Sual: İhramlı iken eline gülsuyu değen kişi ne yapmalıdır?

Cevap: Bir uzvun dörtte birinden az sürülmüş ise Harem’de fakire sadaka lazımdır.

 

Sual: Kadın erkek karışık şekilde tavaf edilmesinde bir hikmet var mıdır?

Cevap: Tavafın kadın erkek karışık yapıldığını nereden çıkardınız? Erkeklerle kadınların tavafta karışması haramdır. Şimdi yapılıyor ise de dine aykırıdır. Eskiden ayrı yapılırdı. Karışma olursa, harem ağaları ellerindeki sopalarla halka teşkil edip iki cinsi ayırırdı.

 

Sual: Hacılar yanlışlıkla bayramın birinci günü Arefe vakfesi yapsalar, hacları sahih mi?

Cevap: Hacılar arefe gününü şaşırarak vakfe yapsalar; sonra bunun bayram günü olduğu anlaşılsa câiz olur. Çünkü zamanında olmuştur. On birinci gün olduğu anlaşılırsa câiz olmaz. Kurban da böyledir. (İbn Âbidin).

 

Sual: Haccetmemiş fakir kimse, vekil olarak hacca gönderilse, hac kendisine farz olur mu?

Cevap: İbn Âbidîn hazretleri Ukûdü’d-Dürriyye’de diyor ki: Hac etmemiş fakîrin, başkası yerine hacca gitmesi câiz ise de, Hill’e gidince, kendisine de hac etmek farz olur. Mekke’de kalıp, sonraki senede kendi haccını yapması lâzım olur. Fakat evvelki haccında, memleketine dönmediği için, meyyitin haccı noksan kalmış olur. Vekîle para verilirken, istediğini yap denilirse, meyyit için başkasını vekîl edebilir ve kendi haccını da o sene kendi yapar. Buna mukabil İbn Âbidîn Dürrü’l-Muhtar’da da diyor ki: Haccetmemiş fakir kimse, vekil olarak hacca gönderilse, hac kendisine farz olmaz, çünki başkasının parasıyla ona vekil olarak gelmiştir. Kendi namına hacca gelen fakir, bir sebeple hac yapamasa, onun ertesi sene yapması farz olur. O halde haccetmemiş fakir kimse bedel olarak hacca gidince hac kendisine farz olmakla beraber, başkasının parasıyla gelebildiği için kendisine haccın farz olmadığını söyleyenler de vardır.

 

Sual: Hacca gidenlerden 444 riyal (100 dolar) ayak-bastı parası alınmaktadır. Bu takdirde hac farz olur mu?

Cevap: Bu hususta iki kavil vardır. Saffâr ve İbni Kemal’in bildirdiğine göre, rüşvet vermek haramdır. Haram işlememek için farz terkedilir. Ebussuud Efendi’nin bildirdiği ikinci kavle göre, hakkını almak için rüşvet vermek câizdir. Mutemed kavil de budur. (İbn Âbidîn, Hac bahsi). İbn Âbidîn hazretleri, burada rüşvet vermek câizdir diyerek, böyle durumlarda haccın farz olmadığına işaret etmektedir. Çünki âyet-i kerime gereği yol emniyeti haccın farz olması için şarttır. Bazı âlimler bu takdirde yol emniyetinin bulunmadığını söylemektedir. Arafat’a çıkma hususunda da bazı seneler yol emniyeti bulunmamakta, hacılar bir gün evvel Arafat’a çıkarılarak haccın zamanında yapılmasına engel olunmaktadır. Bu sebeple âlimlerin bazısına göre günümüzde hac farz olmamaktatır.

 

Sual: Umrede tavafın dört veya beşinci şavtında hatimin içinden geçtim. Tavafın bunun dışından olacağını bilmiyordum. Traş olup ihramdan çıktım. Ne yapmam lâzımdır?

Cevap: Geri dönüp şavtı düzelterek tavafı tamamlamalıdır. Tavaf bitmişse iade gerekir. Mekke’yi terketmedikçe umre iade edilir. Mekke’den çıkılırsa dem (davar kesmek) gerekir.

 

Sual: Bir kimse hac farz olduğu halde bedel gönderilmesini vasıyet etmeden ölse, varislerinin bedel göndermesi gerekir mi? Varisler kendiliklerinden bedel olarak hacca gidebilirler mi?

Cevap: Gerekmez. Varisleri veya bir başkası masrafları ekserisi ölenin terikesinden karşılanmak üzere hacca giderse inşallah meyyit hac borcundan kurtulur. Kendi mallarından gitseler de olur diyen âlimler vardır. (İbn Âbidîn, Sarurenin haccı bahsi.)

 

Sual: Kâbe-i Muazzama’yı helikopterle tavaf etmek câiz midir? Revakların üçüncü katından tavaf etmek câiz midir?

Cevap: Câizdir ama mekruhtur. Nitekim ulemâ Kâbe’nin üzerinde namaz kılmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir. (İbn Âbidîn, Namazın mekruhları bahsi.)

 

Sual: İş için Cidde’ye gidecek olan kimse mîkatı ihramsız geçebilir mi?

Cevap: Hac, umre veya başka maksatlarla Mekke’ye veya Harem’e girmek isteyen kimse, mîkatı ihramsız geçemez. Mutlaka umre yapmalıdır. Doğrudan Harem veya Mekke’ye gitmek kasdı olmaksızın Hill’e giren âfâkîlerin (Hill’de oturmayanların) mîkatı ihramlı geçmesi gerekmez. Sonra hac veya umre için Mekke’ye gidecekse Cidde’de ihrama girer. Hac veya umre kasdı olmaksızın Mekke’ye gidecekse ihrama girmesi de gerekmez. Şâfiî mezhebinde hac veya umre kasdı olmaksızın Harem veya Mekke’ye gidenlerin mîkatı ihramlı geçmesi gerekmez.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Farzları ve vâcibleri nafile olarak yapmak, müekked sünnetleri yapmakdan daha çok sevap olur” yazıyor. Farzları ve vâcibleri nâfile olarak yapmak ne demektir? Kılmış olduğu farzı iade veya kaza etmesi gerekmediği halde tekrar kılması mı? Eğer öyleyse bu neden müekked sünnetten daha sevap oluyor?

Cevap: Farz olan hacca gittikten sonra bir daha gitmek, nafile kurban kesmek, öğle ve yatsıyı tek başına kıldıktan sonra cemaate uymak gibi belli hallere münhasırdır.

 

Sual: Hacda Arafat’tan Müzdelife’ye geldik. Başımızdaki memurlar gece vakfe yaptırıp bizi Mina’ya götürdüler. Vakfemiz sahih midir?

Cevap: Hanefî mezhebinde Müzdelife vakfesi vâcib olduğu gibi, vakfeyi fecr doğduktan sonra yapmak da vâcibdir. Diğer üç mezhebde gece de yapılabilir. Ancak bir Hanefî zaruret olmadan bu mezhebleri taklid edemez. Üstelik taklid edebilmek için haccın şart ve müfsidlerinde de bu mezhebe uymuş olamsı gerekir. Bu bakımdan ceza olarak haremde bir koyun veya keçi kurban kesmek gerekir.

 

Sual: Kâbe-i Muazzamada revakların üstünden tavafın câiz, ancak mekruh olduğunu yazdınız. Alt katta kadın-erkek birbirine sürtünerek tavaf etmesi haram olacağına göre, mekruhu harama tercih etmek doğru olmaz mı?

Cevap: Mescid-i Haram’da aşağıda kadınlara değmeden, kimseye eziyet vermeden tavaf yapmak mümkündür. Defalarca yaptım, biliyorum. Üstten yapmaya lüzum yoktur.

 

Sual: Bu sene hacca niyetlendim. Diyânet’in verdiği hesaba kurban parası yatırdık, orada kesilecekmiş. Bu tatbikat sahih midir? Şayet böyle kurban sahih olmaz derseniz, o zaman 10 gün orucu orada tutmayıp, memlekete dönünce tutmamda bir mahzur var mı? Bu oruca nasıl niyet edilir?

Cevap: Kıran veya temettü haccında şükür kurbanı mutlaka Harem’de kesilir. Kurban bulamayan, 3 gün orada, 7 gün de dönünce burada oruç tutar. Sizin vaziyetiniz buna uymuyor. Bugün için Harem’de kurban vardır ve kesilmektedir. Diğer mezheplerde kurban bulamayan bu on günlük orucu dönünce memleketinde de tutabilir. Haccınız bu mezheplere göre sahih ise, başka imkân da bulamazsanız bu mezhepleri taklid edebilirsiniz. Diyânet’in tatbikatı için de nihayet hüsnü zan etmekten başka çare yoktur. Mamafih bu kurbanların hacılar ihramdan çıktıktan sonra kesildiği çok yaygın olarak söylenmektedir. Bu ise ayrıca ceza kurbanı gerektirir. Ancak İmam Ebu Yusuf’a göre câizdir.

 

Sual: Bir hadis-i şerifte, hac veya cihad dışında, deniz vâsıtalarına binilemeyeceği; çünkü denizin altında ateş, ateşin altında da deniz olduğu söyleniyor. Bu iki iş dışında, meselâ seyahat için gemiye binmek, câiz değil midir?

Cevap: Dünyalık için kendisini tehlikeye atmanın uygun olmadığı bildiriliyor. Gezmek için gemiye veya uçağa binmek caizdir.

 

Sual: Kadın evlenirken mehr olarak kocasından hacca gitmeyi isteyebilir mi? Boşanma hâlinde kocasının onu hacca götüremeyeceğine göre, bunun yerine kendisine takılan bilezikleri mehr olarak alabilir mi?

Cevap: Mehr Hanefî’de ancak mal olabilir. Hacca götürmek talebi diğer mezheblerde ve ancak mehr-i muaccel için bahis mevzuu olabilir. Mehr konuşulmaz veya meşru bir mal üzerinden konuşulmazsa, adın mehr-i misle, yani emsali kadınların aldığı mehre hak kazanır. Evlenirken takılan bilezikler mehr olarak verilirse kâfi gelir.

 

Sual: Umrede rehberimize uyarak saçımızdan birkaç tel kesip ihramdan çıktık. Bu yaptığımız doğru mudur?

Cevap: Umre, Hanefî’de sünnet bir ibadettir. İhramlı olarak tavaf (Kâbe’yi yedi defa dönmek) ve say (Safa ile Merve arasında yedi defa gidip gelmek) suretiyle yapılır. Say’dan sonra traş olup ihramdan çıkılır. Kadınlar, saçlarının ucundan bir tutam keserler. Erkekler için saçı kazımak veya tamamından bir parmak ucu kadar kısaltmak sünnet; saçın dörtte birini bir parmak ucu kadar kısaltmak vâcibdir. Vâcibi terk etmek, ceza kurbanı gerektirir. Haccın farz ve vâcibleri olduğu gibi, umrenin de farz ve vâcibleri vardır. Cezalar bakımından umrenin hükümleri, hac ile aynıdır. Binaenaleyh umrede hiç traş olmamış bir kimse ihramdan çıkmış ve umreyi tamamlamış olmaz. Traş olmadan ihramdan çıkarsa, ceza kurbanı keser. Saçın dörtte birinden azını kesmiş ise de hüküm böyledir. Umre sahihtir; ama vâcibin terki sebebiyle umrenin sevablarından mahrum kalındığı gibi, vacibi terk günahından kurtulmak için Harem sınırları içinde bir koyun veya keçi kurban edilmelidir. Bunun zamanı yoktur. Umreden dönülmüşse, Mekke’deki veya Mekke’ye giden birine vekâlet verilerek de kestirilebilir. Sonra tekrar Mekke’ye giderse, bu kurbanı kendisi de kestirebilir. (İbni Abidin-Hac Bahsi)

 

Sual: İmam-ı Rabbani hazretleri 29, 123 ve 124. mektuplarında ve Makamat-ı Mazheriyye 26. mektubunda, nâfile hacca ve umreye gitmeye izin vermediklerini okudum. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Nakşî büyükleri her işlerinde zühd ve takvâyı ön planda tutmalarıyla tanınmıştır. İbâdet yaparken işlenen günahların cezası daha büyük olduğu için, sevenlerine nâfile hac ve umre için izin vermemişlerdir. Bir de Makamat’ta da izah edildiği üzere, meselâ anne ve babanın bakımı, zevcenin hakkı, çocukların terbiyesi gibi vecibeleri bırakıp, maddî ve fizikî bakımdan zahmetli yolculuklara çıkmayı tasvib etmemişlerdir. Nâfilelerden evvel farz ve vâciblerin gözetilmesini emir buyurmuşlardır. Nihayet son asırda Hicaz’da hâkim olan dinî zihniyetin, ibâdetlerin hakkıyla ifa edilmesine izin vermemeleri de bunda bir âmil olabilir. Nâfile hac ve umreye gitmek yerine, meselâ evlenecek veya iş kuracak fakir gençlere yardım etmek daha faziletlidir. Zira bunların günahtan kurtulmasını temin etmek, nâfile ibâdetten yukarıdır. Meşhur kıssadır: Bişr-i Hâfî’yi sevenlerden birisi nâfile hacca gitmek üzere müsaade istemiş. O da “sen bu seyahate Allah rızası için mi gidiyorsun? Diye sormuş. Adamacağız şaşırarak elbette deyince, O halde ben sana daha sevaplı bir iş söyleyeyim. Evlenip kendisini zinadan korumak isteyen fakir bir genç var. Hac için ayırdığın parayı ona verir misin?” demiş. Adamcağız boyun büküp “Ama hacca gitsem” deyince, “Buyur Allah selâmet versin. Sen Allah rızası için gitmiyorsun” demiş.

 

Sual: Zengin bir kişi mazereti olmadığı halde bir başkasını umreye vekâleten gönderebilir mi?

Cevap: Vücub şartları olup da eda şartları yoksa, ölümüne kadar da kalkmayacaksa birini vekâleten farz olan hacca göndermesi gerekir. Umre, nâfile ibadettir. Vekâleten olmaz. Ancak umre yapan, kendisi için yapmış olur. Sevabını başkalarına da hediye edebilir.

 

Sual: Hac rehberinde “Tavaf esnasında dua edilir, tekbir ve tehlil getirilebilir” diyor. Telbiye söylenmez mi? Telbiye nerelerde söylenir?

Cevap: Telbiye de söylenebilir. Telbiye ihrama girerken yapılır. Hacca veya umreye niyetlenmeyi ifade eder.

 

Sual: Hac esnasında birden fazla dem (hayvan kesme) gerektiren suç yapılsa, hepsi için bir dem kâfi gelir mi?

Cevap: Hayır. Hepsi için ayrı ayrı ve Harem hududu içinde hayvan kesilmesi gerekir.

 

Sual: Hanefî mezhebinde mahremi olmayan bir kadın hacca veya umreye giderse, bu ibadeti sahih olur mu?

Cevap: Hac ve umre sahihtir. Mahremsiz gitme günahı ayrıdır. Bir ibâdeti yaparken, ayrıca günah işlenirse veya farzları dışındaki şartlarına uyulmazsa, bu ibâdetten sevab hâsıl olmaz. Yani yapan borçtan kurtulur; ama sevab alamaz.

 

Sual: Eski devirde kadınlar Hac vazifesini yerine getirirken tavafı nasıl yaparlardı?

Cevap: Mescid-i Harem’de vazifeli zenci ve hadım Haremağaları, ellerinde birer metrelik sopalarla metâfın (tavaf yerinin) ortasında halka olup, tavafı kadın ve erkekler için ayırmakta, içte erkekler, dışta kadınlar tavaf etmekte idi. Mescid-i Nebevî’de de kadınların öğle ile ikindi namazı arasında Resulullah’ın kabrini ziyaretini tanzim ederlerdi. Şimdi bunlar kalmamıştır.

 

Sual: Âkıl bâliğ olmayan bir çocuk veya akıl hastası hac yaparsa, hacı olur mu?

Cevap: Çocuk, şartlarına uyarsa hac yerine gelir. Ama ileride zengin olursa, tekrar gitmesi lâzımdır. Akıl hastası hac yapamaz. Yerine velisinin yapması da gerekmez. Zira niyet lâzımdır.

 

Sual: Vekaleten umreye gidilebilir mi?

Cevap: Hayır. Ancak umre yapıp, sevabı bir başkasına hediye edilebilir.

 

Sual: Kendi adına umreye giden kişi, başkası adına tavaf edebilir mi?

Cevap: Nafile ibadetin sevabı başkasına hediye edilebilir.

 

Sual: Babası ölüp vasiyet etmediği halde kendi parası ile babası için hac yapsa, hac farziyeti babadan düşer mi?

Cevap: Bir kavle göre evet.

 

Sual: Aynı zamanda Bulgaristan vatandaşı olup, oraya sık sık gidip gelen bir zengine, hacca gitmek Türkiye’den mümkün olmayıp, kota sebebiyle Bulgaristan’dan mümkün ise, gitmesi farz olur mu?

Cevap: Haccın farz olması başka şeydir; gidebilmek başka şeydir. Ekseri bulunduğu yere vatanına itibar edilir. Giderse de, borçtan kurtulur.

 

Sual: Hâccetü’l-İslam kelimesinin manası nedir?

Cevap: Farz olan hac manasına kullanılan bir tabirdir.

 

Sual: Temettü ve kırân haclarında kurban parasının vekile aid olmasının sebebi nedir?

Cevap: İfrad yapma imkânı varken yapmayıp, müvekkilini ekstra külfete soktuğu için.

 

Sual: Hacda rafes denilen cima, hacc fiileri bitiminden sonra olur deniliyor. Peki bu son fiilden ne anlamalıyız? Ziyaret tavafı yapıldıktan sonra mı cimâ helâl olur?

Cevap: İhramdan çıkmak lâzımdır.

 

Sual: Çalışmak üzere Mekke’ye giden bir Türk, şehre ihramsız girse, geri de dönemese ve umre de yapamasa ne lâzım gelir?

Cevap: Mekke’ye dışarıdan gelen kim olursa olsun, ihramlı olarak girmek ve umre yapmak mecburiyetindedir. İhramsız girerse, mikata kadar geri dönüp ihrama girer ve tekrar şehre girerse, caiz olur. Böyle yapmaz da, ihrama Mekke’de girerse, bir dem (koyun veya keçi kesmesi) lâzım olur. Eğer temettu veya karin haccına niyetlenmemiş, ifrad haccına niyetlenmiş ise, doğrudan Arafat’a çıkabilir. Aksi takdirde bir dem daha gerekir.

 

Sual: Sultan Abdülhamid’in hacda görüldüğü doğru mudur?

Cevap: Sultan Abdülhamid ve hiç bir Osmanlı padişahı hacca gitmemiştir. Hac, padişahlara farz değildir. Vekil gönderirler. Bir hatıratta böyle yazıyorsa da, rüya olsa gerektir.

 

Sual: Usul kitaplarında zengin iken zekâtını vermese sonra fakir düşse zekâttan mesul olmaz diyor. Çünkü zekât ve fıtr, fevr (hemen verilmek) üzere değil, terâhi  (yani ömür boyu verilmek) üzere vâcibdir. Halbuki hac için de terâhi üzere farzdır denmesine rağmen, kişi daha sonra fakir düşse, ahirette hacdan mesul olacağı geçiyor. Aradaki işkali (tutarsızlık gibi görünen şeyi) nasıl giderebiliriz?

Cevap: Zekâtı farz olduktan sonra bir sene içinde vermek lazım ise de, bir yılı geçince ömür boyu kerâhatle de olsa sahih olur. Zekât farz olduktan sonra fakir düşse, eğer bu, kendi iradesiyle olmuşsa, yani malı telef etmişse (istihlâk etmişse) zekât ondan düşmez. Fakat mal kendiliğinden telef olmuşsa (helak olmuşsa) zekât ondan düşer. Zekât malın aynına taalluk eder. Hac ise mala değil şahsa taalluk eder.

 

Sual: Hac veya umre için ihramdan çıkarken olunacak traşın asgari miktarı nedir?

Cevap: Hanefî mezhebinde saçın dörtte biridir. Say çıkışındaki berberler bunu bilirler. Rubu (dörtte bir) deyince, o kadar alırlar.

 

Sual: Resmî mecburiyet sebebiyle umreye mahremiyle farklı tayyarede gidilse caiz midir? Yine mahremiyle gitmiş olur mu?

Cevap: Mahreminin seyahat esnasında beraber bulunması şarttır. Günahtan başka ayrıca umre sevabı da alamaz.

 

Sual: Evlenirken mehr olarak hac veya umre tayin edilmesi caiz midir?

Cevap: Mehr olarak para veya mal yahud karşılığı kolayca tayin edilebilecek bir menfaat tesbit edilir. Hac veya umre, mehr olarak tayin edilemez. Edilmiş ise mehr-i misl gerekir.

 

Sual: Çalıntı parayla hacca giden kimsenin haccı kabul olur mu? Olmuyorsa, parayı tazmin edip helâllik alsa, kâfi gelir mi?

Cevap: Haram parayla yapılan hac sahih olur. Borç düşer. Ancak kabul olmaz, yani sevap alamaz.

 

Sual: Eşim ve iki küçük çocuğumla hacca kaydolduk. Ancak son zamanlardaki terör faaliyetleri sebebiyle tereddüt ediyoruz. Birkaç sene tehir etmemiz caiz midir?

Cevap: Farz olmuş, üstelik kurada çıkmış olan bir haccı tehir etmek doğru değildir. Bir daha hiç gidemeyebilirsiniz. Ancak bu zamanda hanımları ve küçük çocukları hacca götürmek, hem dinen, hem aklen uygun değildir.

 

Sual: Diyânetin talebelere müteveccih umre programı bulunmaktadır. Kız talebenin yanında mahremi bulunmadan böyle bir programa iştirakinde beis var mıdır?

Cevap: Kadınların yanında mahremi olmadan bir günlük yola, yani takriben 33 kilometreye gitmesi mekruh; üç günlük yola, yani takriben 104 kilometreye gitmesi haramdır. Hadis-i şerif ile men edilmiştir. Böyle olduğu halde, umre veya hacca giden, hem günaha girer; hem de yaptığı umreden hiçbir sevap alamaz. Zira ibadetler eğer günah işleyerek yapılırsa, sahih olsa bile, sevab hâsıl olmaz.

 

Sual: Hac ve umrede Safa ile Merve arasında sa’y yaparken; yine Müzdelife’de vakfe yaparken abdestsiz olmak hâlinde bir şey gerekir mi?

Cevap: Sa’yda ve Müzdelife vakfesinde abdest vâcib değildir.

 

Sual: Umrede ihramdan çıkarken saçın ne kadar kesilmesi lazımdır?

Cevap: Hanefî mezhebinde dörtte birinin kesilmesi vâcibdir. Orada berberler ve hacılar buna riayet etmedikleri görülmektedir. Halbuki vacibi terk günahtır ve haccın da, umrenin de sevabını yok eder. Boşa gitmiş olurlar.

 

Sual: Mekke’de ikamet eden kişi hac aylarında umre yapsa, sonra ihramdan çıkıp, haccı da aynı sene içinde yapsa, o kişi temettü haccı mı yapmış olur?

Cevap: Mekke’de oturanlar ancak ifrad haccı yapar.

 

Sual: İfrat haccı yapan Mekkeli’ye nisaba mâlik ise kurban vâcip olur mu?

Cevap: Sadece Mekkeliye değil, hacca giden herkese eğer nisaba mâlik ise ve seferî değil ise kurban vâcibdir. Temettü veya kıran haccı için kesilen şükür kurbanı başkadır.

 

Sual: Mekke’ye hacca gelmiş kişi 15 gün kaldığında mukim olur mu?

Cevap: Hep Mekke’de kalmış ise, mukim olur.

 

Sual: Hac için 30 günlüğüne Mekke’de kalmaya niyet eden kişi Taif’e gidip gelse Mekke’ye girerken ihrama girip umre yapması gerekir mi?

Cevap: Taif’e gitmek hacılara yasaktır. Ama giderse, tekrar döndüğünde ihramlanıp umre yapar.

 

Sual: Hac yaparken prostat hastası ihramın altına bir şey giyebilir mi?

Cevap: Giyemez. Giyerse ve bir tam gün ve gece giyerse Harem’de ceza kurbanı kesmesi gerekir; bir günden az giymiş ise Harem fakirlerine sadaka verir. Ceza kurbanının etinden yiyemez. Sadaka ise fıtra mikdarı olmalıdır.

 

Sual: Ölen akrabam vasiyet etmedi; miras da bırakmadı. Onun yerine hacca gidebilir miyim?

Cevap: Evet. Umulur ki borç düşer. Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir. Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece ana-babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de, farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır. Onları borçtan kurtarması, kendine çok sevap kazandırır.

 

Sual: Evlenmemiş; kendi evi ve arabası olmayan bir kişinin 20 veya 30 bin lirası olsa, kendisine hac farz olur mu?

Cevap: Kendisinin ve bakmakla mükellef olduklarının nafakası ile borçları dışında, kendisini hacca götürüp getirecek kadar parası olana hac normal şartlarda farz olur.

 

Sual: Maddi imkânlara sahip bir kişi, umreye gitmeden Kudüs’e gitse edebe mugayir davranmış olur mu?

Cevap: Hayır. Umre sünnettir. Mescid-i Aksâ’yı ziyaret de müstehabdır.

 

Sual: Mürtedin tövbe ettikten sonra, önceki namazlarını kazâ etmeyip, hac etmişse, tekrar hacca gitmesinin hikmeti nedir?

Cevap: Hac, fevrî değil, müterâhîdir. Yani ömrün sonuna kadar vakti vardır.

 

Sual: Hacca gitmeye gücü yeten, ama kontenjan sebebiyle kuraya giremeyen Müslüman ne yapmalıdır?

Cevap: Hac farz olmaz. Gücü yetmiyor demektir.

 

Sual: Kendisine hac farz olan, ama gidemeyen biri, Medine’de bulunan bir akrabasını vekil edebilir mi?

Cevap: Hanefî mezhebinde, hac vekilinin (bedelin), müvekkilinn (vekil edenin) memleketinden hacca gitmesi lazımdır. Şâfiî mezhebinde bu şart değildir. Eğer vekil edecek kimse, hac farz olduğunda zengin, ama vekil edeceği zaman fakir ise, Şâfiî mezhebini taklit ederek Mekkeli birine veya başka şehirden birine vekâleten hac yaptırabilir.

 

Sual: Amcam hacca gitti. Mekke’ye gitmeden Medine’de vefat etti ve orada defnedildi. Şehit sayılır mı?

Cevap: Hac yolunda ölen hac sevabı alır. Nitekim Resul-i Ekrem efendimiz: “Hac yolunda ölen bir kimse için her sene mebrur (kabul olmuş) bir hac sevabı yazılır” buyurdu.

 

Sual: Ka’be’nin bulunduğu yerde 70 kadar peygamberin kabri olduğu doğru mudur? Öyle ise tavaf edilirken üzerine basılmış olmuyor mu?

Cevap: Böyle ise de, nerede bulundukları belli değildir. Tavaf, şer’î emirle yapılmaktadır.

 

Sual: İşçi vizesiyle hacca giden bir kimse, hava meydanında ihrama girse ve temettü haccına niyet etse, Cidde’ye indikleri zaman kontrol mıntıkasından geçebilmek için ihramı çıkarttırsalar, ne lazım gelir?

Cevap: İhrama girdikten sonra, mikatı geçmeden veya geçtikten sonra çıkarmanın zararı yok. Elverir ki ihram yasaklarını ihlal etmesinler. Nitekim yıkanırken de ihram çıkarılıyor. Mikattan evvel ihrama girmişse, mikata gelene kadar ihram yasakları başlamaz. Mikattan sonra ise ihramı çıkarsa bile ihram yasakları devam eder.

 

Sual: İhramlı iken önü ve üstünün bir kısmı açık, arka tarafında kuşağı olan ve dikişli sandeleti giymekte veya dikişli önü ve arkası açık terlik giymekte mahzur var mıdır?

Cevap: Ayakkabı, topuğu tamamen içine almıyorsa caizdir. Yani topuk dışarda kalıyorsa caizdir. Sandalet giymek mahzurlu değildir.

 

Sual: Kurasız vip hacılık caiz midir?

Cevap: Niye olmasın? Zaten kuraya girip beklemeyi, kura çıkmayınca da üzülmeyi anlamak zordur. Hacca parası olan gider. Onun için parası olan bastırıp kuraya girmeden hacca gider. Parası olmayan kurayı bekler; gidemezse de zararı yoktur. Zira farz olmamış demektir.

 

Sual: İhramlıyken kurban kesecek bir hata işleyen kimse kurbanı kendi ülkesinde kesebilir mi?

Cevap: Hayır. Harem hududu içinde kesilecektir.

 

Sual: Hacda saçımın dörtte birini kestiğimden emin değilim. Bundan azına cevaz veren Ebu Yusuf’a uyabilir miyim?

Cevap: İmam Ebu Yusuf’a göre saçları eyyam-ı nahr ve haremde kesmek vacib değil, sünnettir. O da dörtte bire kaildir. Nerede ne zaman olursa olsun kesmekle ihramdan çıkar. Fakat o zamana kadar ihram yasağı devam eder.

 

Sual: İki evi olan ya da iki ev parası olup da ailesiyle yaşayana hac farz mıdır?

Cevap: Haccın bununla alakası yoktur. Hacca gidip gelecek ve geride nafakası farz olanların nafakasına yetecek kadar parası olana hac farzdır. Yol serbestisi ve emniyeti de olmalıdır. Kadın ise mahremi de bulunmalıdır.

 

Sual: Hac kurası çıkmış ama, kocası birkaç gün evvel vefat etmiş bir hanım ne yapar?

Cevap: Ölüm iddeti bekleyen kadın hamile ise doğurana kadar, değilse 4 ay 10 boyunca gündüz bir iş için evden çıkabilir; gece çıkamaz; yakın veya uzak seyahate gidemez; mahremi olsa bile hacca gidemez. Giderse, hac sahih olsa bile, hem günah işlemiş olur; hem de haccın sevabından mahrum kalır. (Fetava-i Hindiyye, İhdad bahsi).

 

Sual: Mekke’de ikamet eden bir kişi hac yapacaksa hac ayı dediğimiz aylarda umre yaparsa ceza kurbanı kesmesi gerekir mi?

Cevap: Âfâkiler ifrad, temettü veya kıran haccı yapmakta muhayyerdir. Harem ve Hill halkının temettü ve kıran haccı yapması caiz değildir. Ancak yaparlarsa ceza kurbanı keserler. Onlar yalnızca ifrad haccı yapar ki bunun başında umre yoktur. Müstakil umre yapmaya mani değildir.

 

Sual: Bakıp hayal kurmak suretiyle inzal olan kimsenin orucu, haccı, itikafı bozulur mu?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Birkaç kadın Şâfiî mezhebini takliden anlaşıp umreye gidebilirler mi?

Cevap: Hayır, bu hüküm hac içindir. Üstelik mezhep taklidi için zaruret yoktur. Zira Hanefî’de mahremi olmayana hac farz değildir. Ölene kadar mahrem bulup gidemezse, bedel yollanmasını vasiyet eder.

 

Sual: Haccı bir gün evvel yapsalar, şükür kurbanını böylece bir gün evvel kesen biri ne yapar?

Cevap: Ertesi gün tekrar Arafat’a çıkar. Tekrar şükür kurbanı keser. Kesmemişse, sonradan Harem’de biri ceza olmak üzere iki tane kurban keser. 10 gün oruç tutmak kâfi gelmez. Bu, kurban bulamayan içindir.

 

Sual: Anneme hac farz olmuştu, fakat gitmedi. Kendi başına haccını yapabilecek sıhhattedir. Bu halde gitmeyip bana vekâlet verebilir mi?

Cevap: Sağlığı müsait olanlar başkasını vekil edemez. Ölene kadar gidemezse, o zaman bedel gönderilmesini vasiyet eder.

 

Sual: Umrede Hanefi’yi taklit eden bir Şafiî, burnu kanasa, tavafın hükmü nedir?

Cevap: Hanefî’ye göre abdestli olması lazımdır. Burnu kanarsa abdest bozulur; tavafın vacibi eksik kalır. Yeniden tavaf yapmalıdır. Yapmazsa, umresi tahrimî kerahatle sahih olur. Hiç sevap alamaz.

 

Sual: İhramlı iken elleri hataen sabun ile yıkamanın hükmü nedir

Cevap: Kokulu değilse caizdir. Kokulu ise sadaka veya dem(kurban) gerekir.

 

Sual: Kâbe-i Muazzamanın kapandığı, hac ve umrenin yapılamadığı zamanlar oldu mu?

Cevap: Elbette. 14 defa ibadete kapandığı biliniyor. Sel ve sair afetler haricinde, mesela IX. asırdaki Bâtınî isyanları sebebiyle Kâbe’ye girilemediği zamanlar oldu. 930 senesinde Karmatîler Mekke’yi işgal etti; hacıları öldürdü; hatta Hacerülesved’i bile söküp Bahreyn’e götürdüler. 1979’de İhvan isyanı esnasında da Kâbe ibadete kapatıldı.

 

Sual: Mahremi bulunmayan kadınların Şâfiî’yi takliden mahremsiz hacca gitmesi caiz midir?

Cevap: Mezhep taklidi ancak ihtiyaç varsa olur. Burada ihtiyaç yoktur. Böyle bir kadına hac farz değildir. Şâfiî’nin kavli de yol emniyeti ve emin yolcularla mukayyettir ki bugün için bu mevzubahis değildir.

 

Sual: Hacda Müzdelife’de vakfe yaparken akşamı yatsıyla yatsı vaktinde tehir ederek cem ettikten sonra, kafile reisi izdiham sebebiyle Şâfiî mezhebini taklit edelim diyerek, herkesi Mekke’ye götürdü. Fecre kadar kalınmadı. Bunun bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Vâcibi terk ettiği için, tövbe etmesi, ayrıca Harem’de bir koyun/keçi kesilmesi lazımdır. Hacdan dönmüşse, buradan birini vekil eder; o vekil hacca veya umreye gittiğinde keser, etini oradaki fakirlere dağıtır. Çünki Hanefî’de Müzdelife vakfesinin imsaktan sonra olması vaciptir. Üç mezhepte gece de olabilir. Ama hac Şâfiî’ye göre yapılmamış ise, bu meselede Şâfiî mezhebi taklit edilemez.

 

Sual: Bir kimse ölmüş anne ve babasının yerine birini umreye gönderebilir mi?
Cevap: Hac, hem beden hem de mal ile yapılan ibadet olduğundan, hac farz olup da bir şekilde gidemeyen kimse, yerine bedel (vekil) gönderir veya bunu vasiyet eder. Bu şekilde farz borcundan kurtulur. Evlat, anne ve babası vasiyet etmemişse, kendine kalan mirastan bedel gönderirse veya kendisi bizzat vekil olursa, anne ve babası borçtan kurtulur. Umre farz değildir. Umre için bedel gönderilmesi meşru olmamıştır. Anne ve babası için umreye vekil göndermek abestir. Ancak umreye giden birine rica edip hediye vererek anne ve babasının adına da umre yapmalarını isteyebilir veya kendisi anne ve babasının veya her hangi birinin adına umre yapabilir. Bu, umrenin sevabını o kişiye hediye etmek manasına gelir.

 

Tavsiye Yazı —> Hayzlı kadın nasıl hac yapar?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler