Sual: Osmanlının son devir padişahlarından Sultan Abdülmecid Han kimdir. Padişahlığı boyunca hataları ve hizmetleri neler olmuştur?

Cevap: Osmanlı padişahlarının 31.si ve İslam halifelerinin 96.sıdır. Sultan II. Mahmud’un oğludur. 8 oğlundan 4’ü padişah oldu. 1821’de tevellüd etti. 1839’de padişah oldu. 24 Haziran 1861’de vefât etti. Sultan Selim camii bahçesindedir. Abdülmecid hanın büyük bir hatası, memlekete ve bütün İslamiyete çok ağır zararı dokunan, affedilmez bir kabahati olmuştur. Öyle bir hata ki Osmanlı tarihinde korkunç bir dönüm noktası yapmış, bu koca İslam devletinde bir (yok olma devri)nin başlamasına sebep olmuştur. Masonların, İslam düşmanlarının örtbas etmek istedikleri, gençlerden saklamaya çalıştıkları bu hata, saf, temiz kalpli hakanın, azılı ve sinsi İslam düşmanı olan İngilizlerin tatlı dillerine aldanarak, İskoç masonlarının yetiştirdikleri cahilleri işbaşına getirmesi, bunların devleti içerden yıkmak siyasetlerini hemen anlayamamasıdır. İngilizlerin Osmanlı devletine karşı korkunç saldırıları ve başarıları sultan Abdülmecid hanı aldatmakla başladı. İslamiyeti yıkmak için İngiltere’de kurulmuş olan (İskoç mason teşkilatı)nın kurnaz üyesi Lord Rading İstanbul’a İngiliz sefiri olarak gönderildi. 1834 senesinde Paris’te ve sonra Londra’da Osmanlı sefiri bulunan Mustafa Reşid paşa, aldatılmış, mason yapılmıştı. Bunun sadr-ı Âzam yapılması için, Lord Rading sultana çok dil döktü. “Bu aydın, kültürlü ve başarılı veziri sadr-ı Âzam yaparsanız, İngiltere imperatorluğu ile Devlet-i aliyye arasındaki bütün anlaşmazlıklar kalkar. Devlet-i aliyye ekonomik, sosyal ve askeri sahalarda ilerler” diyerek halifeyi aldattı.

1846’da sadr-ı Âzam olan paşa, iş başına gelir gelmez, hariciye nazırı iken, Rading ile el ele verip, hazırlamış olduğu, (Tanzimat) kanununa istinat ederek, büyük velâyetlerde mason locaları açtı. Casusluk ve hıyanet ocakları çalışmaya başladı. Gençler, din cahili olarak yetiştirildi. Londra’dan alınan planlarla bir yandan idari, zirai, askeri değişiklikler yaptılar. Bunlarla gözleri boyadılar. Öte yandan da, İslam ahlakını, ecdat sevgisini, milli birliği parçalamaya başladılar. Yetiştirdikleri kimseleri işbaşına getirdiler. Bu senelerde Avrupa’da, fizik, kimyâ üzerinde dev adımlar atılıyor. Yeni buluşlar, ilerlemeler oluyor. Büyük fabrikalar, teknik üniversiteler kuruluyordu. Osmanlılarda bunların hiçbiri yapılmadı. Hatta, Fatih devrinden beri medreselerde okutulmakta olan fen, matematik derslerini büsbütün kaldırdılar. Din adamlarına fen bilgisi lazım değildir diyerek, kültürlü, bilgili âlimlerin yetişmelerine mâni oldular.

Sultan Abdülmecid Han zamanında dünyada iki büyük İslam devleti vardı. Biri Osmanlı devleti, ikincisi Hindistan’daki Gürgâniye hükümdarlığı idi. Her iki devletin sultanları, İslam dininin bekçisi idiler. İslam düşmanı olan İngilizler, bu iki bekçiyi yok etmek için, çok kurnaz planlar hazırlamıştı. Önce, Gürgâniye devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece, Asya’daki müslümanları başsız bırakacak, hem de Hindistan’ın hazinelerine, ticaretine hâkim olacaklardı. Fakat, Osmanlıların buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için Osmanlıları Ruslarla savaştırmaya çalıştılar. Avusturya ve Prusya, Osmanlı-Rus savaşının önlenmesini istediler. Rusya da bunu kabul etti. Fakat İngilizler, Reşid paşayı harp etmeye teşvik ettiler. Yardım edeceklerine, zafer kazanacağına, böylece Osmanlıların bir numaralı adamı olacağına inandırdılar. Reşid paşa, Osmanlı devletinin başına geçeceğinin çılgınlığı içinde, İngilizlere maşa oldu. 26 eylül 1853’de, Bab-ı Ali’de (163) kişi topladı. Rusya’ya harp açılmasına karar verdi. Sultan Abdülmecid hanı da, tuzağa düşürüp, tasdik ettirdi. Rusya’ya harp ilan edildi. Osmanlı devletinin başını derde sokan İngilizler, Hindistan’daki facia ve felaketlere başladılar. 1857’de, Delhi’de, büyük ihtilal çıkardılar. II. Behadır şahı, oğulları ile birlikte Kalküte’ye götürüp hapsettiler. Gürgâniye devleti yıkıldı. Hindistan’ın ilerde, İngiliz imperatorluğuna katılması için, birinci adım atılmış oldu. İngilizler, Rus çarı birinci Nikola’nın Kudüs’te katoliklere karşı ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek, Rusların Akdeniz’e inmesini hiç istemeyen Fransa imperatoru III. Bonapart’ı da, Türk-Rus Kırım Harbine sürüklediler. Kendi çıkarları için yaptıkları bu işbirliği, Türk milletine Reşid paşanın diplomatik zaferleri olarak tanıtıldı. Düşmanların bu yaldızlı reklamlar ve sahte dostluklarla örtmeye çalıştıkları imha hareketlerini, herkesten önce anlayan sultan, çok zaman sarayında hüngür hüngür ağlardı. Memleketi, milleti kemren düşmanlara karşı koymak için tedbirler arar ve Allahü teâlâya yalvarırdı. Bu sebeple, Reşid paşayı, birkaç kere sadr-ı azamlıktan uzaklaştırdı ise de, kendisine (koca), (büyük) gibi isimler takan bu kurnaz adam, rakiblerini devirip, tekrar iş başına gelmesini becerirdi. Ne yazık ki sultan kederinden tüberküloza yakalanıp genç yaşında öldü. Sonraki senelerde devlet koltuklarını kapışan, üniversite öğretim üyeliklerine, mahkeme başkanlıklarına getirilenler, hep Mustafa Reşid paşanın yetiştirmeleridir. Böylece (Kaht-ı rical) devri açılmasına ve Osmanlılara (Hasta adam) denilmesine sebep olmuştur.

Abdülmecid Han, [h. 1256] da ilk olarak kağıt para çıkardı. [1260] da (Mecidiye) köprüsü yapıldı. Şimdi Galata köprüsü deniliyor. 1412 [m. 1992] de yeniden yapıldı. [1265] de Beşiktaş’la Ortaköy arasında (Küçük Mecidiye) camiini ve Ortaköy iskelesi yanında (Büyük Mecidiye) camiini yaptırdı. [1276] da Maçka ile Nişantaşı arasındaki (Teşvikiye camii)ni yaptırdı. [1268] de (Şirket-i Hayriye) denilen boğaziçi vapurları işletilmeye başlandı. [1277] de Aydın demir yolu yapıldı. [1270] de deniz altı telgraf hattı döşetti. [1272] de erazi kanunu çıkardı. [1274] de belediye teşkilatı kurdu. [1276] da ticaret kanunu yaptı. Abdülmecid hanın validesi (Bezm-i Âlem) sultan, 1261 [m. 1845] de Yenibahçe’de Guraba hastahanesi ve Dolmabahçe sarayı önünde deniz kenarında (Valide camii) ve Bakırcılarda Beyazıt kulesi önünde büyük sultani lisesi ve daha birçok mescid, çeşme yapmıştır. Dolmabahçe denilen yer, [1023] de, I. Ahmed hanın emri ile dolduruldu. Bir tepeyi denize doldurdular. Dolmabahçe iskelesini I. Abdülhamid Han yaptı. Dolmabahçe sarayını I. ve II. Mahmud hanlar ahşap olarak yapmışlardı. 1269 [m. 1853] senesinde Abdülmecid Han, bunların yerine, şimdiki muhteşem sarayı yaptırdı. 5 milyon altın liraya mal oldu. Bu kadar çok para, milletin cebine girmiş oldu. Binlerce ailenin yüzü güldü. Ayrıca, memlekete, çok kıymetli ve tarihi bir sanat eseri kazandırmış oldu. Sulh ve terakkî sağladı. Hicaz’da ve Anadolu’da çok eserler yaptı.

İslam düşmanları, Osmanlı halifelerine çirkin iftirâlar yaptıkları gibi, bu mübarek zata da, leke sürmeye çalışıyorlar. Memleketin her tarafında ve hele Mekke’de, Medine’de yaptırdığı, görülmemiş güzel sanat eserlerine, israf yaptı diyorlar. Allahü teâlânın mubah ettiği, izin verdiği cariye kullanmasını, yani meşru hakkını suç olarak gösteriyorlar. İçki içerdi diyorlar. Sultan II. Selim hana ve Yıldırım sultan Beyazıd’a de böyle iftirâ ettiler. Hiçbir vesikaya dayanmayan bu sözlere saf müslümanlar da inanıyor. Yeni tarih kitaplarına bile yazıyorlar. Halbuki Osmanlı padişahlarının hepsi, her işlerinde İslamiyete uyar, yüksek âlimlerin fetvaları ile hareket ederlerdi. Hepsi sâlih, dindar, mübarek insanlardı. Her biri İslamiyete çok hizmet etti. II. Selim hanın Edirne’de yaptırdığı büyük Selimiye camii, düşmanlarına açık cevap vermekte, iftirâlarını yalanlamaktadır. Din düşmanları, iyileri kötülemekte, kötüleri, dinsizleri övmektedir.

Abdülmecid Han, türbesinin yüksekliğinin, Yavuz Sultan Selim türbesinden aşağı olmasını vasiyet etmiş ve öyle yapılmıştır. Türbesinde oğulları Burhaneddin efendi [1265-1293] ve Muhammed Abdüssamed efendi [1269-1271] ve Osman Safiyüddin efendi de [1271] vardır. Ortadaki 3. türbede sultan Süleyman hanın validesi Hafsa sultan ile Sultan Süleyman şahzadelerinden Murad, Mahmud ve Abdullah efendiler ve bir hanım efendi vardır “rahime-hümullahü teâlâ”.

 

Tavsiye Yazı —> II. Abdülhamid Han’ın Hizmetleri Nelerdir?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler