Sual: Dinde aşırıya gitmek nedir? Caiz midir? Bu meselede ölçümüz ne olmalıdır?

Cevap: Dinin emretmediği şeyleri dindendir diye yapmak; dinde vesvese etmek; dinin hükümleri arasındaki hiyerarşik sıralamaya riayet etmemek; nafile ibadetleri yapacağım diye farzları kaçırmak veya haram işlemek; cevazları bırakıp hep azimetle amelde ısrar etmek; halk arasında dini amelleriyle parmakla gösterilmek aşırılıktır. 

Kur’an-ı kerim Müslümanları ortalama olarak över. Dinde ortalama (vasat) olmak sünnettir. 

“Dinde aşırı gitmeyin. Öncekiler bu yüzden helak oldu. Allah aşırı gidenleri sevmez.” mealinde âyet-i kerimeler vardır.  Cenab-ı Peygamber, hac esnasında İbn Abbas’tan, taş toplamasını istedi. O da şahadet ve başparmaklarla atılabilecek büyüklükte ufak taşlar topladı ve avucuna koydu. “İşte böyle; dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri, dinde aşırılıkları helâk etmiştir” buyurdu. Enes bin Mâlik rivayet eder ki: Peygamber Efendimiz mescide girdiğinde, iki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. “Bu ip nedir?” diye sordu. “O ip, Zeynep binti Cahş’ındır. Namaz kılarken yorulduğu zaman ona tutunur” dediler. Resûlullah, “Onu çözünüz. Namazı zevkle kılınız. Yorulduğunuz zaman da yatıp uyuyunuz” buyurdu. Bir sahabi, geceleri namaz kılmak; diğeri bütün seneyi oruçla geçirmek ve diğeri de hiç evlenmemek üzere kavilleştiler. Cenab-ı Peygamber, “Allah’tan en çok korkan benim. Bazen oruç tutarım, bazen iftar ederim. Bazen nafile namaz kılarım, bazen uyurum. Ve evlenirim. Sünnetim budur. Sünnetimden yüz çeviren benden değildir” buyurdu. Gündüz oruç tutup gece ibadet eden bir zâta, “Böyle yapma! Bazen [nafile] oruç tut; bazen ye. Gecenin bir kısmında uyu. Şüphesin bedenin, insanın üzerinde hakkı vardır. Zevcenin, zevci üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını verin!” buyurdu. Yılın her gününü oruçla geçirmek isteyen bir sahabiyi bundan men etti.

Mişkat kitabında, Cabir “radıyallâhu anh” diyor ki yolculukta, arkadaşlarımdan birinin başı yaralandı. Teyemmüm yapmak câiz olur mu dedi. Câiz olmaz, başını yıka denildi. Yıkadı. Öldü. Medine’ye gelince, Resûlullaha “sallallâhü aleyhi ve sellem” haber verdik. “Onun ölümüne sebep oldular. Allahü teâlâ da onları öldürsün. Bilmediklerini niçin sorup öğrenmediler? Cehlin ilacı, sorup öğrenmektir!” buyurdu. Bu sahabiler, daha çok bilenlerden sormadan, kendiliklerinden fetva verdikleri için, çok sert sözle karşılaşıp, kendilerine, “Allahü teâlâ, onları öldürsün!” buyurulunca, şimdi din adamı geçinen bir kimsenin İslam âlimlerinin kitaplarını okumadan, kendi boş kafası ve kısa görüşü ile Kurân-ı Kerîme ve hadis-i şeriflere mânâ vermeye kalkışmasına, böylece, müslümanların dinlerini, imanlarını bozmasına ne denileceği meydandadır. Böyle kimseye, din, iman hırsızı demek yerinde olur. Allahü teâlâ, hepimizi böyle din hırsızlarının zararlarından muhafaza buyursun! Âmin.

Tavsiye Yazı –> Abdest ve namazda vesvese

İbadetlerin dereceleri nelerdir?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel KitaplarMeâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir?Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir DuâSeyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler