Sual: Bir işyerinde idareci pozisyonunda olan kimsenin okuması gereken İslâmî kaynaklar nelerdir?

Cevap:   Şir’atü’l-İslâm ve Kimya-i Saadet gibi kitaplarda idarecilere tavsiyeler vardır. İslam tarihinde bu meyanda Siyasetnameler yazılmıştır. Nizamülmülk’ünki meşhurdur. Osmanlılar devrinde yazılanlar da vardır.

     

Sual: Buhârî ezberlemeyi düşünüyorum. Ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Buhârî ezberlemektense, meşhur Hadîs-i Erbaîn (Kırk Hadis) kitapları vardır. İmam Nevevî’nin ki çok meşhurdur. İbni Kemal’inki keza. Bunları manaları ile beraber ezberlerseniz çok istifadeli olur. 40 hadis ezberlemek ve bununla amel etmek sünnettir.

 

Sual: Psikoloji ve özgüven kazanmak açısından tavsiye edebileceğiniz kitaplar var mıdır?

Cevap: Şahsi gelişim için İmam Gazali Hazretlerinin Kimya-yı Saadet; İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat ve Kınalızade Ali Çelebi’nin Ahlâk-ı A’lâî kitaplarını tavsiye edilir. Hepsinin Türkçe tercümesi vardır. İlkinde Bedir, ikincisinde Hakikat Kitabevi neşrini tavsiye ederim. Üçüncüsü Tercüman 1001 Temel Eser serisinde çıkmıştır.

 

Sual: Dini kitaplardan iktibaslar yapıp, sosyal platformlardan yayılmasında mahzur var mıdır?

Cevap: Olur olmaz yerlerde doğru bile olsa dini paylaşım yapmamalıdır. Kitapta yerinde olan bir ibare, ondan koparılınca farklı manalara çekilebiliyor. Fitneye, insanların yanlış anlamasına, hatta kötülemesine ve dinden çıkmasına sebebiyet verebiliyor. Sosyal ağlar, din öğrenilecek ve öğretilecek yerler değildir.

     

Sual: Kendi kendime dinimi yaşamaya çalışan bir insanım. İnternette bazı hocaları dinledikten sonra imanımdan şüphe etmeye başladım. Ne tavsiye edersiniz?

Cevap:   Zamane vaizlerini dinlemeyiniz. Yazılarını okumayınız. Din, bunlara inmedi. Eski zamanda yaşamış âlimlerin eserlerini okuyunuz.

     

Sual: İnsan, ilim hususundaki maymun iştahlılığı nasıl giderebilir?

Cevap: Önce kendini tanımalı. Sonra en iyi yapacağı işe girişmeli. Dağınıklık iyi değildir. Dağılan maksadına kavuşamaz. Tek bir hedef tesbit edip onun için kudret ve mesaisini teksif etmelidir.

       

Sual: Okuma sürati nasıl inkişaf ettirilebilir?

Cevap: Bu bir karakter meselesidir. Süratli değil, sindire sindire okumak mühimdir. Çok kelime öğrenince bir müddet sonra okuma süratlenir. Yüksek sesli okumanın da faydası vardır.

       

Sual: Okuduklarını aklında tutabilmek için ne yapmalıdır?

Cevap: Dikkatle okuyup notlar almalı; sonra bunları gözden geçirmeli. Yüksek sesle okumalı. Öğrendiklerini başkalarına anlatmalı. İlim, öğreterek öğrenilir sözü meşhurdur.

       

       

Sual: Zekânın arttırılması mümkün müdür?

Cevap: Zekâ, beynin hızlı çalışmasıdır. Genetiktir. Ancak bazı egzersizlerle zekânın az da olsa inkişaf ettirilmesi ve parlatılması mümkündür. Hâdiseler arasındaki bağlantıları kolay sezmesi ve buna benzer davranışları bir kimsenin zeki olduğunu gösterir. Okuduğunu anlamak için evvelemirde alâkasını çeken şeyleri okuması gerekir. Bu okuduğunu anlamayı kendine telkin etmelidir. Okuduğunu tekrar etmelidir. Birilerine anlatmalıdır. Yazmalıdır. Lugatten istifade etmelidir. Başkalarına sormalıdır. Nihayet Rabbî zidnî ilmen ve fehmen diye dua etmelidir.

       

Sual: İmam Buhari hazretleri Sahih kitabını yazarken binlerce hadis-i şerifin taranmasında insan üstü bir titizlik göstermekle kalmamış; her biri için gusül abdesti, 2 rek’at namaz, istihare yaparak da vakit mefhumunu açıklaması imkânsız şekilde değerlendirmiştir. İslâm âlimlerinin bu gibi insan üstü gayretlerini “keramet” olarak görmek doğru mudur?

Cevap:  Kerametten evvel, ilmî ve dinî hassasiyete delalet eder. Kaldı ki, Allah zaman içinde zaman yaratır. İslâm âlimlerinin bazısının bıraktığı eserleri görünce, kısa ömründe bunları nasıl yazmış diye insanın hayret edesi geliyor. Yorulmadan yılmadan yazan İmam Süyûtî’nin her biri sahasında mühim 500’den fazla eseri vardır. Halbuki 54 sene yaşamıştır. İmam Gazâlî’nin ömrünü eserlerine bölmüşler; her gününe 18 sahife düşmüştür.

 

Sual: Sırf hobi olarak 5-6 yabancı dil öğrenmekte mahzur var mıdır?

Cevap:  Lüzumsuzdur. Faydalı ilim ve işle meşgul olmalıdır.

     

Sual: Uydurukça olmayan kelimeler hususunda tavrımız nasıl olmalıdır?

Cevap: Eski kelimeleri de, uydurukça kelimeleri de, Frenkce mukabillerini de öğrenmelidir. Eski kelimeleri bilenlere bunlarla hitab etmeli ve bunları evvelemirde kullanmak hususunda ihtimam göstermelidir. Konuşurken veya yazarken, bulunduğu vasata (ortama) göre, evvelâ hakikisini, sonra Frenkçesini, sonra icab ederse uydurukçasını söylemelidir. Böylece hem insanın mütefekkiresi artar; hem karşı taraf kendisini kolayca anlamış olur; hem de eski kelimeleri muhafaza etmek idealini yerine getirmiş olur. Herkese anlayacağı dilden hitap etmek lazımdır; fitne çıkartmak doğru değildir.

     

Sual: İslâmî ilimlerle meşgul olmak ve ihtisas yapmak isteyen, tefsir, hadis, kelâm, fıkıh ve tasavvuf gibi sahaları neye göre seçer?

Cevap: Heves ve istidad mühimdir. Şans ve imkânlar da.

     

Sual: Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname adlı eserinde insanların yüz yapısı  (kısmen vücut yapısı)  ve insan karakteri ile görüşleri şiir şeklinde açıklıyor. Burada, sadece yüz yapısı değil, vücut yapısı ve mimikler de ele alınmıştır. Böyle söylemek uygun mudur?

Cevap: Bunlar umumiyet ve tahmin bildirir. İnsanların fizikî görünüşlerinden ve mimiklerinden karakterlerine dair ipuçları verdiği kabul edilen ilm-i kıyafet ve ilm-i ihtilaç diye ilimler vardır. Batı’da da kriminoloji ve adalet psikolojisinde bu gibi mevzular işlenmektedir.

 

Sual: Üniversite talebesiyim. Eski Türk tarihiyle başlayıp Selçuklu ve Osmanlıyı anlatan bir roman yazmak istiyorum. Ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Edebi kabiliyetinizi bilemeyiz. Fakat tarihî roman yazmak hiç de zannedildiği gibi kolay değildir. O devrin konuşma adabından yemek kültürüne, kılık kıyafetinden dini inanışlara kadar en ince hususiyetlerini öğrenmek, senelerce tedkik lazımdır. Bahsettiğiniz gibi bir roman tasavvur edemiyoruz. Tarih, romanla, filmle anlatılamaz. Tarihi iyi öğrenmeniz tavsiye edilir. Ileride kabiliyetiniz varsa, tarihî bir devirde geçen ve tarihî şahsiyetlerin arka planda kalıp farazi şahsiyetler üzerinde kurgulandığı bir roman veya hikâye yazabilirsiniz.

     

Sual: Peygamber efendimizin gündelik hayatı ile alakalı cihetleri anlatan bir kitap var mıdır?

Cevap: Kastalânî’nin Mevâhib ve Kettânî’nin Terâtib kitapları kıymetlidir.

       

Sual: Evliya Çelebi’nin seyahatnamesini hangi neşrinden okumalıyız?

Cevap:  Osmanlıcası matbudur. Tam mıdır bilemem. Latin harfleriyle baskıları da tedkik etmedim. Zuhuri Danışman neşri meşhurdur.

   

Sual: Münazara nasıl yapılır?

Cevap: Münazara ilmi adında bir ilim vardır. Münazaranın adabı, ahlâk kitaplarında yazar. Münazara için ilm-i hilafı iyi bilmek lazımdır. Yani müdafaa edeceği mezhebin delillerini gayet iyi öğrenmelidir. Bunun dışında karşı tarafın argümanlarını ve delilerini de gayet iyi bilmelidir. Bunları çürütecek delilleri bilmelidir. Zamanın şartlarını, insanların huylarını iyi bilmelidir. Sağlam bir asaba, güzel bir hitabete mâlik olmalıdır Bu münazaralar bazen kısa bir zamanda mağlubiyetle neticelendiği gibi, günlerce hatta aylarca devam edebilirdi. İki taraf da yenişemezdi. Münazaralarda nefsaniyet değil, hakkın ortaya çıkması ön plandaydı. Münâzırın buna da dikkat etmesi lazımdır.

    

Sual: Peygamberler tarihini anlatan şümullü bir kitap tavsiye eder misiniz?

Cevap: Mirat-ı Kâinat, Kısas-ı Enbiya ve Türkiye gazetesinin neşrettiği Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi münasiptir.

   

Sual: Mevlana hazretlerinin Mesnevî kitabının hangi neşri muteberdir?

Cevap:  Âbidin Paşa’nın, Tâhirü’l-Mevlevî’nin ve Şefik Can’ın Mesnevî şerhleri muteberdir. Mesnevi okumanız tavsiye edilmez. Tasavvuf hakikatlerini nazari olarak öğrenmek istiyorsanız, İmam-ı Rabbânî Hazretlerinin Mektubat kitabı daha faydalıdır.

   

Sual: Dinî kitaplar yatarken veya ayakları uzatmışken okunabilir mi?

Cevap: Her türlü okunur.

   

Sual: Delâil-i Hayrât şerhi Kara Davud kitabını tavsiye eder misiniz?

Cevap: Bu ve Envârü’l-Âşıkîn gibi kitaplar dinin aslî kitapları değildir; ilmî kıymeti düşüktür. Okumaya değmez.

   

Sual: Delâil-i Hayrat’ın Türkçesini okumak olur mu?

Cevap:  Delâil-i Hayrat, Arapça salavat kitabıdır. Bunun Türkçesi olmaz. Orjinalini okumalıdır.

   

Sual: Ebced ilmi hakkında neler söylenebilir?

Cevap:  Arapça’da her harfin bir rakam kıymeti vardır. Buna ebced hesabı denir. Eski edebiyatta ebced hesabı ile hâdiselere tarih düşülür. Bunu dini meselelere tatbik etmek caiz değildir. Şu âyet-i kerime ebced ile şu tarihi verir gibi sözler doğru değildir. Bâtınîler, bu yolla dinden çıkmışlardır.

 

Sual: İlm-i sima nedir?

Cevap: İnsanların dış görünüşünden mana çıkararak, onların karakteri hakkında fikir sahibi olmaya yarayan bir ilimdir. Aslı, asr-ı saadete kadar uzanır. Zan ve tecrübe üzerine kurulmuştur. Yakîn bildirmez. Bilhassa adlî ve cinaî işlerde mahkemeye; istihdam hususunda âmirlere yardımcıdır. Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin meşhur şiiri buna dairdir.

     

Sual: Büyük bazı tarihçilerin, Osmanlıların şanına uymayan ithamlarda bulunduğunu görmekteyiz. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Büyük tarihçi dediğiniz kimseler, millî şuurdan mahrum olduğu gibi, bir asır önceki oryantalistlerin yolunda, tarih ilmine hiçbir katkıları olmayan, bilakis tarih ilmini yerinde saydıran, hatta geri kalmasına sebep olan kişilerdir. Münferit şahısların subjektif beyanlarını kat’i bilgi gibi değerlendirmek hatasına düşüyorlar. Kıyıda köşede rastladıkları bir bilgiyi, değerlendirme süzgecinden geçirmeksizin, sırf kanaatlerini desteklediği için büyütüp ortaya atıyorlar. Bu, büyük tarihçiliğe yakışmaz.

   

Sual: İşyerinde ateist bir arkadaşım var. Ona nasıl yaklaşabilirim?

Cevap: İlim sahibi olmayan birinin bu işlere girişmesi doğru değildir. Nazik, güler yüzlü ve tatlı dilli davranmalıdır. Müslümanların iyi insanlar olduğunu bilsin yeter. Mevlana Hâlid Bağdadî hazretlerinin İtikadnâme kitabı vardır. Bunun tercümesi Herkese Lazım Olan İman adıyla basılmıştır. Bunu hediye edersiniz; ben okudum hoşuma gitti; belki sizin de hoşunuza gider, dersiniz.

 

   

Sual: Bir üniversite talebesi Tarih-i Atâ’yı okumalı mıdır?

Cevap: Osmanlı kroniklerini tarihçilerden başkasının okuması lüzumsuzdur.

 

Sual: Akıl ile zekânın arasındaki fark nedir?

Cevap: Akıl beynin doğru çalışması; zeka ise hızlı çalışmasıdır.

   

Sual: İslâm alfabesinde yazının sağdan sola yazılıp sayıların soldan sağa yazılmasının sebebi nedir?

Cevap:  Terslik yoktur. Aslında rakamları okuma sistemi farklı. 13 sayısı okunurken önce basamak değeri daha yüksek olan 10, sonra basamak değeri daha küçük olan 3 söyleniyor ve on üç denir. Arapça’da ise 13 sayısı okunurken önce basamak değeri küçük olan 3, sonra basamak değeri büyük olan 10 söyleniyor ve sayıya üç on (selase aşer) deniyor. Yani ortada bir terslik yok.

     

Sual: Fetva sorup aldığımız fetva ile hareket etmek üzerimizdeki mesuliyeti kaldırır mı?

Cevap: Sorulan kişi ehil ise ve sahih kaynaklardan cevap veriyorsa itibar edilir, yoksa edilmez ve soranı mesuliyetten kurtarmaz. Sorulan ehil ise, sahih kaynaktan cevap veriyorsa, ama bir yanlış anlaşılma olmuşsa, ikisi de mazurdur.

 

Sual: Kâfir veya bid’at ehli bir kimsenin kitabını okumak kalbi karartıyorsa, gazetecilik tahsil eden bir gencin, böyle kimselerin yazdığı ders kitaplarını ve yazılarını okuması da bu hükümde midir?

Cevap:   Burada kast edilen dinî kitaptır. Yani bozuk kimselerden din öğrenilmez; yazdıkları doğru bile olsa habis oldukları için insan istifade edemez, demektir.

 

Sual: Bir kitapta rastladığıma göre, Osmanlı ilk mekteplerinde haftalık 22 saatlik ders vardır. Bir gün izin sayılırsa geriye kalan altı güne böldüğümüzde ders saati günlük 3,5-4 saatlik bir zaman dilimine denk düşüyor. Geriye kalan vakitte çocuklar ne ile meşgul oluyordu?

Cevap:   Mektepte fazla ders olmaz. Çocuk, ders çalışacaktır; notlarını kopyalayacaktır.

 

Sual: “Kur’an-ı kerimin manasını anlayabilmek için çok sayıda yardımcı ve asıl ilmi bilmek icab eder” demişsiniz. Bu ilimler nelerdir?

Cevap:   Ulûm-i âliyye, yani yüksek din bilgileri ve ulûm-i ibtidâiyye, yani âlet ilimleri. İlki sekiz tanedir: 1-Tefsir, 2 -Usul-i kelâm ilmi. Kelâm ilminin, âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şeriflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilimdir. 3 – Kelâm ilmi. Kelime-i şehâdeti ve buna bağlı olan, imanın altı temel bilgisini öğreten ilimdir. 4 – Usûl-i hadîs ilmi. Hadîs-i şeriflerin çeşitlerini öğreten ilimdir. 5 – İlm-i hadîs. Resûlullahın ef’al, akvâl ve ahvâlini öğretir. 6 – Usûl-i fıkh ilmi. Fıkh bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şeriflerden nasıl çıkarıldığını öğretir. 7 – Fıkh ilmi. Ef’al-i mükellefîni öğretir. Yani beden ile yapılması ve sakınılması lâzım olan emirleri ve yasakları ve mübahları öğretir. 8 – İlm-i tasavvuf. Kalb ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. İlm-i ahlâk da denir. Âlet ilimleri ise on ikidir: Sarf, iştikâk, nahv, kitâbet, iştikâk-ı kebîr, lügat, metn-i lügat, beyân, me’ânî, bedî’, belâgât, inşâ ilimleridir.

 

Sual: Mevkifu’l-Akl ve’l İlm kitabı hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: Şeyhülislam Sabri Efendinin modernistleri anlattığı 4 cild Arapça kitaptır.

 

Sual: Mecelle’nin Osmanlıca şerhini edinmek istiyorum. Hangisini tavsiye edersiniz?

Cevap:  Mecelle’nin Osmanlıca şerhlerinden en kıymetlisi Ali Haydar Efendi’nin Dürerül-Hükkâm ile Reşit Paşa’nın Ruhü’l-Mecellesidir.

 

Sual: Beydavî tefsirinin Şeyhzâde hâşiyesine niçin hâşiye deniyor? Şerh denmesi gerekmez mi?

Cevap:  Tefsir, zaten şerhtir. Şerhe, hâşiye yazılır.

Sual: Ebussuud efendi için kullanılan sekaleyn kelimesi ne manaya gelmektedir. Yani kelimenin kökü nedir?

Cevap: Sekal, ağırlık demektir. Sekaleyn, insan ve cin manasına gelir. Resulü’s-Sekaleyn, gavsu’s-sekaleyn, müftiyyü’s-sekaleyn gibi.

Sual: Mızraklı İlmihal’in ismi neden mızraklıdır?

Cevap: İç kapağın kenarında mızrak resimleri olduğu için.

   

Sual: İlmihal kitabını yere koyup okumakta beis var mı?

Cevap: Okuyun da nasıl olursa olsun.

 

Sual: Fıkıh öğrenmek ve bununla etrafımdakilere faydalı olmak istiyorum. Ne tavsiye edersiniz?

Cevap:  Fıkıh öğrenme arzunuz çok takdire şayandır. Allah bir kuluna hayır murad ederse onu dinde fakih eder hadis-i şerifi meşhurdur. Öncelikle Türkçe “Tam İlmihal Seadeti Ebediyye” gibi muteber bir ilmihal kitabını okumanız güzel olur. Daha sonra fıkıhta derinleşmek için Arapça öğrenmek zaruridir. Ondan sonra fıkıh kitaplarını mütalaa etmek icap eder. Bunlar hiç de zannedildiği kadar zor değildir. Arapça sarf ve nahvi lüzumu kadar öğrenmek kâfidir. Emsile, bina, maksud, avamil öğrenip, ondan sonra Nurü’l-İzah gibi, Emâlî Kasidesi gibi metinleri okumaya geçersiniz. Bunun için mahir ve müşfik bir hoca bulursanız, siz de zeki ve çalışkan iseniz, neler neler olmaz. Bunun için illa medreseye gitmenize lüzum yok. Ama ilim üstaddan öğrenilir sözü meşhurdur. Bir üstad bulamazsanız, bahsettiğim ilimlere dair kitapları alıp kendinize çalışabilirsiniz. İnternette de buna dair programlar vardır  Arapça ile meşgul olmak ibadettir. Şiirle lüzumu kadar meşgul olmanın zararı yoktur. Şiir ağzı tatlandırır, insanın hayal gücünü takviye eder, ifade kabiliyetini ve kelime haznesini arttırır. Üslûbunu düzeltir. İstemek, elde etmenin yarısıdır. Siz isteyin, sebeplere yapışın; Allah ihsan eder.

   

Sual: Ciddiyet ve vakar nasıl kazanılır?

Cevap: Bu bir mizaç meselesidir. Az konuşmalı, çok düşünmeli. Şaka yapmamalı. Basit insanlarla az görüşmeli. Kılık kıyafetine, adabı muaşerete dikkat etmelidir.

   

Sual: Herkesin bir kabiliyeti var mıdır? Varsa, kişi bunu kendinde görebilir mi?

Cevap: Vardır. Kendini tanımak, kendini müşahede etmekle olur. Sonra bunu inkişaf ettirir.

 

Sual: Osmanlı insanının ahlak ve edebini ele alan eser tavsiye eder misiniz?

Cevap:  İslam Ahlâkı (Hakikat Kitabevi) okunabilir.

 

Sual: Hem çocuklara hem de gençlere tavsiye edebileceğiniz ahlâk kitapları var mıdır?

Cevap: Kimya-ı Saadet, Ahlâk-i Âlâî, Şir’atü’l-İslâm iyidir. İslam Ahlâkı isimli kitapta çok faydalıdır.

 

Sual: Fetva sormak için nasıl bir yol izlemeli? Tanıdığımız tüm hocalara sormalı mıyız? Bir hocaya sorup bununla mı amel etmeliyiz? Farklı cevaplar alırsak ne yapmalıyız?

Cevap: Eski âlimler tarafından yazılmış (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye gibi) muteber bir  ilmihale müracaat etmelidir. Burada bulamazsanız ilmine ve takvasına itimat ettiğiniz bir müslümana sorarsınız. İlmine ve takvasına itimat edilen farklı hocalara sormak ve bunlardan alınan farklı fetvalardan birine uymak caizdir. Dünyaya düşkün, şer’î hükümlere uymakta lakayt davranan, usul ve fürudan haberi olmayan sıradan birine sual sormak ve sözüne uymak insanı mesuliyetten kurtarmaz.

   

     

Sual: Bilhassa Osmanlıca kelime haznesini inkişaf ettirmek isteyen biri ne yapmalıdır?

Cevap: Eski baskı kitaplar okumalıdır. Eski şiirler, hatıratlar ve elinden lügat düşmemelidir.

     

   

Sual: Nimet-i İslâm kitabının dipnotlarında T. der ki ifadeleri sık sık geçiyor. Bu ne manaya geliyor?

Cevap: Kitabın aslı Şernbülâlî’nin Tahtavî haşiyesidir. Tahtavî’nin sözüne işaret ediyor.

 

Sual: Keşf yerine icat kelimesini kullanmak caiz midir?

Cevap:  Hayır. Birbirinin yerini tutmaz.

 

Sual: Bir kaynağın İsrailiyyat olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Cevap:  Âlimler bunu söylemiştir.

 

Sual: Uydurukça kelimelerin asıllarını göstermek için hazırlanmış lügat veyahut liste var mıdır?

Cevap: 1932 tarihli Osmanlıdan Türkçeye Kılavuz. Ayrıca Kadir Mısıroğlu’nun 1000 Kelimeyi Boykot.

 

Sual: İslâmiyetin dünyanın şekline dair görüşü nedir?

Cevap: Ehli sünnetin fenne dair görüşü olmaz. İslâmiyet, fen bilgilerini öğretmek, dünya işlerini tertiplemek için gönderilmedi. Müsbet ilim ne diyorsa, ona uyulur.

 

Sual: Din kitaplarında cima adabı serlevhası altında anlatılanların sıhhati nedir?

Cevap: Bu gibi rivayetler hakkında ulema fevkalade zayıf, hatta bazısı  uydurmadır, diyor. Bu gibi şeylerin doğacak çocukla alâkasının bulunması akla ve şeriata aykırıdır. Zira, kimse kimsenin günahını cezasını çekmez. Kaldı ki bu günah değil; olsa olsa âdâbdır. Edeb, riayet edebilene iyidir.

 

Sual: Bir kitapta, aklın doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırma kabiliyeti olduğunu söyleyenlere diyor ki,  “Doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği benim bildiğim akıl değil bilgidir.” Bunu nasıl değerlendirmelidir?

Cevap: Bilgi, akla; akıl da insana yol gösterir. Akıl yoksa, bilgiyi nasıl anlasın? Kimya-i Saadet ve Ahlâk-i Alâî kitapları aklı ve vasıflarını güzel anlatır. İslâm Ahlâkı kitabı bunların hülâsasıdır.

 

Sual: Havf ve reca yazarken, r harfi kalın okunduğuna göre, raca yazılması icab etmez mi?

Cevap:  Hükmürra, Kur’an-ı kerim içindir. Arap harflerinin Latin harfleriyle yazılışında müstakar kaideler yoktur. Bazı hassas müelilfler, doğru okunuş ve anlamayı temin için harfin kalınlığına dikkat ediyor. Mesela sad harfini tebarüz için vasıyet, tavsıye yazıyor.

 

Sual: Dini bilgisi olmayan birinin hangi hocaları dinlemesini tavsiye edersiniz?

Cevap: Hiçbir hocayı dinlemeyin; muteber bir ilmihal alın; onu okuyup amel edin. Ayrıca Peygamberimizin hayatını okuyun; kâfidir.

      

Sual: 10 hocaya fetva sorup 8’inden fetva alıp 2’sinden alamazsak çoğunluğa mı uymak gerekir?

Cevap: Hocalara fetva sormamalıdır. Müşkülün cevabını ilmihallerde aramalıdır. Bulunmuyorsa ilmine ve takvasına güvendiği hocaya sorar. İhtilaf olduğu zaman, delili açık ve kuvvetli olana itimad eder.

     

Sual: Fetva sorup cevap aldığımızda kaynak söylenmediği için, suali soran kaynağını bilmek mecburiyetinde midir?

Cevap: Avamın delil ve kaynak sorması lâzım değildir. İlmine ve takvasına itimat edip bir âlime sorduğunda mehaz bildirmesi icap etmez. Avam, yani halktan ilimle meşgul olmayan biri, çoğu zaman mehazı okusa da anlamaz. Kaynak sorması abes olur. Kaynaktan anlayan cinsten ise, zaten kendi araştırıp bulabilir. İlk Müslümanlar sahabe ve tâbiîn fakihlerine bir fetva sorduğunda, kaynağını, delilini sormazlardı.

     

Sual: Arap harflerinde normal kelimeler siyak ve sibaktan anlaşılır ama, Tor ve Tur gibi imlası birbirine benzeyen hususi isimler nasıl tefrik edilir?

Cevap: Bunları bilen bilir. Bilmeyenler için, resmî imlada “o” için vav üzerine yatay se gibi bir işaret konuyor.

      

Sual: İlimleri aklî ve naklî ilimler diye ayırmak doğru mudur?

Cevap: Usul, metodoloji icabıdır. İlimlerin bir kısmında akıl, müşahede ve tecrübeler rol oynar bir kısmında ise nakil.

      

Sual: Hiç ihtiyacı olmadığı ve büyük bir ihtimalle de ileride duymayacağı için orta yaşlı birinin yabancı dil öğrenmeye kalkışması malayani sayılabilir mi?

Cevap: Hayır, meşguliyet nimettir.

    

Sual: Maliki mezhebine geçmek istiyorum. Bu mezhebe göre yazılmış Türkçe bir ilmihal tavsiye der misiniz?

Cevap: Türkiye’de Malikî olmadığı için bu mezhebi anlatan ne ilmihal ne fıkıh kitabı vardır. Bu sebeple tavsiye etmem. Ceziri’nin Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı Türkçeye tercüme edilmiştir. Malikî mezhebini anlatıyor. Bunun dışında Berekat Yayınevi’nin Mizan-ül-Kübra kitabında Maliki mezhebinin kavilleri diğer mezheplerle beraber anlatılır. İbni Rüşd’ün Bidayetü’l-Müctehid kitabı da Türkçe’ye tercüme edilmiş ise de, avama faydalı değildir. Vehbe Zuhayli’nin İslâm Fıkhı Ansiklopedisi var ise de, hem muhtevasında, hem de tercümesinde bazı sıkıntılar vardır. Bu sıkıntılar Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı için de caridir.

      

Sual: Evliyanın ilmi kesbî midir; vehbî olarak da ilim elde etmesi mümkün müdür?

Cevap: İlim öğrenmek için sebeplere yapışmak lâzımdır. Ama bazen bu ilim -çok nadir- vehbî olarak da verilebilir. Ahmed Nâmekî Câmî veya Terzi Baba gibi bazı büyük velilere vehbî olarak ihsan edilmiştir.

      

Sual: Kur’an-ı kerimi öğrenmek ve anlamak istiyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim?

Cevap: Önce Tam İlmihal Seadeti Ebediyye gibi muteber bir ilmihalden temel dini ilimleri iyice öğrenmeli;  sonra Hazreti  Peygamberin hayatını öğrenmelidir. Kur’an-ı kerim okumayı öğrenmek zor değildir. Arapça öğrenip okuduğu ayet-i kerimelerin manasını sathî de olsa anlamaya çalışması güzeldir. Sonra sıra tefsir okumaya gelir. Tefsir okunsa da olur, okunmasa da. Kur’an-ı kerimden hüküm çıkartmak zaten Arapça da bilse avamın işi değildir.

   

Sual: İlim öğrenmek ve ölene kadar ilim taleb etmek farz olduğuna göre, dinî ilimler ile birlikte tarih, coğrafya, lisan  gibi ilimleri de öğrenmek farz mıdır?

Cevap: Farzları öğrenmek farzdır; vacipleri öğrenmek vacip ve sünnetleri öğrenmek sünnettir. Bunun dışında, bir kimsenin kendi mesleğini öğrenmesi farzdır. Mesela doktorun tıbbı; tarihçinin tarihi; ayakkabıcının, ayakkabı yapmasını bilmesi farzdır. Fakirin zekâtı ve haccı öğrenmesi lâzım değildir.

   

Sual: Fıkıh öğrenmek isteyen biri nasıl hareket etmeli?

Cevap: Fıkıh mantık demektir. Ortalama zekâya ve çalışkanlığa sahip bir kimse fıkıh öğrenebilir. İlmihalini öğrendikten sonra, Arapça okumalıdır. Bir yandan da Arapça basit kitaplardan zor kitaplara doğru okumalıdır. Nurul-İzah, sonra Halebî olabilir. İyi bir hoca bulunursa çok daha kolay olur. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin İslâm Hukuku ve İslâm Hukuku Tarihi gibi kitapları da modern usulde yardımcı olur.

   

Sual: “Peygamberin kabri, Kâbe’den; mevlid günü de Kadir gecesinden efdaldir” sözü hakkında ne dersiniz?

Cevap: Peygamberin mübarek bedenine değen toprak, Kâbe’den, hatta yaratılmış her şeyden efdaldir, üstündür. İmam Şâfiî’ye göre Kadir gecesinin kıymeti peygamberin doğumundan gelir. Bu sebeple Mevlid kandili, Kadir gecesinden üstündür. (Bacuri, 1. cilt 3 . sayfa sonu)

   

Sual: Şeriat ve fıkıh birbirinden ayrı mıdır?

Cevap:  Şeriat, din; fıkıh ise din ilmi demektir. Bunları birbirinden farklı mütalaa etmek hatadır.

   

Sual: İcazetsiz fetva verip vaizlik yapan dinlenir mi?

Cevap: İcazet verebilecek adam bu zamanda nerede? Sahih din kaynaklarından konuşan dinlenir; kendi kafasından konuşup edebiyat yapan dinlenmez.      

Sual: İlm-i Sima nedir?

Cevap: İnsanların görünüşlerinden karakterlerini anlama ilmidir.

      

Sual: Usûl-i Fıkh hocasız okunabilir mi?

Cevap: Hocasız zor ise de ehil hoca bulmak daha zordur. Mir’at ve Mecâmi ile şerhleri en iyisidir. Türkçe usul kitabı da çoktur. Hemen hepsi birbirine benzer.

   

Sual: Bir ilim talebesi zamanı nasıl değerlendirmeli, ne kadar yemeli, kaç saat uyumalı?

Cevap: Şahsa göre değişir. Herkes kendini bilir. İşini ve zamanını ona göre ayarlar. Disiplinli ve planlı olmak esastır. İyi ve kuvvetli yemek; ihtiyacından az uyumamak bilhassa gençlere lazımdır.

 

Sual: Kebikeç nedir?

Cevap: Eskiden kitapların başına kurt yemesin diye yazılan bir kelimedir. “Ya Kebikeç”. Kitapları koruyan meleğin ismi olduğuna inanılıyor. Süryanice bir kelimedir. Mektuplara da “Ya Bedûh” yazılırdı. Haberlerin tez varmasına bakan meleğin ismidir.

 

Sual: Zakir Kadiri Ugan’ın İbni Haldun-Mukaddime ve Taberi-Milletler ve Hükümdarlar Tarihi tercümelerine itimat edilir mi?

Cevap: Her ikisini de okudum. Zakir Kadirî iyi Arapça bilirdi. Orijinali ile karşılaştırmadım.

 

Sual: Diyanet’in Hadislerle İslam adlı 7 cildlik eseri hadis okumaya başlama kitabı olabilir mi?

Cevap: Bu kitap, hadisleri tasfiye etme projesinin bir mahsulüdür. Okunması zararlıdır. Sıradan bir müslüman hadis okumaz. İbni Hacer der ki, fakihler dışında bir insan tefsir ve hadis okursa sapıtabilir. Önce ilmihalinizi; sonra peygamberin hayatını öğrenin.

 

Sual: Osmanlı aile hayatını anlatan bir eser tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Böyle bir kitap yoktur. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci Beyin kitaplarını ve yazılarını okuyunuz.

 

Sual: Çocuk gelişimi ile ilgili kitap tavsiye edebilir misiniz ?

Cevap: Şir’atü’l-İslâm, Kimya-i Saadet. Hakikat kitabevi tarafından neşredilen İslam Ahlâkı isimli eserde de lüzumlu bilgileri bulabilirsiniz.

 

Sual: Tasavvuf tarihini doğru şekilde anlatan bir kitap tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Mektubat-ı Rabbani, Mektubat-ı Masumiyye, Reşahat, Tezkiretü’l-Evliya, Nefehatü’l-Üns, Müzekki’n-Nüfus,  Risale-i Hâlidiyye, Kimya-i Saadet, er-Riyadu’t-Tasavvufiyye.

 

Sual: Tarih usulü üzerine okuyabileceğimiz bir kitap yahut faydalanabileceğimiz bir şahsiyet tavsiye edebilir misiniz?

Cevap:  Ama Hangi Osmanlı kitabının önsözünü ve İbn Haldun’un Mukaddime’sini okuyabilirsiniz.

 

Sual: Bir arkadaşın tavsiyesiyle dini bir kitap okuyorum. Bazı tereddütlerim hâsıl oldu. Nasıl davranmalıyım?

Cevap: Arkadaş tavsiyesiyle dini kitap okunmaz. Sitemizde tavsiye kitaplar listesi vardır.

 

Sual: Kütüphanemde dine uygun olmayan kitap olsa, bir başkasının okuyup zarar görmesi ihtimaline binaen caiz midir?

Cevap: Herkes kendinden mesuldür.

 

Sual: Mevlana Halid Bağdadi Divanı’nın hangi baskısını tavsiye edersiniz?

Cevap: Farsça öğrenmek istiyorsanız, Sadreddin Yüksel; şiir olarak, Süleyman Kuku; tam metin olarak Abdülcebbar Kavak’ın neşri tavsiye edilir.

 

Sual: Bir meselede fetva almak için telefonla bir fetva hattını arasak veya web sayfasına sorsak mesuliyetten kurtulur muyuz?

Cevap: Bahsettiğiniz şahısların fıkıhla alakası yoktur. Verdikleri fetvalar da mutemet değildir. Muteber bir ilmihal alıp okuyunuz.

 

Sual: Latin harfleriyle olan dini kitaplar kitaplıkta belden aşağı konabilir mi, ayak uzatılabilir mi?

Cevap: Belden aşağı konabilir. Yere koymamalıdır. Tam ayak hizasına koymamalıdır.

 

Sual: Ahmed Cevdet Paşa’nın kitaplarını, bilhassa Kısas-ı Enbiya’sını, okurken ihtiyatlı olunması lazım gelen hususlar var mıdır?

Cevap: Emeviler, bilhassa Hazret-i Muaviye hakkında, bir kısım dalkavuk Abbasi tarihçilerinin bazı yanlış ve yakışıksız nakillerini, farkında olmadan olsa gerek, kitabına yazmıştır.

 

Sual: İbni Mesud’un mushafına Felak ve Nas surelerini almadığı doğru mudur?

Cevap: Bu zayıf bir rivayettir. Almadıysa da bunları Kur’an-ı Kerim’den saymadığı manasına gelmez. Bu, sonradan yakıştırılmıştır. Herkes ezbere bildiği için almamış olabilir. Bizzat işitmediği için almamış olabilir. Hadis-i şerife göre, İbni Mes’ud, Kur’an-ı kerimi en iyi bilen 4 kişiden biridir.

 

Sual: Ehl-i sünnet âlimlerinin icma ettikleri hususların topluca yazıldığı Türkçe bir kitap var mıdır?

Cevap: İtikat hususunda Gümüşhanevi Hazretlerinin Ehli sünnet itikadı kitabı var. Ameli meselelerde ise İmam Şa’rânî hazretlerinin Mizanü’l-Kübrâ kitabı icmaları bildirir. Mevlâna Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin Farsça İtikadname eseri de çok faydalıdır. Türkçesi “Herkese Lazım Olan İman” ismiyle neşredilmektedir.

 

Sual: Mutezile mezhebine reddiye için yazılan kitaplardan birkaçının ismini söyler misiniz?

Cevap: Kelâm kitaplarının hepsi Mutezile’yi reddeder. Mezhepler tarihi kitapları da öyledir. Mesela et-Tabsir fid-Din, Milel ve Nihal, el-Fark beynel Firak, Usuluddin ve saire.

 

Sual: Şiîlik hususunda anlaşılabilir seviyede kaynak tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Şiîlik hususunda Arabî Muhtasar-ı Tuhfe vardır. Bunun Türkçe tercümesi vardır. Hak Sözün Vesikaları kitabı da iyidir.

 

Sual: Uydurukça kelimeleri kullanmayı nasıl bırakabiliriz?

Cevap; Çok kitap okuyarak; bilhassa uydurukçanın yayılmadığı zamanlardan kalma hatıratları okumalı. Osmanlıca lügat elden düşmemeli. Osmanlıca kaideleri ve mümkünse Arapça emsile (sarf) öğrenmelidir.

 

Sual: Her hangi bir kitap okurken, bir arkadaşım, “Bu kitapta yazan her şey doğru olsa bile, yazarı habis olduğu için, okuyan zarar görür” sözünü söyledi. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Bu söz, din kitabı için söylenmiştir. Dini, ancak salih ve ihlaslı âlimlerin kitaplarından öğrenmelidir.

 

Sual: Vatandaş ile teb’a aynı şey midir?

Cevap: Bir devlete resmi bir bağla bağlı olmayı ifade eder. Vatandaşlık Türkçe; teb’a Arapçasıdır. Vatandaş, modern ulus devletlere has eşit haklarla donatılmış halk manasına geldiği; teb’anın ise eşit haklar üzerine değil, vazife ahlakı üzerine kurulu imparatorluk tarzı bir statü olduğu şeklinde iddiaların hakikatle alakası yoktur. Vatandaşlık (tabiyet) devletler hukuku çerçevesinde bir statüdür. Vatandaş, bir devletin kanunlarına uyma sözü veren; mukabilinde temel hak ve hürriyetleri üstün otorite tarafından korunan kimsedir. Demokrasilerde, ulus devletlerde, demokrasi dışı rejimlerde teb’anın/vatandaşın hukuki mevkii farklı olabilir.

 

Sual: Arapça bilmeyenlerin fıkıh kitaplarının Türkçe tercümelerini okuması ne kadar doğrudur?

Cevap: Memleketimizdeki her tercüme gibi dini kitap tercümeleri de pek fecidir. Tercüme edenlerin ekserisi, ya Arapçayı iyi bilmezler, ya Türkçe’yi bilmezler, ya da dini iyi bilmezler. Mesela meşhur bir fıkıh kitabında, vekâletsiz iş gören kişi manasına fuzuli kelimesini, boşboğaz diye tercüme etmişler. İmla ve ifade hataları, bazen kitabı anlaşılmaz hale getirir. Tertip hatalarını saymıyorum. Olmamalıdır kelimesinin, olmalıdır diye yazıldığı çok vakidir. Osmanlıca öğrenip Osmanlıca tercümesinden okumalı. Onlarda bu tip kusurlar çok çok azdır.

 

Sual: İslâmiyette haftanın günlerinin isimleri nelerdir?

Cevap: Haftanın günleri İslâm tarihlerine göre insanlığın başından itibaren yedi gündür. Çünki Allah’ın kâinatı altı günde yaratıp, sonraki gün istiva ettiği mukaddes metinlerde geçer. Ahad (birinci), isneyn (ikinci), sülesâ (üçüncü), erbaa (dördüncü), hamîs (beşinci), Cuma ve sebt (yedinci) olmak üzere yedi gündür. Bunların manası rakamların sırasıdır. Cahiliye devrinde Cuma’nın adı arûbe idi. Osmanlı Türklerinin kullandığı gün isimlerinden Cuma, Arapça’dır. Pazar, Çarşanba ve Perşenbe Farsça’dır. Çarşanba, dördüncü gün ve perşenbe beşinci gün demektir. Cumartesi Arapça-Türkçe; Pazartesi ise Farsça-Türkçe’dir. Salı, Arapça sülesâ’dan veya eski Türkçede salığ’dan gelir. Salığ, serbest gün; tatil demektir. Yeni devirde bu gün isimlerinin yerine aklı evvel dilcilerden biri Hasan Âli’ye şunların uydurulmasını teklif etmişti: Gezgün (Pazar), Öngün, İşgün, Güçgün, Koşgün, Yorgün ve Bitgün.

 

Sual: Kelâm olarak Türkçe hangi kitapları tavsiye edersiniz?

Cevap: Kâdızâde’nin Amentü Şerhi, Türpüşti’nin Risale’si, Ziyaeddin Gümüşhanevi’nin Ehli Sünnet İtikadı münasiptir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin “İtikadnâme” isimli Farsça eserinin Türkçesi “Herkese Lâzım Olan Îmân” ismiyle neşredilmektedir. Bu kitapta temel akâid bilgileri yeterli olacak şekilde bildirilmiştir.

 

Sual: Din büyükleri hakkında söylenen iftiralar beni çok üzüyor. Ne yapmalıdır?

Cevap: İnsanlığın başından beri iman küfür mücadelesi devam ediyor. Kötü insanlar kötülükleri icabı iyi insanlara saldırıyor.Dünyanın imtihanı budur.

 

Sual: Doğu, batı, kuzey, güney kelimeleri uydurukça mı?

Cevap: Hayır, fakat kullanılışı yanlıştır. Mesela Doğu Anadolu tabiri yanlıştır. Doğu Anadolusu olmalıdır. Eskiler böyle kullanırdı.

 

Sual: Yakın tarih hakkında öğrendiklerim sebebiyle hayret ve öfke içindeyim. Ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Öfkeye veya hayrete lüzum yoktur. Kendinizi inkişaf ettirip başkalarına da hakikatleri usulüne uygun şekilde anlatmaya çalışmalıdır.

 

Sual: Arapça ayet ve hadis ihtiva eden bazı kitapları ve sayfaları ne yapmalıdır?

Cevap: Yakmak da, kimsenin basmadığı yere gömmek de, geri dönüşüme vermek de caizdir.

 

Sual: Allah ilmi isteyene, malı istediğine verir sözü meşhurdur. Âyeti kerimede ise “Bir kimse, dünya nimetlerine kavuşmak isterse, ona istediğini veririm. Âhiret nimetlerini isteyene de, istediğini veririm” buyuruluyor. Nasıl anlamalıyız?

Cevap: Allah, malı istemeyene de verir. İlmi ise istemeyene vermez. Âdet-i ilahi böyledir.

 

Sual: İstedikleri takdirde gayrimüslimlere meal hediye etmek caiz midir?
Cevap: Meal okumak Müslüman için tavsiye edilmez ise de, gayrı müslimlerin imana gelmesine vesile olabileceği için caizdir.

 

Sual: Sağır nun harfini Osmanlılar’ın yazı dilinde kullandığını sizden öğrendim. İstanbul Türkçesinde bu harf günlük dilde de kullanılır mıydı?
Cevap: Hakiki Oğuz lehçesinde sağır nun vardır. “nğ” şeklinde burundan telaffuz edilir. Gönğül; donğuz gibi. Bu harf sadece Rumeli şivesinde yoktur. Bu sebeple Atatürk alfabeye almamıştır.

 

Sual: Kitaplarda “Istılahta” ise şu, Şu manaya geliyor diye yazılıdır. Istılah ne demektir?
Cevap: Terminoloji, tabir, ilimdeki manası demektir.

 

Sual: Arap alfabesinin zor yazıldığı ve imla hatalarına yol açtığı iddiasına ne dersiniz?
Cevap: Dil, cahillere göre tanzim edilmez. Her alfabede bu zorluk muhtemeldir. Mesela “Satlık tüken” ilanı görmediniz mi?

 

Sual: Veled-i zina asla ilimde derinleşemez mi?
Cevap: Gaybı kimse bilemez. Kimse başkasının suçunun cezasını çekmez. Veled-i zinanın imamlığı mekruhtur hükmü, veled-i zinanın anne ve baba terbiyesinden mahrum olması realitesiyle izah edilmiştir. Fıkıh kitaplarında veled-i zinanın imamlığı eğer ilim sahibi ise mekruh değildir, diyor.

 

Sual: Müteahhirîn (sonraki âlimler) denince hangi yıl/zaman/devirden itibaren olan âlimler anlaşılmalıdır?
Cevap: Umumiyetle İmam Gazali gibi ilk 4. asırdan sonraki âlimlere müteahhirîn; öncekilere mütekaddimîn derler.

 

Sual: Roman yazmak caiz midir?
Cevap: İslamiyetle alay etmeyen, günaha teşvik etmeyen, ibret almayı temin eden, insanlara ahlâkî mesajlar veren roman, hikâye, senaryo, şiir yazmak câizdir.

 

Sual: İnsan, kendini nasıl yetiştirir de Osmanlılar devrindeki gibi hezarfen olabilir?
Cevap: Bu zamanda yekfen olmak bile çok zor; hezarfen nereden olacak…

 

Sual: Peygamber aleyhisselamın (sallalahü aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinden evvel Allah lafzı celilinin Araplar arasında kullanıldığı doğru mudur ve bu lafzı celil el ilah kelimesinden mi türemiştir?
Cevap: Doğrudur. Nereden türediği gramerciler arasında ihtilaflıdır.

 

Sual: İslam hukukçusu ile İslam hukuk tarihçisinin farkı nedir?
Cevap: Biri nasslardan hüküm çıkarır veya çıkarılmış olanları bulup anlayıp anlatır. Öbürü İslam hukukunun tarihi safahatı üzerinde çalışır. Umumiyetle her ikisini de bilir.

 

Sual: Osmanlı tarihini araştıran oryantalistler, İslam hukukunu ne kadar bilirler?
Cevap: Oryantalistler, ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, İslâm hukuku ve şark kültürünü hakkıyla bilemiyorlar. Bizdeki tarihçiler, hatta ilahiyatçılar da aşağılık kompleksi veya tembellik sebebiyle oryantalistleri takip ettiği için bu hususta aynı haldedir. Son zamanlarda oryantalistler, şark dünyasındaki tarihçi ve ilahiyatçılardan daha objektiftir.

Sual: Sayfanızda hadis kitapları bulamadım. Peygamberimizin sünnetlerini, tavsiyelerini nasıl öğreneceğiz?
Cevap: Cenab-ı Peygamber’in sünneti, hadis kitaplarından değil; fıkıh ve ahlak kitaplarından öğrenilir.
Sual: Âmin ne demektir?
Cevap: Öyle olsun, doğrudur, Allah kabul etsin, inandım gibi manalara gelir. Arapça’dır. Sami dillerde de vardır. buradan ecnebi lisanlara geçmiştir.
Sual: Din aleyhinde gazete ve televizyonları takip etmek caiz midir?
Cevap: Ne olup bittiğini öğrenmek için caiz olur.

 

Sual: Konuşma adabı ile alakalı kitap tavsiyesi verebilir misiniz?
Cevap: Şiratü’l-İslâm ve İslam Ahlâkı (Hakikat Kitabevi)

 

Sual: Nizamülmülk’ün Siyasetname kitabını okumak istiyorum. Tavsiye edebileceğiniz bir baskısı var mıdır?
Cevap: Damat Mehmet Şerif Çavdaroğlu tercümesi iyidir.

 

Sual: Ruslar gibi barbar bir ırkın dahi çok büyük edebiyatı vardır, bizim ise ne yazık ki ancak cumhuriyet sonrası vasat da olsa bir romancılık kültürü oluşmuş. Tarihimizde niçin roman ve romancı yoktur?
Cevap: Bir yanlış anlaşılma var herhalde. Roman, Avrupa edebiyatının bir mahsulüdür ve 19. asırda Avrupa’da doğup yayılmış bir edebî türdür. Bundan evvel pek renkli ve canlı edebi türlerde eser vermiş olan Osmanlılar, bu devirde de fevkalade kıymetli romancılar yetiştirmiş; bunlar cumhuriyet devrinde de eser vermiştir. Cumhuriyet devrinde yetişen bu mertebede romancı yoktur. Osmanlılarda yetişmiş romancılar Avrupa’daki emsalleri ile pekâlâ boy ölçüşür.

 

Sual: İlm-i Siyaset kitabı tavsiye eder misiniz?
Cevap: Böyle bir kitap yoktur. Bu, âlimlerden öğrenilir.

 

Sual: Bugün mekteplerde öğretilen, “Anlatım bozukluğu, büyük ve küçük ünlü uyumu, yapım ekleri, çekim ekleri” gibi Türkçe kaidelerinin tarihçesi nedir?
Cevap: Bunlar esasen Türkçe’de var olan kaidelerdir. Uymayanlar istisnai ve şaz ifadelerdir. Osmanlıların son asrında ve cumhuriyet devrinde yazılan gramer kitaplarında formüle edilmiştir.

 

Sual: Divan-ı Lügatit-Türk almak istiyorum. Hangi tab’ını tavsiye edersiniz?
Cevap: Ayrı ayrı tedkik etmedim. Yazma Eserler Kütüphanesi son halini neşretti. Divan-ı Lügati’t-Türk bir müracaat kitabıdır; okunacak bir kitap değildir.

 

Sual: Lisanımızda bulunan, mesela tefekkür, tezekkür ve teemmül gibi kelimelerin arasındaki ince farkları öğrenebileceğimiz kaynaklar nelerdir?

Cevap: Bunu anlatan galâtât kitapları eskiden vardı. Şimdi yoktur. Nejat Muallimoğlu, Tahir Nejat Gencan gibi yazarların eserlerinde bahsediliyor. Ayrıca lügata da bakmalıdır.

 

Sual: Anadolu’da yetişip de bütün İslam dünyasında meşhur olmuş, kitapları okutulmuş Gazali, Seyyid Şerif Cürcani, Suyuti, Razi, Beydavi ayarında bir âlim var mıdır?
Cevap: Yüzlerce vardır. Cemalettin Aksarayî, Molla Fenarî, Molla Hayalî, Molla Husrev, Ebussuud Efendi, Birgivi, Hadimi, Tarsusi bunlardan sadece birkaçıdır.

 

Sual: Gençler kullandığı kelimelerin uydurukça olduğunu nasıl anlar?
Cevap: Eskilerin yazdığı kitapları çok okumalıdır. Sık sık lügate bakmalıdır. Mesela Kadir Mısıroğlu’nun “1000 Uydurma Kelimeyi Boykot” isimli bir kitabı vardır.

 

Sual: Psikoloji talebesiyim. Bütün dinlerde psikoloji olduğu halde, niçin İslamiyette yoktur?
Psikoloji ilmini kuran Müslümanlardır. Nitekim bu disipline isim veren de onlardır: İlmünnefs. Zira bu ilim, ruhun değil, nefsin tezahürleriyle meşguldür. Ruh hakkında kimsenin fazla malumatı yoktur ve olamaz. Avrupa’da akıl hastaları içine şeytan girmiş diye yakılırken, şarkta hasta olarak kabul edilir ve akıl hastanelerinde tedavi edilirdi. İmam Gazali’den Kınalızade’ye kadar yüzlerce âlim, insan psikolojisini anlatan kitaplar yazmıştır. Tasavvuf ilmi, psikolojik tedavi demektir. Kimya-ı Seadet ve Ahlak-ı Alâî’ye bakarsanız, görürsünüz. İkisinin de Türkçe Latinize edilmiş hali mevcuttur.
Cevap: Şerhu’l-Mevakıf kitabında yazan bilgileri anlayabilmek için hangi mantık kitaplarını okumak gerekir?
Eskiden medreselerde mantıktan en evvel İsaguci ve Fenari hâşiyelerinden Kavli Ahmed; en son Siirdî’nin Şerh-i Şemsiyesi okunurdu. Ama Şerh-i Mevakıf okumak kolay değildir. En evvel aklın sınırlarını bilmek lazımdır. Yoksa insanın imanı ve aklı zarar görebilir.

 

Sual: Envaru’l-Âşıkin kitabında tafsilatlı bir şekilde Allah şöyle buyurdu şeklinde çok yazı vardır. Bunlar başka yerde de geçmiyor. Mehazı nedir?
Cevap: Muteber ve ilmî bir kitap değildir. Avam için yazılmıştır.

Tavsiye Yazı —> Arabi ve Farisi Öğrenme

Tavsiye Yazı —> Hukuk Tahsiline Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler