12 — “Diğer doğu ülkeleri de, çöl kanunlarını atıp milli ve batılı bir ideolojiye yönelmekte, din afyonunu atmakla uyanmakta” imişler.

Cevap: Bu cahil ve sapık yazarın afyon dediği İslam dinine, Müslüman olmayanlar bile hayranlıklarını bildirmektedir. Mocheim diyor ki (Miladın 10. asrında, Avrupayı kaplamış olan müthiş kara günlerden daha kötüsü düşünülemez. Bu devrin en ileride bulunan latinlerinde bile ilim ve fen adına, mantıktan ileri bir şeyleri yoktu. Mantık, bütün ilimlerin üstünüdür sanılıyordu. O zaman Müslümanlar, İspanyada ve İtalya’da mektepler kurdu. Avrupalı gençler, ilim öğrenmek için buralara toplandı. İslam âlimlerinin okutma metotlarını öğrenerek, Hristiyan mektepleri açıldı).

Dünya tarihlerinin söz birliği ile överek yazdığı gözleri kamaştıran İslam medeniyetini, Kur’ân-ı Kerîm’e uyanlar meydana getirdi. Bugün Avrupa, Amerika ve Rusya’da fen ilerledi, dev sanayi kuruldu. Ay yolculuğuna başlandı. Fakat, hiçbirinde huzur sağlanamadı. Patronların israfı ve sefaheti, işçilerin sefaleti giderilemedi. Komünistlerde devlet, milleti sömürüyor. Milyonlarca insan, boğaz tokluğuna, aç, çıplak çalışıyor. Zalim, kan dökücü bir azınlık, bunların sırtından yaşıyor. Saraylarda zevk ve safa sürüyor, her kötülüğü yapıyorlar. Kur’ân-ı Kerîm’e uymadıkları için rahata, huzura kavuşamıyorlar. Medeni olmak için, fende, teknikte onlara benzemek, onlar gibi çalışmak, başarmak lazımdır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler, fende, sanatta ilerlemeyi emrediyor. Mesela, ibni Adi ve Münavi’nin bildirdikleri hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, fende ilerliyen, sanat sahibi olan kulunu elbette sever) ve Hakim-i Tirmizi ve Münavi’deki hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, kulunun sanat sahibi olduğunu görmeyi elbette sever) buyuruluyor. Fakat, medeni olmak için, yalnız bunu başarmak yetişmez. Kazanılan nimetlerin, adaletle paylaşılması, çalışanın emeğine kavuşması lazımdır. Bu adalet de, ancak Kur’ân-ı Kerîm’e uymakla elde edilir. Bugün Avrupa, Amerika ve Rusya, İslamiyete uygun olarak çalıştıkları işlerinde, kazanıyorlar. Fakat, kazançlarını Kur’ân-ı Kerîm’deki adalet esaslarına göre paylaşmadıklarından rahata, huzura kavuşamıyorlar. Sınıf mücadelesinden kurtulamıyorlar. İslamiyete uymayanlar, asla mesud olamaz. Uyanlar, müslüman olsa da, olmasa da, inansa da, inanmasa da, uydukları kadar, dünyada faydasını görür. İnanarak uyanlar ise, hem dünyada, hem ahirette faydasını görürler. Dünyada, rahat, huzur içinde yaşarlar. Ahirette de, saadet-i ebediyeye, sonsuz nimetlere kavuşurlar. Bu sözün doğru olduğunu tarih de, günlük olaylar da, açıkça göstermektedir. Bundan anlaşılıyor ki müslüman olsun olmasın, İslam dininin gösterdiği yolda ilerlemeyenler, ayrıldıkları kadar, zarara, felakete sürüklenirler.

Allaha iman, Allah korkusu ve İslam dini, maddi meselelerde âciz kalan insanlara ümit ve çalışma azmi verecek sebeplerdir.
Ekonomik ve teknik terakkilerin faydalı olabilmesi için, manevi kuvvete de ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Din ve fen, insanlara çok lüzumlu, çok faydalı olan iki yardımcıdır. Fen bilgileri, rahat için, huzur için, medeniyet için lazım olan vasıtaları, sebepleri hazırlar. Din bilgileri de, fennin hazırladığı aletlerin, rahat için, huzur için ve medeniyet için kullanılabilmelerini sağlar. Komünistler, Almanlardan, Amerikalılardan çaldıkları fen bilgileri ile dev sanayi, muazzam fabrikalar kurdular. Gözleri kamaştıran füzeler, peykler yaptılar. Fakat, bunlarda yalnız fen vardır. Din yoktur. Bundan dolayı, fen ile yaptıkları aletleri, kendi milletine işkence yapmak için ve başka milletlere saldırmak için ve dünyada isyanlar, ihtilaller çıkarmak için kullanıyorlar. Her yeri zindana çeviriyorlar. Fende ilerlemeleri, medeniyete değil, vahşete sebep oluyor. Rahat, huzur, insan hakları yok ediliyor. Bir azınlığın zevk ve safası için, milyonlarca insan sefil oluyor. Onun için, hakiki dini öğrenmeye ve hakiki müslüman olmaya gayret edelim.
Hakiki müslümanlar hakkında, bakınız, Kur’ân-ı Kerîm ne buyuruyor:

(İyi biliniz! Allahın dostlarına korku yoktur. Onlar üzülmiyeceklerdir!) “Yunus Sûresi, 62 meali”.

İslamın ahkamına, yani Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına inanalım. Bu ahkama uyarak, birbirimize ve devletimize yardımcı olalım. Rahata, huzura, saadete kavuşalım, sevgili okuyucularımız.

Hülasa: Yukarıda 12 madde halinde sıraladığımız yazılar, yazarlarının hem cahil, hem ahmak bir din düşmanı olduklarını gösteriyor. İslam âlimlerinden hiçbirinin hiçbir kitabını okumamış, işittiklerini de anlamamış oldukları görülüyor. Bunlara cevap vermeye değmez. Çünkü (ve ma cevabül ahmak-ı illa sükut) meşhurdur. Etiketlerine aldanan gençlerin ilmi yazılar olduğunu zannederek, senetleri, vesikaları olmayan bu hayali hezeyanlara aldanmamaları için kısaca cevap yazarak uyarmayı uygun gördük.

 

Soysuz olana, kıymet mi verir hiç diploma?
Altın palan vursan, eşek yine eşektir!

Allah’a tevekkül edenin yaveri Haktır.
Na-şad olan bu kalbim, bir gün şad olacaktır.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler