123 – Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki (Bir kişi geldi, Lokman hakim hazretlerine sordu:

– Ya Lokman! Sen bu mertebeye nasıl eriştin?

Lokman hazretleri buyurdu ki: Ben bu mertebeye 3 şeyle eriştim:

1- Emaneti yerine vermekle,

2- Doğru söylemekle.

3- Malayaniyi  [yani faydasız sözü] terketmekle.)

 124 – Müminûn sûresinin 8. âyetinde meâlen, (Emanetleri güzelce kullanıp, yerli yerine ifa edeni, korktuğundan emin kılıp, Cennetime koyarım) buyuruldu.

Tenbih: Kitabın çeşitli yerlerinde, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturacak dualar, iyi işler yazılıdır. Bunlar övülmekte, yapılmaları teşvik edilmektedir. Unutmamalı ki Ahirette Allahü teâlânın rahmetine kavuşabilmek için, iman ile ölmek lazımdır. Kur’ân-ı Kerîmde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilenlere uygun imanı olmayan ve haramlardan sakınmaya ve İslamın 5 şartını yapmaya ehemmiyet vermeyen kimse rahmete kavuşamaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bidat ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borcdan, azabından kurtulur ise de, vaat edilmiş olan sevaplarına kavuşamaz. Ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve Hasenâtının karşılığına kavuşamayacaktır. Dünyadaki iyiliklerinin karşılıklarına kavuşmak isteyenin, hemen tövbe etmesi, imanını düzeltmesi lazımdır.

125 – Hak teâlâ buyurur ki ey kulum, ben acıktım, beni doyurmadın. Kul cevaben der ki: Ya Rabbi! Bütün alemleri doyuran sensin! Ben seni nasıl doyurabilirim? O zaman Cenab-ı Hak buyurur ki falan fakir kulum aç idi, sen ise bol bol rızıklar içinde yüzüyordun. O fakir kulumu doyursaydın, benim rızamı kazanmış olacaktın. Yine Allahü teâlâ buyurur ki ey kulum, ben susamıştım. Bana niçin su vermedin? Kul aynı şekilde: Ya Rabbi! Bütün alemlere su veren sensin, benim seni sulamaya kudretim var mıdır? Allahü teâlâ buyurur ki falan kulum susamıştı, eğer onu sulamış olsaydın, benim sevgi ve muhabbetimi kazanmış olacaktın. Yine bunun gibi, çıplak olanı giydirmek için bu sual-cevap varid olur. Yine bunun gibi, ben hasta idim de, benim hal ve hatırımı gelip sormadın. Ya Rabbi, seni nasıl ziyaret edebilirdim? Allahü teâlâ buyurur ki falan kulum hasta idi, onu ziyaret edeydin, orada benim rızamı bulacaktın.

NİMETLERE ŞÜKÜR FASLI

126 – Hak teâlâ hazretleri buyurdu ki: (Ya Musa! Bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü eda etmiş olur. Bir kulum rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.) İnsanlara lâyık olan, her zaman kendisine verilen rızıkları Allahü teâlâdan bilmektir. Buna, (Hamd etmek) denir. Ve bunlara mukabil gece gündüz şükür ve tesbih ile tahmid eylemektir. Musa aleyhisselâm bu kelamları işitince, (Ya Rabbi! Bütün kelamların hakikattir) dedi.

183 – Ey Oğul! 1 hastanın 3 hâli vardır:

1- Bir melek gelerek ağzının tadını alır.

2- Bir melek de kuvvetini alır.

3- Bir melek de gelip günahlarını alır.

Hasta iyi olunca, ağzının tadını alan melek, yavaş yavaş geriye verir. Kuvvetini alan melek de, geriye verir. Günahlarını alan meleğe gelince, bu, Allahü teâlâya sorar. Bu günahı ne yapayım? Allahü teâlâ, hadis-i kudside buyurur ki: (Benim rahmetim gazabıma sebkat etmiştir. Binaenaleyh, hasta kulumun günahını affettim!)  Hastalık, derd, keder, günahları götürmez. Bu acılara sabır etmek, günahları götürür.

Sana iyilik yapana iyilik yap, fenalık yapanı, zulüm edeni affeyle, onlara nasihat et! Sapık inançlı, fenâ huylu kimselerden kaç! Onunla arkadaşlık yapma!

184 – Ey Oğul! Sultan-ı Enbiya “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Ebû Hüreyre’ye buyurdu ki: (Hastanın hâlini sormak için 2 kilometre git, küs olan kimseleri barıştırmak için 4 kilometre yürü, 6 kilometre de, bir din kardeşini ziyaret etmek için git, bu kadar da, ilim adamından bir mesele öğrenmek için git!)  [1 mil 2 kilometredir.]

185 – Her insana elinden geldiği kadar iyilik et! Müslümanların ilim öğrenmelerine ve ibadetlerine yardım et! En büyük yardım, onlara Ehl-i sünnet itikadını, helalleri, haramları, farzları öğretmek ve hatırlatmaktır. Bunları Allah rızası için yap! Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibadet etseniz, müminleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirleri ve mürtedleri, Allah için kötü bilmedikçe, hiç bir ibadetiniz, hayrat ve Hasenâtınız kabul olmaz!)  Allahü teâlânın en çok sevdiği ibadet, hubb-i fillah ve buğz-i fillahtır. Yani, müslümanları sevip, onlara yardım ve hayır duâ  etmek ve din-i İslamı beğenmeyenleri, İslamiyete ve müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemek ve imana, hidayete kavuşmaları için duâ  etmektir.

Peygamberimiz “aleyhisselâm” buyurdu ki: (Ya Eba Hüreyre! Benim ile Arş gölgesinde gölgelenmek istersen, her gün 100 kere salavat-ı şerife getir! Mahşerde benim havzımdan içmek istersen, mümin kardeşinle 3 günden fazla dargın durma! Fakat, şarap  [veya diğer alkollü içkileri] içen ve haram yiyenler ile konuşma, kendini onlardan çek!)

Tavsiye Kitap –> Ey Oğul İlmihali

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler