Sual: Seneler önce çekilmiş olmasına rağmen hala müslümanlar tarafından beğenilerek seyredilen Çağrı filmi hakkında kanaatiniz nelerdir? Bu filmi seyrederken nelere dikkat etmelidir? Müslümanlar buna benzer filmler çekmeli midir?

Cevap: Öncelikle radyo, sinema, televizyon, internet ve sosyal medya neşir vasıtalarıdır. Kitap, gazete, mecmua gibidir. Bunlar, tabanca gibi, bir vasıta, bir alettir. Tabancayı, bir kabahatsiz, günahsız, zararsız kimseye karşı kullanmak günahtır. Muharebede, düşmana karşı kullanmak ise, çok sevaptır. Görülüyor ki tabanca kullanmak, hep günahtır demek veya her zaman sevaptır diye kestirip atmak, doğru değildir.

Bunun gibi, radyo ve filmler, iyi insanlar tarafından hazırlanır, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri bildirir, İslamiyetin faydalarını, ahlak, ticaret, sanat, fabrikaların çalışması, tarih olayları, askerlik gibi din ve dünya bilgileri verirse, böyle radyoyu dinlemek, böyle filmleri ve televizyonları görmek günah olmaz, mubah olur. Faydalı kitap ve mecmua okumak gibi, her müslümana lazım olur.

Fakat bunlar, din düşmanları, ahlaksızlar tarafından hazırlanır, haram, çirkin, şarkılar, çalgılar bulunursa ve zararlı şeylerin propagandası yapılırsa, böyle radyoları dinlemek, televizyonları görmek ve böyle film gösterilen sinemalara gitmek câiz olmaz. Böyle olan gazete ve kitapları, romanları okumak gibi, haram olur. Çağrı filmi için de çok mühim gördüğümüz bir noktaya temas etmek istiyoruz.

Çağrı filminde gördüğümüz kadarıyla önceden müşriklerin arasında iken daha sonra müslüman olan bazı ashab-ı kiramın, müslümanlara yaptıkları zulümler sahnelenmektedir. Filmde gösterildiği kadarıyla Vahşi, Hazreti Hamza’yı öldürmüş; Ebu Süfyan, Mekke’nin reisliğini yaparak müslümanlara çok zulmetmiş; hanımı Hind, Hazreti Hamza’yı şehid etmesi için Vahşi’ye talimat vermiş ve Uhud’da müşrik ordusunu cesaretlendirmiş; Amr bin As, Habeşistan’a hicret eden müslümanları ordan tekrar zorla Mekke’ye getirmek için uğraşmış; Halid bin Velid ise Uhud’da harbin seyrini değiştirerek Mekkeli müşriklerin mağlubiyetini önlemiştir. Bunlardan Halid bin Velid dışındakilerin müslüman olmalarına filmde pek yer verilmemiştir. Bu sahneleri seyredenlerin kalbinde bu ashab-ı kirama karşı bir soğukluk meydana gelebilir. Halbuki bir kimse kelime-i şehadet getirip müslüman olunca onun geçmiş günahları silinir. Bu sebeple Vahşi, Ebu Süfyan, Hind, Amr bin As, Halid  bin Velid gibi sahabileri sevmemiz ve onlar için “radıyallahu anh” ifadesini kullanmamız icab eder.

Vahşi bin Harb Habeşi, hazret-i Hamza’nın Bedr gazasında öldürdüğü Tuavme adındaki kâfirin kardeşinin oğlu Cübeyr bin Mut’imin kölesi idi. Uhud gazasında, Cübeyr, buna, Hamzayı öldürürsen azad ol demişti. Hind de babasının ve amcasının intikamı için, Hamza’yı öldürene çok altın vaat etmişti. Bunlar için Vahşi, hazret-i Hamza’yı, ok atarak ağır yaraladı ve kılıcı ile şehit etti. Ciğerlerini çıkarıp Hind’e götürdü. Her ikisi de, dünya ziyneti için, bu işi yaptı. Uhud’da, Resûlullah, birkaç kâfire beddua etmişti. Vahşi’ye niçin lanet etmiyorsun dediklerinde, “Miraç gecesi, Hamza ile Vahşi’yi kolkola, birlikte Cennete girerlerken görmüştüm” buyurdu. Mekke’nin fethinden sonra, Vahşi, Taiflilerle birlikte Medine’de mescide gelip, îman etti. Afva kavuştu. Fakat, Yemame tarafına gitmesi emrolundu. Resûlullaha karşı çok mahçup olup başı önünde yaşadı. Bir daha Medine’ye gelmedi. (Muhammediye) kitabında (Adı da Vahşi, kendi de vahşi) yazısı, müslüman olmadan önce Vahşi olduğunu bildiriyor. İman edince, tertemiz oldu. Bütün Evliyâdan yüksek oldu. Hicretin 11. senesi Yemame’de mürtedler ile çok şiddetli harp oldu. Müseyleme ordusundan 20.000, Hâlid ibni Velid askerinden 2.000 kişi öldü. Önce müslümanlar bozuldu. Sonra, Vahşi hazretleri kahramanca saldırıp, hazret-i Hamza’yı şehit etmiş olduğu kılınç ile Müseyleme-tül-kezzabı öldürdü. Bunu gören müslümanlar hücum edip, zafer elde edildi. Resûlullahın vaktiyle, Vahşi’yi Yemame tarafına göndermesinin, büyük mucize olduğu böylece meydana çıktı. Yermük gazasında da bulunup, rumlara karşı çok kahramanlıkları görüldü. Humus’ta yerleşti. Hazret-i Osman zamanında orada vefât etti.

Vahşi’nin îman ettikten sonra, şarap içtiğini ve bu yüzden had cezası verildiğini söyleyenler oluyor. Bu haberlere sahih değildir. Her müslümanı ve Ashâb-ı kirâmın hepsini iyilikle yad etmemiz emrolundu. Büyük âlim ve 13. asrın müceddidlerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Adab-ı Tarika-i Aliyye kitabında buyuruyor ki (Ehl-ullaha itiraz eden kimsenin küfür üzere öleceğini gösteren hadis-i şerifler vardır. Velînin Mâ’sûm olması şart değildir. Ashâb-ı kirâm arasında had cezası verilen ve eli kesilen oldu. Halbuki Sahabenin en aşağı derecede olanı da Velî idi. Hepsi, Sahabi olmayan Velilerin hepsinden daha yüksek idiler. Velilerin hepsi, günaha devam etmekten mahfuzdurlar. Hepsi tövbe ve istiğfar eder. Belki bâzen günah işlediği için pişmanlıkları, ağlamaları, Allahü teâlâya yalvarmaları daha çok olur. Dereceleri artar. Bu sebeple, Hikem-i Ataiye’de, (Zillet ve inkisara sebep olan günah, izzet-i nefse ve kibre sebep olan taatten daha hayırlıdır) denilmiştir. Amelleri ve sıfatları müsavi olan iki veliden, tövbesi daha çok olanın, Mâ’sûm olandan daha üstün olduğu bildirildi.) Buhârî’de diyor ki (Ashâb-ı kirâmdan Abdullah adında birine, şarap içtiği için had cezası verildi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, buna lanet edildiğini işitince, “Ona lanet etmeyiniz! Çünkü O, Allah’ı ve Resûlünü sevmektedir” buyurdu.)

Merecü’l-bahreyn’de, Ahmed Zerruk’tan alarak diyor ki (Mâ’sûm olmak, kusursuz olmak, Peygamberlere mahsustur. Velînin Mâ’sûm olması şart değildir. Israr ve devam olmadan, büyük günah işlemek, velâyeti bozmaz. Velî, günahından vazgeçer ve tövbe eder. Günah işlemek, insanı helak etmez. Günaha devam etmek, tövbeyi terketmek, helak eder. Âdem aleyhisselâmın zellesi ile İblisin isyanı, bundan dolayı farklı oldular.) Ashâb-ı kirâmın hepsini sevmekle ve hepsine saygılı olmakla emrolunduk. Sevilmeleri az veya çok olabilir. Fakat, hiçbirine dil uzatmamız, kötü bilmemiz câiz değildir. Kendi kusurlarımıza bakmamız, hiçbir müslümanı gıybet etmememiz lâzımdır.

Ebu Süfyan ise Hazret-i Muaviye’nin babasıdır. İslâmın büyük düşmanı idi. Kureyş ordusunun baş kumandanı olup çok müslüman şehit etti. Resûlullahın kayın pederi idi. Mekke fetholunacağı zaman İslam ordusuna gelip müslüman oldu. Taif gazasında bir gözü, Yermük harbinde ikinci gözü şehit oldu.

Hind ise Mekke kâfirlerinden Utbe bin Rebia bin Abd-i Şems bin Abd-i Menaf kızı, Ebû Süfyan’ın zevcesi idi. Uhud gazasında düşman askerlerine cesaret veriyordu. Hazret-i Hamza’nın şehit edilmesine sebep oldu. Mekke fethinde müslüman oldu. Kadınlar adına Resûlullah ile sözleşme yaptı. Hayırlı duaya mazhar oldu. 11 senesinde yapılan Yermük gazasında, İslam ordusunda bulunup, askeri harbe teşvik etti. Hazret-i Muaviye’nin annesidir.

Amr bin As ise ashâb-ı kirâmın meşhûrlarındandır. Hicretin 8. yılı, Mekke’nin fethinden, 6 ay önce Hâlid bin Velîd ile Medîne’ye gelerek müslümân olmuşlardır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Ummân’da vâlîsi olup, hiç azl buyurmadı. Hazret-i Ebû Bekr tarafından Şâm’ın fethine gönderildi. Halîfe Ömer tarafından Filistin vâlîsi oldu. Mısır’ı fethetti. Mısır’a vâlî yapıldı. Sıffîn muhârebesinde, ictihâdı, hazret-i Muâviye’nin ictihâdına uygun oldu. Yeniden Mısır’a vâlî olup, ölünceye kadar bu vazîfede kaldı. Çok zekî, meşhûr dâhîlerden idi. Cesur, edîb ve belîg idi.

Görüldüğü üzere yukarda isimleri yazılı ashab-ı kiramın tamamı İslamiyeti kabul ederek ashab-ı kiram olmakla şereflenmişlerdir. Ehli sünnet olmanın başlıca alameti ashab-ı kiramın istisnasız tamamını sevmektir. Bu sebeple onların “radıyallahu anhüm ecmain” tamamını hayırla yad etmeliyiz. Ve gerek peygamber efendimizin hayatını gerek din büyüklerimizin hayatını öğrenmek için en sahih kaynağın Ehli sünnet alimlerinin muteber kitapları olduğunu bilmemiz gerekiyor. Peygamber efendimizin hayatını okumak için tıklayınız.

Filmin yönetmeni Mustafa Akkad 2005’de Ürdün’de selefi bir terör örgütü tarafından öldürülmüştür. Vefat etmeden önce Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü haçlılardan kurtarması ve Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi filmlerini planladığı bilinmektedir. Vehhabi-Selefi örgütler yapmış oldukları terör faaliyetleri ile müslümanların dünyadaki imajına büyük zarar vermektedirler.

Tavsiye Yazı: Ashab-ı kiramın üstünlükleri

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler