Sual: Yakub aleyhisselâmın, oğlu Yusuf’u diğer kardeşlerinden çok sevmesi, bir peygambere yakışır mı?

Cevap: Peygamberler suç ve günah işlemez. Bu, insanlık icabı bir sevgidir. Yusuf’taki nübüvvet nişanlarını görerek elinde olmadan fazla sevmiştir. Zira nübüvvet nuru, Yusuf’un alnında parlıyordu. Çok sevmiştir ama, haksızlık yapmamıştır.

 

Sual: Hazret-i İbrahim’in kurban etmek istediği evladı İsmail mi, İshak mı?
Cevap: İsmail olduğu meşhurdur. İshak diyen âlimler de vardır. Kur’an-ı kerimde açık bildirilmiyor. Tevrat’ta İshak geçer. Hadis-i şerifte “Ben iki kurbanlığın oğluyum” buyurularak İsmail ve Abdullah’ın kurban edilmek istenişine işaret vardır.

 

Sual: Bütün peygamberler İslâmiyeti ve tevhid dinini anlattıklarına göre, Yahudi ve Hristiyan isimleri nereden çıkmıştır?

Cevap: Bütün semavi dinler aynı inancı, tevhidi tebliğ etmiştir. Ama şeriatları, yani ibadet ve amel esasları farklıdır. Yahudilik, 1. asırda Musa aleyhisselâma verildiğine inanılan sözlü emirleri (Talmud’u) toplayan Mukaddes Yahuda’dan gelir. Hristos, İsa aleyhisselâmın Yunanca ismidir. Övülmüş demektir. Nasrânî ve çokluk hâli olan Nasârâ, İsâ aleyhisselâmın Nâsıralı lakabına veya havarilerin kendisine nusret (yardım) etmesine dayanır. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin İslâm Hukuku ve Önceki Şeriatler kitabıma müracaat edebilirsiniz.

 

Sual: Müslüman, sadece Muhammed aleyhisselâmın dininde olanlar için kullanılır bir tabir midir?

Cevap: Müslüman, islâm olmuş, teslim olmuş, selâmette olan mânâsına Müslim kelimesinin farsçasıdır. Türkçede Müslim yerine çok yaygın kullanılır. Muhammed aleyhisselâma iman edip şeriatını kabul edenlere Müslüman dendiği gibi; daha önce gönderilen peygamberlerin tebliğ ettiği tevhid inancına girenlere de Müslüman denir. Kur’an-ı kerimde meselâ İbrahim aleyhisselâm için Müslüman tabiri kullanılır. Bugün Müslüman denince, daha ziyade Muhammed aleyhisselâmın şeriatına dâhil olanlar kastediliyor. Önceki ümmetler için Musevî, İsevî tabirleri kullanılıyor. Mânâ bakımından hepsi müslümandır. Ama son peygamberlere inanmadıkları için tevhid inancında eksiklik bulunan bugünki Yahudi ve Hıristiyanları dışarıda tutmak itibarıyla yalnız Muhammed aleyhisselâma iman edenler Müslüman olarak anılmaktadır. Aslında tevhid dininin ismi İslamdır. Ama bugünki kullanışta ve anlayışta Muhammed aleyhisselamın şeriatına İslam deniyor. Doğrusu Muhammedîlik olmalıydı. Ancak önceki bütün dinlere şâmil olduğu için böyle denmiyor. İslam deniyor.

 

Sual: Tarihte Avrupa’ya peygamber geldiğime dair bir iz var mıdır?
Cevap: Hayır. Ama filozofların eserlerindeki, ayrıca yazılı ve sözlü kültürdeki yüksek ahlaki beyanlardan geldiği anlaşılıyor. Zira bu sözlerin o beldelere gönderilen, ama bugün bilinmeyen peygamberlerin tebligatından alındığı ve nesiller boyu eksik veya muharref şekilde nakledildiği, ulema tarafından beyan olunmuştur.

 

Sual: Bazı kitaplarda “İsa aleyhiselâmın şeriati aslında Musa aleyhisselâmin şeriatini nesh etmemiştir, kuvvetlendirmistir” diyor. Bazılarında ise nesh ettiği yazıyor. Buradaki tezat nasıl giderilir?

Cevap: Tamamını neshetmemiş; kısmen neshetmiştir. Bazı hükümlerini değiştirerek yeni hükümler getirmiş; bazı hususlarda ise Musa aleyhisselâmın şeriatına ait hükümlerin tatbikini emretmiştir.

 

Sual: Peçe, önceki dinlerde de var mıydı?

Cevap: Kadının yüzünü örtmesi İslâmiyete göre farz değildir. Bazı âlimler, fitne zamanında, genç kadınların yüzünü örtmesi gerektiğine hükmetmişler; bu sebeple peçe İslâm memleketlerinde âdet olmuştur. Peçe Yahudi dininde de vardır. Tevrat’ta Yakub aleyhisselâmın zevcesinin erkekleri görünce yüzünü örttüğü ve ziynetlerini sakladığı anlatılıyor.

 

Sual: İnsanlığın başından bu zamana ne kadar zaman geçtiğine dair dinî bir bilgi var mıdır?

Cevap: Tarihçiler altı ululazm peygambere istinaden 6000 sene diyor. Bugün mevcut Tevrat nüshalarında da böyledir. Ancak “313 resul vardır ” ve “Her bin senede bir resul gönderilir” mealindeki iki hadis-i şeriften [Hâkim], insanlığın başından bu yana 315 bin seneden az geçmediği anlaşılmaktadır. “Dünyanın hepsi âhiret günü ile yedi günden ibarettir. Bu Allahü teâlânın (Rabbinin indinde bir gün, sizin saydığınız yıl ile bin yıl gibidir) kavli iktizasıdır” meâlindeki hadîs-i şerif [Deylemî], dünya hayatının kısalığına hamledilmiştir.

 

Sual: İslâmiyetten önce Yahudilerin Medine ve çevresine yerleşme sebebi nedir?

Cevap: Romalıların Kudüs’ü yakmasından sonra sürgün edilen Yahudiler dünyaya dağıldı. Bir kısmı verimli toprakları olan Medine’ye yerleşti. Kıyamete yakın gelecek son peygamberin Faran (Hicaz) diyarından çıkacağına dair Tevratî bir rivayet vardır. Bu da, bir kısım Yahudinin Medine ve çevresine yerleşmelerinde rol oynamış olabilir.

 

Sual: Pompei’nin başına gelenler, buradaki ahlâksızlıklar sebebiyle midir? Bir de Roma tarihiyle alâkalı tavsiye edeceğiniz bir kaynak var mıdır?

Cevap: Zelzele, yanardağ normal şeylerdir. Her âfetin arkasında kötülük aranmaz. Pompei hakkında söylenenler abartılıdır. Zengin ve güzel bir şehirdi. Ahlâksızlık her yerde olur. Din kitaplarında, bir yerde ahlâksızlık aleni olursa, oraya belâ gelir, buyurulmaktadır. Bu söz mutlak değildir. Lut kavminin yaşadığı Sodom ve Gomora şehirleri için anlatılır. Piyasada çok sayıda kitap vardır. Gibbons’ın tarihi meşhurdur. Bir de Varlık’ın Romalılar kitabı iyidir.

 

Sual: Mum söndü iddiası nasıl ortaya çıkmıştır? Meşhur bir ansiklopedide Bektaşî âyini olduğu söyleniyor.

Cevap: Çerağ gülbankı da denilen bu hâdisenin, cinsî serbestliği ile tanınan Kabala Yahudiliğinden (Sabatayistlerden) Bektaşî-Kızılbaş topluluklarına geçtiği veya Antik Çağ cinsî misafirlik âdetinden kalma olduğu yahud böyle bir âdetin hiç bulunmadığı söylenmiştir.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim’de Hazret-i Meryem’in Hazret-i Harun’un kız kardeşi olduğuna dair âyetler var (Meryem suresi, 26). Halbuki Meryem Oğlu İsa ile Harun peygamber arasında asırlar var. Bu âyeti nasıl anlamak gerekir?

Cevap: Tefsirlerde bu hususta çok rivayetler vardır. Bu Harun, Musa aleyhisselamın kardeşi Harun ise, Hazret-i Meryem, Hazret-i Harun aleyhisselâmın soyundan geliyordu. O devirde insanları bu şekilde anmak âdetti. Nitekim Temim kabilesinden olan birine “Ey Temîm’in kardeşi” denirdi. Süddî böyle buyurdu. Nitekim Hazret-i Peygamber bir gün “Südah’ın kardeşi ezan okuyor” buyurdu. Ezanı okuyan, Südah kabilesinden idi. Bir rivayette de bu söz “Biz seni ibadette Harun gibi zannediyorduk. Nasıl olur da böyle iş yaparsın?” demektir. Bir başka rivayette ise Hazret-i Meryem’in Harun adında bir kardeşi vardı. Kelbî böyle rivayet etti. İbni Atiyye der ki, “O zaman, Harun adında fâcir bir kişi vardı; Yahudiler, Hazret-i Meryem’i ona benzetmek için böyle söylediler”. Yani “annen ve baban böyle kişiler değildi” demektir. Bir başka rivayette ise o devirde İsrailoğulları arasında Harun adında çok âbid bir zât vardı. Hazret-i Meryem de önceleri onun yolunda gittiğinden dolayı böyle anılmıştır. Müslümanlığa girmeden evvel Yahudi âlimi olan Kâ’bü’l-Ahbar, Hazret-i Aişe’nin huzurunda, “Meryem, Musa’nın kardeşi Harun’un kızkardeşi değildi. Eğer Rasûlullah aleyhisselâm böyle bir şey demişse, elbette o daha doğru söyler, daha iyi bilir. Aksi takdirde ben bildiğim kadarıyla aralarında altıyüz yıllık bir zaman vardır” dedi. Bunun üzerine Hazret-i Âişe bir şey söylemedi. Mugîre bin Şu’be, Necran’a gittiğinde Oradaki Hristiyanlar, “Senin arkadaşın (yani Hazret-i Peygamber) Meryem’in, Harun’un kızkardeşi olduğunu iddia ediyor. Halbuki aralarında şu kadar asır vardır” dediler. O da dönüşünde bunu Hazret-i Peygamber’e sordu. Şöyle buyurdu: “Onlar peygamberlerinin ve kendilerinden önceki salihlerin isimlerini ad olarak veriyorlardı”. Nitekim Hazret-i Musa ile İsa arasında çok uzun bir zaman olduğu, hadis-i şerif ile sabittir. (Mefâtihü’l-Gayb)

 

Sual: Ebu Leheb’in asıl isminin Abduluzza olduğuna ve Abduluzza da Uzza putunun kulu manasına geliyorsa, Abdülmuttalib böyle bir ismi nasıl koymuştur?

Cevap: Böyle bir manaya geliyor ise de, ismin bu olduğu kati olmayabilir. Kaldı ki Abdülmuttalib’in mü’min olduğu nazara alınırsa, o zamanki örfler çerçevesinde başka bir manaya, rabb’in kulu manasına geldiğini düşünmek daha doğrudur.

 

Sual: ‘Kutsal Kâse’ diye bir şey var mıdır?

Cevap: Roman ve filmlere mevzu olmuş bir efsanedir.

 

Sual: Hazret-i Âdem’in oğlu Kâbil’in küfr üzere öldüğüne dair kat’i bir bilgi var mıdır?

Cevap: Kâbil, kadere razı gelmedi. Kendi kızkardeşi ile evlenmek istedi. Halbuki bu kız ile Hâbil evlenecekti. Hâbil’i takdime (kurban) yarışına çağırdı. Bakalım hangimizin kurbanı kabul olacak dedi. Hâbilin ihlâsla yaptığı kurban takdimesi kabul edildi. Kâbil, buna da razı gelmedi. Hâbil’i öldürdü. Kâbil’in Hâbil’i öldürdüğünü, Hazret-i Âdem aleyhisselâm rüyada gördü. Kâbil itiraf etti; fakat ilahî hâkim razı olmadı. Günahından dolayı değil, inkârından dolayı küfre düştü. Şeytan gibi. Bunun üzerine kaçtı. Yemen’e gitti. Burada kız kardeşi ile zina edip çoğaldılar. Şeytanın tesiriyle küfre düştüler. Tefsir kitapları da öyle yazıyor. Bu bilgi size de bize de lazım değildir.

 

Sual: Hazret-i Nuh’un gemisine 6 milyon hayvan türünün her birinden birer çift nasıl sığmıştır?

Cevap: Hayvanlar birkaç türden çoğalmıştır. Peygamberlerin işlerine şaşılmaz.

 

Sual: Eski Türkler’den gelen ve Osmanlı’da da devam eden hanedan kanının akıtılmasının uğursuzluk olarak görülmesi, İslamiyet’le imtizaç eder mi?

Cevap: Bir kere bu dini bir mesele değildir. Eski Türk ve Moğollarda bulunan kan tabusu denen âdetin devamıdır. Hanedan mensuplarından birisi idam edileceği zaman, kanı yere akıtılmaz. Bunun felaket getireceği düşünülür. Bu sebeple umumiyetle boğularak öldürülür.

 

Sual: Adaletiyle bilinen Sasani hükümdarı Nuşirevan hangi dine mensuptu?

Cevap: Zerdüşt dininde idi.

 

Sual: Göktürkler, Hunların devamı mıdır?

Cevap: Aynı ırktır. Hun İmparatorluğu’nun yerine Göktürk İmparatorluğu kurulmuştur.

 

Sual: Nuh Tufanında her hayvan çifti gemiye alındıysa, nasıl sığmıştır?

Cevap: Çok hayvan çeşitinin atası bir tanedir. Aynı cinstendir. Her hayvan cinsinin atası alınmış olabilir. Böyle şeyler Allahü teâlâ için zor değildir.

 

Sual: İsrailiyyat nedir? Muteber midir?

Cevap: İsrailogullarindan gelen bilgi ve hikayelere denir. Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde geçenler muteberdir. Değilse, İslamiyete aykırı olmayanlar kabul edilir.

 

Sual: Osmanlı hanedan mensupları neden boğularak öldürülürmüştür?

Cevap: Eski Türklerde ve Moğollarda cari kan tabusu sebebiyledir. Bu inanca göre, soyluların kanının yere akıtılması caiz görülmemektedir.

 

Sual: Yûsuf Suresi 20.âyetinde, Yusuf aleyhisselâmı birkaç dirheme sattıkları anlatılıyor. Yûsuf aleyhisselam takriben M.Ö 1600-1700 senelerinde yasamış. Kaynaklar diyor ki: ‘Eski Mısır’da, yani Yûsuf aleyhisselam devrinde dirhem yoktu; onların para birimleri başka idi. Dirhem M.Ö 700 yıllarında kullanılmaya başlandı.’ Şu halde bu âyet-i kerimeyi nasıl anlamalıdır?

Cevap: Dirhem, bütün gümüş paralara verilen isimdir. Nitekim dinar da altın paralar için kullanılır.

 

Sual: Mecdelli Meryem kimdir?

Cevap: Mecdelli Meryem (Maria Magdalena), İsa aleyhisselâma iman eden bir hanımdır. İsa aleyhisselâmın zevcesi olduğuna dair İslâm kaynaklarında bir malumat olmadığı gibi, Kilise de bunu kabul etmemektedir.

 

Sual: Hazret-i Peygamber’in doğumundan evvel Yemen’in statüsü neydi?

Cevap: Yemen Habeşliler tarafından istila edilmişti. 72 sene Habeş hâkimiyetinde kaldıktan sonra son Yemen hükümdarı Seyf, Habeşilere karşı İran’dan yardım istedi. İran hükümdarı oraya Behruz adlı bir kumandan gönderdi. Yemen’i Habeşilerin elinden aldı ve burada Sasani hâkimiyeti kuruldu. Yemen hükümdarları İran’ın valisi derekesine düştü. Ta ki Asr-ı Saadet’te Müslümanların eline geçene kadar.

 

Sual: Bazı bilim adamları, 7000 yıllık Mısır tarihinde, piramitlerdeki kitâbelerde Musa aleyhisselâmdan  hiç bahsedilmediğini söylüyor. Ne denebilir?

Cevap: Müminler, peygamberlere uyar; arkeologlara değil. Kitâbelerde veya tarih kroniklerinde yer almaması, iman için bir kıymet ifade etmez. O devre ait her bilgi bu güne ulaşmadığı gibi, tarihi kaydedenler o zaman için bunu mühim bir hâdise olarak görmemiş olabilir. İsa aleyhisselâm hakkında da neredeyse hiç tarihî bilgi yoktur. Ama Muhammed aleyhisselâm devri böyle değildir. Şu halde bunu ateizm için delil göstermek makul değildir.

 

Sual: Havva ismi Kur’an-ı kerimde geçiyor mu?

Cevap: Kur’an-ı Kerim’de geçmez. Tevrat’ta geçer. Havva kelimesi, Sami dillerinde hayat kökünden gelen bir kelimedir. Kur’an-ı Kerim’de geçmemesi, olmadığını göstermez. Burada Hazret-i Âdem’in zevcesi olarak hikâye edilir. Çok peygamberin ismi de Kur’an-ı kerimde geçmez.

 

Sual: Hatay ve Hitay arasında da bir irtibat var mıdır?

Cevap: Alâkası yoktur. Hıtay adında Çin hududunda bir Türk yurdu ve Hıtay adında bir halk vardır. Hatay uydurma bir tabirdir. Şah İsmail, Hatay kabilesine mensup değildir. Şiir yazarken kullandığı ve hatalı, kusurlu manasına Hataî mahlâsını, böyle zannedenler olduğu anlaşılıyor.

 

Sual: Hazret-i Âdem ilk insan olmasına rağmen, günümüzde “ilk insanları” konuşma, yazma bilmeyen, mağarada yaşayan vahşi insanlar olarak gösteriyorlar. Sebebi nedir?

Cevap: Tamamen uydurmadır. Medeni iken medeniyeti unutan insan toplulukları olabilir.

 

Sual: Her kavme peygamber gönderilmiş midir? Nahl suresinin 36.âyet-i kerimesinde geçen “her ümmete peygamber gönderdik” ibaresindeki ümmet kelimesinden kasıt nedir?

Cevap: Her ümmete, yani muayyen insan topluluğuna peygamber gönderilmiştir. Bunların çoğunun isimleri malum değildir. Ekserisine bir kişi bile inanmamıştır.

 

Sual: Dürr-i Meknûn ve Marifetnâme gibi kıymetli tasavvuf kitaplarında, Hazret-i Âdem’den evvel dünyada insansı bazı mahlûkların yaşadığı, sonra da bunlar devirlerini tamamlayınca helâk edildikleri, akabinde de ilk insan olarak Hazret-i Âdem”in yaratıldığı anlatılıyor. Bu mahlûkların varlığı sabittir diyemeyiz, fakat bunları hikemî olarak evrimcilerin “Neanderthal” dedikleri insanla özdeşleştirebilir miyiz?

Cevap: Bilemeyiz. İlk insan Âdem aleyhisselamdır. Bunun dışında biyolojik malumata din karışmaz.

 

Sual: Şeytan, Rabbini bildiği ve gördüğü hâlde, kendisinin akıbetini tahmin etmesine rağmen, niçin isyan etti? Bazıları Allahü Teâlanın kendisine kıyamete değin lanet ettiğini, şeytanın kendi rolünü bu sebeple oynadığını, kıyametten sonra bu lanetin kalkacağını söylüyor. Doğrusu nedir?

Cevap: Bunun sebebi kibirdir. Bu, insanlara ibrettir. Şeytan hakkındaki lanet, kıyamete kadar değil, kıyametten sonra da devam ediyor. Cehenneme gidecek, ebedi kalacaktır. Şeytan secde etmediği için değil; secde emrini inkâr ettiği için kâfir oldu. Kur’an-ı kerimde bu hususta ilâ yevmi’l-vakti’l-ma’lum buyuruluyor. İlâ harfi ceri, o zamanı a içine alır. Zira abdest âyetinde, ilel-merâfikı ibaresinde, dirseklerin de yıkanmasının farz olduğu sünnet ile bildirilmiştir.

 

Sual: İncil yazarları Matta, Markos, Luka, Yuhanna İslam dinine göre mümin miydiler?

Cevap: Allah bilir. Bunlar İsa aleyhisselamın ümmetindendir. Umumi kaide, Muhammed aleyhisselamın zuhuruna kadar tek Allah’a inanan herkes mümindir. Zira fetret devridir.

 

Sual: Âsaf ismini çocuğua vermekte mahzur var mıdır?

Cevap: Süleyman Aleyhisselam’ın meşhur vezirinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de kendisinden bahsedilir. Zeki ve mübarek birisi olduğu anlaşılıyor. Âsaf ismi doğruysa, İbranice asıllı olmak gerektir. Arapça’da asf kökü ile irtibatlandırılabilir. O zaman saf kuran veya daha temiz olan gibi bir mânâ verilebilir. Çocuğa koymak da bir mahzur yoktur.

 

Sual: Oğuzhan, Zülkarneyn aleyhisselam, Metehan aynı mı?

Cevap: Böyle olduğunu söyleyenler var ise de makbul tutulmamıştır.

 

Sual: Hazret-i Muhammed’in getirdiği şeriatın çok geniş ve derin olmasına rağmen; Hazret-i İsa’nın getirdiği şeriat niye çok mahdut olmuştur?

Cevap: İsa Aleyhisselam çok kısa bir zaman peygamberlik yapmış; devlet reisi olmamış; kendisine çok az kişi inanmıştır. Onun için İsa Aleyhisselam’ın şeriatının hükümleri çok fazla değildir. Eksik kısımlarda Musa Aleyhisselam’ın şeriatına tâbi olmayı emretmiştir.

 

Sual: Önceki peygamberlerin ümmetlerini Deccalle korkuttukları söyleniyor. Deccalin kıyamete yakın geleceği bilindiği halde niçin böyle yapmışlardır?

Cevap: Kıyametin ne zaman kopacağı belli değildir. Peygamberler ümmetlerini bu azim zamanda olacak şeylerle ikaz ediyorlar. Ümmet de kendinden sonraki nesilleri korkutuyor ki kıyamete kadar bu bilgi devam etsin. Ayrıca ümmetimden 30 Deccal çıkar hadisi şerifi vardır. Bir büyük Deccal vardır; bir de küçük Deccaller vardır.

 

Sual: Makedonya kralı İskender’e, Büyük İskender demekte beis var mıdır?

Cevap: Zaten öyle biliniyor. Ama Zülkarneyn o değildir.

 

Sual: Taş devri gerçekten yaşanmış mıdır? Öyle ise bu, İslâmiyete ve Âdem aleyhisselâmın varlığına muhalif olmaz mı?

Cevap: İlk insan Âdem aleyhisselâmdır. İlk insanların medenî olduğunu din kitapları bildiriyor. Taş Devri vesaire gibi şeyler tamamen farazîdir. İptidai yaşayan insanlar her zaman olmuştur. Bunlar insanların iptidaîlikten medenîliğe inkişaf ettiğini göstermez. Pek çok medeniyet çökmüş; medenî cemiyetler iptidaî hâle dönüşmüştür.

 

Sual: Bel’am bin Baura, Musa aleyhisselâm zamanında mı, Yuşa aleyhisselâm zamanında mı yaşamıştır?

Cevap: Mir’at-i Kâinat, hem Musa aleyhisselâm, hem Yuşa aleyhisselâm zamanında aynı kıssayı anlatıyor. Âlûsî’de ve İbni Kesir’de Bel’am, Musa aleyhisselâm zamanında yaşamıştır. Yani meselede bir muğlaklık olduğu bellidir. Tevrat’ta, Musa aleyhisselâm zamanında yaşadığı anlatılıyor.

 

Sual: Günümüzde elimizde bulunan muharref Kitab-ı Mukaddeste onların inandıkları Tanrının adı olarak geçen Yehova da Allah’ın adı olabilir mi?

Cevap: Allahü teala’nın isimleri İslâm inancına göre tevkifidir; yani Allahü Teala’nın bildirmesine bağlıdır Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde gördüğümüz şekliyle Allahü Teala böyle bir ismi olduğunu bildirilmiyor. Bugünkü Tevrat, sonradan toplanmış, insan eliyle yazılmış, neresinin Allah kelâmı, neresinin insan sözü olduğu bilinmeyen bir kitaptır. Burada geçen bir ibare ile hüküm verilemez. Yahve, Ya Hû sözüne benziyor. Yahudilikte Allah’ın ismi söylenmez. Musa şeriatında da Allahü Teala’nın ismi Allah’dır. Nitekim Elohim, Allahümme’nin karşılığıdır. Yahve (Yahova), Yahudilikte Allahü Teala’nın ismi değil, zamiridir.

 

Sual: Hazret-i İsa’nın kelimetullah (Allahın kelimesi) olması ne demektir?

Cevap: Allah’ın kelâmını bildiren demektir.

 

Sual: İslam hukukunda ele geçirilen bir yerde tarihi heykeller varsa yıkılması lazım mıdır?

Cevap: Hayır. Yıkmamışlar zaten.

 

Sual: Hazret-i İsa’nın tebliğinin bozulmamış hâline iman edenler için Hıristiyan kelimesini kullanmak doğru olur mu?

Cevap: Hristiyan, Mesîhî kelimesinin Yunancasıdır. Havarilere Antakya’da verilmiş bir isimdir. Kullanmanın mahzuru yoktur.

 

Sual: Musa aleyhisselâmın ümmetine 50 vakit namazın farz kılındığına dair rivayetler vardır. Şu takdirde 24 saatin nerdeyse her 25 dakikasında bir namaz kılmak gerekiyor. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Bu şeriatteki her bir namazın ne kadar sürdüğünü bilmiyoruz. Belki her biri 1 dakika sürüyordu.

 

Sual: Hazret-i Meryem evlenmiş midir?

Cevap: Bazı Hristiyan kaynaklarında Yusuf isimli biriyle evlendiği; fakat yine İsa aleyhisselamı erkek eli değmeden dünyaya getirdiği anlatılıyor. İsa Aleyhisselam dünyaya geldikten sonra Yusuf ile evlendiği ve bundan çocukları dünyaya geldiği tarih kitaplarında yazıyor. Hatta bu çocuklardan Aziz Şemun (St. Simon), İsa aleyhisselâmın ilk bağlılarından ve Paulus’un dini tahrif davasında en büyük muhaliflerindendi. Fakat mağlub olub Şam’a çekildi. Bunun talebeleri olup doğru İsevîler bir müddet devam ettikten sonra kayboldu. Hazret-i Muhammed aleyhisselamın görüştüğü rahib Bahîra’nın bu topluluktan olması muhtemeldir.

 

Sual: Hazret-i İbrahim’in mücadele ettiği hükümdar, Akad kralı 1. Sargon mudur?

Cevap: Öyle olduğu söyleniyor ise de, kati bir malumat yoktur.

 

Sual: Firavun, tahtının devrilmesi rüyası üzerine malum o sene doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti. Musa aleyhisselam tek sağ kalan bebek idi. Allahu teala öldürülen bütün bebeklerin hususiyetlerini, güçlerini Musa aleyhisselamda topladı. Bunun aslı var mıdır?

Cevap: Muhyiddin ibnü’l-Arabî’ye ait bu söz, İmam-ı Rabbânî’nin Mektubat’ında, 256. mektubda geçer.

 

Sual: Şeytan, Hazret-i Âdem’i nasıl kandırmıştır? Cennette ne eksikti ki elma için söz dinlemedi? Ya da hâdiseler teşbih midir?

Cevap: Bir kere elma diye bir şey yoktur; ağacın meyvesi belli değildir. Kur’an-ı kerim Âdem aleyhisselâmın unuttuğunu söylüyor. Şeytanı, tanımamış; Allah adına yemin etmesine inanmıştır. O zaman Âdem aleyhisselâm peygamber değildi. Bu gibi hikâyelere sembolik demek doğru değildir

 

Sual: Hazret-i Yusuf ve Hazret-i Musa zamanlarındaki firavunların hangileri olduğu hakkında bir malumat var mıdır?

Cevap: Akhenaton ve II.Ramses olduğu söyleniyor.

 

Sual: Çivi yazılı tabletlerde ve Sümer kitabelerindeki yazılarla Kur’an-ı Kerimdeki âyetler aynı diyenlere ne demelidir?

Cevap:  Arı Sanat Yayınevinin İslam Hukuku ve Önceki Şeriatler kitabına bakabilirsiniz.

 

Sual: Peygamberler tarihini anlatan şümullü bir kitap tavsiye eder misiniz?

Cevap: Mirat-ı Kâinat, Kısas-ı Enbiya ve Türkiye gazetesinin neşrettiği Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi münasiptir.

 

Sual: Yusuf suresinin bir âyetinde Yusuf aleyhisselâm “Ya rabbi sen olmasaydın ben o kadınlara meylederdim, cahillerden olurdum” diyor. Peygamberler günah işlemezler. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Yusuf aleyhisselâm o zaman peygamber değildi. Kaldı ki bu günahı işlememiştir. Nefis, peygamberlerde de vardır. Yani ey rabbim, senin lütfunla bu günahtan korundum demektir. Peygamber olsaydı bile, bu söz, ey rabbim senin lütfunla peygamber olmasaydım, sıradan insanlar gibi nefs-i emmârem olurdu; günah işlerdim manasına da gelir.

 

Sual: Nuh Tufanı tüm dünyada olmuş ise ve tüm dünya nesilleri Hazret-i Nuh’un üç evladından türemiş ise, bugünki Latin Amerika milletleri, Avustralya yerlileri vesaire nereden gelmişlerdir?

Cevap: Nuh tufanı lokal bir hadise olsaydı, bu kadar ehemmiyetli olmazdı. Her zaman her yerde büyük sel baskınları olur. Bütün insanlar, Nuh aleyhisselâmın üç evladından türemiştir. Bunu hadis-i şerif bildiriyor Onun için kendisine ikinci Adem denir. Kıtalar sonradan birbirinden ayrılmıştır. Bu kıtalardaki halk da diğerlerinden geçmiştir. Biz bugün elde bulunan Kitabı Mukaddes’teki ifadelere değil; Kur’an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamberin sünneti ve buna aykırı olmayan tarihçilerin beyanlarına itibar ediyoruz.

 

Sual: Haram birşey adak yapılabilir mi? Mesela şu işim olursa şu kadar şarab içeceğim veya şarap dağıtacağım denebilir mi? Hazreti İbrahim’in oğlunu kurban etmeyi adamasını nasıl değerlendirmek lazım?

Cevap: Denemez. Kıymeti yoktur. Ama yemin etmişse, yemin kefareti yapılır. Oğlunu kurban etmek İbrahim aleyhisselâm şeriatinde caizdi.

 

Sual: Hadis-i şerifte Süleyman aleyhiselâmın bütün dünyaya hâkim olan hükümdarlardan biri olduğundan bahsediliyor. Bildiğimiz tüm kıtalara mı hâkim idi?

Cevap: O zaman bilinen dünyanın çoğuna hâkim idi.

 

Sual: İslâm mehazlarında Zülkarneyn ile İskender birbirine mi karıştırılıyor veya aynı kişi midir?

Cevap: İskender ve Zülkarneyn aynıdır. Ama her İskender, Zülkarneyn değildir.

 

Sual: Hazret-i Nuh’un 950 sene yaşadığına dair olan âyetleri, İbn Arâbî’nin “buradaki yıldan kasd, belki ay yahud mevsim olabilir’ diye tevil ettiğini Ömer Nasuhi Bilmen, Muvazzah İlm-i Kelam’da bildiriyor. Sümer takvimindeki bir sene de, bir aya tekabül eder. Böyle inanmak, câiz olur mu? Zira eski insanların bu denli uzun yaşamasını ilim imkânsız görüyor.

Cevap: Bunlar bilebileceğimiz şeyler değildir. İnsanların uzun yaşaması Allah’ın kudretindedir. Bunlar hakkında te’vile gitmeye gerek yoktur.

 

Sual: Diğer dinlere göre kadın peygamber gelmiş midir?

Cevap: Allah katında hak din İslâmiyettir. İslamiyet’e göre kadından peygamber gelmez veya gelmemiştir. Diğer muharref dinlerde de kadın peygamber olduğunu duymadık.

 

Sual: Urfa’daki Eyyüb ve Elyasa peygamberin kabri sahih midir?

Cevap: Bunların kati olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat mezarın illa o zata ait olması icap etmez. O niyetle ziyaret edilirse inşallah onlardan feyz alınır.

 

Sual: Altıparmak Tarihi’nde hayvanların yaratılışıyla alâkalı rivayetleri mucize olarak mı görmek lâzımdır?

Cevap: Bunlar İsrailiyyattır. Üzerinde durmak gerekmez.

 

Sual: Peygamber Efendimizin mensup olduğu kabilenin aslen Arap olmayan fakat sonradan Araplaşan bir kabile olduğu doğru mudur?

Cevap: Resulullah’ın onbirinci babası Fihr, Kureyş diye de bilinir. Nuh aleyhisselamdan sonra Arabistan yarımadasında yerleşenlere Arab-ı Bâide denir. Âd, Semûd ve Amâlika bunlardandır. Hûd aleyhisselâm Âd kavmine, Sâlih aleyhisselâm Semûd kavmine gelmişlerdir. Hepsi Sam soyundandır. Bunlardan sonra, gelip Yemen’e yerleşen Kahtan evlâdlarına Arab-ı Âribe denir. Bunlar Yemen’de Himyer devletini kurdu. Bu devlet çökünce, önce Habeşliler, sonra İranlılar Yemen’e vâli tayin ettiler. Etrafa dağılan Himyerîlerden Medine’de Evs ve Hazrec kabileleri meydana geldi. Şam tarafına gelenler, Gassan devletini kurup Hıristiyan oldular. Irak’a gelenler Hire devletini kurdu. İsmail aleyhisselâmın oniki evladının Arab-ı Âribe ile karışmasından Arab-ı Müsta’ribe meydana geldi. Arablar, İslâmiyet’ten sonra yabancılarla karıştı. Lisanları değişerek Arab-ı Müsta’cime meydana geldi. Arab-ı Müsta’ribe’den Beni Adnan ve bunlar arasında da Mudar ve Rebia kabileleri meşhur oldu. Beni Mudar’dan Kenane, Kureyş, Hevâzin, Sakif, Temim ve Müzeyne kabileleri meydana geldi. Bunlardan Kureyş; Mekke’de yerleşmekle ayrıca şeref kazandı. Kureyş kabilesi de, Hâşimî, Emevî, Nevfel, Abdüddâr, Esed, Teym, Mahzum, Adiy, Cumah ve Sehm adında on kola ayrılmıştı.

 

Sual: Cahiliye devri Araplarında kızların yaşlarının buluğdan sonra sayıldığı doğru mudur?

Cevap: Hiçbir yerde okumadım. Milletin yanlış anlamasından korkarak hakikatleri zorlama tevile tâbi tutmak doğru değildir.

 

Sual: Enok kitabı diye bir kitap var mı?

Cevap: Efsanedir.

 

Sual: Âdem aleyhisselam hangi cennetten kovuldu?

Cevap: Âdem aleyhisselâm cenneten kovulmadı; ilahî irade icabı dünyaya gönderildi. Bu cennetin dünyadaki bir bahçe mi, ölümden sonra gidilecek cennet mi, başka bir yer mi olduğu tefsir kitaplarında ihtilaflıdır.

Mutezile’ye göre dünyada Aden taraflarındadır. Ehli sünnete göre bu yanlıştır. Bu cennetin, ebediyet cenneti olduğunda icma vardır. Zira Kuranı Kerim’de el-cenne şeklinde harf-i tarifle gelir. Bu cennetin tasviri “Orada ne bir boş söz ne de günahı gerektiren bir iş vardır” mealindeki tur Suresi’nin 23. ve “Orada ne boş bir söz ne de günahı gerektiren bir söz işitirler; orada işittikleri ancak selam sözüdür” mealindeki Vâkıa suresinin 25 ve 26. ayet-i kerimeleri icabı bu cennet dünyada değildir.

 

Sual: Hazret-i İbrahim’in lisanı neydi?

Cevap: İbranî.

 

Sual: Zebur ve İncil hangi lisandadır?

Cevap: Arami lisanında. İbrani’den gelir. Süryanice’nin atası.

 

Sual: Ari ırk nedir?

Cevap: Hint-Avrupa dil ailesinin dillerini konuşan ırklara deniyor. Hintliler, İranlılar ve Avrupalılar Ari ırktan olduklarını iddia ediyorlar. Aryan, İranlı demektir.

 

Sual: Adem aleyhisselamın yaratılışına dair nasıl inanmamız lazımdır?

Cevap: Âdem aleyhisselâmın nasıl yaratıldığını Kur’an-ı kerim haber veriyor. Topraktan yaratılmış, sonra şekil verilmiş; ondan sonra insan suretine dönüşmüş; ardından ruh üflenerek, evvelce yaratılmış olan ruh bu bedene girmiştir. Bunun tafsilatı Altıparmak Peygamberler Tarihi’nde uzun yazılıdır.

 

Sual: İlk insanların mağaralarda yaşadığı gibi hususlarda İslâmiyetin bakışı nasıldır?

Cevap: İlk insan medenidir. Ondan sonra insanlar tarihin çeşitli devrelerinde çok iptidai seviyelere düşmüş olabilirler. Taş ve saire vasıflandırmalar bunlar için mümkün olabilir.

 

Sual: Orhun Kitabeleri’nde bahsedilen Demir Kapı ile Zülkarneyn aleyhisselâmın inşa ettiği demir kapı (ya da set) aynı mıdır?

Cevap: Bazı tarihçiler ve müfessirler öyle olduğunu söylüyor.

 

Sual: Peygamber Efendimizden evvel Araplar arasında Muhammed ismi var mıydı?

Cevap: Tabiun ulemasından Said bin Müseyyib der ki: Araplar kendilerinden Muhammed isminde bir peygamber gönderileceğini ehli kitaptan işitmişlerdi. Onun için peygamber olması ümidiyle oğullarına Muhammed ismini verirlerdi. Mesela Beni Temim’den Muhammed bin Süfyan vardır. İslâmiyetten evvel yaşamış; Hristiyanlığa girmiş; papaz olmuştur. Beni Süleym’den Zekvan oğullarından Muhammed Bin Huzai vardır. Yemen hükümdarı Ebrehe bunu Yemen’e götürmüştü. Orada Hristiyanlık dininde öldü. Beni Süleym’den Muhammed Cüşeni var. Muhammed Üseydi var. Muhammed Fukaymi var. Muhammed bin Berr el-Kenani var. Muhammed bin Humran bin Malik el-Cu’fi var. Beni Cahcaba’dan Muhammed bin Ukbe var. Muhammed bin Hirmaz et-Temim var. Evsilerden Muhammed bin Mesleme el-Ensari var.

 

Sual: Roma’nın 380 yılında Hristiyanlığı kabulünden, 610 yılına kadar olan zamanda gelen Roma İmparatorları, zamanın İslâm hükümdarları sayılır mı? Dinin yayılmasına çaba gösterenleri, ila-yı kelimetullah davasına hizmet etmiş denebilir mi?

Cevap: Bu devir, fetret devridir. Zira Hristiyanlık tahrife uğramıştır. Ama ehli necattırlar. Attila gibi o zamanın müminlerine eziyet edenler de zalimlikle tavsif edilir.

 

Sual: Kısas-ı Enbiya’da kalem ile kâğıda ilk yazı yazan Hazret-i İdris diyor. Lakin Hazret-i Adem’e suhuf gelmiştir. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Yazı yazmak ile suhuf arasında bir alaka yoktur. Suhuf, yazılı olarak geldi.

 

Sual: Romalıların ilk Hıristiyanlara zulüm yaptığı iddiasının mübalağalı olduğu doğru mudur?

Cevap: Her devir aynı değildir. Bazı imparatorlar serbest davranmış; bazıları baskı yapmıştır.

 

Sual: Şuayb aleyhisselâmın kavmi helak edildiğine göre, Peygamberimizin zamanındaki Medyenli Araplar nereden geliyor?

Cevap: Medyen halkı helak olmuştu. Hazret-i Peygamber zamanındaki Medyen halkı Arap değildir.

 

Sual: Sokrat, Lokman Hekim’in talebesi olduğu doğru mu?

Cevap: Rivayettir. Lokman Hakîm çok eskidir; İbrahim aleyhisselâm zamanında yaşamıştır.

 

Sual: İsa aleyhisselâm zamanında müminlerin ibadet ettikleri yere kilise mi deniliyordu?

Cevap: Kilise (ekklesia), Yunanca câmi, toplanılan yer demektir. Havra da İbranicede aynı manaya gelir.

 

Sual: Hazret-i İsa ile Hazret-i Muhammed arasında gelmiş peygamber var mı?

Cevap: Yemen’deki Arab kavmi arasında Halid bin Sinan Abesî adında peygamber zuhur etmiştir. Kızı nezd-i risaletpenahiye gelerek Müslüman olmuştur. Resulallah onun için “Kavminin zayi ettiği peygamber” buyurmuştur. “Benimle İsâ arasında peygamber yoktur” hadis-i şerifi, sahib-i şeriat resul için söylenmiş olsa gerektir. (Mir’at-i Kâinât)

 

Sual: “İslâm Hukuku ve Önceki Şeriatler” isimli kitapta Hazret-i İsa’nın kardeşi Ya’kub’dan bahsediliyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

Cevap: Hristiyan kaynaklarına göre, Hazret-i Meryem, nişanlısı Yusuf ile evlendi. Yakup, Yusuf, Şemun ve Yahuda adında dört oğlu ve iki kızı oldu. Bunlardan Yeni Ahid’e ismi geçen Aziz Yakub, havariler arasında sayılmamakla beraber, ağabeyinin has mensubu idi ve onun doğru dinini uzun zaman müdafaa etti. Ancak Pavlos ve ekibi tarafından sindirildiği için, Kudüs dışına çekildi. 62 senesinde Romalılarca öldürüldü. Zaman içinde bu doğru İsevi müminler kayboldular. Resulullah aleyhisselâmın görüştüğü rahipler Bahira ve Nastura’nın bu mezhepten olmak ihtimali kuvvetlidir. Bazıları Yeni Ahid’de geçen kardeş tabirini mecaz olarak kabul eder; bazıları yeğen gibi akrabası olduğunu söyler; bazıları Yusuf’un başka bir evliliğinden doğduğunu iddia eder; bazıları ise bunları havarilerle karıştırır. İslâmî kaynaklarda buna dair bir malumat yoktur.

 

Sual: Yahudiler maderşahi (matriarkal, anaerkil) bir topluluk mudur?
Cevab: Antik çağda İbraniler öyle idiler. Nitekim Musa aleyhisselam, 10 sene zevcesinin ailesiyle yaşadı. Soyun anneden yürümesi, bu an’anenin devamıdır.

 

Sual: Bir ilahi din bozulmadan yeni bir ilahi din gelmiyorsa, nübüvvet gelmeden evvel peygamberimiz nasıl İbrahim aleyhisselâmın Hanif dinine mensup olabilir?
Cevab: Din, inanç ve amel olmak üzere ikiye ayrılır. İbrahim aleyhisselâmın koymuş olduğu din, inanç ve bazı ibadetler olarak devam ediyordu. Ancak insanların çoğu sapıtmıştı ve buna inanmıyordu. İbrahim aleyhisselamın ibadetlerine ait bazıları anane olarak yaşıyordu.

 

Sual: Timur’un iskeleti tedkik edildiğinde boyunun 1.73 olduğu anlaşılmış ve o devre göre bu boy uzunmuş. Bu, Hazret-i Âdem’den beri insanların kısalmasıyla tenakuz arzetmez mi?
Cevab: Âdem aleyhisselâm 315 bin sene evveldir. İnsanlar ilk zaman diliminde bugünki gibi kısalmıştır.

 

Sual: İdris aleyhisselam ile, Tevrat’taki Hanok ve Yunan tanrısı Hermes aynı kişi midir?
Cevap: İdris aleyhisselamın ismi Hanok veya Ehnuh idi. Hermes’in aynı kişi olduğuna, sonradan tanrılaştırıldığına dair bir rivayet vardır.
Sual: Âdem aleyhisselam’dan beri inen semavi kitaplar hangi alfabelerle inmişlerdi?
Cevap: Her peygamberin kavminin dili ve yazısıyla indirildi. Musa aleyhisselam İbranice konuşurdu. Tevrat da İbranice idi. İsa aleyhisselam Aramice konuşurdu. İncil de Aramice idi.
Sual: Firavun Hazret-i Musa yıllar sonra Mısır’a döndüğünde, yıllar önceki Kıpti mevzusundan dolayı niye cezalandırmadı?
Cevap: O hadise mürurızamana uğradı. Firavun değişti. Masum olduğunu anladılar. Hepsi mümkündür.

 

 

Sual: Hazret-i Âdem’in çocuklarının farklı batında doğanlarla evlilik yaptığını inkar etmek küfr müdür?
Cevap: Sarih ve kati nass olmadığı için küfr değildir. Ancak inkârı aklen mümkün değildir. Aksi takdirde nasıl çoğaldıkları izah edilemez.

 

Tavsiye Yazı —> Asrı Saadete Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler