Sual: Şeytanın şerrinden korunmak için neler yapılmalı?

Cevap: Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmin Bakara sûresi 168. âyetinde meâlen; “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerden helâl ve temiz olmak şartıyla yiyin, şeytanın izini tâkib etmeyin. Çünkü, o hakîkaten sizin için apaçık bir düşmandır” ve Mâide sûresinin 91. âyetinde meâlen; “Muhakkak şeytan, şarabda ve kumarda aranıza kin ve düşmanlık düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız” buyurmak sûretiyle apaçık düşman olduğunu bildirdiği şeytanın şerrinden kaçınmayı ve korunmayı emretmektedir.

Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şeytanın şerrinden korunmak husûsunda İbn-i Abbâs’dan (radıyallahü anh) rivâyet edilen hadîs-i şerîfde; “3 kimse iblis ve iblisin tâifesinin şerrinden korunurlar. Allahü teâlâyı gece-gündüz zikreden, seherde istiğfâr eden, Allah korkusundan dolayı ağlayan kimse” ve Abdullah bin Mes’ûd’un rivâyet ettiği hadîs-i şerîfde de; “Bir kimse yemekte, gündüz uyurken veya gecelerken, şeytanın yanında barınmamasını istiyorsa; evine girerken selâm versin, yemeği Besmeleyle yesin” ve Ebû Hüreyre’nin (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadis-i şerîfde; “Evlerinizi kabir hâline getirmeyin. Hiç şüphe yok ki şeytan Bakara sûresi okunan evden çıkar gider” buyurdu.

Şeytanın şerrinden ve hîlesinden emîn olmak için 5 vakit namazı cemâatle kılmalı, Kur’ân-ı kerîmi çok okumalı, duâ etmeli, ibâdetleri Allah rızâsı için yapmağa çalışmalı ve ilim tahsiline devam etmelidir.

Ahmed bin Hanbel’in “Müsned”inde İbn-i Ömer’den (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfde Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İçinizden her kim Cennet safâsını isterse cemâate devam etsin. Çünkü şeytan tek kişi ile bulunur. 2 kişi olurlarsa uzak olur.”

Celâleddîn-i Süyûtî’nin (rahmetullahi aleyh) “Kitâb-ür-rahme fit-tıbbı vel-hikme” kitabında sihir, nazar ve cinden korunmak için kıymetli bilgi vardır. Yüzellinci bâbında buyuruyor ki: “Şeytanın vesvesesinden, sıkıntıdan kurtulmak için, her gün bu duâyı okumalıdır; “Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül-azîz-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyûm-ül-kâimü alâ-külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!” Şeytanın şerrinden Allahü teâlâya sığınmalı, Allahü teâlâyı çokça zikretmeli, e’ûzü ve Besmele okumalıdır. Çünkü Allahü teâlâ Nahl sûresi 98. âyetinde meâlen; “Racîm olan şeytandan Allah’a sığın.” buyurdu.

Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) anlatıyor: Bir gün mü’minin şeytanı ile kâfirin şeytanı karşılaştılar. Yağlı, semiz ve parlak olan kâfirin şeytanı mü’minin şeytanına; “Bu ne hâl?” diye sordu. Mü’minin şeytanı da; “Ne yapayım, bir adama düştüm ki adam bir şey yiyeceği zaman Besmeleyi okur ben yiyeceksiz kalırım. Giyindiği zaman elbiseyi Besmeleyle giyer ben çıplak kalırım. Temizlendiği zaman Besmeleyle temizlenir ben de pis kalırım” dedi. Bunun üzerine kâfirin şeytanı da; “Ben öyle bir adam ile arkadaşım ki, bunlardan hiç birinde Besmele getirmez. Yemesinde, içmesinde ve giyinmesinde ben kendisine ortak olurum” dedi.

Mugîre bin Şu’be buyurdu ki: “Bir kimse evine, girdiği zaman selâm verirse, şeytan şöyle cevap verir: “Artık, benim burada duracak bir yerim kalmadı.” Sofraya oturup yemek yemeğe başladığı zaman Allahü teâlânın adını anarsa, yâni Besmele-i şerîfeyi söylerse, o laîn bu defâ; “Burada benim için ne duracak yerim, ne de yiyecek bir şeyim kaldı” der. Su içeceği zaman, Allahü teâlânın adını anınca, tekrar; “Artık burada benim için ne durak, ne yemek, ne de içmek kaldı” diyerek eli boş bir şekilde çıkar gider.”

Kalbi kötü huylardan ve düşüncelerden temizlemelidir. Çünkü, şeytan aç bir köpeğe benzer. Köpek insana yaklaşır. Şâyet et, ekmek gibi yiyecek bir madde önünde yoksa, köpeğe; “Defol git” demekle uzaklaşır gider. Fakat yiyecek bir şey varsa, o yalnız kovalamakla oradan uzaklaşmaz. Şeytan da böyledir. Şâyet kalbde kötü bir huy veya düşünce yoksa, yalnız Allahü teâlâyı zikretmekle oradan uzaklaşır. Şâyet şehvet ve kötü huylar kalbe yerleştiyse, zikrin hakîkati kalbe hâkim olamaz. Bu sûretle yine şeytan kalbe hâkim olur. Onun kalbden uzaklaşması için hem kalbi kötü huylardan temizlemeli, hem de Allahü teâlâyı anmalı, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” demelidir.

Âyet-el-kürsî okumalıdır: Hasen-i Basrî (rahmetullahi aleyh) naklediyor: “Bana haber verildi ki, bir gün Cebrâil aleyhisselâm, Peygamber efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve dedi ki: “Cinlerden bir ifrit (îmânsız cin) sana hîle etmek istiyor. Yatağına girdiğin zaman Âyet-el-kürsî’yi oku.”

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler