Münâfıkları yalnız bu bilirdi. İran fütuhatında bulundu. Nusaybin valisi oldu. Hazret-i Osmanın şahadetinden kırk gün sonra vefât etti. 415, 633, 1090.
428 — İBNİ ABDİLBERR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hafız Cemaleddin Ebû Ömer Yusuf bin Abdullah, Maliki fıkıh ve hadis alimidir. 368 [m. 978] de Kurtubada tevellüd, 463 [m. 1071] de Şatıbede vefât etti. (El-istiab fi-marife-til-Ashâb) kitabı iki cilt olup Hindistan’da basılmıştır. Berlinde el yazısı ile mevcuttür. 1328 de Mısırda basılan (El-isabe fi-temyiz-is-sahabe) kitabının kenarında da vardır. Beyrutta ofsetle yeniden basılmıştır. 1007.
429 — İBNİ ABİDİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Muhammed Emin bin Ömer bin Abdülaziz fıkıh âlimlerindendir. 1198 [m. 1784] de Şamda tevellüd, 1252 [m. 1836] de orada vefât etti. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin sohbeti ile şereflenerek kemâle geldi. O velâyet güneşinin Şamda cenaze namazını bu kıldırdı. Çok kitap yazdı. (Dürr-ül-muhtar)a yaptığı haşiyesi beş cilt olup (Redd-ül-muhtar) adı ile birkaç defa basılmıştır. Hanefide en sağlam fıkıh kitabıdır. Fetvaları da basılmıştır.
430 — İBNİ ADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Ahmed Abdullah ibnül’âdi, hadis imamlarındandır. [242] de Cürcanda tevellüd, 323 [m. 935] de Esterabatta vefât etti. Hadis-i şerif toplamak için, Irak, Mısır, Şam ve Hicazı dolaştı. 61, 465.
431 — İBNİ ASAKİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Hasan fıkıh ve hadis alimidir. 499 [m. 1105] da Şamda tevellüd, 571 [m. 1176] de orada vefât etti. Seksen cilt (Şam tarihi) yazmıştır.
432 — İBNİ BATTAL: Ali bin Halef, Kurtubada Maliki âlimlerindendir. 449 [m. 1057] senesinde Valensiyada vefât etti. (Buhârî)ye şerh etmiştir. 644.
435 — İBNİ CEZERİ: Şemseddin Muhammed bin Muhammed bin Ali, Şâfiî âlimlerindendir. 751 [m. 1350] de Şamda tevellüd, 833 [m. 1429] de Şirazda vefât etti. Yıldırımdan ve Timur handan çok iltifat gördü. (Hısn-ül-hasin) duâ kitabı, Arabî ve fârisî şerhleri ile birlikte basılmıştır. Bunu okuyan hastanın iyi olacağı, (Hadarat-ül-kuds) 191. sayfasında yazılıdır. 1249.
436 — İBNİ CÜREYC “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülmelik bin Abdülaziz Kureyşi ve Emevi, [80] senesinde tevellüd, 149 [m. 766] senesinde, Mekkede vefât etti. İslamda, ilk kitap yazan budur. (Tefsir) ve (Sünen) kitabı vardır. 644.
437 — İBNİ EBİDDÜNYA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Abdullah bin Muhammed, tarihçidir. Üç yüze yakîn kitap yazdı. 208 [m. 823] de tevellüd, 281 [m. 894] de Bağdatta vefât etti. Kureyşlidir. Şâfiî idi.
438 — İBNİ EBİ ŞEYBE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Abdullah bin Muhammed, hafız idi. Yüzbin hadis-i şerifi ravileri ile birlikte, ezber bilene (Hafız) denir. 234 [m. 850] senesinde vefât etti. (Müsned) kitabı meşhurdur. 392, 457, 476, 477.
439 — İBNİ EMİR HAC HALEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Emir hac Muhammed bin Muhammed Halebi, Hanefi âlimlerindendir. İbni Hümâmin talebesidir. Kadı idi. 879 [m. 1474] da vefât etti. İbni Hümâmin (Tahrir) adındaki fıkıh kitabını ve (Münyetül-musalli) fıkıh kitabını ve (Muhtar) fıkıh kitabını şerh etmiştir. Birincisine (Takrir), ikincisine (Hilye-tül-mücelli) adını vermiştir.

440 — İBNİ ESİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hasan İzzeddin Ali bin Ebilkerem Cezri 555 [m. 1160] de Cezire-i İbni Ömerde tevellüd, 630 [m. 1232] da Musulda vefât etti. Hadis alimi ve tarihçi idi. (Kâmil) adındaki tarihi 1282 [m. 1866] de Felemenkte Leiden şehrinde ve Beyrutta basıldı. (Üsüd-ül-gabe) kitabı, beş cilt olup yedipinbeşyüz Sahabinin hâl tercümesini bildirmektedir. 698, 992.
441 — İBNİ HACER-İ ASKALANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şihâbüddîn Ahmed bin Ali, hadis imamı ve Şâfiî fıkıh alimidir. 773 [m. 1371] de Mısırda tevellüd, 852 [m. 1448] de orada vefât etti. 150’den çok kitabı vardır. (El-isabe fi-temyizissahabe) kitabı İbni Esirin (Üsüd-ül-gabe) kitabından daha mükemmeldir. Dört cilttir. [1280] de Hindistan’da ve [1328] de Mısırda ve Beyrutta basılmıştır. (Buluğ-ul-meram) kitabının ve bunun (Sübül-ü-selam) adındaki Arabî şerhınin 1379 [m. 1960] senesinde Beyrutta ofsetle dördüncü baskısı yapılmıştır. Beyrutta (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır..
442 — İBNİ HACER-İ MEKKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şihâbüddîn Ahmed bin Muhammed Hiytemi, Mekke-i mükerremenin büyük alimi ve Şâfiî fükahasından idi. 899 [m. 1494] da tevellüd, 974 [m. 1566] de Mekkede vefât etti. Fetvaları ve (Savaık) kitabı ve (Minhac) şerhı olan (Tuhfe)si ve (Zevacir)i ve (Kalaid-ül-ukban) kitabı çok kıymetlidir. (Savaık-ul muhrıka)sı, Mısırda ikinci defa olarak, 1385 [m. 1965] de basılmıştır. (Hayrat-ül-Hisan) kitabı 1304 de Mısırda ve Urdu tercümesi Pakistan’da ve İstanbul’da, (El-ilam bi-kavatiil-İslam)ı, (Zevacir)inin ve (Sebil-ün-necat)ın sonlarında bastırılmıştır.
443 — İBNİ HALDUN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdurrahmân bin Muhammed büyük İslam tarihçisidir. 732 [m. 1332] de Tunusta tevellüd, 808 [m. 1406] de vefât etti. Tarihi yedi büyük cilttir. Türkçeye ve Avrupa lisanlarına tercüme edilmiştir. 541.
444 — İBNİ HANEFİYE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Hanefiye, hazret-i Alinin oğludur. Annesi Havle binti Cafer bin Kays-il-Hanefiye olduğu için, İbni Hanefiye denilir. Hicretin 21inde tevellüd, 71 [m. 690] senesinde de, Medinede vefât etti. Vera ve takvâsı çoktu. Çok cesur idi. 452.
445 — İBNİ HAZM: Ebû Muhammed Ali bin Ahmed, Endülüs felsefeci ve âlimlerindendir. Vezir [bakan] idi. 384 [m. 994] de Kurtubada tevellüd, 456 [m. 1064] da vefât etti. Çok kitap yazdı. Selef-i sâlihini beğenmeyip, doğru yoldan çıktığı, (Keşif-üz-zünun)da, (Milel-nihal) kelimesinde yazılıdır. (Zâhiriye) mezhebinde olduğu, Davud-i Bağdâdînin (Eşeddül-cihat) kitabı sonunda yazılıdır. Bu mezhebin kurucusu Davud bin Ali İsfehani olup 202 [m. 817] de Kufede tevellüd, 270 [m. 883] de Bağdatta vefât etmiştir. Şâfiî idi. Fakat taklite ve kıyasa karşı idi. Mezhebi tutunamamış, kalmamıştır. 272, 463, 467, 532, 538, 1089, 1184.
446 — İBNİ HİBBAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Hatim Muhammed bin Ahmed Temimi, hadis imamı ve Şâfiîdir. Semerkand kadısı idi. Sicstanda Bust kasabasında tevellüd ve 354 [m. 966] de Semerkantta vefât etti. 391, 392, 450, 1009.
447 — İBNİ HİŞAM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Muhammed Abdülmelik bin Hişam-i Humeyri, Basrada tevellüd, 218 [m. 833] senesinde Mısırda, Füstat şehrinde vefât etti. Resûlullahın hayatını anlatan (İbni İshak sireti)nin şerhı olan (Siret-i İbni Hişam) kitabı çok kıymetlidir. (Siret-i İbni Hişam) tarihini çok kimseler şerh etmiştir. Bu şerhler arasında Süheylinin (Ravd-ül-enf)i ve (Ayni şerhı) meşhurdur. 374, 1079.
448 — İBNİ HÜMAM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kemâleddin Muhammed bin Abdülvahid Sivasi, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 790 [m. 1388] da tevellüd, 861 [m. 1456] de vefât etti. (Hidaye) şerhı olan (Feth-ul kadir) kitabı ve (Tahrir) kitabı çok kıymetlidir. [988] de vefât eden onaltıncı şeyh-ul-İslam Kadı zade Şemsüddin Ahmed efendi (Feth-ul-Kadir)e haşiye yapmıştır. Sekiz cilt olup Mısırda basılmıştır. 1006 [m. 1597] da vefât eden, halveti meşayihinden Ahmed Şemsüddin bin Muhammed Sivasi başka olup (İrşad-ül-avam) ve (Mevlüt-ün Nebî) kitapları meşhurdur. 120, 136, 271, 275, 629, 1113.
449 — İBNİ İSHAK: Muhammed bin İshak, ilk İslam tarihçisidir. 151 [m. 768] senesinde Bağdatta vefât etti. (Siret-i Resûl) kitabını İbni Hişam şerh ederek (Tezhib-i siyer-i İbni İshak) demiş, alman Westenfeld bastırmıştır. (Siret-i Resûl) tarihini çok kimseler şerh etmiştir. Bunlar arasında (Ayni) ve (Süheyli) meşhurdur. Süheyli şerhine (Ravd-ül-enf) denir. Abdurrahmân bin Abdullah-i Süheyli 508 de Endülüste tevellüd ve 581 [m. 1186] senesinde Merraküşte vefât etmiştir. Başka kitapları da vardır. Hadis alimi İbni İshak başkadır.

İBNİ İSHAK-I KİNDİ: Ebû Yusuf Yakup bin İshak-ı Kindi, meşhur felsefecidir. Tıb ve matematikte yüzlerce kitap yazdı. 260 [m. 873] de vefât etti. Babası, Mehdi ve Harun-ür-Reşid zamanlarında Kufe emri idi. Büyük dedesi Eş’as bin Kays Sahabedendir.

İBNİ KAYYIM-İ CEVZİYE: Ebû Abdullah Muhammed bin Ebû Bekr Zer’i, Şamda ibni Teymiyye’nin yetiştirdiği, Hanbeli âlimlerindendir. 691 [m. 1292] de tevellüd, 751 [m. 1350] de vefât etti. Hocasının bozuk fikirlerine kapılmıştır. Çok sayıda kıymetli kitapları da vardır. Tasavvuf büyüklerinin keşflerini, aklı ile çözmeye kalkmış, (Hed-yün-Nebevi) ismi ile meşhur olan (Zad-ül-mead) kitabında Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kâfirlere Cehennemde azap sonsuz değildir, derdi.

İBNİ KESİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İsmail bin Ömer, Şâfiî hadis alimidir. 774 [m. 1372] de Şamda vefât etti. 10 cilt tefsirini hadis-i şeriflerle açıklamış ve kendi görüşlerini de karıştırmış olduğu (Keşif-üz-zunun)da yazılıdır.

İBNİ MACE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Muhammed bin Yezid, hadis âlimlerindendir. (Sünen) kitabı çok kıymetlidir. 209 [m. 824] da Kazvinde tevellüd, 273 [m. 886] de vefât etti.

İBNİ MELEK (veya MELİK) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Adı Abdüllatıftır. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. İzmirin (Tire) kasabasında ders verirdi. 801 [m. 1399] de vefât etti. (Usûl-i fıkıh) kitâbi olan (Menar) şerhı meşhurdur.
455 — İBNİ MENDE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Muhammed bin İshak bin Muhammed bin Yahya bin Mende, hadis alimidir. 310’da tevellüd ve  395 [m. 1005] senesinde vefât etti. (Esma-üs-sahabe) ve (Tarih-i isbehan) kitapları meşhurdur. 1014.
456 — İBNİ MERZUK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed bin Merzuk Şemseddin Ebû Abdullah Tilmsani, Maliki fıkıh alimidir. 711 [m. 1311] de Tilmsanda tevellüd ve 781 [m. 1379] de vefât etti. İBNİ MERZUK, Muhammed bin Ahmed bin Muhammed, birincinin torunu olup 842 de Kahirede vefât etti. Çok kitap yazdı. İBNİ MERZUK, Osman bin Merzuk, tasavvuf büyüklerinden ve Hanbeli idi. 564 de Mısırda vefât etti. 632.
457 — İBNİ MUVAFFIK: Ali bin Muvaffık Bağdâdî, Zinnun-i Mısrînin arkadaşı idi. Yetmiştört hac yaptı. 265 [m. 879] senesinde vefât etti. 1011.
458 — İBNİ NASIR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nasır bin İbrahim bin Nasır Mukaddesi Şamda hadis ve Şâfiî reis-ül-uleması idi. 490 [m. 1097] senesinde vefât etti. (Hucce) kitabı meşhurdur. Çok âlim, mütteki idi. 465.
459 — İBNİ NÜCEYM-İ ÖMER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ömer bin İbrahim ibni Nüceym-i Mısrî, Hanefi fıkıh alimidir. 1005 [m. 1597] senesinde Mısırda vefât etti. Büyük kardeşi ve hocası olan Zeynelâbidin ibni Nüceym-i Mısrî yanındadır. İmâm-ı Nesefinin (Kenz) fıkıh kitabını şerh ederek, (Nehir-ül-faık) adını vermiştir.
460 — İBNİ NÜCEYM ZEYNÜL’ABİDİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zeynelâbidin bin İbrahim ibni Nüceym-i Mısrî, [926] da tevellüd ve 970 [m. 1562] de Mısırda vefât etti. Hanefi fıkıh alimidir. (Eşbah), (Zeyniye), (Kebair) kitapları ve usûl-i fıkıhtan (Menar) şerhı meşhurdur. (Kenz) kitabını şerh ederek (Bahr-ür-raık) adını vermiştir. Yedi cilt olup bir cilt tekmilesi ile ve İbni Âbidinin bunlara Haşiyesi ile birlikte 1311 de Mısırda ve 1393 [m. 1973] de Beyrutta basılmıştır.
461 — İBNİ NUSAYR: On birinci imâm olan Hasan bin Ali Askerinin adamlarından olduğunu söylemiştir. Buna inananlar, kendilerine (Nusayri) dediler. İranda, Irakta ve Suriyede çokturlar. Şiîlerin bir fırkası olduğu (Milel ve Nihal)de yazılıdır. Allah, Hazret-i Ali’ye ve çocuklarına hulul etmiştir. Onların şeklinde görünmüştür. Bâtın esrarını ancak onlar bilir dedi. 259 [m. 873] da öldü.
462 — İBNİ RAVENDİ: Ahmed bin Yahya, İsfehanlı bir yahudi dönmesinin oğludur. Bağdatta Mutezili fırkasında iken, taşkınlık yaparak mülhid olmuştur. Yani mezhepsizdir. Çok hadis uydurmuştur. Yahudilerden para alarak müslümanları aldatıcı kitaplar yazardı. 293 [m. 906] senesinde öldü. 650.
463 — İBNİ SİNA: Ebû Ali Hüseyin bin Abdullah, filozof ve tabib idi. 370 [m. 980] de Buhara civarında tevellüd, 428 [m. 1037] de Hemedânda vefât etti. Arabî ve fârisî, çok kitap yazdı. Vezir iken, işlediği haksız işlerine hastalandığında tövbe etti ise de, eski Yunan filozoflarının küfre sebep olan fikirlerinden sıyrılamadığı, (Muad) ve (Müstezad) kitaplarından anlaşıldığı, İmâm-ı Rabbânî’nin 245. ci ve 266. mektuplarında ve İmâm-ı Gazâlînin (El münkız) kitabında bildirilmektedir.
464 — İBNİ SİRİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Muhammed bin Sirin Tabiîndendir. Basralıdır. [33] de tevellüd, 110 [m. 729] senesinde vefât etti. Hadis alimi ve rüya tabircisi idi.
465 — İBNİSSAATİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Ali Balebeki hanefi fıkıh alimidir. 694 [m. 1294] senesinde vefât etti. (Mecmaul-bahreyn ve Mültekanehreyn) ve bunun şerhi meşhurdur. İbni Saati Muhammed bin Ali başka olup saat imalinde mahir idi. Sultan Nureddin Zenginin emri ile Şamda camii kebir kapısındaki saatları yapmış, 628 [m. 1230] da vefât etmiştir.
466 — İBNİSSERRAC “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr Muhammed bin Sırrı nahiv alimi idi. 316 [m. 928] senesinde vefât etti. Bir de Muhammed bin Saîd vardır ki Endülüste tevellüd, 549 [m. 1155] senesinde Mısırda vefât etti. Maliki idi. Nahiv alimi idi.

İBNİ TEYMİYYE: Ahmed bin Abdülhalim Harrani, Şamda hanbeli fıkıh ve hadis alimi idi. 661 [m. 1263] de Harranda tevellüd, 728 [m. 1328] de Şamda kaledâ habste iken, hastalanarak vefât etti. Çok kitap yazdı. Şiîleri ve eski Yunan filozoflarını reddetti. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısırda iki defa hapsedildi. (El-Ubûdiyyet) kitabında, Allahü teâlânın ismini zikretmenin bidat ve dalâlet olduğunu bildirmekte ve tasavvuf âlimlerine çirkin iftirâlar yapmaktadır. Bu kitabını, Pakistan’da Sadrüddin sâhip isminde bir vehhâbî, urdu diline tercüme etmiş ve 1401 [m. 1981] de, (Hakikat-i Ubûdiyyet) ismi ile neşredilmiştir. Merdan şehrinin kadısı, allame Habîb-ül-Hak Permuli, buna bir rettiye yazarak, (Zikrullah) ismi ile neşreylemiştir. Bu rettiyeye Pakistan âlimleri, takrizler, tasdikler yazmışlardır. İbni Teymiyye’den önce vefât etmiş olan, Tacüddin Ahmed ibni Atâullah İskenderaninin (Miftah-ul-felah fi-zikrillah) kitabı da, bu iftirâları, kuvvetli delillerle, vesikalarla reddetmektedir. Allame İbni Hacer-i Mekki hazretleri (Fetava-yı hadisiye) kitabında, buna, (Allahü teâlânın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir) buyurdu. Camiul-ezherdeki hanefi âlimlerinden Muhammed Bahitin (Tathir-ül-füad min-denisil îtikat) kitabı ve (Et-tevessül-i bin-Nebî ve bis-Sâlihin) ve (Şevahid-ül-hak) ve (Cevahir-ül-bihar) kitapları, İbni Teymiyye’nin dalâlete düştüğünü vesikalarla ispat etmektedirler. İlk iki kitap, 1396 [m. 1976] senesinde, İstanbul’da, ofset yolu ile bastırılmıştır. İkinci kitap (Beraet-ül-Eş’arîyin) adı ile Şamda basılmıştır. (Cevahir)in bu kısmı, (En-nimet-ül-Kübrâ) mevlüt kitabına ek olarak, İstanbul’da bastırılmıştır. (Essırat-ul-müstekim) kitabında, Abdullah ibni Abbas gibi büyük sahabileri tekfir ettiği (Keşfüzzunun)da yazılıdır.

Hindistan’daki büyük âlimlerden Muhammed Abdülaziz Ferharevi, (Nebras) ismindeki şerh-i Akâid şerhınin haşiyesi, 116. sayfasında diyor ki: İbni Hacer Askalani, (Ed-dürer-ül-kamine)de diyor ki (İbni Teymiyye, kabrin-Nebiyi “sallallâhü aleyhi ve sellem” ziyaret için sefere çıkmak haramdır dedi. Ali “radıyallâhu anh” îman ettiği zaman çocuk olduğu için müslümanlığı sahih olmadı dedi. Osman ibni Affan “radıyallâhu anh”, malı çok severdi dedi. (Sünen) kitaplarındaki hadislerden zayıf olanları bile reddetti. Âlimler, bunun hakkında ihtilaf ettiler.) Onu övenlerden, İmâm-ı Zehebi bile (O da insandır. Günahları, hataları elbet olacaktır) dedi. Allame Ahmed ibni Hacer-i Mekki (El-cevher-ül-munzam)da diyor ki (İbni Teymiyye öyle bir kimsedir ki bozuk sözlerine ve çürük vesikalarına, büyük âlimler cevap vermişler ve düşüncelerinin çirkinliğini ortaya koymuşlardır. [Şam, Mısır ve Kudüste kadılık yapmış olan Şâfiî fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed] İzz-ibni Cemaa, onun için, Allahü teâlânın dalâlete sürüklediği, azdırdığı ve zillet gömleği giydirdiği kimsedir. İslam âlimlerine ve bilhassa Hulefâ-i râşidîne karşı ahmakça itirazlarda bulunmuştur demiştir. Aklı noksan olan kimsede irfan bulunur mu?). İmâm-ı Ebül-Hasan Sübki diyor ki (İbni Teymiyye, ilmi aklından çok olan bir kimsedir. Ona Şeyh-ul-İslam diyenin kâfir olacağını söyleyenler vardır.) Celâlüddîn-i Devânî (Akâid-i Adudiye şerhı)nde diyor ki (İbni Teymiyye’nin bazı kitaplarında, Arş kadîmdir dediğini gördüm.) Celâliye yapılan haşiyede, (İbni Teymiye’nin sapık sözleri haddi aşınca, Kahirede Kale-i Cebelde, Kadılkudat Zeynüddin-i Maliki başkanlığında, derin âlimler toplandı. İbni Teymiyye bunlara cevap veremedi. 705 senesi idi. Habsine karar verildi. Şamda ve başka yerlerde, (İbni Teymiyye’ye uyanın malı ve canı helaldir) denildiği (Miratül-cenan)da yazılıdır. Yediyüzyedide tövbe edip, serbest bırakıldı. Sözünde durmadı. Tekrar hapsedildi. Yine tövbe etti. Şamda yerleşti.) Nebrasın haşiyesinden tercüme tamam oldu. İbni Teymiyye’nin (Kaza namazı kılmak lazım değildir. Her hayırlı iş kaza namazı olur) sözü, dalâletinin büyük şahididir.

Büyük âlim Cemalüddin Muhammed Muzcaci, (Hidayet-ül-hâlik) kitabında, Muhyiddin-i Arabî hazretlerini meth ve müdafaa ve İbni Teymiyye’yi red ve ibtal etmektedir. Bu kitap, İstanbul’da Süleymaniye umumî kütüphanesinde, Vehbi efendi kısmında 646 numarada mevcuttur.

İbni Teymiyye, Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklüğünü anlamamış, tasavvufu inkâr etmiş, Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kitapları, kendilerine (Selefiye)ci diyen mezhepsizlere kaynak olmaktadır. Mezhepsizler, onu övmekte, İslam müceddidlerinin piri demektedirler. İbni Teymiyye’nin şaki ve dalâlette olduğu (Seyf-ül-Cebbar) ve fârisî (Talim-üs-sübyan)da da yazılıdır. Abdürrazık paşa diyor ki (Vehhâbîlik, bir bakımdan ibni Teymiyye’ye bağlı olduğu gibi, son asrın İslam müceddidi bilinen Muhammed Abdühteki dinde reform fikirleri de, bir bakımdan, ibni Teymiyye’ye bağlıdır.) Abdürrazık paşa, 1366 [m. 1946] da öldü. Hocası Abdühün ve yardımcısı Reşid Rızanın Camiul-ezherde yaydıkları yıkıcı fikirleri yerleştirmek için uğraşmaları başarısız kaldı. Sudandaki maliki âlimlerinden Tâhir Muhammed Süleyman, (Zâhiretül-fıkıhil-Kübrâ) kitabında diyor ki (İbni Teymiyye’nin sözlerinin kıymeti yoktur. O, dalâlettedir ve müslümanları dalâlete sürüklemektedir. Müslümanların icmaîndan ayrılmış, bidat yolunu tutmuştur. İslam âlimleri, onun dalâlette [sapık] olduğunu, söz birliği ile bildirdi. Kutubüd-Berdiri, (Şerh-i Muhtasar)da, bunu uzun yazmaktadır). (Zâhire)nin ikinci baskısı, 1409 [m.1989]da yapılmıştır. Dal ve mudil olduğu, Savi tefsiri 107. sayfasında de yazılıdır.

Yukarıda adı geçen, bidat sâhibi Ahmed ibni Teymiyye ile Ehl-i sünnet olan Fahrüddin Muhammed bin Ebilkasım ibni Teymiyeyi birbiri ile karıştırmamalıdır. Bu, 542 [m. 1146] de Harranda tevellüd ve 621 [m. 1223] de vefât etmiştir. Hanbeli fıkıh kitabı ve tefsiri vardır.

İBNİ VERDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Zeyneddin Ömer ibni Verdi Halebi, edip ve Şâfiî fıkıh alimidir. 688 [m. 1289] de tevellüd, 749 [m. 1348] da Halebde vefât etti. (Lamiye) kasidesi meşhurdur.

İBNÜRRÜŞD: Kadı Muhammed bin Ahmed ibnürrüşt, âlim değil, Endülüste yetişen bir filozof idi. 514 [m. 1120] de Kurtubada tevellüd, 595 [m. 1198] de Merraküşte vefât etmiştir. Çok kitap yazdı. Kitapları latinceye tercüme edilmiştir. Fransız (Ernest Renan), bunun hayatını, fikirlerini yazmış, bu kitabı üçüncü olarak 1272 [m. 1856] de Pariste basılmıştır. Din bilgilerini, kendi görüşüne göre anlatmış, İmâm-ı Gazâlîye karşı, felsefecileri müdafeada bulunmuştur. Ehl-i sünnet alimi olan Muhammed İbnürrüşt, bunun dedesi idi.

471 — İBRAHİM “aleyhisselâm”: Muhammed aleyhisselâmın dedelerindendir. Ondan sonra, Peygamberlerin en üstünüdür. Halîlullahtır. İshak aleyhisselâmın babasıdır. İshak aleyhisselâmın annesi Sara idi. İsmail aleyhisselâmın da babasıdır. Bunun annesi Hacer idi. İbrahim aleyhisselâmın babası, Taruh adında bir mümin idi. Kâfir olan Azer, üvey babası ve amcası idi. Irakta, eskiden hükümet süren Geldaniler yıldızlara tapardı. Cenâb-ı Hak, bunlara İbrahim aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Ona on suhuf [forma] indirdi. Bunlar Süryani konuşurdu. Süryani yazısı, İslam yazısına benzemektedir. Başşehirleri Babil idi. İnanmadılar. Başları olan Nemrud, onu ateşe attı. Ateş, onu yakmadı. İbrahim “aleyhisselâm”, kardeşinin oğlu Lut “aleyhisselâm” ile amcasının kızı ve zevcesi Sarayı ve kendisine inananları alıp önce Şama, sonra Mısra ve oradan Ken’ân iline gitti. İsmail “aleyhisselâm” ile birlikte Kâbe-i muazzamayı yeniden yaptılar. Yüzyetmişbeş yaşında vefât edip, Kudüste Halîlürrahman civarına defnedildi. 30, 343, 354, 356, 364, 373, 375, 379, 386, 387, 389, 390, 391, 420, 482, 488, 677, 683, 740, 757, 769, 779, 988, 1079, 1110, 1122, 1123, 1130, 1139, 1154, 1182.
472 — İBRAHİM “radıyallâhu anh”: Resûlullahın oğullarının üçüncüsü ve bütün çocuklarının sonuncusudur. Herakliüsun Mısır valisi olan Mukavkasin hediye gönderdiği Mariyenin oğludur. Hicretin sekizinci senesi tevellüd edip, birbuçuk yaşında iken, vefât etti. Hasta iken, Resûlullah kucağına alıp mübarek gözlerinden yaş akardı. Vefâtı için güneş tutuldu dediler. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” bunu işitince, (Ay ve güneş Allahü teâlânın varlığını ve birliğini gösteren iki mahlukudur. Kimsenin ölmesi, kalması ile tutulmazlar. Onları görünce Allah’ı hatırlayınız!) buyurdu. İbrahim vefât edince, (Ya İbrahim! Ölümüne çok üzüldük. Gözlerimiz ağlıyor, kalbimiz sızlıyor. Fakat, Rabbimizi gücendirecek bir şey söylemeyiz) buyurdu. Mariye hatun müslüman olup hicretin onaltısında Medinede vefât etti. Cenaze namazını Ömer “radıyallâhu anh” kıldırdı.

İBRAHİM AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Üçüncü Murad hanın babüsseade ağasıdır. Haydarpaşa ile Koşuyolu arasında bir mescidi vardır. 988 [m. 1580] senesinde yapılmıştır. Sürre alayları hacca giderken, burada vedâlaşırlardı.

474 — İBRAHİM BİN ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Hasanın soyundandır. Halife olmak istedi. Mensur askeri ile yaptığı savaşta 145 [m. 763] senesinde şehit edildi. 444.

475 — İBRAHİM BİN ETHEM: Belh padişahının veya kızının oğludur. Babası Ethemdir. Ömerül-Fâruk neslindendir. Şamda Çeştiye Evliyâsının büyüklerindendir. [96] da tevellüd, 162 [m. 779] senesinde vefât etti.

476 — İBRAHİM BİN ŞEYBAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kazvinlidir. Sûfiyye-i aliyyedendir. İbrahim-i Havvasın arkadaşı idi. 337 [m. 949] de vefât etti.

İBRAHİM HAKKI “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyedendir. Erzurumda, Hasan kale kasabasında tevellüd, 1195 [m. 1781] senesinde Siritte, Tilloda vefât etti. Kadri idi. Fakirullah İsmail Tilevinin halifesidir. (Mârifetname) kitabı ve 1263 [m. 1846] de divanı basılmıştır. 187, 541.

İBRAHİM HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan İbrahim, İslam halifelerinin 83.sü ve Osmanlı padişahlarının 18.sidir. I. Ahmed Han ile Mah-ı peyker kösem Sultanın oğludur. 1024’te tevellüd etti. 1049 [m. 1640] da halife oldu. 1058 [m. 1648] de şehit edildi. Girid adasının fatihidir. Dinine çok bağlı olduğu için, kâfirler, bunu çok kötülediler. Yalan hikayeler uydurdular. Gençleri aldattılar.

479 — İBRAHİM-İ HAVVAS “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Cüneyd-i Bağdâdînin Ashâbından idi. 291 [m. 903] de Rey şehrinde camide vefât etti. Babası İsmaildir. Havvas, hurma yaprağından, zenbil dokuyucu demektir. 685, 686.
480 — İBRAHİM-İ MÜTEFERRİKA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Macar iken İslam dinini tercih etmiş, müslüman olmuştur. [1139] da ruhsat alıp, metal harfler dökerek ilk İslam matbaasını kurmuştur. En önce (Vankuli) lügatini bastı. İlm ve fen adamı idi. Latinceden tercümeleri ve fenni kitapları vardır. 1158 [m. 1744] senesinde vefât etti. 542.
481 — İBRAHİM-İ NEHAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Fıkıh âlimlerindendir. Hamadın hocası idi. Hamad da, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin hocası idi. 96 [m. 715] senesinde Kufede vefât etti. 211, 268, 439, 1077, 1106.
482 — İBRAHİM PAŞA (Damad) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bosnalıdır. 991 [m. 1582] de Mısır valisi oldu. Derezileri terbiye etti. 992 [m. 1583] de sultan üçüncü Muradın damadı oldu. 1004 [m. 1595] de sultan üçüncü Muhammedin sadr-ı Âzamı [Başvekili] oldu. 1010 [m. 1601] senesinde vefât etti. Şahzade camii şerifi yanındaki türbededir. 487.
483 — İBRAHİM PAŞA (Damad) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nevşehirlidir. Üçüncü Ahmed hanın damadı ve sadr-ı Âzamı idi. 1143 [m. 1730] de, patrona Halîl isyanında şehit edildi. Şahzade başında yaptırmış olduğu mescid yanındadır. Çengelköyünde, kuleli lisesi önündeki camii İbrahim paşanın damadı, kaptan-ı derya Kaymak Mustafa paşa 1137 [m. 1724] de yaptırdı. 1143 [m. 1730] de patrona Halîl isyanında şehit edildi. Divan yolunda Parmakkapı Kara Mustafa paşa medresesi kabristanındadır. Üsküdarda (Kaptan paşa camii)ni de 1140 [m. 1727] da bu yaptirmiştir. 1092, 1100.
484 — İBRAHİM PAŞA (Kavalalı) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mehmed Ali paşanın büyük oğlu idi. 1204 [m. 1789] de Kavalada tevellüd, 1265 [m. 1848] de Mısırda vefât etti. Cidde valisi oldu. Sultan Mahmud hanın emri ile vehhâbîlerle harp etti. 1233 [m. 1818] sonunda, başşehirleri Der’iyeyi aldı. Vehhâbîler, sonra Riyadı hükümet merkezi yaptılar. Sonra Mora isyanını bastırdı. 1247 [m. 1831] de de sultan ikinci Mahmuda isyan ederek Suriyeyi aldı. Kütahyaya kadar geldi. 1248 [m. 1832] de Suriye ve Adana, Mısra verildi. 1264 [m. 1847] de tekrar isyan etti ve ilerledi ise de, İngiltere işe karışıp Suriyeyi Osmanlılara bıraktı. 1262 [m. 1845] de, babası Mısırın idaresini buna bıraktı. 1265 [m. 1848] de halifeden, müstekıl Vâli demek olan (Hidiv) unvanını aldı ise de, o senede babasından birkaç ay evvel vefât etti. Yerine Tosun paşanın oğlu birinci Abbas hidiv oldu. Bu da 1271 [m. 1854] de vefât edince, yerine İbrahim paşanın oğlu Saîd paşa geçti. Saîd paşa 1238 [m. 1822] de tevellüd etti. Süveyş kanalını ve Port Saîd şehrini yaptırdı. 1280 [m. 1863] de vefât etti. Yerine kardeşi İsmail paşa hidiv oldu. 17. sırada Abdülhamid Han (I) adına bakınız! 1062.
485 — İDRİS “aleyhisselâm”: Şit aleyhisselâmın torunlarındandır. Allahü teâlâ, buna otuz sayfa [forma] gönderdi. Eski Yunanlıların Hermens dedikleri kimse ve daha sonraki filozofları, fizik, kimyâ ve tıb bilgilerini, İdris aleyhisselâmın kitabından çaldılar. Kalem ile kitaplar yazan ve iğne ile dikiş diken budur. Daha önce, deriden elbise giyilirdi. Diri olarak göğe kaldırıldı. 79, 81, 356, 482, 525, 737, 1157.
486 — İLYAS: Resûlullahın 17. babasıdır. Kâbeye sel basınca yese düştüğü için İlyas denildi. Kâbeye kurban kesmek bundan kalmıştır. Hac yaparken belinde Resûlullahın tekbîr, telbiye sesini işitirdi. 390.

488 — İMADÜDDİN-İ ZENGİ: Atabek sultanlarından üçünün ismidir. Birincisi, Musulda ve Halebde hükümet süren Atabek devletinin kurucusudur. Selçuk hükümdarı sultan Mahmud bin Muhammed bin Melikşahın Musulda valisi iken 521 [m. 1127] de Halebi aldı. 524 [m. 1130] de Haçlılarla harp edip gâlip geldi. 19 yıl hükümet sürüp 540 [m. 1146] senesinde vefât etti. Mülkü ikiye ayrıldı. Oğlu Nureddin Mahmud Zengi Haleb sultanı oldu. Diğer oğlu, Kütbüddin Mevdud, Musul sultanı oldu. İkinci İmadüddin bin Kutubüddin Mevdud Zenginin babası, [565] de ölünce, kardeşi Seyfüddin bin Kutubüddin, sonra diğer kardeşi İzzeddin Mesut, Musul sultanı, İmadüddin de Sincar sultanı oldular. Haleb sultanı İsmail Sâlih bin Nureddin [577] de vefât edince, İmadüddin Haleb sultanı oldu. [592] de vefât edince, yerine oğlu Kutubüddin Muhammed geçti. İzzeddin Mesut [589] da vefât edince, oğlu Nureddin Arslan Şâh, Musul sultanı oldu. Bedreddin Lülü, bunun kölesi idi. Bu da 607 [m. 1210] de vefât edince, yerine oğlu Kahir İzzeddin Mesut geçti. Bu da  617 [m. 1220] senesinde vefât etti. Yerine oğlu ikinci Arslan Şâh geçti. Bu on yaşında olduğundan, Lülü idareyi eline aldı. Az zamanda Arslan Şâh ölünce, oğlu üçüncü İmadüddin, Nusaybin ve Hakkaride sultan oldu. İmadüddinin zevcesi, Erbil hakimi Muzafferüddin Ebû Saîd Kükburinin kızı idi. Kükburi, mevlüt cemiyetleri yapmakla meşhurdur. Bunun zevcesi Râbia hatun, Salahuddin-i Eyüpinin hemşiresi idi. İmadüddin ile birleşerek Bedreddini mağlub ettiler. İmadüddinin mülkü genişledi. Bedreddin Lülü şeyh Hasan-ı Yezidi üzerine gönderildi. Yezidiler dağıldı.
489 — İMÂM-I RABBANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Abdülehad, derin âlim, büyük Velî idi. Müctehid idi. İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Tasavvuf bilgilerinin mütehassısı idi. Âlimlerin önderi, Velilerin baş tacı idi. (Mektûbât) kitabı, üç cilt olup 536 mektubunun toplanmasından meydana gelmiştir. Kelam, fıkıh bilgilerini ve Resûlullahın güzel ahlakını açıklıyan bir deryadır. Bu deryadan inci mercan çıkarmak, ancak usta dalgıclara nasip olur. Fârisî aslı Hindistan’da ve Afganistanda basılmış ise de, 1392 [m. 1972] senesinde Pakistan’da basılmış olanı pek nefistir. Bu fârisî baskının, fotokopisi 1397 [m. 1976] senesinde, İstanbul’da gâyet nefis olarak bastırılmıştır. Fârisî el yazması, İstanbul Beyazıt kütüphanesinde [1790] sayıda ve Süleymaniyenin çeşitli kısımlarında vardır. 971 [m. 1563] de Hindistan’da, Serhend şehrinde tevellüd etti. Ömrünün sonuna doğru, mezhepsizlerin iftirâları üzerine, 1027 senesinde Selim Şâh tarafından Gwaliyar şehrinde hapsedildi. [1029] da çıkarıldı. Bin rupye ihsan olunup, iki sene daha askerde kaldı. Kış aylarında nefes darlığı olurdu. [1624] Kanun-ı evvel [aralık] ayının onuncu ve 1034 Safer ayı 29. salı günü, Serhentte vefât etti. Evinin yanına defnedildi. Afganistan padişahı Şâh-i zaman, imâm için büyük ve çok sanatli bir türbe yaptırdı. İki oğlu Muhammed Sâdık ve Muhammed Saîd de bu türbededirler. Şâh-i zaman, on metre uzaktaki türbede zevcesi ile birliktedir.
(Mektûbât) kitabını Muhammed Murad-ı Kazânî fârisî dilinden arabîye tercüme etmiştir. Bundan seçilen 194 ve fârisî (Mektûbât)dan seçilen 151 mektup (Müntehabat) adı ile iki kitap halinde bastırılmıştır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hâl tercümesi, Muhammed Haşim-i Keşmi tarafından fârisî olarak yazılmış, buna (Berekât) veya (Makamat-i Ahmediye) ve (Zübdetü’l-makamat) denilmiştir. Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin torununun oğlu olan Gulâm Muhammed Mâ’sûm’un torununun torunu Hâce Muhammed Fadlullah, (Umdetü’l-makamat) adındaki fârisî kitabında, dedelerinin hayatlarını uzun bildirmektedir. 1397 de Kabilde ve 1416 [m.1996] da İstanbul’da basılmıştır. 99. sayfasında diyor ki (İmâm-ı Rabbânî’nin 14. dedesi Şihâbüddîn Ali Ferruh Şâh, Gaznevi sultanlarının Kabil valisi idi. Gaznevi hükümeti yıkılıça, Kabilde hükümet reisi oldu. Birkaç sene sonra, hükümeti terkederek, tasavvufta çalışarak büyük velî oldu. Kabil civarında medfundur. Mahdum-ı cihaniyan Seyyid Celâlüddîn-i Buhârî Buharadan Hindistan’a gelirken, damadı ve halifesi olan İmâm-ı Refiüddini beraber getirdi. İmâm-ı Refiüddin, İmâm-ı Rabbânî’nin altıncı cettidir. Delhi sultanı Firuz Şahın emri ile ormanlık olan Serhendî şehir haline koydu. Şehir haricindeki türbededir. İmâm-ı Rabbânî’nin validesi de burada medfundur). Muhammed Fadlullah, [1238] de Kandiharda vefât etti. Bedrüddin-i Serhendînin fârisî (Hadarat-ül-kuds) kitabında da, hâl tercümesi uzun yazılıdır. Bu kitap 1391 [m. 1971] de Pakistan’da çok güzel basılmıştır. İstanbul Beyazıt kütüphanesinde [1788] sayıda el yazısı ile vardır. Hâce zade Ahmed Hilmi efendinin İstanbul’da [1318] de basılan türkçe (Hadika-tül-evliyâ) kitabı da, İmâm-ı Rabbânî’nin ve üstadlarının hayatlarını ve kerâmetlerini uzun bildirmektedir.
Şâh-ı Dehlevî Gulâm Ali Abdullah “kuddise sirruh”, talebesinin büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdîye “kuddise sirruh” gönderdikleri bir mektupta, Mevlânânın derece ve faziletlerini uzun uzun anlattıktan sonra, İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hakkında şöyle buyuruyor: (Âlimler ve arifler söylemişler ve yazmışlardır ki İmâm-ı Rabbânîyi sevenler, mümin ve mütteki olanlardır. Sevmeyenler de, münâfık ve şakilerdir. İslam memleketleri hazret-i Müceddidin feyiz ve nurları ile doldu. Bütün müslümanlara, hazret-i Müceddidin “rahmetullâhi aleyh” nimetlerine şükür ve hamd etmesi vâcib oldu.) Başka bir mektubunda, (İnsanda bulunabilecek her kemâli, her üstünlüğü, Allahü teâlâ, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine vermiştir. Vermediği yalnız Peygamberlik makâmı kalmıştır) demiş ve aşağıdaki rubaiyi yazmıştır:
Her letâfet ki nihan bud pes-i perde-i gayb,
heme der sûret-i hub-i tu ıyan sahte end,
Herçi ber safha-i endişe keşed kilk-i hıyal,
şekil-i matbui tu ziba-ter ezan sahte end.
1394 [m. 1974] senesinde, Pakistanın Şeyhufure şehrinde, Urdu dili ile basılmış olan (Meslek-i Müceddid) kitabında ve (El-Hadaik-ul-verdiye) kitabında da, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hâl tercümesi yazılıdır. Bu iki kitaptaki hâl tercümeleri bir arada olarak, 1396 [m. 1976] senesinde, İstanbul’da ofset yolu ile bastırılmıştır.
Muhammed bin yar Muhammed Burhanpurinin (Atıyet-ül-vehhab El-fasılatü beynel-hakkı vessavab firreddi alelmuterıdı aleşşeyhi Ahmed-el-Fârukî) kitabında kerâmetleri yazılıdır. Bu kitap, Arabî Mektûbâtın üçüncü cildi haşiyesinde basılmıştır. Muhammed beg 1110 [m. 1698] da vefât etti.
İmâm-ı Rabbânî’nin fârisî (Redd-i revafıd) kitabı ve türkçe tercümesi ve (İsbat-ün-nübüvvet) ve (Mebde ve mead) kitabı İstanbul’da neşredilmiştir. (Adab-ül-müridin), (Talikat-ül-Avârif), (Tehlîliye), (Şerh-ı rubaıyat-i Abd-il-Bâkî), (Meârif-i ledünniye), (Mükaşefat-i gaybiye) ve başka eserleri de vardır. (Çehl hadis-i mübarek) risalesi, (Mükaşefat) kitabının sonunda basılmıştır.

490 — İMAM-ÜL-HAREMEYN: İki tanedir. Biri, hanefi âlimlerinden Ebû Muzaffer Yusuf Cürcanidir. İkincisi, Abdülmelik bin Abdullah Nişapuri olup Şâfiî hadis ve fıkıh alimidir. [419] da Nişapurda tevellüd ve 478 [m. 1085] de orada vefât etti. Uzun zaman Bağdatta, Mekkede ve Medinede bulundu. Vezir Nizamül-mülk bunun için Nişapurda medrese yaptı.

491 — ÎSÂ “aleyhisselâm”: İnsan idi. Peygamber idi. Allahü teâlâ, Onu babasız yarattı. Annesi hazret-i Meryem, Hunnenin kızı idi. Hunne, Imranın hem üvey kızı, hem zevcesi idi. Kudüsün Beyt-i Lahm kasabasında tevellüd etti. Annesi yirmi yaşında idi. Rum Kayserinin Şamda valisi olan Herdüs, babasız doğduğu için, ikisini öldürmek istedi. Meryemin amcası oğlu Yusuf Neccar, bunları Mısra götürdü. On iki sene sonra, Herdüsün öldüğünü haber alınca, Şâmin Nasra kasabasında cebel-i Halîl köyüne getirdi. 30 yaşında Peygamber oldu. 33 yaşında, diri olarak göğe kaldırıldığı, bütün İslam kitaplarında yazılıdır. Kendisine az kimse inandı. Kıyamet yaklaşınca Şamda, Ümeye camii minaresine inecek, evlenecek, çocukları olacak, hazret-i Mehdi ile buluşacak, 40 sene yaşayıp, Medinede vefât edip, Hucre-i saadete defnedilecektir. Allahü teâlâ, buna (İncil) kitabını gönderdi. İncilde Allahü teâlânın bir olduğu, Îsâ aleyhisselâmın, Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğu, ahir zamanda, Ahmed isminde bir Peygamber geleceği yazılı idi. Bolüs [Pavlos] isminde bir yahudi, İsevi görünüp, Havariler arasına karıştı. Îsâ aleyhisselâmdan sonra, ilk işi, hakiki İncili yok etmek oldu. Havarilerden olan Barnabas, Îsâ aleyhisselâmdan gördüklerini ve işittiklerini doğru olarak yazdı ise de, Bolüs bunun yayılmasına mâni oldu. Daha sonra, bozuk İncil kitapları her yere yayıldı. Kitabın sonundaki isim cedvelinde Barnabas ismine bakınız! Şimdi elde bulunan İnciller birbirlerine benzemiyor. Katolikler, ortodokslar ve protestanlar, hep başka başka İnciller okuyorlar. Birbirlerini beğenmiyorlar. Îsâ aleyhisselâm kendisine inananlar arasından on iki kişiyi seçti. Bunlara (Havari) denir. Yahudilerin çoğu inanmadı. Kendisine ve annesine çok kötü şeyler söylediler. Îsâ aleyhisselâm göğe çıkarıldıktan 40 sene sonra, Romalılar Kudüse hücum etti. Yahudilerin çoğunu öldürdü, bir kısmını da esir ettiler. Şehri yağma ettiler. Kitaplarını yaktılar. Yahudiler, sonra hakir, zelil oldular.

İSHAK “aleyhisselâm”: İbrahim aleyhisselâmın ikinci oğludur. İshak, (gülüyor) demektir. Annesi Saranın gençlikte çocuğu olmamıştı. İhtiyarlıkta, çocuğu olacağı, Allah tarafından müjdelenince, şaşırıp güldüğü için oğluna bu isim verilmişti. Bunun da, İys ve Yakup adında iki oğlu oldu.
493 — İSHAK BİN RAHEVEYH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefi âlimlerindendir. [161] de tevellüd, 233 [m. 848] senesinde vefât etti. 211.
494 — İSHAK EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tokatlıdır. Şeyh-ul-İslam Mustafa Sabri efendinin amca zadesidir. Onun gibi Kayseri medresesinde Divrikli hacı Emin efendiden ders okumuştur. Hurufilerin iç yüzünü bildiren türkçe (Kaşif-ül-esrar) kitabı ve yetmiş iki fırak-ı dalleyi açıklıyan kitabı meşhurdur. 499, 501.
495 — İSHAK EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Harputludur. 1309 [m. 1891] de vefât etti. Hıristiyanlara cevap olarak, (Dıya-ül-kulûb) ve (Şems-ül-hakika) kitaplarını yazmıştır.
496 — İSKENDER: Üç İskender vardır: 1- Makedonya kralı Filipin oğludur. Milattan [356] sene önce tevellüd, [323] sene önce 33  yaşında vefât etti. On üç yaşında Aristonun terbiyesine bırakıldı. Yirmi yaşında hükümdar oldu. Yunanistanı, İran ve Anadoluyu aldı. Ayaş yanında Darayı esir aldı. Suriye ve Mısırı aldı. İskenderiye şehrini yaptı. Erbilde Darayı ikinci defa bozguna uğrattı. Dara kaçarken öldü. Horasan, Hirat ve Belhi de aldı. Bu zaferleri, ahlakını bozdu. Zulme başladı. İşret ve sefahetle öldü. 2- İkinci İskender, çok eski Yemen hükümdarı olup birinci İskenderden ikibin sene önce idi. Çine kadar gitmişti. Adı Münzir idi. 3- Üçüncü İskender, Kurân-ı Kerîmde Zülkarneyn adı ile bildirilen, mübarek bir zâttır. Peygamber veya Evliyâdandır. Doğuya ve batıya gittiği için Zülkarneyn denildi. Yafes soyundan idi. Hızır “aleyhisselâm” bunun kumandanlarından idi ve teyzesinin oğlu idi. Birinci ve ikinci İskenderlerden önce idi. Hazret-i İbrahim ile görüştü. Duâsını aldı. Avrupa ve Asya kıtalarının bir kısmına mâlik oldu. Asyanın şark şimalindeki yani kuzey doğusundaki mümin türklerin ricası üzerine Yecuc ve Mecuc kavminden korunmak için büyük duvar yaptı. Bu sed, iki dağ arasında, altı kilometre uzunluğunda, yirmi beş metre genişlik ve yüz metre yükseklikte idi. Taş ve demirden yapıldı. Bugün, bilinen Çin setti başkadır. Yecuc ve Mecuc sed arkasında kaldı. Setten dışarı kalanlar, türklerdir. Tarihler, hatta bazı tefsirler, bu üç İskenderi birbiri ile karıştırmaktadır.

İSMAİL “aleyhisselâm”: İbrahim aleyhisselâmın büyük oğludur. Annesi, Firavunın hediye etmiş olduğu Hacer adındaki cariyidir. Haceri oğlu ile Kudüsten Mekkeye götürdü. Kendi geri döndü. Annesi su ararken, yatan çocuğu tepindi. Ayaklarının vurduğu, yahut Cebrâil aleyhisselâmın vurduğu yerden Zemzem suyu çıktı. Konuşmaya başlayınca, bunu kesmesi için İbrahim aleyhisselâma emir verildi. Bıçak boğazını kesmedi. Üzülüp taşa vurdu. Taşı kesti. Sonra gökten gönderilen koçu kurban etti. Büyüdükte babası ile birlikte Kabenin yerini bulup, temelinden yaptılar. Sonra, Mekkeye Yemenden Cürhüm kabilesi gelip yerleşti. Bunlardan kız aldı. Bunlara Peygamber oldu. Bunun dini, İslamiyete kadar doğru olarak, devam etti. Muhammed aleyhisselâmın bütün dedeleri, bunun soyundan ve bunun dininden idi. İsmail aleyhisselâmın ve validesi hazret-i Hacerin, Kâbe-i muazzama şimal duvarı önündeki Hatim denilen yerde medfun oldukları, (Dürr-ül-muhtar)da yazılıdır.

İSMAİL AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: III. Ahmed Han zamanında, 56. Şeyh-ul-İslam idi. Alaiyelidir. 1136’da Fatih Çarşambasında (İsmail ağa camii)ni yaptirmiştir. 1137 [m. 1724] de vefât etmiştir. Camiin yanındadır. İsmail ağa mescidi, iki kat olup eni, boyu ve yüksekliği Kabenin eni, boyu ve yüksekliği kadardır.

İSMAİL BİN ABDÜLGANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nablüslüdür. Önce Şâfiî idi. Sonra Hanefi oldu. 1062 [m. 1652] de vefât etti. Hanefide 12 cilt (Dürer şerhi) ve Şâfiîde, İbni Hacerin (Tuhfe)sine haşiyesi vardır.

İSMAİL HAKKI “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyeden, Celveti meşayihindandır. 1063 [m. 1652] de Aydosta tevellüd edip Üsküdarda Atpazarında Osman efendiden hilafet aldı. 1137 [m. 1725] de Bursada vefât etti. Çok kitap yazdı. (Kenz-i mahfi)si meşhurdur. Tütün içmeye önceleri haram diyordu. Sonra, mubah dedi. (Ruh-ul-beyan) tefsiri 10 cilt olup Beyrutta ve İstanbul’da 1389 da bastırılmıştır. Üsküdardaki Ahmediye camiinde Cuma vaizı idi. Bu camii [1134] de tersane emini Ahmed ağa yaptirmiştir.

İSMAİL İSFEHANİ: İsmail bin Muhammed Kavvamüssünne, hadis alimidir. [459] da tevellüd, 535 [m. 1141] senesinde vefât etti. Çok kitap yazdı.

İSMAİL MER’AŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Fıkıh âlimlerindendir. Tütün içmek haram değildir derdi.

İSMAİL PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bağdatlıdır. Jandarma genel kumandanlığı ikinci şube müdirliğinden emekli iken 1339 [m. 1921] da vefât etti. (Keşif-üz-zünun) kitabına iki zeyl [ek] yapmış, ayrıca iki cilt (Esma-ül-müellifin) kitabını yazmıştır. Hepsi arâbidir. 1941-1955 de İstanbul’da basılmıştırlar. Bunlar için 30 seneden fazla çalışmıştır.

İSMAİL SİVASİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh Şemseddin-i Sivasinin kardeşinin torunudur. 1048 [m. 1639] senesinde vefât etti.

İŞBİLİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülhak, Endülüste Maliki âlimlerindendir. [510] da tevellüd, 582 [m. 1187] senesinde vefât etti.

İTKANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Lutfullah bin Emir Ömer, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. [685] de tevellüd, 758 [m. 1356] de Mısırda Kahirede vefât etti. (Gâyet-ül-beyan) adındaki (Hidaye) şerhı meşhurdur.

ITRİ: Mustafa Itri efendi, sultan üçüncü Muhammed Han zamanında bulunan musiki meraklısı idi. Tekbîri segah makâmına besteledi. 1039 [m. 1630] senesinde vefât etti. Edirnekapıda Eyüp sultana inen yolun sağındadır.

510 — KAB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın sekizinci babasıdır. Lüvey’in oğlu ve Galipin torunudur. İlk olarak Cuma günleri Kureyşlileri toplayıp hutbe okuyan budur. Kendi soyundan Peygamber geleceğini söyler, ona yetişeceklerin îman etmelerini emrederdi. Söylediği şiir ve sözleri meşhurdur. 390, 1129, 1151.
511 — KAB “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdandır. 641.
512 — KAB-ÜL-AHBAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiîndendir. Yemen yahudisi iken imana geldi. Tevrat alimi idi. 32 [m. 652] senesinde Humusta vefât etti. 699.
513 — KADİ ADUD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdurrahmân bin Ahmed Adud-üd-din-i İci [700] senesinde Şirazda İc kasabasında tevellüd, Faris velâyetinde kadı [hakim] oldu. 756 [m. 1354] da vefât etti. (Mevakıf) kitabını Seyyid Şerif-i Cürcani şerh etti. Hasan Çelebi, Kara Kemâl ve Celâleddîn-i Devânî ve Abdülhakîm-i Siyalkuti birer haşiye yaptı. Kendi (Mevakıf)ını kendisi kısaltarak, (Cevahir) adını vermiştir. Şemseddin-i Fenâri, (Cevahir)i şerh etti. 1048.
514 — KADİ BEDRÜTTİN MUHAMMED: Kadı Bedrüddin Muhammed bin Abdullah-i Şebli, Trablusta ve Şamda Hanefi kadısı idi. Yediyüzaltmışdokuz 769 [m. 1367] da vefât etti. (Akam-ül-mercan) ve başka kitapları vardır. 741.
515 — KADİ HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hasan bin Mensur Fergani, 592 [m. 1196] de vefât etti. Şerhleri ve (Haniye) isminde bir fetva kitabı meşhurdur. Hanefi fıkıh alimidir. Fetavası çok kıymetli olup (Fetavayı Haniye) ve (Mecmua-yı Haniye) de denir. 1310 hicri senesinde Mısırda basılan (Fetava-yı Hindiye)nin kenarında basılmıştır. 1393 [m. 1973] de ofset tariki ile yeniden basılmıştır. 133, 247, 282, 444, 768, 1028, 1032.
516 — KADİ IYAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Musadır. Malikidir. Hadis alimidir. [476] da tevellüd, 544 [m. 1150] de Merraküşte vefât etti. Çok kitap yazdı. (Meşarik-ul-envar) adındaki hadis kitabı ile (Şifa) kitabı pek kıymetlidir. Çeşitli şerhleri yapılmıştır. 262, 458.
517 — KADİ-ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Emin bin Abdullah, [1133] de tevellüd, 1197 [m. 1783] senesinde vefât etti. (Birgivi vasiyetnamesi)ni şerh etti. (Amentü şerhı) olan (Feraid) kitabını yazdı. İkisi de çok kıymetlidir. 108, 110, 140, 164, 395, 431, 434, 435, 462, 613, 740, 743, 908, 1007, 1019, 1020, 1023, 1044, 1170.
518 — KADİ-ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemseddin Ahmed bin Mahmud efendi, Osmanlı şeyh-ul-İslamlarının onaltıncısıdır. Dokuzyüz onsekizde tevellüd, dokuzyüzseksensekiz 988 [m. 1580] senesinde vefât etti. Kabri küçük Karamandadır. Çivi-zadeden ve Ebussuud efendiden okudu. (Hidaye) şerhı olan (Feth-ul-kadir)e tekmilesi, (Miftah) ve (Tecrid) şerhlerine haşiyeleri çok kıymetlidir. (Feth-ul-kadir), (Vekalet) bahsine kadar olup sonra (Tekmile) başlamaktadır. İkisi birlikte sekiz cilt halinde 1318 de Mısırda basılmış ve 1388 [m. 1968] de Beyrutta fotokopisi yapılmıştır. Kenarına da, (İnaye) kitabı ve Sadi Çelebinin buna yaptığı haşiye basılmıştır. 858, 1114.
519 — KADİ-ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Ârif efendi, 1173 [m. 1759] senesinde vefât etti.
520 — KARABAŞ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Karabaş Tecvid kitabının sâhibi olarak üç kişi vardır. Bunlardan birincisi, Kastamonili şeyh Şaban-ı Velî silsilesinden Ali efendidir. 1097 [m. 1685] senesinde vefât etmiştir. İkincisi, Ahmed efendi, Eyüpte Şâh sultan türbesinin Eyüp tarafında, Defterdar caddesi üzerindeki türbesindedir. Başvekil Adnan Menderes, Camileri ve türbeleri tâmir ederken, bunu da yenilemiştir. Üçüncüsü, Abdurrahmân Karabaş efendidir. Karagümrükte Karabaş mescidini yaptırdı. 940 [m. 1534] senesinde vefât etti. Mihrabı önündeki türbesindedir. Bu mescid yanında, Öküz Mehmed paşa camii vardı. Câmi yapılırken, taş taşıyan arabanın öküzü sakatlanınca, paşa yerine girip arabayı çektiği için, bu isimle şeref duymuştur. I. Ahmed hanın Sadr-ı Âzamı idi. 1029 [m. 1620] da Halebde vefât etti. 1156.
521 — KARAFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şihab-üddin Ahmed bin İdris Karafi, Maliki fıkıh alimidir. [626] da tevellüd ve 684 [m. 1285] de Mısırda vefât etti. Çok kitap yazdı. 632.
522 — KARAMANİ KEMÂLETTİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İsmail Kemâleddin, Hanefi âlimlerindendir. 920 [m. 1514] de vefât etti. (Şerh-i mevakıf)a ve (Vikâye)ye haşiyesi ve (Beydavi tefsiri)ne ve (Keşşaf)a şerhleri meşhurdur.
523 — KARLAYL [Carlyle]: İngiliz müsteşriklerindendir. Aleksi Karlayl 1176 [m. 1762] da tevellüd, 1220 [m. 1805] de vefât etti. Arabiyi Bağdatta öğrendi. Kembric üniversitesinde Arabî profesörü idi.
524 — KARLAYL [Carlyle]: İngiliz yazarlarındandır. Thomas Karlayl 1210 [m. 1795] da tevellüd, 1298 [m. 1881] de vefât etti. Fransız ihtilalini, büyük Friedrich tarihini yazdı. (Kahramanlar ve kahramanlara saygı) kitabında, Muhammed aleyhisselâmın üstünlüğünü, başarılarını uzun yazmakta ve çok övmektedir.
525 — KARL MARX: Sosyalizm rejimini ortaya çıkartan bir Alman yahudisidir. 1233 [m. 1818] de tevellüd etti. 1300 [m. 1883] de öldü. Sosyalizm, bir iktisadi metot diyerek kuruldu. Tatbikadde tiranlığa, diktatörlüğe döndü. Komünistliğe yol açtı. Sosyalizm, işçinin, çiftçinin doymasını sağlamadı. Şarlatanların, nutk çekenlerin, akademik aydınların yüksek mevki bol maaş almalarına yaradı. Bunlar da dizgini ellerinden kaçırmamak için, dine, İslamiyete, aileye, cemiyetlerin canlı kaynaklarına saldırdılar. İnsan haklarını yok etmek için çalıştılar. İlk sosyalist devlet olan Rusyada, kendi milletini ve bütün dünyayı aldatmak ve korkutmak için, ağır sanayi, aya gitmek gibi ilerlemeler gösterilmektedir. Fakat, iktisadın asıl gayesi olan (sosyal refah) elde edilememiştir. Sovyet rejimi, fezaya insan yollıyabilmek için, halkın günlük çorbasını azalttı. Millete leş yedirdi. Doymayan halk, Gagarin ve Sputnikten önce, ne yiyeceğini, ne cezaya çarptırilacağını düşündü. Fertin her hakkını elinden alarak, her şeyi devlet kapitalizminin eline vermeyi isteyen Marx usulü, Rusyada da, liberalizmden alınan çarelerle değiştirildi. Sovyet idarecileri, Marksist iktisadi gidişe (geri dön) emrini vermek zorunda kaldılar. Birçok fabrikalar, liberal nizamda olduğu gibi, kar esasına göre çalışmaya başladı. [m. 1917] den beri Moskova meydanlarında Marksın, Engelsin ve Leninin dev gibi heykellerinde putlaşan komünizm, silinmekte, yerini ilâhî hak dinin gösterdiği ticaret ahkâmina yakın olan liberalizme bırakmaktadır. Hak gelmekte, batıl uzaklaşmaktadır. 523, 524, 526, 792, 1098, 1126, 1130.
526 — KARUN: Mûsâ aleyhisselâmın ümmetinden ve akrabasından idi. Ondan kimyâ öğrenerek, çok mal mülk sâhibi oldu. (Tevrat)ı pek iyi okurdu. Fakir iken iyi huylu idi. Zengin olunca kibrli oldu. Emrolunan zekatı vermedi. Mûsâ benimle zina etti demesi için bir kadına iki kese altın verdi. Kadın, herkesin arasında, Allahtan korkarak doğruyu söyledi. Karun, bütün malı ile yere battı. 64.
527 — KASIM “radıyallâhu anh”: Resûlullahın üç oğlundan birincisidir. Bunun için, Resûlullaha (Ebül-Kasım) denildi. Nübüvvetten önce Mekkede dünyaya geldi. Annesi, Hadicet-ül-Kübrâdır. On yedi aylık iken vefât etti. 1139.
528 — KASIM BİN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr-i Sıddîkın torunudur. (Reşehat)da diyor ki (İrandaki Sasani devletinin yirmidokuz hükümdarından sonuncusu, üçüncü Yezdecerdin orduları Kadsiye ve Nehaventte mağlub olunca, halife Ömer “radıyallahü teâlâ anh” esirler arasında bulunan şahın üç kızını, Hüseyin bin Aliyye, Muhammed bin Ebû Bekre ve oğlu Abdullaha verdi. Bu üç cariyeden, Zeynelâbidin, Kasım ve Salim tevellüd etti.) Buradan, Kasımın 19. cu senede tevellüd ettiği anlaşılmaktadır. Tabiînin büyüklerinden, Medine-i münevveredeki yedi alimdendir. Selman-ı Fârisînin teveccühleri ile kemâle geldi. 106 [m. 725] senesinde Mekke ile Medine arasında Kudeyd denilen yerde vefât etti. İmâm-ı Cafer-i Sâdık hazretleri, bunun sohbetinden feyiz aldı. 66, 969.
529 — KASIM PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kanuni sultan Süleyman hanın sarayında terbiye olup dokuzyüz yirmidokuzda 929 [m. 1523] Mısır valisi olmuştur. (Güzelce Kasım Paşa) camiini yaptırmış, bunun için Halicin bu tarafına Kasımpaşa adı verilmiştir. Üçüncü Ahmed Han zamanında tâmir edildi.
530 — KASTALANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ahmed bin Muhammed Şihâbüddîn, Şâfiî âlimlerindendir. 821 [m. 1418] de tevellüd, 923 [m. 1517] de Mısırda vefât etti. Çok kitap yazdı. (Mevahib-i ledünniye)si türkçeye tercüme edilmiş [1313] ve 1392 [m. 1972] senelerinde İstanbul’da basılmıştır. 374, 458, 1195.
531 — KAŞANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr bin Mesûd Alaüddin-i Şaşi, Türkistanda Kaşanda tevellüd, 587 [m. 1191] senesinde Halebde vefât etti. Hocası Alaüddin Muhammed bin Ahmed Semerkandinin, (Tuhfe-tül-fükaha) fıkıh kitabını şerh ederek (Bedâyı-us-sanayi fi-tertip-iş-şerayi) adını vermiştir. Bu kitabı 1328 [m. 1910] senesinde Mısırda basılmıştır. Üç cilttir. Semerkandiye damad olmuştur. 855.
532 — KATİB ÇELEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mustafa bin Abdullah, büyük tarihçidir. Hacı halife ismi ile meşhurdur. 1017 [m. 1608] de İstanbul’da tevellüd, 1067 [m. 1656] de vefât etti. Kabri, Vefadan Unkapanındaki Mahmudiye Köprüsüne inen büyük caddenin sağ kenarındadır. Tarih kitapları ve (Keşif-üz-zünun)u çok kıymetlidir. (Keşif-üz-zünun)da onbine yakın İslam kitabını ve yazarlarını tanıtmaktadır. Mısırda, İstanbul’da ve Almanyada basıldı. Latinceye de tercüme ve tab’ edildi. Arabisi Beyrutta (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır. 22.
533 — KEFEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hüseyin bin Rüstem, Mekkede Hanefi kadısı idi. 1010 [m. 1601] da vefât etti. 741.
534 — KEHVAKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Kehvaki fıkıh âlimlerinden idi. Tütün günah değil buyurdu. 639.
535 — KELEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebün-Nasır Muhammed bin Saib, Tabiîndendir. 146 [m. 764] da Kufede vefât etti. Abdullah bin Sebe ile çok sohbet ettiğinden, tefsiri sağlam sayılmaz. Oğlu Hişam ibnül-Kelbi şiî idi. 391, 537, 1165.
536 — KEMÂLETTİN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Taşköprü zade Muhammed bin Ahmed Usam-üd-din, [959] da tevellüd, 1032 [m. 1623] de İstanbul’da vefât etti. (Mevduat-ül-ulum) tercümesi meşhurdur. 22, 1182.
537 — KERDERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbn-ül-Bezzaz Muhammed bin Muhammed Kerderi, hanefi fıkıh alimidir. (Müncid) lügat kitabında Bizzaz denilmektedir. Bursada Mollâ Fenâri ile çok sohbet etti. 827 [m. 1424] de vefât etti. (Bezzaziye) fetvası (Fetava-yı Hindiye) ile bir arada 1310 da ve 1393 [m. 1973] de Mısırda basılmıştır. (Menakıb-i İmâm-ı Ebû Hanife)si meşhurdur. 309, 1009.
538 — KERHİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ubeydullah bin Hüseyin Ebül-Hasan, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. [260] da tevellüd, 340 [m. 952] senesinde Bağdatta vefât etti. (Camius-sagir), (Camiul-kebir) ve (Muhtasar) kitapları çok kıymetlidir. (Muhtasar)ı Kuduri şerh etmiştir. 97, 444, 611.
539 — KİLAB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İsmi Hakimdir. Resûlullahın altıncı babasıdır. Mürrenin oğludur. 390, 1129.
540 — KİLAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Süleyman bin Mûsâ, Maliki hadis alimidir. 567 [m. 1172] de Gırnatada tevellüd, 634 [m. 1237] de cihat ederken şehit oldu. İmam ve kadı idi. Çok kitap yazdı. (Misbah-uz-zulam fiil-müstegisin bi-hayril-enam) kitabını okuyan, İbni Teymiyye’nin bozuk ve sapık düşüncelere aldanarak doğru yoldan ayrıldığını iyi anlar. 458.
541 — KILIÇ ALİ PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Üçüncü Murad Han ve babası zamanlarında kaptan-ı derya idi. 988 [m. 1580] de Tophanede kendi adına câmi yaptı. 995 de vefât etti. Camii yanındadır. Birinci Mahmud Han bu câmi yanında 1145 [m. 1732] de güzel bir çeşme yaptı.
542 — KİRMANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Rükn-üd-din Ebû Bekr Muhammed bin Abdürreşid, Hanefi fıkıh alimidir. İshak-ı Kirmani soyundan olup Abdurrahmân-ı Kirmaninin talebesidir. 565 [m. 1169] senesinde vefât etti. (Cevahir-ül-fetava)sı meşhurdur. 457.
543 — KİSAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Hamza, kurra-i seb’a yani yedi meşhur hafızdan biridir. Harun Reşid ile Rey şehrinde iken 189 [m. 805] senesinde vefât etti. Nahiv ve lügat alimi idi. 418.
544 — KLAUDİUS: İkinci Klaudius Roma imperatörlerindendir. Miladın [215] senesinde tevellüd, [m. 271] de vefât etti. 1192.
545 — KOPERNİK: Polonyalı astronomi alimidir. 877 [m. 1473] de Prusyada tevellüd, 949 [m. 1543] da vefât etti. Fraynburg şehrinde papaz idi. Dünyanın ve diğer seyarelerin güneş etrafında döndüğünü İslam kitaplarından okuyarak, ispat ettiğinden, buna Kopernik Usulü dediler. Beğenilmez diyerek, bunu çok zaman açıklıyamamıştır. Ömrünün sonlarında yazdı. 27, 1048.
546 — KOSTANTİN: Avrupalılar buna Constantine derler. İstanbul’daki Roma imperatörlerinin birincisidir. Miladın [274]. cü senesinde Sırbistanda Niş şehrinde tevellüd etti. m.306 da imperatör oldu. m.337 de vefât etti. Yerine üç oğlundan ikincisi olan Kostans bizans imperatörü oldu ve m.361 de öldü. Ayasofya camiini 360 da bunun yaptırdığı söylenilmekte ise de bu, babasının yaptığını tevsi etmiştir. Büyük Kostantin Galyayı, yani Fransayı, İngiltereyi, İtalyayı, Afrikanın şimalini, Yunanistanı aldı. Bayrağına haç resmi koydu. m.325 de İznikte üç yüz on dokuz papaz toplayıp, yeni İncil yazdırdı. Îsâ aleyhisselâmın dinine sonradan karıştırılmış olan, Eflatunun ortaya çıkarmış olduğu teslis [Trinite] inancını bu yeni İncile de koydurdu. Bu dinde teslis bulunmadığını, Allah’ın bir olduğunu söyleyen Aryüsü aforoz ettirdi. Doğru olan Barnabas İncilini yasak etti. Noel gecesini bayram ilan etti. m.330 da Bizans kasabasını büyültüp, Kostantiniye ismini verdi. Sonradan İstanbul, İstambol, İslambol, Derseadet isimleri de verilmiştir. İstanbul şehrini (Sur) denilen büyük bir duvar ile çevirdi. Sonra gelen kayserler tarafından tâmir edilmiştir. Kara tarafında yedi, deniz tarafında dokuz kapusu vardır. Yedi Kule zındanları, sur ile birlikte yapılmıştır. Asırlar boyunca, binlerce hıristiyana, zulüm, işkence yapılmış olan bu zındanlar, Fatih tarafından kapatıldı. Hiçbir padişah zamanında kullanılmadı. Osmanlı sultanlarının onaltıncısı olan ikinci Osman bin birinci Ahmed Han, onsekiz yaşında iken, 1031 [m. 1622] senesinde bu zındanda şehit edilmiştir. Şehit eden sadr-ı Âzam Bosnalı Davud paşa da, bir sene sonra bu zındanda katl edilip, Aksaraydaki Murad paşa camiine defnedilmiştir. 42, 43, 53, 535, 1043, 1074, 1078, 1080, 1099, 1138, 1176.
547 — KUDURİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hüseyin Ahmed bin Muhammed Bağdâdî, hanefi fıkıh âlimlerindendir. 362 [m. 973] de tevellüd, 428 [m. 1037] de Bağdatta vefât etti. (Muhtasar) kitabı meşhurdur. Şerhleri ve türkçesi vardır. 1127.
548 — KUDSİ: Altıyüz on yedinci [617] sırada Mollâ Kudsi ismine bakınız!
549 — KUHİSTANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemseddin Muhammed bin Hüsameddin, Hanefi fıkıh alimi ve Buhara müftüsü idi. 962 [m. 1555] de Buharada vefât etti. (Camiur-rumuz) adındaki (Nikaye) şerhi ve (Camiul-mebani)adındaki fârisî (Fıkıh-ı Gidani) şerhı meşhurdur. 731, 1024, 1084.
550 — KUREYŞ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kureyş, Resûlullahın on birinci babası olan Fihrin ismidir. Nuh aleyhisselâmdan sonra Arabistan yarım adasında yerleşenlere (Arap-ı baide) denir. Ad, Semud ve Amalika bunlardandır. Hud aleyhisselâm Ad kavmine, Sâlih aleyhisselâm Semud kavmine gelmişlerdir. Hepsi (Sam) soyundandır. Bunlardan sonra, gelip Yemene yerleşen (Kahtan) evlatlarına (Arap-ı aribe) denir. Bunlar Yemende (Himyer) devletini kurdu. Bu devlet çökünce, önce Habeşliler, sonra İranlılar Yemene Vâli tayin ettiler. Etrafa dağılan Himyerilerden Medinede (Evs) ve (Hazrec) kabileleri meydana geldi. Şam tarafına gelenler, (Gassan) devletini kurup hıristiyan oldular. Iraka gelenler (Hire) devletini kurdu. İsmail aleyhisselâmın on iki evladının (Arap-ı aribe) ile karışmasından (Arap-ı müstaribe) meydana geldi. Araplar, İslamiyetten sonra yabancılarla karıştı. Lisanları değişerek (Arap-ı müstacime) meydana geldi.
Arap-ı müstaribeden (Beni Adnan) ve bunlar arasında da (Mudar) ve (Rebia) kabileleri meşhur oldu. (Beni Mudar)dan (Kenane), (Kureyş), (Hevazin), (Sakif), (Temim) ve (Müzeyne) kabileleri meydana geldi. Bunlardan (Kureyş) Mekkede yerleşmekle ayrıca şeref kazandı. Kabile reisleri, mühim işlerde anlaşmak için, Mekkede (Dar-ün-nedve) denilen yerde toplanıp meşveret ederlerdi.
Kureyş kabilesi de, (Hâşimî), (Emevi), (Nevfel), (Abdüttar), (Esed), (Teym), (Mahzum), (Adiy), (Cumah) ve (Sehm) adında on kola ayrılmıştı. Zemzem dağıtmak ve Kâbeyi tâmir ve tezyin, Hâşimîlere, Kâbe kapısını açmak, Abdüttar oğullarına, Ukah denilen Kureyş sancağını taşımak Emevilere, hac zamanı ziyafet vermek Nevfel oğullarına, Darünnedve reisliği Beni Esede, mahkeme hakimliği Teym oğullarına, asker toplamak Beni-Mahzuma, başka kabilelerle görüşmek, anlaşmak Adiy kabilesine, (Ezlam) denilen kur’a ve fal işleri Cumah kabilesine, putlara adak yapmak da Beni-Sehme mahsus vazifeler idi. Kureyşten Abbas, Teymden Ebû Bekr, Adiyden Ömer-ül-Fâruk, Mahzumdan Hâlid bin Velid, Umeyeden Ebû Süfyan bu vazifeleri yapıyorlardı. Teym, Mürrenin oğlu olup hazret-i Ebû Bekrin cettidir. Âdi, Kab bin Lüvey oğlu olup hazret-i Ömerin cettidir. (Mahzum) kabilesi, Mürrenin oğlu (Yakaza)dan meydana gelmiştir. 386, 1068, 1101.
551 — KURTUBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed, Endülüs âlimlerinin büyüklerindendir. Ensar-ı kirâm sülalesindendir. 671 [m. 1272] de vefât etti. Mâlikî mezhebi âlimlerindendir. (Camiul-ahkâm) adındaki tefsiri ve birçok kıymetli eserleri vardır. Abdülvehhab-ı Şarani, bunun (Tezkire) kitabını ihtisar etmiş, (Muhtasar) ismini vermiştir. 1302 [m. 1884] de Mısırda ve 1421 [m. 2000] de İstanbul’da basılmıştır. Ebül-Abbas Ahmed Kurtubi, (Müslim) şarihi olup 656 [m. 1258] da vefât etmiştir. 80, 388, 740, 775.
552 — KUS BİN SAİDE: İslamiyetten evvel Arabistanda bulunan hatiblerdendir. Allah’ın bir olduğuna inanır. Herkesi İsmail aleyhisselâmın dinine çağırırdı. Konuşurken kılıca veya bastona dayanırdı. 367.
553 — KUSAY “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kilabın oğludur. İsmi Mücemmidir. Çünkü, dağılmış olan Kureyşlileri toplayıp Mekkede bir kuvvet meydana getirdi ve bunun reisi oldu. Kabenin hizmeti, İsmail oğullarından Cürhüm kabilesine ve sonra Huzaa kabilesine geçmişti. Kusay, bu şerefli vazifeyi Huzaadan aldı. (Dar-ün-nedve) denilen danışma evini kurdu. Kusayin Zühre ismindeki kardeşi soyundan Âmine hazretleri oldu.

554 — KUŞEYRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Kasım Abdülkerim bin Hevazın, 376 [m. 986] da tevellüd, 465 [m. 1072] de Nişapurda vefât etti. Şâfiî alimidir. (Risale-i Kuşeyriye)si 1379 [m. 1959] da Mısırda basılmıştır. 992.

555 — KUTUB-I ZAMAN: Bendegi mahdum-i cihaniyan Seyyid Celâl-i Buhârî, 707 de tevellüd, 785 [m. 1383] de Küceratın Ahmedâbad şehrinde vefât etti. Hindistan’da Çeştiye ve Sühreverdîye Evliyâsının büyüklerindendir. Şeyh Nasireddin-i Mahmud Dehlevînin halifesidir. Bu da, Nizamüddin Evliyânın halifesidir. (Hazane-i Celâli) kitabı meşhurdur. İmâm-ı Rabbânî (Mektûbât)ının 54. mektubunda kitapları tavsiye olunmaktadır. İmâm-ı Rabbânî’nin altıncı ceddi İmâm-ı Refiuddinin ve Delhi sultanı Firuz Şâh Tuglukun mürşidleridir. Hâl tercümesi, fârisî (Ahbar-ül-ahyar)da uzun yazılıdır.

556 — KUTUBÜDDİN-İ İZNİKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed Rumi, Hanefi fıkıh alimi ve tasavvuf büyüklerindendir. Timur Han kendisine çok saygı göstermiştir. Sekizyüz yirmibir 821 [m. 1418] senesinde İznikte vefât etti. Türkçe (Rahat-ül-kulûb) kitabı Ayasofya, (Mukattime-tüs-salât)ı Nur-ı Osmaniye kütüphanesindedir. Tefsiri ve başka eserleri de vardır. Oğlu Muhammed İzniki de derin âlim idi. Çok kitap yazdı. Sekizyüzseksenbeşte 885 [m. 1480] Edirnede vefât etti. Meşhur (Mürşid-ül-müteehhilin) kitabını ve (Mızraklı ilmihal) de denilen (Miftah-ül-Cenne) kitabını oğlu yazmıştır. 585.

557 — LAKANİ: 227. ci sırada Ebû Bekr bin Ali ismine bakınız! Muhammed Nasır Lakani maliki 958 [m. 1551] de vefât etmiştir. 1090.

558 — LAMARCK: Fransız doktorudur. 1157 [m. 1744] de tevellüd, 1244 [m. 1829] de vefât etti. Canlıların basitten mükemmele doğru değiştiğini ilk yazan budur. 540.

559 — LAMİİ: Bursada tevellüd ve 938 de orada vefât etti. (Şevahid-ün-nübüvve) ön sözüne bakınız! 1137.

560 — LAWE: Alman fizikçisidir. 1269 [m. 1852] da tevellüd etti. Işığın dalga boylarının ayrılmasını [tayf] buldu. [m. 1914] de Nobel mükafatı aldı. 550.

561 — LAVOİSİER: Fransız kimyâgeridir. 1156 [m. 1743] da tevellüd etti. 1209 [m. 1794] da cumhuriyetci ihtilalciler tarafından giyotinle başı kesildi. Kimyâ reaksiyonlarında, maddenin yok olmadığını ve yaratılmadığını, insanların bir şeyi yok edemeyeceklerini ve yaratıcı olmadıklarını deney ile açıklamıştır. 539, 758, 967.
562 — LEMOİNE ve GERARD: İki Fransız doktorudur. Birlikte (Formulaire medicales) doktorluk kitabını yazdılar. 652.
563 — LENİN: Vladimir Lenin, Rusyadaki biricik siyasi parti olan komünist partisinin kurucusudur. Karl Marx’ın ortaya koyduğu sosyalist fikirlerin ilk tatbikçisidir. 1286 [m. 1870] da tevellüd, 1342 [m. 1924] de vefât etti. Rus tatarıdır. [m. 1900] den beri Rusyada sınıf kavgalarını hazırladı. [m. 1917] de Alman orduları Rusyaya girince, Stalin ile birlikte bolşevik ihtilalini çıkardı. Komünist idaresini kurdu. Ölünciye kadar kan döktü. Lenine göre komünizmin başarılı olması için, kullanacağı birinci vasıta (yalan) söylemek, aldatmaktır. Ne kadar büyük yalan söylerseniz, o kadar muvaffak olmuş sayılırsınız demiştir. Çok yalancı ve o kadar da çok zalim ve kan kusturucu idi. Yedi senelik iktidarı içinde, 32 milyon insanın canına kıydı. 2 Aralık 1917 de, Stalinle birlikte, Rusyadaki müslümanlara (Çarlar ve zâlimler tarafından dinleri tahkir edilen müslümanlar! Dininizin ve kültür müesseselerinizin serbest olduğunu bildiriyoruz) dedi. Anayasaya da din ve vicdan hürriyetini koydu. Halbuki kitaplarında, (Din ile mücadele edeceğiz. Dinleri yok etmek materyalizmin, marksizmin alfabesidir) diyordu. Ateistler birliğini kurdu. Leninizm denilen, din düşmanlığı, önce yalan ve yaldızlı sözlerle aldatmak, sonra zulüm ve işkence ile yok etmek prensibine dayanmaktadır. 524, 526, 1126, 1172.
564 — LOKMAN HAKİM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Peygamber veya Velidir. Davud “aleyhisselâm” zamanında idi. Arabistanın Umman tarafında idi. Ahlaki sözleri meşhurdur. 99, 482, 740, 788, 878, 1018.
565 — LOTHER MEĞER: Alman kimyâgeridir. 1245 [m. 1830] de tevellüd, 1312 [m. 1895]de vefât etti. Elementlerin periyodik sistemini bulanlardandır. 549.
566 — LUİ [LOUİS]: Fransa kralı yedinci Lui, altıncı şişman Luinin oğludur. 514 [m. 1120] de doğdu. 576 [m. 1180] da öldü. Vitiri şehrini alınca, kiliseyi ateşe verdi. İçindeki 1300 kişiyi yaktı. Pişman olup buna karşılık, kendi askerlerini öldürdü.
567 — LUKA: Antakyalı bir papazdır. Îsâ aleyhisselâmı görmedi. Göğe çıkarıldıktan sonra, yahudi dönmesi olan Bolüs tarafından İsevi dinine alınmıştır. Bolüsün zehrli fikirleri ile aşılanarak, şimdi elde bulunan dört (İncil)den, en yanlışını yazmıştır. 1109, 1161.
568 — LUT “aleyhisselâm”: Peygamberdir. İbrahim aleyhisselâmın kardeşinin oğludur. Lut gölü yanında Sedum şehri halkına Peygamber oldu. Onları çirkin işlerinden menetti. Karısı da dinlemedi. Kendisi şehrden çıktı. Şehir yerin dibine geçti. Seksen yaşında Hicazda vefât etti. Yahudilerin ve hıristiyanların (Mukaddes kitap) dedikleri ve her memlekete yaymaya çalıştıkları kitabın (Ahd-i atik) kısmındaki (Genesis) veya (Tekvîn)in on dokuzuncu babının 30. ve sonraki ayetlerinde diyor ki (Lut şehrden çıkıp iki kızı ile beraber dağda sakin oldu. Büyük kızı küçüğe dedi ki pederimiz ihtiyar oldu. Yer yüzünde erkek dahi kalmadı. Gel, pederimize şarap içirip, onun ile yatarak, pederimizden zürriyet peyda edelim. O gece pederine şarap içirerek pederi ile yattı. O dahi onu tanımadı. Ertesi gece pederlerine yine şarap içirdiler ve küçük kız onun ile yattı. Lutun iki kızı babalarından hamile oldular. Büyük kız oğluna (Muab), küçük kız da oğluna (Ami) ismini koydu. Muvabi ve Amuni denilen kimselerin cedleri bu iki çocuktur.) Kitâb-ı mukaddesin bu yazısı, açık bir fuhuş hikayesidir. Bu yazı, bugün, dünyanın her yerinde pornografi [müstehcen] neşriyat sınıfına girer ve neşredilmesi yasaklanır. Kitabı mukaddeste buna benzer daha birçok gayri ahlaki bahsler vardır. İslam âlimleri bunları bulup açıklıyarak, bugünkü Tevrat ve İncil denilen kitapların Allah kelamı olmadıklarını, sonradan insanlar tarafından değiştirmeler ve ilaveler yapılarak ortaya çıkarıldıklarını, bu sûretle de ispat etmişlerdir. Bu kıymetli İslam kitaplarından birkaçının isimleri, birinci kısım, 93. madde sonunda yazılıdır. Bunlardan (Tuhfe-tül-erib) Arabî ve (Mîzan-ül-mevazin) fârisî olup İstanbul’da, bastırılmıştır.
569 — LUTHER MARTİN: Alman papazıdır. Protestanlığı kurdu. 888 [m. 1483] de tevellüd, 953 [m. 1546] de öldü. İtalyadaki papa onuncu Leon ile arası açıldı. Tel’in edildi. 931 [m. 1524] de Nürnbergde protestanlığı ilan etti. Çok kitabı vardır. İslamiyete karşı çirkin hücumları vardır. Katoliklerle protestanlar birbirlerine düşmandırlar. 43.
570 — LUTFULLAH EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Lutfullah bin Abdullah, Kastamonilidir. Latifi ismi ile meşhurdur. 990 [m. 1582] da vefât etti. (Tezkire-tüş-şuara) kitabı basılmıştır. 1155.
571 — MAHDUM-İ CİHANİYAN: (Kutub-i zaman) ismine bakınız! 1129.
572 — MAHMUD BİN MUHAMMED BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülmehamid Mahmud bin Muhammed bin Davud Buhârî, fıkıh âlimlerindendir. 671 [m. 1272] de Buharada vefât etti. (Hakayık-i manzume) kitabı meşhurdur. Bu kitap, (Manzume-i Nesefi) şerhı olup iki cilttir. Fıkıh kitabıdır.
573 — MAHMUD BİN SADR-ÜŞ-ŞERİA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yüzseksenikinci [182] sırada Burhan-üş-şeria ismine bakınız!
574 — MAHMUD BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Burhaneddin Mahmud bin Tac-üd-din Ahmed bin Abdülaziz Buhârî, Hanefi âlimlerindendir. 551 [m. 1156] de tevellüd, 616 [m. 1219] da şehit oldu. (Tecrid), (Muhit-i Burhani), (Zâhire), (Fetava-i Burhani) ve (Vakiat) kitapları meşhurdur. 622.
575 — MAHMUD GAZNEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Sübektekin, Buharadaki Samani devletinin Horasandaki valisinin kölesi iken, Vâli ölünce, yerine Vâli oldu. Sultan Mahmud 357 [m. 967] de tevellüd etti. Horasan valisi oldu. Babası ölünce, 387 [m. 997] de hükümet kurdu. Türkistanı, Irakın bir kısmını, Lahoru, Delhiyi aldı. Çok kiliseleri câmi yaptı. Hinduların hazinelerini Haremeyn-i şerifeyne [Mekkeye ve Medineye] hediye etti. Berehmenlerin, kadınların, kocalarının cenazesi ile birlikte, diri diri yakılması, ölülerin nehre atılması gibi, insanlığa yakışmayan adetlerini yasak etti. Âlimleri, edipleri severdi. Çok kitap yazdırdı. Firdevsinin (Şâh-name)si bunlardan biridir. Ehl-i sünnet âlimleri yetiştirdi. 421 [m. 1030] de Gaznede vefât etti. Devleti 543 [m. 1148] senesine kadar devam etti. 1051, 1052.
576 — MAHMUD HAN-II “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin 95.sidir ve Osmanlı padişahlarının 30.sudur. I. Abdülhamid hanın oğlu, sultan Abdülmecid hanın babasıdır. 1199 [m. 1785] de tevellüd, 1255 [m. 1839] de vefât etti. 1223 [m. 1808] de halife oldu. Yeniçerileri kaldırdı. Vehhâbîleri Hicazdan çıkardı. Harbiye ve tıbbiye-i mülkiye mekteplerini vücuda getirdi. 1241 [m. 1826] de Tophanede Nusratiye camiini yaptırdı. 1244 [m. 1828] de Bayezitte Eski saray bahçesine yangın kulesi yaptırdı. 1253 [m. 1837] de Unkapanı ile Azapkapı arasında (Mahmudiye) köprüsünü yaptırdı. 1247 [m. 1831] de İstanbul’da ilk gazete çıkarıldı. Dünyada ilk gazete 1051 [m. 1641] de çıkarıldı. 1253 [m. 1837] de maliye nezaretini kurdu. 1254 [m. 1838] de karantina vücuda getirdi. Bahçekapıda (Hidayet camii), Üsküdarda Şemsi paşa camii yanında, 1232 [m. 1816] de (Adliye) camiini, yağlı boyalı ahşab Beğlerbeyi ve Çırağan saraylarını yaptırdı. 1235 [m. 1819] de hazret-i Hâlidin türbesini tâmir etti. Sandukası puşidesi üzerindeki kendi el yazılarıdır. 1241 [m. 1825] de hurufi tekkelerini kapattı. 1235 [m. 1819] de Beyoğlunda Galata-saray lise binasını yaptırdı. Burası 1250 [m. 1834] de Tıbbiye mektebi yapıldı ise de, 1266 [m. 1850] da yandı. 1267 [m. 1851] de (Tıbbiye-i şahane) yaptırdı. Arnavutköy sahilinde (Tevfikiye) camiini yaptırdı. Çeşitli yerlerde çeşmeler yaptırdı. Tophanede Kadri câmi ve tekkesini Tosyalı İsmail Rumi yaptı ve 1053 [m. 1644] de vefât etti. İkinci Mahmud Han 1239 [m. 1823] da yeniden yaptı. Türbesi Çenberlitaştadır.

MAHMUD HÜDAYİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Aziz Mahmud Hüdayi efendi, Celvetiye meşayihindendir. Koçhisarlıdır. Bursada, hacı Bayram-ı Velînin halifelerinden, Muhammed Üftade hazretlerinden feyiz aldı. 1007 de Üsküdarda câmi ve tekke yaptı. Dördüncü Murad Han tahta çıkınca Eyüpte kılıcını Hüdayi efendi taktı. 1038 [m. 1628] de vefât etti. Tekkesi yanındaki türbesindedir. Üftade efendi 989 [m. 1581] da Bursada vefât etmiştir.

MAHMUD İNCİRFAGNEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam âlimlerinin büyüklerinden bir fert-i kamildir. Buharanın Fagne köyünde tevellüd edip, AkBeni nahiyesinde yerleşti. Mimarlık ile geçinirdi. 715 [m. 1315] de vefât ettiği (Sebeul-esrar) ve (Tac-ül-asfiya)da yazılıdır.

MAHMUD KİRMANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tac-ül-Kurra Mahmud bin Hamza Kirmani 500 [m. 1106] senesinde vefât etti.

MAHMUD-İ KÜRD-İ ŞEYHANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Camiu keramat-i Evliyâ)da diyor ki Mahmud-i Kürdi, Medineye yerleşti. Abdülgani Nablusi diyor ki (1205 [m. 1790] senesinde Medinede Mahmud-i Kürdiyi gördüm. Beni evine götürdü. Uyanık iken Resûlullahı “sallallâhü aleyhi ve sellem” çok gördüm dedi. Kıymetli sözlerinden ve güzel hallerinden doğru söylediğini anladım.) Uykuda iken de, uyanık iken de Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” görüldüğünü ve görenleri (Saadet-üd-dareyn) kitabında uzun bildirdim.

MAHMUD NUREDDİN ZENGİ: Mahmud Nureddin Zengi, Haleb sultanı idi. 569 [m. 1173] de vefât etti. Salahuddin-i Eyüpi, bunun kumandanlarından idi. Şamda Eyüpi devletini kurmuş, 589 [m. 1193] de vefât etmiştir.

582 — MAHMUD PAŞA: Fatih sultan Muhammed zamanında iki defa sadr-ı Âzam olmuştur. Nur-i Osmaniyede câmi ile hamam ve yokuşta çarşısı vardır. Sofyada da büyük bir camii vardır. 878 [m. 1473] de vefât etmiştir.

583 — MAHMUD SAMİNİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali Septinin sohbetinde kemâle gelmiştir. Ali Septinin İcazetnamesi Mahmud Sâhip tarafından hazırlanıp Mevlânâ Hâlid tarafından tasdik edilerek, Abdullah-i Mekki ile kendisine gönderilmiştir. Mahmud Sâmini, seyittir. Palu kasabasının Hun köyünde tevellüd ve 1313 [m. 1895] senesinde Paluda vefât etti. Kabri Murad suyu kenarındadır. Şâfiî mezhebinde ve tasavvufta mütehassıs idi. Ârif-i billah idi. Ali Septiye on üç sene hizmet yaptı. Tütün içerdi. Birisi buna, kalbinden itiraz edince, (Bizim çubuğumuzu düşüneceğine, Allahü teâlâyı zikir et. Başka bir şey düşünme!) buyurdu. Yirmiye yakîn ârif yetiştirdi. Bunlardan Harputlu Osman Bedreddin efendi ve o zaman Erzurumun kazası olan Kiğı kasabasında hacı Yusuf efendi ile oğlu Muhammed efendi ve Kiğı müftüsü Muhammed Nureddin efendi meşhurdur. Nureddin efendi [m. 1964] yılında Antalyada vefât etti. Ali Septi 1287 [m. 1870] de Paluda vefât etti. Kabri bir tepede mescidinin yanındadır. Bunun torunu Saîd efendi 1926 da Ankarada vefât etti. 639, 1158.
584 — MAHPEYKER SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Sultan Ahmed hanın zevcesi ve sultan dördüncü Murad ile Sultan İbrahimin validesidir. (Kösem sultan) da denir. 1000 [m. 1592] de tevellüd, 1061 [m. 1651] de şehit edildi. Hüsn-i cemali, aklı ve zekası ve hayrat ve Hasenâtı ile meşhur sâliha ve afife bir sultan idi. Yeni camiin temelini attı. Çarşambadaki (Valide medresesi mescidi) ve 1050 [m. 1640] de Üsküdarda Çinili camiini yaptırdı. Çakmakçılar yokuşunda büyük valide hanı ile içindeki mescid de, bunun eseridir. Rumelinde milyonlar değerinde vakfları ve hayratı vardır. 30 sene, devletin idaresinde hizmetleri oldu. Asiler ve şakiler tarafından sarayda şehit edildi. Sultan Ahmed türbesindedir. Sultan IV. Muradın kızı Safiye sultan da bu türbededir. Hayrat ve Hasenâtı ile millete hizmetleri Naima tarihinde uzun yazılıdır. 1033 [m. 1623] de, Anadolu kavağı camiini yaptirmiştir. Bu mescid şimdi gazinodur. İki kavağın kaleları da 1033 [m. 1623] de yapılmıştır. .
585 — MAKTONYUS: Papaz idi. Îsâ aleyhisselâma tapılmaz. O mahluktur, diyordu. Miladın 381. senesinde İstanbul’da kurulan ikinci mecliste, tel’in edildi.
586 — MALİK: Resûlullahın on ikinci babasıdır. Nadrın oğludur. Nadr, altun demektir. Nadrın ismi Kaystır. Nadr, Kinanenin oğludur.
587 — MALİK BİN DİNAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Âlim ve velî idi. 131 [m. 748] senesinde Basrada vefât etti.
588 — MALİK BİN ENES: Ebû Abdullah Mâlik bin Enes bin Mâlik bin Ebû Âmir bin Umeyr Teymi Esbahi Humeyri, Cennet ile müjdelenmiş olan (Ehl-i sünnet vel-cemaat)in dört büyük mezhebinden biri olan (Maliki) mezhebinin reisidir. [90] senesinde Medinede tevellüd, 179 [m. 795] da orada vefât ettiği İbni Âbidin mukaddemesinde yazılıdır. Bir hadis-i şerif okumak için abdest alır, edeble diz çökerdi. Medinede hayvana binmezdi. Haksız bir fetvayı vermediği için, yetmiş kırbaç vuruldu. Abdesti sık bozulan hastalar ve ihtiyarlar için ve necasetten taharet için çok kolaylık gösterdiğinden, diğer üç mezhepte olan müslümanlar, Mâlikî mezhebini de taklit ederek, ibâdetlerini rahatlıkla yapmaktadırlar. (Muvatta) adındaki hadis kitabı çok kıymetlidir.
— MANASTIRLI İSMAİL HAKKI: Ehl-i sünnet alimi olduğu meşhur ise de, sinsi bir mason idi.
589 — MARKO: St. Marc, dört (İncil)den birini yazmıştır. Îsâ “aleyhisselâm” göğe çıkarıldıktan sonra İsevi oldu. Petrostan işittiklerini Romada Yunanca yazmış, bu yazılarına (İncil) denilmiştir. [68] senesinde Mısırda ayin yaparken tutulup öldürüldü. Meşhur Marko paşa, [1874] den 1309 [m. 1891] e kadar İstanbul’da Tıbbiye mektebi nazırı idi. (Derdini Marko paşaya anlat) sözü meşhurdur.
590 — MARCONİ: İtalyan fizikçisidir. 1874 de tevellüd, 1355 [m. 1937] de vefât etti. Telsiz-telgrafa son şeklini verenlerdendir. 1910 da nobel mükafatı aldı.
591 — MÂ’RÛF-İ KERHİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ali Rızanın halifesi ve Sırrı Sekatinin mürşidi idi. İkiyüzde Bağdatta vefât etti. .
592 — MAVERDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Muhammed Maverdi, 364 [m. 974] de Basrada tevellüd, 450 [m. 1058] de Bağdatta vefât etti. Şâfiî fıkıh ve tefsir alimidir. (Hâvi) fıkıh kitabı çok kıymetlidir. (Ahkâm-üs-sultaniye) adındaki sosyal kitabı Mısırda ve 1269 [m. 1853] da Almanyada Bonn şehrinde basıldı. Mısırda ikinci baskısı 1386 [m. 1966] da yapıldı.
593 — MAZHAR-İ CAN-I CANAN: Şemsüddin Habîbullah seyittir. Tasavvuf mütehassıslarının büyüklerindendir. Müslümanların gözbebeğidir. 1111 [m. 1699] de Hindistan’da Ramazan-ı şerifin on birinci Cuma günü tevellüd ve 1195 [m. 1781] de şehit edildi. Abdullah-ı Dehlevî kabrinin yanındadır. Şahcihan camiinin civarında, Dergah camiindeki dört kabirden birincisidir. Yirmiiki yaşında iken, Seyyid Muhammed Nur-i BeDevânî hazretlerinin vâris-i ekmeli oldu. Seyyid Abdullah-ı Dehlevînin üstadıdır. Yetiştirdiklerinden biri de kadı allame Muhammed Senaullah-ı Dehlevî hazretleridir. Abdullah-ı Dehlevî hazretleri, (Makamat-i Mazhariye) kitabında diyor ki Hadis alimi Şâh Veliyullah buyurdu ki (Allahü teâlâ, bize sahih keşfler ihsan etti. Bu zamanda, hiçbir yerde mirza Can-ı Cananın benzeri yoktur. Makâmlarda ilerlemek isteyen onun hizmetine gelsin!) Hadis öğrenmek için kendisine gelenleri istifade etmek için, Mazhar-i Can-ı Canan hazretlerine gönderirdi. Ona yazdığı mektuplarda, (Allahü teâlâ, faziletlerin tecellî yeri olan sizlere uzun zaman selamet versin ve bütün müslümanları bereketlerinize kavuştursun!) derdi. (Makamat-ı Mazhariye)de, Mazhar-i Can-ı Canan “kuddise sirruh” buyuruyor ki Evliyânın mezarlarını ziyaret edip, cemiyet için feyiz dilemelidir. Meşayih-i kirâmın ruhlarına Fâtiha ve salavât sevâbı göndererek, onları Allahü teâlâya kavuşmak için vesile yapmalıdır. Zâhir ve bâtın saadetlerine ancak onların güzel ahlakına sarılmak ile kavuşulur. Başlangıçta olan sâliklerin, kalpleri tasfiye bulmadan, temizlenmeden önce, Evliyânın kabirlerinden feyiz almaları güçtür. Bunun için Behâüddîn-i Buhârî “kaddesallahü sirrehül’azîz”, (İslâmin güzel ahlakına mâlik bir kimse ile olmak, Evliyânın kabirleri ile olmaktan daha iyidir) buyurdu. İkinci kısımda, 443. sayfadaki yazı böylece açıklanmış oluyor. Fârisî (Kelimat-i tayyipat) denilen kitapta 87 mektubu ve melfuzatı vardır.

MEHDİ: Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. Adı, Muhammed, babasının adı Abdullahtır. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” efendimizin soyundan olacaktır. Îsâ aleyhisselâmla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacak, her yeri alacak, her yerde adalet olacak, Ashâb-ı Kehf, uyanıp mağaradan çıkarak, Mehdinin askeri olacaktır. Bazı saf kimseler, büyük zannettikleri kimselere Mehdi demektedir. Mehdinin alâmetlerini Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” efendimiz bildirmiştir. İbni Hacer-i Mekkinin (Alâmet-ül-Mehdi) kitabında ve Süyutinin (Cüzün minel ehadis velasaril varideti fi alâmetil mehdi) kitabında bunlardan 200’e yakîn alâmet yazılıdır. (El-fütuhat-ül-İslâmiyye), 2. cüz, 297. sayfasında diyor ki (Beklenilen Mehdi, hazret-i Fâtımanın soyundan olacaktır. Mekkede zuhûr edecektir. O zaman, müslümanlar halifesiz olacaktır. İstemediği hâlde, zor ile halife yapılacaktır. Zuhûr edeceği zaman ve yaşı ve ömrü kesin belli değildir.) Mehdi çıkacağı zaman yeryüzünde halife bulunmıyacağı ve Mehdiliklerini ilan edenlerin Mehdi olmadıkları, buradan anlaşılmaktadır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, birinci cildin 255. mektubunda, Mehdinin Medinedeki sapık din adamlarını öldüreceğini yazmaktadır.

MEKKİ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Mekki efendi, âlim, ârif, veliy-i kâmil olan Seyyid Abdülhakîm efendinin büyük oğludur. Annesi, büyük velî, kerâmetler sâhibi Seyyid Fehim efendinin torunu Âişe hanımdır. Mekki Üç-Işık, [1314] de tevellüd, 1387 [m. 1967] de vefât etti. Medrese tahsilini bitirdikten sonra, peder-i alilerinden ulum-i zâhirenin inceliklerini alarak icazetle şereflenmiş, yüksek teveccühlerine ve himmetlerine mazhar olarak, tasavvuf bilgilerinde de kemâle gelmiştir. Son derece edep ve şaşılacak bir tevazu ile kendilerini agyardan setr ederdi. Saf kalpli, temiz ruhlu olan yüzlerce genci ilim ve faziletle süsledi. Cenâb-ı Hak, bu feyiz ve bereket kaynağından, İstanbul halkını, yıllarca faydalandirdi. Edirnekapı kabristanında iken Ankarada Bağluma nakledildi.

MELİKŞAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Celâlüddîn, Selçuki padişahlarından üçüncüsüdür. Alb Arslanın oğludur. 447 [m. 1054] de tevellüd, 485 [m. 1091] de Bağdatta zehr verilerek vefât etti. İsfehanda defnedildi. Babası şehit olunca, vezir Nizam ül mülkün yardımı ile 465 [m. 1072] de sultan oldu. Maveraünnehri, Şamı, Mısırı, Anadolunun çoğunu aldı. Abbasi halifesini emrine aldı. Çok hayrat yaptı. [471] hicri senesinde, güneş takvimi yaptırdı. Buna (Takvim-i Celâli) denir.

— MEMUN BİN HARUN: Yedinci Abbasi halifesidir. 218 [m. 832] de vefât etti.

MENDELEYEF: Dimitri, Rus kimyâgeri olup 1249 [m. 1834] da tevellüd, 1325 [m. 1907] de öldü. Elementlerin deviri [Periyodik] sistemini bulanlardandır. Petrollerin teşekkülü teorisi meşhurdur.
MERGINANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yüzseksenbirinci [181] sırada, Burhaneddin-i Mergınani ismine bakınız!
MER’İ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mer’i bin Yusuf Mukattisi, Hanbeli fıkıh âlimlerindendir. 1033 [m. 1623] de vefât etti. Çok kitap yazdı. (Tahkik-ul burhan fi şân-id-duhan) ve (El-Kevakib-üd-dürriye fi menakıb-il-İmâm-ı İbni Teymiyye) kitapları meşhurdur.
600 — MERKEZ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muslih-ud-din Mûsâ efendi, Kütahyadan İstanbul’a gelip Mollâ Hızır beğ oğlu Ahmed paşadan okurken, Halveti Sünbül Sinan yanında yetişti. Önce Koğacı tekkesinde, sonra Eyüpte Şâh sultan tekkesinde iken, Sultan Süleymanın Topkapı dışında, validesi namına yaptırdığı tekkede yerleşti. Sünbül efendi, 936 [m. 1529] da vefât edince, Koca Mustafa paşadaki yerine geçti. 959 [m. 1551] da vefât etti. Türbesi karşısındaki mektebi Abdülbaki paşa yaptırdı. Tokat valisi iken 1034 [m. 1625] senesinde vefât edince, İstanbul’a getirilip, mektebi yanına defnedilmiştir.
Merkez efendi vefât edince, yerine oğlu ve halifesi Seyyid Ahmed efendi, bundan sonra da, şeyh Yakup efendi geçti. Yakup efendi, Sünbül Sinan efendinin halifesidir. Bu da, 978 [m. 1570] de vefât edince, oğlu Yusuf Sinan efendi şeyh oldu ise de, altı sene sonra, Medine-i münevverede Şeyh-ul-harem oldu ve 989 [m. 1580] da vefât etti. Bakidedir. Bunun yerine Hasan Necmüddin efendi şeyh oldu. Alaca-hisarlıdır. Yakup efendinin halifesidir. Eğri seferinde bulundu. Sonra hacca ve Yemene gitti. Orada, mevlüt gecesi, 1019 [m. 1610] senesinde vefât etti. Mevlüt geceleri minarede kandil yakmak adeti idi. Sultan birinci Ahmed Han beğenerek bütün camilerde kandil yakılmasını ferman etti.
601 — MERKYANUS: Bizans yani şarki Roma devleti kırallarındandır. Buna Marsiyanus da denir. Miladi [391] senesinde tevellüd etti. Asker iken, ilerliyerek senatör oldu. İkinci Teodosyus [m. 450] de ölünce yerine kız kardeşi Polherya kraliçe oldu, Merkyanus bununla evlendi. Bu kadın ölünce, kral oldu. Cesur idi. Attilanın tehtidlerine cevap verip, geri çevirdi. Rumlar kendisi ile zevcesi için, Şubâtın on yedisinde yortu yapıyorlar.
602 — MERVAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası, Hakem bin Ebil’as bin Ümeye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaftır. Mekkenin fethinde îman ettiler. Emevi halifelerinin dördüncüsüdür. Hicretin ikinci yılında tevellüd etti. 65 [m. 683] senesinde boğduruldu. Yerine, büyük oğlu Abdülmelik geçti. Hazret-i Osman bin Affanın amcası oğlu ve damadı ve baş katibi idi. Çocuk iken, babası Tâife sürülüp, oraya götürüldü. Sohbetten mahrum kaldı. Hazret-i Osman halife olunca, babasını affetti. Babası ile Medineye geldi. Halifeye katib oldu. Deve harbinde, hazret-i Talhayı kazara şehit etti. Hazret-i Muaviye zamanında Medine valisi olup [48] de azl edildi. [64] de İkinci Muaviye halifelikten çekilince, Abdullah bin Zübeyr ile harp ederek, halife oldu. Zalim idi. Kardeşi Abdurrahmân bin Hakem ve ikinci oğlu Abdülaziz bin Mervan âdil ve sâlih idiler. 1159, 1196.
603 — MERVAN BİN MUHAMMED: Mervan bin Hakemin torunudur. Emevi devletinin 14. ve son halifesi idi. [72] senesinde tevellüd, [127] de halife oldu. 132 [m. 750] senesinde, Abbasiler tarafından Mısırda yakalanıp öldürüldü.
604 — MERYEM: Îsâ aleyhisselâmın annesidir. Davud “aleyhisselâm” soyundan olan İmran ile Hunnenin kızı idi. Annesi ölünce, Kudüste Beyt-ül-mukaddesin imamı Zekeriya aleyhisselâmın zevcesi olan teyzesi İsanın yanında büyüdü. 15 yaşında iken, amcasının oğlu Yusuf-i Neccarla nişanlandı ise de, onunla hiç evlenmemişti. Allahü teâlâ, buna babasız olarak Îsâ aleyhisselâmı verdi. Îsâ “aleyhisselâm” (Beyt-ül-lahm)da tevellüd etti. Rum kayserinin Şamda bulunan valisi, zina ettiğini zannederek, ikisini de öldürmek istedi. Yusuf-i Neccar, bunları Mısra götürdü. 12 sene orada kaldılar. Sonra, Kudüse gelip (Nasra) kasabasında yerleştiler. Îsâ “aleyhisselâm” göğe çıkarıldıktan altı sene sonra, 53 yaşında vefât etti. Kudüstedir. Yahudiler, bunu kötüliyor. Hıristiyanlar da, Allah’ın anası, bir kısmı da Allah’ın zevcesi diyor.
605 — MESLEME “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülmelik bin Mervanın oğludur. 122 [m. 740] de Şamda vefât etti. Seyyid gâzî ile Muhammed Battal gâzî de bu senede vefât ettiler. Başkumandan olarak çok cihat yaptı. 86 [m. 704] senesinde Erzurumu ve Trabzonu feth etti. Emevi halifelerinin altıncısı, kardeşi Velid bin Abdülmelikin emri ile hicretin 96 [m. 714] senesinde büyük bir ordu ile Ankara, Eskişehr ve Amuriyede kanlı savaşlar yapıp, Çanakkaledân Gelibolu ve Edirneye, sonra İstanbul’a geldi. Kardeşi Süleyman da denizden gemilerle geldi. Bizans imperatörünü korkuddu. Galatayı elegeçirdi. İmperatör ile yaptığı sözleşme ile Ayasofyada namaz kıldı. Halic kenarında (Arap camii)ni yaptı. İstanbul’da yedi sene kalıp geri döndü. Hastalık ve sıkıntı yüzünden, Camiin bulunduğu yere (Kahr köyü) adını verdi. Şimdi Kara-köy deniliyor. Muhyiddin-i Arabî hazretleri (Musamere) kitabında Meslemenin İstanbul seferini uzun anlatmaktadır. Mesleme çekılıçe, Rumlar verdikleri sözü bozup camii kilise yaptılar. IV. Murad Han zamanına kadar kilise olarak kalıp, 1046 [m. 1637] da eski yeri keşif olunarak mescide çevrildiği 1288 [m. 1870] de İstanbul’da basılmış olan (Fezleke-i tarih-i Osmani)nin 166. sayfasında yazılıdır. I. Mahmud hanın validesi Sâliha sultan, camii 1147 [m. 1734] de yeniledi. 1222 yangınında yanıp yeniden tâmir edildi.
Karaköydeki Yeraltı camiinin adı (Kurşunlu Mahzen) camiidir. Mesleme tarafından yapılmış bir mescid iken sonra depo olarak kullanılmıştır. Sadr-ı Âzam Mustafa paşa 1166 [m. 1749] senesinde mahzeni temizletmiş, içinde birkaç kabir olduğu görülmüştür. Bin seneden fazla kapısı kapanarak kilidine kurşun akıtılmış, terkedilmiş idi. Birinci Sultan Mahmud Han tarafından câmi haline getirilmiş, sonradan minare de yapılmıştır. Sultan Mahmud Han ilk Cuma namazında bulunmuştur. Mustafa paşaya samur kürk hediye etmiştir. Camide üç kabir vardır. Şehit Ali paşa önceden 1128 [m. 1812] de câmi üstüne bir bina yapmıştı. Bu bina, 1237 [m. 1821] de yenilenmiştir.
606 — MESUT KANAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Mesut bin Hasan Kanavi, Mısırda Şâfiî âlimlerindendir. 1205 [m. 1790] hicri senesinde yazdığı (Feth-ur-rahim) kitabında İbnül-Verdinin (Lamiye) kasidesini şerh etmektedir. Bu kitabı Mısırda [1281] ve 1315 [m. 1897] senesinde basılmıştır. Burada, tütünün haram olmadığını yazmaktadır.
607 — MEVDUDİ: Hicretin [1321].  senesinde Hindistan’da tevellüd ve 1399 [m. 1979] da Amerikada vefât etti. İbni Teymiyye’nin fikirlerine saplanmıştır. Siyasi düşüncelerini İslamiyet olarak tanıtarak [Cemaat-ül İslâmiyye] dediği bir İslam fırkası meydana getirdi. Mevdud-i Çeşti hazretlerinin soyundandır. Mevdud-i Çeşti, 527 [m. 1133] de vefât etti. İstanbul yüksek İslam enstitüsü eski müdiri ve öğretim üyesi Ahmed Davudoğlu (Din tahribcileri) kitabında, (Mevdûdî bir filozoftur, şaşırabilir) diyor. Hindistan’da Mollâ İlyasın kurmuş olduğu (Tebliğul-cemaat)cılar da Mevdûdî gibidirler. Her ikisinin sapık fikirlerine (El-üstad-ül Mevdûdî) kitabında uzun yazılmış ve cevap verilmiştir.
608 — MEYMÛNE “radıyallahü teâlâ anha”: Resûlullahın zevcelerindendir. İsmi Birre iken Resûlullah Meymûne yaptı. Hayberin fethinden sonra Mekkeye ömre için gidildikte Meymunenin zevci vefât etmişti. Resûlullahın nikahı ile şereflendi. 53 [m. 673] senesinde Mekkede hastalandı. (Beni Mekkeden çıkarınız! Çünkü, Resûlullah benim Mekkenin dışında vefât edeceğimi haber verdi) dedi. Çıkardılar, Resûlullaha nikahı yapılmış olduğu yerde vefât etti.
609 — MİTHAT PAŞA: İngiliz masonudur. Taifte sürgünde iken, ingilizler tarafından boğduruldu. 51, 1059, 1063.
610 — MİHAEL KİROLARIUS: Ortodoks kilisesinin kurucusudur. İstanbul patriki iken, hicretin [446]. ve miladın [1054]. senesinde Romadaki papadan ayrıldı. Şark kiliselerine ortodoks denildi. Mihael-i Süryani başkadır.
611 — MİHR-İ MAH SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Kanuni sultan Süleyman hanın kızıdır. Zevci Rüstem paşa, Eminönü ile Unkapanı arasındaki meşhur camii yapmıştır. Mihr-i Mah sultan da, Edirnekapı yanında büyük camii ve 954 [m. 1546] senesinde Üsküdar iskelesindeki Eski valide camiini yaptirmiştir. 964 [m. 1556] senesinde vefât etmiştir. Süleymaniyede babasının türbesindedir. Rüstem paşanın kardeşi kaptan-ı derya Sinan paşa, Beşiktaş iskelesi yanında meşhur camii yaptırdı. 961 [m. 1553] senesinde vefât edip, Üsküdarda Mihr-i Mah sultan camii mihrabı önüne defnedildi. Camii Rüstem paşa 963 [m. 1555] de tamamladı. Rüstem paşa 968 [m. 1560] de vefât etti. Şahzade camii bahçesindeki türbesindedir. 953 [m. 1545] de kaptan-ı derya olan Barbaros Hayreddin paşa, Aktenize gideceği vakit, gemileri bağlamak için, sahile beş taş direk yaptırmıştı. Buraya zamanla Beşiktaş denildi.
612 — MİHR-İ ŞÂH SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Üçüncü Selim hanın validesidir. Halıcıoğlu kışlası ile yeni köprü arasındaki camii yaptirmiştir. Eyüp camii ile Bostan iskelesi arasında 1210 [m. 1796] da yaptırdığı türbesindedir. Kızı Hadice sultan da yanındadır.
613 — MİLTON: İngilterenin büyük şairlerindendir. [m. 1608] de Londrada doğdu. 1085 [m. 1674] da öldü. Meşhur Kromwell bunu genel sekreter yapınca şöhreti arttı. Onun ölümünden sonra bir kenara çekildi. İki gözü kör oldu. Çok kıymet verilen (Gaib olmuş saadet) şirini zevcesine ve iki kızına yazdırdı. Tarih, lügat ve mantık üzerine eserleri vardır. Kurân-ı Kerîmi incelemiş ve çok övmüştür.
614 — MİRAN ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Timur hanın üçüncü oğludur. [769] da tevellüd, 810 [m. 1407] da Azerbaycanda Karakoyunlu Yusufle harp ederken şehit oldu. Timurden sonra üç sene saltanat sürdü. Delhideki Gürgâniye sultanları bunun soyundandır.
615 — MOLLÂ CAMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdurrahmân bin Nizameddin Ahmed Nureddin-i Câmi, şeyh-ul-İslam idi. Âlim, veliy-i kâmil idi. 817 [m. 1414] de, İranda Cam kasabasında tevellüd, 898 [m. 1492] Muharreminin onsekizinci günü, Cuma ezanı okunurken, Hiratta vefât etti. İmâm-ı Muhammed Şeybani hazretlerinin soyundandır. Beş yaşında iken Muhammed Parisa hazretlerinin huzuruna götürülüp teveccühüne mazhar oldu. Ubeydullah hazretlerine yazdığı mektuplardan ikisi (Reşehat)da mevcuttur. Mevlânâ Sadüddin-i Kaşgariden feyiz alarak kemâle geldi ve irşada mezun oldu. Sadüddin hazretleri, Nizameddin-i Hamuşün halifesi olup sekizyüzaltmış senesinde Hiratta vefât etmiştir. Nizamüddin-i Hamuş hazretleri, Alaüddin-i Attar hazretlerinin halifelerinin en üstünü idi. Mollâ Câmi hazretleri çok kitap yazdı. (Şevahid-ün-nübüvve) kitabı, Mahmud bin Osman Lamii ve Ehi-zade Abdülhalim tarafından, Farsçadan türkçeye tercüme edilmiş ve fârisîsi ve türkçe tercümesi bastırılmıştır. Kerâmetleri görüldü. Fatih sultan Muhammed, kendisini İstanbul’a davet etti. Konyaya kadar geldi. Fatihin vefâtını haber alarak geri döndü.
616 — MOLLÂ HÜSREV “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed efendi, Osmanlıların üçüncü şeyh-ul-İslamı idi. Hanefi fıkıh alimidir. Babası dönme idi. Bir düğünde, Fatih sultan Muhammed, Mollâ Güraniyi sağ yanına, Mollâ Hüsrevi sol yanına aldı. [865] de şeyh-ul-İslam oldu. Yirmi sene, bu vazifeyi çok iyi yaparken 885 [m. 1480] de vefât etti. Namazı Fatih camiinde kılınıp, Bursaya götürülüp, Emir Sultanın doğusunda defnedildi. (Dürer ve gurer) fıkıh kitabı, çok kıymetlidir. 1319 [m. 1900] da İstanbul’da, Şernblali şerhı basılmıştır. Vefada Ekmekçi medresesi yanında mescidi vardır.
617 — MOLLÂ KUDSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindli Abbas kulu Mollâ Kudsi, Arabî (Esrar-ı melekut) astronomi kitabının sâhibidir. 1262 [m. 1846] senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. Bu kitabı Elbüstanlı Hayati zade Halîl Şeref efendi türkçeye tercüme ederek (Efkar-ül-ceberut) adını vermiştir. Şeref efendi [1211] de Elbüstanda tevellüd, 1267 [m. 1851] de orada vefât etmiştir.
618 — MOLYER: Moliére, Fransız komedi yazarıdır. 1031 [m. 1622] de Pariste tevellüd, 1083 [m. 1673] de vefât etti. Tiyatroculuk yaptı. Yazdığı komedileri oynardı.
619 — MOSELEY: Henri Mosli, ingiliz fizikçisidir. 1304 [m. 1887] de tevellüd, 1334 [m. 1916] de vefât etti. [m. 1913] de Mosli kanununu buldu. Buna göre, bir elementin hâsıl ettiği Röntgen şualarının frekanslarının kare kökleri, bu elementin periyodik sistemdeki sıra numarası [atom numarası] ile orantılıdır. Mosli, böylece, elementlerin atomlarındaki proton sayısını hesaplamış oldu. Mosli [m. 1916] da İngiliz subayı olarak Çanakkalede Türklere karşı harp etti.
620 — MOZART: Avusturyalı bestekardır. 1169 [m. 1756] da tevellüd, 1205 [m. 1791] de vefât etti. Kilise müziğine hizmet etti. Figaronun evlenmesi meşhurdur.
621 — MUAVİYE “radıyallâhu anh”: Babası Ebû Süfyan bin Harp bin Ümeyedir. Annesi Hind bint-i Utbe bin Rebia bin Abd-i Şemstir. Hicretten 19 sene önce tevellüd, 60 [m. 680] senesinde, Recep ayında vefât etti. Mekkenin feth edildiği gün, babası ile beraber, Resûlullahın önünde müslüman oldu. Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” vahiy katibi ve kayınbirâderi idi. Hazret-i Ömer zamanında dört yıl, Osman zamanında on iki yıl, Ali zamanında beş yıl, İmâm-ı Hasan zamanında altı ay olarak Şamda 21,5 sene Vâli oldu. [41]. senede, Şevval ayında Kufede halife seçildi. 19 sene, 4 ay halifelik yaptı. Bir İslam devletinin reisine (Halife) denir. İslamiyette ilk seçilen halife, Ebû Bekr-i Sıddîktır. Bundan sonra sıra ile Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Muaviyedir. Aklı, zekası, fesâhatı, sabrı, yumuşaklığı, ikramı, cömertliği fevkalede çok idi. Müslümanların başına geçeceği, hadis-i şerifte bildirilmişti. Kendisinden çok hadis-i şerif alınmış, kitaplara yazılmıştır. Bu da, büyüklüğünü ve kendisine güvenildiğini göstermektedir. Şamdaki Emevi devletinin kurucusudur. Şamda medfundur. Hicretin 42 senesinde Sicistanı, 43 de Sudanı, 44 de Afganistanı ve Kabil şehrini ve Hindistan’ın şimal kısmını, 45 de Tunusta Efrikıye şehrini aldı. 48 de gemilerle kendisi Kıbrısa giderek Bizans devletinden feth etti. [Ada 586 [m. 1191] de İngilizlerin ve 878 [m. 1473] de Venediklilerin eline geçti. 978 [m. 1570] de İkinci Selim Han tarafından feth edildi. 1295 [m. 1878] Ayastefanos muahedesi ile Balkan yarım adası ve Anadolunun mühim kısımları Ruslara verilince, ikinci Abdülhamid Han, devletin idaresini eline alıp, ingilizleri Kıbrısın idaresine ortak ederek, Berlin muahedesini hazırladı. Bütün toprakları kurtardı. Balkan harbinin feci bozgunundan sonra, 1331 [m. 1913] de Londra muahedesinde, İttihatçılar, bütün Rumeliyi ve Kıbrısı, Edirneyi düşmanlara terketti.] Hazret-i Muaviye, 50 de İranda büyük Kuhistan şehrini aldı. Yine 50 [m. 670] senesinde, Bizans imparatoru dördüncü Kostantin zamanında, oğlu Yezidi büyük bir ordu ile İstanbul’a cihat etmeye gönderdi. Her sene büyük vergi almak şartı ile sulh yapıldı. 54 de Ubeydullah bin Ziyadı Horasandaki orduya kumandan yapıp, Ceyhun nehrini develerle geçerek, Buharayı aldı. Kudüs-i şerifi hazret-i Ömer feth etmişti. Sonra, kâfirler geri almışlardı. Hazret-i Muaviye tekrar feth etti. Yemen, Mısır, Kayruvan, Irak, Azerbaycan, Anadolu, Horasan ve Mavera-ün-nehir şehirlerine hâkim oldu. Bütün millete kendini sevdirdi. Büyük saltanata nail oldu. Resûlullahın sohbetinin ve hayırlı dualarının bereketi ile İslamiyetten hiç ayrılmadı.

622 — MUAZ BİN CEBEL “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. İkinci Akabede îman eden yetmiş Ensardandır. Bütün gazalarda bulundu. Onsekiz yaşında îman etti. 18 [m. 639] senesinde taundan vefât etti. Resûlullahın Yemende valisi idi.
623 — MÜCAHİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası, Cebr-i Mahzumidir. Tabiînin ve tefsir imamlarının büyüklerindendir. [24] senesinde tevellüd, 104 [m. 723] senesinde Mekkede, namazda secdede vefât etti. Abdullah ibni Abbasın talebesi idi. Tefsiri vardır.
624 — MUDAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın 18. babasıdır. Nizarın oğludur. Mudarın sesi çok güzel idi. Deve yanında okuyup onu harekete getirmek Mudardan kalmıştır. İbrahim aleyhisselâmın İslam dininde idi. 390.
625 — MÜDRİKE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın onaltıncı babasıdır. İsmi Amr idi. Tavşan arkasından koşup yakaladığı için, babası buna Müdrike demişti. Dedelerinin şereflerini kendinde topladığı için de Müdrike denilmiştir.
626 — MUHAMMED “aleyhisselâm”: Allahü teâlânın Resûlüdür. Habîbidir. Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Babası Abdullahtır. Miladın  [571] senesi nisan ayının yirmisine rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. pazartesi gecesi, sabaha karşı, Mekkede tevellüd etti. Babası, daha önce vefât etmiş idi. Altı yaşında iken annesi, 8 yaşında iken dedesi vefât etti. Sonra, amcası Ebû Talibin yanında büyüdü. 25 yaşında iken, Hadice-tül-Kübrâ ile evlendi. Bundan dört kızı, iki oğlu oldu. İlk oğlunun adı Kasım idi. Bundan dolayı, kendisine (Ebül-Kasım) da denir. 40 yaşında iken, bütün insanlara ve cinne Peygamber olduğu bildirildi. Üç sene sonra, herkesi imana çağırmaya başladı. 52 yaşında iken, bir gece Mekkeden Kudüse ve oradan göklere götürülüp getirildi. Bu yolculuğuna (Miraç) denir. Miraçta, Cennetleri, Cehennemleri ve Allahü teâlâyı gördü. Beş vakit namaz, bu gece farz oldu. Tarihçilere göre miladın 622 senesinde, Allahü teâlânın emri ile Mekkeden Medineye gitti. Bu yolculuğuna (Hicret) denir. Medine şehrinin Kuba köyüne geldiği, Rebiul-evvel ayının sekizinci pazartesi gününe tesadüf eden efrenci Eylül ayının 20. günü müslümanların (Hicri şemsi) tarih başlangıcı oldu. Müslümanların (Hicri kameri) seneleri de, o senenin Muharrem ayından başlar ve gökteki ayın, dünya etrafında on iki defa dönmesi bir kameri sene olur. Hicri 11 [m. 632] senesinde, Rebiul-evvel ayının 12. pazartesi günü, öğleden evvel vefât etti. Salıyı çarşambaya bağlayan gece [Çarşamba gecesi] yarısı, vefât etmiş olduğu odaya defnedildi. Vefâtında, kameri 63, şemsi seneye göre 61 yaşında idi.

Muhammed “aleyhisselâm” beyaz idi. Bütün insanların en güzeli idi. Güzelliğini, herkese belli etmezdi. Onun güzelliğini bir kere gören, hatta rüyada gören kimsenin ömrü, lezzet ve neşe ile geçmektedir. O, her zamanda, dünyanın her yerinde olan ve gelecek olan her insandan, her bakımdan üstündür. Aklı, fikri, güzel huyları, bütün organlarının kuvveti her insandan ziyâde idi.

Çocuk iken iki kere, ticaret edenlerle Şam tarafına gitti ve Busra denilen yerden geri döndüler. 14 veya 17 yaşında amcası Zübeyr ile Yemene gitti. Başka hiçbir zaman, hiçbir yere gitmedi. Ümmi idi. Yani hiç mektebe gitmedi. Kimseden ders almadı. Fakat, her şeyi biliyordu. Yani her neyi düşünse, her neyi bilmek istese, Allahü teâlâ Ona bildiriyordu. Cebrâil “aleyhisselâm” adındaki melek gelip, Ona her istediğini söylüyordu. Mübarek kalbi, güneş gibi, nur saçıyordu. Onun saçtığı ilim, mârifet nurları, radyo dalgaları gibi, yerlere, göklere, her yere saçılıyordu. Şimdi, kabrinden de yaymaktadır. Yayma kuvveti, her ân artmaktadır. Elektro-manyetik dalgaları almak için, radyo alıcısı lazım olduğu gibi, Onun nurlarını almak için de, Ona inanan ve seven ve gösterdiği yolda giderek temizlenen kalp lâzımdır. Böyle kalbi olan insan, bu nurları alır ve bu da, etrafa neşreder, yayar. Böyle büyük insanlara (Velî) denir. Bu Velîyi tanıyan, inanan ve seven kimse, bunun karşısında edeble oturur veya uzakta, onu edep ile sevgi ile düşünürse, bu kimsenin de kalbi, nur, feyiz almaya, temizlenmeye, olgunlaşmaya başlar. Allahü teâlâ, bedenimizi, maddemizi, yetiştirmek için güneş enerjisini sebep kıldığı gibi, ruhlarımızı, kalplerimizi olgunlaştırmak, insanlıkta yükseltmek için de, Muhammed aleyhisselâmın kalbini, oradan fışkıran nurları sebep kılmıştır. İnsanı besleyen, yapısını ve enerjisini sağlayan bütün besi maddeleri, güneş enerjisi, özümleme ile hâsıl oldukları gibi, kalbe, ruha gıda olan, Evliyânın sohbetleri, sözleri ve yazıları da, hep Resûlullahın mübarek kalbinden fışkıran nurlarla hâsıl olmuştur.
Allahü teâlâ, Cebrâil “aleyhisselâm” adındaki bir melek ile Muhammed aleyhisselâma (Kurân-ı Kerîm)i gönderdi. İnsanlara dünyada ve ahirette lüzumlu, faydalı olan şeyleri emretti. Zararlı olanları yasak etti. Bu emirlerin ve yasakların hepsine (İslam dini) veya (İslamiyet) denir.
Muhammed aleyhisselâmın her sözü doğrudur, kıymetlidir, faydalıdır. Böyle olduğuna inanan kimseye (Mümin) ve (Müslüman) denir. Muhammed aleyhisselâmın sözlerinden birine inanmayan, beğenmeyen kimseye kâfir denir. Allahü teâlâ, mümin olanı sever. Bunu Cehennemde sonsuz olarak bırakmaz. Ya Cehenneme hiç sokmaz, yahut, kabahati için, soksa da, sonra Cehennemden çıkarır. Kâfir olan kimse, Cennete giremez. Doğru Cehenneme girer ve oradan hiç çıkmaz. Ona inanmak, Onu sevmek, bütün saadetlerin, rahatlıkların, iyiliklerin başıdır. Onun Peygamber olduğuna inanmamak ise, bütün felaketlerin, sıkıntıların, kötülüklerin başıdır. Aklı, zekası, güzel ahlakı ve derya gibi olan her nev’ ilmi ve mucizeleri, İslamiyetin hak din olduğunu gösteren vesikalardır.
627 — MUHAMMED AKİF “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı şairlerindendir. 1290 [m. 1873] da tevellüd, 1354 [m. 1936] de İstanbul’da vefât etti. Edirnekapı kabristanındadır. Fatih rüştiyesinden sonra, mülkiye idadisini bitirdi. Baytar mektebini okuyup, veteriner oldu. Dini, milli şirleri çok heyecanlıdır. Her müslüman türkün kalbine yerleşmiş olup ve her evde saygı ve sevgi ile okunan türk istiklal marşının yazarıdır. (Safahat) kitabı heyecanlı şirlerle dolu ise de, seksenaltıncı sayfasında (İstibdad) adındaki yazısında ve dörtyüzbeşinci sayfasında, müslümanların halifesi ve İslamiyetin bekçisi olan sultan ikinci Abdülhamid hanın şanını ve kıymetini zedeleyen çok çirkin ve bayağı iftirâları ve Mısır müftüsü sicilli mason, Muhammed Abdühü öven ve bir çalgıcıyı, çalgısının seslerini nida-yı ilâhiyye benzeterek öven şirleri kendisini lekelemekte, imanlı kalplerde nefret hâsıl etmektedir. İstanbul’daki yüksek İslam enstitüsü eski müdirlerinden ve öğretim üyelerinden Ahmed Davudoğlu, 1394 [m. 1974] senesinde İstanbul’da basılan (Dini tâmir davasında din tahribcileri) kitabında, Muhammed Akifin de sair reformcular gibi, ilhamı doğrudan doğruya Kurân-ı Kerîmden almak istediğini bildirmektedir.
628 — MUHAMMED AKKERMANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 96. sırada, Akkermani ismine bakınız!
629 — MUHAMMED ALİ PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 1183 [m. 1769] de Kavalada tevellüd, 1266 [m. 1849] da Mısırda vefât etti. [1215] de Mısır valisi oldu. Dinine bağlı iyi adam idi. Bundan sonra, Mısır bozuldu.
630 — MUHAMMED ARABİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Tebbani Magribi, (İfade-tül-ahyar) kitabının yazarıdır. Bu kitabı iki cilttir. Mekkede basılmıştır. Burada, Abdühün Ehl-i sünnete karşı yaptığı haksız hücumları açıklamakta, her birine cevap vermektedir.
631 — MUHAMMED BABA SEMMASİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam âlimlerinin büyüklerindendir. Ramiten ile Buhara arasında Semmas köyünde tevellüd, 755 [m. 1354] de orada vefât etti. Ali Ramiteninin halifesidir. Çok kerâmetleri görüldü.
632 — MUHAMMED BAKİ-BİLLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası kadı Abdüsselam Semerkandidir. Sûfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Ruh ilimlerinin mütehassısı idi. İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârukînin “kuddise sirruhüma” üstadıdır. 971 [m. 1563] senesinde Kabil şehrinde tevellüd etti. Kabilden Semerkanda gidip, zâhir ilimlerinde yüksek dereceye yetiştikten sonra, Hâce İmkenegi hazretlerinin sohbet ve teveccühleri ile de şereflenerek velâyetin yüksek mertebelerine kavuştu. Şâh-ı Nakşbend ve Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerinin rûhâniyetlerinden de feyiz alarak (Üveysi) oldu. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Ashâbından Mevlânâ Bedreddin-i Serhendî (Hadarat-ül-kuds) adındaki fârisî kitabında, hayatını ve kerâmetlerini uzun yazmaktadır. Bu kitap, fârisî olup Beyazıt kütüphanesi (Veliyeddin) kısmında [1788] sayıda mevcuttür. Muhammed Bâkî Billah, Delhide 1012 [m. 1603] senesinde vefât etti. Kutabrol denilen yerdeki mescidinin yanında ziyaret edilmektedir. Türbesinin şarkında validesi ile oğlu Ubeydullah, garbında diğer oğlu Abdullah medfundur. 1387 [m. 1967] de Lahorda basılan (Külliyat-i Bâkî Billah) kitabında, hayatı ve mektupları yazılıdır. (Hadarat-ül-kuds) kitabı da, 1391 [m. 1971] de Lahorda basılmıştır. 312 sayfadır.
MUHAMMED BAKIR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: On iki imâmin beşincisidir. Zeynelâbidin Ali bin İmâm-ı Hüseyinin oğlu, İmâm-ı Cafer-i Sâdıkın babasıdır. [57] senesinde Medinede tevellüd, 113 [m. 732] senesinde vefât etti. Medinede, Bakide, babasının yanındadır.
MUHAMMED BAKIR-I LAHORİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Şerefeddindir. Muhammed Mâ’sûm Fârukînin halifelerindendir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin (Mektûbât)ını 1080 [m. 1669] senesinde fârisî olarak hülâsa etmiş, (Kenz-ül-hidayat) adını vermiştir. Ayrıca fârisî (Ürve-tül-vüska) kitabını yazmıştır. 1080 [m. 1669]de vefât etmiştir.

MUHAMMED BEHAEDDİN-İ BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 160. sırada Behâüddîn-i Buhârî ismine bakınız!
MUHAMMED BİN ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Veliyüddin hatib-i Tebrizi, Şâfiî hadis âlimlerindendir. 749 [m. 1348] senesinde vefât etti. İmâm-ı Begavinin (Mesabih) kitabına ek ve açıklamalar yaparak (Mişkat-ül-Mesabih) adını verdiği kitabı meşhurdur. 458.
638 — MUHAMMED BİN ABDÜLVEHHAB: 1111 [m. 1699] senesinde, Nectte, Hureymile kasabasında tevellüd, 1206 [m. 1791] da öldü. Genç yaşında iken, 1125 [m. 1713] de Basrada, Hempher isminde bir ingiliz casusunun tuzağına düştü. Ehl-i sünnet îtikadından ve İslamın güzel ahlakından ayrıldı. İngilizlerin (İslamiyeti yok etmek) çalışmalarına alet oldu. Hempherin yazdırdığı bozuk şeyleri, 1150 [m. 1737] de (Vehhâbîlik) ismi ile neşretti.
639 — MUHAMMED BİN ABDÜRRESÛL: Berzenci âlimlerindendir. Seyittir. [1040] da Zur şehrinde tevellüd, 1103 [m. 1692] de Medinede vefât etmiştir. Şiîleri reddeden mirza Mahdumun (Nevakıd) kitabını ihtisar etmiştir. Çok bilgili olduğu hâlde, tasavvuftan nasibi olmamıştır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerine karşı edep dışı hücumlarda bulunmuştur. (Makamat-i Mazhari)de diyor ki (İmâm-ı Rabbânî’nin “rahmetullâhi aleyh” torunlarından Muhammed Ferruh Şâh bin Muhammed Saîd, çok âlim idi. Hacca gitti. Muhammed Berzenci bunu mahçup etmek için, Medineden Mekkeye gitmek istedi. Ağır hastalandı. Muhammed Ferruh, Medineyi de ziyaret edip gemi ile Hindistan’a döndü. Berzenci iyi oldu. Kayıkla gemeye yetişmek istedi. Yolda boğuldu.)
640 — MUHAMMED BİN AHMED EBŞİHİ: Behâüddîn Muhammed, [790] senesinde tevellüd, 850 [m. 1446] de Mısırda vefât etti. (Mustatraf) kitabı, Rat tarafından fransızcaya tercüme edilmiş, [m. 1902] de Pariste basılmıştır.
641 — MUHAMMED BİN AHMED SEMERKANDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Alaüddin-i Semerkandi 540 [m. 1145] da vefât etti. 531. isme bakınız!
642 — MUHAMMED BİN AHMED ZAHİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da 632 [m. 1234] de vefât etti. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. (Tergib-üs-salât) kitabı meşhurdur. Nur-i Osmaniye kütüphanesinde vardır. 283.
643 — MUHAMMED BİN EBÛ BEKR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Onuncu senede, Vedâ haccına giderken tevellüd etti. 38 [m. 659]. ci senede işkence ile öldürüldü. Sahabi değildir. Tabiîndendir. Hazret-i Osmanı şehit edenler arasında idi. Deve ve Sıffin harblerinde hazret-i Ali ile birlikte idi. Hazret-i Ali tarafından Mısır valisi yapıldı. Amr ibni As ile yaptığı muharebede şehit oldu.
644 — MUHAMMED BİN EBİ BEKR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmamzade ve Rükn-ül-İslam denir. Buharada müftü idi. 573 [m. 1178] senesinde vefât etti. Bunun (Şiratül-İslam) kitabını Yakup bin Seyyid Ali şerh etmiştir.

646 — MUHAMMED BİN İSHAK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dedesi Huzeymedir. [223] yılında tevellüd, 311 [m. 923] senesinde Nişapurda vefât etti. İmam-ül-eimme denir. 140’tan fazla kitabı vardır. Hadis alimidir. 313, 391.

647 — MUHAMMED BİN MAHMUD BABERTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ekmelüddin-i Mısrî, Hanefi fıkıh alimidir. 712 [m. 1312] de Bağdatın Baberta kasabasında tevellüd ve 786 [m. 1384] da, Mısırda vefât etti. (Tercih-u mezhep-i İmâm-ı Âzam) risalesi ve (İrşad) ismindeki (Fıkıh-ı ekber) şerhı ve (Envar) isminde (Menar) şerhı ve (Tuhfe-tül-ebrâr) ismindeki (Meşarık) şerhı ve (Takrir) ismindeki (Pezdevi usuli) şerhı ve (İnaye) isminde (Hidaye) şerhı ve daha şerhleri ve tefsiri vardır. Sadi Çelebinin bu (İnaye)ye haşiyesi vardır.
648 — MUHAMMED BİN MAHMUD HAREZMİ: İmâm-ı Âzâmin (Müsned)ini toplamıştır. 665 [m. 1266] de vefât etmiştir. Celâlüddîn-i Pani-püti, başkadır.
649 — MUHAMMED BİN MÜNKEDİR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sûfiyye-i aliyyedendir. Bezzaz idi. 130 [m. 748] senesinde Medinede vefât etti.
650 — MUHAMMED BİN SÜLEYMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Medine-i münevverenin Şâfiî âlimlerinden idi. 1124 [m. 1712] de Şamda tevellüd, 1194 [m. 1780] de Medinede vefât etti. Çok kitap yazdı. İki cilt fetvası meşhurdur. Vehhâbîlerin îtikatlarının bozuk olduklarına fetva verdi.
651 — MUHAMMED BİN SÜLEYMAN CEZULİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Cezuli [veya Cüzuli], hadis alimidir. Şeriflerdendir. Fasta yetişti. Şazili tarîkatinde yükseldi. 870 [m. 1465] senesinde zehirlenerek Fasta şehit edildi. Yetmiş yedi sene sonra Merakeşe nakledildi. Bunun (Delail-ül-hayrat) salavât kitabını Kara Davud Muhammed bin Kemâl İzmiti türkçeye tercüme ve şerh etmiş, 948 [m. 1541] de Bursada vefât etmiştir. 1087.
652 — MUHAMMED BİN SÜUD: Arabistanda, Necd çölünde kabile reisi idi. Vehhâbîlik meydana çıkınca, hakimiyetini arttırmak için vehhâbî oldu. İngilizlerin yardımı ile herkesi zorla vehhâbî yaptı. Vehhâbî olmayan çok müslümanı öldürdü. Birinci Vehhâbî Suudi devletini kurdu. 1178 [m. 1765] de öldü.
653 — MUHAMMED BUHARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mensur Nevkadı, Semerkand müftüsü iken 434 [m. 1043] de ve Kadı Muhammed Zâhirüddin Buhârî 619 [m. 1222] de ve Muhammed bin Abdurrahmân Zâhid Buhârî 546 [m. 1151] de vefât etti.
654 — MUHAMMED CEVAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: On iki imâmin dokuzuncusudur. Takıy ismi ile meşhurdur. İmâm-ı Ali Rızanın oğludur. [195] senesinde Medinede tevellüd ve 220 [m. 835] senesinde Bağdatta vefât etti. Zevcesi Ümm-ül-fadlın amcası olan Mutesım halife ile görüşmek için Bağdata gidince vefât etmiştir. Zevcesi saraya alınmıştır.
655 — MUHAMMED ESAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmamzade Muhammed bin Abdullah, Konyalı olup İstanbul’da tevellüd etti. 1267 [m. 1851] de vefât etti. (Dürr-i yekta) ve (Hilyetün-naci) fıkıh kitapları İstanbul’da basılmıştır.
656 — MUHAMMED ESAD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyittir. Nakib-ül-eşraf idi. (Sahhaflar şeyhi zade) adı ile meşhurdur. 1264 [m. 1848] senesinde, meclis-i meârif-i umumîye reisi iken vefât etmiştir. Ayasofya camii yanındaki meşhur (Esad efendi) kütüphanesi, şimdi Süleymaniye umumî kitaplığındadır. Yeniçeri askerinin ilgasını anlatan (Üss-i zafer) tarih kitabı çok kıymetlidir. Başka eserleri de vardır. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin Seyyid Esad efendiye yazdığı Arabî mektup, türkçe tercümesi ile beraber, (Reşehat) kitabının kenarında basılmıştır. (Ulema-ül-müslimin ve Vehhâbîyun) kitabının sonunda da vardır.
657 — MUHAMMED HAKKI “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Muhammed Hakkı bin Ali, Hanefidir. Nazillide tevellüd, Mekke-i mükerremede 1301 [m. 1884] de vefât etti. Üstadları Ödemişli Halîl efendi ve Muhammed Can Mekki vasıtası ile Abdullah-i Dehlevîye vasıl olmaktadır. Bezm-i âlem sultan, Muhammed Can için Mekkede bir tekke yaptirmiştir. (Sakal-bıyık risalesi), (Hazine-tül-esrar) Arabî olup Beyrutta (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır. 418.
658 — MUHAMMED HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı padişahlarının beşincisi ve Osmanlı devletinin ikinci kurucusudur. Timur bozgununda esir olmadan Amasyaya geldi. Pederinin vefâtından sonra, burada saltanatını ilan etti. Bursadaki Îsâ çelebiye ve sonra Rumelide Mûsâ çelebiye gâlip geldi. On iki sene aralıktan sonra 816 [m. 1413] da Osmanlı sultanı oldu. Anadoludaki isyanları bastırdı. Rumelide Macaristana kadar aldı. Herekeyi ve Gebzeyi de Bizanstan aldı. Serezde ilhad ve isyan çıkaran Samavne kadısı oğlu denilen şeyh Bedreddini yakalayıp idam etti. 824 [m. 1421] senesinde Edirnede vefât edip Bursaya getirildi. Haremeyne her sene Surre alayı göndermek güzel adetini çıkarmıştır. 1080, 1081.
659 — MUHAMMED HAN-III: İslam halifelerinin yetmişsekizincisidir ve Osmanlı padişahlarının on üçüncüsüdür. Üçüncü Murad hanın oğlu ve birinci Ahmed hanın babasıdır. Eğri fatihidir. 974 [m. 1566] de tevellüd, 1012 [m. 1603] de vefât etti. Ayasofya camii bahçesindeki türbesindedir. Bu türbede, Ahmed hanın validesi Handan sultan ve Ahmed hanın üç şahzadesi ile altı kerimesi ve Murad hanın onbeş kerimesi olmak üzere yirmialtı sanduka vardır. Türbenin hâricinde de Murad hanın dört kerimesi vardır. Üçüncü Muhammed hanın oğlu, birinci Mustafa Han, babasının türbesi yanındaki türbesindedir. Sultan Mustafa türbesinde onbeş sanduka olup birâder zadesi İbrahim Han ve dördüncü Murad hanın kerimesi İsmihan sultan ve şahzade ve sultanlar vardır. 1003 [m. 1593] de halife oldu. Celâli eşkıyası ile ve Macarlarla uğraştı. İçkiyi sıkı yasak edip, bütün meyhaneleri kapattı. Bunun zamanında, 1012 [m. 1603] de tütün içilmeye başlandı.
660 — MUHAMMED HAŞİM-İ KEŞMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Asyada Bedâhşanın Keşm kasabasındandır. Seyyid Muhammed Numan hazretlerinin huzurunda tövbe ve inâbet etti. Sohbetinde yetişip, Seyyid hazretlerinin işareti ile [1031] senesinde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbeti ile şereflendi. İmâm-ı Rabbânî iki sene askerde kaldığı zaman hep hizmetinde bulunup, teveccüh ve ihsanlarına kavuştu. Haşim-i Keşmi diyor ki seyedim Muhammed Numan buyurdu ki Burhanpur şehrinin camiinde Resûlullahı “sallallâhü aleyhi ve sellem” dört halifesi ile rüyada gördüm. Beni görünce, hazret-i Sıddîk-ı ekbere karşı buyurdu ki (Şeyh Ahmed’in kabul ettiği kimseyi biz de ve Allahü teâlâ da kabul ederiz. Şeyh Ahmed’in reddettiği kimseyi, biz de ve Allahü teâlâ da reddederiz.) Bu sözü işitince, İmâm-ı Rabbânî’nin makbullerinden olduğum için, Cenâb-ı Hakka şükrettim.

Haşim-i Keşmi, hazerde ve seferte, İmâm-ı Rabbânî’nin meclis-i şerifinde bulunmakla şereflendi. 1033  senesinde (Mektûbât)ın üçüncü cildini toplamaya başladı. 1040 da tamam oldu. [1037] hicri senesinde (Berekât) veya (Zübde-tül-makamat) isimlerini verdiği kitabı yazarak, bu saadet güneşinin ve üstadlarından ve talebesinden meşhur olanların kerâmetlerini, hâl tercümelerini insanlığa duyurdu. (Berekât) kitabı, fârisî olup Bombayda basılmıştır. İstanbul’da (Murad Mollâ) kütüphanesinde, [1317] numarada (Makamat-i Ahmediye) adı ile el yazması mevcuttür. 1302 ve 1307 senelerinde Hindistan’ın Rampur ve Lüknov şehirlerinde basılmış, 1396 [m. 1976] da İstanbul’da ikincisi ofset yolu ile tekrar basılmıştır. İkinci cildin altmışbeşinci mektubu buna yazılmıştır. 1054 [m. 1645] de Burhanpur şehrinde vefât etti. Muhammed Haşim sâhip can başkadır.
661 — MUHAMMED HAYAT “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh Muhammed Hayat muhaddis Medeni Sindi 1163 [m. 1749] de Medinede vefât etti. Babası İbrahimdir. Hanefi fıkıh alimidir. Nevevinin (Erbain)ini, Münzirinin (Tergib)ini ve (Hikem-i Ataıye)ye şerh, İbni Hacerin (Zevacir)ini ihtisar etmiştir. Mezhep taklidini bildiren (Gâyetü’t-tahkik) ve (Nihâyet-üt-tetkik) risalesini 1413 [m. 1992] de, Hakikat kitabevi bastırmıştır. 208, 466. (Misbah)ın 103. sayfası.
662 — MUHAMMED KASSAB : Sûfiyye-i aliyyedendir. Dameganda vaaz verirdi. (Kör olanlar yalnız sıfata bakar. Nimetleri, ihsanları görür. Sufiye ise, zata, ihsan yapana bakar. Zattan başka olan şeyler perdedir, mâni olur) derdi.

MUHAMMED MÂ’SÛM-İ FÂRUKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruhüma” hazretlerinin üçüncü oğludur. [1007] yılında Serhentte tevellüd, 1079 [m. 1668] da orada vefât etti. Mübarek babası türbesinin birkaçyüz metre şimalindeki büyük türbededir.

[1068] de hacca gitti. Hacdaki halleri (Yevakit-ül-Haremeyn) kitabında ve Yüsuf-i Nebhaninin (Camiu keramat-il-evliyâ) kitabında yazılıdır. İmâm-ı Rabbânî’nin mescidini Şâh-ı Cihan mermerden yenilemiş, yanında Muhammed Mâ’sûm hazretleri için bir oda yaptirmiştir. (Urve-tül-vüska) adı ile meşhurdur. İmâm-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sani Ahmed-i Fârukî Serhendînin “kuddise sirruhüma” halef-üs-sıdk ve vâris-i Âzamı idi. Akli ve nakli ilimlerin, suri ve mânevî kemâlâtın camiiyetini edinmiş idi. (Kutubiyet) makâmına ve (Kayumiyet) mansıbına, yüce pederinden beşaretler almış idi. Tarîk-i Ahmed’inin nisbetini, pederinin teveccühlerinden, bütün âleme yaymış idi. Uzak memleketlerden kendine bağlı olanlara, filan (Velâyet-i Mûseviyye)ye kavuşmuştur, filan (Velâyet-i Muhammediye) ile şereflenmiştir diye bildirirdi. 900.000 kişi, onun vasıtası ile (Allah)ı irâde etmişlerdir. 140.000 talebesini velâyet mertebesi, 7.000 kimseyi hilafet makâmı ile mümtaz etti. Hizmetlerinde ve huzur-ı alilerinde, talibler bâzen bir ayda, bâzen bir haftada kemâlât-ıvelâyete erişirlerdi. Bazılarını, bir teveccühte, makâmların hepsine ulaştırırlardı. Makâmları, keşfleri ve kerâmetleri, bu yüksek hanedânın hallerini bildiren kitaplarda uzun uzun yazılı olduğundan, burada açıklamaya lüzum görülmedi. Bu kitaplar arasında beşi, her memlekete yayılmıştır. Birincisi, Muhammed Haşim-i Bedâhşinin (Berekât) kitâbi olup fârisîdir. (Zübde-tül-makamat) adı ile Murad Mollâ kütüphanesinde [1317] sayıda ve Süleymaniye Pertevniyal kısmında [406] sayı ile mevcuttür. Hindistan’da Kanpur şehrinde 1307 senesinde ve İstanbul’da 1408 [m. 1988] de tab’ ve neşredilmiştir. İkincisi Bedreddin-i Serhendînin (Hadarat-ül-kuds) kitabıdır. 1391 [m. 1971] de Lahorda çok güzel basılmıştır. Üçüncüsü (El-hadaik-ul-verdiye fi hakaik-ı ecella-in nakşbendiyye) olup basılmıştır. Dördüncüsü, (Hadikat-ül-evliyâ) türkçedir. [1318] hicri senesinde İstanbul’da basılmıştır. Beşincisi (Umdet-ül-makamat) kitabıdır. bastırılmıştır. Altı oğlu ve bütün nesl-i necibleri, zamanlarının Kutubu olmuştu. Bütün İslam memleketleri, kalplerinden saçılan nurlarla nurlanmıştı. Cenâb-ı müstetabının varisleri, yer yüzünde meşhur olmuşlardır. Hidayet ve irşatta yüksek derece kazanmışlardır. İrfan ehlinin ve yakîn sahiplerinin anladıkları gibi, feyiz kaynakları, bu ana gelinceye kadar, akmaktadır. İnşaallah, ahir zamana kadar da, böylece cari olacaktır. Üç cilt olan fârisî (Mektûbât-ı Masumiye) kitabı 1396 [m. 1976] senesinde Pakistanın Karaşi şehrinde bastırılmıştır. Bu üç cildin içinde bulunan 652 mektuptan 135 adedi seçilerek, (Müntehabat-i Masumiye) adı ile 1979 senesinde İstanbul’da ofset baskısı yapılmıştır. Bunun sonunda, Hüseyin Hilmi Işık’ın eserleri bildirilmektedir. Muhammed Mâ’sûm’un altı kızının her biri velî idi. [(Umdetül-makamat) sayfa 395.]

665 — MUHAMMED MER’AŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Muhammed bin Reşid Mer’aşi İstanbul’da yerleşmiştir. Hanefidir. Vehbi ve Sünbülzade isimleri ile meşhurdur. 1224 [m. 1809] de vefât etti. (Tuhfe-i Vehbi) lügati çok basılmıştır. Eyüp camii ile Bostan iskelesi arasındaki Mihr-i Şâh sultanın türbesi ve imareti dışında yazılı kasideler bunun olup Yesari-zadenin yazısıdır.

666 — MUHAMMED MURÂD-I KAZANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: [1272] hicri senesinde Rusyada, Kazan velâyetinin Ufa kasabasında tevellüd etti. Memleketinde medrese tahsilini bitirip, 1293 [m. 1876] de Buharaya geldi. Buhara ve Taşkentte tahsilini tamamlayıp 1295 [m. 1878] de Hindistan’a ve Hicaza geldi. Medine-i münevverede tarîkat-ı Nakşbendiyyeye intisab edip, ruh aleminde terakkî etti. 1352 [m. 1933] de vefât etti.

1302 [m. 1884] de (Reşehat) kitabını ve sonra, İmâm-ı Rabbânî’nin (Mektûbât)ını fârisîden arabîye tercüme etti. (Mektûbât)ın arabisine (Dürerü’l-Meknûnât) adını verdi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hâl tercümesini de Arabî uzun yazıp, 1317 [m. 1898] de Mekke-i mükerremede (Miriye) matbaasında, (Mektûbât)ın kenarında basıldı. İstanbul’da Bayezitte belediye kütüphanesinde 53 numarada mevcuttür. Bunun fotokopisi 1383 [m. 1963] de İstanbul’da basılmıştır. Bu Arabî Mektûbâttan 194 mektup seçilerek, (El-Müntehabat) ismi ile 1392 [m. 1972] senesinde İstanbul’da ofset yolu ile bastırılmıştır. 1075, 1121.

667 — MUHAMMED NUMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mîr Muhammed Numan bin Seyyid Şemseddin, 977 [m. 1567] senesinde Semerkantta tevellüd etti. Binaltmış 1060 [m. 1650] senesinde Egre şehrinde vefât etti. Hindistan’a gelip, Hâce Bâkîbillah hazretlerinin sohbeti ile şereflendi. Vefâtına kadar Delhide hizmetinde bulundu. Hâce hazretlerinin vefâtında, İmâm-ı Rabbânî Dehliye teşrif etmişti. Merhamet buyurup, Seyyid Numanı, Serhende götürdü. Uzun zaman hizmet ve sohbette bulunduktan sonra, talebe yetiştirmesi için Burhanpura gönderildi. 101, 267, 481, 515, 746, 749, 756, 1036, 1144, 1148.
668 — MUHAMMED OSMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hacı Muhammed Osman Sâhip, Hindistan’da yetişen Evliyânın büyüklerindendir. Hicretin [1244] senesinde Pencabın Loni kasabasında tevellüd, 1314 [m. 1896] de Pencab Mûsâ zey kasabasında vefât etti. 1266 senesinde, Ahmed Saîd-i Serhendî hazretlerinin talebesinden hacı Dost Muhammed Kandiharinin sohbetine kavuştu. Onsekiz sene feyiz aldı. Zâhir ve bâtın ilimlerinde kemâle geldi. Üstadı [1284] senesinde vefât edince yerine geçmekle şereflendi. Binlerle Velî yetiştirdi. Yirmidokuz sene, talibleri irşad etti. Vefâtından bir sene sonra, babasının yerinde on yedi yaşında irşada başlayan oğlu Muhammed Siracüddinin emri ile talebelerinden Seyyid Ekber Ali Dehlevînin yazdığı (Fevaid-i Osmaniye) kitabında mektupları ve kerâmetleri uzun bildirilmiştir. 1382 [m. 1962] de Mültanda basılmıştır. Siracüddin 1333 [m. 1915] senesinde vefât edince, oğlu Muhammed Zâhid “rahmetullâhi aleyh” zâhir ve bâtın ilimlerinin menbaı oldu. Siracüddinin halifelerinden Muhammed Fadl Ali Şâh 1354 [m. 1935] de vefât etti. Yerinde irşada başlayan Muhammed Saîd Kureyşi Ahmed puri de 1363 [m. 1944] de Pani-püt şehrinde vefât etti. Dost Muhammed Kandiharinin (Mektûbât)ındaki otuz mektubu Muhammed Âdil toplamış, Muhammed Zâhid bin Siracüddinin emri ile Ata Muhammed tarafından 1383 [m. 1964] de Mültanda basılmıştır. 783, 1198.
669 — MUHAMMED PARİSA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed bin Mahmud [756] da Buharada tevellüd, 822 [m. 1419] de Medinede vefât etti. Namazını, Mollâ Fenâri kıldırdı. (Umdet-ül-makamat)da diyor ki (Zeyneddin Hafi, kabir taşını Mısırdan gönderdi. Taş 1212 de yerinde idi. 1225 de görmedim. Vehhâbîler kırmış.) Medrese tahsilini bitirip, hadis ve fıkıh bilgilerinde ihtisâsını ilerletti. Sonra Muhammed Behâüddîn-i Buhârî hazretlerinin sohbet ve teveccühlerine kavuşarak kemâle geldi. (Risale-i kudsiye), (Tuhfe-tüs-sâlikin), (Tahkikat) ve (Faslül-hitab) kitapları meşhurdur. Hepsi de fârisîdir. (Tuhfe)si 1390 [m. 1970] senesinde Delhide basılmıştır.

670 — MUHAMMED REBHAMİ : “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’ın fıkıh âlimlerindendir. 835 [m. 1432] de yazdığı fârisî (Riyad-un-nasıhin) ismindeki ilmihal kitabı 1313 de Bombayda basılmış, 1981 de İstanbul’da ofset baskısı yapılmıştır. Bunu 444 kitaptan toplamıştır.

671 — MUHAMMED SÂDIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin birinci oğludur. Velâyet bostanının meyveli ağacı idi. Bin [1000] senesinde Serhentte tevellüd, 1025 [m. 1616] senesinde taundan, orada vefât etti. Babası, kabri üzerine kubbe yaptırdı. [1008] senesinde, pederi ile birlikte Hâce Muhammed Bâkî ile teşerrüf edip, zikir almakla, murakabe, cezbe ve nisbet-i şerife ile şereflendi. İstidadı ve fıtrati yüksek olduğundan, onların terbiyesi ve merhametli nazarlarının bereketleri sayesinde kıymetli hallere ve büyük işlere kavuştu. Daha çocuk iken, uzak yerlerdeki şeyleri, mezardaki halleri keşfederdi. Sonra, kendi peder-i alisinden feyiz alarak kemâl mertebelerinin sonuna erişti. Babasının esrarına mahrem oldu. Hazret-i İşan her Cuma namazlarından sonra, kabir-i şerifine gelip, bir müddet mürakabe buyururdu.

672 — MUHAMMED SÂDIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Alidir. Sakızlıdır. 1059 [m. 1649] senesinde vefât etti. (Surre-tül-fetava) kitabı meşhurdur.

673 — MUHAMMED SÂDIK EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hafidzade Muhammed Sâdık bin Muhammed efendi 1230 [m. 1815] da vefât etti. (Nevadır-i fıkıhiye) kitabı meşhurdur.

674 — MUHAMMED SAİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ikinci mahdumudur. [1005] senesinde tevellüd, 1070 [m. 1660] senesinde vefât etti. Babasının türbesindedir. Ahlakının güzelliği, faziletlerinin çokluğu, güler yüzü, yumuşak sözü, işlerinin halis olması ile ziynetlenmişti. Tahsilini genç yaşında bitirdi. Akli ve nakli bilgilerde mütehassıs oldu. Babasının tasarrufu ve teveccühleri sayesinde, büyüklerinin nisbetine ve yüksek hallere kavuştu. On yedi yaşında suri ve mânevî kemâlata vasıl oldu. Birçok kıymetli kitaplara talikler ve haşiyeler yaptı. (Mişkat-i Mesabih) ve Hayâlî haşiyesine talikleri çok kıymetlidir. Namazda otururken parmak kaldırmamak için, Hanefi mezhebine göre yazdığı risalesi Şâh-eserdir. Parmak kaldırmamanın daha iyi olduğunu ispat etmiştir. Pederinin garib sırlarına, acib mârifetlerine mahrem idi. (Mektûbât-i Saidiye) kitabında yüz mektup vardır. 1385 [m. 1965] de Pakistan’da basılmıştır. 271, 425, 741, 930, 941, 1121.
675 — MUHAMMED SITTİK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hidaye ismi ile meşhurdur. Bedâhşanın Keşm kasabasındandır. Küçük iken, Han-ı Hanan Abdürrahimin sohbetinde bulundu. Bunun vasıtası ile Hâce Bâkî Billahın sohbeti ile şereflendi. Vefâtından sonra, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine kavuştu. Velâyet-i hassa ile müşerref oldu. 1032 [m. 1622] de izin alarak hacca gitti. Hicazda iken, İmâm-ı Rabbânî buyurdu ki (Şimdi, uzakta olan kardeşlerimizden bazısının ahvaline müteveccih idim. Mevlânâ Muhammed Sıddîk göründü. Tam bir sevgi ve ihlas ile bize müteveccihtir. Şu ânda Maveraün-nehrde, Bedâhşanda yolcudur. Hâli hoş olsun!). 1019 senesinde, İmâm-ı Rabbânî’nin (Mebde ve mead) risalesini toplamıştır. Fârisî olup Urdu tercümesi ile birlikte, 1388 [m. 1968] de Pakistan’da basılmış, 1977 de İstanbul’da ofset baskısı yapılmıştır.
676 — MUHAMMED ŞEYBANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin derslerinde yetişen İslam âlimlerinin en üstünlerindendir. Büyük müctehid idi. İmâm-ı Âzâmin derslerini, sözlerini kitaplara geçiren budur. Adı, Muhammed bin Hasan bin Abdullah bin Tavus bin Hürmüzdür. Bu Hürmüz, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin ceddi olup Bağdat sultanı idi. Hazret-i Ömerin elinde îman etmiş idi. 135 [m. 752] senesinde Vasıt şehrinde tevellüd, 189 [m. 805] senesinde Reyde vefât etti.

MUHAMMED TARSUSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed bin Muhammed, Hanefi âlimlerindendir. 1117 [m. 1705] senesinde vefât etti. Birçok kitaplara haşiyesi vardır. Tütün haram değildir, derdi. 639.

MUHAMMED ZAHİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Muhammed Zâhid-i Semerkandi, derin âlim ve veliy-i kâmil idi. Ruh bilgilerinin mütehassısı idi. 936 [m. 1530] senesinde Hisarın Vahş köyünde vefât etti. Önce çok riyâzet ve mücâhede yaptı ise de, Ubeydullah-i Ahrâr “kuddise sirruh” hazretlerinin teveccühü ile birinci sohbetinde kemâle kavuştu. Yakup-i Çerhi hazretlerinin kızının oğludur. (El-Hadaik-ul-verdiye) kitabında kerâmetleri yazılıdır. (Silsile-tül’ârifin) kitabı meşhurdur. (Mesmuat-i Mevlânâ kadı Muhammed Zâhid) kitabı Mîr Abdülevvele ait olup Süleymaniye kütüphanesi (Esad efendi) kısmında [1715] sayıda mevcuttur. 1414 [m. 1993] de neşredilmiştir.Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerinin fârisî sözleridir. Yetiştirdiği Veliler arasında, hemşiresinin oğlu Mevlânâ Derviş Muhammed, bu silsilenin büyüklerindendir.

MUHAMMED ZİHNİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hacı Zihni efendi, Osmanlı devleti meârif meclisi azasından idi. [1262] de tevellüd, 1332 [m. 1914] senesinde vefât etti. Beğlerbeği küplücesindedir. (Nimet-i İslam) kitabı, (Kimyâ-i saadet mukaddimesi) ile (Elmünkızü aniddalal) tercümeleri meşhurdur.

MUHİBBULLAH-I MANKPURİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da, Burhanpurda, şeyh Muhammed bin Fadlullah sohbetine devam ile halife olmuş, irşada icazet almış iken, Seyyid Muhammed Numanın hizmetine devam etmiş, burada İmâm-ı Rabbânî’nin ismini işiterek ve (Mektûbât)ı dinliyerek aşk ve şevk ile Serhende gelmiştir. Hizmet ederek, icazet aldı. Mankpura irşada gönderildi.

681 — MUHYİDDİN-İ ARABİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Bekr ibnü Arabî ismi ile de meşhurdur. Sûfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Adı şeyh-i ekber Ebû Bekr-i Muhammed bin Alidir. 560 [m. 1165] da, Endülüste Mürsiye kasabasında tevellüd, 638 [m. 1240] de Şamda vefât etti. Büyük Velî ve müctehid idi. Konyaya gelip, Sadreddin-i Konevinin üvey babası oldu. Naklettiği bilgilerin hepsi, birer vesikadır. Devlet ve mevki sahiplerinden çok hediye gelir, hepsini fakirlere dağıtırdı. Beşyüzden fazla kitap yazdı. Câhiller, buna zındık dedi. İbni Teymiyye gibiler kâfir dedi. Âlimler, Arifler ise, veliy-i kâmil olduğunu anladı. (Fütuhat-i Mekkiye)si dört büyük cilt halinde 1393 [m. 1973] de Beyrutta basılmıştır.

İbn-ül-Arabî ismi ile meşhur olan Kadı Ebû Bekr ibn-ül-Arabî başkadır. İsmi Muhammed bin Abdullahtır. Endülüste 468 [m. 1076] de tevellüd etmiş, 543 [m. 1149] de Fasta vefât etmiştir. Malikidir. 391, 431.

Muhyiddin Muhammed bin Behâüddîn başka olup (El-Kavl-ül-fasl) ismindeki (Fıkıh-ı ekber) şerhı çok kıymetlidir. Bu şerh, yeniden yazdırılıp 1979 da, İstanbul’da bastırılmıştır. 956’da vefât etmiştir.

682 — MUİNÜDDİN-İ ÇEŞTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’da yetişen Evliyânın büyüklerindendir. Hâce Kutubüddin-i Bahtiyarın üstadıdır. Hâce Osman-ı Haruniden Bağdatta feyiz alıp, Hâce hazretleri 617 [m. 1220] senesinde vefât edinciye kadar hizmetinde bulundu. [1312] de Hindistan’da basılan (Enis-ül-ervâh) kitabında, hocasının sohbetini anlatmaktadır. Kitap otuzaltı sayfa olup fârisîdir. Hâce Osman-i Haruni, Hâce Şerif-i Zendeninin, bu da Mevdud-i Çeştinin talebesidir. Muin-üd-din-i Çeşti, [531] de tevellüd, 633 [m. 1235] senesinde Ecmirde vefât etti. Çeşt, Hirata bir saat mesafede bir kariyidir. İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârukî “kuddise sirruh” hicretin binotuz üç [1033] senesinde Ecmir şehrine gitmişti. Orada Hâce Muinüddin-i Çeştinin kabrini ziyaret etti. (Hoca hazretleri merhamet etti. İhsanda bulundu. Hususi bereketlerinden ziyafette bulundu. Çok konuştuk. Esrar açıldı. Bana, asker arasında kalmamak için uğraşma! Allahü teâlânın rızasına tâbi ol dedi) buyurdu. Kabre bakan türbedârlar gelip, kabir üzerinden kaldırılmış olan örtüyü hediye verdiler. Kabul ederek, (Hâce hazretleri en yakın elbisesini bize ihsan etti. Bunu kefenim olmak için saklıyalım) dedi. Bir sene sonra, buna kefenlendi. 90.

683 — MUKATİL “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Mukatil bin Süleyman, tefsir âlimlerindendir. Belhte tevellüd edip, Mervde yetişti. Basrada yerleşti. 150 [m. 767] de orada vefât etti. Tefsiri meşhur olup Londrada basılmıştır. 391, 738.
684 — MÜNAVİ [veya Menavi]: Abdürrauf-i Münavi Şâfiî alimi idi. 924 [m. 1518] de tevellüd, 1031 [m. 1621] de Kahirede vefât etti. Çok kitap yazdı. (Künuz-üd-dekaık) kitabı, [1285] de İstanbul’da basılmıştır. İçinde onbin hadis-i şerif vardır. 398, 419, 420, 448, 458, 465, 469, 631, 633, 638, 726.
685 — MÜNİB EFENDİ: Hâce Muhammed Münib efendi, Ayntablıdır. [1182] de İstanbul’a geldi. Anadolu kadı-askeri oldu. (Siyer-i kebir) şerhini türkçeye tercüme etmiştir. 1238 [m. 1823] senesinde Aydın Güzelhisarında vefât etti. 786.
686 — MURAD HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan Murad-ı Hüdavendigar, Osmanlı padişahlarının üçüncüsüdür. Sultan Orhanın oğlu, Yıldırım sultan Beyazıtin babasıdır. 726 [m. 1326] da tevellüd etti. Bursa valisi oldu. Babası zamanında altın para basılmasında hizmeti görüldü. 763 [m. 1362] de, pederi vefât edince tahta çıktı. Selçuki devleti parçalanınca Ankarada bir devlet kuran Ehilerin, Konyadaki Karaman oğulları ile Osmanlı aleyhine birleştikleri işitilince, 763 de Ankarayı aldı. Lala Şahin paşayı ilk serdar ve sadr-ı Âzam yaptı. Çorlu, Keşan, Edirne, Gümülcineyi alıp Bursaya döndü. Bigayı aldı. Haçlı ordusu geldiğinden Rumeliye geçip (Sırp Sındığı) muharebesini kazandı. Tunaya kadar aldı. İkiyüzbin kişilik ikinci haçlı ordusu geldi. Kosova ovasında çetin savaşı kazandı. Sırb Kralı Lazari ve kumandanları öldü. Sırb devleti yok edildi. 791 [m. 1389] de, bir yaralı sırbın hâlini sorarken şehit edildi. Bursada Çekirgede defnedildi. Dini bütün, âdil, merhametli, faziletli idi. Otuzyedi gaza etti. 1080, 1155.
687 — MURAD HAN-III “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin yetmişyedincisi, Osmanlı padişahlarının on ikincisidir. İkinci Selim hanın oğlu, sultan üçüncü Muhammed hanın babasıdır. 953 [m. 1546] de tevellüd, 1003 [m. 1595] de vefât etti. Türbesi Ayasofya camii yanındaki babası ikinci Selim Han türbesinin yanındadır. Selim hanın türbesinde 44 sanduka olup III. Murad hanın validesi Nur Banu sultan ve iki padişahın şahzadeleri ve kerimeleri vardır. 1288 [m. 1871] de beşinci baskısı yapılan (Fezleke-i Tarih-i Osmani) kitabında diyor ki: (II. Selim Han, saraydaki yangında yanıp yeniden yapılan daireleri ve hamamı gezerken, ayağı kayıp mermerler üzerine düştü. Bu kaza, ölümüne sebep oldu.) İslam düşmanları, (Sarı Selim hamamda zevk, safa yaparken sarhoş olduğundan düşüp öldü) diye gençleri aldatıyorlar. Uydurma tarih kitaplarına da, bu yalan ve çirkin iftirâları yazarak ecdadımızı lekeliyorlar. Evlatları, babalarına düşman yapıyorlar. Halbuki II. Selim Han halvetiye meşayihinden Süleyman Amediden feyiz almış, sâlih müslüman idi. Murad hanın türbesinde 54 sanduka olup Muhammed hanın validesi Safiye sultan ve şahzade ve sultanlar buradadır. 982 [m. 1574] de halife oldu. Tunusu aldı. Azerbaycanı, Tebrizi aldı. Âlimleri çok severdi. Nakşbendî meşayihinden Hâce Ahmed Sâdık Kabiliden feyiz alarak kemâle geldi. Rasathane ve astronomik araştırmalar ile logaritma hesapları yaptırdı. Toptaşı tımarhanesini yaptı. Çok hayrat yaptı. Mescid-i harama kargir kubbeler yaptırdı. Çok para sarf ederek su da getirtti.

Murad hanın validesi Nur Banu sultan 991 [m. 1582] senesinde Üsküdarda Zeyneb Kâmil çocuk hastahanesi yakınında bulunan Atik Valide camiini yaptirmiştir. İki minarelidir. Nur Banu sultan 991 [m. 1582] de vefât etmiştir. Bu camiin artıklarından Dabaklar mescidini yapmıştır. Camie yakın olarak bir de (Dar-üş-şifa) mescidi yaptirmiştir. Türkçe divanını Şems-üd-din-i Sivasi şerh etmiştir.

688 — MURAD HAN-IV “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin 82.si, Osmanlı padişahlarının 17.sidir. 1018 [m. 1609] de tevellüd, 1049 [m. 1640] da vefât etti. Babası, birinci Ahmed hanın türbesindedir. Kardeşi ikinci Osman Han da buradadır. 1032 [m. 1623] de halife oldu. Yavuz gibi cesur idi. Annesi Mahpeyker Kösem sultanın yardımı ile iş başına, kıymetli adamlar getirerek, ortalığı düzeltti. Şâh Abbas Bağdatı alıp, otuzbin Ehl-i sünneti kadın, çocuk ayırmadan kesti. Sadr-ı Âzam hafız Ahmed paşa Bağdatı geri aldı. İran askeri telef oldu. Tütün, enfiye ve içkiyi yasak etti. Kendi harbe giderek Tebrizi geri aldı. İkinci defa giderek Bağdatı tekrar aldı. Kâbe-i muazzamayı yeniden yaptırdı. Hafız Ahmed paşa, Fatihte Malta çarşısındaki camiinin kıble duvarı önündedir.
Murad Han, Revan seferine çıkarken Kandillide bir saray yapılmasını emretti. 1042 [m. 1632] de seferten dönüşte bu saraya yerleşti. Burada Muhammed adında oğlu oldu. Yedi gece kandiller asılıp şenlik yapıldı. Bu sebeple, buraya, Kandilli denildi. Kandilli camiini, 1165 [m. 1751] de birinci Mahmud Han yaptirmiştir. Birinci cihan harbinden sonra yeniden yapıldı. Topkapı sarayında Bağdat köşkünü de yaptırdı. 1033 [m. 1623] de Kavaklardaki kaleları yaptırdı. 347, 629, 632, 1062, 1132, 1133, 1136, 1144.
689 — MURAD-İ MÜNZAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Murad bin Ali Keşmiri, İstanbul’daki meşayihin büyüklerindendir. Buharada 1054 [m. 1643] de tevellüd etti. Şam ve Hicaz taraflarında çok seyahat etti. Hindistan’da Serhend şehrinde Muhammed Mâ’sûm-i Fârukî hazretlerinden feyiz aldı. Kemâle erip hilafetle şereflendi. Şamda yerleşip, bir medrese yaptı. 1092 [m. 1680] de İstanbul’a geldi. Eyüpte beş sene kalıp, Şama ve hacca gitti. 1120 [m. 1707] de İstanbul’a geldi. Sultan Selimde yerleşti. Çorlulu Ali paşa tarafından Bursaya sürüldü. 1129 [m. 1716] da tekrar İstanbul’a gelip, Eyüpte reis-ül-etibba Nuh efendi yalısında ikram edildi. 1132 [m. 1719] senesinde vefât etti. Edirnekapı dışında, Münzevi camii karşısında, birinci sultan Mahmud Han şeyh-ül-İslamlarından Ahmed Ebül-hayır efendinin kabri yanındaki türbesini ziyaret edenler, mübarek ruhundan feyiz almaktadırlar. Türkçe (Adab-ı tarîkatin-nakşbendiyye) risalesi meşhurdur. (El-müfredât-ül-Kuraniye) tefsiri çok kıymetlidir. Tefsirler, Arabî, fârisî ve türkçe bir aradadır. Ebül-hayır efendi 1154 [m. 1741] senesinde vefât etmiştir. 666. cı sırada Muhammed Murad bin Abdullah Kazânî ismine bakınız! 1081.
690 — MURAD MOLLÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Damad zade Murad efendi, İstanbul’da Çarşambada 1189 [m. 1775] da bir tekke ve bir büyük kütüphane yapmıştır. [1332] deki sayımda, burada [2276] kıymetli kitap vardı.

MURAD PAŞA: Nemçe, yani Avusturya muharebesinden başarı ile dönünce, 1015 [m. 1605] de Sadr-ı Âzam oldu. Üçüncü Muhammed hanın son senesi 1012 [m. 1602] de Şâh Abbasa yenilen ordunun kaçakları, hurufi kızılbaşları ile birlikte Celâli isyanı çıkardılar. Bu isyan Anadolunun yarısına yayıldığından, Murad paşa, 1017 [m. 1607] de bunların üzerine yürüdü. Reisleri Canpolad, Kalenderzade ve Kara Saîd gibi şakileri ve otuzbinden ziyâde kızılbaşı, çoğunu kuyulara gömerek öldürdü. Doğu Karahisardaki yuvalarını da basarak, yüzbin asiyi imha etti. 1019 [m. 1610] da İrana yürüdü. Zafer kazandıktan sonra, hastalanarak 1020 [m. 1610] senesinde vefât etti. İstanbul’a getirilip medresesine defnedildi. 90 yaşında idi. Gayretli, dindar, Nakşbendî idi.

MÜRRE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın yedinci babasıdır. Kabın oğludur.

MÛSÂ “aleyhisselâm”: Büyük Peygamberdir. Beni İsraile gelen Resûldür. Avrupalılar, buna Möise, Moşe der. Yakup aleyhisselâmın soyundandır. İmran adında bir Zâtın oğludur. Yusuf aleyhisselâmdan sonra, Beni İsrail, Mısırda çoğaldı. Dinlerine sarılıp, ibâdet ederlerdi. Fakat, zulüm ve hakaret görürlerdi. Îsâ aleyhisselâmdan bir rivayete göre, [1705] sene önce, Mûsâ “aleyhisselâm” tevellüd etti. Annesi bunu bir beşiğe koyup, Nil nehrine bıraktı. Beşik Firavunın sarayı önünden geçerken, Firavunın zevcesi (Asiye) bunu alıp büyüttü. 40 yaşına gelince, akrabalarını öğrenip, onların yanına gitti. Kendisinden üç yaş büyük olan Harun ile buluştu. Bir gün, bir Mısırlı kâfirin [kıptinin], Beni-İsrailden birine işkence ettiğini gördü. Kurtarırken, kıpti öldü. Korkup, Medyen şehrine gitti. Orada Şuayb aleyhisselâmın kızı ile evlendi. Ona, on sene hizmet etti. Mısra dönmek için yola çıktı. Yolda Tur dağında, Allahü teâlâ ile konuştu. Mısra gelip Firavunı dine davet etti, Beni İsraile serbestlik verilmesini istedi. Firavun kabul etmedi. (Mûsâ büyük sihrbazdır. Bizi aldatıp, memleketimizi elimizden almak istiyor) dedi. Yanındaki vezirlere sordu. Onlar da, (Sihrbazları topla, onu mağlub etsinler) dediler. Sihrbazlar geldiler. Mısır halkı önünde, ipleri yere attılar. Her ip, yılan görünüp, Mûsâ aleyhisselâma doğru yürüdü. Mûsâ “aleyhisselâm” asasını yere bıraktı. Büyük yılan oldu. İpleri yuttu. Sihrbazlar şaşırdı. İman ettiler. Firavun kızdı. (O, sizin ustanız imiş. Ellerinizi, ayaklarınızı keseceğim. Hepinizi hurma dallarına asacağım) dedi. (Biz Musaya inandık. Onun Rabbine sığınıyoruz. Yalnız Onun afv ve merhametini isteriz) dediler. Kâfirlerin suları kan oldu. Kurbağa yağdı. Cilt hastalıkları ve üç gün karanlık oldu. Firavun, bu mucizeleri görünce korktu. İzin verdi. Mûsâ aleyhisselâm, Beni İsrail ile Mısırdan çıkıp, Kudüse doğru giderken, Firavun pişman oldu. Askerleri ile arkalarına düştü. Süveyş körfezi açılıp, müminler karşıya geçti. Firavun geçerken, deniz kapandı. Firavun askeri ile birlikte boğuldu. Beni İsrail, yolda öküze tapanları gördüler. (Biz de böyle tanrı isteriz) dediler. Mûsâ aleyhisselâm, (Allahtan başka mâbud yoktur. Allah sizi kurtardı) dedi. Sonra Tih çölüne düştüler. Yolu şaşırdılar. Aç ve susuz kaldılar. Gökten (Men) ve (Selva) inerdi. Bunları yirlerdi. Asası ile yere vurdu. Su çıktı. Bundan içerlerdi. (Helva ile etten bıktık. Bakla, soğan gibi şeyler isteriz) dediler. Mûsâ aleyhisselâmı gücendirdiler. Bunun için, 40 sene çölde kaldılar. Mûsâ “aleyhisselâm”, Harun “aleyhisselâm”ı vekil bırakıp, Tur dağına gitti. Orada 40 gün ibâdet etti. Allahü teâlânın kelâminı işitti. (Tevrat) kitabı kendisine indirildi. Tih çölünde, Samiri adında bir münâfık, herkesteki altınları, süs eşyasını eritip, bunlardan bir buzağı yaptı. (Musanın ilahı budur. Buna tapınız!) dedi. Tapmaya başladılar. Harun aleyhisselâmı dinlemediler. Mûsâ “aleyhisselâm” Turdan gelip bu hâli görünce çok kızdı. Samiriye lanet etti. Kardeşinin sakalından tutup darıldı. Pişman olup kendisine yalvardılar. (Tevrat)a göre ibâdet etmeye başladılar. Mûsâ “aleyhisselâm” ümmeti ile Lut gölünün cenub tarafına geldi. (Üc bin Unk) adında bir melik ile harp etti. Şeria nehri şarkındaki yerleri ele geçirdi. Eriha şehri karşısındaki dağa çıktı. Ken’ân ilini uzaktan gördü. Yerine Yuşa aleyhisselâmı halife bırakıp [120] yaşında, orada vefât etti. Eriha şehrini, sonra Kudüsü, Amalika kâfirlerinden Yuşa “aleyhisselâm” ele geçirdi. Yuşa “aleyhisselâm”, Mûsâ aleyhisselâmın hemşiresinin oğludur. Yusuf aleyhisselâmın soyundan olan (Nun)un oğludur. Mısırda dünyaya gelmiştir. İstanbul’a geldiği malum değildir. Mûsâ aleyhisselâmdan 27 sene sonra,  [127] yaşında vefât etti. Kabri Nablüs şehrinde veya Halebe yakîn Mearre şehrinde veya İstanbul’dadır. Hıristiyanlar buna Yeşu diyor.

(Hadika-tül-cevami) de diyor ki: (İstanbul’da, Beykoz tepelerinden birinde ziyaret edilmekte olan kabrin, Yuşa Nebî olduğu söyleniyor ise de, tarihi bilgilere uygun değildir. Bir Velî veya havarilerden birinin kabri olabilir. Böyle ise, yine kıymetlidir. Yuşa Nebinin kabri olup olmadığını kesin olarak söylemek câiz değildir. Buradaki mescidi, 1169 [m. 1755] da üçüncü Osman hanın sadr-ı Âzamı Muhammed Saîd paşa yaptırdı. Mescitte sık sık mevlüt okunur. Dinlemeye akın akın gidilirdi. Çok toplanıldığından, III. Selim Han, fitneye sebep olmamak için, burada meşayihin zikir yapmasını men’ ve yalnız mevlüt okunmasına izin verdi.)

Mûsâ aleyhisselâmdan sonra yine bozuldular. Yetmişbir fırkaya ayrıldılar. Tevratı değiştirdiler. (Talmud) denilen din kitabı yazdılar ki (Mişna) ve (Gamara) diye iki kısımdır. (Mîzan-ül-mevazin) kitabı, yahudilerin ve hıristiyanların ellerindeki Tevrat ve İncil dedikleri kitapların Allah kelamı olmadıklarını ispat etmektedir. Kitap fârisîdir. bastırılmıştır. 257. sayfasında diyor ki (Yahudi îtikadına göre, Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma, Tur dağında Tevrat kitabını verdiği gibi, bazı ilimleri de ilhâm eylemiş. Mûsâ, bu ilimleri Haruna, Yuşaa ve El-Yeazara bildirmiş. Bunlar da, sonra gelen peygamberlere ve nihâyet mukaddes Yehudaya bildirmişler. Bu da, miladın ikinci asrında, bu ilimleri, 40 senede, bir kitap haline getirmiş. Bu kitaba (Mişna) denilmiş. Miladın üçüncü asrında Kudüste ve altıncı asrında Babilde Mişnaya birer şerh yazılmış. Bu şerhlere (Gamara) denilmiş. Mişna ile iki Gamaradan birini, bir kitap haline getirip, bu kitaba (Talmud) demişlerdir. Kudüs Gamarasından meydana gelen Talmuda (Kudüs Talmudu), Babil Gamarasından meydana gelene (Babil Talmudu) demişlerdir. Hıristiyanlar bu üç kitaba düşmandır. Bu düşmanlıklarının sebeplerinden birisi, Îsâ aleyhisselâmı asmak için hazırladıkları çarmıhı taşıyan ve çarmıha gerilme hadisesinde bulunan Şem’un, Mişnayı rivayet edenler arasındadır derler. Talmutta müslümanların inandığı şeyler de bulunduğu için, hıristiyanlar, müslümanları bu bakımdan da inkâr ediyorlar.) Yahudiler kendi din adamlarına (Haham) derler. El-Yeazar, Şuayb aleyhisselâmın oğlu idi.

694 — MÛSÂ CARULLAH BEYKIYEF: Rusyada dinde reformcudur. Ehl-i sünnet düşmanıdır.

695 — MÛSÂ KAZIM: On iki imâmin yedincisidir. Cafer-i Sâdıkın oğlu, İmâm-ı Ali Rızanın babasıdır. 128 [m. 745] de Medinede tevellüd ve 183 [m. 799] de Bağdatta habshanede vefât etti. Kazimiyededir. Mehdi, sonra Harun Reşid kendisini Medineden Bağdata getirip hapsettiler. İsmailiye fırkası bunun imamlığını inkâr etti. 62, 455, 1061, 1084, 1162, 1175.

696 — MÜSEYLEME-TÜL KEZZAB: Yemamede, Peygamber olduğunu iddia eden bir yalancıdır. Önce imana gelmişti. Mürted oldu. Ebû Bekr-i Sıddîkın “radıyallâhu anh” hilafetinin ikinci senesinde, Hâlid bin Velidin askeri ile Yemamede büyük muharebe yaptı. Mürtedlerden yirmibin, müslümanlardan ikibin kişi öldü. Müseyleme askeri mağlub oldu. Hazret-i Hamzanın “radıyallâhu anh” katili olan Vahşi, hazret-i Hamzayı şehit etmiş olduğu kılıç ile Müseylemeyi öldürdü. Hazret-i Ömerin büyük kardeşi Zeyd bin Hattab bu muharebede bayrak taşıyordu. Bu ve hatib-i nebevi Sâbit bin Kays Ensârî ve Ebû Dücane ve Ebû Huzeyfe-tebni Utbe ve üç yüzaltmış Muhacir ve o kadar Ensar ve binden fazla Tabiîn şehit oldu. Yetmişten ziyâdesi kurra hafız idi. 423, 1090, 1091, 1187.
697 — MÜSLİM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hüseyin Müslim bin Haccac Kuşeyri, Şâfiîdir. Hadis âlimlerinin en üstünlerindendir. 206 [m. 821] da Nişapurda tevellüd, 261 [m. 875] de orada vefât etti. (Sahih-i Müslim) kitabı, (Buhârî)den sonra, müslümanların en kıymetli temel kitabıdır. İçinde yedipinikiyüzyetmişbeş [7275] hadis vardır. Bu iki kitaba (Sahihayn) denir. İmâm-ı Buhârî ile Nişapurda buluştu. 386, 423, 476.
698 — MUSTAFA ATIF: Defterdar Mustafa Atıf efendi, İstanbulludur. [1104] de Vefada kütüphane yaptı. 1155 [m. 1742] senesinde vefât etti.
699 — MUSTAFA BEKRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kutub-üd-din Mustafa bin Kemâlüddin 1099 [m. 1688] da Şamda tevellüd, 1162 [m. 1749] de orada vefât etti. Fıkıhı Abdülgani Nablüsiden, tasavvufu Abdüllatif-i Halvetiden aldı. Yazdığı kitaplar [222] ye aşmaktadır. (El-hikem-ül-ilâhiyye vel-mevarid-ül-behiye) ve (El-vasiyet-ül-celiye) ve (Ber-ül-eskam) kitapları çok kıymetlidir. 458.
700 — MUSTAFA HAN-II: Sultan dördüncü Muhammedin oğlu, birinci Mahmud ile sultan üçüncü Osmanın babalarıdır. 1074 [m. 1664] de tevellüd, 1115 [m. 1703] de vefât etti. 1106 [m. 1695] da halife oldu. Yeni Câmi yanında, Turhan sultan türbesindedir. Babası da bu türbededir. Mustafa hanın silahtarı olan Çorlulu Ali paşa tarafından tersane içinde iki katlı bir câmi yapılmıştır. Mihrabı üstünde Kâbe taşı yerleştirlimiştir. İkinci Mustafa hanın zevcesi Sâliha sultan, oğlu Birinci Mahmud Han zamanında, Azapkapısı dahilinde sebil ve çeşme, hamam, mektep yapmış ve Arap camiini tecdid ve tevsi eylemiştir. Tâmir tarihinin 1147 [m. 1734] olduğu, şadırvanı etrafındaki beytlerde yazılıdır.

MUSTAFA HAN-III: Sultan III. Ahmed’in oğlu, üçüncü Selim hanın babasıdır. 1129 [m. 1717] da tevellüd, 1187 [m. 1774] de vefât etti. 1171 [m. 1757] de halife oldu. Yaptırmış olduğu Laleli camiinin yanındaki türbededir. Dört kerimesi ile iki oğlu da buradadır. Fatih camiini yeniden yaptırdı. Çakmakçılar yokuşunda kendi adında bir camii vardır. [1174] de Kadı-köy İskele camiini yaptırdı. 1177 [m. 1763] de Paşabahçe İncirliköy camiini yaptırdı. Üsküdarda Ayazma camiini de 1174 [m. 1760] de yaptirmiştir.

MUSTAFA KEMÂL PAŞA: 1881 de Selanikte doğdu. Osmanlı ordusunda subay oldu. 1923 de Lozan antlaşması ile Osmanlı devletine son verip, Türkiye Cumhuriyetini kurdu. 1934 de Atatürk soyadını aldı. 1938 de İstanbul’da vefât etti. Ankaradadır.
703 — MUSTAFA NAİLİ: Sultan Abdülaziz Han zamanında sadr-ı Âzam [Baş vekil] idi. Kabri Fatih Camii yanındadır.
704 — MUSTAFA REŞİD PAŞA: 1262 [m. 1846] da sadr-ı Âzam oldu. 1274 [m. 1857] de öldü. 1252 [m. 1836] de Londra sefiri iken mason oldu. Bir sene sonra hariciye nazırı oldu. İngilterenin Osmanlı sefiri lord Rading ile beraber hazırladıkları (Tanzimat fermanı)nı sultan Abdülmecid hana tasdik ettirerek, Osmanlı türklerinin din, ahlak, fen, teknikteki muvaffakıyetlerine büyük darbe indirdi. 26 Şaban 1255 [m. 1839] da Gülhane meydanında okunan bu fermana göre, birçok şehirlerde mason locaları açılarak, gençler dinsiz yetiştirilmeye başlandı. Medreselerden fen dersleri kaldırılarak, din adamları câhil bırakıldı. İktisad doktoru profesör Ömer Aksu, 22 Ocak 1989 tarihli Türkiye gazetesine verdiği beyanatta, (Bizde batılılaşma hareketinin başlangıcı olarak, 1839 Tanzimat fermanı gösterilir. Biz, batıdan almamız gereken şeyin teknoloji olduğunu, kültürün ise milli olması gerektiğini görememişiz. Batılılaşma hareketine, hıristiyanlığı benimseme olarak bakmışız. İngilizlerle yaptığı ticaret anlaşması, sanayileşmemize büyük darbe vurmuştur) demektedir. 1047.
705 — MUSTAFA SABRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin sonuncusu olan sultan Vahideddin Han zamanındaki İslam âlimlerindendir. Tokad meb’usu idi. 4 Mart 1337 [m. 1919] de şeyh-ul-İslam oldu. Yedi ay sonra yerine Hayderi zade İbrahim efendi geçti. 31 Temmuz 1920 de ikinci defa şeyh-ul-İslam olup iki ay sonra yerine, son şeyh-ul-İslam olan Medeni Mehmed Nuri efendi geçti. Kayseri medresesinde Divrikli hacı Emin efendiden ders okudu. [1277] de Tokatta tevellüd, 1373 [m. 1954] de Mısırda vefât etti. 1340 [m. 1922] senesinde, İstanbul’dan Kahireye hicret etti. Orada yazdığı Arabî eserleri ile zamanının âlimlerini hayrette bıraktı. (Mevkıf-ül’akıl) kitabı dört cilttir. Burada Abdühün İslamı yıkmak için çalıştığını göstermekte, fikirlerini reddetmektedir.

706 — MUTRİF BİN ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiîndendir. Çok takvâ sâhibi idi. 95 [m. 714] senesinde vefât etti.

707 — NABİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yusuf Nabi efendi Osmanlı şairlerindendir. Urfalıdır. 1124 [m. 1712] senesinde vefât etti. 44.

708 — NAMIK KEMÂL: Yenişehirli Mustafa Asım beğin oğlu, Ratıb bin Osman paşanın torunudur. İstanbul’da doğmuş, 1306 [m. 1889] da Sakız adasında ölmüştür. Anası Arnavuttur. Tanınmış masonlardandır. Bir yandan, ikinci Abdülhamid hana (Zamanımızın Kutubu, asrımızın İmâm-ı Rabbânîsi) diye mektuplar yazar ve Ziya paşa gibi mesai arkadaşlarını jurnal ederdi. Öte yandan da, halifeyi kötüleyici yazılar yazıp hürriyet kahramanı olmaya çalışırdı. Riyakarca yazdığı mektup ve jurnallarından birçoğu, İstanbul’da başvekalet arşivinde mevcuttur.

709 — NAPOLYON: Bonapart ailesinin birincisidir. 1182 [m. 1769] de Korsika adasında tevellüd, 1236 [m. 1821] da öldü. On dokuz sene sonra kemikleri Fransaya götürüldü. General ve kumandan iken, kendinden kat kat fazla Avusturya ordularını mağlub etti. İngilizlere karşı gönderilmek istendi ise de, önce Hindistan’ın yolunu kesmek için Mısırı almak lazım dedi ve 1212 [m. 1798] de Mısra geldi. Şama da yürüdü. Sayda valisi Cezzar Ahmed paşa Akka kalesını kahramanca müdafea edip, Napolyonun ordusu dağıldı, kaçtı. Ahmed paşa Şam valisi yapıldı. 1219 da Şamda vefât etti. Napolyon, [m. 1804] de Fransız imperatörü oldu. [m. 1812] de Moskovaya kadar ilerledi. [m. 1814] de mağlub olup hükümetten çekildi. Tekrar iş başına geldi ise de, Belçikada Vaterlo muharebesini gayb edip, çekildi. Yerini oğlu ikinci Napolyona bıraktı. İngiliz harp gemisine sığındı. İngilizler, iyi karşılamadı. (Sent Halen) adasına hapsettiler. Orada öldü.

710 — NASIREDDİN HOCA: Latîfe sözleri ve hikayeleri ile meşhurdur. Akşehirde 683 [m. 1284] de vefât etti.

711 — NECAŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Habeş padişahlarının hepsine (Necaşi) denir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” zamanındaki Necaşinin adı Eshame idi. Nasrani iken müslüman oldu. Cenaze namazını Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” Medinede kıldırdı.

712 — NECMETTİN-İ GAZZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed Gazzi, Şâfiî fıkıh âlimlerindendir. [977] de tevellüd, 1061 [m. 1651] senesinde vefât etti.

713 — NECMETTİN-İ KÜBRÂ: Ahmed bin Ömer, Harezmlidir. Bir kimseye teveccüh edince, velâyet derecesine yükselirdi. Amcası olan Ebû Necib-i Sühreverdîden ve Mısırda şeyh Ruz-i Behan hazretlerinden feyiz aldı. 539 [m. 1145] da tevellüd etti. 618 [m. 1221] senesinde Harezme Cengiz askeri tatarlar hücum edince, talebelerine: (Memleketinize gidiniz! Şarktan fitne ateşi geliyor. Her tarafı yakacaktır. İslamiyette bu kadar fitne görülmemiştir) dedi. (Duâ buyursanız bu bela müslüman memleketlerinden uzaklaşsın) dediler. Bu, (Kaza-i mübremdir. Duâ bunu gideremez) buyurdu. Ashâbı Horasana gitti. Kâfirler şehre girince cihâtâ çıktı. Şehit oldu. Kübreviye veya Zehebiye tarîkatinin reisidir.

714 — NEMİRUD: Keldani padişahlarına denir. Birinci Nemrud, Nuh aleyhisselâmın oğlu Ham soyundandır. Babil şehrini yaptı. Heykellere tapardı. İbrahim aleyhisselâmı ateşe attı. Sivri sineklerle öldü.

715 — NERON: Roma imperatörlerinin beşincisidir. Miladın [37]. senesinde doğdu. [m. 68] de vatan haini ilan edildi. Mağarada saklanıp kama ile intihar etti. [m. 54] de üvey babası birinci Klavdiyos ölünce tahta çıktı. Çok zulüm yapardı. Tiyatrolarda oynardı. [m. 64] de, tiyatro piyesi hazırlamak için Romanın büyük bir kısmını yaktı. Kendi annesini öldürdü. Etrafına namussuzları topladı. Zevcesini de öldürdü. Çok işkence yaptı. Çok adam öldürdü. 1108, 1161.
716 — NESAİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdurrahmân Ahmed bin Ali, 215 [m. 829] de Horasanda, Nesa şehrinde tevellüd, 303 [m. 915] de Remle şehrinde vefât etti. Hadis alimidir. (Sünen-i kebir) ve (Sünen-i sagir) adında iki hadis kitabı çok kıymetlidir. (Sünen-i sagir) kütüb-i sittedendir. 424, 993.
717 — NESEFİ ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülberekât Hafızüddin Abdullah bin Ahmed, Hanefi fıkıh alimidir. 710 [m. 1310] da Bağdatta vefât etti. (Vafi) ve bunun şerhı (Kâfi) ve (Kenz-üd-dekaık) kitapları ve (Medârik) tefsiri ile (Menar) adında usûl-i fıkıh kitabı meşhurdur. Ömer Nesefinin (Manzume)sini şerh edip, (Müstasfa) adını vermiştir. (Umde-tül-akâid) kitabı, William Courton tarafından 1259 [m. 1843] da Londrada basılmıştır. 229, 1067, 1093, 1115.
718 — NESEFİ LÜTFULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefidir. (Hülâsa-i Gidani) fıkıh kitabı meşhurdur. 750 [m. 1349] de vefât etmiştir.
719 — NESEFİ ÖMER: Necm-üd-din Ebû Hafs Ömer bin Muhammed, İranın Faris velâyetinde, Nesef kasabasında 461 [m. 1068] de tevellüd, 537 [m. 1143] de Semerkantta vefât etti. (Akâid-i Nesefi) kitabı ve Teftazaninin şerhi ve Abdülaziz Ferhari Hindinin bu şerhe yaptığı (Nebras) haşiyesi çok kıymetlidir. Çeşitli şerhleri vardır. (Zâhire) fıkıh kitabı ve (Manzume)si meşhurdur. 48, 292, 747, 856.
720 — NESEFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Meymun bin Muhammed Nesefi, Hanefidir. (Temhid) akâid kitabı meşhurdur. Beşyüzsekiz 508 [m. 1114] senesinde vefât etmiştir. Ebû Şekür Muhammed Süleminin (Temhid)i başkadır.
721 — NESİMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid İmad-üddin-i Nesimi, şair ve tasavvuf ehlinden idi. (Kamusül-alam)da, Bağdatın Nesim nahiyesinde doğduğu yazılıdır. Sultan birinci Murad-ı Hüdavendigar zamanında Bursaya geldi. Mısırdaki Çerkes sultanlarının elinde bulunan Haleb şehrinde yerleşti. Orada iken, Vahdet-i vücûd sarhoşluğundaki bazı yazıları ve sözleri, İslamiyete uygun görülmeyerek, 820 [m. 1417] de idam edildi. Mesnevi şarihlerinden sarı Abdullah efendi, (Semerat-ül-füad) kitabında ve İsmail Hakkı efendi, (Ruh-ul-beyan) tefsirinde, kendisinin Ehl-i sünnet ve ehl-i tarîk olduğunu yazmaktadırlar. (Müncid)de ve 990 da ölen, Tokatlı şair Lutfullah efendinin türkçe (Tezkiret-üş-şuara)sında, Nesiminin hurufi zındıklarından olduğu bildirilmektedir. Ali Canib beğ, (Edebiyat) kitabında diyor ki (Bu türk şairi hakkında en mevsuk malumatı, kendi asrında yaşamış olan meşhur âlim İbni Hacer-i Askalani vermektedir. İbni Hacere göre, Seyyid Nesimi Tebrizlidir. Asıl ismi şeyh Nesimeddindir. Hurufilik denilen yolun müessisi Fadlullah Esterabadinin talebesidir. Divanının en doğru olanı Beyazıt kütüphanesindedir. Azeri lehcesi ile yazmıştır.) Önce hurufi olduğu, sonra tövbe ettiği anlaşılıyor. Sarı Abdullah efendinin hâl tercümesi, (Mesnevi) şerhinin önsözünde yazılıdır. 504.
722 — NESLİ ŞÂH SULTAN: 813. cü sırada Selim Han I ismine bakınız!
723 — NESTORİUS: Hıristiyanlığın Nesturiye fırkasını kurdu. Miladın [428]. ci senesinde, Kostantiniye patriki oldu. [m. 421] senesinde, İstanbul’da yapılan toplantıda, bunun kitabı incelendi. Kabul edildi. Buna göre, Allah birdir. Bunun vücut, hayat ve ilim sıfatlarından, ilim uknumu [kelime] İsaya hulul etmiş, ilah olmuştur. Meryem, ilah anası değil, insan anasıdır. Îsâ, Allah’ın oğludur diyordu. Bu fikirleri, şark memleketlerinde yayıldı. [m. 431] senesinde, Efesus [Efes]de, dördüncü papaz meclisi kurulup, Nestorius red ve tekfir edildi. Mısra gitti. [m. 439] da orada öldü.
724 — NESUHİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Nesuh, Halveti meşayihindendir. Kastamonili şeyh Şaban-i Velî torunlarındandır. Şaban-ı Velî silsilesinden Karabaş tecvid sâhibi Ali efendinin halifesidir. 1130 [m. 1717] Ramazanında vefât etti. Üsküdarda, Doğancılarda, 1099 [m. 1687] senesinde Dördüncü Muhammed hanın damadı Hasan paşanın yaptırdığı câmi yanında medfundur. On cilt tefsiri, Niyazi Mısrî gazelinin şerhı ve çeşitli risaleleri vardır. 1087.
725 — NEŞET EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hoca Süleyman Neşet efendi, Osmanlı âlim ve şairlerindendir. 1148 [m. 1735] de Edirnede tevellüd, 1222 [m. 1807] de İstanbul’da vefât etti. (Mesnevi) dersi verirdi. Mesnevinin iki beytine Mollâ Câmi tarafından yapılan fârisî manzum şerhı türkçeye tercüme etmiştir. Bu şerh ve tercümesi, [1263] de basılmıştır. Divanı vardır. 732.
726 — NEVEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yahya bin Şeref Nevevî, büyük İslam âlimlerindendir. Şâfiîdir. 631 [m. 1233] de tevellüd, 676 [m. 1277] da Şamda vefât etti. Çok kitap yazdı. (Minhac-üt-talibin) fıkıh kitabı, Rafiinin (El-muharrer)inin muhtasarıdır. Minhacın çok şerhleri vardır. Sübkinin ve Süyutinin ve ibni Hacer Mekkinin ve Celâlüddîn Mehallinin şerhleri ile Nevreddin Ali bin Yahya Ziyadinin Mehalli şerhine haşiyesi meşhurdur. (Ravda-tüt-talibin), (Rıyad-us-sâlihin) ve (Hilye-tül-ebrâr) da denilen (Ezkâr) kitapları çok kıymetlidir. 47, 113, 243, 248, 352, 415, 422, 434, 513, 632, 780, 782, 1035, 1064, 1071, 1072, 1092, 1144, 1162.
727 — NEWTON: İngiliz matematik ve fizikçisidir. 1052 [m. 1642] de tevellüd, 1140 [m. 1727] da vefât etti. Yer çekimi kanununu buldu. Işık üzerinde de buluşları vardır. Bir gök dürbünü yaptı. 539, 545, 551, 1048.
728 — NİŞANCI MUHAMMED PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Haleb kadısi pir Ahmed efendinin oğludur. Üçüncü Murad hanın nişancısı iken 1004 [m. 1596] de vefât etti. Fatih ile Kara-gümrük arasında yaptırdığı Nişancı camii yanındaki türbesindedir. Câmi, harab olmakta iken, 1380 [m. 1960] de başvekil Adnan Menderes tarafından temelden tâmir ve tezyin edilmiştir.
729 — NİŞANCI ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Ramazan, Edirnede kadı idi. [898] de tevellüd ettiğini (Mîr’at-i kainat) kitabında yazmıştır. 1031 [m. 1622] de Edirne yolunda vefât etti. (Mîr’at-i kainat) ve (Fetava-i rumiye) ve başka eserleri vardır.
730 — NİYAZİ-İ MISIRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sufiyenin meşhurlarından, Halveti meşayihindendir. Anadoluda Soğanlıda tevellüd, Mısırda tahsil etti. Bursada yaşadı. Midilliye nefy edildi. 1105 [m. 1693] de Limni adasında vefât etti. Türkçe divanı çok yanık ve tatlı olup birkaç kere basılmıştır. Bazı yazarlar, bunun için, sonradan sapıttı diyorlar. (Peygamberimiz Muhammed Mustafa hepimizden üstündür. Ali güzel, Ashâbı çok temizdir) beytleri, sapık olmadığını göstermektedir. İkiyüzikinci [202] sırada Cüneyd-i Bağdâdî ismine bakınız! 504, 651, 932, 1018, 1075, 1087.
731 — NİZAMÜTTİN EVLİYA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan-ül meşayih Evrenk-Abadidir. Babası Buharadan Hindistan’a gelip, Bedâyün kasabasında yerleşmiştir. Kendisi 633 de tevellüd, yediyüz yirmi beş 725 [m. 1325] de vefât etti. Delhi civarında Gıyaspurda, Emir Hüsrev Dehlevî türbesine yakîn büyük türbesi ziyaret edilmektedir. Yirmi yaşında iken Çeştiye meşayihinden Ferideddin-i Genc-i şekere intisab ederek kemâle gelmiştir. (Feraid-ül-fevaid) ve (Rahat-ül-muhibbin) kitapları vardır. Talebesinden Hasan Sencerinin yazdığı (Fevaid-ül-füad) kitabında hâl tercümesi uzun bildirilmiştir. Talebesinden M.Fahrüddin, İmâm-ı Âzâmin (Fıkıh-ı ekber)inin Mollâ Aliy-ül-kari tarafından yapılan şerhini kısaltarak fârisî ve urdu dillerine tercüme ederek (Akâid-i nizamiye) ismini vermiş, 1993 de baskısı yapılmıştır. 721, 733, 767, 1129, 1171, 1177.
732 — NİZAM-ÜL-MÜLK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hâce Kıvam-üd-din Ebû Ali Hasan bin Ali, İran Selçukilerinden Alb Arslanın ve oğlu Melikşahın veziridir. 408 [m. 1018] de Tus şehrinde tevellüd, 485 [m. 1092] de Nihaventte Hasan Sabbahın adamı tarafından şehit edildi. Fıkıh ve hadis alimi idi. Akıl, tedbir ve adaleti ile devleti idare etti. Âlimlere, zahidlere çok ihsan ederdi. Çok sayıda câmi, medrese, hayrat yaptı. Bağdatta (Medrese-i nizamiye) adında bir üniversite yaptı. İsfehanda da büyük mektep yaptı. 1107, 1122, 1134.
733 — NİZAR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Resûlullahın on dokuzuncu babasıdır. Nizar, az demektir. Dünyaya gelince, babası Mead, bunun alnındaki nuru gördü. Çok sevinip, büyük bir ziyafet vermişti. Böyle oğul için, bu kadar ziyafet az bir şey demişti. Bunun için oğlunun ismi Nizar kaldı. Bu nur, Âdem aleyhisselâmdan beri oğuldan oğula gelmiş, nihâyet, asıl sâhibi olan Muhammed aleyhisselâmda kalmıştır. Böylece Adnan oğulları arasında, nurlu bir soy vardır. Her asırda, bu soydan olan Zât, alnındaki nurdan belli olurdu. Bu Zât hangi kabilede ise, o kabile şerefli olurdu. Nizar oğulları arasında bu şeref, Mudar ve İlyas kabilesinde bulundu. Sonra Kureyş kabilesinde kaldı. .
734 — NUH “aleyhisselâm”: İdris “aleyhisselâm” göğe çıkarıldıktan sonra, insanlar azdı. Doğru yoldan ayrıldı. Putlara yani heykellere tapmaya başladılar. Cenâb-ı Hak, bunlara Nuh aleyhisselâmı gönderdi. O zaman, 50 yaşında idi. Nice yıl, onları dine davet etti. Yalnız oğulları Sam, Ham, Yafes ile az kimse îman etti. Çoğu kulak asmadı. Kendi oğlu Yam, yani Ken’ân bile îman etmedi. Alay ve işkence ettiler. Onlara bed duâ etti. Beşyüz yaşından sonra, gemi yapması emrolundu. Gemi bitince, tufan oldu. Müminler ile gemeye bindi. Gemeye binenlerin seksen kişi olduğu ve geminin üç kat olduğu (Arais-ül-mecalis)de yazılıdır. Bu kitap Mısırda basılmıştır. Her hayvandan da birer çift aldı. Oğlu Ken’anı da gemeye çağırdı. Ben, dağa çıkar kurtulurum dedi. Bir dalga geldi. Oğlunu alıp boğdu. Sular dağları aştı. İnsanlar ve hayvanlar telef oldu. Altı ay sonra, yağmurlar durdu. Sular çekildi. Gemi, Hakkaride Cudi dağına oturdu. İnsanlar, üç oğlundan üredi. Nuh aleyhisselâma ikinci Adem “aleyhisselâm” denildi. Samdan Arap, fars ve rum, Hamdan Hindistan, Habeş ve Afrika halki Yafesten de Asyalılar ve türkler meydana geldi. Behreng boğazından Amerikaya da geçip yerleşenler oldu. Nuh “aleyhisselâm”, bin yaşında vefât etti.

735 — NUH BİN MUSTAFA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Allame Nuh efendi, Konyalıdır. Mısra gitti. 1070 [m. 1659] de Kahirede vefât etti. 416, 1180.

736 — NÜZHET “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Meârif mektupcusu idi. 1244 de İstanbul’da tevellüd ve 1304 [m. 1886] de, Sivasta vefât etti. Hıristiyanlara cevap olan (İzhar-ul hak) kitabının birinci kısmını türkçeye tercüme ederek (İzah-ul-hak) ismini vermiştir. 1161.

737 — OĞUZ HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Eski türkler, şark ve garb türkleri diye ikiye ayrılmıştı. Şark türkleri, beş, garb türkleri, onbeş kabile idi. Uygurlar şark, Oğuz ve Kırgızlar da, garb türklerinden idi. Hicretten 5.000 sene önce, Hind, İran ve Iraka yayılmışlardı.
Oğuz türkleri hicretten 1300 sene önce, Oğuz hanın kumandasında, Şama kadar gelmişti. İslamiyet yayılınca, Maveraünnehr ve Buhara tarafları (Horasan) emaretine verildi. Memun halife tarafından buraya Vâli tayin edilen Saman oğulları, sonra [261] de hükümet kurdu. Merkezleri Buhara idi. Oğuz türkleri ve Selçuk türkleri, Abbasi halifesi Muti zamanında [334] de müslüman oldu. Oğuzların en kıymetlisi, Kayı hanın kabilesi idi. Bunun torunlarından Süleyman Şâh, Cengiz zamanında Anadolu tarafına gelip, 626 [m. 1229] senesinde Fıratta boğuldu. Dört oğlu kaldı. Bunlardan Ertuğrul beğ, Cengizlerden uzaklaşmak için, kabilesi ile Sivas tarafına geldi. Bir tatar ordusu ile Selçuk sultanı Alaüddin harp ediyordu. Selçuklulara yardım etti. Sultan, Ertuğrul beğin Kayı Han kabilesini Ankara civarına yerleştirdi. Sonra, 500 kişi ile Söğüde yerleşti. 680 [m. 1281] senesinde vefât etti. Üç oğlundan küçüğü olan Osman beğ, babası yerine emir seçildi. 699 [m. 1299] da Osmanlı devletini kurdu. 533.
738 — OSMAN AĞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan Ahmed Han-ı evvelin bab-üs-seade ağası idi. 1021 [m. 1612] senesinde Kadıköyünde Osman ağa camiini yaptı. Bunun yerinde kadı Muhammed efendi camii vardı. Bunun için oraya Kadı-köyü denilmiştir.
739 — OSMAN BEDREDDİN: Seyyid Selman efendinin oğludur. 1274 [m. 1857] de Erzurumda tevellüd, 1340 [m. 1922] da Harputta vefât etti. 1293 [m. 1875] de Karsta üçüncü tabur imamı oldu. O yıllarda Seyyid Tahanın oğlu ve halifesi Seyyid Ubeydullah ile ve Mevlânâ Hâlidin halifelerinden Kufrevi şeyh Muhammed ve Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddinin ve Erzincanlı Terzi baba demekle meşhur Vehbi Hayatın talebelerinden hacı Fehmi efendilerle sohbet etti. 1297 [m. 1879] de Palu kasabasında yirmi sekizinci alayın üçüncü tabur imamı iken Seyyid Mahmud-i Sâmini ile mülaki oldu. Sâmini, sekizinci müceddid demektir. Onsekiz günde icazet aldı. 1325 [m. 1906] de emekli olunca, Harputta birçok zevatı sülûk ile bir kısmını da yalnız sohbet ile cehaletten kurtardı. İkiyüzbine yakın teşnedilan, çeşme-i feyzinden sirab olmuştur. 1327 [m. 1908] de Hicaz seferinde, Şam, Mekke ve Medine âlimlerinin tazim ve tekrimlerine mazhar olmuştur. (Gülzar-ı Sâmini) adındaki Mektûbâtı ve (Gülbün-i irşad) ve (Mecalis-i sâminiye) adındaki beş cilt kasideleri vardır. Beyaz fes üzerine beyaz sarık sarardı. Oğulları Nureddin ve Ziyaeddin Uz birer cevher idi. 639, 1132.
740 — OSMAN BİN AFFAN “radıyallâhu anh”: Ebul’as bin Ümeye bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaf torunudur. Aşere-i mübeşşeredendir. Üçüncü halifedir. Resûlullahın iki kızını aldığı için (Zinnureyn) denir. Önce müslüman olanların beşincisidir. Zevcesi Rukayye “radıyallâhu anha” ile iki kere Habeşistana ve sonra Medine-i münevvereye hicret etti. Çok zengin tüccar idi. Bütün malını, din-i İslam için sarf etti. Hilm ve haya ile meşhurdur. Hicretin yirmidördüncü [24] sene başı olan Muharremin birinci günü halife seçildi. Kıbrıs adasının ilk fatihidir. [35]. ci senenin Zilhicce ayında, Kurân-ı Kerîm okurken şehit edildi. Mubarek kanı bulunan Kurân-ı Kerîm için, 388. ci sayfaya bakınız! Hadis-i şeriflerle meth-u sena edilmiştir. Orta boylu, gür sakallı, sarışın güzel yüzlü, doğan burunlu idi. Sallanan dişlerini altın tel ile sardırmıştı. Bedr gazasından başka her gazada bulundu. Bedrin faziletine de dâhil edildi. Namazda bir rekatte bütün Kurân-ı Kerîmi okuyan dört kimseden biridir. Çok okumaktan iki mushaf eskitti. Hazret-i Ebû Bekrin topladığı bir Kurân-ı Kerîmden altı nüsha daha yazdırıp, altı velâyete gönderdi. 44, 47, 59, 60, 114, 204, 242, 261, 350, 376, 380, 381, 388, 440, 510, 511, 621, 628, 717, 738, 752, 772, 790, 802, 1012, 1014, 1066, 1072, 1085, 1092, 1105, 1112, 1117, 1135, 1138, 1142, 1162, 1163, 1165, 1168, 1186, 1187.
741 — OSMAN GAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan birinci Osman Han, Ertuğrul beğin oğlu ve Süleyman şahın torunudur. Süleyman Şâh, Cengiz fitnesinde Ahlat taraflarına yerleşmişti. Osman Han, Osmanlı devletinin kurucusudur. 656 [m. 1257] da Söğütte tevellüd, 726 [m. 1326] da Söğütte vefât etti. Bursadadır. 680 [m. 1281] de babası Ertuğrul beğ vefât edince yerine geçti. İnegölü, Karacahisarı rumlardan aldı. 699 [m. 1299] da Konyadaki Selçuk sultanı üçüncü Alaüddin Keykubad, Gazan hana esir olunca, Yenişehrde Osmanlı devletini kurdu. Cesur, zeki ve tam bir müslüman idi. Çok cömert idi. Şeyh Edebali hazretlerinin kızı ile teehhül edip, bundan Alaüddin paşa oldu. Ömer beğin kızı Bala hatundan da sultan Orhan oldu. Konya Selçuki sultanı Alaüddin şahın altıyüzseksensekiz [688] senesinde sultan Osmana gönderdiği takdir ve iltifat ve nasihatlerle dolu uzun mektubu ve sultan Osmanın edep ve nezaket dolu cevabı, (Mîr’at-i kainat) kitabında yazılıdır. Ömrü, rum kâfirleri ile savaşmakla ve İslamiyeti yaymakla geçti. Müslümanları rahata, huzura kavuşturmak için çalıştı. Vefât edeceği zaman, oğlu Orhan beğe gönderdiği vasiyetnamesi, İslamiyete olan sevgi ve saygısını ve türk milletinin rahat ve huzurunu düşündüğünü ve insan haklarına olan gönülden bağlılığını açıkça bildirmektedir. Vasiyetnamenin özü şöyledir:
(Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini İslam ulemasından sorup anlayasın! İyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine in’amı, ihsanı eksik etmiyesin ki insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Âlemi adaletle şenlendir. Ve Allah için cihatı terketmeyerek beni şad et! Ulemaya riâyet eyle ki ahkâm-ı İslâmiyye işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip, İslamiyet ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa, kuru gavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dâima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum.) Osmanlı sultanları, bu vasiyetnameye candan sarılmış, devletin altıyüz sene hiç değişmeyen anayasası olmuştur. 532.
742 — OSMAN HAN-III: İslam halifelerinin 90.sı ve Osmanlı padişahlarının 25.sidir. 1168 [m. 1754] de cülus etti. 1171 [m. 1757]de vefât etti. Yeni câmi yanında, Turhan sultan türbesindedir. Kardeşi birinci Mahmud Han da buradadır. 1169 [m. 1755] da Üsküdarda (İhsaniye camii) ile (İhsaniye mescidi)ni ve aynı senede İstanbul’da (Nur-i Osmaniye) camiini yaptirmiştir. Bu camii, kardeşi birinci Mahmud Han yaptırmaya başlamıştı. Validesi Şahsuvar sultan, câmi yanındaki türbededir.
743 — OSMAN HOPAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Babası Hasandir. 1241 [m. 1825] de vefât etti. (Dürre-tün-nasıhin) tefsiri ve hadis kitapları vardır.

745 — OSMANLI SULTANLARI “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”: Osmanlı devleti 699 [m. 1299] da kuruldu. Din-i İslam ile idare edildi. Osmanlı sultanları 923 [m. 1517] den itibaren bütün müslümanların halifeleri oldular. Her işlerinde İslamiyete uydular. Altıyüz yirmi üç sene İslamiyete hizmet ettiler. Ehl-i sünnet olup hanefi mezhebinde idiler. Üçüncü kısım, 65. ci maddenin sonuna bakınız! İslamiyeti yaymak ve müslümanları korumak için kâfirlerle cihat yaptılar. İslamiyeti bozmak, müslümanları bölmek için saldıran mezhepsizleri terbiye etmek için çok uğraştılar. Alusi (Galiye)nin 95. sayfasında diyor ki (Yeryüzünü sâlih kullarıma miras bırakırım) mealindeki âyet-i kerimenin Osmanlı sultanlarını övdüğünü Abdülgani Nablusi bildirmektedir. (Burhan) kitabı da bunu yazmaktadır. 940 [m. 1534] da Hindistan sahillerine gittiler. Masonların ve İngilizlerin oyunları ile 1326 [m. 1908] da halifelerin salahiyetleri sınırlandı. 1340 [m. 1922] da Devlete ve 3 Mart 1342 [m. 1924] de hilafete son verildi. Azgın İslam düşmanlarından İngiliz casusu Lawrencein bu işlerde çok tesiri oldu. Osmanlı toprakları üzerinde kurulan küçük Arap devletleri, Avrupalıların kontrolu altında kaldı. İkinci cihan harbinden sonra da, başlarına geçen din cahili devlet adamları, İslamiyeti içerden yıktılar. Doktor Muhammed Harp tarafından 1413 h. [m. 1991]de Şamda üçüncü baskısı yapılan Arabî (Müzekkiratü sultan Abdülhamid) kitabında Osmanlı devletinin yıkılması ve İslamiyetin yok edilmesi için, ingilizlerin hileleri ve askeri hücumları uzun yazılıdır.
746 — ÖMER BİN ABDÜLAZİZ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mervan bin Hakemin torunudur. Emevi halifelerinin sekizincisidir. Annesi, Ömer bin Hattabın oğlu Asımın kızıdır. [60] senesinde Medinede tevellüd, 101 [m. 720] senesinde zehirlenerek şehit edildi. [99] da halife oldu. Amcası olan halife Abdülmelikin damadı idi. Adalette ikinci Ömer idi. Hazret-i Muaviyeden sonra hutbelerde, Ehl-i beyte lanet edilmeye başlanmıştı. Bu kötü adeti kaldırdı. Beyaz, ince ve nazik yüzlü, zayıf, güzel sakallı, sevimli bir Zât idi. İmamlığı, Resûlullah efendimize çok benzerdi. Malatyayı rumlardan, yüzbin esir karşılığı satın aldı.

ÖMER BİN ALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbni Mülkın Siracüddin Ebû Hafs Mısrî, Şâfiî hadis ve fıkıh âlimlerindendir. [723] de tevellüd, 804 [m. 1401] senesinde vefât etti. Çok kitap yazdı.

ÖMER BİN FARID “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tasavvuf büyüklerinden ve Resûlullahın aşıklarındandır. Beni-Sad kabilesindendir. 576 [m. 1180] da Mısırda tevellüd, 636 [m. 1238] da orada vefât etti. (Kurafe)dedir. Onbeş sene Hicazda kaldı. (Hamriye) ve (Taiye) kasideleri çok makbuldür. (Taiye)sinde din bilgilerinin hakikatini ve Evliyânın zevklerini toplamıştır. Böyle olgun kaside yazmak başkasına nasip olmamıştır. 750 beyt kadardır.

ÖMER BİN HATTAB “radıyallâhu anh”: Resûlullahın ikinci halifesidir. Aşere-i mübeşşeredendir. Hicret-i Nebeviyede 40 yaşında idi. Kureyşin eşrafından idi. Önce, İslama düşman oldu. Bi’setin 6. yılında, 40. veya 45. olarak imana geldi. Bununla müslümanlar çok kuvvetlendi. Silahlı olarak, açıkça hicret etti. Resûlullahın gelmekte olduğunu Medinedeki müslümanlara müjdeledi. Bütün gazalarda bulundu. Çok kahramanlık gösterdi. Fâruk adını aldı. Ebû Bekri halife yaparak, karışıklık çıkmasını önledi. 13. yılın Cemazil’ahir ayı yirmi sekizinci Salı günü halife seçildi. Çok memleket aldı. İslâmin adaletini bütün dünyaya tanıttı. 23. senenin son ayında, camide sabah namazına durunca, Mugire bin Şubenin kölesi Ebû Lülü Firuz kâfiri tarafından bıçakla, karnından yaralanıp yirmidört saat sonra vefât etti. Resûlullahın yanına defnedildi. Oğluna, İslamiyetin emrettiği kadar değnek vurulmasını emretti. Ashâb-ı kirâm yalvardığı hâlde, bir değnek az vurulmasına izin vermedi. Dayaktan oğlu bayıldı. Çok üzüldü ise de, pişman olmadı. Çok hadis-i şerif ile methedildi. Bunların çoğunu hazret-i Ali haber vermiştir. İri yarı, buğday renkli, uzun boylu, gözleri kızıl, bıyıklarının ucu sarı idi. Üzüntülü veya düşünceli olunca uclarını bükerdi. Sakalı ve bıyıkları sık idi. Yanaklarının üzerinde az idi. Sol elini, sağ eli gibi iyi kullanırdı. Eğere dokunmadan ata binerdi. Çok heybetli, yüreği çok kuvvetli idi. Edebinden, hayasından, Resûlullahın huzurunda o kadar yavaş konuşurdu ki (Yüksek söyle ya Ömer! İşitmiyorum) buyurulurdu. Resûlullahın kayın pederi idi. Hazret-i Alinin damadı idi. Beni-Adiy kabilesi büyüklerinden olup soyu Hattab bin Nüfeyl bin Abdüluzza bin Rebah bin Abdullah bin Kurat bin Rezah bin Adiy bin Kaptır.

750 — ÖMER FEHMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Ömer Fehmi bin Hasan 1292 [m. 1875] de (İzhar-ül-hak) ikinci kısmını tercüme ederek, (İbraz-ül-hak) ismini vermiştir.

751 — ÖMER RIZA: Şair Muhammed Akifin damadıdır. 1310 [m. 1893] da Kahirede tevellüd, 1371 [m. 1952] de İstanbul’da vefât etti. Edirnekapıdadır. Camiulezherde okudu. Muhammed Abduhun reformcu fikirlerine saplandı. Muhammed Ali ismindeki bir Kadyaninin ingilizce tefsirini türkçeye tercüme ederek (Tanrı buyruğu) ismini verdi. Burada, Îsâ aleyhisselâmın babası vardır demekte ve Nahl sûresinin altmışsekizinci ayetine verdiği mânâ da küfre sebep olmaktadır. İngilizceden çevirdiği (Asır-ı saadet tarihi) de, onun gibi düşünen bir zümre tarafından halkın önüne sürülmektedir. 468, 499, 887, 1088.

— PANİ-PÜTİ: Senaüllah ismine bakınız!

752 — PASKAL: Fransız fizikçisidir. 1032 [m. 1623] de tevellüd, 1072 [m. 1662] de vefât etti. Papaz idi. Fizikte sıvıların basınc kanunu ile ve geometride bilhassa koniler üzerindeki buluşları ile meşhurdur. Daha onsekiz yaşında iken bir hesap makinesi yapmıştır. Dini düşünceleri fransız papazları ve papa tarafından kabul edilmemiştir. Hıristiyanlık dini, ilim ve fen adamlarını kabul etmemektedir.

753 — PASTÖR: Fransız kimyâgeridir. 1237 [m. 1822] de tevellüd, 1312 [m. 1895] de vefât etti. Bulaşıcı hastalıklar, mikroblar ve aşılar üzerine keşfleri vardır. Cenazesinin hıristiyan merasimi ile kaldırılmasını vasiyet etmiştir.

754 — PAULUS: Bolüs adında bir yahudi idi. Fransızlar (Saint Paul) derler. Miladın ikinci yılında Tarsusta doğdu. İsevi görünüp, kendini din alimi tanıttı. Îsâ aleyhisselâmdan sonra ilk işi, semadan inen İncili yok ettirmek oldu. Îsâ, Allah’ın oğludur dedi. Şarabı ve domuzu helal etti. Kıblelerini Kabeden şarka, güneşin doğduğu tarafa döndürdü. Allah’ın kendisi birdir. Sıfatları üç türlüdür dedi. Bu sıfatlara (Uknum) dedi. Dönme yahudinin bu sözleri ilk yazılan dört (İncil)e, bilhassa Lukanın İnciline karıştı. Havarilerden olan Barnabas, bunun yalanlarına aldanmadı. Îsâ aleyhisselâmdan gördüklerini ve işittiklerini doğru olarak yazdı. Fakat bozuk dört İncile aldananlar, fırka fırka ayrıldı. Birbirine uymaz yetmiş iki fırka hâsıl oldu. Paulusün düşmanlığı anlaşılarak Kudüste iki kere hapsedildi. Sonra Romaya götürüldü. Miladın altmışyedinci [67] senesinde Neron tarafından orada başı kesildi. Kemikleri, Sen Piyer kilisesindedir. Haziranın yirmidokuzunda yortusu yapılır.
PETRUS: Sen Piyer de denir. Eski ismi Şem’un idi. Havarilerdendir. Andriyasın kardeşidir. (Havariler) ismine bakınız!
PİSAGOR: Eski yunan filosofudur. Bunun felsefesine (İşrakıyun) denir.
RABİA-İ ADVİYE “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Babası İsmaildir. Züht ve salah ile meşhur bir hatundur. Basralıdır. Süfyan-ı Sevri ve Hasan-ı Basrî, Râbiadan feyiz alırlardı. 135 [m. 752] de Kudüs civarında vefât etti.  RAHMETULLAH EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Rahmetullah bin Halîl-ür-Rahmân Hindi, Hanefi fıkıh alimidir. Delhide yetişti. Abdülaziz Han kendisini İstanbul’a davet etti. Madalya verdi. Maaş bağladı. Hıristiyanlara bir reddiye yazmasını istedi. İstanbul’da, Arapça (İzhar-ül-hak) kitabını yazdı. Kitap dört cilttir. Mekke baskısı pek nefistir. Londradan Hindistan’a gelen protestan papazları ile yaptığı mücadelesini ve onları kaçırdığı yazılıdır. Kitabı Sultan Abdülaziz Han için yazmıştır. İngiliz gazeteleri, (Bu kitap yayılırsa, hıristiyanlık mahvolur) yazmışlardır. Nüzhet efendi bunun birinci kısmını, Ömer Fehmi efendi de ikinci kısmını türkçeye tercüme etti. Delhide hıristiyan papazları ile mücadele edip, hepsini mağlub etti. Bu mücadeleleri (Beyan-ül-hak) kitabında ve türkçe tercümesinde yazılıdır. 1306 [m. 1889] da 75 yaşında iken Mekkede vefât etti.
RAKIM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mustafa Rakım efendi, meşhur hattatlardandır. Yedi-kulelinin talebesidir. 1181 [m. 1767] de vefât etmiştir. Merkez efendidedir. Yüz kadar Mıshaf-ı şerif yazdı.
762 — RAKIM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Meşhur hattattır. Anadolu kadı-askeri idi. 1242 [m. 1826] de vefât etti. Kara-gümrükte Zincirli kuyu civarındadır. Mezar taşındaki yazı kendisinindir.
763 — RASİM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Eğri kapılı Muhammed Rasim efendi, hattat ve şairdir. 1099 da İstanbul’da tevellüd, 1185 [m. 1771] de vefât etmiştir. Ahmed Yektest hazretlerinin talebesi olan Tatar Ahmed efendiden feyiz almıştır. Nur-i Osmaniye camii şerifi orta kapı haricindeki âyet-i kerimeler bunun yazısıdır. Camiin tarihini gösteren (Humayun ola bu nev’u camii sultan Osmanın) beytini de bu yazmıştır. Kabri İğri kapı hâricinde, kapıya karşı parmaklık içindeki Ashâb-ı kirâmdan Abdüs-Sâdık Âmir bin Ubadenin ayak tarafındadır.
764 — RAT: Fransız müsteşriki olup kıymetli İslam kitaplarını fransızcaya tercüme etmiştir. 1142.
765 — REBİ BİN HAYSEM “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Züht ve takvâsı ile meşhurdur. 68 [m. 687] de Tus şehrinde vefât etti. 633, 692.
766 — REMLİ HANEFİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Dörtyüzüçüncü [403] sırada Hayreddin-i Remli ismine bakınız! 825.
767 — REMLİ ŞAFİİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Hüseyin Şihâbüddîn-i Remli, Şâfiî olup 753 de tevellüd, 844 [m. 1440] de vefât etmiştir.
768 — REMLİ ŞAFİİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Ahmed Şihâbüddîn-i Remli, Şâfiî âlimlerinden olup 973 [m. 1565] de vefât etmiştir.
769 — REMLİ ŞEMSÜTTİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Allame Şemseddin Muhammed bin Ahmed bin Ahmed Menufi, 919 da tevellüd ve 1004 [m. 1596] de vefât etmiştir. Çok eser yazmış ve babasının fetvalarını toplamıştır. Bu fetvalar, İbni Hacerin (Fetava-yı Kübrâ)sı kenarında Mısırda 1357 de basılmıştır. Nevevinin (Minhac)ını da şerh etmiştir. 223, 323.
770 — REŞİD PAŞA: Şerif Ahmed Reşid bin Seyyid Numan Fikri, Musul valisi idi. Tekaüd olunca, 1325 [m. 1907] de (Ruh-ul-Mecelle) kitabını, sekiz cilt olarak, İstanbul’da, bir senede yazmış, bu ve (Din-i mübin-i İslam) kitabı basılmıştır. 367, 816, 823.
771 — REŞİD RIZA: Muhammed Reşid Rıza, 1281 [m. 1865] de Lübnanda Kalemun kasabasında tevellüd ve 1354 [m. 1935] de vefât etti. Muhammed Abdühün talebesi olduğu (Müncid)de de yazılıdır. Hocasının dinde reformcu fikirlerini yaymak için Mısırda (El-Menar) mecmuasını çıkardı. (Eldavetü vel-irşad) medresesinde hocalık yaptı. (El-muhaverat) kitabında, Ehl-i sünnet mezhebine ve fıkıh kitaplarına saldırdı. Diyanet işleri reislerinden Hamdi Akseki bu kitabı türkçeye çevirmiştir.
772 — RIZA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ali Rıza, on iki imâmin sekizincisidir. İmâm-ı Mûsâ Kazımın oğlu ve Muhammed Cevad Takinin babasıdır. 153 [m. 770] de Medinede tevellüd ve 203 [m. 818] de Tus, yani Meşhette vefât etti. Namazını halife kıldırdı. Memun halife, İmam hazretlerini çok sever ve sayardı. İmamı damad yaptı. Yerine halife olmasını emir ve ilan edip, paralara ismini yazdı. Bayrağı ve asker elbisesini siyah yerine yeşil yaptı. Fakat, İmam önce vefât etti. Bâyezîd-i Bistâmî, İmâmin sohbeti ile şereflendi. 62, 992, 1061, 1081, 1087, 1133, 1143, 1152.
773 — RİŞLİÖ: Fransada on üçüncü Louisnin başvekili idi. 993 [m. 1585] de tevellüd, 1052 [m. 1642] de vefât etti. Papaz idi. Kardinal olmuştu. Protestan düşmanı idi. Çok kurnaz ve zalim idi. 27.
774 — RUKAYYE “radıyallâhu anha”: Resûlullahın kızıdır. Otuz üç yaşında iken tevellüd etti. Çok güzel idi. Ebû Lehebin oğlu Utbeye nikah edildi. (Tebbet yedâ) sûresi gelince Utbe, düğünden önce boşadı. Vahiy gelerek hazret-i Osmana nikah edildi. Birlikte iki kere Habeşistana hicret ettiler. Yirmiiki yaşında iken, Bedr gazasında hasta oldu. Hazret-i Osmana Bedre gelmeyip zevcesine hizmet etmesi emrolundu. Bedr zaferinin müjdesi Medineye geldiği gün defn olundu. 1158, 1186.
775 — RUTHERFORD: 1288 [m. 1871] de Yeni Zelandada tevellüd, 1356 [m. 1937] de vefât etti. Fizikçidir. Radio-aktif şuaların üç çeşit olduğunu buldu. Atomun yapısını keşfetti. Gazların ionisation teorisini kurdu. 1326 [m. 1908] da Nobel mükafatını aldı. 549, 550.
776 — RUZBEHAN-I BAKLİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh Ebû Muhammed Şirazi, Kübreviye meşayihindendir. Necmüddin-i Kübrânın mürşididir. Ebû Necib-i Sühreverdînin halifesi olan Ammâr Yaserin halifesidir. Altıyüzaltı 606 [m. 1209] tarihinde Şirazda vefât etti. (Tefsir-i arayis), (Kitab-ül envar) ve (Şerh-ul-şathiyat) kitapları vardır. 765, 1154.
777 — RÜKNETTİN-İ ÇEŞTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî’nin “kuddise sirruh” babası olan Abdül-Ehadın üstadıdır. Şeyh Abdül-kuddüsün ikinci oğlu ve halifesidir. Tasavvufun ve İslamiyetin esrarını bildiren (Merec-ül-bahreyn) kitabı ve (Mektûbât)ı çok kıymetlidir. 983 [m. 1575] senesinde vefât etti. Hindistan’da babasının yanındadır. 93, 1060, 1064.
779 — SABİT BİN KAYS “radıyallâhu anh”: Ensar-ı kirâmdandır. Resûlullahın hatibi idi. Bütün gazalarda bulundu. Hazret-i Ebû Bekr zamanında, Arabistanın ortasındaki Yemame cenginde şehit oldu.
780 — SAD BİN EBİ VAKKAS “radıyallâhu anh”: Mâlik bin Übeyd bin Abd-i Menaf bin Kab bin Zühre bin Hakim bin Mürre torunudur. İlk müslüman olanların yedincisidir. Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. On yedi yaşında müslüman oldu. Mekkede namaz kılarlarken, alay eden kâfirin başına deve kemiği atarak ilk kâfir kanı akıtan bu oldu. Bütün gazalarda bulundu. Düşmana ilk ok atan budur. İranı alan, Kadsiye zaferini kazanan ordunun başkumandanı idi. Sonra Irak valisi oldu. Hazret-i Osman zamanında Kufe valisi oldu. Deve ve Sıffin muharebelerine karışmadı. 55 [m. 675] senesinde vefât etti. Medine-i münevverededir. 510, 607, 643, 1010, 1084.
781 — SAD BİN MUAZ “radıyallâhu anh”: Evs kabilesinin reisi idi. Hicretten evvel Medinede îman etti. Bedr, Uhud ve Hendek gazalarında bulundu. Beşinci yılda, Hendekte aldığı yaradan vefât etti. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buna çok ağladı. Cenaze namazını kendisi kıldırdı. Hadis-i şeriflerle methedilmiştir. 506, 693, 1003.
782 — SADÜTTİN-İ CEBAVİ: Sadi tarîkatinin reisidir. Babası, Mûsâ Şeybanidir. Şamda Havran ile Kuds arasında Ceba kasabasındandır. Üç vasıta ile Ebû Medyen-i Magribiden feyiz almıştır. Yediyüz 700 [m. 1300] senesinde vefât etmiştir.
783 — SADÜTTİN-İ KAŞGARİ: Mollâ Câminin üstadı, Nizam-i Hamuşun halifesidir. Bu da, Alaüddin-i Attarın talebesi idi. Vefâtı 860 dadır. 720, 1137.
784 — SADÜTTİN-İ MUHAMMED HAMEVİ: Büyük Velidir. Necmüddin-i Kübrâdan feyiz almıştır. Sadr-eddin-i Konevi ile de sohbet etmiştir. (Mahbubül-muhibbin) kitabı meşhurdur. 650 [m. 1252] senesinde vefât etmiştir.
785 — SADÜTTİN-İ TEFTAZANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mesut bin Ömer, en büyük Şâfiî âlimlerindendir. 722 [m. 1322] de Horasanda, Teftazanda tevellüd, 792 [m. 1389] de Semerkantta vefât etti. (Mutavvel) kitabı, (Telhis) şerhi olup bedi, beyan, meani ve belâgat ilimlerini bildirmektedir. 1309 İstanbul baskısı nefistir. (Telhis)i Celâlüddîn Muhammed Kazvini yazmış, 739 da vefât etmiştir. (Akâid-i Nesefi şerhı) meşhurdur. Sadr-üş-şerianın (Tenvih) kitabına şerhı olan (Telvih) kitabından, İmâm-ı Rabbânî’nin ders verdiği, (Berekât)da, Bediuddin isminde yazılıdır. İlm-i kelamda yazdığı (Mekasıd) kitabı ve buna yaptığı şerhı çok kıymetlidir. 1062, 1183.
786 — SADİ ÇELEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sadullah bin Îsâ, Kastamonilidir. İstanbul kadısı ve müftüsü idi. Kemâl paşa zadeden sonra, onuncu Şeyh-ul-İslam oldu. 945 [m. 1539] de vefât etti. Eyüptedir. Beydavi tefsirine ve (İnaye) adındaki Hidaye şerhine ve Firuzabadi Kamusuna yaptığı haşiyeleri çok kıymetlidir.
787 — SADİ ŞİRAZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Müslih-ud-din şeyh Sadi, Ehl-i sünnet âlimlerindendir. Tasavvuf büyüklerindendir. 589 [m. 1193] da Şirazda tevellüd ve 691 [m. 1292] de orada vefât etti. Abdülkâdir-i Geylânînin halifesinin talebesidir. İlm öğrenmekle, talibleri irşadla ve kâfirlerle cihatla uğraştı. Nazım ve nesr üzere kitaplar yazdı. (Gülistan) kitabında Etabekler devletinin beşinci sultanı Ebû Bekr bin Sadi çok methetmektedir. (Gülistan) ve (Bostan) kitapları çeşitli dillere tercüme edilmiştir. 14 kere hacca gitti. Haçlı ordularına esir düştü. Şirazdaki Etabekler devleti 543 den 662 ye kadar devam etti.
788 — SADREDDİN-İ KONEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülmeali Muhammed bin İshak, Sûfiyye-i aliyyeden ve Şâfiî kelam âlimlerindendir. Konyalıdır. Üvey babası olan Muhyiddin-i Arabîden feyiz aldı. Celâleddîn-i Ruminin ve Saideddin-i Ferganinin hocaları idi. 671 [m. 1272] senesinde vefât etti. Konyadadır.

790 — SADR-ÜŞ-ŞERİA-İ SANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ubeydullah bin Mesûd bin Tac-üş-şeria Ömer, Burhan-üş-şeria Mahmud bin Ubeydullahın kızının oğludur. Birinci Sadr-üş-şeria Ahmed bin Ubeydullah, anasının da, babasının da dedesidir. Dedesinin (Vikâye) kitabını hem şerh etmiş, hem de kısaltmıştır. Kısalttığına (Muhtasar-ı Vikâye) veya (Nikaye) adını vermiştir. Bunun (Vikâye şerhı)ne çeşitli haşiyeler yapılmıştır. Bunlar arasında, Ehi Çelebinin ve Hasan Çelebinin ve İmâm-ı Birgivinin haşiyeleri meşhurdur. (Tenkih) ve bunun şerhi (Tevdih) usûl kitapları çok kıymetlidir. 750 [m. 1349] de Buharada vefât etti. Hasan bin Muhammed Çelebi, Mollâ Fenâri neslinden olup 886 [m. 1480] da vefât etmiştir. 1084.
791 — SAFİYE “radıyallâhu anha”: Resûlullahın halasıdır. Halaları arasında yalnız bu imana geldi. Zevci Haris, nübüvvetten evvel ölmüş, Hadice-tül-Kübrânın kardeşi Avvam ile nikahlanmış, Zübeyr tevellüd etmişti. Safiye, Hendek gazvesinde bir yahudi öldürüp, ganimetten hisse aldı. 20 [m. 641] senesinde yetmiş üç yaşında Medinede vefât etti. 1198.
792 — SAFİYE “radıyallâhu anha”: Hayber yahudilerinin başı olan Huyey ibni Ahtabın kızı idi. Hayberde bir yahudiye nişanlı idi. Sonra çok zengin olan Kenane bin Hakik ile evlenmişti. Hicretin yedinci senesinde Hayber feth olundukta Safiye de esir edilmişti. Resûlullahın hissesine düşüp azad buyurdu. İman etti ve Resûlullahın nikahı ile şereflendi. 50 [m. 670] senesinde Medinede vefât etti. 166.
793 — SAFİYÜTTİN-İ ERDEBİLİ: Tanınmış tasavvufçulardandır. Muhammed Geylânîden feyiz almıştır. Yediyüzotuzbeş 735 [m. 1335] senesinde Erdebilde vefât etti. Hacı Bayram-ı velînin feyzi, Erdebili yolundan gelmektedir. Erdebil, Tebriz civarında bir kasabadır. 1087, 1175.
794 — SALAH [İbni]: İbni Salah Osman Şâfiî şehr-i zuri, 643 [m. 1277] de vefât etti.
795 — SAİD BİN CÜBEYR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tabiînin büyüklerindendir. Hadis ve tefsirde bir tane idi. 95 [m. 714] de Vasıtta vefât etti. 440, 677.
796 — SAİD EFENDİ: Hüseyin Hilmi Işıkın pederidir. Eyüp sultanda Vezir tekke mahallesinin eşrafından idi. 1929 da vefât etti.
797 — SAİD BİN MENSUR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hadis âlimlerindendir. Horasanlıdır. 229 [m. 844] senesinde Mekkede vefât etti. 392.
798 — SAİD BİN MÜSEYİB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Muhammed Medeni, Tabiînin büyüklerinden ve Medinedeki yedi büyük alimdendir. [15.] senede tevellüd, 91 [m. 710] senesinde Medinede vefât etti. 40 hac yaptı. 66, 628, 641, 1014.
799 — SAİD BİN ZEYD “radıyallâhu anh”: Aşere-i mübeşşeredendir. Dedesi Amr, hazret-i Ömerin amcasıdır. Yine bunun kayın birâderi ve eniştesi idi. Bedrden başka gazalarda bulundu. Yermük muharebesinde ve Şâmin fethinde bulundu. 51 [m. 671] senesinde vefât etti. 510.
800 — SAİDETTİN-İ FERGANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed, Sûfiyye-i aliyyeden ve fıkıh âlimlerindendir. Necibeddin Ali Şiraziden, bu da Şihâbüddîn-i Sühreverdîden ve Sadreddin-i Koneviden feyiz aldı. 699 [m. 1299] senesinde vefât etti. (Füsus)u şerh etmiştir. (Menahic-ül-ibad) fıkıh kitabını dört mezhebe göre fârisî yazmıştır. 1409 [m. 1988] senesinde,, ofset baskısı yapılarak neşredilmiştir. 1164.
801 — SALEBE: Salebe bin Ebû Hatıb, Ensardan idi. Bedr gazasında bulunmadı. Tefsirlerin çoğuna göre, (Hazret-i Osman zamanında vefât etti. Malının çok olması için duâ istedi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, (Kanaat et!) buyurdu. Duâ için, tekrar tekrar israr etti. Duâ buyurunca malı, hayvanları çoğaldı. Onlarla uğraşıp namaza gelmez oldu. Resûlullahın gönderdiği zekat toplama memurlarına zekat vermedi. Hakkında Tövbe sûresinin yetmişaltıncı [76] ayeti nazil oldu. Bunu işitince, sadakasını getirip yalvardı ise de, kabul buyurulmadı. (Salebeye yazıklar olsun!) hadis-i şerifine hedef olmak felaketine duçar oldu.) Yukarıdaki âyet-i kerimenin çeşitli kimseler hakkında geldiği ve bunlardan Salebe bin Ebû Hatıbın meşhur olduğu (Beydavi) haşiyesinin tercümesi olan (Tibyan) tefsirinde ve (Hüseyini), (Ebussuud) ve (Razi) tefsirlerinde uzun yazılıdır. (El-isabe fi-temyiz-is-sahabe)de 1. cüz, 198. sayfada diyor ki (Münâfık olan Salebe, Bedr gazasında bulunan Salebe “radıyallâhu anh” değildir. Çünkü, Bedr gazasında bulunan Salebenin Uhud gazasında şehit olduğunu İbni Kelbi bildirmektedir. Bundan başka, Ahmed bin Mûsâ ibni Merdeveyh tefsirinde yazdığı üzere, ibni Abbas “radıyallâhu anh”, Salebenin zekat vermediğini anlatırken, Salebe bin Ebû Hatıb demektedir. Bedr gazasında bulunan ise Salebe bin Hatıbdır. Bundan başka, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, (Bedr gazasında ve Hudeybiyede bulunanların hiçbiri Cehenneme girmez!) buyurdu. Bunlardan biri münâfık olabilir mi?) Bunun gibi, iki Hatıb vardır. (Tefsir-i Mazhari)de, Nisa sûresinin altmışbeşinci âyetinde diyor ki (Hatıb ibni Ebû Beltea muhacirinden idi. Bedr gazasında bulundu. [30 senesinde vefât etti.] İkincisi, Hatıb ibni Beltea ise, Ensarın arasında olup bir münâfık idi.) Ashâb-ı kirâmın hepsi Cennete gireceklerdir. Allahü teâlâ, hepsinden râzı olduğunu bildirmiştir. Bu müjde, hepsinin îman ile öleceklerini haber vermektedir. Fakat, Aşere-i mübeşşereden başkasının îman ile öleceği önceden bilinemezdi. Çünkü, aralarına karışmış olan münâfıkları Resûlullahtan başka kimse bilmezdi. Bu münâfıklar imansız gitti. Resûlullahın vefâtından sonra, Ashâb-ı kirâmdan hiçbiri mürted olmadı. Hepsi Sahabi olarak öldü. Cennete gittiler.

802 — SALEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû İshak Ahmed bin Muhammed, fıkıh alimidir. Nişapurda tevellüd, 427 [m. 1035] de orada vefât etti. 416.

803 — SALİH GÜLABİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin Ashâbındandır. İbrik tutmak hizmetini görürdü. Kemâle yetişti. İrşada izin verildi. Mevlânâ Muhammed Sâlih bir mektubunda diyor ki: (O mukaddes makâmın süpürgecilerinin en aşağısı olan Muhammed Sâlih, o kapının hizmetçilerine arz ederim ki bu garib zerre, o makâmın kölelerinin sadakasına kavuşarak, muhlislerinize ihsan buyurduğunuz haller içindeyim. Hep tecellîlerle şereflenmekteyim. Her tecellîde, başka bir fenâ hâsıl olmaktadır. Bir tecellîde, bundan başka tecellî olmaz sanıyorum. Bu sonsuz tecellîlerden anlaşılıyor ki isimlerde ve sıfatlarda ayrı ayrı seyr edip ilerlemek nasip olmaktadır. Böyle ayrı ayrı tecellîlerle, bu yolda ilerlemek pek güç olacaktır. O hakiki kıblenin kapısına sığınarak, bu hiçbir şeye yaramayan beceriksizi, alçak olan yerinden kaldırdığınız, böyle şerefli hallere ulaştırdığınız ve bu alçağın hatırına, hayaline bile gelmeyen nimetlere kavuşturduğunuz gibi, lütf ve ihsan buyurarak, hususi bir teveccühünüz ile bu yolun sonuna ulaştırmanızı, noksanlıktan, yolda kalmaktan kurtarmanızı, kendi muradlarından, isteklerinden vazgeçerek, Allahü teâlânın rızasından başka hiçbir şey söylememek, yapmamak ve düşünmemek saadetine kavuşturmanızı, yalvarırım. Arayanların özlediği o yüksek teveccühünüz ve ihsanınız olmadıkça, bunlara kavuşmak imkansızdır. Ucu bucağı olmayan, o merhamet deryanızdan bu fakire birkaç damla serpmekle şereflendireceğinizi ümit ediyorum. Bunları yazmak, bunları istemek, bu alçak için çok yersiz olduğunu düşünüyorum. Bu garibi, doğru olarak, size lâyık olarak sevebilmekle şereflendiriniz. İnsanı, bütün saadetlere, bütün yüksekliklere kavuşturacak, ancak, sizi böyle sevebilmektir. Allahü teâlâ, sizin yetiştirme, yükseltme gölgenizi, bütün insanların başları üstünden ayırmasın! Âmin.)
Mevlânâ Sâlih, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin her gün ve her gece yaptığı ibâdetleri ve vazifeleri, mübarek oğullarının işaret ve emirleri üzerine, toplamış ve yazmıştır. Bir yerinde diyor ki (İbâdetlerinin, vazifelerinin hepsini yapmaklığım için izin vermelerini rica ettim. Yapılacak, uyulacak iş yalnız Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” yaptıklarıdır. Bunları, hadis kitaplarından öğrenip, hepsini yapmaya çalışmalı buyurdu. Efendim sizin her hareketiniz, her işiniz, o insanların ve cinnin en yükseğinin işleri gibidir dedim. Evet öyledir. Ama, her yapacağınızı iyi düşününüz! Sünnete uygun olan her sözü, her işi yapınız. Uygun olmayanı yapmayınız, buyurdu.) Mevlânâ Sâlih, 1038 [m. 1628] senesinde Hindistan’da vefât etti. 716.
804 — SALİH “aleyhisselâm”: Semud kavmine gönderilen Peygamberdi. Bunlar, Hicaz ile Şam arasında idi. Ad kavminden sonra idiler. Putlara, heykellere tapıyorlardı. Dinlemediler, inanmadılar. Kayadan deve çıktı, yavruladı. Yine inanmadılar. Deveyi öldürdüler. Dağları, taşları oyup, sağlam sığınaklar yaptılar. Sâlih “aleyhisselâm”, îman eden birkaç kişi ile Mekkeye veya Kudüse gitti. Kâfirlere gökten azap gelip helak oldular. 482, 1128.
805 — SAM: Nuh aleyhisselâmın büyük oğlu idi. Keldaniler, Asuriler, Süryaniler, Finikeliler, İbraniler ve Araplar, bunun soyundandır. 1128, 1157.
806 — SANANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah bin Îsâ, Yemen âlimlerindendir. (Seyf-ül-hindi fi-ibaneti tarîkatiş-şeyhinnecdi) kitabında vehhâbîleri reddetmektedir. Bu kitabı 1218 [m. 1803] senesinde yazmıştır.
807 — SANANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdürrezzak Ebû Bekr Sanani, fıkıh alimidir. Yüz yirmiyedide [127] tevellüd ve 211 [m. 826] de vefât etmiştir. (El-musannef) kitabı 1392 [m. 1972] de Beyrutta basılmıştır. Altı cilttir.
808 — SEDİDETTİN-İ KAŞGARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed, 705 [m. 1305] de vefât etti. (Münye-tül-musalli) fıkıh kitabı meşhurdur.
809 — SEHL-İ TÜSTERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Muhammed Sehl bin Abdullah, Sûfiyye-i aliyyedendir. 200 [m. 815] senesinde tevellüd, 283 [m. 896] de Basrada vefât etti. 22, 607, 689, 694, 788, 1198.
810 — SEHL BİN SAD “radıyallâhu anh”: Ensârî ve Saidi, Ashâb-ı kirâmdandır. Resûlullahın vefâtında onbeş yaşında idi. Seksensekiz 88 [m. 707] senesinde vefât etti. Medine-i münevverede en son vefât eden Sahabi budur. 441.
811 — SELAMİ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Selami Ali efendi, İstanköy müftüsü iken Zakirzade Abdullah efendiden hilafet almıştır. Kısıklıda tekke, Selamsızda ve Acıbademde ve Bulgurluda birer câmi ve Bursada bir tekke yaptirmiştir. 1104 [m. 1693] senesinde vefât edip Kısıklıda defnedilmiştir. Pirdaşi olan Seyyid Osman efendi, Üsküdar Atpazarında bir câmi yaptirmiştir. 1103 [m. 1692] de vefât etmiştir. Selami efendinin halifesi Kütahyalı Seyyid Ali Fenâyi efendi, eski valide camiine yakîn bir tekke ve mescid yapmıştır. Mağnisada da bir camii vardır. Baltacı Muhammed paşanın Rusya seferinde bulunarak bayrak taşımiştir. 1151 [m. 1738] de vefât etmiştir. Kendi adındaki camii yanındadır.
812 — SELİM CİHANGİR ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan’daki Timur sultanlarının dördüncüsüdür. Ekber şahın oğlu, Hurrem Şahcihanın babasıdır. 977 [m. 1569] de tevellüd edip, [1014] de babasının yerine geçti. 1037 [m. 1627] de vefât etti. Lahordadır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerini 1027 [m. 1617] de hapsetti. İki sene sonra pişman olup özür diledi. Fakat iki sene daha askerde bıraktı. Hindistan’da ingilizlere ilk ticaret tesisleri veren budur. Yerine geçen oğlu, otuzbir sene hükümet sürmüş ve sekiz sene Egrede habs olmuştur. Zevcesi için burada yaptırmış olduğu (Tac mahal) türbesine 1076 [m. 1665] da defnedilmiştir. 400, 1087, 1106, 1120.
813 — SELİM HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin yetmişdördüncüsü ve Osmanlı padişahlarının dokuzuncusudur. İkinci Beyazıt hanın oğlu, sultan Süleyman hanın babasıdır. Hilafeti Osmanlı padişahlarına bağlayan budur. 875 [m. 1470] de tevellüd, 926 [m. 1520] da vefât etti. Fatihte sultan Selim camii bahçesindedir. [918] de Çaldıranda İran şahı İsmail-i Safeviyi mağlub ederek, bozuk inanışlarının yayılmasını önledi. Böylece İslamiyete büyük hizmet etti. Tebrizi de aldı. 922 [m. 1516] de İstanbul’da ilk tersaneyi yaptı. Burada gemiler inşa edildi. 923 [m. 1517] de Mısırı aldı. Haremeyn-i şerifeyn de ele girmiş oldu. Hutbelerde, (Mekke ve Medinenin hizmetçisi) diye ismini okuttu. Mısırdaki son Abbasi halifesi olan Yakup bin Müstemsik-billahtan emanetleri alarak halife oldu. Büyük donanma yaptı. 926 [m. 1520] da Çorlu ovasında hastalanarak vefât etti. Sekiz buçuk senede devleti iki kat büyüddü. Yavuz adını kazandı. Türbesinin yanındaki bir türbede, kızı Hadice sultan ile bunun da kızı Hanım sultan vardır. Başka bir türbede, sultan Süleymanın validesi Hafsa sultan ile sultan Süleymanın üç oğlu Murad, Mahmud ve Abdullah efendiler vardır. Bir türbede de sultan Abdülmecid Han medfundur. Kızı Şâh sultan, Davudpaşada bir câmi ve tekke ve Eyüpte Bahariye caddesi ile deniz arasında (Şâh Sultan camii)ni ve yanında, ilk şeyhi Merkez efendi olan tekkesini 963 [m. 1555] de yaptırmış olup bu câmi yanındaki türbededir.
Selim hanın kızkardeşi Gevher Müluk sultanın kızı Nesli-Şâh sultan, Edirnekapıda ve İstinyede birer câmi yaptirmiştir. Zevci İskender beğ ile birlikte Eyüpte zal Mahmud paşa camii yanındadır. Gevher Müluk sultan ve zevci Muhammed beğ de buradadır. 487, 500, 504, 1100, 1173, 1175, 1176, 1195.
Çaldıran bozgununda Anadoluya dağılan kızılbaşlardan yirmibin kadarı Bozok şeyhi Celâl adında bir sapık yanında toplanarak Turhalda isyan ettiler. Ankaraya yürüdüler. Mer’aş valisi Şahsuvar oğlu Ali beğ, 926 da bunları imha etti. Böyle kızılbaş ısyanlarına (Celâli vak’ası) denildi. 1099.
814 — SELİM HAN-III “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam halifelerinin 93.sü ve Osmanlı padişahlarının 28.sidir. Sultan III. Mustafanın oğludur. 1175 de tevellüd etti. 1203 [m. 1789] de amcası birinci Abdülhamid handan sonra halife oldu. 1222 [m. 1807] de ingiliz casuslarının teşviki ile yeniçeri zorbaları isyan ederek tahttan indirildi. 1223 [m. 1808] de Topkapı sarayında şehit edildi. Halim, selim ve çok zeki idi. Dahilde, haricde düşmanların saldırdığı sırada tahta çıktı. Vehhâbîlik bunun zamanında ortaya çıktı. Yeni, modern ordu kurmaya başladı. 1205 [m. 1791] de Bahriye mektebi ve Halıcıoğlunda mühendis ve topçu mektepleri yaptı. Üsküdarda Selimiye kışlasını ve 1220 [m. 1805] de Selimiye camiini ve Çiçekçi camiini yaptı. Eyüp camiini yeniden büyük olarak yaptı. Bunu önce Fatih, küçük yaptırmıştı. Karaca-Ahmette Miskinler tekkesi denilen (Dedeler Mescidi)ni yaptı. Küçük Mustafa paşada (Gül camii)ni kiliseden çevirdi. Yeni bölükler kurdu. Tam islahata başlayacağı sırada şehit edildi. Laleli camii yanında, babasının türbesindedir. Yerine amcasının oğlu sultan dördüncü Mustafa Han ve bir yıl sonra bunun kardeşi, II Mahmud Han geçti.

SELMAN-I FARİSİ “radıyallâhu anh” İsfehanlı idi. Mecusi idi. İranda iken kiliseye girip hıristiyan oldu. Anadoluya kaçıp, kiliselerde hizmet etti. Şama geldi. Medinede ahir-zaman Peygamberinin çıkacağını bir papazdan işitti. (İncil)i öğrendi. Âlim oldu. Medineye girerken, köle yaptılar. Hicretten sonra, Medineye gelerek, evvelce işitmiş olduğu alâmetleri gördü. Hemen îman etti. Çok halis müslüman oldu. Ehl-i beytten sayıldı. Hendek gazasında, hendek kazılmasını istedi. Ondan sonraki gazaların hepsinde bulundu. Hazret-i Ömer zamanında Medâyn valisi oldu. Resûlullahın huzurunda ve sohbetinde kemâle geldi. Zâhir ve bâtın ilimlerinde çok yüksek derecelere kavuştu. Ashâb-ı kirâmın hepsi de böyle olmuştu. Fakat, Resûlullahtan herkes, kendi kabiliyeti ve kapasitesi kadar feyiz alırdı. Hazret-i Ebû Bekrin kavuştuğu derecelere hiçbir Sahabi kavuşamadı. Selman-ı Fârisî, Resûlullahtan sonra, hazret-i Ebû Bekrin sohbetinde ve hizmetinde de çok bulunarak, hazret-i Ebû Bekrin almış olduğu kemâlattan da bazılarına kavuştu. Resûlullaha kendi kalbi ile bağlanmış olduğu gibi, hazret-i Ebû Bekrin daha parlak olan kalp aynası ile de bağlanarak, daha çok feyizlere, mârifetlere kavuştu. 250 yaşında Medâynda, bir rivayete göre, 33 senesinde vefât etti. 47, 313, 487, 969, 1126.
816 — SEMHUDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nur-üd-din Ali bin Abdullah, 844 [m. 1440] de Mısırda tevellüd, 911 [m. 1506] de Medinede vefât etti. Şâfiîdir. Şeriflerdendir. Mescid-i Nebinin tâmiri, kütüphane inşası ile uğraştı. Çok kitap yazdı. (Hülâsa-tül-vefa) ve (Cevahir-ul-akteyn) kitaplarını okuyan, İbni Teymiyye’nin ve Vehhâbîlerin bozuk yola sapmış olduklarını iyi anlar.

SENAÜLLAH-İ PANİ-PÜTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Senaüllah, Şeyh Celâl-i kebir-i Çeştinin on ikinci torunudur. Hazret-i Osman bin Affan soyundandır. Hanefi, Mazharidir. 1143 [m. 1730] senesinde Hindistan’da Pani-püt şehrinde tevellüd etti. Yedi yaşında Kurân-ı Kerîmi ezberledi. Nakli ve akli ilimlerde ihtisâs kazandı. Delhiye giderek Şâh Veliyullah-i Dehlevîden hadis ilminde kemâle geldi. Önce Mevlânâ Muhammed Âbid-i Semaninin, bundan sonra, Mazhar-i Can-ı Cananın teveccühleri ile büyük Velî oldu. Sonra, vatanına gidip, ölünceye kadar kadılık ile hizmet etti. 1225 [m. 1810] de Pani-püt şehrinde vefât etti. Mazhar-i Can-ı Canan hazretlerinin zevcesinin kabri yanındadır. Şeyh Celâlüddîn de orada büyük bir türbededir. Otuzdan fazla kitap yazmıştır. (Tefsir-i Mazhari)si arâbidir. 1384 [m. 1964] senesinde Delhide basılmıştır. On cilttir. Büyük fıkıh kitabı ve (İrşad-üt-talibin) tasavvuf kitabı da çok kıymetlidir. Fârisî (Mâ-lâ-bütte) fıkıh kitabı 1409 [m. 1989] da da bastırılmıştır. (İbn-ül-hüda) adı ile meşhur oldu. Mazhar-i Can-ı Canan buyurdu ki (Kıyamet günü, bana, ne getirdin denilince, Sena-üllah-ı panipütiyi getirdim, diyeceğim.) Muhammed Âbid hazretleri, Abdül-ehad hazretlerinin talebesidir. Abdül-ehad hazretleri de, Muhammed Saîd-i Fârukî hazretlerinin oğlu ve talebesi olup 1126 [m. 1714] de vefât etmiştir. (Gülşen-i vahdet) adındaki fârisî Mektûbâtı, 1386 [m. 1966] da Karaşi’de basılmıştır.

SERAHSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şems-ül-eimme Ebû Bekr Muhammed bin Ahmed, Türkistandaki İslam âlimlerindendir. 483 [m. 1090] de vefât etti. On sene habste kaldı. Habste iken yazdığı (Usul) kitabı ve (Câmi-i kebir) ve (Câmi-i sagir) ve (Siyer-i kebir), (Muhtasar-ı Tahavi) şerhleri ve (Mebsut) adındaki (Kâfi şerhi) ve (Muhit) kitapları meşhurdur.
820 — SEVDE “radıyallâhu anha”: Sevde binti Zem’a, Resûlullahın üçüncü zevcesidir. Zevci ile imana gelip Habeşistana hicret etmişlerdi. Mekkeye dönünce zevci vefât etti. Resûlullah önce hazret-i Aişeyi, sonra Sevdeyi nikahladı. Sevdeyi Mekkede, hazret-i Aişeyi ise Medinede evine aldı. Yaşlı olduğundan Medinede sırasını hazret-i Aişeye bağışladı. Hazret-i Ömer zamanında vefât etti.

SEYF BİN ZİLYEZEN: Habeş padişahı iken, Abdülmuttalibi Yemende sarayına davet etti. Konuşmaları, (Şevahid-ün-nübüvve)de yazılıdır.

SEYFEDDİN-İ FÂRUKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin altı oğlu da kemâle gelmiş, velâyet-i hassa-i Muhammediyeye kavuşmakla şereflenmişlerdir. Bunlardan Muhammed Seyfeddin, tasavvuf bilgilerinin mütehassısı idi. (Muhyis-sünne) adı ile meşhur oldu. 1049 senesinde Serhend şehrinde tevellüd, 1096 [m. 1684] da orada vefât etti. Mübarek babasının türbesinin birkaçyüz metre cenubundaki büyük türbededir. Çok kerâmetleri görüldü. (Açlık çekmeye lüzum yoktur. Açlık ve nefsle mücâhede harika ve kerâmeti arttırır. Evliyânın sohbeti ise, kalbe zikretmeyi yerleştirir. Sünnete tâbi olmayı kolaylaştırır) buyururdu. Her saat emr-i mâ’rûf yapardı. 1400 Velî yetiştirdi. (Mektûbât-ı Seyfiye) adındaki kitabı, 1331 [m. 1913] de Haydarabatta basılmıştır. İçinde [190] mektup vardır.

SEYİD ABDULLAH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah-i Şemdini, Hâlid-i Bağdâdînin Süleymaniye kazasındaki medresede arkadaşı ve talebesinin büyüklerindendir. 1229 [m. 1813] da ruhsat aldı. Abdülkâdir-i Geylânînin onuncu torunu ve Taha-i Hakkarinin amcasıdır. Şemdinanın Nehri köyünde medfundur.

SEYİD FEHİM EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İslam âlimlerinin büyüklerinden ve Sûfiyye-i aliyyedendir. Taha-i Hakkarinin sohbetinde kemâle geldi. Seyyid Taha “kuddise sirruh”, 1269 [m. 1852] de vefât edince, kardeşi olan Seyyid Muhammed Sâlihi ziyaret ederdi. Muhammed Sâlih [1281] de vefât etti. Nehride Seyyid Taha yanındadır. Seyyid Fehim efendi [1241] de tevellüd, 1313 [m. 1895] de vefât etti. Vanda, Müküs kazasının Arvas köyünde medfundur. Babası, Mollâ Abdülhamid efendidir. Validesi Âmine hanım, hacı İbrahim efendinin kızıdır. Dedesi Seyyid Abdurrahmân, Seyyid Abdülhakîm efendinin dedesinin dedesidir. Seyyid Fehim efendinin kardeşi Mollâ Safiyüddinin torunu Abdülhamid efendi [m. 1967] de hayatta idi.

SEYİD KUTUB: 1321 [m. 1903] de Mısırda doğdu. Kahire ilim enstitüsünde okudu. Önce sosyalist fikirlerini yaydı. Sonra din adamı şekline girerek, eski Kahire müftüsü ve mason locası başkanı olan Abduhun dinde reformist yolunu tuttu. Bütün kitaplarında olduğu gibi, (Fi-zılâl-il-Kuran) ismindeki tefsirinin birinci cildinde de, cihatın bir kısmını kabul, esas kısmını inkâr etmekte, (İnsanların dine girmelerini kolaylaştırmak için cihat edilmez) demektedir. Lütfen oradan okuyunuz! (Cihat, zulüm edenlere ve zâlimlere karşıdır) mealindeki âyet-i kerimeyi ileri sürerek hükümetlere karşı ayaklanmaya, isyana ve fitne çıkarmaya kışkırtmaktadır. Halbuki zalim sultanlara, hatta kâfir hükümetlere bile ayaklanmayı dinimiz yasak etmektedir. Böyle ayaklanmak, cihat değil, ahmaklıktır. Böyle zamanlarda yapılacak cihat, İslam bilgilerini yaymak, imanlı gençlik yetişmesine çalışmaktır. Hac sûresinin otuzdokuzuncu âyetinde meâlen, (Müminlere saldıran zâlimlerle cihat etmeye izin verildi) buyruldu. Mekkede kâfirler, müslümanlara, zulüm edip, öldürünce, bunlarla dövüşmek için, tekrar tekrar izin istediler. İzin verilmedi. Medineye hicret edince, bu âyet gelerek, yeni kurulan İslam devletinin, Mekkedeki zâlimler ile cihat etmesine izin verildi. Bu âyet, müslümanların kâfir, zalim hükümete isyan etmesi için değil, İslam devletinin, insanların İslam dinini işitmelerine, müslüman olmalarına mâni olan, zalim diktatörlerin orduları ile cihat etmesine izin vermektedir. Seyyid Kutub’un bu cahilce, ahmakça yazıları, Mısırda fitne çıkarmasına, onbinlerce müslümanın zindanlarda çürümelerine, çoklarının ölmesine sebep oldu. Bu facia ve fitnelerin cezasını kıyamette çekecektir. Cahilce davranışları ve gafilce yazıları ile devlete karşı ihtilale sebep olduğu için, kendisi de 1386 [m. 1966] da idam edildi. İlmi, aklı ve ihlası olmayan din adamları tarih boyunca, hep böyle felaketlere sebep olmuşlardır. İslam bilgilerini sessizce yayan ilmli ve akıllı din âlimleri, hep başarı sağlamışlardır. Kadı zade Ahmed efendi, (Birgivi vasiyetnamesi) şerhinde 200. cü sayfasında buyuruyor ki (El ile güç kullanarak emr-i mâ’rûf ve nehyi münker yapmak, yani günah işliyene mâni olmak; devlet adamlarının vazifesidir. Söz ile yazı ile cihat etmek, âlimlerin vazifesidir. Kalp ile duâ etmekle mâni olmak ise, her müminin vazifesidir. Tesirli, başarılı olacağı zan olunursa, bu vazifeleri yapmak vâcib olur. Fitneye sebep olacağı zan olunursa, terketmek vâcib olur. Fitne bulunan mahalle zaruretsiz varmak câiz değildir. Eğer dinini korumak için hicret ederse, güzel olur. Cennete girmeye lâyık olur. Şefaate mazhar olur. Emr-i mâ’rûf ve nehy-i münker yaparken niyetin halis olması ve işi anlayıp, Allahü teâlânın buradaki emrini iyi bilmesi ve sabırlı olup münakaşa ve kavga etmemesi, yumuşak ve tatlı dil ve yazı ile yapması lâzımdır.) Görülüyor ki zor kullanarak cihatı devlet yapar. Cihat, Seyyid Kutub’un anladığı gibi değildir. Eğer cihat ile emr-i mâ’rûfu iyi anlamış olsaydı, kendi başını yemez ve kırkbinden fazla müslümanı felakete sürüklemezdi. İstanbul’daki yüksek İslam enstitüsü eski müdirlerinden ve öğretim üyelerinden Ahmed Davudoğlu, 1394 [m. 1974] de İstanbul’da basılan (Dini tâmir davasında din tahribcileri) kitabında, (Seyyid Kutub bir edipdir. Biraz dini kültürü vardır. Mehmed Akife benzemektedir. Sözü dinde senet olamaz. Çünkü, din alimi değildir) demektedir. Seyyid Kutub, Zümer sûresinin üçüncü âyetinin tefsirinde, (Tevhid ve ihlas sâhibi, Allahtan başka kimseden bir şey istemez. Hiçbir mahluka îtimat etmez. İnsanlar, İslamiyetin bildirdiği tevhidden ayrıldı. Bugün bütün İslam memleketlerinde Evliyâya ibâdet ediliyor. Cahiliye zamanındaki Arapların meleklere, heykellere tapınmaları gibi, onlardan şefaat istiyorlar. Tevhid ve ihlas sahipleri, Allah ile kul arasına vasıta koymaz. Kimseden şefaat istemez) diyor. Bu sözleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin bunlara verdikleri cevaplar, Arabî olarak (Fitne-tül-vehhâbîye) kitabının sonunda da yazılıdır. Bu sözleri ile de, vehhâbî, mezhepsiz olduğunu ilan etmektedir.

SEYİD NUR: Muhammed Bedâyuni, Berilli şehrine yakın Bedâyun kasabasındandır. Zâhir ve bâtın ilimlerinde mütehassıs idi. Seyf-üd-din-i Fârukînin talebesi ve Mazhar-i Can-ı Cananın üstadıdır. Kerâmetleri şöhret bulmuştu. 1135 [m. 1722] senesinde vefât etti. Türbesi, Delhinin cenubunda, Nizameddin-i Evliyânın garbındadır. Bir teveccühü ile taliblerin kalpleri zikre başlardı. Tecellî-i sıfat hâsıl olurdu. (Sokakta fasıkla karşılaşmak, kalpte zulmet hâsıl eder) buyurur, talebesinin hangi fıskı işliyenle karşılaştığını haber verirdi.

SEYİD SALİH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin on birinci torunu ve Seyyid Taha-i Hakkarinin kardeşidir. 1281 [m. 1865] de Nehride vefât etti. Halifelerinden şeyh Azrâil, Giride ve oradan Brezilyaya hicret edip, orada İslamiyeti neşretti. Şeyh Azrâilin kerimesi, Seyyid Fehim Arvâsînin zevcesi ve Seyyid Reşidin annesidir. Bir halifesi de, Seyyid Fehim-i Arvâsî olup Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsînin mürşididir.

SEYİD ŞERİF-İ CÜRCANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ali bin Muhammed Cürcani, 740 [m. 1339] da Cürcanda tevellüd, 816 [m. 1413] da Şirazda vefât etti. Hanefi âlimlerindendir. Alaeddin-i Attar hazretlerinin sohbetinde bulundu. Çok kitap yazdı.

SEYİDET NEFİSE “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Hazret-i Hasanın oğlu Zeydin oğlu Hasanın kızıdır. [145] de Mekkede tevellüd, Medinede ikâmet, Mısra hicret edip, 208 [m. 823] senesinde Mısırda vefât etti. İshak bin Cafer Sâdıkın zevcesi idi. Velî idi. Çok kerâmeti görüldü. Buna nezir olunarak yapılan duâ kabul olunmaktadır. (Tabakat-ül-Kübrâ)ya, 1290 senesinde Mısırda basılmış olan (Nur-ul-ebsar) kitabının 188. ci ve kenarındaki (İs’af) kitabının 212. ci sayfalarına bakınız!

SEYİDET SÜKEYNE: Hazret-i Hüseyinin kızı idi. Aklı, zekası, ilmi ve şirleri ve edebi ve hüsn-i cemali ile meşhurdur. 117 [m. 735] de Mısırda vefât etti. 538.

SİCSTANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hafız Ebû Davud Süleyman bin Eş’as, hadis âlimlerindendir. Hanbeli mezhebindendir. 202 [m. 817] de tevellüd, 275 [m. 888] de Basrada vefât etti. (Sünen) ve (Delail-ün-nübüvve) kitapları meşhurdur.

SIRRI PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Muhammed Sâlih, Osmanlı Vâli ve ilim adamlarındandır. [1260] da Giritte tevellüd, 1312 [m. 1895] de vefât etti. Sultan Mahmud türbesi kabristanındadır. (Şerh-i akâid) tercümesi ve (Sırr-ül-Furkan) tefsiri basılmıştır.

SIRRİ-Yİ SEKATİ: Ebül-Hasan denir. Sûfiyye-i aliyyedendir. Mâ’rûf-i Kerhîden ve Fudayl bin Iyattan feyiz aldı. Cüneyd-i Bağdâdînin dayısı ve mürşididir. 251 [m. 865] de Bağdatta vefât etti.

837 — SİRET NEFİSE: Hüseyin Hilmi Işıkın zevcesidir. Annesi Süada hanım, babası Yusuf Ziya Akışıktır. 1024.
838 — SOKRAT: Eski yunan hakimlerindendir. Milattan [470] yıl önce Atinada tevellüd etmiş, yetmiş yaşında habs olunarak, zehr içirilerek öldürülmüştür. Bir yaratanın bulunduğuna inanmış ise de, madde ve ruha kadîm demiş, küfürden sıyrılamamıştır. Hiç kitap yazmadı. Eflatun, Ksenefon ve Oklidis, Sokratın talebeleridir. Kendisi de, Fisagorsun talebesidir. Din bilgilerini, eski Peygamberlerin kitaplarından ve kendi zamanına kadar ağızdan ağıza gelen sözlerden öğrenmiştir. 377, 758, 1097.
839 — SOKULLU MUHAMMED PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kanuni sultan Süleyman Han ve ikinci Selim Han ve üçüncü Murad Han zamanlarında onbeş sene kadar Sadr-ı Âzamlık yapmıştır. Bosnanın Sokol kasabasındandır. [969] da damad-ı şehriyari olmuştur. [972] de Sadr-ı Âzam olmuş, [985] de Azapkapı camiini yaptırmış, 987 [m. 1579] de divan kurmuş iken, bir meczûb tarafından şehit edilmiştir. Eyüpte Şeyh-ul-İslam Ebussuud efendinin kabri yanındaki türbesindedir. Türbesi yanındaki (Yazılı medrese)ye de kendisi yaptirmiştir. Zevcesi İsmi-Han sultan, ikinci Selim hanın kızı olup sultan Ahmed camii ile Kumkapı arasındaki Muhammed paşa camiini yaptirmiştir. Orta kapısı, mihrabı ve minber kapısı üstlerinde birer (Hacer-ül-esved) taşı parçaları vardır. Câmi [979] da yapılmıştır. Sultanın kabri, Ayasofyada babasının türbesindedir.

840 — STALİN: Josef Cugaşvili, 1295 [m. 1879] de Rusyada tevellüd, 1371 [m. 1952] de Moskovada vefât etti. Tefliste yetişmiştir. [m. 1920] de komünist partisinin genel sekreteri oldu. [m. 1924] de, Lenin ölünce, Rusyanın idaresini eline aldı. Ölünciye kadar Rus milletini ve hele Rusyadaki müslümanları işkence altında inletti. Yirmi sekiz sene içinde 55 milyon vatandaşın canına kıydı. Milleti kendine tapındırdı. Ölümünden sonra, heykelleri yıkıldı. Resimleri her yerden kaldırıldı. Stalingrad dediği büyük şehrin adı Volga-grad yapıldı. Rus tarihlerine kötü adam diye yazıldı. Cugaşvili, gürcü lisanında, yahudi oğlu demektir.

841 — SÜADA AKIŞIK: Hüseyin Hilmi Işıkın kayın validesi olup 1958 de vefât etmiştir. Edirnekapı kabristanında, zevci Yusuf Ziya Akışıkın yanında medfun iken, 2000 senesinde, Eyüpte Kaşgari dergahındaki kabirlerine nakledilmişlerdir. 1024.

843 — SÜFYAN BİN UYEYNE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Muhammed, müctehid idi. Mezhebi zamanla unutuldu. [107] de Kufede tevellüd, 198 [m. 813] senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. 91, 443.
844 — SÜFYAN-I SEVRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah bin Saîd, büyük İslam âlimlerindendir. Müctehid idi. Mezhebi zamanla unutuldu. 95 [m. 713] senesinde Kufede tevellüd, 161 [m. 778] de Basrada vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî bunun mezhebinde idi. 50, 565, 607, 609, 641, 909, 1161.
845 — SÜHEYB-İ RUMİ “radıyallâhu anh”: Ebû Yahya Süheyb bin Sinan, ilk İslama gelenlerdendir. Rumların elinde köle idi. Bütün gazalarda bulundu. Hadis-i şerifle meth olundu. Otuzsekiz 38 [m. 659] senesinde, yetmiş yaşında, Medine-i münevverede vefât etti. İyi rumca bilirdi. 693.
846 — SÜLEMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdurrahmân Muhammed bin Hüseyin, Nişapurludur. [330] da tevellüd, 412 [m. 1021] de vefât etti. Tefsir, hadis ve tasavvuf alimidir. (Tabakat-i sufiye)si ve (Hakayık) tefsiri meşhurdur. Hâl tercümesi (Nefehat)da yazılıdır. (Temhid) kitabının sâhibi olan Ebû Şekur Muhammed Ebû Bekr Sülemi başkadır. 415.
847 — SÜLEYMAN “aleyhisselâm”: Davud aleyhisselâmın oğludur. Hem Peygamber, hem sultan idi. Kudüste, Mescid-i aksayı yedi yılda, çok sanatlı yaptı. Saraylar yaptırdı. Akabe körfezinden Fırat kenarına kadar 40 sene adaletle hükümet sürdü. Ticaret gemileri yaptı. Kızıl deniz ve Umman denizinde ticaret yaptırdı. Yemendeki Sebe sultanı olan Belkıs ile evlendi. Veziri (Asaf) çok akıllı ve hakim idi.
848 — SÜLEYMAN BİN ABDÜLVEHHAB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ehl-i sünnet âlimlerinden idi. Kardeşi Mehmedin kitaplarına reddiyeler yazdı. Bunlardan (Savaik-ul-ilâhiyye firredd-i alel-vehhâbîye) kitabında diyor ki (İbn-ül-kayım-ı Cevziye (Şerh-ul-menazil) kitabında, Allahü teâlâ bir kimseyi bir bakımdan sever, başka bir bakımdan sevmez diyor. Böylece bir kimsede îman ile küfür birlikte bulunur. Peygamberlere inanmazsa, imanının faydası olmaz. Peygamberlere inanmış ise, çeşitli şirkleri onu imandan çıkarmaz, diyor. Vehhâbîlerin her biri, bir müslümanda başka başka küfür bulunduğunu söylüyor. Her birine göre, bir müslümana başka çeşit kâfir diyenlerin kendilerinin de kâfir olmaları lazım gelir. Vehhâbîler, kendilerinin Hanbeli mezhebinde olduklarını söylüyorlar. Hanbeli mezhebinin çok kıymetli (İkna) kitabında, Peygamberlerin ve Evliyânın mezarlarına iltica ve istigase etmenin mekruh olduğu yazılıdır. Küfür, şirk diyen hiç yoktur. Vehhâbîler ise, mezarlardan istigase eden müşrik olur diyor. Kendi kendilerini yalanlayorlar.) Süleyman hazretleri, ölünciye kadar onlarla mücadele etti. Onları tasvib eden bir eser bırakmadı. 454.
849 — SÜLEYMAN BİN CEZA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Birçok kitaptan ve en çok hüccet-ül-İslam İmâm-ı Gazâlînin kitaplarından toplıyarak hazırladığı (Ey oğul) İlm-i hâl kitabını 960 [m. 1552] senesinde yazmıştır. Çok kıymetlidir. Yanlış olarak (Huccet-ül-İslam) adı ile de sık sık basılmaktadır.
850 — SÜLEYMAN ÇELEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Süleyman bin Ivez paşa bin Mahmud, meşhur türkçe mevlütün yazarıdır. Mevlütün asıl adı (Vesile-tün-necat)dır. Süleyman Çelebi 800 [m. 1398] senesinde Bursada vefât etti. Çekirgededir. Dedesi Mahmud beğ, 738 [m. 1338] senesinde, Süleyman paşa ile Rumeliye sal ile geçenlerdendir. Mevlüt cemiyeti, ilk olarak 604 [m. 1207] de yapıldı. 386.
851 — SÜLEYMAN HAN-I “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kanuni sultan Süleyman, İslam halifelerinin 75.si ve Osmanlı padişahlarının onuncusudur. Yavuz sultan Selim hanın oğlu, ikinci Selim hanın babasıdır. 900 [m. 1494] senesinde tevellüd, 974 [m. 1566] de vefât etti. Süleymaniye camii yanındaki türbededir. İkinci Süleyman ve ikinci Ahmed Han da bu türbededirler. 926 [m. 1520] de halife oldu. On üç kere cihat yaptı. Hepsinde zafer kazandı. Yaptığı donanma, Avrupada birinci idi. Atlas okyanusundan Umman denizine kadar ve Macaristan, Kırım ve Kazandan Habeşistana kadar geniş yerleri, Allahü teâlânın dini ile adalet ile idare etti. Almanya İmperatoru ve İspanya kralı olan Şarlkent yani beşinci Şarl 932 [m. 1526] senesinde Fransaya saldırdığı zaman, Fransızlar Osmanlı devletinden yardım istedi. Sultan Süleyman, Barbaros Hayreddin paşayı büyük bir donanma ile imdada gönderdi. Şarlkent, Fransa ile sulh yapmaya mecbur oldu. Karada da, sultan Süleymanın idare ettiği Osmanlı ordusuna mağlub oldu.
Sultan Süleyman Han pekçok hayır ve Hasenât yaptı. Sultan Selim, Şahzadebaşı, Cihangir ve Süleymaniye camilerini ve Anadolu ve Rumelinin her yerinde, Rodos ve başka adalarda müzeyen camiler, medrese, hastahaneler, aşhaneler, yollar, köprüler yaptı. Kızları, damadları, kumandanları da sayılamayacak kadar çok hayırlı eserler bıraktı. 969 [m. 1561] da İstanbul’da kahve içilmesine başlandı. Kurân-ı Kerîmi sekiz kere yazdı. 932 [m. 1526] de Fransa hükümeti, sultan Süleymana sığındı. 945 [m. 1539] de Osmanlı donanması, Avrupalıların birleşik deniz kuvvetlerini bozguna uğrattı. 963 [m. 1555] de Süleymaniye camii ve külliyesi yapıldı. 967 [m. 1559] de Avrupalıların donanmaları ikinci bozguna uğradı. Eyüpte (Baba Haydar) camiini yaptırdı. Baba Haydar, Ubeydullah-ı Ahrâr halifelerinden olup 957 [m. 1549] de vefât etti. Edirnekapı mezarlığında, Münzeviye giden yol üzerinde (Emir Buhârî Tekkesi) mescidini yaptırdı. Bu tekkenin ilk şeyhi Mahmud Çelebi efendi, camiin karşısında medfundur. Seyyid Ahmed-i Buhârînin damadıdır. Kayınpederi vefât edince, yerine geçerek Maltadaki Emir Buhârî tekkesine nakletti. 1391 [m. 1971] de Boğaz köprüsü çevre yolu yapılırken, tekke ve kabirler yıkılıp kaldırıldı. Süleymaniye camiini ve Edirnedeki Selimiye camiini mimar Sinan yaptı.
(Kamus-ul alam)da diyor ki (Sultan Süleymanın kızı Şâh sultan ile damadı Zal Mahmud paşa, Eyüpte Defterdar caddesinde büyük bir câmi yapmışlardır. İkisi de 970 [m. 1562] senesinde vefât ettiler.) Câmi yanındaki türbededirler. Sultan üçüncü Selim hanın büyük hemşiresi Şâh sultan bu camiin yanına bir mektep ve kendi için bir türbe yaptırdı. Türbede zevci Mustafa paşa ile validesi sultan da vardır. Sultan Mahmud Han ve son olarak 1380 [m. 1960] de, başvekil Adnan Menderes, camii ve türbeyi tâmir ettiler.
Oğlu sultan Cihangirin ruhu için, 967 [m. 1559] de Cihangir camiini yaptı. Cihangir 960 [m. 1552] da Halebde vefât etmiş, Şahzade camii yanında ağabeğsi Muhammed sultanın türbesine defnedilmiştir. Cihangir camii üç defa yandı. Son olarak, ikinci Mahmud hanın sadr-ı Âzamı silahtar Ali paşa 1239 [m. 1823] da yaptirmiştir. 978 [m. 1570] de, İskender paşa, Kanlıca camiini yaptırdı. Aynı senede Kıbrısta Magosa kalesını feth ettikten iki gün sonra orada vefât etti. Camii önündeki türbede hangi İskender paşa olduğu kesinlikle belli değildir. Camiin sağ tarafında Yenişehirli Abdullah efendi medfundur. 297, 504, 1071, 1100, 1126, 1135, 1137, 1167, 1171, 1176, 1185, 1190, 1195.
852 — SÜNBÜL SİNAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh Sinan-üd-din-i Yusuf efendi, Merzifonludur. Halveti tarîkatinin Sünbüli kolunun reisidir. Çelebi halife Muhammed Cemaleddin efendinin halifesi ve Merkez efendinin mürşididir. 936 [m. 1529] da vefât etti. Koca Mustafa paşadaki tekkesindedir. Çelebi halife, sultan Beyazıt-i Velî vezirlerinden Koca Mustafa paşanın da mürşididir. Paşa bir câmi ve tekke yaptı. Fatih sultan Muhammedin oğlu Cem sultanı Napolide, Koca Mustafa paşa veya papa zehirledi. Paşa 918 [m. 1511] de Bursada katl edildi.
Sünbül Sinan efendi, önce Efdalzadeden ilim tahsil etti. Sonra Mısra gitti. Mürşidi hacca giderken, kendisini Koca-Mustafa paşadaki tekkesine halife bıraktı. Mürşidinin kızı Safiye hanımı aldı. 936 [m. 1529] da vefât edince, yerine Şâh sultan tekkesindeki Merkez efendi geldi. Simâ’ ve raksın ve cenaze taşırken, cehren ilâhî, zikir okumanın efdal olduğunu bildiren (Tahkikiye) risalesi vardır. Büyük âlim, büyük velî Yakup-i Çerhi ve Saideddin-i Fergani “rahmetullâhi aleyhima”nın (Ünsiye) ve (Menahic-ül ’ibad) kitaplarında, simâ’ hakkında geniş bilgi verilmektedir. Efdalzade Hamidüddin efendi, 7. şeyh-ul-İslam olup 908 [m. 1501] de vefât etti. Eyüptedir. Fatih Maltasında medresesi vardır. 904, 1087, 1135.
853 — SÜNBÜLZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Altıyüzaltmışbeşinci [665] sırada Muhammed Mer’aşi ismine bakınız!
854 — SÜUD: Süud bin Abdülaziz, iki kimsedir. Birincisi Suudi Arabistanın üçüncü meliki olup 1217 [m. 1802] de idareyi ele aldı. Çok müslüman kanı döktü. [1231] de öldü. İkincisi, yirminci melikidir. 1372 [m. 1953] de hükümet reisi oldu. Ehl-i sünnete işkence yaptı. Zevk ve safaya daldı. 1384 [m. 1964] de tahttan indirildi. Yunanistana gidip, Atinada içkili, kadınlı kötü hayat geçirdi. 1388 [m. 1968] de orada öldü. Yerine kardeşi, 58 yaşındaki Faysal getirildi.
855 — SÜVEYDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Emin bin Şeyh Ali, Şâfiî fıkıh âlimlerinden ve Hâlid-i Bağdâdînin talebelerindendir. 1246 [m. 1830] da hacdan dönerken Nectte Büreyde şehrinde vefât etti. Çok kitap yazdı. (El-cevahir vel-yevakit fi mârifetil-kıbleti vel-mevakit) ve (Behce-tül-merdıye fi ihtisar-il-tuhfe-til-isna aşeriye) kitapları çok kıymetlidir. 1060.
856 — SÜVEYDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şeyh Ali bin Muhammed, Şâfiî âlimlerindendir. Bağdatta tevellüd, 1237 [m. 1821] senesinde Şamda vefât etti. (Reddü alel-imamiye) kitabı çok kıymetlidir.
857 — SÜVEYDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdullah bin Hüseyin Bağdâdî, Şâfiî fıkıh alimidir. 1104 [m. 1692] de tevellüd, 1174 [m. 1760] de vefât etti. Nâdir Şâh tarafından hazırlanan mecliste, yetmiş şiî alimi ile münazara edip, aldandıklarını hepsine tasdik ettirdi. O meclisteki konuşmaları (Hucec-i kat’ıye) kitabında yazmıştır. Arapça olup 1323 [m. 1905] ve 1981 senelerinde Mısırda ve İstanbul’da bastırılmıştır. Yine kendisi tarafından Türkçeye tercüme edilip, [1326] da Mısırda ve İstanbul’da bastırılmıştır. Nâdir Şâh, 1148 de İran şahı oldu. 1160 da vefât etti.
858 — SÜYUTİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Celâleddîn Abdurrahmân bin Muhammed, Şâfiî âlimlerinin büyüklerindendir. Hadis imamı, müctehid idi. 849 [m. 1445] da Mısırda tevellüd, 911 [m. 1505] de orada vefât etti. Her biri çok kıymetli olan, beşyüzden fazla kitap yazdı. Çoğu Mısırda ve Avrupada ve İstanbul’da basıldı. Daha yirmiiki yaşında iken, Celâleddîn Muhammed bin Ahmed Mehallinin İsra suresine kadar yaptığı ve [864] de vefât edince, yarıda bıraktığı tefsiri tamamladı. Bunun için (Celâleyn tefsiri) denildi. Ahmed Savinin bu tefsire haşiyesi meşhurdur. Almanca (Meğer Lexikon) adındaki kitapta, (Yorulmadan, yılmadan yazan Süyutinin üç yüzden fazla eseri vardır) diyor. Yetim olarak büyüdü. Sekiz yaşında hafız oldu. Tefsir, hadis, fıkıh, nahiv, meani, beyan, bedi ve lügat ilimlerinde mütehassıs oldu. Şama, Hicaza, Yemene, Hindistan’a, Fasa gitti. 45, 63, 120, 390, 391, 418, 421, 442, 445, 450, 458, 463, 465, 467, 469, 504, 693, 741, 876, 1007, 1016, 1134, 1156.
859 — ŞABAN-I VELİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kastamonilidir. Hayreddin-i Tokadı 941 [m. 1535] de vefât edince, halifesi olmuştur. Hayreddin efendi de, Çelebi halife Muhammed Cemaleddin efendinin halifesidir. Çelebi halife, 899 [m. 1493] de, hacca giderken Şamda vefât etmiştir. 1125, 1156.
860 — ŞABİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Amr Âmir, Tabiînin büyüklerindendir. Kufenin en büyük alimi idi. İmâm-ı Âzâmin hocalarındandır. Yirminci [20] senede Basrada tevellüd, 104 [m. 723] senesinde Kufede vefât etti. (El-Kifâye) kitabı meşhurdur. 504, 761.
861 — ŞAFİİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ebû Abdullah Muhammed bin İdrisin dedesinin dedesi Şafi, Kureyş kabilesinden ve Ashâb-ı kirâmdan olduğu için, Şâfiî adı ile meşhur olmuştur. Şâfiîn dedesinin dedesi de Haşim bin Abd-i Menaftır. Büyük müctehid ve mezhep reisidir. 150 [m. 767] senesinde Gazzede tevellüd, 204 [m. 820] de Mısırda vefât etti. Kurafe kabristanındadır. İki yaşında Medineye götürüldü. İmâm-ı Malikten okudu. Yedi yaşında hafız oldu. Hadis, fıkıh, lügat ve edebiyatta çok yükseldi. Vera, takvâ ve salahta eşi yok idi. İmâm-ı Ahmed’in hocasıdır. [195] de Bağdata, [197] de Mekkeye, [199] da Mısra geldi. Usûl-i fıkıh ilmini ilk yazandır. Hadiste (Sünen) ve (Müsned)i, fıkıhta (Kitab-ül-ümm)ü çok kıymetlidir. 49, 50, 59, 60, 120, 223, 251, 288, 340, 341, 352, 408, 414, 415, 439, 443, 453, 455, 491, 512, 516, 567, 581, 582, 586, 587, 590, 621, 738, 739, 770, 881, 882, 1009, 1045, 1070, 1077.
862 — ŞÂH İSMAİL: Şeyh Safiyeddinin torunlarından olduğu için, Safevi denir. İranda, Tebrizde 908 [m. 1502] de Safevi şiî hükümetini kurdu. İmâm-ı Mûsâ Kazım “rahmetullâhi aleyh” soyundan olduğunu söylerdi. Fakat, Hüseyin Şirvaninin, (Ahkâm-üd-diniye) kitabında, bu sözü tekzib ve reddettiği (Kamus-ül-alam)da yazılıdır. Hatay denilen türk kabilesindendir. Babası şeyh Haydar, İranın Erdebil şehrinde yerleşen Hatay kabilesinden şeyh Cüneydin oğlu olup kızıl başlık giyerdi. 1355 [m. 1937] yılında İranın edebiyat tarihini yazan ingiliz Eduard Braun (Yavuz sultan Selim mektuplarında, kendisini efsanevi İran şahlarına, Şâh İsmaili ise, türk Efrasyaba benzetiyordu. Şâh İsmailin ordusu, Musullu, Şamlı, Rumlu gibi türk kabilelerinden askerlerle dolu idi. Türkçe konuşuyorlardı) diyor. [Efrasyab, eski Turan hükümdarı idi. İran şahlarından Feridunün oğlunun torunu idi. İranı aldı. Çıkarıldı. Tekrar aldı. Zal oğlu Rüstemin kahramanlıkları ile yine çıkarıldı. Nihâyet Keyhusrev tarafından öldürüldü. (Şahname)de uzun yazılıdır.] Şâh İsmailin türkçe şirleri, el yazma divanı, Erdebilde türbesindedir. [892] de tevellüd etti. Babasından kalan Hataylı tekkesinde şeyh oldu. [905] de, müridleri ile Şirvana saldırdı. Şiiliği ilan edince, Ehl-i sünneti öldürdü. Bunu haber alan Yavuz Selim Han, 920 [m. 1514] senesinde, Çaldıranda şahı ve askerlerini perişan etti. Kaçtılar. 930 [m. 1524] da Erdebilin Serab kasabasında öldü. İntikamcı, sefih, alçak bir zındık idi. (Mîr’at-i kainat)da diyor ki Yıldırım Beyazıt zamanındaki Evliyâdan Abdurrahmân-ı Erzincani, Safiyeddin-i Erdebili hazretlerinin halifelerinden idi. Amasyada, bir sabah çok üzgün olup sebebi soruldukta, (Erdebili oğullarının îtikat ve takvâları güzel idi. Şimdi şeytan onları doğru yoldan saptırdı) buyurdu. Sonra, şeyh Haydarın şiî olduğu haberi geldi. 61, 500, 502, 504, 515, 1103, 1167.
863 — ŞÂH SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhinne”: Osmanlı padişahlarından, birinci Selim hanın ve birinci Süleyman hanın ve üçüncü Mustafa hanın kızlarıdır. Selim Han ve Süleyman Han isimlerine bakınız! 1167, 1173.
864 — ŞÂH VELİYULLAH-I DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Abdürrahim, 1114 [m. 1702] de Delhide tevellüd, 1176 [m. 1762] da Delhide vefât etti. Babası, hazret-i Ömer, validesi hazret-i Ali soyundandır. Mevdûdî’nin yazdığı gibi, mezhepsiz değildir. Ehl-i sünnet alimi idi. Büyük Velî, Mazhar-i Can-ı Canan buyurdu ki (Şâh Veliyullah derin hadis alimidir. Mârifet esrarının tahkikinde ve ilmin inceliklerini bildirmekte, yeni bir çığır açmıştır. Bütün bu bilgileri ve üstünlükleri ile birlikte, doğru yolun âlimlerindendir.) Çok kitap yazdı. Eserleri Pakistan’da yeniden basılmaktadır.
Şâh Veliyullah-ı Dehlevînin dört oğlu oldu. Birincisi, Şâh Abdülaziz [1159-1239] olup hâl tercümesi altıncı sırada bildirilmiştir. Bunun kızının oğlu Muhammed İshak bin Muhammed Efdal, Nezir Hüseyin Dehlevînin hocasıdır. (1262 [m. 1845]). (Mesail-i erbain) kitabı, vehhâbî olduğunu gösteriyor. Şâh Refiuddin (1163-1233) ile Şâh Abdülkâdir (vefâtı 1230) de büyük âlim idiler. Dördüncü oğlu Şâh Abdülgani (vefâtı 1227) genç iken vefât etti. Bunun oğlu Şâh İsmail 1195 [m. 1781] de Delhide tevellüd etti. Büyük ehl-i sünnet alimi olan dedesinin yolundan ayrılarak vehhâbî oldu. Vehhâbîlik inançlarının Hindistan’da yayılmasına önderlik yaptı. Bu fitnenin başı olan Muhammed bin Abdülvehhab-ı Necdinin (Kitab-üt-tevhid)ini urdu diline tercüme ederek (Takviyet-ül îman) ismi ile bastırdı. Böylece, vehhâbîliğin Hindistan’da yayılmasına önayak oldu. 1396 [m. 1976] da Pakistan’da, fârisîye tercüme edilip, (Takvim-ül beyan) ismi ile bastırıldı. (Sırat-ı müstekim) ve başka kitaplar da neşretti ise de, ehl-i sünnet âlimlerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” reddiyeleri karşısında, 1243 [m. 1828] senesinde Pişavur şehrine kaçtı. Müslümanlara önder olmak düşüncesi ile orada Sih (Sikhs)lere cihat ilan etti. Çok müslümanın telef olmasına sebep oldu. Kendisi de bu harpte, 1246 [m. 1831] tarihinde öldürüldü. Dedesinin şöhretine aldanarak, bunun tuzağına düşmüş olanlardan Abdullah-ı Gaznevi ve Nezir Hüseyin Dehlevî ve Muhammed Sıttık Hasan Han Pühüvali ve Reşid Ahmed Kenkühi ve Diyobend şehrindeki medresenin bazı hocaları, vehhâbîliğe kendi düşüncelerini de karıştırıp, kitaplar neşrederek, Hindistan’da vehhâbîlik ismi altında, yeni bir çığır açtılar. Vehhâbîler, İslamiyeti içerden yıkmak için ve sapık düşüncelerini bütün İslam memleketlerine yaymak için, şimdi (Rabıtat-ül-âlem-il-İslami) teşkilatı tesis ettiler. Her memlekette, bilhassa Afrikada câhil din adamlarını aldatarak satın alıyorlar. Bu din adamları, bunların sapık kitaplarını kendi dillerine tercüme edip parasız dağıtıyorlar. Böylece, İslamiyetin kalesı olan, Ehl-i sünnet mezhebini içerden yıkmaya çalışarak İslam düşmanlarının ekmeklerine yağ sürüyorlar. 165, 263, 467, 1059, 1073, 1134, 1168, 1184, 1194.
865 — ŞAHZADE SULTAN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kanuni sultan Süleymanın oğludur. 949 [m. 1541] da vefât etti. Sultan Süleyman, bunun adına Şahzade camiini yaptı. Câmi 955 [m. 1547] de tamam oldu. Câmi yanındaki türbesindedir. Bu türbede, sağında birâderi Cihangir sultan, sol yanında da kızı Hüma Şâh sultan yatmaktadır. Şahzade Cihangir Halebde 960 [m. 1552] da vefât edip İstanbul’a getirildi. Babası, bunun için Beyoğlunda Cihangir camiini yaptırdı. 1173.
866 — ŞARL: Fransa, Almanya, İngiltere, İsveç, Napoli, Sicilya, Navara ve Sardenya kralları arasında çok Charle vardır. Fransadaki on bir Şarl şunlardır:
Şarl Martel 69 [m. 689] dan 124 [m. 741] e kadar yaşadı. 113 [m. 732] senesinde Puvatiye yakınında Endülüs müslümanlarına gâlip gelmiş ve papa III. Greguvar [Grégoire] tarafından tebrik edilmiştir.
1. Şarl, buna Şarlman, yani büyük Şarl denir. Şarl Martelin torunudur. [m. 742-814] Endülüs müslümanlarına mağlub oldu. Almanyanın çoğunu aldı. Harunürreşid buna saat ve başka hediyeler göndermiştir. Senelerin, milad gününden başlanmasını, ilk olarak 192 [m. 808] de, bunun kabul ettiği, sonra Kostantin tarafından kanunlaştırıldığı Hasib beğin Kozmoğrafya kitabında yazılıdır. 761, 1107.
2. Şarl [m. 823-877] âciz idi. Ömrü, kardeşleri ile harp etmekle geçti.
3. Şarl [m. 879-929], ömrü iç harblerle geçti ve harpte öldü.
4. Şarl [m. 1294-1328], güzel Filipin oğludur. İngiliz kralı ikinci Edvard bunun eniştesi idi. Edvarda hiyanet edip, öldürülmesine sebep oldu.
5. Şarl [m. 1368-1380], Fransayı İngiliz işgalinden kurtardı. 1173.
6. Şarl [m. 1368-1422] zamanında, İngiltere kralı beşinci Hanri Fransayı alıp Fransa krallığını ilan etti.
7. Şarl [m. 1403-1461], Jandark isminde bir kızın yardımı ile Fransayı İngiliz işgalinden kurtardı.
8. Şarl [m. 1470-1498], Napoliyi almış, yine gayb etmiştir.
9. Şarl [m. 1550-1574], on yaşında kral oldu. Annesi Katerina saltanat sürüp, kadınlar saltanatı Fransayı karıştırdı. Katoliklerle protestanlar arasında harbler oldu. Kral, hemşiresini, protestan olan Navara prensi dördüncü Hanriye verdi ise de, düğünde [Sent Bartelemi] yortusu gecesi, Fransadaki protestanların öldürülmesini emretti. Kendisi de, saray penceresinden silah atmiştir. Sefahat içinde öldü. 358, 534.
10. Şarl Filip [m. 1757-1836], onbeşinci Louinin torunu ve onaltıncı Loui ile onsekizinci Louinin birâderidir. 1203 [m. 1789] ihtilalinde Fransadan kaçtı. 1795 de İngilizlerin yardımı ile Fransaya girmek istedi ise de, 1824 de girebildi. 1830 da zalim idaresine karşı isyan çıkararak yine kaçtı.
Şarl-kent başka olup Alman imperatörleri olan yedi Şarlden beşincisidir. Bütün Avrupayı aldı ise de, 932 [m. 1526] de Osmanlılara mağlub oldu. 1071.

869 — ŞEKER-GENÇ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ferid-üd-din Mesut Genc-i şeker, Hindistan’daki Çeştiye Evliyâsındandır. 569 [m.1173] da Delhide tevellüd, 664 [m. 1265] de Mültanda vefât etti. Kutubeddin-i Bahtiyarın talebesi ve Nizam-üd-din-i Evliyânın üstadıdır. Bahtiyar Üşi, 633 [m. 1234] de Delhide vefât etti. Ağzına aldığı taş, toprak, çömlek parçaları şeker gibi tatlı olurmuş. Bunun için, (Şeker hazinesi) demek olan Genc-i şeker adı ile meşhur olmuştur. Fârisî (Rahat-ül-kulûb) ve (Fevaid-üs-sâlikin) kitapları ve başka eserleri ve kerâmetleri bilinmektedir. Hicretin binellialtı [1056] senesinde yazılıp 1331 [m. 1913] de Lüknov şehrinde basılmış olan (Siyer-ül-Evliyâ) kitabında hâl tercümesi fârisî olarak uzun yazılıdır. (Mültan şeyhı) adı ile her sene, Muharremin beşinde kabri ziyaret edilmektedir.
870 — ŞEMSÜTTİN SAMİ: 1266 [m. 1850] da Arnavutlukta tevellüd, 1322 [m. 1904] de İstanbul’da vefât etti. Erenköydedir. Fransızcadan türkçeye resmli lügat kitabı ve altı cilt (Kamus-ül-alam)ı basılmıştır. 388, 431, 441, 514.
871 — ŞEMSÜTTİN SEHAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Abdurrahmân-ı Sehavi, 830 [m. 1427] da Mısırda Seha kasabasında tevellüd, 902 [m. 1496] de Medine-i münevverede vefât etti. Şâfiî idi. Çok kitap yazdı. 415, 1014.
872 — ŞEMSÜTTİN TİMURTAŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şemsüddin Muhammed bin Abdullah Gazzi, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 1004 [m. 1595] de Gazzede vefât etti. (Tenvir-ül-ebsar) kitabı ile (Kenz) ve (Vikâye) ve (Minah-ul-gaffar) adını verdiği (Tenvir-ül-ebsar) şerhleri meşhurdur. Gazze, Filistindedir. Haşim bin Abd-i Menaf oradadır. 462, 1183.
873 — ŞEMS-İ TEBRİZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mevlânâ Muhammed bin Ali, ilk mektebe giderken Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” aşkından, yemez, içmez olmuştu. Ebû Bekr-i Kermaniden ve Baba Kemâl-i Cündiden de feyiz aldı. Baba Kemâlin yanında şeyh Fahreddin-i Iraki de yetişmekte idi. Şeyh Fahreddin, her keşif ve hâlini, şirler halinde, Baba Kemâle bildirirdi. Baba Kemâl, Şemseddine, (Sana bu esrardan ve hakikatlerden bir şey hâsıl olmuyor mu? Neden hiç söylemiyorsun?) dedi. (Ondan daha çok oluyor. Fakat, ben onun gibi şiir söyleyemiyorum) dedi. Baba Kemâl buyurdu ki (Allahü teâlâ, sana öyle bir arkadaş ihsan eder ki o senin adına her mârifet ve hakikatleri söyler) buyurdu. 642 [m. 1244] de Konyaya geldi. Şekerrizan hanına yerleşti. Celâleddîn-i Rumi talebesi ile geçerken karşılaştılar. Celâleddîne Resûlullah ile Beyazıtin derecelerini sordu. Aldığı cevaplardan bayıldı. Bir gün, Mevlânâ havz kenarında idi. Yanında kitaplar vardı. Şemseddin gelip, kitapları sordu. (Sen bunları anlamazsın) dedi. Şemseddin kitapları suya attı. Mevlânâ, ah babâmin bulunmaz yazıları gitti, diyerek çok üzüldü. Şemseddin elini uzatıp her birini aldı. Hiçbiri ıslanmamış görüldü. Mevlânâ (Bu nasıl iştir?) dedi. (Bu zevk ve haldir. Sen anlamazsın) buyurdu. Bir kâfir, Allah nerede, kendisi ve bulunduğu yer bilinmeyen şey yok demektir. O hâlde Allah yoktur dedi. Şeyh hazretleri, elindeki kerpiçi kâfirin başına attı. Başı çok acıdı. Seni mahkemeye vereceğim dedi. Ağrıyı ve başının neresinde olduğunu göster, sana hak vereyim buyurdu. Kâfir bunları gösteremeyince, Allah’ın var olduğuna inandım deyip, müslüman oldu. 645 [m. 1247] de, bir gece Mevlânâ ile otururken, yedi kişi gelip dışarı çağırdılar ve şehit ettiler. Bunlardan biri, Mevlânânın oğlu Alaüddin Muhammed idi. Kuyuya attılar. Mevlânânın diğer oğlu Behâüddîn Sultan veled rüyada görüp çıkardı. Mevlânânın medresesinde defnedildi. Sultan Veled 712 [m. 1311] de vefât edip, oraya defnedildi. 937, 1085, 1101.
874 — ŞEMSİ AHMED PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 988 [m. 1580] de Üsküdarda, Şemsi paşa camiini yaptirmiştir.
875 — ŞEMS-ÜL-EİMME HULVANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Abdülaziz bin Ahmed, Hanefi fıkıh alimidir. 456 [m. 1064] da Buharada vefât etti. Muhammed Şeybaninin (Camiul-kebir) ve (Siyer-ül-kebir)ini şerh etmiş, (Nevadır), (Mebsut), (Vakiat) ve başka kitaplar yazmıştır.

877 — ŞEREFÜDDİN AHMED MÜNİRİ: Babası Yahyadır. Fârisî Mektûbâtı vardır. 782 [m. 1380] de Biharda vefât etti. (Ahbar-ül-Ahyar) da hâl tercümesi yazılıdır.
878 — ŞERHABİL “radıyallâhu anh”: Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” ile konuşmak için Necrandan gelen altmış süvari hıristiyanın en alimi idi. Buna Seyyid derlerdi. Sonradan müslüman oldu. Sohbet ile şereflendi. 370.
879 — ŞERNBLALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-İhlas Hasan bin Ammâr Şernblali, Hanefi fıkıh alimidir. Şürnblali de denir. Camiul-ezherde müderris idi. (Camiul-ezher), Mısırda Fatımiler zamanında [361] de yapılan câmi olup medrese olarak kullanılmaktadır. [994] de tevellüd, 1069 [m. 1658] da Mısırda vefât etti. (Nur-ül-izah) ve bunun şerhı olan (İmdad-ül-Fettah) veya (Merakıl-felah) isimlerindeki kitabı ve kelam ilminde (Merak-ıs-seade) kitabı ve (Dürer) haşiyesi çok kıymetlidir. 97, 269, 279, 298, 316, 356, 393, 629, 796, 815, 858, 1020.
880 — ŞEVBERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şems-üd-din Muhammed bin Ahmed Şevberi, Şâfiî fıkıh alimidir. [977] de Şevberde tevellüd, 1069 [m. 1658] da vefât etti. Kıymetli kitapları vardır. Şevber Mısırdadır. 633, 638.
881 — ŞEVKANİ: Kadı Muhammed bin Ali Şevkani, 1173 [m. 1759] de Sana şehrinin Şevkan kasabasında tevellüd, 1250 [m. 1834] de Sanada vefât etti. Sanada kadı idi. Babasından ve başkalarından (Ezhar-ül-fıtta) ve (Bahr-ül-zehhar) şiî kitaplarının şerhlerini senelerce okuyarak, şiî mezhebinde yetiştirildiği, (Feth-ul-kadir) tefsiri Mısırda basılırken eklenen önsözde yazılıdır. Şiîlerin Zeydi fırkasından olduğu Kuveyt müftüsü Muhammed bin Ahmed Halefin (Cevap-üs-sail) kitabının 69. cu sayfasında yazılıdır. Zeydi mezhebinde olduğunu saklar, hanefi görünürdü. Şiîler böyledir. Gittikleri şehirlerdeki mezhepten olduklarını söylerler. Kendi mezheplerini saklarlar. Şevkani de hanefi olduğunu söyler, fakat zeydi mezhebine göre fetva verirdi. Böylece şiî mezhebini yaymaya çalışırdı. Şiîler böyledir. Bu yola (Takıye) yapmak denir. Çok sayıda, istifadeli kitapları vardır. Ehl-i sünnete uymayan yazıları zararlıdır. 1976 senesinde Pakistan’da Siyalküt şehrinde urdu dilinde basılmış olan (Vehhâbî mezhebinin iç yüzü) kitabında, İbni Teymiyye’nin ve Şevkaninin mezhepsiz oldukları, vesikalarla ispat edilmektedir. Hindistan’ın büyük âlimlerinden Abdülhay Lüknevinin, Şevkani için (Şevkaninin kötü hallerini ve bozuk kitaplarını öğrenmek isteyen, benim (Ferhat-ül-müderrisin bi-zikril-müellefat-i vel-müellifin) kitabımı okusun! Burada İbni Teymiyyenin (Minhac-üssünne) kitabını anlatırken, Şevkaninin de İbni Teymiye gibi olduğunu, onun gibi ilmi çok ve aklı az olduğunu ve ondan da aşağı olduğunu uzun bildirdim) dediğini yazmaktadır. Abdülhay Lüknevi (Fevaid-ül-behiye) kitabının sâhibidir.
882 — ŞEVKİ: Behailik dinsizliğini yaymaya uğraşanlardan biridir. Babası Abdülbeha Abbas 1339 [m. 1921] da Hayfada öleceği zaman büyük oğlu Şevkiyı, ilâhî emrin reisi olarak ruhani reis ve Behailiğin açıklayıcısı tayin etti. Şevki 1315 [m. 1897] de Akkada doğdu. Oksford üniversitesinde okudu. Amerikalı bir kızla evlendi. Her yerde Behai teşkilatının ve mabedlerinin kurulmasına çalıştı. 1377 [m. 1957] de Londrada öldü. 483, 1060.
883 — ŞEYBE: Rebianın oğlu, Utbenin kardeşi ve Abd-i Şems bin Abd-i Menafın torunu idi. Ümeyenin kardeşi oğlu [yeğeni] idi. Bedr gazasında hazret-i Hamza tarafından öldürüldü. 353, 506, 1069, 1093, 1186.
884 — ŞEYH EMAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sufiyedendir. 964.
885 — ŞEYH-İ NECDİ: Şeytanın ismidir. Muhammedi öldürmek lazım, bu işi Şeyh-i Necdi yapar dedi.
886 — ŞEYH TACETTİN BİN ZEKERİYA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hindistan asilzadelerinden idi. Delhi köylerinden birinde Şeyhullah Bahş hazretlerinden icazeti olduğu hâlde, Hâce Muhammed Bâkî Billah “kuddise sirruh” Mavera-ün-nehir seferinden dönüp irşada başlayınca, sohbetine koştu. Tevazu ve insafına karşılık teveccühe ve hususi ve mahrem halvetlere kavuştu. Kemâle erdi. Tekrar icazet aldı. Hazret-i Hâce vefât edince, şeyh Tac, şaşkına döndü. Seyahate çıktı. Hacca gitti. Hicazda çok kimselere nasihat etti. Mekke âlimlerinden Ahmed ibni Allan, (Reşehat) kitabını arabîye tercüme etmişti. Şeyh Tacın sohbeti ile şereflendi. Kemâle erdi. 1031 [m. 1621] senesinde vefât etti. Şeyh Taceddin, Arabî olarak çeşitli kitap yazdı. Tasavvuf büyüklerinin fârisî kitaplarını arabîye çevirdi. Bu büyüklere dil uzatan din adamlarına, güzel cevap yazdı. (Reşehat) ve (Nefehat)ı arabîye tercüme etti. 1050 [m. 1641] de vefât etti. 954.
887 — ŞEYHZADE MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Mustafa, Hanefi âlimlerindendir. Müderris idi. 951 [m. 1544] de vefât etti. Beydavinin (Envar-üt-tenzil) tefsirine haşiyesi çok kıymetli olup hicretin 1306 [m. 1888] senesinde İstanbul’da matbaa-i Osmaniyede basılmış ve, dört cüz halinde bastırılmıştır. (Kaside-i bürde), (Meşarık) ve (Vikâye) şerhleri meşhurdur. Babası şeyh Mustafa Müslih-uddin efendi, Beyazıt-i Velî zamanı meşayihindan olup Abdullah-i ilâhînin halifesi idi ve Hırka-i şerifte (Müslih-uddin) mescidini yaptirmiştir. Buna Tahta minareli mescid de denir. Kabri, camiinin yanındadır. 491, 825.
888 — ŞİHABÜTTİN-İ SÜHREVERDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed, Şâfiî fıkıh alimi ve Sûfiyye-i aliyyedendir. Ebû Bekr-i Sıddîkın soyundandır. 539 [m. 1145] da tevellüd, 632 [m. 1234] de, Bağdatta vefât etti. Ebû Necib Sühreverdînin halifesidir. Abdülkâdir-i Geylânînin sohbeti ile şereflenip kemâle erdi. Kitapları arasında (Avârif-ül-meârif) kitabı Beyrutta (Mektep-üt-ticari) kitapevinde satılmaktadır. Ayrıca Beyrutta (Dar-ül-marife) tarafından bastırılan (İhya-ül-ulum) beşinci cildine de ilave edilmiştir. Tasavvuf bilgilerini çok iyi bildirmektedir. Şihabeddin Yahya bin Hüseyin Sühreverdî başka olup felsefeye bağlanmıştı. 586 [m. 1189] da, Salahaddin-i Eyüpinin emri ile Halebde katl edildi. 748, 749, 927, 953, 958, 1074, 1087, 1165.
889 — ŞİHRİSTANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül Feth Muhammed bin Abdülkerim, fıkıh ve kelam alimidir. 479 [m. 1086] da Horasanda tevellüd, 548 [m. 1154] de Bağdatta vefât etti. Eş’arî mezhebinde idi. Yetmiş üç İslam fırkasını geniş anlatan (Milel-nihal) kitabı 1070 [m. 1660] senesinde vefât eden Nuh bin Mustafa tarafından Mısırda türkçeye tercüme edildiği gibi, çeşitli Avrupa dillerine de çevrılmıştır. Arabisi Beyrutta (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır. 416.
890 — ŞİLLER: Alman doktoru ve şairidir. 1172 [m. 1759] de tevellüd, 1219 [m. 1805] da vefât etti. Papazlar elinde din terbiyesi ile büyüdü ise de, hıristiyanlıkta, akıl ve ilim dışı olan bozuklukları görerek, facia [trajedi] tiyatro şirleri yazarak şöhret kazanmıştır. 27.
891 — ŞİT “aleyhisselâm”: Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası ölünce, Peygamber oldu. Allahü teâlâ, buna elli suhuf (forma) gönderdi. Kâbeyi taştan yaptı. Nuh “aleyhisselâm” bunun soyundan olduğu için tufandan kurtulanlar ve bütün insanlar bunun çocukları olmaktadırlar. Bunun için, ikinci Adem sayılır.
892 — ŞOPEN: Chopin Polonyalı müzikçidir. 1225 [m. 1810] de tevellüd, 1265 [m. 1849] de vefât etti. Romantizm üzerinde idi. (Polonya) yazısı meşhurdur. 46.
893 — ŞÜREYH (KADİ) “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Ümeye bin Hars, Tabiînin büyüklerindendir. 40 yaşında iken hazret-i Ömer tarafından Kufeye kadı [hakim] yapıldı. Hazret-i Ali halife iken, bunun karşısında, bir zimmi yahudi ile muhakeme edilmişti. Çok âdil idi. Fıkıhta ve tecribi ilimlerde çok bilgisi vardı. 79 [m. 698] senesinde, yüz yirmi yaşında vefât etti. Babasının adı Hani idi. Elçi olarak Medineye gelmişti. Resûlullahı görünce, müslüman oldu. Resûlullah, buna Ebû Şüreyh diye soy adı verdi. Kadı Şüreyk başkadır.
894 — TABERANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Süleyman bin Ahmed Taberani, hadis alimidir. Şamda Taberiyede [260] da tevellüd, 360 [m. 971] da orada vefât etti. (Kebir), (Evsat) ve (Sagir) hadis kitaplarını yazmak için, otuz üç sene, Irak, Hicaz, Yemen, Mısır ve başka yerleri dolaştı.
895 — TABERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Cafer Muhammed bin Cerir, tefsir ve hadis ve Şâfiî fıkıh alimidir. 224 [m. 839] de Taberistanda tevellüd ve 310 [m. 923] da Bağdatta vefât etti. (Tarih-ul-ümem) ve yirmi üç cilt (Camiul-beyan) tefsiri çok kıymetlidir. Ali bin Muhammed Şimşati adında bir şiî bu tarihi ihtisar etmiş, bu şiî kitabı, (Taberi tarihi) adı ile türkçeye tercüme edilmiştir. Okuyanlar aldanmaktadır. Muhammed bin Cerir bin Rüstem Taberinin şiî olduğu, Alusinin (Tuhfe-i isna-aşeriye muhtasarı) kitabının altmışsekizinci [68] sayfasında yazılıdır. Muhammed bin Ebil-Kasım Taberinin de şiî olduğu (Esma-ül-müellifin)de yazılıdır. Bunları İbni Cerir hazretleri ile karıştırmamalıdır. 548 [m. 1153] de vefât eden imamiye fırkasından Fadl bin Hasan Taberinin (Mecmaul-beyan) adındaki (Tabersi) şiî tefsiri de, (Taberi) tefsiri ile karıştırılmaktadır. Muhibbuddin Ahmed Taberi Şâfiî 694 de vefât etti. 391, 445.
896 — TAC-ÜD-DİN-İ İSKENDERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed, İbni Ataullah İskenderi adı ile meşhur olmuştur. Maliki âlimlerinin ve Şazili tarîkatinin büyüklerindendir. Ebül Abbas-ı Mürsinin talebesi ve Ebül-Hasan-ı Sübkinin mürşididir. 709 [m. 1309] senesinde Mısırda vefât etti. Kurafe kabristanındadır. (Hikem-i Ata-iye) ve (Letaif-ül-minen) kitapları ve İbni Teymiyeye reddiyesi meşhurdur. [Hindli şeyh Tac-üd-din-i Nakşbendî başka olup rabıtayı ispat eden (Taciye risalesi), Hâlid-i Bağdâdînin (Tahkik-ı râbıta) risalesinde mevcuttur. Bu risale (İslam Âlimleri) sonunda bastırılmıştır. Tacüddin 1050 de Mekkede vefât etmiştir.] 1061, 1068, 1070, 1092, 1093.
898 — TAC-ÜŞ-ŞERİA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ömer bin Sadr-üşşeriat-ül-evvel Ahmed bin Ubeydullah Mahbubi, Burhan-üş-şeria Mahmudun kardeşidir. Tac-üş-şeria Ömerin oğlu Mesut, amcası olan Burhan-üş-şeria Mahmudun damadıdır. Tac-üş-şeria, Buharada Hanefi fıkıh alimi idi. 673 [m. 1274] de, Moğol fitnesinde şehit oldu. (Hidaye)ye şerh edip (Nihaye-tül-kifâye) adını vermiştir. 872.
899 — TAHAVİ: Ebû Cafer Ahmed bin Muhammed, Hanefi fıkıh alimidir. 238 de Mısırda tevellüd, 321 [m. 933] de orada vefât etti. 264, 307, 444.
900 — TAHA-İ HAKKARİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Seyyid Taha, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin on birinci torunudur. Yani Peygamberimizin soyundan Seyyid olup kürdlükle bir ilgisi yoktur. Hâlid-i Bağdâdînin talebelerinin büyüklerindendir. Ruh bilgilerinin mütehassısıdır. Mevlânâ Hâlidin halifesi olan Seyyid Abdullahın kardeşi Mollâ Ahmed’in oğludur. Seyyid Abdullah, makul ve menkul ilimlerde mahir idi. 1229 da Bağdata gelerek, tasavvufta da kemâle erdi. Seyyid Taha, Nehri kasabasında ders vermeye memur edildi. 1269 [m. 1853] senesinde orada vefât etti. Bütün hocaları gibi, İslâmin güzel ahlakını yaymış, siyasete karışmamış, müslümanları hükümete hizmet, kanunlara itaat etmeye ve herkese iyilik yapmaya teşvik eylemiştir. Oğlu, Seyyid Ubeydullah, Mekkede vefât etti. Bunun dört oğlundan Seyyid Abdülkâdir efendi İstanbul’da ayan [Senato] başkanı idi. 1344 [m. 1926] de Diyar-ı Bekrde oğlu Seyyid Muhammed ile birlikte şehit oldu. Seyyid Muhammedin iki oğlundan Seyyid Mûsâ, 1391 [m. 1971] de Şâh Rıza Pehlevinin izini ve yardımı ile İranın Rıdaiye şehrinde Ehl-i sünnet bilgilerini ve tasavvuf mârifetlerini neşretmekte idi. İkinci oğlu Ahmed Hızır beğ Amerikada yüksek mühendislik tahsili yaptı. Seyyid Ubeydullah efendinin ikinci oğlu Muhammed Sıddîk efendi, Şemdinanda Katune köyünde medfundur. Bunun dört oğlu Raşid, Taha, Şemseddin ve Müslihüddindir. Abdülkâdir efendinin ikinci oğlu Abdullah efendi Rıdaiyede neşr-i ilim ederken [m. 1969] da vefât etti. Dize kasabasındadır. İki oğlundan Abdülkâdir efendi Rıdaiyededir. Büyük oğlu Abdülaziz efendi, 1401 [m. 1981] de şiî lideri Humeyni tarafından İrandan çıkarıldı. Bağdattadır. Seyyid Tahanın babası Ahmed ve dedesi Seyyid Sâlih ve bunun babası Seyyid İbrahim, Nehridedirler. 922, 969, 1061, 1158, 1169, 1171.
901 — TAHİR-İ BEDÂHŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Önce subay idi. Bir kale almaya giderlerken, rüyada Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buna, (Bu muharebeden dönüşte askerlikten ayrıl, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde bulun!) buyurdu. Seferten dönüşte, askerliği bıraktı. Delhiye geldi. Sorup, araştırıp, İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” hazretlerinin sohbetine kavuştu. Yalvardı. Can ve gönülden hizmet etti. Yüce İmâmin merhametine kavuştu. Nasibini aldı. Uyanık iken, tenhada ve galabalıkta, her gün Resûlullahı “sallallâhü aleyhi ve sellem” görürdü. Saf ve temiz ruhlu idi. Bazı keşflerini ve hallerini, öylece bildirir, İmam hazretlerini güldürürdü. Yüksek mârifetleri işitirken, (Evet öyledir, evet doğrudur) buyurur, mübarek başını sallardı. Taliblere talim için icazet verilip, Cumbura gönderildi. 287.
902 — TAHTAVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed bin İsmail, Kahirede Hanefi müftüsü idi. 1231 [m. 1815] de vefât etti. (Dürr-ül-muhtar)a ve (Merakıl-felah)a haşiyeleri basılmıştır. Dürr-ül-muhtar haşiyesini Ayntablı Abdürrahim efendi, arabîden türkçeye tercüme etmiş ve basılmıştır. 134, 135, 142, 143, 181, 186, 200, 201, 238, 250, 262, 269, 278, 281, 283, 298, 316, 317, 318, 330, 344, 364, 468, 628, 635, 638, 767, 869, 999, 1074.
903 — TALHA “radıyallâhu anh”: Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr, ilk imana gelenlerden ve aşere-i mübeşşeredendir. Dedesi, Ebû Bekr-i Sıddîkın dedesinin kardeşidir. Bedr gazasında, Şam tarafında vazifede idi. Diğer gazalarda bulundu. Uhudda Resûlullahı korumak için çok yara aldı. Arkasında taşıyarak kayaya çıkardı. (Talha ile Zübeyr, Cennette komşularımdır) hadis-i şerifi ile methedildi. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı. Deve harbinde Hazret-i Ali’ye karşı idi. Orada, ok ile şehit oldu. Hazret-i Ali, buna çok üzüldü. Ağlayarak, mübarek eli ile yüzünden toprağı sildi. Namazını kendi kıldırdı. 510, 621, 1014, 1135, 1198.
904 — TALUT: Beni-İsrailin ilk hükümdarı idi. İşmôil “aleyhisselâm” tayin buyurmuştu. Filistinliler ve Amalika ile harp edip, gâlip geldi. Askeri arasında bulunan Davud “aleyhisselâm”, onsekiz yaşında idi. Filistin ordusundaki cesur ve çok kuvvetli olan Calutu öldürdü. İşmôil “aleyhisselâm” Talut yerine Davud aleyhisselâmı hükümet reisi yaptı. O sırada Talut, harpte öldü. 40 sene hükümet sürdü. Yerine Davud “aleyhisselâm” melik oldu. 510.
905 — TARSUSİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 1117 [m. 1705] de vefât etti. (Usûl) ilminde (Mîr’at) kitabına haşiyesi meşhurdur. 639.
906 — TARUH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İbrahim aleyhisselâmın asıl babası idi. Mümin idi. (Mîr’at-i kainat)da ve (Tefsir-i teysir)de ve Mollâ Miskin Muinin fârisî (Mearic-ün-nübüvve) kitabında ve tefsirlerde, İbrahim aleyhisselâmın babası Taruhtur yazılıdır. Kâfir olan Azer, İbrahim aleyhisselâmın öz babası değildi. Amcası idi. Taruh ölünce Azer, İbrahim aleyhisselâmın annesini aldı. Böylece, üvey babası oldu. Taruh ile Azer, iki kardeş idi. Azerin (Tevrat)daki adı Taruh idi demek yanlıştır.
907 — TAŞKÖPRÜ ZADE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Mustafa, Osmanlı âlimlerindendir. 901 [m. 1495] de Bursada tevellüd, 968 [m. 1561] de İstanbul’da Aşıkpaşa mahallesinde vefât etti. (Şakaik-i Numaniye) tarih kitabı ile (Miftah-üs-seade) kitabı meşhurdur. Oğlu Kemâleddin Muhammed, (Miftah)ı türkçeye tercüme ederek (Mevduat-ül ulum) ismini vermiştir.
908 — TAYYİBİ: Şerefüddin Hasan bin Muhammed 743 [m. 1342] de vefât etti. (Mişkat) şerhi meşhurdur.
910 — TEMİM-İ DARİ “radıyallâhu anh”: Ensar-ı kirâmdandır. Nasrani âlimlerinden idi. Hicretin 9. senesinde Filistinden Medineye gelip, Resûlullahı görünce, hemen îman etti. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” Filistindeki Hebron, yani Halîl-Rahmân idaresini buna vermişti. Şimdiki idarecileri bunun soyundandır. Şamda vefât etti.
911 — TERMAN: Amerikalı felsefeci ve fikir adamıdır. 1380 [m. 1960] senesinde hayatta idi. 405.
912 — TEZVEREN DEDE: Sultan Mahmud türbesinden, Nur-i Osmaniye caddesine giden yolda, solda ufak bir türbededir. Fatih sultan Muhammed zamanında idi. İstanbul halkı, hacetlerinin hâsıl olması için, bu türbeye adak yapar idi. Bursada medfun olan Seyyid Ataullah hazretlerine de Tezveren dede denilmektedir. 334.
913 — TİCANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül’ Abbas Ahmed ticani, büyük tasavvuf alimidir. Ahmed bin İdris hazretlerinin halifesidir. Cezairin cenubunda (Ayn-ı mâzî) denilen yerde 1150 [m. 1737] de tevellüd ve Fasta 1230 [m. 1815] da vefât etti. Halvetinin bir kolu olan (Ticani) tarîkatinin reisidir. (Cevheret-üt-hakaık fissalat-i alâ hayril-halaik) ve (Cevahir-ül-meani) ve (Kitab-ür-remah) ve (Fid-difaan turuk-ı ehl-il-hüda) ve (Camiu-keramat-il-Evliyâ) ve (Nasara-tüz-zakirin) kitaplarında ve (Gâyet-ül-emani) kitabında kendisi ve tarîkati uzun anlatılmaktadır. İlk ikisi birlikte 1344 [m. 1926] da Mısırda, diğerleri Beyrutta basılmıştır. 1088.
914 — TİMOÇİN: Cengizin adıdır. 197. ci sırada Cengiz ismine bakınız! 1086.
915 — TİMUR HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Emir Timur Gürgan, 736 [m. 1336] da Mavera-ün-nehrde, Semerkandla Belh arasında, Keş kasabasında tevellüd, 807 [m. 1405] de vefât etti. Semerkanttadır. Cengiz gibi Moğol soyundandır. 770 [m. 1369] de Belhi alıp, hanlığını ilan etti. Çok harp etti. Hep gâlip geldi. Çine ve Delhiye kadar bütün Asyayı, Irak, Suriye ve İzmire kadar Anadoluyu aldı. İkiyüzbin kişi ile Çine giderken vefât etti. Âlimleri severdi. Çok medrese ve kütüphaneler yaptı. Kanunlar çıkardı. Kendi tarihini kendi yazdı. Teftazani gibi büyük âlimleri meclisinde bulundurur, nasihatlerini dinlerdi. Nasıreddin hoca ile sohbeti vaki değildir. Yıldırım ile harp ettiği için, Osmanlı tarihleri bunu haksız olarak kötülemekte, harp sahasında ölenleri, zulüm ve ortalığı kana boyamak şeklinde bildirmektedir. Dört oğlundan ikisi kaldı. Biri Miran Şâh olup üç sene sonra, Kara-koyunlu askeri ile harp ederken öldürüldü. İkinci oğlu Muin-üddin Şahruh 779 [m. 1377] da Semerkantta tevellüd etti. Babasının devletine hâkim oldu. 850 [m. 1445] de vefât etti. Bunun oğlu Uluğ beğ 797 [m. 1395] de Semerkantta tevellüd etti. Semerkand valisi idi. İlme, fenne çok hizmet etti. Babası ölünce, idareyi ele aldı ise de, 853 [m. 1448] de, oğlu Abdüllatif tarafından öldürüldü. Bu da, altı ay sonra öldürüldü. Timur Han, hurufiliği kuran Fadlullah-ı Tebriziyi öldürterek ve yanındakileri dağıtarak, çoğalmalarını önleyerek, İslamiyete büyük hizmet etmiştir.

TİRMİZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Îsâ, hadis âlimlerindendir. Buharanın cenubunda, Ceyhun nehri kenarında Tirmüz kasabasında 209 [m. 824] da tevellüd, 279 [m. 892] da Boğ şehrinde vefât etti. (Sahih-i Tirmizi) ve (Şemail-i şerife) kitapları çok kıymetlidir. (Şemail) kitabını Hüsameddin-i Nakşbendî 1248 [m. 1832] de türkçeye çevirmiş, tekrar tekrar basılmıştır. (Sünen-i Tirmizi) adındaki sahihinin, Hindistan’da, Diyobend şehrindeki (Dar-ül-ulum) müderrislerinden Muhammed Enver Şâh Keşmiri tarafından Arabî şerhı yapılmış, (Meârif-üs-sünen) adı verilerek 1383 [m. 1963] senesinde, Muhammed Yusuf Benuri tarafından Pakistan’da basılmıştır. 6 cilttir. Enver Şâh, burada İbni Teymiyeyi mezhep imamları derecesine çıkararak, onun sapık fikirlerine de yer vermiş, hatta birinci ciltte, ruhun madde olduğunu söyleyerek, İmâm-ı Gazâlînin madde değildir demesini felsefeye kaymakla itham etmiştir. Halbuki çok övdüğü Şâh Veliyullah-ı Dehlevî, (İzale-tül-hafa) kitabının 2. cildinde, Gazâlînin fıkıh alimi olduğunu, beşinci yüzyılın müceddidi olduğunu bildirmekte, onu çok övmektedir. Yusuf-i Bennuri, altıncı cildin 149. sayfasında, (İbni Teymiye’nin, kendi mezhep imamı olan Ahmed bin Hanbelden ayrılarak, Davud-i Zâhiri mezhebini tuttuğunu) ve (İbni Teymiye, birçok usûl ve füru meselesinde Ehl-i sünnet âlimlerinden ayrılmış, asrının âlimleri ve sonra gelenler, onu reddetmişlerdir) diyerek, (Meârif-üs-sünen) kitabının kıymet kazanmasını sağlamıştır.

TOKADLI EMİN EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Emin efendi, İstanbul’da bulunan meşayihin büyüklerindendir. Mekke-i mükerremede Ahmed Yektest-i Cüryaniden 1114 [m. 1701] senesinde icazet almakla şereflendi. Üç sene sonra İstanbul’a geldi. Ayvansaraydaki Emir Buhârî tekkesinin şeyhi olan Kırimi Ahmed efendi 1156 [m. 1743] da vefât edince, buna halef olmuş ve 1158 [m. 1745] de vefât etti. (Savaık-ı Muhrika)yı türkçeye tercüme etti. Unkapanına inen cadde ile Zeyrek yokuşunun kesiştiği tepe üzerinde Soğuk kuyu Piri paşa medresesi kabristanında, âşıkları ziyaret edip feyiz almakta, muradlarına kavuşmaktadırlar. Talebesi Müstekimzâde de orada medfundur. Muhammed Emin efendi kahve ve tütün içerdi. 419, 1190.
919 — TOSUN PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mısır hakimi Kavalalı Mehmed Ali paşanın oğludur. Vehhâbîler Mekke ve Medineyi ele geçirip yedi sene Ehl-i sünnet hacılarını Mekkeye sokmadı. Tosun paşa 1226 [m. 1811] de Mısırdan gönderildi ise de, muvaffak olamadı. Sonra Mısırda vefât etti. 461, 1119.
920 — TURHAN SULTAN “rahmetullahi teâlâ aleyhâ”: Sultan İbrahimin zevcesi ve dördüncü sultan Muhammedin validesidir. Hadice Turhan sultan, sâliha ve hayrı sever bir hanım idi. Eminönünde büyük Yeni camiin temelini Mahpeyker Kösem sultan atmıştı. Turhan sultan tamamlatıp, 1074 [m. 1664] de ibâdete açıldı. Mektep, medrese, imarethane, kütüphaneler, çeşmeler yaptırdı. 1094 [m. 1682] de vefât etti. Yeni câmi yanındaki Turhan sultan türbesindedir. Oğlu sultan dördüncü Muhammed ile torunları sultan ikinci Mustafa ve üçüncü sultan Ahmed ve birinci sultan Mahmud ve sultan üçüncü Osman Han ve sultan beşinci Murad ve sultan Mahmudun validesi Sâliha sultan ve diğer şahzadeler de buradadırlar. Üçüncü Mustafa hanın validesi Mihr-i Şâh Emine sultan ile birinci Abdülhamid hanın validesi Râbia sultan da buradadır.
921 — TÜR-PÜŞTİ: Fadlullah bin Hasan, hanefi fıkıh âlimlerinden olduğu (Esma-ül-müellifin)de yazılıdır. 661 [m. 1262] senesinde vefât etti. Tasavvufta (Tuhfe-tüs-sâlikin) kitabı ve (Müyessir) adındaki (Mesabih) şerhı çok kıymetlidir.
922 — UBEYDULLAH-İ AHRÂR “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ubeydullah bin Mahmud bin Şehabüddin, Sûfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Müslümanların gözbebeğidir. Sekizyüzaltı [806] da Taşkentte tevellüd, 895 [m. 1490] de Semerkantta vefât etti. Yakup-i Çerhinin talebesi, Mevlânâ kadı Muhammed Zâhid Bedâhşinin üstadı idi. Zâhiri ve bâtıni ilimlerin hazinesi idi. Daha çocuk iken kerâmetleri görülüyordu. Helal kazanmak için, ziraat ile meşgul olurdu. O kadar bereket oldu ki binüç yüzden fazla çiftliği vardı. Her birinde üçbin amele çalışırdı. Her sene sekizyüzbin batman zâhire öşür verirdi. (Tasavvuf bilgilerinin maksat ve neticesi, kendini zorlamadan, uğraşmadan, her ân Allahü teâlâya teveccüh ve ikbâldir. Yani, her ân, Allahü teâlâyı hatırlamaktır) ve (Bir kimse, erbâb-ı cemiyet sohbetinde oturup, gönlünü Hak teâlâya verebilirse, ona zikir yapmaya ihtiyaç yoktur) buyururdu. (Râbıta edenler için, bedenin uzak olması, mânevî yakınlığa mâni olmaz) derdi. (Çok açlık ve çok uykusuzluk dimağı yorar. Hakikatleri ve ince bilgileri anlamayı önler. Bunun için, riyâzet çekenlerin keşfleri hatalı olur) ve (Zikir ve murakaba, bir müslümana hizmet yapılamadığı zamanda olur. Gönül kabulüne sebep olan hizmet, zikir ve murakabadan önce gelir) buyururdu.
Ubeydullah-i Ahrârın talebelerinden biri, Abdullah-i İlahidir. Simavlıdır. İlm edindikten sonra Semerkanda, Buharaya giderek feyiz aldı. İcazetle şereflenip Ubeydullah-i Ahrâra intisabı bulunan Emir Ahmed-i Buhârî ile İstanbul’a geldi. Yolda Mollâ Câmi ile sohbet etti. Zeyrek kilise camiinde vaaz ve halkı irşad etti. Emir Buhârîye icazet verdi. Vardar Yenicesinde 896 [m. 1491] da vefât etti.
Ubeydullah-i Ahrârın bir talebesi de Abdullah-i Semerkandidir. Önce, Yakup-i Çerhiye intisab etmiş ve Alaüddin-i Attarın halifelerinden olan Nizameddin-i Hamuştan da feyiz almıştır. Uluğ beğ medresesinde müderris idi. Yusuf-i Nebhani diyor ki (Sokakta giderken, ansızın atını istedi. Ashâbı ile Semerkandın dışına çıktı. Onlardan ayrılıp, çok zaman sonra yanlarına geldi. Türk sultanı Muhammed Han, kâfirlerle harp ediyordu. Onun yardımına gittim. Gâlip geldi dedi.) Fatih, İstanbul’u bu sûretle aldı. 875 [m. 1470] de vefât etti. Ubeydullah-i Ahrârın bir talebesi de Haydar babadır. 40 sene devamlı Eyüp camiinde îtikâf etti. Sultan Süleyman bu Zâtın üstün hallerini işitince, Eyüp Nişancası ile Halic arasında, Cezri Kasım paşa camiine inen yol üzerinde (Haydar baba mescidi)ni yaptırdı. Haydar baba, 957 [m. 1550] de vefât etti. Mescide girerken soldadır. Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin oğlu Muhammed Ubeydullah 1083 de, bunun oğlu Muhammed Parisa 1142 de vefât etti.

923 — UBEYDULLAH BİN CAHŞ: Resûlullahın halası Ümeymenin oğludur. Önce imana geldi, Ashâbdan oldu. Zevcesi Ümm-i Habîbe ve kardeşi Abdullah ile Habeşistana hicret etti. Orada, mal ve mevki için, mürted oldu ve öldü. 380, 1186.

925 — UBEYDULLAH BİN UTBE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Abdullah Ubeydullah bin Mesûd bin Abdullah bin Utbe, Tabiînin büyüklerinden ve Medinedeki yedi fıkıh âlimlerindendir. Abdullah ibni Mesut “radıyallâhu anh” hazretlerinin kardeşi olan Utbenin torunudur. 102 [m. 721] senesinde Medinede vefât etti. 66.
— Uhud Gazvesi: Hamza ismine bakınız!
926 — UKKÂŞE “radıyallâhu anh”: Ebû Muhsin Esedidir. Bedr gazasında kılıcı kırıldı. Resûlullahın verdiği hurma dalı ile harp edip, çok kâfir katl etti. Bütün gazalarda bulundu. Çok yerinden yaralandı. Cennetle müjdelendi. Bir muharebede Tuhayla bin Huveylid ismindeki bir papaz tarafından sırtından hançerlenerek, 45 yaşında şehit edildi. Beyaz ve çok güzel idi. Kabri, Gaziayntabda Nurdağı kazası, Durmuşlar köyündedir. 677.
927 — UKAYL “radıyallâhu anh”: Ebû Talibin dört oğlundan ikincisidir. Bedr gazasında esir oldu. Hazret-i Abbas kendisi ile bunun fidyelerini verip Mekkeye gittiler. Hudeybiyeden önce Medineye gelip îman etti. Gazalarda bulunup, iltifata mazhar oldu. Neseb bilgisi çok idi. Kardeşi Hazret-i Ali’ye karşı hazret-i Muaviye ile birlikte idi. 506, 1059, 1085, 1100.
928 — URVE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Urve-tebniz-Zübeyr, Tabiînin büyüklerinden ve Medinedeki yedi büyük alimden biridir. Zübeyr bin Avvâmin oğludur. Annesi, Esma bint-i Ebû Bekrdir. Yirmiikinci [22] senede tevellüd, 94 [m. 712] senesinde Medine yanında Fer’ ovasında vefât etti. 66.
929 — UTBE: Utbe bin Rebia bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaf, Bedrde Kureyş ordusunun reislerinden idi. Velidin ve Ebû Huzeyfenin ve Hindin babası idi. Hind de, hazret-i Muaviyenin annesidir. Babası Rebia, Ümeyenin kardeşi idi. Âyet-i kerimeleri işitince, (Bu söz şiir değil, sihir değil, kehanet değildir. Ey Kureyşliler! Beni dinlerseniz, bu adama dokunmayınız!) demişti. Bedrde, kardeşi Şeybe ile birlikte, hazret-i Hamza tarafından öldürüldü.
930 — ÜMM-İ GÜLSÜM “radıyallâhu anha”: Resûlullahın kızıdır. Ebû Lehebin ikinci oğlu Uteybeye nikahlandı ise de, (Tebbet yedâ) sûresi gelince, daha düğünleri olmadan boşadı ve Resûlullaha üzücü sözler söyledi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” da, (Ya Rabbi! Buna canavarlarından birini musallat et!) diye bettua etti. Şam yolunda bir arslan bunu parçaladı. Rukayye öldükten sonra vahiy gelerek, Ümm-i Gülsüm hazret-i Osmana “radıyallâhu anhüm” nikahlandı. Hicretin 9. vefât etti. Namazını Resûlullah kıldırıp, defn olunurken kabri yanında durup, mübarek gözlerinden yaş akardı.
931 — ÜMM-İ HABİBE “radıyallâhu anha”: Ebû Süfyan bin Harp bin Ümeyenin kızı idi. Hazret-i Muaviyenin kız kardeşi idi. Annesi Hind idi. Zevci Ubeydullah bin Cahş ile birlikte müslüman olup Habeşistana hicret ettiler. Zevci, orada papazlara aldanıp mürted oldu ve öldü. Bu, yalnız, garib, fakir kaldı. Resûlullahın dininden ayrılmam, dedi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” onu sevindirmek için nikah etmek istedi. Necaşiye, yani Habeş sultanına hicretin yedinci senesinde mektup yazdı. Necaşi, bu emr-i nebevi üzerine, bunu Resûl-i ekreme nikah etti ve Medineye gönderdi. Babası Ebû Süfyan, o zaman, henüz imana gelmemişti. Mekke kâfirlerinin reisi idi. 44 [m. 664] senesinde Medinede vefât etti. 380, 1185.
932 — ÜMM-İ HANİ “radıyallâhu anha”: Ebû Talibin kızı ve hazret-i Alinin “radıyallâhu anh” kızkardeşidir. Hübeyre bin Amrin zevcesi idi. Öz adı Fakite idi. Mekke-i mükerremenin feth edildiği gün, Hübeyre kaçtığı zaman, kendisi imana geldi. Resûlullah, bunun evinde gusül abdesti alıp, sekiz rekat duhâ namazı kıldı ve su ile ekmek ıslatıp tuz ve sirke koyup yedi. (Ey Ümm-i Hani! Sirke ne iyi yemektir. Sirke bulunan ev fakir olmaz!) buyurdu. 353, 354, 1096.
933 — ÜMM-İ MABED “radıyallâhu anha”: Adı Atike idi. Resûl “aleyhisselâm”, Hicrette bunun çadırına uğrayıp, zayıf koyunu sağınca, çok süt çıkmıştı. Bu mucizeyi zevcine söyledi. Sonra ikisi de, Medineye gelip müslüman oldu. 738.
934 — ÜMM-İ SELEME “radıyallâhu anha”: Adı Hind idi. Zevci Ebû Seleme ile Habeşistana ilk olarak hicret ettiler. Ebû Seleme, Resûlullahın halası Berrenin oğlu Ubeydullah bin Cahşın kardeşi olup Medinede, hicretin dördüncü senesi Uhud gazasında aldığı yaradan vefât etti. Ebû Bekr ve Ömerin “radıyallâhu anhüma” nikah taleblerini kabul etmedi. Resûlullahın nikahı ile şereflendi. 59 [m. 678] senesinde Medinede seksendört yaşında vefât etti. Son vefât eden zevceleri bu idi. 629, 1107.
935 — ÜMRİ-ÜL-KAYS: İslamiyetten önce yaşayan şairlerdendir. Hire hükümdarının oğludur. Ankarada, kralın Kayseriden gönderdiği zehrli gömleği giymekle vefât etti. Kâbeye asılan şiri edebi sanat bakımından çok kıymetlidir. Oğulları, zaman-ı saadete yetişmiştir. Şirleri Avrupa lisanlarına çevrilmiş, ilk olarak 1294 [m. 1877] de Pariste basılmıştır. 367.
936 — ÜSAME BİN ZEYD “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Anası Ümm-i Eymen ve babası, Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” azadlılarındandır. Onsekiz yaşında iken, bir birliğe kumandan yapıldı. [54] veya 59 [m. 678] senesinde Medinede vefât etti. 376, 995, 1195, 1196.
937 — ÜSTÜVANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Ahmed, Hanefi âlimlerindendir. Şamda tevellüd ve 1072 [m. 1662] de orada vefât etti. Ayasofya camiinde yıllarca vaaz etti. Fıkıhta (Üstüvani risalesi) meşhurdur. 207.
938 — VAHİDETTİN HAN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sultan altıncı Muhammed, İslam halifelerinin yüzbirincisi ve sonuncusudur. Osmanlı padişahlarının otuzaltıncı ve sonuncusudur. Sultan Abdülmecid hanın en küçük oğludur. 1277 [m. 1861] de tevellüd, 1344 [m. 1926] de, İtalyada San Remoda vefât etti. Şamda, sultan Selim camii kabristanındadır. 4 Temmuz 1336 [m. 1918] da büyük kardeşi sultan Reşadın öldüğü gün halife oldu. İngilizlerin türk ve İslam düşmanı olduğunu iyi biliyordu. İsmail Hami Danişmend, (Osmanlı Tarihi Kronolojisi) kitabının dördüncü cildinde, Vahideddin Han hakkında geniş bilgi vermektedir. 735, 1059, 1087, 1153, 1193.
939 — VAHİDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebül-Hasan Ali bin Ahmed, tefsir alimi idi. (Basit), (Vesit), (Veciz) adında üç tefsiri meşhurdur. 468 [m. 1075] de, Nişapurda vefât etti. 416, 629.
940 — VAHŞİ “radıyallâhu anh”: Vahşi bin Harp Habeşi, hazret-i Hamzanın Bedr gazasında öldürdüğü Tuavme adındaki kâfirin kardeşinin oğlu Cübeyr bin Mut’imin kölesi idi. Uhud gazasında, Cübeyr, buna, Hamzayı öldürürsen azad ol demişti. Hind de babasının ve amcasının intikamı için, Hamzayı öldürene çok altın vaat etmişti. Bunlar için Vahşi, hazret-i Hamzayı, ok atarak ağır yaraladı ve kılıcı ile şehit etti. Ciğerlerini çıkarıp Hinde götürdü. Her ikisi de, dünya ziyneti için, bu işi yaptı. Uhudda, Resûlullah, birkaç kâfire bettua etmişti. Vahşiye niçin lanet etmiyorsun dediklerinde, (Miraç gecesi, Hamza ile Vahşiyi kolkola, birlikte Cennete girerlerken görmüştüm) buyurdu. Mekkenin fethinden sonra, Vahşi, Taiflilerle birlikte Medinede mescide gelip, îman etti. Afva kavuştu. Fakat, Yemame tarafına gitmesi emrolundu. Resûlullaha karşı çok mahçup olup başı önünde yaşadı. Bir daha Medineye gelmedi. (Muhammediye) kitabında (Adı da Vahşi, kendi de vahşi) yazısı, müslüman olmadan önce Vahşi olduğunu bildiriyor. İman edince, tertemiz oldu. Bütün Evliyâdan yüksek oldu. Hicretin on birinci senesi Yemamede mürtedler ile çok şiddetli harp oldu. Müseyleme ordusundan yirmibin, Hâlid ibni Velid askerinden ikibin kişi öldü. Önce müslümanlar bozuldu. Sonra, Vahşi hazretleri kahramanca saldırıp, hazret-i Hamzayı şehit etmiş olduğu kılınç ile Müseyleme-tül-kezzabı öldürdü. Bunu gören müslümanlar hücum edip, zafer elde edildi. Resûlullahın vaktiyle, Vahşiyi Yemame tarafına göndermesinin, büyük mucize olduğu böylece meydana çıktı. Yermük gazasında da bulunup, rumlara karşı çok kahramanlıkları görüldü. Humsta yerleşti. Hazret-i Osman zamanında orada vefât etti. Vahşinin îman ettikten sonra, şarap içtiğini ve bu yüzden had cezası verildiğini söyleyenler oluyor. Bu haberlere sahih diyemeğiz. Sahih desek bile bu yüzden bir sahabiye hatta herhangi bir müslümana dil uzatmak câiz olmaz. Her müslümanı ve Ashâb-ı kirâmın hepsini iyilikle yad etmemiz emrolundu. Büyük âlim ve on üçüncü asrın müceddidlerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, (Adab-ı tarika-i aliyye) kitabında buyuruyor ki (Ehl-ullaha itiraz eden kimsenin küfür üzere öleceğini gösteren hadis-i şerifler vardır. Velînin Mâ’sûm olması şart değildir. Ashâb-ı kirâm arasında had cezası verilen ve eli kesilen oldu. Halbuki Sahabenin en aşağı derecede olanı da Velî idi. Hepsi, Sahabi olmayan Velilerin hepsinden daha yüksek idiler. Velilerin hepsi, günaha devam etmekten mahfuzdurlar. Hepsi tövbe ve istiğfar eder. Belki bâzen günah işlediği için pişmanlıkları, ağlamaları, Allahü teâlâya yalvarmaları daha çok olur. Dereceleri artar. Bu sebeple, (Hikem-i Ataiye)de, (Zillet ve inkisara sebep olan günah, izzet-i nefse ve kibre sebep olan taatten daha hayırlıdır) denilmiştir. Amelleri ve sıfatları müsavi olan iki Veliden, tövbesi daha çok olanın, Mâ’sûm olandan daha üstün olduğu bildirildi.) (Buhârî)de diyor ki (Ashâb-ı kirâmdan Abdullah adında birine, şarap içtiği için had cezası verildi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, buna lanet edildiğini işitince, (Ona lanet etmeyiniz! Çünkü O, Allah’ı ve Resûlünü sevmektedir) buyurdu. (Merec-ül-bahreyn)de, Ahmed Zerruktan alarak diyor ki (Mâ’sûm olmak, kusursuz olmak, Peygamberlere mahsustur. Velînin Mâ’sûm olması şart değildir. İsrar ve devam olmadan, büyük günah işlemek, velâyeti bozmaz. Velî, günahından vazgeçer ve tövbe eder. Günah işlemek, insanı helak etmez. Günaha devam etmek, tövbeyi terketmek, helak eder. Âdem aleyhisselâmın zellesi ile İblisin isyanı, bundan dolayı farklı oldular.) Ashâb-ı kirâmın hepsini sevmekle ve hepsine saygılı olmakla emrolunduk. Sevilmeleri az veya çok olabilir. Fakat, hiçbirine dil uzatmamız, kötü bilmemiz câiz değildir. Kendi kusurlarımıza bakmamız, hiçbir müslümanı gıybet etmememiz lâzımdır. 1106, 1152.
941 — VANİ MUHAMMED EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kendisi Vanlıdır. Fazıl Ahmed paşa 1072 [m. 1661] senesinde Vandan getirmiştir. Sarayda sultan dördüncü Muhammed hana, vaaz ederdi. İkinci Mustafa hanın hocası oldu. Binyetmişaltı 1076 [m. 1665] da Mevlevilerin simalarını ve Halvetilerin rakslarını yasak ettirdi. Babaeskideki Hurufi tekkesini yıktırdı. Binseksenbir 1081 [m. 1670] de, şarap satılmasını yasak ettirdi. Yeni camide ilk Cuma vaazı yapan budur. 1094 [m. 1682] de, sadr-ı Âzam Merzifonlu kara Mustafa paşa Viyanada haçlı orduları karşısında bozguna uğradığında, Vani Muhammed efendi ordu şeyhi idi. Bunun için, Bursada Kestel köyüne sürüldü. Kestelde büyük câmi ve mektep yaptırdı. 1096 [m. 1684] da orada vefât etti. Boğaziçinde Vaniköy camiini de yaptirmiştir.
942 — VASIL BİN ATA: Mutezile fırkasının kurucusudur. 80 [m. 699] de Medinede tevellüd, 131 [m. 748] de vefât etti. Hasan-ı Basrî hazretlerinin talebesi idi. Bunu dersinden kovdu.
943 — VASİLE BİN ESKA “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmdan idi. Tebük gazasından önce imana geldi. Bu gazada bulundu. 841.
944 — VEHBİ: Muhammed Vehbi bin Hüseyin Çelik, [1280] hicri yılında, Konyanın Hadim kazasında tevellüd, 1362 [m. 1943] de Konyada vefât etti. Siyasi hayata atıldı. Şer’iyye vekili iken, hilafetin ilgası için fetva vermiştir. 45.
945 — VEHBİ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Altıyüzaltmışbeşinci [665] sırada Muhammed Mer’aşi ismine bakınız!
946 — VEHEB BİN VERD MEKKİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: 153 [m. 770] senesinde vefât etti. 608, 688.
947 — VELİD BİN MUGİRE: Kureyş kâfirlerinin ileri gelenlerindendir. Ebû Cehlin amcasıdır. Babasına Mugayre de denir. Bir gün Resûlullahın yanına gelip, bana bir miktar Kuran oku dinleyeyim dedi. Dinledi. Çok tatlı, latif, derin ve çok faydalı, bunu insan söyleyemez, dedi. Kâfirlerin yanına gidip, içinizde, şiri benden iyi bilen yoktur. Muhammedin okuduğu kelam, insan ve cin şirlerine benzemiyor. O kahin değildir. Sözleri kahin sözüne benzemiyor. Deli dersek kimse inanmaz. Onda cünun alâmeti yoktur. Şair de değildir. Sihirbaz da diyemeğiz. Sihre benzeyen bir işi yok. Okuyup, üflemiyor, düğüm bağlamıyor, dedi. Öyle ise, ne diyelim, dediler. Velid, ne demeli bilmem. Fakat, şu sözlerimizin hiçbiri yakışmıyor. Hangisini söylesek inanılmaz dedi. Diyecek bir şey bulamadılar. Çünkü, Peygamberdir demekten başka bir şey yakıştıramadılar. Hicretin birinci senesinde Mekkede öldü.
948 — VELİD BİN UTBE: Kureyş kâfirlerinden Utbenin oğludur. Babası gibi, İslam düşmanı idi. Kardeşi Ebû Huzeyfe ise, halis müslüman olup bütün gazalarda bulundu. Velid, Bedrde babası ve amcası ile meydana yürüdü. Hazret-i Ali çıkıp, Velidi bir hamlede katl etti. 506, 1093, 1185.
949 — VELİYÜTTİN TEBRİZİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Altıyüzotuzyedinci [637] sırada Muhammed bin Abdullah ismine bakınız!
950 — VELİYULLAH DEHLEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Sekizyüzaltmışdördüncü [864] sırada Şâh Veliyullah ismine bakınız!
951 — VELVALİCİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı Zâhirüddin Abdürreşid 467 de Bedâhşanın Velvalc kasabasında tevellüd ve 540 [m. 1146] da vefât etmiştir. Semerkantta kadı idi. Fıkıhta (Emali) kasidesi ve fetvaları vardır.
952 — VEYSEL KARANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Üveys bin Âmir Karni de denir. Tabiînin büyüklerinden olduğu hadis-i şerifte bildirilmiştir. Yemenlidir. Resûlullah sağ iken, görmediği hâlde müslüman oldu. Fakat, Sahabi olamadı. Hazret-i Ömer zamanında Medineye geldi. Çok hürmet gördü. Basrada yaşadı. Sıffin muharebesinde hazret-i Alinin yanında bulundu ve 37 [m. 657] de şehit oldu. Anadoluya hiç gelmemiştir. Veysel Karaniye hediye edilen hırka-i saadet, Van civarında İrisan beğlerine kadar gelmiş ve bunlardan Şükrüllah efendi, 1027 [m. 1618] senesinde, halife-i müslimin ikinci Osman hana getirip hediye etmiştir. Abdülmecid Han, bu hırka-i saadet için, Fatih civarında (Hırka-i şerif) camiini yaptirmiştir. Her sene Ramazan-ı şerifte camekan içinde olarak Şükrüllah efendinin torunları tarafından halka ziyaret ettirilmektedir. İstanbul’daki bütün camiler hakkında, geniş bilgi veren (Hadikatül-cevami) kitabında (Akseki mescidi)ni anlatırken diyor ki (Bu mescidi Kemâleddin efendi yapmıştır. Fatih sultan Muhammed Han ile gelenlerdendir. Mescidin karşısında, Çorlulu Ali paşanın yaptırdığı binata (Hırka-i şerif) ziyaret edilmektedir. Binanın yanına bir imaret ve çeşme de yapmıştır. Sultan Mahmud-i Adli, [1246] da, bu binayı yeniden yaptı.) Bu kitap 1193 [m. 1779] de telif ve 1253 de tevsi ve 1281 [m. 1864] de tab’ edilmiştir. Ruhların terbiye ettiği kimseye (Üveysi) denir. 677, 678, 909, 923, 1110.
953 — VOLTER: Fransız şairdir. 1105 [m. 1694] de tevellüd etti. 1192 [m. 1778] de öldü. İslam düşmanı idi. Resûlullahın hazret-i Zeynebi nikah etmesini, tiyatro olarak yazmış, âdi, alçak iftirâlar etmiştir. Bu yüzden, düşmanı olan papadan tebrik mektubu almıştır. İkinci Abdülhamid Han, bu tiyatronun Avrupada oynatılmasına, çok şiddet göstererek mâni olmuştur. 381, 1197.
954 — WEGENER: Meteoroloji alimi ve kutub kaşifidir. 1297 [m. 1880] de tevellüd, 1348 [m. 1930] de vefât etti. Grönland seyahatinde, buzlar arasında öldü. Kayaların kayması teorisini kurdu. 83.
955 — WESTENFELD: Alman müsteşriklerindendir. İbni İshakın (Siret-i Resûlillah) kitabını bastırmıştır. 374, 1115.
956 — WILLIAM CEYMS: Amerikalı felsefecidir. 1258 [m. 1842] de tevellüd etti. 1328 [m. 1910] de öldü. (Pragmatizm)in kurucusudur. (Dini tecrübeler) ve başka kitaplarında, imanlı olmayı övmüştür. 27.
957 — WILLIAM STERN: Alman psikolog ve pedâgoglarındandır. 1287 [m. 1871] de tevellüd etti. Zekayı tarif ederken, zeka, düşünceyi hayatın yeni şartlarına uydurmaktır, demiştir. 405.
958 — YAFES: Nuh aleyhisselâmın üç oğlundan biridir. Çin, rus, slav ve türkler, bunun soyundandır. Yafes beşyüz yaşında suda boğuldu. Binlerle torunu, Asyaya ve o zaman mevcûd olan kara yolları ile okyanus adalarına yayıldılar. Nuh aleyhisselâmın ve Yafesin dinini ve nasihatlerini unutarak, yıldızlara, güneşe, heykellere tapınmaya başladılar. 62, 377, 431, 483, 1123, 1157.
959 — YAFİİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Afif-üddin Abdullah bin Esad Yafii, Şâfiî mezhebi âlimlerindendir. 698 [m. 1298] senesinde Yemende tevellüd etti. Mekkede yerleşti. Kutub-i Mekke denir. 768 [m. 1367] de Mekkede vefât etti. (Ravd-ur-rıyahin), (Neşr-ül-mehasin-il-galiye) ve (Menakıb-i Abdülkâdir) kitapları meşhurdur. (Neşr-ül-Mehasin)de (Makamat-i aşere)ye anlatmaktadır. Bu kitabı, (Camiul Keramat) kenarında basılmıştır. 419, 458.
960 — YAHYA “aleyhisselâm”: Zekeriya aleyhisselâmın oğludur. Annesi Elisa, İmranın kızı idi. Hıristiyanlar Elizabeth diyor. Hazret-i Meryemin teyzesi oğlu idi. Davud “aleyhisselâm” soyundandır. (Tevrat)da yazılı olan Îsâ aleyhisselâmın geleceğini haber verdi. Îsâ “aleyhisselâm” göğe çıkarıldıktan sonra, (İncil)e uyduğu için, zalim yahudi hükümdarı büyük Herodun torunu, birinci Herod tarafından şehit edildi. Mübarek bedeninin parçaları başka şehirlerdedir. İbni Âbidin, önsözünde diyor ki (Mübarek başı, Şamda Ümeye camiindedir.) 482, 507, 1194.
961 — YAHYA BİN MUAZ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Zekeriya Sufiyedendir. Rey şehrinde tevellüd ettiği için Razi denir. 258 [m. 872] senesinde Nişapurda vefât etti.
962 — YAHYA BİN MUHAMMED “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Kadı İbn-ül-Haşim-il-Bağdâdî [228] de tevellüd, 318 [m. 930] de vefât etti. Fıkıh ve hadis alimidir. (Kitab-ül-kıraat) ve fıkıhta (Sünen) ve hadiste (Müsned) kitapları vardır.
963 — YAHYA EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki camii şerifi yaptı. Amasyalıdır. [900] de Trabzonda tevellüd, 977 [m. 1569] de vefât etti. Kabri üzerine ikinci Selim Han tarafından türbe yapıldı. Tıb, matematik ve fizik bilgisi çok idi. Trabzonda Vâli olan sultan Süleyman ile süt kardeşi idi. Sultan Süleyman halife olunca, İstanbul’da meşhur olan yere yerleştirdi. Babası Şamlı Ömer efendi Trabzonda kadı iken tevellüd etti. Şiir ve divanı vardır. Üveysidir. Türbesinde dört erkek, dört kadın daha vardır. Yanındaki üç türbenin her birinde birer Ali paşa yatmaktadır. Yanında bir de niyet kuyusu vardır.Bir niyet kuyusu da, Eyüpte Kaşgari dergahı yokuşunda 16 numaralı evin bahçesindedir.
Fetva sâhibi Minkari-zade Yahya efendi başkadır. 42. şeyh-ul-İslam idi. 1088 [m. 1677] de vefât etti. Üsküdarda medresesi yanındadır.
964 — YAKUP “aleyhisselâm”: İshak aleyhisselâmın oğlu, Yusuf aleyhisselâmın babasıdır. Adı İsrail idi. On iki oğlunun torunlarına (Beni-İsrail), yani İsrail oğulları denir. Sonradan yahudi denildi. Şamdadır. İshak aleyhisselâmın ikinci oğlu İys idi. Bunun oğlu Rum sarışın olduğu için bunun soyundan olanlara (Rum) veya (Beni-Asfer) denildi.
965 — YAKUP BİN SEYİD ALİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Edirnede kadı idi. Sonra Bursada müderris iken 931 [m. 1525] senesinde vefât etti. (Gülistan) şerhı ve (Mefatih-ul-cinan) ismindeki (Şir’a-tül-İslam) şerhı meşhurdur. Bu şerh 1288 [m. 1871]de İstanbul’da basılmış ve 1413 [m. 1992] de İstanbul’da ofset baskısı yapılmıştır. 392, 596, 1036, 1142.
966 — YAKUB-İ ÇERHİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Alaüddin-i Attar hazretlerinin talebelerinin büyüklerindendir. Derin âlim, veliy-i kâmil idi. Gaznede Çerh köyünde tevellüd ve 851 [m. 1447] de Hülfetuda vefât etti. Hiratta ve Mısırda tahsil edip, Buharada Behâüddîn-i Buhârî hazretlerinin sohbeti ve teveccühleri ile şereflendi. Tebareke ve Amme cüzlerinin tefsiri ve fârisî (Risale-i ünsiye) kitabı Hindistan’da basılmıştır.
967 — YEHUDA: Îsâ aleyhisselâma îman eden on iki havariden biridir. Bunun mürted olup Îsâ aleyhisselâmı otuz dirhem gümüş karşılığında yahudilere haber verdiği söylenmektedir. Yudas İsharyot da denilmektedir. (Havariler) ismine bakınız!
968 — YEKTEST “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Yektest Cüryani, Buharanın Cüryan kasabasında tevellüd etti. 1069 [m. 1658] da ticaret için Hindistan’a giderken Cüryandaki taunda çoluk çocuğunun öldüklerini işitti. Yolda eşkıyalar basıp mallarını aldılar ve sol kolunu kestiler. Çok üzüntülü Serhend şehrine geldi. 1069 [m. 1658] senesinde Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin hizmeti ile şereflendi. On bir sene kahvesini pışırdi. Sonra hilafet verilip Mekke-i mükerremede irşada emrolundu. 39 sene bu vazifeyi yaptıktan sonra 1119 [m. 1707] da Mekkede vefât etti. Şeyh Ahmed Yektest hazretlerinin çok talebesi vardır. Bunlardan biri, Muhammed Emin Tokadı hazretleridir. Bir talebesi de, Eğrikapı dahilinde Emir Buhârî mescidi tekkesindeki tatar Ahmed efendidir. 1156 [m. 1743] da vefât etmiştir. Bu mescid, İvez paşa camiinden Ayvansaraya inerken sağda sed üzerinde olup 1384 [m. 1964] de kasten yakılmış, dört duvarı ve mihrabı dışındaki tatar Ahmed efendinin ve başka birkaç taş kabir kalmıştır. Ahmed Yektestin bir talebesi de, Seyyid Abdülhakîm efendi hazretlerinin ikâmet ettiği, İdris köşkü civarındaki evi, Kaşgari tekkesini ve camii yaptıran, hacı Murteza efendi olup hesap uzmanı idi. 1160 [m. 1747] da vefât etmiştir. Bu tekkenin bahçesinde medfundur. Bunları 1158 [m. 1745] de yaptirmiştir. Tekkenin ilk şeyhi olan Abdullah-i Kaşgari, on dört sene sonra 1174 [m. 1760] de vefât etmiştir. Birinci sultan Mahmud zamanındaki altmış üçüncü şeyh-ul-İslam Seyyid Mustafa efendi de, 1112 [m. 1699] de Ahmed Yektest hazretlerine intisab etmiştir. 1090 [m. 1678] da tevellüd ve 1158 [m. 1745] de vefât edip Üsküdarda medfundur. 1157 [m. 1744] de, Eyüp Nişancasında şeyh-ul-İslam tekkesini ve mescidini yaptırdı. Bu mescid kapısında ve ayrıca Sarachanede birer çeşmesi vardır. Ahmed Yektestin bir halifesi de dördüncü Muhammed hanın baş çuhadarı Kahraman ağadır. 1147 [m. 1734] de vefât eden tarihçi Muhammed Raşid efendi, bunun halifesi Emir ağaya mensubdur. İki cilt tarih kitabı çok kıymetlidir. Kahraman ağanın bir halifesi de, Enderunlu Sührab efendi olup sonra Abdülgani Nablüsiden de feyiz almıştır. Üsküdarda Aziz Mahmud-i Hüdai tekkesindeki mürşidlerden Mudanyalı zade Muhammed Revşen efendi, Sührab efendiden feyiz almıştır. Ahmed Yektestin halifelerinden biri, kadı Zıyaüddin efendi, biri de ruznameci başı Muhammed Kumul beğdir. 1132 [m. 1719] de vefât etmiştir. Fındıklıda sahilde Mollâ Çelebi camii yanında, 1121 [m. 1708] de vefât eden şeyh-ul-İslam Muhammed Sâdık efendinin kabri yanındadır. Sâdık efendi, 48. şeyh-ul-İslam olup ikinci Ahmed Han zamanında, 1105 [m. 1691] de şeyh-ul-İslam olmuş, dokuz ay sonra, ikinci Mustafa Han tarafından azl edilmiştir. Üçüncü Ahmed Han zamanında tekrar şeyh-ul-İslam yapılmış, ihtiyar olduğundan bir sene sonra azl edilmiştir. Bu camii yaptıran Mollâ Muhammed Çelebi, İstanbul kadısı [hakimi] idi. 998 [m. 1590] de vefât etti. Eyüpte Defterdar caddesi ile Kızılmescitten gelen yolun kesiştiği yerde büyük türbededir. Ahmed-i Yektestin bir talebesi de, 1117 [m. 1704] de vefât edip, Karaca Ahmed kabristanında defnedilen Muhammed Semerkandidir. Bir talebesi de, Dar-üs-seade ağası [yani İstanbul valisi] Beşir ağadır. Bu isme bakınız!
969 — YESEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin Muhammed Yesevi, Yusuf-i Hemedâninin üçüncü halifesidir. Türkistanda Yesi kasabasında tevellüd, 590 [m. 1194] da orada vefât etti. Hâce Ata-i Yesevi denir. Nevayi dilinde (Ata), baba demek ise de türkler meşayih ulularına (Ata) derler. Buharada irşad edip, sonra Türkistana gitti. Vedâ ederken, Hâce Abdülhâlik-ı Goncdüvaniye tâbi olmaları için talebesine vasiyet etti. Türkistan meşayihinın birincisidir.
970 — YEZİD: Emevi halifelerinin ikincisidir. Hazret-i Muaviyenin oğludur. 26. yılda Şamda tevellüd etti. [64] de vefât etti. [60] senesinde halife oldu. 61 [m. 681] senesinin Muharrem ayında Kerbela faciası oldu. Yezid buna üzüldü. (Allah ibni Mercaneye lanet eylesin! Hüseyinin istediklerini kabul etmeyip de, onu katl ettirdi. Böylece, beni kötü tanıttı) dedi. İbni Mercane, Ubeydullah bin Ziyadın adıdır. Yezid, müslüman idi. Namaz kılardı. İslamiyete düşman değildi. Yüzüğünün taşı üzerinde (Rabbünallah) yazılı idi.
971 — YEZİD BİN AMR HÜBEYRE: Emevilerin son halifesi olan Mervan bin Muhammed zamanında Irak ve Horasan valisi idi. Eba Müslim ile çok harp etti. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfeyi hapsetti. Başına kamçı vurdurdu. 132 [m. 750] senesinde Cafer Mensur tarafından öldürüldü. .
972 — YUHANNA: Îsâ aleyhisselâma îman eden on iki havariden biridir. İbrani dilinde Yahya demektir. Rumcada Yohannes, yahut Yani, ermenilerde Ohannes, ingilizlerde Con, fransızcada Jan denir. Dört İncil yazanlardan biridir. Îsâ aleyhisselâmın teyzesinin oğlu idi.
973 — YUNUS “aleyhisselâm”: Yunus bin Meta, Musul yanındaki Nineve ahalisine Peygamber idi. Dinlemediler. Heykellere tapmaktan vazgeçmediler. Yunus “aleyhisselâm” üzüldü. Dicle kenarına geldi. Gemeye bindi. Halbuki Allahü teâlâ, böyle emir vermemişti. Gemi yürümedi. Kur’a çektiler. Buna isabet etti. Suçlu benim buyurdu. Denize attılar. Balık yuttu. Tövbe etti. Balık, bunu bir kenara çıkardı. Ölüm halinde idi. Tekrar kuvvet buldu. Tekrar Nineveye gitmesi emrolundu. Yunus “aleyhisselâm” gelmeden önce, hava kararmış, her yeri kara duman kaplamıştı. Kavmi korkup, tövbe etmiş, tövbeleri kabul olup azap geri alınmıştı. Gelince sözlerini dinlediler. Yıllar geçti. Şarkta Midyalılar Babilde Keldaniler meydana geldi.
974 — YUNUS BİN ABİD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Takvâ ehli idi. Bezzaz idi. Yani kumaş tüccarı idi. 841.
975 — YUNUS EMİRE “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Tasavvuf ehli ve halk şairidir. Boluludur. Porsuk çayının Sakaryaya karıştığı mahalde türbesi vardır. Taptık Emreden feyiz aldı. 843 [m. 1439] de vefât etti. İlahileri zevkle okunmaktadır.
976 — YUNUS ŞEMMAS: Roma İmperatörlerinden ikinci Klaudius zamanında [m. 268-270] Antakya patriki idi. Allahü teâlânın bir olduğunu, Îsâ aleyhisselâmın Onun kulu ve Peygamberi olduğunu ilan etti. Çok kimseleri doğru yola getirdi. (Kamus)da Şemmas kelimesinde diyor ki (Hıristiyanlıkta, Patrik, müctehid, mezhep sâhibidir. Papa, halifedir. Matran, Kadı, hakimdir. Üskuf, müftüdir. Kıssis, hafız, okuyucudur. Casilik, imamdır. Şemmas, müezzindir.)
977 — YUSUF “aleyhisselâm”: Yakup “aleyhisselâm” on iki oğlundan en çok Yusufu severdi. Kardeşleri, onu kıra götürüp kuyuya attı. Onu kurt yedi dediler. Fakat Allahü teâlâ Onu korudu. Hem Peygamber yaptı, hem de Mısra hükümdar yaptı.
978 — YUSUF BİN AHMED SİCSTANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: (Münyetül-müftü) ve (Gunye-tül-fükaha) kitaplarını yazmıştır. Altıyüzotuzsekiz 638 [m. 1240] senesinden sonra Sivasta vefât etmiştir.
979 — YUSUF BİN CÜNEYD “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ehi Çelebi denir. İkinci Beyazıt Han devri âlimlerindendir. Tokatlıdır. Bursada, Edirnede ve İstanbul’da müderrislik yaptı. Vikâyenin (Sadr-üş-şeria-şerhı)ne haşiye yaparak (Zâhiret-ül-Ukba) ismini vermiştir. Bu haşiyesi ve (Hediyet-ül-mehdiyin) adındaki (Elfaz-ı küfür) kitabı ve (Beydavi haşiyesi) meşhurdur. (Hediyet-ül-mehdiyin) kitabı da Arabî olup 1394 [m. 1973] de İstanbul’da bastırılmıştır. Aksaray ile Topkapı arasında (Ehi zade) camiini yaptı. 905 [m. 1499] de vefât etti. Camii yanındadır. Kızının torunu Ehi-zade Abdülhalim bin Muhammedin (Riyad-üs-sadat fi-ispat-il-keramat badel-memat) kitabı ve Mollâ Câminin fârisî (Şevahid-ün-nübüvve) kitabının tercümesi meşhurdur. 85, 90, 454, 467, 1084, 1097, 1164.
980 — YUSUF BİN ÖMER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 832 [m. 1429] de vefât etti. (Kuduri muhtasarı)nı şerh edenlerdendir. Bu şerhıne (Camiul-mudmerat) veya kısaca (Mudmerat) denir. Yusuf bin Ömer Sakafi başka olup Emevilerin Irak valisi idi.
981 — YUSUF DECVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Decve, Mısırda Dimyat yakınındadır. Fıkıh alimidir. İbni Teymiyeyi ve Muhammed Abdühü reddetmektedir. Tütün içmek haram değildir derdi. 1365 [m. 1945] de vefât etti. 366, 461, 639.
982 — YUSUF-İ HEMEDÂNİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Yakup Yusuf bin Eyüp Hemedâni, Ehl-i sünnet âlimlerinden ve Evliyânın büyüklerindendir. Büyük âlimlerdendir. (Umdet-ül-makamat)da diyor ki (Piyade olarak otuzyedi hac yaptı. Kurân-ı Kerîmi binlerce hatm etti. Gece namazlarında, her rekatte, bir cüz okurdu. Tefsir, hadis, kelam ve fıkıhtan yediyüz cüz ezberinde idi. İkiyüz on üç mürşid-i kamilden istifade etti. Yedipin kâfirin imana gelmesine sebep oldu. Hızır aleyhisselâm ile çok sohbet etti. Hastalara ve nazar değenlere taviz ve mıska yazardı. İmâm-ı Âzam soyundan idi). [440] da Hemedânda tevellüd, 535 [m. 1141] senesinde Hiratta vefât etti. Merv şehrindedir. Onsekiz yaşında Bağdata gelip, Ebû İshak-ı Şiraziden okudu. Hanefi fıkıh ve münazara alimi oldu. Ebû Ali Farmediden feyiz alıp, kemâle geldi. Muhyiddin-i Arabî hazretleri bir kitabında diyor ki [602] senesinde şeyh Evhad-eddin-i Hamid Kezmani Konyaya geldi. Hemedânda Yusuf-i Hemedâni, altmış yıldan ziyâde irşad etmiştir. Bir gün bir yere gitmek istedi. Hayvanın yularını serbest bıraktı. Hayvan bunu, şehir hâricinde bir mescide götürdü. Mescitte bir genç, buna bir şey sordu. Cevabını verdi, dedi. Muhyiddin-i Arabî hazretleri, burada buyuruyor ki (Sâdık olan talebe üstadı kendi yanına çeker.) (Fetava-i hadisiye) sonunda diyor ki (Ebû Saîd Abdullah ve İbn-üs-sakka ve Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, ilim tahsili için Bağdata gelmişlerdi. Yusuf-i Hemedâni Bağdatta, Nizamiye medresesinde vaaz ediyordu. İbn-üs-sakka adındaki meşhur derin âlim, kalkıp bir şey sordu. Otur, senin sözünden küfür kokusu geliyor buyurdu. Hakikaten İstanbul’a sefir olarak gidip, orada hıristiyan oldu.) Abdülhâlik-i Goncdüvani ve Ahmed-i Yesevi gibi büyük Veliler yetiştirdi. (Ziynet-ül-hayat), (Menazil-üs-sayirin) ve (Menazil-üs-sâlikin) kitapları meşhurdur. 969, 1062, 1090, 1103, 1191.
983 — YUSUF NEBHANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Yusuf bin İsmail bin Yusuf Nebhani, Hayfada Eczim kariyesinde 1265 [m. 1849] de tevellüd, 1350 [m. 1932] Ramazan ayında Beyrutta vefât etti. Ondördüncü asrın büyük âlimlerindendir. Camiul-ezheri bitirdi. Çok kitap yazdı. Bunlardan 46 sının isimleri, vehhâbîleri reddeden (Şevahid-ül-hak) kitabının başında yazılıdır. Bunların hepsi basılmıştır.
— YUŞA: Mûsâ aleyhisselâmın dinini yayan peygamberlerdendir. Kurân-ı Kerîmde ismi yazılı değildir. Mûsâ aleyhisselâmın hemşiresinin oğludur. Kabri, İstanbul’da, Beykozda Yuşa tepesinde olduğu söylenmektedir. 482, 1152.
984 — YUSUF ZİYA AKIŞIK “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bosnada, Foçalıdır. [1303] de tevellüd, 1378 [m. 1958] de Fatihte vefât etti. Edirnekapı kabristanında iken, mübarek cesedi m. 2000 senesinde, zevcesi Süada hanımın cesedi ile birlikte, Eyüpte Kaşgari tekkesi kabristanına nakledilmiştir. Ahmed bin hacı Sâlih bin Zülfikar paşa oğludur. Zülfikar paşa, Akkoyunlu soyundandır. Yusuf Ziya beğ, Vefada Karamürsel kumaş fabrikası müdiri idi. Yüzlerce müslüman fakirin sığınağı idi. Yüzlerce gencin hidayete kavuşmasına sebep oldu. Seyyid Abdülhakîm efendinin sohbeti ve hizmeti ile şereflenmiş, teveccüh ve feyizlerine mazhar olmuş, derece-i kemâle vasıl olmuştur. Halk içinde, Hak ile idi. Seyyid Abdülhakîm efendi, 1348 [m. 1929] de Ziya beğe hediye ettiği (Mektûbât) kitabı iç kapağına (Bu kitap, Yusuf Ziya ibni Ahmede, din kardeşi hatta babası yerindeki Abdülhakîm vasıtası ile Allahü teâlâ tarafından ihsan edilmiştir) yazmıştır. Bu kitabı, altı cilt bir arada, fârisî olarak, 1166 [m. 1752] da Fatihte Mesih paşa camii civarındaki (Hacı İlyas Mescidi) imamı Vasık İbrahim efendi, çok nefis olarak yazmıştır. Hüseyin Hilmi Işık, Ziya beğin damadıdır.
985 — ZAHİDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhtar bin Mahmud, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. İranda Harezmde tevellüd, 658 [m. 1259] senesinde vefât etti. (Hâvi), (Mücteba), (Kuduri şerhı) kitapları çok kıymetlidir. (Kınye-tül-fetava) kitabında zayıf bilgiler de vardır. 269, 375, 852, 873.
986 — ZAHİD-ÜL-KEVSERİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed Zâhid bin Hasan, sultan Vahideddin Han zamanında, şeyh-ul-İslam Mustafa Sabri efendinin ders vekili idi. Kafkasyalı çerkestir. 1295 [m. 1878] de tevellüd, 1370 [m. 1951] de Mısırda vefât etti. Zamanının tefsir, hadis ve fıkıh alimi idi. Vehhâbîliği reddeden (Esseyf-üs-sakil) kitabı ile (Makalat)ı çok kıymetlidir. (El-işfak alâ ahkâm-ıt talak) kitabı Kahirede ve (İrgamül-merid) kitabı İstanbul’da basılmıştır. (Hüsn-üt-tekadı) kitabında Şâh Veliyullahı tenkid etmektedir. 454.
987 — ZAHİRÜTTİN-İ HAREZMİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed bin İsmail Zâhirüddin-i Timur-taşi Harezmi, 601 [m. 1204] de vefât etmiştir. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. İmâm-ı Muhammedin (Camius-sagir)ini şerh etmiştir. 1183.
988 — ZAHİRETTİN-İ İSHAK: Ebül Mekarim Velvalici. (Velvaliciye fetvası) İstanbul’da basılmıştır. 710 [m. 1310] da vefât etti.
989 — ZEBİDİ [Zübeydi]:Ahmed bin Ahmed, 893 [m. 1488] de vefât etti. (Tecrid-üs-sarih) adındaki iki cilt (Buhârî) muhtasarı meşhurdur. Şerkavi ve İbni Kasım-ı Gazzinin haşiyeleri ile birlikte 1347 [m. 1928] de Mısırda basılmıştır. 1083.
990 — ZEHEBİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: İmâm-ı Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed bin Ahmed bin Osman bin Kaymaz Türkmani Mısrî, hadis ve tarih âlimlerindendir. 673 [m. 1274] de Şamda tevellüd, 748 [m. 1348] de Mısırda vefât etti. Eserlerinden (Mîzan-ül itidal), on iki cilt (Tarih-ül-İslam), (Tecrid fi-esma-i Sahabe) ve (Es-sayfa fi-menakıb-i Ebû Hanife) kitapları vardır. (Et-tıbbün-Nebevi) çok faydalı olup İbrahim Ezrakın (Teshil-ül-menafi)i hamişinde olarak Mısırda ve 1396 [m. 1975] da İstanbul’da basılmıştır. (Tecrid) Beyrutta, (Mektep-üt-ticari)de satılmaktadır. İbni Teymiyye’nin talebesidir.
991 — ZEKERİYA “aleyhisselâm”: Süleyman aleyhisselâmın soyundandır. Kudüste Beyt-i mukaddeste (Tevrat) yazmayı, kurban kesmeyi idare ederdi. Zevcesi Îsâ hatun veya Elisa, hazret-i Meryemin hemşiresi idi. Babaları İmran idi. İmran, önce Îsâ hatunun annesi ile sonra bunun başka erkekten olan kızı Hunne ile evlenmişti. Hazret-i Meryemin annesi Hunne, (Cenâb-ı Hak bana bir oğul ihsan ederse, Beyt-ül-mukaddese hizmetçi yapacağım) diye adadı. Kızı oldu. Adını Meryem koydu. Hazret-i Meryem dünyaya gelmeden önce, babası İmran vefât etti. Hunne, kızını Beyt-ül-mukaddese hediye etti. Zekeriya “aleyhisselâm”, onu evine götürdü. Teyzesi Îsâ büyüddü. Sonra, ona Beyt-ül-mukaddeste oda yaptırdı. Hazret-i Meryem, bu odada ibâdet ederdi. Yanına Zekeriya aleyhisselâmdan başka kimse giremezdi. Cebrâil “aleyhisselâm”, Zekeriya aleyhisselâma gelip, İsadan Yahya adında oğlu olacağını haber verdi. Yahya aleyhisselâmdan altı ay sonra, (Beyt-üllahm) denilen yerde, hazret-i Meryemin oğlu Îsâ “aleyhisselâm” tevellüd etti. Yahudiler, Zekeriya aleyhisselâma iftirâ ettiler. Sonra, şehit ettiler, şehit olurken, yüz yaşında idi. 482, 507, 1135, 1189.
992 — ZEMAHŞERİ: Zimahşeri de denir. Allame Ebül-Kasım Mahmud Carullah bin Ömer, tefsir, fıkıh ve lügat alimi idi. Mutezile mezhebinde idi. Ölürken tövbe ettiği söylenmektedir. 467 [m. 1074] de Harezmde Zemahşer kasabasında tevellüd, 538 [m. 1144] de arefe gecesinde Cürcaniyede vefât etti. Belâgat ilminde çok yüksek idi. (Esas-ül-belaga) kitabı iki cilttir. Mısırda basılmıştır. (Mukaddeme-tül edep) lügat kitabı, [1117] de Bursada Muradiye medresesi müderrisi tarafından türkçeye tercüme edilmiş, İstanbul’da basılmıştır. (Keşşaf tefsiri) Kurân-ı Kerîmin belâgatini göstermekte bir şaheserdir. Hanefi mezhebine göre ibâdet ederdi. (Kuduri muhtasarı)nı şerh etti. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin menakıbını yazdı. Ayasofya camii hakkında da bir risalesi vardır. Bir ayağı kırık, takma idi. Mekke-i mükerremede beş yıl kaldı. Bunun için Carullah denir. 416, 417, 644.
993 — ZAMAN ŞÂH “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Şâh-ı zaman da denir. Afganistan hükümdarlarındandır. Ahmed Şâh-ı Ebdalinin torunu ve Timur Şahın oğludur. 1207 [m. 1793] de pederi ölünce, Kabilde hükümdar oldu. 1210 da Lahore ve Delhiye ziyarete giderken Hirat hakimi küçük kardeşi Mahmud Şâh Kabile tecavüz edince, geri döndü. 1214 de Mahmuda mağlub oldu. 1255 [m. 1839] de ingilizler, Kabile en küçük kardeşi Şâh Şücaı getirdiler ise de, 1258 de Şâh-ı zaman hükümeti tekrar eline aldı. Serhend şehrinde İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin küçük türbesini tâmir edip üzerine büyük, çok müzeyen, mermerden bir türbe yaptırdı. Bunun yanındaki türbede zevcesi ile birlikte medfundur. 1121.
994 — ZENBİLLİ ALİ EFENDİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Osmanlı Şeyh-ul-İslamlarının sekizincisidir. Karamanlıdır. Mevlânâ Muslih-uddin efendinin talebesi ve damadıdır. 908 [m. 1502] de Şeyh-ul-İslam oldu. 932 [m. 1526] de vefât edinciye kadar ikinci Beyazıt ve Yavuz sultan Selim ve Kanuni sultan Süleyman zamanlarında, bu makâmda başarı ile çalıştı. Yavuz sultan Selimin şiddetli hareketlerini bile teskine muvaffak oldu. Züht ve takvâsı ve istikâmeti ile şöhret yaptı. İbni Kemâl Ahmed Şemseddin efendi, kendisine halef oldu. Cemali ismini kullanırdı. (El-muhtarat) fıkıh kitabı çok kıymetlidir. Zeyrek yokuşundaki türbesindedir.
995 — ZENON: Eski yunan filosofudur. Bunun felsefesine (Revakuyun) denir.
996 — ZERDÜŞT: Mecusi yani ateşe tapma dininin kurucusudur. Milattan altıyüz [600] sene önce Hindistan’da doğdu. Berehmen din adamları tarafından kovuldu. Belhte Mecusi dinini yaydı. İyilik tanrısı (İzed) veya (Ormüzd) ile kötülük ve karanlık tanrısı (Ehrimen) olmak üzere iki tanrı vardır dedi. (Zend) kitabı ve (Avesta) denilen şerhı Avrupada basılmıştır. İran şahı İsfendiyar, bu dini yaymak için Turanlılarla çok harp etti. Mejdek, Mecusiliğe (İştirakiye) îtikadını da kattı. Ondan önce İranlılar (Sabii) idi. Güneşe ve yıldızlara taparlardı. Hazret-i Ömer İranı alınca, acemler müslüman oldu. Mecusi dini Hindistan’da kaldı. Bugün, İranlılar, eski milli adetler diye mecusi ayinlerini ve sayılı günlerini ortaya çıkarıyorlar. 528.
997 — ZERKANİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Muhammed bin Abdülbaki Ezheri, Mısırda, Maliki hadis ve fıkıh âlimlerindendir. Babası gibi, Zerkani adı ile meşhurdur. 1055 [m. 1645] de Zerkanda tevellüd, 1122 [m. 1710] de vefât etti. İmâm-ı Malikin (Muvatta)ını ve Kastalaninin (Mevahib)ini şerh etti. Bu, sekiz cilt olup 1329 [m. 1911] senesinde Mısırda ve 1393 [m. 1973] de Lübnanda basılmıştır. 43, 281, 378, 387, 391, 458, 633, 639, 695, 718, 783.
998 — ZERKEŞİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Bedreddin Muhammed bin Behadır, Şâfiî fıkıh alimidir. 745 [m. 1344] de tevellüd, 794 [m. 1391] de Mısırda vefât etti. Şamda kadı idi. (Ukud-ül-ceman fi-vefiyat-il-ayan)ı meşhurdur. 419, 632.
999 — ZEYD BİN HARİSE “radıyallâhu anh”: Resûlullahın kölelerinin en sevgilisi idi. Hazret-i Hadicenin kölesi idi. Resûlullaha hediye etti. O zaman sekiz yaşında idi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” azad edip, evlat edindi. Babası yıllarca oğlunu aramış, haber alınca Mekkeye gelip oğlunu istemişti. Resûlullah, (Çocuğun reyine bırakalım. Kimi isterse, onun olsun) buyurdu. Zeydi getirip sordular. Benim anam babam budur diyerek, Resûlullahın yanından ayrılmak istemedi. Resûlullah, bunun üzerine, (Zeyd benim oğlumdur) buyurdu. Babası ve amcası, sevinip geri döndüler. İlk îman edenlerdendir. Bütün gazalarda kahramanlık gösterdi. Resûlullah, Zeydi, kendi azadlısı Ümm-i Eymen ile nikahladı. Üsame tevellüd etti. Sonra, Resûlullah kendi halası Ümeymenin kızı Zeyneb bint-i Cahşı da, Zeyde nikah etti. Zeyd, Zeynebin riâyetine kâdir olamayıp, hicretin üçüncü senesinde, arzuları ile ayrıldılar. Hicretin sekizinci senesinde, Şam civarında Mute denilen yerde üçbin İslam askeri, yüzbinden ziyâde ve tam techizatlı rum ordusu ile cihat ederken kumandan idi. Şehit oldu. Yerine Cafer bin Ebû Talib kumandayı ele aldı. O da şehit oldu. Sonra sancağı Abdullah ibni Revaha eline aldı. O da şehit oldu. Sonra Hâlid bin Velid, kumandan oldu. Ansızın hücum etti. Elinde dokuz kılıç kırıldı. Düşman bozuldu. Resûlullah, Medinede Mescidinde, bu hâli görüyor. Ashâbına haber veriyordu. Ashâbının şehit olduğuna çok üzüldü. Zeytten başka hiçbir Sahabinin ismi, Kurân-ı Kerîmde açıkça bildirilmemiştir. Zeyd beyaz, güzel idi. Üsame ise esmer idi. Çünkü, Ümm-i Eymen, Resûlullaha annesinden miras kalan habeşi cariye idi. 353, 381.
1000 — ZEYD BİN SABİT “radıyallâhu anh”: Ashâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Hazrec kabilesindendir. Hicrette on yaşında idi. Babası dört sene önce ölmüştü. Hendek ve sonraki gazalarda bulundu. Feraiz ilminde derin bilgisi vardı. Süryani öğrenmesi emrolundu. Resûlullahın komşusu idi. Vahiy gelince, Resûlullah buna adam gönderir, çağırır, vahyi yazardı. Deve ve Sıffinde ictihadı, hazret-i Alinin ictihadına uymadı. Kurân-ı Kerîm toplanırken, kendisi yazdı. [45] veya 55 [m. 674] de vefât etti. Namazını Mervan bin Hakem kıldırdı. 440, 534, 1106, 1107.
1001 — ZEYD BİN VEHB “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebû Süleyman Cühni, Resûlullahı uzaktan işitip imana geldi. Cemalini görmekle şereflenmeye gelirken vefât ettiğini yolda haber aldı. Tabiînin büyüklerinden oldu. Kufede yerleşti. Hazret-i Alinin sohbetinde bulundu. 289.
1002 — ZEYD BİN ZEYNEL’ABİDİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Hazret-i Hüseyinin torunudur. Hişam bin Abdülmelik zamanında, Kufeliler Zeyde, halife olursan sana kırkbin asker veririz dediler. Fakat, sözlerinde durmadılar. Ehl-i beyte hıyanet ettiler. Bunların sözlerine aldanarak, yüz yirmiiki 122 [m. 739] de Kufede halifeliğini ilan etti. Irak valisi Yusuf bin Âmirin askeri ile harp ederken yanındakilerin çoğu dağıldı. Zeyd şehit oldu.
1003 — ZEYLAİ: Osman bin Ali, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. 743 [m. 1343] de Mısırda vefât etti. İmâm-ı Muhammedin (Camiul-kebir)ini şerh etmiş ve (Kenz) kitabını şerh ederek (Tebyin-ül-hakaık) adını vermiştir. (Tebyin) kitabı, Ahmed bin Muhammed Şelbinin haşiyesi ile birlikte 1313 [m. 1895] senesinde Mısırda ve sonra Beyrutta basılmıştır. Şelbi 1031 [m. 1621] de Mısırda vefât etmiştir. 284, 323, 867, 883.
1004 — ZEYNEB “radıyallâhu anha”: Resûlullahın dört kızından birincisidir. Otuz yaşında iken tevellüd etti. Nübüvvetten önce, annesi Hadicenin hemşirezadesi Ebul’as bin Rebi ile evlendi. Ebul’as îman etmedi. Bedr gazasında esir olup zevcesini Medineye göndermek şartı ile bırakıldı. Kendi kardeşi ile gönderdi ise de, kâfirler Zeynebi yolda geri çevirdi. Resûl “aleyhisselâm” Zeyd bin Hariseyi Mekkeye gönderip Zeynebi gece Medineye kaçırdı. Ebul’as, Hudeybiye gazasından sonra imana geldi. Zeyneb tekrar kendisine verildi. Hicretin sekizinci senesinde otuzbir yaşında vefât etti. Oğlu Ali, Mekkenin fethinde Resûlullahın devesinde ve arkasında idi. Zeynebin kızı Ümameyi hazret-i Ali kendine nikah etti.
1005 — ZEYNEB BİNT-İ CAHŞ “radıyallâhu anha”: Resûlullahın halası olan Ümeymenin kızı, Abdullah bin Cahşın kardeşi idi. Babasının adı Burre idi. İman etmediği için, Cahş denildi. Zeyneb ilk îman edenlerdendir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” bunu, önce, oğulluğu olan Zeyd bin Hariseye nikah etti. Zeyd, Zeynebin hakkını gözetemediğinden, hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar. Resûl “aleyhisselâm” nikah etmek istedi. Zeyneb bunu işitince, sevincinden iki rekat namaz kılıp, (Ya Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. Eğer Onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyurdun ise, beni Ona sen ver!) diye duâ etti. Duâsı kabul olup Ahzab sûresinin, (Zeyd, onun hakkında istediğini yaptıktan sonra [yani Zeynebi boşadıktan sonra], biz, onu sana zevce ettik), meâl-i şerifinde olan otuzyedinci ayeti nazil oldu. Zeynebin nikahını Allahü teâlâ yaptığı için, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” ayrıca nikah yapmadı. Hazret-i Zeyneb “radıyallâhu anha” bununla her ân övünür ve her kadını babası evlendirir. Beni ise, Allahü teâlâ nikahladı, derdi. O zaman 38 yaşında idi. Hicretin 20. yılında, 53 yaşında vefât etti. Hayrı, ihsanı, sadakayı pekçok severdi. El işlerinde de mahir idi. İşlediği şeyleri ve eline geçen her şeyi akrabasına ve fakirlere verirdi. Hatta, halife Ömer “radıyallâhu anh” Ezvac-ı Mutahheratın her birine on ikibin dirhem verirdi. Bu, alır almaz hepsini sadaka eder, dağıtırdı. Resûlullahtan sonra, Zevcat-i tahirat arasında, en önce vefât eden budur. Hazret-i Âişe, bunu çok meth ve sena etti. (Zevcelerim arasında, bana en önce kavuşacak olanı, eli uzun olanıdır) hadis-i şerifi, bunun önce vefât edeceğini haber vermişti. Çünkü, en çok sadaka veren bu idi. Fransız edebsiz şairi Volter, Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” hazret-i Zeynebi “radıyallâhu anha” zevceliğe kabul buyurmasını, tarihlere, vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma, alçak iftirâlarla, şiir düzerek bir tiyatro kitabı yazmıştır. Edebiyat ve fikir adâmina yakışmayan bu çirkin, iğrenç yazısı, kendisini aforoz etmiş olan, büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş, kendisini okşayıcı mektup yazmıştır. Müslümanların halifesi, sultan ikinci Abdülhamid Han, bu piyesin sahnede oynatilacağını işitince, Fransa ve İngiltere hükümetlerine ültimatom vererek hemen önlemiş, bütün insanlığı, yüz kızartıcı, aşağılıklardan kurtarmıştır. 381, 1065, 1189, 1195.
1006 — ZEYNEB BİNT-İ HUZEYME “radıyallâhu anha”: Resûlullahın zevcelerindendir. Çok ibâdet eder, çok sadaka verirdi. Önce Abdullah bin Cahşın zevcesi idi. Abdullah, Resûlullahın halası Ümeymenin oğlu idi. Uhud gazasında şehit oldu. Resûlullahın nikahı ile şereflendi ise de, sekiz ay sonra vefât etti. 381.
1007 — ZEYNEL’ABİDİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: On iki imâmin dördüncüsüdür. Zeydin ve Muhammed Bakırın babalarıdır. Ali bin Hüseyin bin hazret-i Alidir. Bir ismi de Seccattır. 46 da tevellüd, 94 [m. 713] de halife Velidin emri ile Medine valisi Osman bin Hayan tarafından zehirletilerek şehit edildi. Mübarek başının, Mısırda Kurafe kabristanında olduğu, (Tezkire-i Kurtubi muhtasarı)nda yazılı ise de, bunun Zeynelâbidin hazretlerinin oğlu Zeydin mübarek başı olduğu (Tuhfetürragıb fi sireti cemaati min ayanı Ehl-i beytil atayyip) kitabının 31. sayfasında tashih edilmektedir. 62, 1126, 1141.
1008 — ZEYNÜTTİN-İ HAFİ: İsmi Ebû Bekr Muhammeddir. Büyük Velilerdendir. Nureddin Abdurrahmân Mısrînin halifesi ve Abdüllatif Kudsi Bursavinin mürşididir. [Nefehat.] Bu da, İstanbul’daki Ebül Vefa hazretlerinin mürşididir. Halvetiye kolundan Zeyniye tarîkatinin müessisidir. 838 [m. 1435] de vefât etti. Horasanın Haf kasabasındandır. [(Mesmuat)da sayfa 110.] 1094, 1146.
1009 — ZEYNÜTTİN-İ TAYBADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Mevlânâ Zeyneddin-i Ebû Bekr, Mevlânâ Nizameddin-i Hirevinin talebesi idi. İslamiyete yapışmakla, sünnete uymakla, bâtıni ilimlere kavuştu. Evliyânın halleri, makâmları ihsan olundu. Üveysi idi. Şeyh-ul-İslam Ahmed-i Namıki Câminin rûhâniyetinden feyiz aldı. Onun türbesine çok gitti. Şâh-ı Nakşbend Behâüddîn-i Buhârî hazretleri hacca giderken, Hirattan geçti. Taybada uğrayıp, Mevlânâ Zeyneddin ile görüştü. 791 [m. 1388] senesinde vefât etti. 903.
— ZİYA BEĞ: 984 numarada YUSUF ZİYA ismine bakınız!
1010 — ZİYADİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Nur-üd-din Ali bin Yahya Ziyadi, Mısırdaki Şâfiî âlimlerindendir. 1024 [m. 1615] de vefât etti. (Minhac şerhı)ne haşiyesi, âlimler arasında çok makbuldür. (Muharrer)i şerh etmiştir. 633.
1011 — ZİYA PAŞA: Osmanlı devlet adamlarından ve şairlerindendir. Erzurumludur. Abdülaziz Han zamanında Mâ-beyn katibi idi. İkinci Abdülhamid Han zamanında Adana valisi oldu ise de, İstanbul’dan ayrı kalmak zor geldi. Bursada izinde iken 1295 [m. 1878] de vefât etti. Mason olduğu meydana çıkmıştır. 1086, 1154.
1012 — ZİYA-ÜD-DİN-İ GÜMÜŞHANEVİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Ziya-üd-din efendi, [1235] de Gümüşhanenin Emirler mahallesinde tevellüd ve 1311 [m. 1893] de İstanbul’da vefât etti. Süleymaniye camii bahçesindedir. Hâlid-i Bağdâdînin talebelerinden Ahmed bin Süleyman Ervadiden [1264] de icazet aldı. İcazet alırken, Hâlid-i Bağdâdînin talebelerinden veliy-i kâmil Abdülfettah-i Akri hazır idi. Bab-ı alide Fâtıma sultan camii yanında ders verirdi. Çok kitap yazdı. (Ramuz-ül-ehadis) hadis kitabı çok kıymetlidir. 399, 460, 1158.
1013 — ZÜBEYR BİN AVVAM “radıyallâhu anh”: Huveyled bin Esed bin Abdil’uzza bin Kusay torunudur. Ashâb-ı kirâmın büyüklerinden ve aşere-i mübeşşeredendir. Hazret-i Hadicenin erkek kardeşinin ve Resûlullahın halası olan hazret-i Safiyenin oğludur. Onsekiz yaşında dördüncü olarak imana geldi. İslamda ilk kılıç çeken budur. Bütün gazalarda bulundu. Çok yaralandı. Mısırın fethinde de bulundu. Zengin idi. Bütün malını Allah için dağıttı. Ashâb-ı kirâm şehit olunca, yetimlerine vasi olur, onları beslerdi. Deve vak’asında hazret-i Talha ve hazret-i Âişe ile birlikte, Hazret-i Ali’ye karşı idi. Harbden çekilip namaz kılarken, İbni Cermuz tarafından [36]. cı senede, şehit edildi. Altmışyedi yaşında idi. Hazret-i Ali bunu işitince, çok üzüldü. Namazını kendi kıldırdı. Zübeyr bin Ebül’ula müceddidi, Muhammed Nakşbend-i saninin hafidi olup 1152 de Serhentte vefât etti. 133, 509, 510, 621, 1066, 1098, 1164, 1182.
1014 — ZÜFER “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Züfer bin Hüzeyl, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfenin talebesindendir. [110] da İsfehanda tevellüd, 158 [m. 775] de Basrada vefât etti. Zaruret halinde İmâm-ı Züferin sözü ile amel câizdir.
1015 — ZÜHTÜ PAŞA “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ahmed Zühtü paşa seyittir. Meârif nazırı idi. 1319 [m. 1901] da vefât etti. Türkçe (Mecmuat-üz-Zühtiye) fıkıh kitabı çok faydalıdır. 1311 de İstanbul’da basılmıştır.
1016 — ZÜLKARNEYN: 496. sırada, İskender ismine bakınız!
1017 — ZÜLYEDEYN: Resûlullahın bir öğle veya ikindi namazında, ikinci rekatte selam verdiğini edeble soran, bu zâttır. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, sonra kalkıp iki rekat daha kıldı ve secde-i sehv yaptı. 506.
1018 — ZÜNNUN-I MISIRİ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Ebülfadl Sevban bin İbrahim, Sûfiyye-i aliyyedendir. Sehl-i Tüsterinin mürşididir. Mısırda, tasavvufu ilk olarak açıklıyan bu zâttır. 245 [m. 860] de vefât etti. 609, 788, 1115.
1019 — ZÜVVAR HÜSEYİN “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Pakistan’da Karaşi şehrinin Nazımabad kısmında, 1401 [m. 1981] de vefât etmiştir. Pakistan’da Haydarabad üniversitesi profesörlerinden Gulâm Mustafa hanın mürşididir. Muhammed Saîd-i Kureyşinin halifesidir. İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârukînin “rahmetullâhi aleyh” üç cilt fârisî (Mektûbât) kitabını 1392 [m. 1972] senesinde ve Muhammed Mâ’sûm-i Fârukînin “rahmetullâhi aleyh”, üç cilt fârisî (Mektûbât)ını 1396 [m. 1976] senesinde, Pakistan’da Karaşi şehrinde tab’ ettirdi. İstanbul’da birincinin hepsini 1397 [m. 1977] de ofset yolu ile bastırmış, bu üç ciltten seçtiği ikiyüz on iki mektubu ve arabilerinden seçtiği 194 mektubu (El-müntehabat) ismi ile ayrı birer kitap halinde bastırmıştır. Masumiyeden seçtiği yüzotuzbeş mektubu da, (Müntehabat-i Masumiye) ismi ile 1399 [m. 1979] da bastırmıştır. Altıyüzaltmışsekizinci sırada Muhammed Osman ismine bakınız!
1020 — ZÜVAVİ ÎSÂ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Maliki fıkıh alimidir. İbni Teymiyeyi reddeden risalesi ve (Müdevvene) şerhı meşhurdur. 743 [m. 1342] de Kahirede vefât etti.
___________________
Ya Allah! Ya Rahmân! Ya Rahim! Ya Afüvvü ya Kerim! Fafü anna, vagfirlena, verhamna, vensurna alel-kavmil kâfirin!

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

 

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler