Sual: Bir kimse kredi çekerken bizim malımızı ipotek ettirmek istese caiz midir?

Cevap: Harama yardım olur. Caiz değildir.

 

Sual: Kredi kartından yapılan harcama sonrasında, bankadan bir mesaj geliyor: muayyen bir fazlalık mukabilinde, borcun taksitlendirilebileceğini söylüyor. Bu caiz midir?

Cevap: Borcun arttırılarak takside bağlanması fâizdir.

 

Sual: Bugünki müslümanların İslâmiyyetin muamelattaki hükümlerine (bey, şirâ, vekâlet, havâle, fâiz) uymamaları câiz midir?

Cevap: İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed, Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik edilmediği yerlerdeki müslümanların, kendi rızaları ile ve menfaatlerine olmak şartıyla, bey ve şirâ ahkâmına uymamalarını câiz görmektedir. Dolayısıyla bugün müslümanların, Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik olunmadığı Almanya, Fransa gibi memleketlerde, gerek oradaki gayrımüslimlerle, gerekse birbirleriyle olan muamelattaki münasebetlerinde Ahkâm-ı İslâmiye’ye uymamaları, fâsid akid yapmaları, karşı tarafdan fâiz almaları câiz; ancak fâiz vermeleri ve bu muameleden zarar etmeleri câiz değildir. Taraflar müslüman ise ve bunlardan birisi Ahkâm-ı İslâmiye’ye uymak isterse, karşı tarafın da uyması gerekir. İki taraf râzı olsa bile, böyle yerlerde bey ve şira ahkâmına uymak takvâdır; İmam Ebu Yusuf ve üç mezhebe göre lâzımdır.

 

Sual: Şirket ortağım, bankadan faizle kredi alarak sermaye hissesi olarak verdi. Almak câiz mi?

Cevap: Haram, fâizli akid yapılırken cereyan eder. Para adamın mülküdür. Nitekim haram parayı bile malı ile karıştırırsa, bilenin alması câizdir.

 

Sual: Bir talebe yurduna verilen kurban etlerini bir soğuk hava deposuna verip, o adam bunu kullanıp, bize başka etten her hafta şu kadar vermesi câiz mi?

Cevap: Fâiz olur. Ama eti adama satarlar. Parasıyla her hafta veya her ay şu evsafta et vermesi üzere selem akdi yapabilirler.

 

Sual: Bankada vadeli hesap açtırmak câiz midir? Bono, Borsa câiz mi?

Cevap: Vadeli hesap açtırıp, fâiz almak, borçlu olduğu kimseye bono yazıp vermek, alacaklının bu bonoyu bir başka borçlusuna vermesi, yatırım maksadıyla borsadaki hisse senedlerini almak, İmam Ebû Yusuf ve diğer üç mezhebe göre câiz değildir. İmam Ebû Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir. Ancak fâiz vermek, bono kırdırmak, borsada al-sat yapmayı iş haline getirmek hiçbir zaman câiz değildir.

 

Sual: Paraya ihtiyacı olup, karz bulamayan birisi, kredi kartını, tanıdık bir esnafın pos makinesinden geçirtip, bu parayı esnaftan alsa, esnaf bu kişiden ayrıca ücret alabilir mi?

Cevap: Kredi kartını pos makinesinden geçirip, sonra bu meblağ kadar esnaftan nakit para almak, satış gibi gözükse bile, aslında karz muamelesidir. Akitte görünüşe değil, maksada itibar edilir. Para bankadan borç alınmakta; banka esnafı vekil etmektedir. Kart komisyonunu, satış gibi göründüğü için muamelenin kdv gibi vergilerini kart sahibi ödemesi gerektiği gibi; esnaf ayrıca bir muamele ücreti alabilir. Esnaf parayı önce verir de, sonra kartı pos makinesinden geçirirse, kendisi borç vermiş; bankayı da kefil etmiş olur. Banka parayı esnafa öder; kart sahibi de bankaya öder.

Kart sahibi borcu, kartı veren bankaya, yani borcun temlik edildiği bankaya öder. Esnafın, kart komisyonu ve vergileri kart sahibinden tahsil etmesi caiz olduğu gibi; muamele masarfı adıyla muayyen bir mikdar istemesi caiz olur.

Esnaf, kendi kartını kendi pos makinesinden geçirse ve satış yapmış gibi gösterip para alsa, bu hakikatte bankadan borç almak mânâsına gelir. Para çekip fâiz ödememek şartıyla câiz olur. Bankaya kart komisyonu ödemek muamele masrafı sayılır; muamelenin resmî vergisi de tabiatiyle esnafa aittir. Esnaf, kendi kredi kartından çektiğinde doğrudan kendisi bankadan fâizsiz borç almış olur. Banka, esnafın kendi kredi kartını kendi pos makinesinden geçirmesini yasaklamadığına göre buna zımnî izni var demektir. Her iki halde de ödenen komisyon fâiz değil, muamele masrafı karşılığıdır. Bu işler için bankanın bir muamele masrafı yaptığı hakikattir. Şer’î hukukta borçlanma esnasında sened masrafının alacaklı veya borçluya ait olmasını kararlaştırmak câizdir. Kredi kartından para çekmek ise fâiz işletildiği için câiz değildir. Kredi kartını zamanında ödemeyip fâiz ödemek zorunda kalmak da câiz olmaz.

 

Sual: İnşaat şirketimiz bankalardan kredi kullanıyor. Bunlarla inşaatları yapıyor, malzeme alıyor, personel maaşı ve taşeron ödemelerini yapıyor. Belirli ilerleme seviyelerine gelince de istihkak düzenliyor, işverenden parasını alıp kredi geri ödemelerini yapıyor. Bu döngü sürekli yenileniyor. İdareler parayı mutlaka banka hesabına yatırıyorlar. Ayrıca ihaleye girebilmek için gereken teminat mektubunu da bankalar belirli hacimde kendileriyle iş yapan müşterilerine limit dâhilinde veriyorlar. Bu yüzden bankalar ile çalışmak ve bu limitleri arttırmak zorunluluğu var. Yeni kurulan bir şirketin iş hacmi belli seviyeye gelene kadar önceden para harcanıp sonra istihkak yapıldığından dolayı finansman açığı doğuyor. Şirket bundan önceki devirlerde bu açığı bankadan kredi kullanmak şeklinde çözmüş. Şimdi şirketin elinde kârlı gözüken bir iş var ve buradan elde edilecek kâr ile bir sene zarfında tüm kredilerin kapatılmasına niyet edildi. Bu niyet işi kurtarır mı?

Cevap: Banka ile çalışmanın mahzuru yok. Ama bankadan kredi kullanıp faiz ödemek caiz değildir. Niyetle kurtulmaz. Şirketin daha fazla kâr edeceği kat’i değildir. Şirketler, ticarî firmalar sermaye ile kurulur. Sermaye olunca kredi almaya ihtiyaç kalmaz. Sermayesi olmayan firma ve şirket kurmaz, ücret ile çalışır.

 

Sual: Bir GYO şirketi ile ortak bir proje yapıyoruz. Burada müşteriler bizim inşa ettiğimiz yerleri satın alıp parasını ortak hesaba peşin yatırıyorlar. Bu paralar bizim inşaat ilerlememize paralel olarak GYO tarafından ortak hesaptan serbest bırakılıyor. İşin başında satışlar çok iyi gitti ve hesapta oldukça yüklü bir para birikti. Bu toplanan paraları GYO nemalandırıyor ve bize fâiz ödüyor. Bu fâizleri ne yapacağız ? Bunlarla banka fâiz ödemelerini yapmak uygun olur mu ? Başka ne şekilde değerlendirilebilir?

Cevap: Bunlar adı fâiz olsa da, bir fâizli akid neticesinde tahakkuk etmiş değildir.  GYO şirketinin ihsanı mesâbesindedir. Kaldı ik başta böyle anlaşılmış olsa bile bu fâizleri almak İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir. Zaten paranın altın üzerinden kıymet kaybetmesini de borçlu tazmin etmelidir. Bu faizler bunu ancak kapatabilir. Bunlar şirketin (dolayısıyla şirket ortaklarının) mülküdür. Bunlarla kredi faizi ödemek, kredi almayı meşrulaştırmaz.

 

Sual: Aktüel enflasyon nisbetinden daha aşağıda bir nisbette faiz geliri caiz midir?

Cevap: Enflasyon değil, altın kıymeti nazara alınır. Borçlu, borç aldığı gün ile ödediği gün arasındaki farkı altın kıymetine göre tazminle mükelleftir. Aksi takdirde alacaklı zarara uğrar. Bu faiz değildir. Önceden de mikdar bilinemez ve şart koşulamaz. Mamafih bugün bankaların ödediği faiz, umumiyetle bankaya yatırılan paranın altın üzerinden değer kaybından bile az olmaktadır.

 

Sual: Avrupa’da, çok cirolu bir bonoyu, gayrimüslime vermek günah mıdır? Türkiye’de çok cirolu çeki müslüman toptancıya vermek câiz midir?

Cevap: Avrupa veya Türkiye’de İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre câizdir.

 

Sual: Bir banka, hisse senedi alırken, belli nisbete tekabül edecek şekilde yine hisse almaya imkân tanıyor. Yani 100 liralık hisse senedi alırken, meselâ 50 liralık daha banka imkânı ile alabiliyorsunuz. Yani bir bakıma size kredi tanıyor. Hâliyle sonrasında da fâiz adıyla ücret tahsil ediyor. Dinen bu da faiz midir, yoksa sizin adınıza yapılmış bir muamele ücreti olarak değerlendirilebilir mi?

Cevap: Faiz adıyla alıyorsa faizdir. Caiz değildir. Ama “muamele masrafı” veya “ücret” adıyla alırsa, karşılığı bulunduğundan câiz olur. Bankalar, kredi verdiği zaman, fâiz yerine bu isimle para alsalar, banka bu işi yaparken gerçekten bir masraf yaptığı için câiz olur ve fâiz olarak değerlendirilemez. Ekonomideki nâzım rolü inkâr edilemeyecek olan bankaları, tefecilerle aynı kategoride görmek doğru değildir.

 

Sual: Emlâk işiyle uğraşıyorum. Gelen müşterilerin bankadan mesken kredisi almasına yardımcı oluyorum. Banka da bana komisyon veriyor. Bu iş mahzurlu mudur?

Cevap: Evi olmayan kimsenin, faizsiz borç da bulamıyorsa, bankadan kredi çekmesi caizdir. Size gelen müşterilerin böyle olduğuna hüsnü zan ederek aracı olmak câizdir. Alınan para da helâldir. Yine de tayyip bir iş değildir.

 

Sual: Riyâdü’n-Nâsıhîn’de “Satılan şeyin ayıbını ve satın alınan şeyin kıymetini gizlemek fâiz olur” diyor. Bir kimse sattığı malı kaça aldığını söylemek mecburiyetinde midir?

Cevap: Satış akdinde malın belli bir fiyatı olur (semen). Bu malın kaça mal olduğunu, kaç liraya alındığını söylemek lâzım değildir. Yukarıdaki ifadede kasdedilen, satın alınan malın kıymetini satıcının saflığından veya başka bir şeyden faydalanmak suretiyle gizleyerek, düşük fiyatla almaktır. Bir malın antika olduğunu bilmeden satan kimsenin malını ucuza almak böyledir.

 

Sual: Otomobil kredisi kullanarak ikinci el bir araba almak istiyorum. Bunun için kredi almam caiz midir?

Cevap: Nafaka dışında, borç para bulamayan kimsenin fâizle borç (kredi) alıp bununla bir şey alması ve fâiz ödemesi İslâm fıkhında câiz değildir. Dârülharbde de hüküm böyledir. Araba için de böyledir.

 

Sual: Bir kişi bir bankadaki vâdeli (veya vâdesiz) hesabına haram para yatırsa; daha sonra tekrar aynı kişi aynı bankanın aynı şubesinde kendi adına, fakat farklı bir vâdesiz (veya vâdeli) hesabına helâl para yatırsa, bu helâl parasını daha önceki parasıyla karıştırmış olur mu? Yani bu helâl parayı kullanmak artık tahrîmen mekruh mu olur?

Cevap: Bir kimse haram bir malı gasp, rüşvet, fâiz gibi yollardan biriyle ele geçirse, hemen geri vermesi ve tövbe etmesi gerekir. Kendi malına ayıramayacak şekilde karıştırmışsa, bu malı, mülk-i habis olur. O malı tazmin etmeden bunu kullanamaz.

 

Haram parayı bankaya yatırmak da kullanmak demektir ve helâl değildir. Ama yatırırsa, bu para kendisinden çıkmış, helâk olmuş olur. Bu parayı banka geri öderse, artık o paralarla değil, başka paralarla ödediği için, bu paralar habis olmaktan çıkar. Ama tazmin borcu ve gasp günahı kalır. Çünki habis mülkü bilmeden almak câizdir. Banka bunu bilemez. Binaenaleyh banka için bu mal habis değildir.

 

Kendi helâl parasını bankaya yatırması câiz ve bunu sonra geri alması caizdir. Burada habis mülk, tazmin borcu ve gasp günahı yoktur.

 

Sual: Altı ay kadar önce evlendim. Düğün masrafları vs. için kredi kullandım. Daha sonra pişman oldum. Bir yere sordum. Gelen cevapta bankadan kredi alınan paranın kendisinin haram olduğu söylendi. Şimdi ne yapabilirim?

Cevap: Bankadan fâiz ile kredi almak ve fâiz ödemek câiz değildir. Bu şekilde bir kredi alınmışsa, fâsiddir. Bozulması gerekir. Fâsid akid ile alınan mal veya para mülk olur ise de, kullanmak câiz değildir. Akdi bozup, iâde etmek gerekir. Akdi bozmak mümkün değil ise, artık yapacak bir şey yoktur. Tövbe edilir. Bununla alınan eşyalar haram olmaz. İslâm hukukuna göre idare edilmeyen memleketlerde, karşılıklı rıza ile ve müslümanın menfaatine olmak şartıyla fâsid yoldan alınan mal veya paranın haram olmadığı İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed tarafından ictihad buyurulmuştur. Fıkıh kitaplarında, fâiz alma hâlinde, sadece fâizin değil, o paranın tamamının haram olduğu sözü, fâiz olarak alınan fazlalık sahibine geri verilip tövbe edilmedikçe geri kalan parayı (anaparayı) kullanmak helâl olmaz mânâsına gelir. Bunun da muhatabı fâizle borç veren, yani bankadır.

 

Sual: Kredi çekerek araba almak uygun değil diye biliyorum. Bu zamanda araba zaruret kredi uygun diyenler var. Hangisi doğru acaba?

Cevap: Faizle kredi ancak zaruret halinde caiz olabilir. Bu da bugün için sadece hiç evi olmayan için oturacağı bir evdir. Çünki ev nafakadandır. Zaruri ihtiyaçtır. Kira ile ev bulmak çok zordur. Araba böyle değildir. Araba almak için kredi çekilmez. Araba zaruri ihtiyaç değildir. Hatta devamlı masraf çeken bir musibettir.

 

Sual: Konut kredisi kullanmaya dair hükümleri biraz açıklar mısınız? Kredi sözleşmesi imzalanırken yapılabilecek birkaç değişiklikle muamelenin câiz kılınması mümkün müdür? Bazı bankaların katılım katkı payı adıyla aldığının hükmü nedir? Banka çalışanının krediyi vermede salahiyetli olup olmadığını bilmeden krediyi tahsil etmede alıcıya düşen bir araştırma mükellefiyeti var mıdır?

Cevap: Banka muamelelerini tek taraflı olarak değiştirmek kolay değildir. Kanun ve nizama bağlıdır. Resmî vesikalarla tanzim edilmesi gerekir. Banka çalışanı bankanın vekilidir. Ama o da kendi insiyatifi ile bu resmî hükümleri değiştiremez. Esas olan yazılan mukaveledir. Ancak evi banka satın alıp kâr koyarak size satabilir. Fâiz için de ucuz bir malı size veresiye satar. Buna muamele satışı denir. Ancak böyle câiz olabilir. Hiç evi olmayanın ve karz bulamayan kimsenin, nafakadan olduğundan dolayı, bir ev almak için, fâizle kredi almasına izin verilir. Bu zamanda kira öder gibi taksit ödendiğinden böyle almak elverişli olmaktadır.

 

Sual: Fâizden kurtulmak için ıyne ve muamele gibi satışlara şer’an müsaade ediliyor. Fakat bu, niçin fâize bir kılıf uydurma şeklinde anlaşılmamalı? Yani Yahudilerin cumartesi yasağını delmek için yaptıkları şeye benzemiyor mu? Resulullah efendimizin o hususta “Yahudilerin işlediğini siz işlemeyin. Onlar Allah’ın haram kıldığını hilelerin en basit ve adisi ile helal kılmak istediler” şeklinde bir hadisi var. Bu işi Yahudilerin yaptığından ayıran nedir?

Cevap: Yahudilere böyle bir yol gösterilmemişti. Nefislerine uyarak dinin emirlerini ihlâl ettiler. Müslümanlara ise yol gösterilmiştir. Âyet-i kerime ve hadis-i şerifler hîle-i şer’iyyeye izin veriyor. Arada böyle bir fark vardır.

 

Sual: Muamele ve ıyne satışı ile fâiz aynı yere gelmiyor mu?

Cevap: Muamele ve ıyne satışı, fâiz yasağından dolayı değil, para kıtlığından dolayı ortaya çıkmış müesseselerdir. Zaruret, fâizi bile mübah kılar. Burada zaruret yoktur, ama sıkı ihtiyaç vardır. İhtiyaç olmadan muamele ve ıyne yapmak zaten mekruhtur. Bu sebeple fâiz değil de, muamele yapılıyor. İkisi aynı yere gelmiyor. Birisi nefs ve hevasına uyarak, diğeri dine uyularak yapılıyor. Maksat nefsine değil, dine uymaktır. Dolayısıyla maksat hâsıl oluyor

 

Sual: Bir cevabınızda: Ahkâm-ı İslâmiye’nin tatbik olunmadığı Almanya, Fransa gibi memleketlerde, gerek oradaki gayrımüslimlerle, gerekse birbirleriyle olan muamelattaki münasebetlerinde ahkâm-ı İslâmiye’ye uymamaları, fâsid akid yapmaları, karşı taraftan fâiz almaları câizdir. Merak ettiğim, bu cevaz, fâiz ve zarar dışında bütün hususlarda mıdır ve bâtıl satışlar dâhil midir?

Cevap: Fâiz ve fâsid satışlar böyledir. Bâtıl satışların da böyle olduğu Fethü’l-kadir’de yazılır.

 

Sual: Teşvik kredisi ile makine almak caiz midir?

Cevap: Kredi alıp fâiz ödemek ancak nafaka için ve borç bulamadığı zaman câiz olur.

 

Sual: Vadeli hesaptaki para, vadesiz paraya aktarılınca, tüm para mülk-i habis olur mu?

Cevap: Dârülislâmda, fâizin yattığı ilk hesab mülk-i habis olur.

 

Sual: Başkasının kartıyla alışveriş yapınca, kart sahibine parayı ödeyeceğimiz zamanı tayin etmek mi, etmemek mi gerekir? Sonra öderim denmemişse borç olmaz mı? Bu borç muaccel (âcil) midir? Ve alacaklısından hediye almak câiz olmadığı için, bu kişiye bir şey ikram etmek caiz olur mu? Bu kişiyle samimi arkadaş olmak, öteden beri birbirine bir şey hediye etmek cevaba tesir eder mi?

Cevap: Başkasının kartıyla alışveriş yapınca, borç bu kart sahibine havale edilmiş oluyor. Havale borcunda tarih koşmak câizdir. Öderim dese de demese de öder. Tarih konuşulmuşsa, müeccel; değilse muacceldir. Karzda tarih konuşmak doğru değildir; konuşulmuşsa da uymak gerekmez. Karz alacaklısından hediye istemek fâiz olur. İstemeden verilen hediyeyi almak câiz ise de, İmam Ebu Hanife alacaklısının gölgesinden bile geçmezdi. Çünki borçlu hediyeyi verirken, daha ziyade karşıdakinin alacağı sebebiyle vermektedir. Ama öteden beri hediyeleşmeleri âdet olan iki kişi arasında ise, borçlunun alacaklıya hediyesi, ziyafeti câizdir.

 

Sual: Fülûs aynı sayıda fülûs karşılığında satılınca, yani kâğıt para bozdurulursa, ikisinin de ayrılmadan önce kabz edilmeleri lâzım mıdır?

Cevap: Para bozdururken (bütün lira, küçük liralarla veya lira, mesela dolarla değiştirilirken) ikisinin peşin kabz edilmesi lâzım ve kâfidir. Çünki, burada fâizin iki şartından yalnız birisi bulunduğundan, yani aynı cinsten oldukları için veresiye satışı câiz olmaz. İkisinin de kabz olunması lâzımdır. Ancak ikisinin de aynı sayıda olması gerekmez. Meselâ yüz liralık kâğıt parayı, tutarı yüz liradan az olan ufak paralarla bozmak câizdir. (Bedâyi’)

 

Sual: Pazardan satın alınan bir kilo portakalın içinde iki tane çürük olduğu anlaşılıp tekrar satıcıya götürülse satıcı ise tartmadan iki tane yeni portakal verse faiz olur mu?

Cevap: Olmaz, ayıp muhayyerliği sebebiyle iade hakkı vardır.

 

Sual: Para borçlarında ödeme zamanında altın üzerinden kıymetini istemek, meselâ 100 lira borç verip, bunun ödeme zamanındaki altın üzerinden kıymeti olan 500 lirayı istemenin fâizli krediden en farkı vardır? Bu halde para ile para satın almış ve faiz vermiş olmuyor mu?

Cevap: Baştan bu mikdar şart etmediği için câiz oluyor. Baştan beşyüz lira ödeyeceği konuşulmuş olsaydı, veya her ay için anaparaya şu kadar eklenecektir denseydi, fâiz olurdu.

 

Sual: Vâdesiz veya vâdesi gelmiş borcu olup, hiç parası ve malı bulunmayan kimse bankadan kredi alarak borcunu ödeyebilir mi?

Cevap: Fâizli kredi almak, malı, parası olmayan ve karz-ı hasen ile borç bulamayan kimseler için ancak zaruret hâllerinde câiz olur. Zaruret ise hayatı, uzvu kaybetmek korkusudur. Hâsılı nafaka için fâizli borç almak câizdir. Ama bir borcu ödemek için fâizli kredi almak zaruret değildir. Zira borcu olup, hiç parası ve malı bulunmayan kimseye, alacaklının mühlet vermesi vâcibdir. Ancak alacaklı belâlı olup, öldürmek veya vurmakla tehdit ediyor, bunu da yapmaya kâdir ise belki… Hem bir hususî şahsa olan borcunu ödeyemeyen kimse, bankadan aldığı krediyi fâizli olarak nasıl ödeyecektir?

 

Sual: Kredi kartı ile alışveriş ettiğimiz esnaf banka ile anlaşmalı olmadığı için taksit yapmıyor. “Biz tek çekim yapalım, siz bankayı arayıp bu alışverişinizi taksitlendirirsiniz” diyor. Bankayı arayıp alışverişi taksitlendirmek sahih midir? Banka meblağa fark koyarsa veya koymazsa vaziyet ne olur?

Cevap: Havale edilen mikdarı veya her çeşit borcu karşı tarafın rızası ile taksitlendirmek mümkündür. Bankanın bu meblağa fazlalık koyması câiz değildir. Fâizin bir çeşidi de peşin borcu tecil etmek veya taksitlendirmek için meblağı arttırmaktır.

 

Sual: Sermayesi olmayıp borç para da bulamayan sermaye için kredi çekebilir mi?

Cevap: Parası kadar ticaret yapmalıdır. Yoksa ücretle çalışmalıdır. İş kurmak veya işyerini genişletmek için fâiz ile kredi almak câiz değildir.

 

Sual: Tartı veya hacim ile ölçülmeyen malların aynı cinslerinin birbirine satışlarında ancak veresiyenin fâiz olacağını söyleyerek buna misal olarak bir yumurtanın iki yumurtaya peşin olarak satılmasında fâiz olmayacağını yazmışsınız. Bu yumurtalar nev’leri farklı yumurtalar için midir? Yani 3 tane bıldırcın yumurtasını 1 tane tavuk yumurtasına satmak fâiz olmaz demek midir?

Cevap: Yumurta misali tavuk yumurtası içindir. Mekîl ve mevzun olmayan (hacim veya tartı ile ölçülmeyen) malların peşin mübadelesinde müsavi (eşit) olmaları gerekmez, ribâel-fadl teşekkül etmez. Farklı hayvanların yumurtaları başka çeşit maldır. 3 bıldırcın yumurtası 2 tavuk yumurtasına peşin ve veresiye satılabilir.

 

Sual: Banka kredisiyle aldığım arabayı servis işinde kullanıyorum,. Bundan kazandığım para helâl olur mu?

Cevap: Böyle bir alışveriş fâsiddir. Mal, fâsid mülk olur. Akdi bozup malı geri vermek gerekir. Kullanılmışsa, geri verilmez. Ancak bundan elde edilen kazanca tesir etmez. Kazanç helâldir; ancak tayyip değildir.

 

Sual: Finans müesseselerinin verdiği kâr payı fâiz hükmünde midir?

Cevap: Finans müesseseleri, topladığı mevduatı müdârebe veya muamele gibi meşru yollarla işleterek kâr ediyor. Mevduat sahiplerine bu kârından hisse veriyor. Zarar etme ihtimâli de vardır. Gerçi müşteri kaybetmek ve piyasadan silinme felâketine uğramamak için kârı düşük bile olsa gönüllü olarak mevduat sahiplerine fazla veriyor veya zararı sineye çekebiliyor. Bu bakımdan fâizden farklıdır ve meşrudur. Banka ise topladığı mevduatı fâiz ile satıyor. Topladığı gelirden, mevduat sahiplerine fâiz veriyor. İki fâiz arasındaki fark bankanın geliri oluyor. Kârın önceden muayyen olması fâiz oluyor ve bu muameleyi fâsid yapıyor. Aradaki fark budur.

 

Sual: Bir banka yapılan alışverişin ödemesini fâizsiz olarak daha sonraki aylara erteleyebileceğini söylüyor ve sitesinde aynen şöyle yazıyor: Erteleme fâiz orani % 0’dır. İşlem ücreti, vergi ve fon hariç, 5 TL ve ertelenen her ay için ertelenen tutarın % 1,99’udur. Bu şekilde erteleme yapmak uygun mudur?

Cevap: Borç muamelesinde fâiz değil de, muamele masrafı (işlem ücreti) adıyla para tahsil etmek câizdir. Çünki banka bir muamele yapmakta, masraf etmektedir. Bunu sened yazma masrafının borç alana ait olması keyfiyetine benzetmek mümkündür. Ama bunun bir muamele karşılığı olması şarttır. Her ay için ne gibi bir işlem yapılmaktadır ki bir ücret talep edilsin? Buna fâiz denemez, ama müştebeh (şüpheli) hükmündedir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında buğday, hurma ve tuz daima mekildir, kilo ile tartılıp satılır buyuruluyor. Ama bugün bunları hacimle satan yok gibidir. Bu şekilde satın almak câiz olur mu?

Cevap: Bu kavil İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göredir. İmam Ebu Yusuf’a göre bunların satışında örfe bakılır. Fetvâ da böyledir.

 

Sual: Bir kimse kredi kartını bir başkasına ödünç verse, o da zamanında unutarak veya kasıtlı ödemeyip fâize düşse, bundan kart sahibi mesul olur mu?

Cevap: Başkasının kredi kartı ile alışveriş yapmak, borcu bu kişiye havale etmek demektir. Bu kişi de bankaya havale etmektedir. Banka alacağını kart sahibinden ister. Aradaki şahsın caiz olmayan muamelelerine vasıta olmak, bunları ödemek, kart sahibini de mesul kılar. Bu mesuliyet borcu zamanında ödemeyeninkinden daha hafiftir.

 

Sual: Vergi borcum var. Her gün fâiz biniyor. Ödesek, fâiz günahına bulaşmış olur muyum?

Cevap: Ödemeyip faize kaldığı için zaten günaha bulaşılmıştır. Günahı da her geçen gün artmaktadır. Büyük günahı def etmek için küçüğü işlenir. Gecikme fâizi zaten üzerine borç olarak yazılmıştır. Vergilerini ve her çeşit borcunu zamanında ödemeyip gecikme fâizine düşmek câiz değildir. Ödeme imkânı, meselâ borcun karşılığı, malı, mülkü, muntazam geliri olmayanın borçlanması câiz değildir. Böyle bir kimse ancak nafaka kadar borçlanabilir.

 

Sual: Ev tadilatı için bankadan fâizle kredi aldım. Bunun caiz olmadığını sonradan öğrendim. Ancak iki yıl daha ödemem var. Ne yapmam gerekiyor?

Cevap: Tövbe günahı siler. Ödeme yapmanın bununla alakası yoktur. Borç her halükârda ödenir.

 

Sual: Bir kimse, 10 metrekarelik dükkânını, bir başkasına 20 metrekarelik dükkânına satabilir mi?

Cevap: Satabilir. Ribâ-i fadl, yani fazlalık fâizi, keylî ve veznî, yani tartı veya hacim ile ölçülen mallarda olur. Arazi, bina gibi mesaha ile veya yumurta gibi sayı ile veya kumaş gibi mezuro ile ölçülen mallarda cereyan etmez.

 

Sual: Kireç, kireç ile vâdeli satılırsa fâiz olur mu?

Cevap: Hanefî mezhebinde hacim veya tartı ile ölçüldüğü için fâiz olur. Ama Şâfiî mezhebinde yenecek şey olmadığı için fâiz cereyan etmez.

 

Sual: Bankadan ev almak için fâizli kredi almıştım. Şimdi daha düşük fâizli bir kredi teklif ediyorlar. Bu sayede borcum düşecektir. Bu krediyi almak câiz midir?

Cevap: Dârülharbde müslümanın menfaatine olan fâsid akidleri yapması İmam Ebu Hanife’ye göre câizdir.

 

Sual: % 25 devlet destekli bireysel emeklilik câiz midir?

Cevap: Burada kişi, bankaya muayyen aralıklarla bir para ödüyor. Bunu eğer 10 sene gibi bir müddetle çekmeyeceğini garanti ederse, devlet % 25 destek veriyor. Banka, bu parayı sahibinin talimatı istikametinde altın, borsa gibi bir fonda nemâlandırıyor veya cari hesapta tutuyor. Müddet nihayetinde o kişiye çeşitli alternatiflere göre, ya yatırdığı mikdar toplu olarak ödeniyor veya emekli maaşı gibi muayyen vadelerde ödeme yapılıyor. Bu aslında bir sigorta veya emeklilik değildir. O kişiye, kendi parası -kârıyla veya zararıyla- ödenmekte, parası bitince ödeme de bitmektedir. Devletin desteği bir ihsan mahiyetindedir. Müddet bitmeden parasını çekmek isterse, bu devlet desteğinden mahrum ve ayrıca cezalı bir şekilde yatırdığı kadarını –o anda hesapta ne varsa- almaktadır. Bunun şer’î prensiplere aykırı bir tarafı yoktur. Banka, bu parayı sahibinin verdiği talimat istikametinde altın, borsa vs fonlarda değerlendirmekte veya tamamen cari hesapta tutmaktadır. Bu fon muamelelerinin şer’î prensiplere uygun olması hâlinde, bizatihi bireysel emeklilik meşru gözükmektedir. Bankada para tutmak ise, her ne kadar bankaların bütün muameleleri şer’î prensiplere uymasa bile, meşru işleri de bulunduğundan, câiz olmaktadır.

 

Sual: Devlet öğrenci kredisi veriyor. Bunu almak câiz midir?

Cevap: Geri ödemede fâiz tahakkuk ettirilmediği, beyaz eşya fiyatına endekslendiği için, şart lağv (geçersiz) olsa bile, kredi sahihtir. Ödeme zamanı altın kıymeti istenebilir. Talebenin ihtiyacı yok ise, almaması daha münasip ise de, ödemeye gücü yetenin alması câizdir. Kredi, fâizli olsaydı, sadece nafakaya muhtaç olan talebenin alması câiz olurdu.

 

Sual: İki kişi, ayrı cinsten birer teneke buğdayı değişseler, bu tenekelerin hacmi farklı olduğundan, fâiz doğar mı? Tartmak gerekir mi?

Cevap: Faiz olmaz. Zira teneke aynı mikdarı ifade eder. Buğday, tartarak değil, hacim ile ölçülür, alınıp satılır. Bu birer teneke buğday, aynı cins ise, bu satış câiz olmaz. Zira bu değişmede bir fayda yoktur.

 

Sual: Ali’nin evi var, Zeyd’in yok, Osman’ın var. Ali kendine yeni bir ev almak istiyor. Bunun için kendi evini Zeyd’e veriyor ve yeni ev alana kadar bu evde oturmaya devam ediyor. Sonra kendisine yeni bir ev buluyor ve bunu almak için bankadan kredi almaya Zeyd ile beraber gidip, gelirlerini gösterip Ali için kredi çekiyorlar. Ali’nin maaşı yetmediği için kredi alamamaktadır. Alınan kredinin yüksek mikdarını Zeyd ödeyecektir. Geri kalanını Ali ve az bir mikdarını Osman ödeyecektir. Bu muamelenin mahzurlu tarafı var mıdır?

Cevap: Evi olmayan bir kimsenin, karz-ı hasen (faizsiz borç) bulamıyorsa, faizle kredi çekmesi nafaka olduğu için câiz görülmüştür. Ama evi olan faizli kredi alamaz. Krediyi Ali alabilir. Bunu geri ödemede Zeyd veya Osman yardım edebilir. Veya kredi borcunu kısmen ya da tamamen Zeyd ve Osman’a havale edebilir. Vekil asil gibidir. Asil için câiz olmayan bir şeyi yapmak, vekil için de câiz olmaz.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde, bir kilo kireç bir kilo kirece veresiye satılırsa veya bir kilo kireç iki kilo kirece peşin satılırsa fâiz olur mu?

Cevap: Hayır. Şâfiî mezhebinde fâiz olması için, mübadele edilen (satılan) malların altın ve gümüş ya da yiyecek maddesi olması lâzımdır. Kireçte bu tahakkuk etmez. Ama Hanefî mezhebinde her ikisi de fâiz olur. Zira bu mezhebde keylî veya veznî olarak satılan malların birbirlerine peşin satılması hâlinde birinin fazla olması, yahud aynı mikdarda oldukları halde veresiye olması hâlinde fâiz doğar.

 

Sual: Elektrik faturası elektrik idaresi çalışanları veya dükkân sahibinin dikkatsizliği sebebiyle elimize son ödeme gününden sonra geçse, bu kişinin gecikmeden dolayı ödenen fâiz sebebiyle bir dinî mesuliyeti var mıdır?

Cevap: Bir işte kasıt yoksa, günah da yoktur.

 

Sual: Yedi kişinin ortaklaşa kurban olarak kestiği sığırın eti nasıl paylaşılır?

Cevap: Fâiz olmaması için, eti tartarak, eşit ağırlıkta olarak paylaşmaları lâzımdır. Et ribâ (fâiz) cereyân edebilen mallardandır. Tartmadan bölüşüp helâllaşmak câiz olmaz. Çünki helâllaşmak hediye vermek gibi hallerde olur. Taksimi mümkün olan bir şeyde ortak olanların hisselerini ayırmadan önce hiç kimseye hediye etmeleri câiz değildir. Eti göz kararı yediye taksim edip, altı kişiye et ile birlikte deri veya bacak da verilirse tartmadan paylaşmaları câiz olur. Başı da, derisi gibidir. Böylece dört parça ayaklı, biri derili, biri başlı, biri de tek başına ettir. Hepsi ayrı olunca, tartmadan, rıza veya kura ile paylaşmak câiz olur. Veya ortakların hepsi bir kişiye hayvanı kestirmek ve etini dilediği gibi dağıtmak üzere umumi vekil yaparsa, bu kişi tartmadan, göz kararı taksim edip, ortaklara dağıtabilir. Şürünbulâlî’ye göre tahminen taksim etmek muteber değildir; ama taksim edilirse, haram da değildir. Taksimin doğru yapılmaması, kurbanın sıhhatine tesir etmez; kurban şartlarına uygun kesilmişse, kurban olarak kâfi gelir. (İbni Abidin, Kurban bahsi)

 

Sual: Krediye ihtiyacı olan bir kimsenin ne yapması gerekir?

Cevap: Kendisine kredi verecek bir arkadaşından karz-ı hasen (borç) alır. Bunu bulamazsa, sermaye sahibi arkadaşı ile kâr-zarara ortak olabilir. En nihayet muamele satışı yapabilir. Arkadaşından borç alır. Ödenecek faiz mikdarı kadar bir malı, mesela bir kalemi borç veren borç alana o fiyata veresiye satar. Mesela ihtiyacı olan 100 lira borcu alır; 15 lira faizi de kalem bedeli olarak borç verene borçlanır. Toplam 115 lira borçlanmış olur. Fâizle kredi almak câiz değildir. Yatırım, kâr, işyeri vs fâizli kredi için bahane sayılmamıştır.

 

Sual: Araba almak istiyorum. 10 bin lira peşin ödenecek. 40.000 lirası da otomobil firmasının finans şirketi (X Finans) tarafından karşılanacak. Bunun karşılığında, şirketin para aldığı bankaya her ay muayyen taksitlerle toplam 43.000 lira ödeyeceğim. Bu muamele câiz midir?

Cevap: Zarurî nafakadan olmadığından dolayı, araba için fâizli kredi almak caiz değildir. Arabayı bizzat X Finans satıyorsa, 53 bin lira fiyat konur; 10 bini peşin verilir; 43 bini finans şirketine ödenir; bu câizdir. X Finans, kendisini malum bankaya havale ederse, X Finans’ın bankaya olan kredi borcunu araba alacak kişi ödemiş olur. Bu borç fâsid bir borçtur ve havale de fâsid olur. Dârülislâmda böyle bir borç muamelesi ve böyle bir borcu havale etmek câiz değildir. Kredi, araba alanın adına ise, hiç câiz olmaz.

 

Sual: İade ettiğim mamule mukabil bana para yerine alış-veriş çeki verdiler. Ben de oradan yeni bir mal almak yerine, bu çeki paraya dönüştürmek istiyorum. Aynı paraya versem kimse almaz. Mesela 100 liralık çeki 80 liralık devretmek uygun mudur?

Cevap: Mesele çek ve senedin cirosuna benziyor. Her ne kadar para değil, mal karşılığı ise de, daha altına bozdurmak zarara sebebiyet vermektedir. Alacağın daha düşük bedelle satılması fâiz olur. Bu bakımdan 100 liralık çekin 80 liraya satılması câiz görülemez. Aynı bile olsa Hanefî mezhebinde alacak yalnızca borçluya satılabilir. Ancak İmam Züfer’e ve üç mezhebe göre daha düşük bedelle olmamak üzere başka birine de satılabilir. Mesele şöyle halledilebilir: Karşı taraf istediği 100 lira değerindeki mamulü 80 liraya alması için çekin sahibini vekil tayin eder. Vekil, elindeki çek ile malı alır. 80 lirayı vekâlet verenden alır. Vekil, şart edilen bedelin üzerinde mal almışsa, bu aradaki farkı üstlenir.

 

Sual: Marketler alış-veriş yapanlara, hediye çeki vermektedir. Bu çeki başkasına satmak caiz midir?

Cevap: Mağaza, hediye çeki vereceğini akid sırasında söylemişse, akdi ifsad eder. Zira taraflardan birine faydası olan şart, akdi ifsad eder (bozar). Akid sırasında söylenmemişse, önce veya sonra söylenmişse, akde zarar vermez; ancak şarta uymak da lâzım gelmez. Mağazaların verdiği hediye çeki, o mağazadan o mikdarda mal alma hakkıdır. Hakkın bedel karşılığında devrinde örf ve âdete bakılır; yani böyle bir örf varsa, bedel karşılığında devredilebilir. Ancak bu bedel, çekin kıymetinden az olmamalıdır. Buna doğrudan fâiz denemese bile, şüpheli şeylere girdiği açıktır. Bazı şirketler, çalıştırdığı elemanlara mesela belli bir mağazadan 100 liralık kıyafet çeki vermektedir. Bu da şirketin, o mağazadan alacağını gösteren seneddir. Bunu da değerinden aşağısına satmak câiz değildir. Mesela 100 liralık çeki, devretmek istediği kimseye verir. Bu kimse, vekil sıfatıyla 100 liralık mal alır. Çekin sahibi bu malları o kişiye 80 liraya satar.

 

Sual: Bir kimse hâline muvafık yeni bir ev almak için mevcut evini satılığa çıkarsa, fakat henüz mevcut evini satamadan, bulduğunu kaçırmamak için yeni bir evi satın alsa, bu evin kalan borcunu ödemek için, kredi alması câiz midir?

Cevap: Oturabilecek bir ev için faizsiz borç bulamayan, faizli borç alabilir. Herkesin ihtiyaç eşyası hâline göredir. Zengin ise, gecekonduda otursun, denemez. Köşk, lüks bir apartman dairesi, onun için ihtiyaç eşyası sayılır.

 

Sual: Borçludan intifa’ fâiz olduğuna göre, alacağımız olan bir müesseseden su içmek câiz olur mu?

Cevap: Örfe göre bu kadarı intifa sayılmaz. Fâiz de olmaz. Mesela alacaklı olduğu bir arkadaşı kendisini yemeğe götürse, her zaman götürmesi âdet ise, gitmek câiz olur. İlk defa vâki oluyorsa, uygun değildir. Zira hadîs-i şerifte, “Her menfaat veren borç, fâizdir” buyuruluyor. Bu menfaat baştan şart edilirse, fâiz olur, haramdır. Edilmezse, mekruhtur. Zira şüpheli şeylere girer.

 

Sual: Bir fâizsiz finans kurumunun kredi kartıyla 1500 liralık mal aldım. Finans kurumundan, (1500 liralık işlemi aylık % 0,99’dan başlayan kar oranı ve %1 ücretle 36 aya kadar bölmek için şu numaraya mesaj gönderin) şeklinde bir mesaj geldi. Bu muamele câiz midir?

Cevap: Hayır. Peşin borçlandıktan sonra, adı ne olursa olsun bir ücret veya menfaat karşılığında bu alacağı tehir etmek, veresiye hâle getirmek fâizdir. Ama veresiye borcun, indirim karşılığında peşin ödenmesi câizdir. Malı alırken, peşin şu kadar, taklitle şu kadar deyip, alıcı birini seçince câiz olu

 

Sual: Câminin önünde fâizli bir bankanın ATM’sinin olması câiz midir?

Cevap: Evet. ATM, insanların istifade ettiği bir şeydir. Münhasıran haram vâsıtası değildir.

 

Sual: Bir esnaf kendi post cihazından 25.000 lirayı 12 ay takside bölüp; ertesi gün nakit olarak 23.000 lira alsa caiz midir?

Cevap: Hayır, faiz olur.

 

Sual: Katılım bankasından araba alıp, ödemesini geçirerek fark ödense, bu fark faiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Babam, bankadan faizli kredi çekerek araba satın alsa, bu araba binmem caiz olur mu?

Cevap: Fâsid satışla alınan mal, alıcının mülkü olur. Başkalarının binmesi caizdir.

 

Sual: Dârülharbde bankadan kredi çekmek caiz midir?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Bankadan kredi çekerek altın aldım. Fâizli olduğu için buna zekât düşmeyeceğini; hepsini sadaka vermem gerektiğini söylediler. Nasıl hareket etmem gerekir?

Cevap: Fâsid alışverişte alınan mal, alanın mülkü olur. Ama kullanması haramdır. İkale yapıp (akdi bozup), sahibine geri vermesi gerekir. Gasp, rüşvet, fâsid akd gibi gayrı meşru yollardan gelen mal, eğer şekil değiştirmişse, mesela bununla başka bir mal alınmış veya başka mal ile ayrılamayacak kadar karıştırılmış ise, mülk-i habîs olur. Bu da aynı hükümdedir. Her ikisinin de zekâtı verilmez. Ancak İmam Ebu Hanife’ye göre dârülharbde fâsid muamele ile elde edilen mal mülktür. Elinizdeki para ve altın nereden gelirse gelsin borçtan geri kalanı 96 gramı geçiyorsa kırkta biri zekât verilir. Fâizli kredi için ayrıca tövbe etmek gerekir.

 

Sual: Bir servis işi yapan firmaya, borç para verip, verdiği paranın mikdarına göre aylık ücret almak caiz midir?

Cevap: Bu şirkete ortak olsaydı, kârdan muayyen nisbette hisse ve ayrıca bizzat çalışıyorsa ücret alabilir. Borç vermiş ise alamaz. Şirkette, önceden ortaklara muayyen bir meblağın kâr olarak ödeneceği tayin edilemez.

 

Sual: Bir arkadaş yurt dışından 100 dolarlık bir siparişimi getirdi. Rızasıyla 100 dolar karşılığı Türk lirası verebilir miyim?

Cevap: 100 dolar veya karşı tarafın rızası ile 100 dolar karşılığı Türk lirası veya başka para yahud mal vermek câizdir. 100 doların altın karşısında değeri düşmüşse, bu aradaki farkı da karşı taraf isteyebilir.

 

Sual: Bankadan kredi alırken, oradaki memur ile anlaşıp, fâiz tabiri hiç kullanılmasa, ama imzaladığımız mukavelede yazıyor olsa, neye itibar edilir?

Cevap: Kâğıtta fâiz yazıyorsa ve imzalanırsa, fâizdir. Söze bakılmaz. Yazı, sözü kaldırır. Yeni bir akit yapılmış olur.

 

Sual: Bir ev alınsa ve ödemesi vadeye bağlansa, ardından borçlu borcun çoğunu ödeyip bir kısmını ödeyemeyip alacaklıya gitse, alacaklı borcu öteleyip mikdarını 2000 lira artırsa, caiz olur mu?

Cevap: Bu anlaşma, fâizin ta kendisidir.

 

Sual: Bir akid sebebiyle karşı taraf bize zarar verse, mahkeme de tazminata değil, ama faize hükmetse, bunu almak caiz olur mu?

Cevap: Bir akidde uğranılan zararı herhangi bir şekilde almak caizdir. Mahkemenin hükmettiği faiz, paranın değer kaybını, mahkemenin hakiki masraflarını karşılamaya bile zor yeter.

 

Sual: Nakit para lazım olan B kredi çekmek istiyor; fakat şartları banka nezdinde kabul edilmiyor. Bu halde kiracısı A onun namına kredi çekse ve bunu B’ye verse, sonra da kira öder gibi krediyi ödese caiz olur mu?

Cevap: Borç alıp faiz ödemek caiz değildir. Caiz olmayan muamelelerde, vekil de asil gibidir.

 

Sual: 1,5 yıl önce düğün masrafları için faizli kredi çektim. Bu para ile ev eşyası, takı ve düğün masraflarını karşıladım. Bu eşya ve takılar bize helal midir? Bunları satıp borcumu ödemeli miyim?

Cevap: Tevbe gerekir. Eşya ve takılar haram olmaz. Menfaatinize olacak şekilde hareket ediniz.

 

Sual: Bir borç senedini kendi hesabına tahsil etmesi için avukata vermek ve tahsil edilmeden seneddeki miktarın belli bir kısmını avukatın alacaklıya ödemesi fâiz olur mu? Kitaplarda geçen borç senedini başkasına satmak ifadesi bunu mu kastetmektedir? Bu durumda avukatın aldığı para haram olur mu?

Cevap: Seneddeki meblağ avukata ait olacak ve bunun karşılığında önceden alacaklıya bir kısmını ödemek, deynin deyne satılması demektir. Üstelik noksanına satılmasıdır. Caiz değildir. Fâiz olur.

 

Sual: İşyerinde verilen 100 liralık alışveriş fişini arkadaş bana 95 liraya sattı. Caiz olur mu?

Cevap: Bu muamele fâsid ve beş lira da fâiz olur. Akdi hemen bozmak ve tevbe etmek lâzımdır. Alacağın, sahibinden başkasına satılması câiz değildir. İmam Züfer ve üç imam sadece bir kişiye satılmasına cevaz verir ama aynı mikdarda olmalı, aşağı olmamalıdır. Çok ihtiyaç varsa, 95 liranın yanında, 5 liranın karşılığı olarak mesela bir kalem, mendil satılabilir.

 

Sual: Çek karşılığı satış yapılsa, çekin vadesinin dolmasına az bir müddet kala vadenin uzatılması karşılığı meblağın arttırılmasına gidilse caiz midir?

Cevap: Caiz değildir. Altın olarak karşılığının fazlası fâiz olur.

 

Sual: Bankadan % 20 faizle çekilen 10 bin liranın tamamı mı, yoksa sadece faizi mi haramdır?

Cevap: Bu, müfsid fâiz şartı sebebiyle fâsid muameledir. Paranın tamamı haramdır; kullanılması câiz değildir. Aynen iade gerekir. 2 bin lira da bankaya haramdır. Ancak para kullanılmış veya kendi helâl parasına karıştırılmış ise, bu paranın tamamını habis yapar. Parayı geri ödemeden, diğerlerini de kullanamaz.

 

Sual: Gazetede banka reklâmı yapmak caiz midir?

Cevap: Bankalar, insanlara faydalı çok çeşitli işler yaparlar. Bu işlerden bir-iki tanesi dine aykırıdır. Bu sebeple gazete ve benzeri yerlerde banka reklamı neşretmek, bankanın haberini vermek demektir. Herkes bilir ki, reklamdaki sözler, gazetenin değildir. Reklam, reklam sahibinin sözünü nakletmektir. “Bankacılık muamelelerinizi bizim bankamız ile yapabilirsiniz” demektir. Bu muamelenin illâ gayrı caiz muamele olması gerekmez. İkinci olarak şer’î hukukun hâkim olmadığı yerlerde, bankaya para yatırıp fâiz almak, İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre caizdir. Bir başka husus, gazete gibi yerler, reklamlar ile yaşarlar ve gelen reklamları ancak bir yere kadar reddedebilirler. Oyunu kaidesine göre oynamak isteyen, bundan müstağni kalamaz. Bankanın parasını rızasıyla alıp hayırlı işlerde kullanmak da mezmum değildir. Eğer banka reklamının, insanların caiz olmayan amellerine vasıta olacağı söylenirse, bu, gazetenin bütün haberleri için cari olabilir.

 

Sual: Bir baba tefecilikten kazandığı parayla çocuğuna ev alsa, çocuk da ilk etapta bu kazanca ortak olsa, ancak sonradan pişman olup bıraksa, çocuğun o evde oturması caiz midir?

Cevap: Fâiz alıp vermek, hele tefecilik yapmak, İslâmiyette büyük günahlardandır. Bu kimse, bir başkasına hediye verse, ikram etse bunun haramdan olduğu iyi bilinmiyorsa alana caiz olur. Böyle kişiyle muamele de böyledir. Zira, helâl para ile haram para birbirinden ayrılmayacak şekilde karışıksa bunu almak caizdir. Hepsi faiz ise dârülharbde İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre caizdir.

 

Sual: Üniversite talebesinin devletten geri ödemek şartıyla aylık kredi alması caiz midir?

Cevap: Faizsiz ise evet. Aksi halde ancak nafaka zarureti varsa alınır.

 

Sual: Faizsiz aldığı kredi borcunun bir taksidini hataen (unutarak) zamanında ödemediği için, faize düşen kimsenin, bu aldığı paranın tamamı haram olur mu?

Cevap: Borcunu zamanında ödemek lazımdır. Kasden veya ihmal edip faize bırakmak günahtır. Ama ana paraya zarar etmez.

 

Sual: Kredi kartı ile tek çekim  alış-veriş yaptıktan sonra, bunu bir mikdar fazlasına taksitlendirmek  caiz midir?

Cevap: Fâiz olur.

 

Sual: Uzman bir yatırımcıya belli bir mikdar para verip, şahsımız adına foreks piyasası üzerinden muamele yaptırarak ve verilen para üzerinden aylık belli bir  yüzdelik almak caiz olur mu?

Cevap: Şirket kurulursa, kâr payı tesbit edilir. Borç olarak verilirse, şu kadar fazla öde denirse, fâiz olur.

 

Sual: “Hacim ile veya vezin ile ölçülen bir malı, ölçmeden ödünç vermek ve almak fâiz” olduğuna göre, bir müddet kullanılmış küçük mutfak tüpünü arkadaşımıza kullanması için ödünç verirken, içinde kaç m3 kaldığını ölçemeyeceğimiz için, faiz olmasın diye hediye ediyorum dese veya böyle demeyip dolu olarak geri verse faiz olur mu?

Cevap: Mutfak tüpü, hacim veya vezn ile ölçülmez. İçinde ne kadar kaldığı bilinmediği için de ödünç verilirse, umumî belva sebebiyle tahminen doldurup öyle iade eder. Helalleşilirse mesele kalmaz. Hamamda yıkanmak gibidir. Herkesin kullanacağı/kullandığı su farklıdır. Ama aynı parayı verir.

 

Sual: Çeyiz hesabı açanlara, devlet biriktirilen miktarın  %20’si kadar destek oluyor. Bu usul fâize girer mi?

Cevap: Hayır. Kendi rızasıyla ihsanda bulunmaktadır.

 

Sual: Evlenmek için kredi çekilmesi caiz midir?

Cevap: Dârülharbde bile borç alıp faiz ödemek caiz değildir. Asgari nafaka masrafları için borç bulamaz ve zina tehlikesi varsa caiz olur.

 

Sual: Bir kimse “sana 100 bin lira borç veririm; ama bununla kuracağın şirketin yüzde ikilik kısmına beni ortak edeceksin” dese, caiz midir?

Cevap: Câiz değildir. Borç veren kimsenin, borçludan menfaat şart etmesi, akdi fâsid eder. Karz akdi bozulur.

 

Sual: Bankacıların kazancı helal midir?

Cevap: Bankaların dinen caiz olan ve olmayan çeşitli işleri ve kazançları vardır. Helal ve haram para karıştığından dolayı bankada çalışmak caizdir; aldıkları para helaldir.

 

Sual: Emekli ikramiyesini hak etmiş bir memur, bireysel emeklilik bünyesinde biriktirdiği parayı çekmeyip, her geçen yılda bu para büyüse, faize girer mi?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Esnafın bankalardan aldığı, sadece anaparasını ödediği, faizini ise devletin ödediği kredi caiz midir?

Cevap: Akid esnasında faiz kararlaştırıldığı için, borçlu ödemese bile, akid fâsid olmakla beraber, İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre, Müslümana zararı olmadığı için bu düzende caizdir.

 

Sual: Teşvik çerçevesinde KOSGEB müteşebbislere mali destek sağlıyor. Anaparayı müteşebbis, faizini ise bankaya devlet ödüyor. Kullanmak caiz midir?

Cevap: Bir akidde faiz olması, önceden bunun şart koşulması, faizi kim öderse ödesin caiz değildir. Ancak İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre dârülharbde caizdir.

 

Sual: Türkiye de yaşayan biri, İngiliz bahis şirketlerinde veya bankalarında internet üzerinden faiz alabilir veya bahis oynayabilir mi?

Cevap: İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre faiz alabilir; ancak bahis hiç oynayamaz.

 

Sual: Çek kırdırmak caiz midir?

Cevap: Alacağın, alacaklıdan başkasına satılması caiz olmadığı gibi, bundan tenzilat yapmak şartıyla alacaklıya dahi satılması caiz değildir.

 

Sual: Araba almak isteyen, arabayı satanla bir bedel üzerinden anlaşıyor. Sonra katılım bankasına, %30’unu peşin ödüyor; %70’ini banka tamamlayıp arabayı alıyor ve bu kişiye biraz kâr koyup taksitli satıyor. Caiz midir?

Cevap: %30 neyin mukabilidir? Satış ise, mal onların değildir. Vekâlet ise, kendi malını müvekkiline satamaz. Vekil olup başkasından alıyorsa, kıymetinden fazlayı müvekkilinden isteyemez. Bunun yolu, ya malı satın alır; araba almak isteyene %30 peşin, gerisi veresiye kâr koyup satar. Veya vekil olup arabayı alır; ayrıca kâr yerine vekâlet ücreti alır. Ya da banka 3. bir kişiyi araya sokar. Malı o alır. Kâr koyup taksitle satıp, alacağını bankaya devreder.

 

Sual: Ödünç para verirken, veren kişinin geri alacağı müddeti beyan etmesi caiz olur mu?

Cevap: Karz yoluyla borç verirken borcun müddeti şart edilirse, paranın parayla veresiye satılması olup faiz sayılır. Müddet koşsa bile dilediği zaman isteyebilir. Ancak ödünç veren vermeden evvel veya sonra müddeti söyler de verirken şart etmezse caiz olur. Yine dilediği zaman isteyebilir. Rehn verilmiş veya kefil gösterilmiş ise bunun için müddet şart edilebilir.

 

Sual: Bir araba bir başka arabaya satılsa ve diğer arabanın sahibi alacağı araba yanında bir de 2 ay sonra ödenmek üzere 2000 lira istese caiz olur mu?

Cevap: Tartı ve hacim ile ölçülmeyen aynı cins malların birbiriyle peşin mübâdelesinde mahzur yoktur. Ancak veresiye mübâdelesinde mahzur vardır. Semen olarak başka bir şey konursa, caiz olur.

 

Sual: Patates tarlamız var. 300 kilo patatesi, uzun müddet saklamak zor olduğu için, pazarcıya 250 kilo verip, daha sonra parça parça 250 kiloyu ondan almak caiz midir?

Cevap: Faiz olur. Ya 250 kilo saklamak üzere ve 50 kilo da saklama ücreti olarak verilir. Ama istediğiniz zaman pazarcı, aynı patatesi vermelidir. Böyle değilse, 250 kilo ödünç ve 50 kilo da hediye olarak verilir.

 

Sual: Çocuğun tahsil masrafları  için kredi çekmek ya da çekilecek kredi için kefil olmak uygun mudur?

Cevap: İkisi de caiz değildir.

 

Sual: Borç verirken gün tayin etmek faiz ise, bu belirsizlik nasıl ortadan kaldırılabilir?

Cevap: Akidden evvel veya sonra söylenip akid esnasında söylenmezse caiz olur.

 

Sual: Bir kitapta “İki kişi anlaşsa 10 gün ben sana süt vereceğim 10 gün de sen bana vereceksin. Bu anlaşma faiz olur. Ama bunlar bunu ödünç vererek yaparlarsa faiz olmaz” diyor. İkisi arasındaki fark nedir?

Cevap: Birinci de ne kadar süt alınacağı belli değildir. Aynı cins malı, mikdarı aynı da olsa aynı cins malla veresiye değiştirmek faizdir. Ödünç alınca, aldığı kadar ödeyecektir, faiz olmaz. Veya sütü satın alıp, sonra kendisininkini satmalıdır.

 

Sual: Bankaya kredi çektiğim için faiz borcum var. Önümüze de güzel bir yatırım imkanı çıktı. Fakat benim bu yatırım için de sermayem yok. Bunun için tekrar kredi çekmem uygun olur mu?

Cevap: İdrar idrarla yıkanmaz. Kredi çekmek caiz değildir.

 

Sual: Bir kimse nafaka için kredi çekmeye mecbur kalsa ve bankalar kendisine kredi vermediği için bunu başkasına çektirse caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Kredi kartıyla peşin ( tek çekim )  olarak yapılan bir alışverişin ödemesini banka belirli ”faiz tutarı” karşılığında taksitlendiriyor. Taksitli satışı olmayan bir yerden yapılan harcamayı bu şekilde taksitlendirmek uygun olur mu?

Cevap: Hayır. Faiz haramdır.

 

Sual: Herhangi bir ücretli dersi, yine herhangi bir ücretli ders ile takas etmek, faize girer mi?

Cevap: Hayır. Faiz cereyan edecek bir husus değildir.

 

Sual: Eski kitaplarımı sahafa götürüp değiştirsem, kitap sayısına göre mi, sayfa sayısına göre mi, fiyatına göre mi takas yapılır?

Cevap: Kitap, faiz cereyan eden bir mal değildir. Nasıl isterseniz öyle yaparsınız.

 

 

Sual: Bedelli askerlik için bankadan kredi çekmek caiz midir?

Cevap: Bankadan faizli kredi almak caiz değildir. Askere gitmeyip kredi almak daha kârlı ise, ancak o zaman dârülharbde câiz olur. Bu da çalışıp maaş alan kimseler için câridir.

 

Sual: Paraya ihtiyacım var. Ama arabamı satmak istemiyorum. Arabamı galeriye peşin satıp, vadeli geri alsam caiz olur mu?

Cevap: Baştan şart koşulmazsa olur. Yani akdi yaparken, sonradan bana veresiye satmak şartıyla peşin satıyorum denilse caiz olmaz. Ama şartı akidden evvel veya sonra söylemek caiz olur.

 

Sual: İki sene sonra ödenmek, ödenmediği zaman % 10 faiz eklenmek şartıyla sıfır faizli baro kredisi almak caiz midir?

Cevap: Fâiz şartı bulunmadığı için caizdir. Sonraki fâiz şartı, muteber ve tesirli değildir.

 

Sual: Bir banka avukatlara sadece 70 lira dosya masrafı ile faizsiz kredi veriyor. Caiz midir?

Cevap: Sened ve muamele masrafı olarak verilebilir.

 

Sual: Araba almak isteyen için, banka arabayı alıp kâr koyarak satıyor. Bu şekilde araba almak caiz midir?

Cevap: Arabayı bizzat banka satın alıp pahalıya ve taksitle satarsa caizdir. Ama kredi verip faiz isterlerse caiz olmaz. Banka arabayı almak isteyeni vekil etse, o da gidip arabayı alsa, bu araba bankanındır. Bunu kâr koyup o kişiye taksitle satabilir. Ama arabayı almak isteyen kendi adına alırsa, bu takdirde araba kendisinindir. Bankanın değildir. Şu takdirde bu arabayı bankanın kâr koyarak ve taksitle satması bâtıldır; câiz değildir.

 

Sual: Kâr payı ile faiz aynı şey midir?

Cevap: Hayır. İlki baştan belli değildir; caizdir. İkincisi belli ve garantilidir; caiz değildir.

 

Sual: Arabamı sattığım müşteri, parayı faizli kredi çekip alacağını söylese, caiz mi?

Cevap: Dârulharbde bu parayı almak satıcıya caizdir.

 

Sual: Avukatın, müvekkili adına açtığı davalardan veya icra takiplerinden; anapara+faiz üzerinden anlaştıkları vekâlet ücretini alması caiz midir?

Cevap: Caizdir. Anapara zaten alacaktır. Faiz ise, bu paranın ödenmemesi sebebiyle tahakkuk etmiş gecikme/temerrüd fazlalığıdır. Paranın değer kaybını bile karşılamaktan uzaktır. Bu, alacaklının hakkıdır.

 

Sual: Yardım sandıklarında istediğiniz parayı borç verirken; %  0,015 nisbetinde teberru adıyla kesinti yapıyorlar. Bu muamele faize girer mi?

Cevap: Bu isimle almamalı; muamele masrafı adıyla alırsa, caiz olur. Teberru ismiyle almak, ancak dârülharbde caizdir.

 

Sual: Bir akrabasının evinde cüz’i bir ücretle kirada oturan kimse, bankadan kredi çekerek, şimdilik oturmayacağı bir ev alması uygun olur mu?

Cevap: Hiç evi olmayana ve karz bulamayana nafaka olduğu için caizdir.

 

Sual: Bir arkadaşım ile kalemlerimizi değiş tokuş yapsak bu faiz mi olur?

Cevap: Fâiz olmaz, hibe bi’l-ivaz olur. Yani kalemle kalemi satmış olur. İkisinin de teslimi şarttır. Ancak ben senin kalemini kullanayım, sen de benim kalemimi kullan dese bu faiz olur.

 

Sual: Hem zarar hem kâr ihtimali olsa da bankanın bir takım tatbikatı sayesinde zarar ihtimali teorik kalıyor ve umumiyetle kâr ediliyor. Böyleyken alınan kâr payı caiz olur mu?

Cevap: Caizdir. Kâr etmek kuvvetli ihtimaldir ama etmeme ihtimali de vardır.

 

Sual: Şu an cep telefonları, kredi kartına taksitle alınamıyor. Fakat bazı teknoloji marketlerinin anlaştığı bankalar var. Alıcı kısa mesajla bankadan kredi talep ediyor. Bankadan onay gelince siz istediğiniz telefonu aynı fiyata alıyorsunuz. Parasını bu bankaya taksitli ödüyorsunuz. Böylece teknoloji marketi farklı bir yolla taksit alternatifi sunmuş oluyor. Bunun dinen bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Burada satış şahıs ile market arasında oluyor. Şahıs, aslında bankadan faizli kredi çekiyor. Banka muamelesi faizli olduğu için caiz değildir. Ancak market telefonu, peşin fiyatına böylece veriyorsa, şahsın lehinedir. O takdirde yaptığı muamele İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre dârülharbde caizdir.

 

Sual: Kişiler arası borçlanmalarda altına ya da enflasyon nisbetinde faize endeksli metodlardan birini seçmek caiz midir?

Cevap: Vadeli borçlanmalarda paranın değeri düşerse, altın kıymeti nazara alınır.

 

Sual: Bir kimse, 17 yaşında beraber yaşadığı, nafakasını karşıladığı oğlunun biriktirdiği paradan borç alsa, bu arada vermeye devam ettiği harçlık faiz sayılır mı?

Cevap: Faiz olmaz.

 

Sual: Kefil ile kredi kartı almak caiz midir?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Devlet bankaları imar barışı için, bizim adımıza ödeme yapıyor ve bu ödemeyi üzerine koyarak vadeye bölüp bizden tahsil ediyor. Bu şekilde bir muamele uygun olur mu?

Cevap: Faizdir. Ama Müslümanın menfaatine ise dârülharbde caizdir. Mesela faiz, altın,  mevduat faizi, enflasyondan düşük ise veya imar cezasını ödemediği takdirde bankaya ödenecek faizden daha fazla zarara uğraması kati ise böyledir.

 

Sual: Bir cevabınızda “Evi olmayan kredi ile ev alabilir” ifadesine rastladım. Bunun delilini söyler misiniz?

Cevap: 1-Fıkıh kitaplarında ev nafakadandır,  bunun için karz bulamayan, faizle kredi alabilir fetvâsı geçer. Bu ruhsattır, takva başka olabilir.

2-Dârulharbde fâsid alış-veriş ve muameleler, müslümanın menfaatine ise caizdir.  Bu zamanda mortgage ile ev almak müslümanın menfaatinedir, zira kira yerine kredi ödemektedir.

 

Sual: Borç veren kimse altın hesabından 100 gr altın bozsa ve karşıdakine hesaptan lira olarak havale yapsa; günü geldiğinde yine 100 gr altın mukabili lira alırım dese, bu ziyadelik faiz olur mu?

Cevap: Olmaz. Doğrusu budur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında dârülharbde bir müslümanın fâiz ile ve fâsid bey’ ile kâfirden ve orada müslüman olandan mal çekmesi câizdir. Çünki, onların malını rızaları ile almak mübahtır, diyor. “Orada Müslüman olan” ne demektir?

Cevap: O memleketin vatandaşı olan Müslüman demektir. Yani Osmanlı vatandaşı bir Müslümandan Avusturya’da faiz almak caiz değildir. Ama Avusturya vatandaşı Müslümandan bir başka Avusturya vatandaşı veya Osmanlı vatandaşı müslüman fâiz alabilir. Veren günaha girer.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında dârülharbde bulunan müslümanların birbirleri ile ve zimmî kâfir ile yaptıkları sözleşmelerin şeriate uygun olması lâzımdır, diyor. Dârülharpteki müslümanların birbiri ile yaptıkları işler, sözleşmeler, alışverişler faizli ve fâsid olmamalı, şeklinde mi anlaşılmalı?

Cevap: Dârülislâm vatandaşları ise böyledir.

 

Sual: Hiç evi olmayan ve ev alacak kadar parası olmayan, ileride ev alma niyeti ile bankadan kredi çekip kârlı bir işe yatırım yapması caiz midir?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Memura verilen banka promosyonu caiz midir?

Cevap: Caizdir. Bankanın kazancı sadece faiz değildir. Helal kazanç ile haram kazanç karışınca verileni almak caizdir. Ona bakarsanız herkesin kazancı az veya çok böyledir.

 

Sual: Ev almak için kredi çekerken, evde yapılacak tadilat için biraz fazla kredi çekmek mahzurlu mudur?

Cevap: Caizdir. Herkes kendi statüsüne uygun evde oturur.

 

Sual: Dârülharbde ve dârülislâmda kredi ile alınan mal haram olur mu?

Cevap: Hayır. Kredi almak haram olur. İkale yapmak, ayni akdi bozup başa dönmek lazım. Bu da mümkün olmadığı için habis mülk olur.

 

Sual: Haram yoldan gelmiş ve dolayısıyla kullanılması haram olan bir parayla kredi kartı borcu kapatılsa, bu kredi kartını kullanmak mahzurlu olur mu?

Cevap: Kati haram olan bir paraysa, kullanılması haram olur; sahibine iade edilmesi lazımdır. Bunu kendi servetine karıştırırsa, mülki habis olur. O zaman kullanmak caiz olur; sahibine iade borcu devam eder. İade imkânı yoksa, yani fasid alışveriş semeni ise, bu takdirde dârülharbde caizdir.

 

Sual: Kredi kartıyla bir şey alınsa, ödeme zamanı geçip gecikme faizi ödense günah olur mu

Cevap: Kredi kartı ile alışveriş yapmak caizdir. Borcunu zamanında ödemeli; faize/gecikme zammına kalmamalıdır. Zamanında ödemez ve faize kalırsa günah olur. Alınan mal haram olmaz, kullanılabilir.

 

Sual: Kriz sebebiyle dükkânımı kapattım. Bu sebeple ödeyemeyeceğim borçlarıma %1,4 faiz işletecekler. Bunun için %0,5 faizle kredi alıp bunları ödemek caiz olur mu?

Cevap: Büyük zararı küçük zarar ile kapatmak caiz ise de, karşılığı olmadığı halde başta kredili alışveriş yapmanın mahzurunu ortadan kaldırmaz.

 

Sual: Almanya hükümeti, kriz sebebiyle talebelerin kredi almasına imkân hâsıl etti. Faizi, talebe değil de, hükümet ödüyor. İhtiyacı olanın alması caiz mi?

Cevap: Normal şartlarda olsaydı, faizli karz fasid olurdu. Ama dârülharbde ve müslümanın menfaatine olduğu için alması caizdir.

 

Sual: Vadeli hesaptaki paranın faiz kısmını başka bir para türüne veya altına çevirsek yine faiz olmaya devam eder mi?

Cevap: Faiz faizdir.

 

Sual: Müşteri daha önceden kararlaştırılmış taksiti geciktirmek isterse satıcı ücreti arttırabilir mi? Mesela Eylül’de 10 lira olarak tayin edilen taksiti, müşteri Kasım’da ödemek isterse, satıcı 15 lira öderseniz olur diyebilir mi?

Cevap: Caiz değildir. Faiz olur.

 

Sual: Faizli kredi ile satın alınmış bir mülkü, borcuyla devr alıp kira geliriyle borcu kapatmak caiz midir?

Cevap: Her ne kadar fâsid akit ile alınmış ise de, üçüncü şahsa satılınca, akit sahih olur. Çünki fâsid akitte mebide tasarruf edilince veya dârülharbde mülkiyet ifade eder.

 

Sual: Bir akrabam düğün için benim imzam ile kredi çekse, daha sonra işleri bozulup krediyi kapatmamız için parayı bana iade etse, bu para kullanılabilir mi?

Cevap: Krediyi hemen kapatıp tövbe etmek lazımdır. Bu para sizindir.

 

Sual: Komşularla imece usulü ile iş yapmak riba olur mu?
Cevap: Hayır. Şart edilmezse, hasbî teberrudur. Şart edilirse, yani ben bugün sana çalışırım; sen de yarın bana çalışmak şartıyla denirse caiz olmaz. Bir akitte iki akit olmaz.

 

Sual: 120 bin lira ev kredi borcu olan birisi, bir yerden bu kadar para gelse, hemen yatırsa 30 bin lira kâr edecek olsa, bunun yerine daha kârlı farklı bir yatırım yapsa, mesela altın alsa caiz olur mu?
Cevap: Ben olsam bir an evvel banka borcundan kurtulurdum.

 

Sual: Tasarruf denilen bir sistem var. Muayyen bir peşinatla kira öder gibi ev sahibi yapıyorlar. Ama para müşterek bir havuzda toplanıyor. Her ay kura çekerek bir kişiye ev alınıyor. Bu sistem caiz midir?
Cevap: Caiz değildir. Para ile paranın vadeli satışı faizdir. Kurada ilk çıkan kârlı, diğerleri zararlıdır.

 

Sual: Bankadan sıfır faiz ile 1000 lira alabiliyorum; fakat bunu alırken benden 50 lira kullanım ücreti istiyor. Bu muamele caiz midir?
Cevap: Muamele bedeli, yani sened ücreti alması caizdir. Akitte sened masrafının müşteriye olması caizdir.

 

Sual: Ebussuud Efendi’nin faize fetva verdiği doğru mudur?
Cevap: Böyle bir şey olabilir mi? Faiz haramdır.

 

Sual: Faiz batağına düşen bir müslümanı borçtan kurtarmak için faizli kredi çekmek caiz midir?
Cevap: Kan, kanla yıkanmaz.

 

Sual: Yeni evlenen birine ev eşyası almak için banka, ihtiyaç finansmanı temin etmektedir. Kredi kartı gibi bir kart verip pos cihazı olan yerlerden bu kart ile alışveriş yapıldığında, kart kapanıyor ve taksite bölünüyor. Vadeli olduğu için ödenenden fazlası bankaya ödenmektedir. Bu muamele caiz midir?
Cevap: Kart banka adına ise, adam vekildir, mal bankanındır. Banka, bu malı, vadeli ve daha yüksek fiyata kart hamiline satmaktadır. Ancak menkullerin teslim alınmadan satılması caiz değildir. Kart hamili teslime de vekil ise, mal elinde olduğu için bunu sonradan bankadan vadeli ve daha yüksek fiyata alabilir. Bunun için yeni bir muamele şarttır. Bu sıraya göre yapılırsa caiz olur.

 

Sual: Abdullah bin Abbas’ın fazlalık faizini kabul etmediği doğru mudur?
Cevap: Böyle bir rivayet var ama, sonradan rücu ettiği de söyleniyor.

 

Sual: Bir İslâm devleti, gayri Müslim bir devlete borç verip faiz koyabilir mi?
Cevap: Anlaşma darülharbde yapılırsa evet.

 

Sual: Bir kimse, araba almak için bankadan kredi çekse, ancak bu paraya hiç dokunmadan banka tarafından direkt araba aldığı firmaya havale edilse, bunun hesabına paranın girdi çıktı muamelesi yapılmış olsa, faizden kurtulmuş olur mu?
Cevap: Krediyi kim çektiyse, faizli muamelenin tarafı odur.

 

Sual: Ülkemizdeki katılım bankaları gerçekten faizsizdir denebilir mi?
Cevap: Kredilerde öyle gözüküyor. Başka muamelelerini bilemeyiz.

 

Sual: Ayasofya için basılan hatıra paralara nominal kıymetinden fazlasını vermek caiz midir?
Cevap: Caizdir. Cins farklıdır. Ancak camili para basmak ve kullanmak uygun değildir. Hürmetsizlik olur.

 

Sual: Dolar veya euro’yu kurdan yüksek veya aşağı bozmak faize girer mi?
Cevap: Hayır, satış akdidir. Karşılıklı rızaya bakar. Altın da böyledir.
Sual: Osmanlılar zamanında satışa çıkarılan ilk banknotların, faizli birer tahvil olduğunu okudum. Bunu nasıl anlamalıdır?
Cevap: Bunlar muamele-i şer’iyye yoluyla şeriata uygun hale getirildikten sonra halka satılmaktadır. Osmanlılarda hiçbir zaman hukuken faiz talebi mümkün değildir.

 

Sual: Banka aracılığı ile fon almak caiz midir?
Cevap: Alınan fonların bazısı satın alınan günki değil, bir sonraki günki fiyatından satılıyor. Dolayısı ile yarınki fiyatın ne olacağı bugünden belli değildir. Bu fonlardan almak Dârülharbde caizdir.

 

Sual: İhtiyaç için bankadan faizle borç alan kimse, artanı ile sadaka verebilir mi?
Cevap: Verebilir. Para haram değil; muamele haramdır. Fâsid muamele malını ve semeni, haram ligayrihidir.

 

Sual: Faiz neden haksız kazançtır?

Cevap: 1) İslamiyyet bunu yasaklamış ve haksız kazanç olduğunu söylemiştir. Başka sebep aranmaz.

2- Dinimiz risk almadan ve riski karşı tarafa yükleyerek paradan para kazanmayı değil, paranın ekonomiye sokularak ve risk alarak başkalarına da faydalı olmasını istiyor. Eline para geçen tembeller çalışmazlar. Çalışanlara yardım da etmezler. Paralarını faize yatırıp, aldıkları ile keyif ve zevk içinde yaşarlar. İşçiler, çiftçiler ve zor geçinen memurlar ve hele işleri bozulup bankaya faiz ödemek için, evini barkını, çiftini çubuğunu satan iş adamları, bu taşkınca, şaşkınca para saçan ve çalışanlara aşağı gözle bakan şımarık sömürücüleri görünce, bunlardan nefret ederler. Bu hal, vatandaşlar arasında ayrılık ve kin hasıl eder. Çalışanların gayretleri, hizmetleri gevşer. Memlekette iş sahaları azalır. İşsizlik, anarşistlik artar. Sosyal adalet lafta kalır. Ekonomik ve ahlaki çöküntülere sebep olur.

 

Tavsiye Yazı —> Osmanlı’da Faiz Var Mıydı?

Tavsiye Yazı —> Arabaları Belli Bir Süreliğine Değişmek Caiz Mi?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler