Sual: İslamın 5 şartından birisi olan zekat emrini yerine getirmeyenlerin ahvali ne olacak?

Cevap:  Riyad-un-nasıhin kitabının sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki: Emirülmüminin Ali “kerremallahü vecheh” buyuruyor: Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, vedâ haccında buyurdu ki “Malınızın zekatını veriniz! Biliniz ki zekatını vermeyenlerin, namazı, orucu, haccı ve cihadı ve imanı yoktur”. Yani, zekat vermeyi vazife bilmez, farz olduğuna inanmaz, vermediği için üzülmez, günaha girdiğini bilmezse, kâfir olur. Senelerle zekat vermeyenlerin zekat borcları birikerek, bütün malını kaplar. Malı kendinin sanıp, müslümanların o malda hakkı olduğunu, hatırına bile getirmez. Kalbi hiç sızlamaz. Bu mala sımsıkı sarılmıştır. Böyle kimseler, müslüman olarak tanınır. Fakat bunlardan, imanını kurtaran pek nâdir olur. Zekat vermek, Kurân-ı Kerîmin 32 yerinde, namazla birlikte emredilmektedir. Tevbe sûresi, 34. âyet-i kerimesi, böyle kimseler için olup meâl-i şerifi, “Malı, parayı biriktirip zekatını, müslüman fakirlerine vermeyenlere çok acı azâbı müjdele!”dir. Bu azâbı, bundan sonraki âyet-i kerime bildirmekte olup meâl-i şerifinde: “Zekatı verilmeyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi bastırılacaktır” buyurulmuştur.

Ey mağrur zengin! Dünyanın çabuk geçip, gidici malı, parası, seni aldatmasın! Bunlar, senden önce, başkalarının idi. Senden sonra da, başkasının olacak. Cehennemin şiddetli azabını düşün! Zekatını ayırıp vermediğin o mal, öşrünü vermediğin o buğday, hakikatte zehirdir. Malın hakiki sâhibi, Allahü teâlâdır. Zenginler, Onun vekilleri, memurları, fakirler de, ailesi, akrabası demektir. Vekillerin, Allahü teâlânın borcunu fakirlere vermesi lâzımdır. Zerre kadar iyilik eden iyiliğini bulacaktır. Hadis-i şerifte, “Allahü teâlâ, iyilik edenlere, karşılığını elbette verecektir” buyuruldu. Haşr sûresi, 9. âyet-i kerimede, “Zekatını veren, elbette kurtulacaktır” müjdelendi. Âli-i İmrân sûresi 180. âyet-i kerimede meâlen, “Allahü teâlânın ihsan ettiği malın zekatını vermeyenler, iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını sanıyor. Halbuki kendilerine kötülük yapmış oluyorlar. O malları, Cehennemde azab aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır” buyurulmuştur. (Elbasit) ve (Vasit) tefsirlerinde böyle yazılıdır. Kıyamete ve Cehennem azâbına inanan zenginlerin, mallarının zekatını, tarla mahsullerinin, meyvelerin öşrünü vererek, bu azaplardan kurtulmaları lâzımdır. Hadis-i şerifte, “Zekat vererek, malınızı zarardan koruyunuz!” buyuruyor. (Tefsir-i Mugni) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki: “Kurân-ı Kerîmde 3 şey, 3 şeyle beraber bildirildi. Bunlardan biri yapılmazsa, ikincisi kabul olmaz. Peygambere “sallallâhü aleyhi ve sellem” itaat edilmedikçe, Allahü teâlâya itaat edilmiş olmaz. Anaya, babaya şükredilmedikçe, Allahü teâlâya şükredilmiş olmaz. Malın zekatı verilmedikçe, namazlar kabul olmaz”. Ey gaflet şarabının sarhoşu! Dünyanın zevk ve safası peşinde, daha ne kadar koşacaksın? Bu kıymetli ömrü haramdan, helalden mal yığmakta, ne zamana kadar ziyan edeceksin? İslamiyetin emir ve yasaklarına aldırış etmezsin! Azrâil aleyhisselâmın gelip canını zorla alacağı, ecel arslanı pençesini sana takacağı, can verme acılarının başına geleceği, şeytanın, imanını çalmak için kasıt edeceği, dostlarının, vah vah öldü, siz sağ olun, diye evladına taziye edecekleri vakti düşün! Firak sesi gelip, bize yarayan bir şey yapmadın. Hep beğenmediklerimizi işledin. Biz de sana, senin bize yaptığın gibi yaparız, diyecekleri zamandan korkmuyor musun?

Düşün, kabir ve ahiret suallerine ne cevap hazırladın? Allahü teâlânın tekdirine (azarlamasına) ne bahane yapacaksın? Kendine acı! Suale çekileceksin. Halbuki verecek cevabın yok. Cehenneme girersen, ateşine dayanamazsın. Kendine ve herkese öyle iyilik et ki başkası iyilik yapınca, sen yaptın sansınlar. Kendine ve kimseye kötülük etme ki başkası bir fenâlık yapınca, sen yaptın sanmasınlar.
Sahih-i Müslim’deki bir hadis-i şerifte, “Ey Adem oğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok ettiğin, giyerek eskittiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşattığındır” buyuruldu. Eğer malını seviyorsan, niçin düşmanlarına bırakıp da gidiyorsun. Sevdiğinden ayrılma, beraber götür! Hepsini veremezsen, bari kendini de, bir vâris yerine koyup, hisseni ahiret yolunda gönder. Bunu da yapamazsan, bari, zekatını ver de, azaptan kurtul!

Nükte [güzel manalı söz]: Hiratlı üstad, Hâce Abdullah-i Ensârî diyor ki: “Malı seviyorsan, yerine sarf et de, sana sonsuz arkadaş olsun! Eğer sevmiyorsan, ye de, yok olsun!”.

Hikaye: Ferideddin-i Attar, Tezkiretü’l-Evliyâ kitabında diyor ki: Cüneyd-i Bağdâdî, 7 yaşında idi. Mektebden gelince, babasını ağlıyor görüp sordu: Bugün, zekat olarak, dayın Sırrı Sekati’ye birkaç gümüş göndermiştim, almamış. Kıymetli ömrümü, Allah adamlarının, beğenip almadığı gümüşler için geçirmiş olduğuma ağlıyorum, dedi. Cüneyd, babacığım, o parayı ver, ben götüreyim deyip, dayısına gitti. Kapıyı çaldı. Dayısı sorunca, ben Cüneydim. Dayıcığım kapıyı aç ve babâmın zekatı olan bu gümüşleri al! dedi. Dayısı, almam, deyince, Cüneyd: “Adl edip, babama emreden ve ihsan edip, seni serbest bırakan Allahü teâlâ için al!” dedi. Sırrı: “Babana ne emretti ve bana ne ihsan etti?” dedi. Cüneyd: “Babamı zengin yapıp, zekat vermesini emretmekle adalet etti. Seni de fakir yapıp, zekatı kabul etmek ve etmemek arasında serbest bırakmakla ihsan etti” dedi. Bu söz, Sırri’nin hoşuna gidip, “Oğlum! Gümüşleri kabul etmeden önce, seni kabul ettim” dedi. Kapıyı açıp parayı aldı. (Riyad-un-nasıhin) kitabının sözü burada tamam oldu.

 

Tavsiye Yazı —> Sakıt, fasid, sahih, kabul olmak tabirleri ne manaya gelir?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler