Sual: Medine-i münevvere şehrinde bulunan ve içerisinde peygamber efendimizin hücre-i saadetinin de bulunduğu Mescid-i Nebevi’yi nasıl ziyaret etmelidir? Burada nelere dikkat etmelidir?

Cevap: Abbasi halifelerinin ikincisi Ebû Cafer Mansur, Mescid-i Nebevi içinde İmâm-ı Mâlik “rahime-hullahü teâlâ” ile konuşuyorlardı. Ey Mansur! Burası Mescid-i saadettir! Hafif sesle söyle! Hak teâlâ, Hucurat sûresinde meâlen, “Sesinizi Resûlullahın sesinden daha yüksek yapmayınız!” buyurarak bir cemaati azarlamıştır. “Resûlullahın yanında hafif sesle konuşanlar” âyet-i kerimesi ile de, hafif konuşanları övmüştür. Resûlullaha, öldükten sonra saygı göstermek, sağ iken saygı göstermek gibidir dedi. Mansur, boynunu bükerek, ya Eba Abdullah! Kıbleye karşı mı durmalı, yoksa Kabir-i saadete karşı mı durmalı dedi. İmâm-ı Mâlik hazretleri, Resûlullahtan yüzünü çevirme! Kıyamet gününün şefaatçisi olan o yüce Peygamber “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem”, Kıyamet günü, senin ve baban Âdem aleyhisselâmın kurtulması için vesile olacaktır. Kabir-i saadete dönerek ve Resûlullahın mübarek ruhuna sarılarak şefaat dilemelisin! Nisa sûresi 63. âyetinde meâlen, “Nefslerine zulüm edenler, sana gelip, Allahü teâlâdan afv dilerse ve Resûlüm de, onlar için afv dilerse, Allahü teâlâyı, tevbeleri kabul edici ve merhamet edici bulurlar” buyuruyor. Bu âyet-i kerime, Resûlullahı vesile edenlerin tövbelerinin kabul olunacağını söz vermektedir dedi. Bunun üzerine, Mansur, olduğu yerden kalkıp, Hucre-i saadet önünde durdu. “Ya Rabbi! Bu âyet-i kerimede, Resûlünü vesile edenlerin tövbesini kabul edeceğine söz verdin. Ben de, yüce Peygamberinin “sallallâhü aleyhi ve sellem” yüksek huzuruna gelip Senden afv diliyorum. Kendisi sağ iken afv dileyip afv buyurduğun kulların gibi, beni de affeyle! Ya Rabbi! Nebiyür-rahme olan yüce Peygamberini vesile edinerek sana yalvarıyorum. Ey Peygamberlerin en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm! Sana tevessül ederek, Rabbime yalvardım. Ya Rabbi! O yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle!” diyerek yalvarmaya başladı. Arkası kıbleye, yüzü (Muvacehe-i saadet) penceresine karşı ayakta durup, duâ etti. Minber-i nebevi sol tarafında kalmıştı.

İmâm-ı Malik’in Mansur halifeye “rahime-hümullahü teâlâ” verdiği nasihat Hücre-i saadet önünde duâ edenlerin çok uyanık olmaları lazım geldiğini göstermektedir. O makâma uygun edebi ve saygıyı gösteremeyecek olanların, Medine-i münevverede çok kalmaları doğru olmaz. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe “rahmetullâhi aleyh”, “Biz Bağdat’ta, kalbimiz burada olmak; biz burada, kalbimiz Bağdat”ta olmaktan daha iyidir” buyurdu.

Anadolu köylülerinden biri, Medine-i münevverede senelerce kalmış, evlenmiş ve Hücre-i saadette belli bir hizmet yaparmış. Ateşli bir hastalığa yakalanmış. Canı ayran istemiş. Eğer köyümde olsaydım, yoğurttan ayran yaptırıp içerdim, düşüncesini gönlünden geçirmiş. O gece, Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Şeyh-ul-Harem efendiye rüyada görünüp, o kimsenin yaptığı işin başkasına verilmesini emir buyurmuş. Şeyh-ul-Harem, Ya Resûlallah! O hizmeti, ümmetinden filan kimse yapmaktadır deyince, “O kimseye söyle! Köyüne gidip, ayran içsin!” buyurmuştur. Ertesi gün, bu emir bildirilince, köylü baş üstüne diyerek memleketine gitmiştir.

Yalnız gönülden geçen bir düşünce, bu kadar zarar verince, Allah korusun, şaka bile olsa, uygunsuz bir sözün yahut edebe uymayan bir hareketin ne büyük bir zararı olacağını bundan anlamalıdır.

Hücre-i saadeti ziyaret edenlerin çok uyanık olmaları lâzımdır. Gönlünde dünya düşünceleri bulunmamalıdır. Muhammed aleyhisselâmın nurunu ve derecesinin yüksekliğini düşünmelidir. Dünya işlerini ve büyük kimselerle görüşüp fayda sağlamayı ve alış veriş düşünenlerin duâları kabul olmaz. Dileklerine kavuşamazlar.

Hücre-i saadeti ziyaret etmek çok şerefli bir ibâdettir. Buna inanmayanların, müslümanlıktan çıkmalarından korkulur. Çünkü bunlar, Allahü teâlâya ve Onun Resûlüne ve bütün müslümanlara karşı gelmiş olur. Maliki âlimlerinden birkaçı, Resûlullahı “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” ziyaret etmek vâcibdir demiş ise de, müstehab olduğu söz birliği ile bildirilmiştir.

 

Tavsiye Yazı  —> Hac ve umreye dair sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler