Sual: Erkeğin hanımına karşı olan vazifeleri nelerdir?

Cevap: Erkeğin hanımına karşı olan vazifelerini Muhammed bin Kutbüddîn İznîkî’nin Türkçe Mürşidü’l-müteehhilin kitabı uzun yazmaktadır. Mârifetname kitabında olanı aynen aşağıda bildiriyoruz:

Ey aziz! Erkeğin zevcesi ile görüşmesinde, 30 şeyi yapması lâzımdır:

1) Ona karşı her zaman, güzel huylu olmalıdır. [Allahü teâlâ iyi huylu olanları sever. Huysuzları sevmez. Bir insanı incitmek haramdır. İşkence yapanın evlenmesi haramdır.]

2) Ona karşı her zaman, yumuşak davranmalıdır. Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “Müslümanların en iyisi, en faydalısı, zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır”.

3) Eve gelince zevceye selam vermeli, [yani selamün aleyküm demeli] ve nasılsın? diye hatırını sormalıdır.

4) Onu tenhada neşeli görünce saçlarını tutup, okşamalı, gülerek, bus etmeli ve sarılmalıdır.

5) Tenhada üzüntülü görünce, onu çok sevdiğini, acıdığını söyleyip hâlini sormalı, tatlı şeyler söylemelidir.

6) Yapamayacağı şeyleri bile söz vererek gönlünü almalıdır. Çünkü o, evinde kapalı, başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış olan dostu, dert ortağı, ekmek vericisi, kendini neşelendiricisi, çocuklarını yetiştiricisi ve ihtiyaçlarını gidericisidir.

7) Çocukları terbiyede, ona yardım etmelidir. Çünkü, bebek, anasına, gece gündüz ağlayıp, hiç rahat vermez. Onu insafsızca üzen bir alacaklıdır. O hâlde, ona imdad edene, Allahü teâlâ yardım eder.

8) Zevcesine, memlekette adet olan elbisenin, çamaşırın en kıymetlisini giydirmelidir. Ev içinde, her istediği, güzel şeyleri giydirmelidir. Sokağa çıkarken, bunları da örtmeli, yabancıya göstermemelidir.

9) İyi şeyler yedirmelidir. Zengin ise, helal olan her şeyi almalıdır. Ona geniş, kullanışlı, sıhhi ve İslam hanımına yakışan elbise ve nefis taam [yemek] temin etmeyi, kendine borc bilmelidir. [İmâm-ı Gazâlî “rahmetullâhi aleyh” Kimyâ-i saadet’in 141. sayfasında diyor ki “Zevcenin nafakasını sıkmamalı, israf da etmemelidir. Ailenin nafakasına verilen paranın sevâbı, sadaka sevâbından daha çoktur. Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Gaza için sarf edilen, köle azad etmek için, fakire sadaka vermek için ve evindekilerin nafakası için sarf edilen altınların en üstünü ve sevâbı çok olanı, evin nafakasına verilen altının sevâbıdır.) İbni Sirin “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyor ki ‘Hiç olmazsa haftada bir kere tatlı yedirmelidir.’ Nafaka temininden âciz olanın evlenmesi haramdır. Yemeği yalnız yememelidir. Çoluk çocukla yemek sevaptır. En mühim şey, nafakayı helalden kazanıp, helalden yedirmektir”.]

10) Zevcesini döğmemelidir. Dürrü’l-muhtar 3. cilt, 188. sayfadaki suçlardan birini işlerse, onu tazir etmesi, edeblendirmesi câiz olur ise de, yine vâcib olmaz.

11) Allahü teâlânın emirlerini yapmak hususunda olan kusuru için, bir günden çok dargın durmamalıdır.

12) Zevcesinin huysuzluklarını yumuşak karşılamalıdır. Çünkü, kadınlar eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Akılları ve dinleri erkeklerden azdır. Erkeğe emânet olunmuşlardır. Gülerek, tatlılıkla geçinmek için alınmışlardır.

[Aklı olan zevc ve zevce, birbirlerini üzmezler. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alâmetidir. Zalim, huysuz kimsenin hayat arkadaşı devamlı üzülerek asabı bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar hâsıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuştur. Saadeti sona ermiştir. Eşinin hizmetinden, yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona, alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövmekte ise de, ne yazık ki bu pişmanlığının faydası yoktur. O hâlde, ey müslüman! Hayat arkadaşına yapacağın huysuzlukların, işkencelerin zararlarının kendine de olacağını düşün! Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalış! Bunu yapabilirsen, rahat ve huzur içinde yaşar, Rabbinin rızasını da kazanırsın!]

13) Zevcesinin ahlakında bir değişiklik görürse, kabahati kendinde bulup, ben iyi olsaydım, o da böyle olmazdı, diye düşünmelidir. Evliyâdan birinin zevcesi, huysuz idi. Buna hep sabreder, soranlara derdi ki eğer onu boşarsam, ona sabredemeyen biri alır da, ikisinin birden felakete düşmelerinden korkarım. Büyükler “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” buyurmuş ki “Bir kimse ailesinin huysuzluğuna sabrederse, 6 şey, ziyandan kurtulur: Çocuk dayaktan, tabak bardak, kırılmaktan, ahırdakiler döğülmekten, kedi sövülmekten, misafir gücendirilmekten, elbise yırtılmaktan kurtulur”. Bunlar, Şiratü’l-İslam’da da yazılıdır.

14) Ehli kızınca, susmalıdır. Böylece kadın, pişman olup özür dilemeye başlar. Çünkü o, zayıftır. Susunca mağlub olur.

15) Ehlinin iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona duâ etmeli ve Allahü teâlâya şükretmelidir. Çünkü, uygun bir kadın büyük nimettir.

16) Zevcesi ile öyle olmalıdır ki zevcim beni herkesten çok seviyor, bilsin.

17) Bakkal, kasap, çarşı, pazar işlerini asla ona bırakmamalı, evin idaresinde onun fikrini sormalı, dışardaki büyük işleri söyleyerek, onu üzmemelidir.

18) Zevcesinin cahilce hareketleri için dâima uyanık bulunmalıdır. Çünkü, Adem babamız “aleyhissalatü vesselâm”, ehli, Havva anamızın daveti üzerine, yanlış iş işledi.

19) Zevcesinin, günah olmayan kusurlarını görmezlikten gelmelidir. Günah iş ve sözden vazgeçmesini ve namaza, oruca ve gusül abdesti almaya devam etmesini tatlı ve yumuşak sözlerle nasihat etmelidir. Kıymetli elbise ve ziynet eşyası alacağını vaad ederek ibâdetleri yaptırmalı, günahlarını önlemelidir.

20) Zevcesinin ayıplarını, sırlarını, herkesten gizlemelidir.

21) Zevcesine latîfe, şaka söylemeli ve kadın gibi olup oyunlar yapmalıdır. Nitekim, Allahü teâlânın sevgilisi “sallallâhü aleyhi ve sellem”, ezvac-ı mütahherasına karşı, insanların en zarifi idi. Hatta bir kere Âişe “radıyallâhu anha” ile yarış etti. Âişe valdemiz geçti. Bir daha yarış ettiklerinde, Server-i âlem “sallallâhü aleyhi ve sellem” geçti. Müslümanın ehli ile oynaması, boş ve günah değildir, sevaptır.

İbni Âbidin 5. cilt, 253. sayfada diyor ki “Lub, laib, lehv ve abes, hepsi oyun ile vakit geçirmektir. Nerd, yani tavla oynamak, satranc, 14 taş oynamak ve bütün çalgıları çalmak ve dinlemek, raks, dans etmek, hokkabazlık, şaklabanlık etmek, başkaları ile alay etmek, el çırpmak, hep oyun olup tahrimen mekruhturlar. Devamlı yapılırsa veya farzları yapmaya mâni olurlarsa ve kumar ile yapılırsa, söz birliği ile haram olurlar. Def ve kaval, ney çalmak ve dinlemek de böyledir. Hadis-i şerifte, (Her türlü lehv haramdır. Yalnız, zevce ile oynamak, at ve silah ile talim, yarış yapmak câizdir) buyuruldu. Harbe hazırlanmak için, güreş câizdir”.

22) Zevcesini cadde üstünde, parklara, oyun yerlerine, spor sahalarına, mekteplere karşı olan evlerde oturtmamalı, yabancı erkekleri görmesine, onlarla konuşmasına sebep olmamalıdır. Mescide yakın ve sâlih müslüman komşular arasında oturtmalıdır. Sâlih komşular, bunların birbirlerine zulüm, işkence yapmalarına mâni olurlar. Nasihat ederler. Yardımlarına koşarlar. Mahkemede, haklı olana şahitlik yaparlar. Böyle mahalleye, böyle şehre hicret etmek vâcibdir. Müslümanlar, ailesini, iyi havalarda, çayırlara, su kenarlarına, haram bulunmayan, kalabalık olmayan yerlere götürerek gezdirmeli, hava aldırmalıdır. Tatil günlerinde, kalabalık zamanlarda gezdirmemelidir. Fısk meclislerine götürmemelidir.

23) Zevcesini, İslamiyetin yasak ettiği şekilde tahsile vazifeye, fitneye sebep olan yerlere göndermemelidir. Behcetü’l-fetava sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki “Kadınlar camide, erkeklere verilen vaazı dinlemeye gelirlerse, vazifelilerin bunları menetmesi lazım olur”. [Mevlid dinlemeye gelmeleri de böyledir.]

Hadika’da, bütün bedenle yapılan günahların 32.’sinde diyor ki: Hür olan kadının, yanında zevci veya ebedî mahremlerinden biri olmadan 104 kilometre uzağa gitmesi haramdır. Kadınlar çok olsa da haramdır. Ya Resûlallah, zevcem hacca gidiyor denildikte, “Sen de beraber git!” buyurdu. (Mahrem) demek, kadınla evlenmeleri ebedî haram olan, soydan, sütten veya nikahtan akrabaları demektir. Kız kardeşin, teyzenin, halanın zevcleri mahrem değildirler. Çünkü bu kadın, bunlarla evlenebilir. Zimmi mahremi de, müslüman mahremi gibidir. Fasık olan [kötü kimse olan], emin olmayan ve baliğ olmamış küçük mahremi ile gitmesi câiz değildir. Baliğ olmamış gösterişli kızlar da, kadın gibidirler. Kadınların mahremsiz olarak sefere gitmelerinin haram olduğunu hanefi âlimleri söz birliği ile bildirmişlerdir. Şâfiî mezhebinde emin olunan kadınların toplu olarak mahremsiz, yalnız hacca gitmeleri câizdir. Yanlarında hiçbir erkeğin bulunmaması ve fitne çıkmamasından emin olmaları lâzımdır. [Hanefi mezhebinde olan kadınların Şâfiî mezhebini taklit ederek mahremsiz hacca gitmeleri câiz değildir. Bir hanefinin Şâfiî mezhebini taklit etmesi, ancak bir farzı yaparken veya haramdan sakınırken karşılaştığı haracdan, sıkıntıdan kurtulması için câiz olur. Câiz olduğu zaman da, taklit edilen mezhebin bütün şartlarına uymak lazım olur. Haccın hepsini Şâfiî mezhebine göre yapmaları lazım olur. Çünkü, bir ibâdeti yaparken, haraç [sıkıntı] yok iken, iki mezhebi karıştırmak (Telfik) olur. Müleffikın ibâdeti sahih olmaz. Batıl olur.] Hadika’dan tercüme tamam oldu.

24) Zevcesine Kurân-ı Kerîm okumasını, farzlardan, haramlardan, ona lazım olanları öğretmelidir. Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını bilmeyen fâsık [kötü kimse] ve zevcesine ve çocuklarına öğretmeyen, Cehennemde azap çekecektir.

25) Ehlinden izinsiz, nutfeyi ondan azl etmemeli ve muvakaada, o rahatlanmayınca feragat etmemelidir. İbni Âbidin “rahime-hullahü teâlâ” nikahta kısmeti anlatırken diyor ki “Bir kere cima ile zevcenin hakkı ödenmiş olur. Tekrarlamak diyaneten vâcibdir. Kadaen vâcib olmaz. Yani kadın, hakime müracaat edemez. Tekrarını talep etmek zevcenin de hakkı olup talep edince zevc üzerine vâcib olur. Bu hususta zaman ve adet bildirilmedi”. İfratı bedene, tefriti ruha zarar verir. 4 geceden fazla boş bırakmamalı, denildi. Hayız halinde, yani adet zamanında, ona tekarrüb, yani yaklaşmak haramdır. Büyük günahtır. Adet (regle) 10 günden sonra kesilirse, gusletmese bile muvakaa câiz olur. 10 günden önce, fakat adet tamam olunca, kesilirse, guslettikten veya bir namaz vakti geçtikten sonra câiz olur. 10 günden ve adetten önce kesilirse, gusletse dahi, adeti olan günler tamam oluncaya kadar, ailesi ile cima câiz olmaz. Fakat, bu zaman içinde, namaz kılması ve oruç tutması lâzımdır.

26) Zevce, yalnız evde zevcine karşı süslenip, başka kimselere süslenmemelidir. Zevcesi ve kızları açık gezen erkekler, onlarla birlikte Cehenneme gidecek, çok acı azap çekeceklerdir.

27) Zevcesinden izinsiz sefere, hatta nâfile hacca gitmemelidir.

28) Zevcesi namaz kılıyor ve kendisine itaat ediyorsa ve yabancı erkeklere açık saçık görünmüyorsa, ondan başka evlenmemelidir. Zira, zevceleri arasında adalet ve müsavat yapmayanlar Cehenneme gideceklerdir. Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: “İki zevcesi olup da, ikisine müsavi bakmayan kimse, kıyamet günü, mahşer meydanına yarı iğrilmiş olarak gelecektir”.

29) Zevceye, gâmını, kederini, düşmanlarını, borclarını söylememelidir.

30) Ona, yanında ve olmadığı zamanlarda, hep hayır duâ etmeli, fenâ duâ etmemelidir. Çünkü, gece gündüz onun için çalışmaktadır. Onun ekmekçisi, aşçısı, terzisi ve hamamcısı ve malının bekçisi ve yoldaşı ve munisi ve yarı ve nigarıdır.

Kimyâ-i saadet sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” 143. sayfasında buyuruyor ki “Erkeğin vazifelerinden 12.si, zevcesini boşamamaktır. Allahü teâlâ, bütün mubahlar [yani izin verdiği şeyler] içinde yalnız, talak vermeyi [yani boşamayı] sevmez. Zaruret olmadıkça, birini incitmek câiz değildir”.

Dinini bilen ve seven erkekler, her hareketinde İslamiyete uyarak, hem kendilerine, hem de aile ve akrabalarına ve bütün mahluklara hayırlı ve faydalı olur. Bunun için, kızını seven ve onun dünyada ve ahirette mesud olmasını isteyen, onu açık sokağa çıkarmamalı, dini ve ahlakı bozan televizyonları, radyoları dinlemesine ve böyle olan sinemalara ve topluluklara gitmesine mâni olmalıdır. Müslüman olan kimse, kızını müslüman ve sâlih kimselere vermelidir. Mal ve apartman ve mevki sâhibi değil, din ve ahlak sâhibi damad aramalıdır. Kızını kâfire veren kimsenin kendisi de, kızı da kâfir olur. Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “Bir kimse, kızını fasıka [kötü kimseye] verirse, Allahü teâlânın emanetine hıyanet etmiş olur. Emanete hıyanet edenlerin gideceği yer, Cehennemdir”. Bir hadis-i şerifte buyurdu ki “Kızını fasıka veren kimse, mel’undur”. Şir’a şerhindeki hadis-i şerifte, “Şefaatime kavuşmak isteyen, kızını fasıka vermesin!” buyuruldu. Eşiatül-lemeat’da, namazı geciktirmemeli babındaki hadis-i şerifte, “Ya Ali! Üç şeyi geciktirme! Namazı evvel vaktinde kıl! Hazırlanmış cenazenin namazını hemen kıl! Dul veya kızı küfvü isteyince, hemen evlendir!” Yani namazını kılan ve günah işlemeyen ve nafakasını helalden kazanan birini bulunca, hemen ona ver, buyurdu.

Kaynak: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler