Sual: Ulûm-i İslamiyye (İslam ilimleri) nelerdir?

Cevap: Müslümanların, beşikten mezara kadar, ilim öğrenmesi lazımdır. Müslümanların öğrenmesi lazım olan ilimlere (Ulum-i İslâmiyye) denir. Ulûm, ilim kelimesinin cem’i, yani çoğuludur. Ulum-i İslâmiyye, yani İslam bilgileri ulûm-i nakliyye ve ulûm-i akliyye olmak üzere ikiye ayrılır:

1 — Ulûm-i nakliyye: Bunlara din bilgileri de denir. Bu bilgiler, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından okuyarak öğrenilir. Din âlimleri, bu bilgileri, (Edille-i şer’iyye) denilen dört kaynaktan almışlardır. Bu dört kaynak, Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i şerifler ve İcma-ı ümmet ve Kıyas-i fukahadır.
Din bilgileri de iki kısma ayrılır: Ulum-i aliyye, yani yüksek din bilgileri ve Ulum-i ibtidaiyye, yani alet ilimleri. Yüksek din bilgileri 8 kısma ayrılır:
I: İlm-i tefsîr: Bu ilmin mütehassıslarına (Müfessir) denir. Müfessir demek, kelam-ı ilâhîden, murad-ı ilâhîyi anlayan derin âlim demektir.
II: İlm-i usûl-i hadîs: Bu ilim, hadislerin cinslerini ayırır.
III: İlm-i hadîs: Bu ilim, Peygamberimizin “sallallâhü aleyhi ve sellem” sözlerini, hareketlerini ve hallerini inceler.
IV: İlmi usûl-i kelam: Bu ilim, kelam ilminin, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden nasıl çıkarılacağını anlatır.
V: İlm-i kelâm: Kelam ilmi, kelime-i şehâdeti ve kelime-i tevhidi ve bunlara bağlı olan imanın altı şartını anlatır. Bunlar, kalp ile iman edilmesi lazım olan bilgilerdir. Kelâm âlimleri, Usûl-i kelâm ve kelâm bilgilerini birlikte yazmayı âdet etmişlerdir. Cahiller bunun için, bu iki ilmi tek bir kelâm ilmi sanmaktadır.
VI: İlm-i usûl-i fıkıh: Bu ilim, fıkıh bilgilerinin, Kur’ân-ı Kerîmden ve hadis-i şeriflerden nasıl çıkarılacağını bildirir.
VII: İlm-i fıkıh: Bu ilim, (ef’âl-i mükellefîn) i, yani akıl, baliğ olanların, beden ile nasıl hareket [ibadet] edeceğini bildirir. Beden için lazım olan bilgilerdir. (Ef’âl-i mükellefîn), farz, vâcip, sünnet, müstehab, mubah, haram, mekruh ve müfsid olmak üzere 8 kısım ise de, kısaca üçe ayrılabilir: Emredilen işler, yasak edilen işler, mubah olanlardır.
VIII: İlm-i tasavvuf: Bu ilme, (İlm-i ahlak) da denir. Kalp ile yapılması emir ve yasak edilen şeyleri bildirdiği gibi, imanın vicdanileşmesini ve fıkıh işlerinin, seve seve ve kolaylıkla yapılmasını ve marifete kavuşmayı sağlar.
Erkek ve kadın her müslümanın bu sekiz bilgiden, kelâm, fıkıh ve tasavvuf bilgilerini, yani İslamiyet’i lüzumu kadar öğrenmesinin farz-ı ayn olduğunu, öğrenmemek, suç, günah olduğu, Hadîka kitabının 323. sayfasında ve İbni Âbidîn önsözünde bildirilmiştir.

Bu 8 yüksek din bilgisini öğrenebilmek için lâzım olan alet ilimleri 12’dir.. Bunlar: Sarf, iştikâk, nahv, kitâbet, iştikâk-ı kebîr, lügat, metn-i lügat, beyân, me’ânî, bedî’, belâgât, inşâ ilmleridir. Bunlar, Hadîka’nın 328. ve Berîka’nın 329. sayfalarında yazılıdır. Din bilgileri, böylece yirmi olmaktadır.

Sarf (morfoloji), kelime bilgisi;  Nahv (sentaks) ise, cümle bilgisidir.

Belâgat, düzgün ve yerinde söz söylemeyi öğreten ilimdir. Meʽânî, beyân ve bedîʽ olmak üzere üçe ayrılır.

Beyân ile, terkiblerin, maksada delâletteki açıklığı anlaşılır; hakîkat, mecaz, kinâye, taʽrîz, teşbîh, istiʽâre gibi sanatlar üzerinde durulur.

Bediʽ, sözün garîb (alışılmadık) hitab ve kelimelerle söylenerek güzelleştirilmesidir (Rahman, arş üzerine istivâ etti, yani gâlib oldu, âyetinde olduğu gibi. Yine meselâ bir insanın çok misafirperver olduğunu anlatmak için, ocağında çok kül vardır demek gibi.)

Meʽânî, sözün ve terkiblerin, muktezâ-i hâl ve makâma mutâbık ve îcâzlı söylenmesidir (Başın sağolsun ile gözün aydın sözlerinin nerede söyleneceğini bilmek gibi).

İştikâk, aynı kökten türemiş birkaç kelimeyi bir araya getirmek demektir. (Meselâ, mesîh kelimesinin, seyahat veya mesh kelimesinden geldiğine dair ihtilaf vardır.)

İnşa’, talep ve haber, lafz ile mânânın münasebetini tespit eden; edatları, haber ve dilek sîgalarını (kiplerini) gösteren ilimdir. Kompozisyon için de inşa’ kelimesi kullanılmıştır.

Lügat, isim ve fiillerin değişik hallerine dairdir (Meselâ, sebîl ve tarîk yol mânâsına gelmekle beraber, birincisi hayırda kullanılır.) Lügat ilmini bilmek de, Arab lügatini ve bunun evdâʽını, sahîhini, mervîsini, mütevâtirini, red yollarını, mevdûʽ lügatları, fasîh, redî ve mezmûm şekillerini bilmek ve müfred, şâz, nâdir, müstaʽmel, mühmel, muʽreb, maʽrife, iştikak, hakîkat, mecâz, müşterek, ızdâd, mutlak, mukayyed, ibdâl, kalb denilen lügat bilgilerinde üstad olmak demektir.

Kitâbet, usûlüne muvâfık yazmak; hitâbet ise usûlüne mutâbık konuşmak sanatıdır.

Mantık ise, doğru muhâkeme ve doğru düşünmeyi öğreten ilimdir. İslâm ahkâmına uyan, râsih ilimli âlimlere, taraf-ı ilahîden vâsıtasız olarak ihsan edilen ilme, mevhibe veya ilm-i kalb denir. Nitekim hadîs-i şerîfte, “İlmi ile amel edene, Allahü teâlâ bilmediklerini bildirir” buyurulmuştur. Kur’an-ı kerîmi anlamak için başka yardımcı ilimler de vardır ki, umumiyetle bu sayılanlara dâhil edilebilir.

2 — Ulum-i akliyye: Bunlara tecribî ilimler de denir. Bunlar, fen bilgisi, edebiyat bilgisi olarak ikiye ayrılır. Müslümanların, bu ilimleri öğrenmeleri farz-ı kifâyedir. Naklî ilimlerden lazım olduğu kadarını ve harpte kullanılan silahları öğrenmek farz-ı ayndır. Lüzumundan fazla olanları ve harpte kullanılan silahlarda, mütehassıs olmak farz-ı kifâyedir. Bir şehirde bu bilgileri bilen bir âlim, yapan sanat merkezleri bulunmazsa, şehirde bulunanların hepsi ve hükümet adamları günaha girmiş olur.

Naklî ilimler zamanla değişmez. Kelâm bilgilerinde fikir yürüterek yanılmak, yanlış düşünmek, özür olmaz, suç olur. Fıkıhtaki işlerde, İslamiyet’in gösterdiği özürlerle, İslamiyet’in bildirdiği değişikliklerden, kolaylıklardan istifade olunur. Kendi düşüncesi, görüşü ile değişiklik yapmak, din işlerinde reform yapmak hiç caiz değildir. Dinden çıkmaya sebep olur. Ulûm-i akliyyede değişiklik, yenilik, ilerlemek câiz ve lazımdır. Bunları gayrimüslimlerden de arayıp, bulup öğrenmek, yapmak lazımdır.

Kaynak: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler