Sual: Cihad ne demektir? Cihadı ferdler yapabilir mi? Düşman daha güçlü ise ne yapılır?

Cevap: Cihad, insanların İslamiyeti işitmelerine ve müslüman olmalarına mâni olan zâlimleri, sömürücüleri ortadan kaldırarak, insanların müslüman olmakla şereflenmeleri için yahut müslümanlara saldıran kâfir, zalim ordularına karşı müslümanların mallarını, canlarını ve ırzlarını, namuslarını korumak için, can ile mal ile propaganda ile harp etmek, savaşmak demektir. Cihadı devlet yapar. Milleti sulh zamanında cihâdâ hazırlamak, yetiştirmek, devletin vazifesidir. Müslümanların cihad yapması, cihad sevâbına kavuşması, devletin cihad yapmak veya cihâdâ hazırlanmak için yaptığı davete, çağrıya ve kumandanların emirlerine itaat etmesi, askerlik vazifesini yapması demektir. Devletin izni ve kumandanının emri olmadan, herkesin başkasına saldırması, cihad olmaz. Çapulculuk, eşkıyalık olur. Büyük günah olur.

İbni Âbidin diyor ki “Devletin harp etmesi, bunun için de, zamanın en mükemmel silahlarını yapması, milletin de, devlete yardım, itaat etmesi vâcibdir. Devletin, askerce ve silahca daha üstün olan düşmana harp ilan etmesi, câiz değildir. Düşman hücum edince, herkesin cihat etmeleri farz olur ise de, arzu edip de, devlet ve ordu, harp etmediği için veya men olunduğu için cihat edememek günah olmaz. Harp edince, boş yere ölecekleri, etmezlerse esir olacakları biliniyorsa, harp etmeleri lazım olmaz. Müslümanların herhangi sûret ile helak olmalarından korkulursa, kâfirlere mal vererek sulh olunur”. [Buradan anlaşılıyor ki zulümden, fitneden kurtulmak için, mal vermek câiz olmaktadır.] Kâfirler istila ederse, Darülislama hicret edilir. Hicret edemezse ve gelen kâfir devlet zulüm ederse, zulüm yapmayan kâfir memleketine hicret edilir.

Fetava-yı Hindiyye’de diyor ki “Müslümanların adedi, kâfirlerin yarısından az değil ise ve silahları var ise, kaçmaları helal olmaz. Silahları yok ise, silahlı olan düşmandan kaçmaları câiz olur. [Mesela füzesi yok ise, füzesi olan düşmandan kaçması câiz olur.] Bunun gibi, bir kişinin üç kişiden kaçması câiz olur. Adetleri 12.000 olan ordunun, katkat fazla olan düşmandan kaçması helal olmaz. Düşmanın silah ateşi ile hedef aldığı yerden kaçmak câizdir”.

 

Sual: Cihad hakkında hangi eseri tavsiye edersiniz?

Cevap: Cihat hakkında, fıkıh kitaplarında uzun bilgi verilmektedir. Bilhassa İmâm-ı Muhammed Şeybani’nin Siyer-i Kebir kitabını, allame, şemsü’l-eimme Serahsi şerh etmiş ve bunu, Ayntablı Muhammed Münib Efendi Türkçeye tercüme etmiş ve hicri 1241’de basılmış olup cihâdâ ait ince bilgileri hâvi büyük bir kitaptır.

 

Sual: Bir Müslümanın kâfirlere domuz eti ve şarap satması caiz midir?

Cevap: Dârülislâmda müslümana ve kâfire domuz eti, leş, şarap satamaz. Çünkü Müslüman için bunlar mal değildir. Dârülharbde bunları kâfire satmak İmam Ebu Hanife’ye göre câiz ise de, iş haline getirmek müslümana yakışmaz.

 

Sual: Bankaların likit fon muamelesi caiz midir?

Cevap: Likit fon denilen sistemde bilindiği kadarıyla, banka mudinin parasıyla fon alır. Bu fonda, para, repo, altın, döviz ve hisse senedi gibi yatırımlara bağlanır. O fonun yükselişine göre az mikdarda da olsa muntazam ve garantili şekilde mudinin parasında artış olmaktadır. Bu fonda fâiz ve hisse senedi gibi şer’î hükümlere uygun olmayan hususlar bulunduğu için, bankaya para yatırıp B tipi (likit) fon veya A tipi fon muamelesine girmek, bankaya para yatırıp fâiz almak gibidir. Dârülharbde İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir.

 

Sual: Mecburi askerlik, Müslüman erkeğe cihadın farz olmasının neticesi midir?

Cevap: Şer’î bir devlette öyledir. Cihada gitmek farzı kifayedir. Seferberlik olursa farzı ayndır. Böyle olmayan şimdiki devletlerde, cihad ile alakası yoktur. Kanuni mecburiyettir.

 

Sual: Düşmanın kadın, çocuk ve yaşlı mensupları, savaşmıyorsa ve kendi taraflarına yardım etmiyorsa, kısaca savaşa dâhil değilse, öldürülmeleri nasıl caiz olur?

Cevap: Harbde, muhariplerin fidye mukabili serbest bırakılması, esir mübâdelesi, esirlerin köle yapılması veya öldürülmesi, kumandanın, yani halifenin salahiyetindedir. Maslahata muvafık gördüğü şıkkı tercih eder. Muharip olmayan kadın, çocuk, yaşlı, sakat ve rahipler, öldürülmez. Yağma ise, harb kızışınca, askeri cesaretlendirmek için yapılır. Bu da kumandanın salahiyetindedir ve menkul mallar içindir.

 

Sual: Müslümanların da bulunduğu bir birlikle savaşa gönderilen kişi nasıl hareket eder?

Cevap: Emre itaat lazımdır. Kendisini tehlikeye atmak olmaz. Oradaki kanı heder olanlara, yani imansızlara ve fitnecilere niyet ederek atılır. Aksi takdirde onlar kendisini vurur.

 

Sual: Emr-i bi’l-maruf farzı ayn değil midir?

Cevap: Farz ve haramlar için, farzdır. Sünnetler için, sünnettir. Müstehaplar için müstehabdır. Bu zamanda dil ile emri maruf âlimlere aittir.

 

Sual: Günümüzdeki din adamlarının siyasetçileri desteklemesi gerekir mi?

Cevap: Ulema, idarecilere nasihat eder; politikaya karışmaz.

 

Sual: Kadınların camiye gitmesi, çalışması, evlilik çağı, erkek kadın münasebetleri, müzik dinleme ve buna benzer meselelerde İslami ölçüyü mutedil bir şekilde söylediğimde, dinî bilgisi olanlardan bile reaksiyon alıyorum. Bazıları ise zaman değişti tarzında cevaplar veriyorlar. Bu tür meselelerde nasıl davranmalıyız?

Cevap: Herkese her şey söylenmez. Âhir zamanda, dini doğru olarak öğrenip yaşamaya çalışmalı; hâliyle nümune olmalı. İnsanlara anlamayacağı şeyleri söylemek fitneye sebebiyet verebilir, düşmanlıklarını doğurur. Sorana söylemeli, sorulmazsa susmalı. Meselenin delillerini iyi bilmeyenin emr-i maruf yapması doğru değildir.

 

Sual: İslâmiyet geldikten sonra köleliği neden yasaklanmadı?

Cevap: Kölelik harb hukukunun tabii neticesidir. Mütekabiliyet esasına istinad eder.

 

Sual: İmam Ebu Hanife ye göre hırsızın çaldığı mal çabuk bozulan meyve türünden ise ona hadd-i sirkat tatbik edilmediğinden, günümüzde gelişen teknoloji ile meyveler hemen toparlanıp dondurucuda saklanabilir olduğu için, hırsıza hadd-i sirkat lazım gelir mi?

Cevap: Lazım gelmez. Zamanımızda hadd-i sirkat tatbiki mümkün değildir. Zira had cezaları darülislâmdae ve kadı tarafından verilip tatbik edilir.

 

Sual: Bazı ateistler, İslâm barış diniyse, dört halife ve Emevîler devrinde fetihler neden var, diye sordu?

Cevap: İslâm, barış dinidir ama, herkes barışçı demek değildir. Sulhu korumak için bazen harb lâzım geliyor. İslâmiyet herkese Allah’ın adının duyurulmasını, İslâmiyet’in tanıtılmasını emrediyor. Bu da umumiyetle fetih yoluyla olur. Ateistlerle arkadaş olmayınız.

 

Sual: Zâlim idareciye isyan etmek neden caiz değildir?

Cevap: Ordusu ve polisi vardır. İsyan ederse, daha beter olur. Zalim idareci eli kolu boş oturacak değil ya! Ancak dua edilir.

 

Sual: Şu an ki Filistinlilerin İsrail zulmüne karşı ne yapmaları icab eder?

Cevap: İlim, kültür, sanat ve ticarette kendilerini yetiştirmeleri, zenginleşmeleri; güçlü bir cemiyet olmaları icab eder. Silahlı mücadele ile bir yere varmak kolay değildir. Resulullah aleyhisselâm, Mekke’de evvela kaliteli bir müslüman cemiyeti meydana getirdi. Sonra devlet kurdu. Âyet-i kerimede meâlen “Peygamberde sizin için en güzel bir örnek vardır” buyuruldu.

 

Sual: Şer’î bir devlette ateistlikleri açık ve ortada olanların hayat hakkı var mıdır?

Cevap: Vardır. Nitekim Abbasiler devrinde Dehrîler vardı. Hükümet bunlara ilişmezdi.

 

Sual: Ecnebi ülkelerde müslüman güreşçilerin, boksörlerin yaptıkları müsabakaların cihad hükmünde olduğu doğru mudur?

Cevap: Hayır. Boks gibi dövüşme sporları hiç  caiz değildir. İlimde, fende, ahlâkta ilerleyip herkese numune olmak, İslâmiyeti doğru bir şekilde anlatmak bu zamanda cihaddır.

 

Sual: İslâm savaş dinidir, barış dini değildir diyenlere nasıl cevap verilebilir?

Cevap: İslâm dini, dünyaya ve insanlığa barış getirmek; insanları dünyada rahat yaşamalarını, ahirette ise ebedî saadete kavuşmaları için gönderilmiştir. İslâm, barış demektir. Kuran-ı kerim’de savaştan çok barış kelimesi geçer. Peygamber Efendimizin vefatında bütün Arabistan ona tâbi olmuştu. Bunlardan inatçılıklarıyla meşhur Mekke ve Taif dışında tamamı, barış yoluyla bu yeni konfederasyona bağlanmıştı. Kur’an-ı kerimde “Düşman sulha yanaşırsa, siz de yanaşın ve “Sulh hayırlıdır” mealinde ayet-i kerimeler bunu göstermektedir. İcab ederse kendini korumak için savaşmak da meşrudur. Hayatta kalmak, barış içinde yaşamak böyle olur. “Hazır ol cenge, ister isen sulh ü salah” mısraı bunu ifade eder.

 

Sual: İmam Şafii hazretlerinin, bir belde eğer bir kez dârülislâm olmuşsa, orası sonradan kâfirlerin hâkimiyetine girse bile dârülharb olmaz sözü hakkında ne dersiniz?

Cevap: İmam Şâfiî Hazretlerinin içtihadının bu manaya gelmediğini Nevevî ve İbni Hacer izah ediyor. Bu, dârülharbdeki malların mülkiyeti ile alakalıdır. Dârülislâm, kâfirlerin istilasına uğrasa, Müslümanların malı, gayrımüslimlerin mülkiyetine geçmez. Sonra orası tekrar fethedilirse, Müslüman malını alabilir. Hanefide alamaz, ganimet olur.

 

Sual: ‘Dinde zorlama yoktur’ âyet-i kerimesi ile ‘İnsanlarla La ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum’ hadis-i şerifinin arası nasıl bulunur?

Cevap: Yani ya la ilahe illallah deyip Müslüman olacaklar veya Müslümanların hâkimiyetini kabul edecekler demektir. Yani hükmen Müslüman olacaklardır. Yoksa inanç olarak Müslüman olmaya zorlanamazlar.

 

Sual: Bir müslüman devlet, müslümanların yaşadığı bir şehri muhasara edip burayı savaşla alsa, ordunun burayı yağmalaması caiz olur mu?

Cevap: Kumandan harb esnasında zaferi çabuklaştırmak adına yağma vadedebilir. Müslümanın malı yağma edilmez, ganimet olmaz.

 

Sual: Sultan II. Abdülhamid’in peçeyi yasaklaması dine uygun bir hareket midir?

Cevap: Halife, maslahat icabı, mübahları emredebilir veya yasaklayabilir. Kadının yüzünü örtmesi lâzım değildir. Fitne zamanında örtmesi iyi olur demek, dinen müstehab olduğunu göstermez. Sultan II. Abdülhamid, peçeyi yasaklamadı.

İlk çıktığı zamanlar emniyet mülahazası ile çarşafı men etmek istedi. Kadınlar eskiden olduğu gibi ferace giyip yüzlerini hafif bir tül ile örtüyorlardı. Sonra çarşaf ve peçe yayıldı.

 

Sual: İlahiyat ikinci sınıftayım. Fakülteyi bitirince ne yapmamı tavsiye edersiniz?

Cevap: İmam Hatip mektebine hoca olun. Olmuyorsa lise ve ortaokullara din dersi hocası olun. Olmuyorsa imam olun.

 

Sual: İşgal ile fetih arasındaki farklar nelerdir?

Cevap: Umumiyetle edene göre fetih, edilene göre işgal deniyor ise de, işgal hukuken tanınmayan geçici bir haldir. Fetihte ise artık orası vatan edinilmiştir. İşgalde geçicilik ve tanımama; fetihte kalıcılık ve tanınma vardır.

 

Sual: Roma’nın fethine dair hadis-i şerif var mıdır?

Cevap: Hazret-i Peygamber, “Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne iyi kumandandır; onun askeri ne iyi askerdir” buyurarak müminlere İstanbul’un fethini müjdelediği gibi, Roma’nın da fethedileceğini müjdelemiştir. Deylemî’nin Müsnedül-Firdevs eserinde geçen hadis-i şerife göre, “Lâ tekumüs-sâa, hattâ yeftehallahu alel-mü’minînel-kostantîniyyetir-rûmiyyete bit-tesbîhi vet-tekbîr”. Yani, Allahü teala müminlere teşbih ve tehlille Roma’nın fethini nasip etmedikçe kıyamet kopmaz. Araplar, Kostantiniyye es-Sugrâ veya yalnız Kostantiniye dedikleri zaman İstanbul’u; Kostantiniyeti’r-Rûmiyye veya Kostantiniyyeti’l-Kübrâ dedikleri zaman Roma’yı kast ederler. Bu hadis-i şerif gösteriyor ki, kıyamete yakın, Mehdi aleyhirrahme zuhur edince, Roma fetholunacaktır. Zira fetih, tekbir ve tehlille müyesser olacaktır.

 

Sual: Fethedilen topraklarda ganimetin sınırı var mıdır? Kılıç hakkı nedir?

Cevap: Harb yoluyla fethedilen yerlerde menkul ve gayrı menkul bütün mallar, esirler, galiplere ganimet olur. Beşte biri devlet hazinesine alınır; diğerleri gazilere dağıtılır. Buna kılıç hakkı denir. Osmanlılarda, fethedilen yerdeki mabedler hükümdarın inisiyatifiyle olduğu gibi bırakılır; bunlardan bir tanesi Cuma namazı kılınmak üzere kılıç hakkı olarak camiye çevrilirdi. Ayasofya Camii gibi.

 

Sual: Harb esirleri köle olmak istemezlerse ne olur?

Cevap: Öyle bir alternatifleri yoktur. Hükümdarın obsiyonuna göre ya fidye veya esir değiş-tokuşu ile serbest kalırlar veya köle yapılırlar.

 

Sual: Müslümanların sanatta, mesela sinemacılıkta çalışması caiz midir?
Cevap: Zamanın silahı ne ise, bununla hizmet etmek icap eder.

 

Sual: İsviçre’de yaşıyorum. Buradaki insanlara İslâmiyetin hükümlerini anlatmak istiyorum. Nasıl hareket edeyim?
Cevap: Emr-i maruf vazifedir ama, bunun şartları vardır. Bir kere ilim sahibi olmak lazımdır. Ayrıca ilm-i siyaseti de iyi bilmek icap eder. Avrupa’da çok hassas bir vaziyet hüküm sürmektedir. Bu gibi mevzulara girmemelidir. Aksi takdirde fitne çıkar; hem kendisi sıkıntı çeker; hem de Müslümanların sıkıntısına sebep olunur. Lisanı haliniz ile İslamiyetin güzel ahlakını gösterebilirsiniz.

 

Sual: İslâm askerleri düşmanla harb sahasına varınca düşman askerlerinin birbirini kestiğini görse, ortadaki düşman malları ganimet olur mu?
Cevap: Muharebe şart değildir. Düşmanın her şeyi ganimettir.

 

Sual: Gayrı Müslimlerin Hz. Peygamber’e hakaret meselesi üzerine bir müslümanın tavrı ne olmalıdır?
Cevap: Gayrı müslimler, sadece iman ile muhataptırlar. İman etmeyen birinin, İslâm dinine hürmet göstermesi beklenmez. Böyle birine zarar vermek caiz değildir, fitneye Müslümanlara büyük zarar verilmesine sebep olur.

 

Sual: Ömrünü İslamiyet’e düşmanlık ederek geçirmiş birisi öldüğü zaman sevinmek caiz olur mu?
Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri, eliyle, diniyle ve kalemiyle dine zarar verenlerin, öldüğüne üzülmek şöyle dursun, sevinmek lazım geldiğini bildiriyor. Yine de bunu ilan etmek doğru değildir.

 

Sual: Hz. Ali’nin “İnsanlara anlayabilecekleri şeyler söyleyiniz. Siz Allah ve Resulünün yalanlanmasını ister misiniz?” sözüne göre, mesela dini bilgisi zayıf olan bir insana İslâmda recm olduğunu söylemememiz mi gerekir?
Cevap: Hz. Ali, dehrilere, yani ateistlere uzun uzun Allahın varlığını anlatmadı. “Siz haklıysanız, benim inanmakla zararım yok. Ama ben haklıysam, sizin haliniz ne olacak?” dedi. Avama derin ince hassas meseleler anlatılmaz. Yoksa küfre düşebilir. Veya anlayacağı kadar anlatmalıdır. İlk mektep matematiği ile lise matematiği ve yüksek matematik aynı mı anlatılıyor?

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler